TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABUBEKİR YEŞİLKAYA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3973)
Karar Tarihi: 8/12/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucular
:
1. Abubekir YEŞİLKAYA
2. Fatma YEŞİLKAYA
3. Serkan YEŞİLKAYA
4. Nargül YILMAZ
5. Erkan YEŞİLKAYA
6. Sevgül YEŞİLKAYA
Vekili
:
Av. Adem ÇALİŞCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanmasısonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili birsoruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/3/2014 tarihinde İstanbul 17. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru, idari yönden yapılan ön incelemeneticesinde Komisyona sunulmuştur.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 13/1/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/1/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş4/2/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 10/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir.
7. Bölümler Başraportörlüğü, bireysel başvuru formunun Av. AdemÇalişci tarafından imzalanmış olmasına rağmen başvuruculardan Sevgül Yeşilkaya,Serkan Yeşilkaya, Nargül Yılmaz ve Erkan Yeşilkaya'ya ait vekâletnamelerinbireysel başvuru dosyasına eklenmediğini tespit etmiştir.
8.Anılan kişilere ait vekâletnamelerin on beş gün içinde AnayasaMahkemesine gönderilmesi, tespit edilen eksikliklerin geçerli bir mazeretolmaksızın tamamlanmaması hâlinde adı geçen kişilere ait başvurununreddedileceği kaydını içeren 10/5/2016 tarihli müzekkere 13/5/2016 tarihindeAv. Adem Çalişci'ye tebliğ edilmiştir.
9. Av. Adem Çalişci eksiklik bildirimine ilişkin cevap dilekçesini24/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
10. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturmadosyasından tespit edilen olaylar özetle şöyledir:
11. İlk iki başvurucunun oğlu ve diğer başvurucuların kardeşi1986 doğumlu Ercan Yeşilkaya, Akdağmadeni İlçe Jandarma Komutanlığı emrindeasker iken 14/7/2010 tarihinde ateşli silah yaralanması sonucu vefat etmiştir.
1. Ercan Yeşilkaya'nın Askere Alınması ve Ölümü
12.Başvurucuların yakını Ercan Yeşilkaya 17/8/2009 tarihindeaskere sevk edilmiş ve 20/8/2009 tarihinde 121'inci Jandarma Er Eğitim AlayKomutanlığına (Hatay) teslim olmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ErcanYeşilkaya'nın askere alınmadan önce yahut askerliğe sevk işlemleri sırasındaherhangi bir psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olduğuna dair bir kayıt mevcutdeğildir.
13. Ercan Yeşilkaya, Hatay'daki askerlik eğitimini tamamlamasınımüteakip 9/11/2009 tarihinde Yozgat/Akdağmadeni İlçe Jandarma Komutanlığınateslim olmuştur. Ercan Yeşilkaya, 1/12/2009 tarihinde yapılan psikososyal risk faktörü tarama anketinde herhangibir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını belirtmiştir.
14. Ercan Yeşilkaya, dış koruması Akdağmadeni İlçe JandarmaKomutanlığınca yapılan Akdağmadeni K-1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda14/7/2010 tarihinde 22.00 ile 00.00 saatleri arasında nöbetçi olduğu için nöbetarkadaşları J.Er M.U. ve J.Er S.K. ile birlikte anılan ceza infaz kurumunagitmiş ve ceza infaz kurumunun arka tarafında bulunan (2) no.lu nöbetkulübesinde yerini almıştır.Nöbet yeri kontrol defterine göre ceza infazkurumunun ön tarafında bulunan (1) no.lu nöbet kulübesinde J.Er M.U.; cezainfaz kurumunun arka tarafında bulunan (2) no.lu nöbet kulübesinde ise J.ErS.K. ve Ercan Yeşilkaya nöbetçidir.
15. Nöbet yeri kontrol defterine göre nöbet yeri saat 23.00'teUzman Jandarma Kad.Çvş.F.K. tarafından kontrol edilmiş ve bu denetim esnasındadurumun normal olduğudeğerlendirilmiştir.
16.Saat 23.35 sularında Ercan Yeşilkaya'nın nöbetçi olduğuyerden bir el silah sesi duyulmuş, silah sesinin geldiği yöne gidilmesi üzerineErcan Yeşilkaya'nın nöbet kulübesine yakın bir yerde çenesinin alt kısmındangiren ve başının arka kısmından çıkan bir mermiyle vurulmuş bir vaziyetteolduğu görülmüştür. Ölüm olayı sonrasında düzenlenen 15/7/2010 tarihlitutanakta J.Er Ercan Yeşilkaya'nın saat 23.35 sularında intihar ettiğibelirtilmiştir.
2. Ceza Soruşturması Süreci
a. Soruşturma Kapsamında Yapılan İlk İşlemlerve Alınan Raporlar
17. Olay hakkında kendisine bilgi verilen Akdağmadeni NöbetçiCumhuriyet Savcısı, olay yeri inceleme ekibinin ceza infaz kurumunayönlendirilmesini istemiş; ardından kendisi de zabıt katibi, nöbetçi adli hekimve diğer bir görevli ile birlikte saat 00.30 sularında olay yerine intikaletmiştir. Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatları doğrultusunda olay yeriincelemesi ile ölü muayene işlemleri gerçekleştirilmiş, bu kapsamda maktulünellerinden svaplar alınmış, olay yerinin krokisi çizilmiş ve fotoğraflarıçekilmiştir. Olay yerinde bulunan 747100 seri numaralı G-3 piyade tüfeği ilediğer deliller muhafaza altına alınmıştır.
18.Yapılan ölü muayene işlemi sırasında Ercan Yeşilkaya'nınkamuflajının cebinde bir not bulunmuştur. Not bulunan kağıtta "Kendimi öldürmemde hiçbir şey ve de hiçkimsesebep olmamıştır (Bıktım). Kendi irademle olmuştur. Ercan Yeşilkaya"yazılı olduğu tespit edilmiştir.
19.Ölü muayene işlemine katılan adli hekim, muhtemel ölümzamanının yaklaşık 2 saat öncesi olduğunu, sistematik otopsi yapılıpyapılmamasının Cumhuriyet Savcısının takdirinde olduğunu belirtmiştir. Bununüzerine Cumhuriyet Savcısı kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik otopsiyapılmasına karar vermiştir. Klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan16/9/2010 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:
"Dış muayene
177 cm boyunda, 25-30 yaşlarında, tahminen75-80 kg ağırlığında, siyah saçlı, buğday tenli, sünnetli erkek cesedinde ölükatılığının oluşup devam ettiği, ölü lekelerinin sırtta ve belde vücudun basıgörmeyen yerlerinde mutad renkte meydana geldiği görüldü.
1-Boyun öndementumun 3 cm altındaetrafındavurma halkası bulunan 6,5x4,5 cmebadında ateşli silah mermi çekirdeği girişyarası,
2-Saçlı deri oksipital bölge solunda kenarlarıdüzensiz 6,5x5 cm ebadında ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası görüldü.
(...)
Sonuç
(...)
1- Kişinin ölümünün ateşli silah mermiçekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kubbe-kaide kemikleri ve boyun omurkırıklarıyla karakterli beyin doku harabiyeti ve beyin zarları kanaması sonucumeydana gelmiş olduğu,
2- Kişinin vücudunda bir adet ateşli silahmermi çekirdeği giriş yarası mevcut olduğu,harici muayenede (1) no.da tarifedilen yarayı açan ateşli silah mermi çekirdeğinin beyin doku harabiyeti vebeyin zarları kanamasına neden olduğu, müstakilen öldürücü mahiyette olduğu,
3-Haricen (1) no.da tarif edilen ateşli silahmermi çekirdeği giriş yarası cilt ciltaltı bulgularına göredeğerlendirildiğinde; yapılan atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu,
4-Ateşli silah mermi çekirdeğinin kafatasıiçindeki seyir ve istikametinin önden arkaya, aşağıdan yukarıya ve sağdan solaolduğu,
5-Otopsi sırasında cesetten ateşli silah mermiçekirdeği elde edilemediği,
6-Kişiye ait kan ve idrarda uyarıcı-uyuşturucumaddelerin bulunmadığı, iç organ parçaları ve mide muhteviyatında aranangruplara ait toksik (zehirli) maddelerin bulunmadığı, kanda alkol bulunmadığıkanaatini bildirir otopsi raporudur.
20. Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın asker kişihakkında ve askerî mahalde gerçekleşmiş olması nedeniyle 29/7/2010 tarihindegörevsizlik kararı vermiş ve dosyayı görevli Askerî Savcılığa göndermiştir. Bukarar üzerine soruşturmaya Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Savcılığı (AskerîSavcılık) devam etmiştir.
21. Ercan Yeşilkaya'nın sağ ve sol el avuç içi ve el üstlerindenalınan svaplar ile hücum yeleği üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı KriminalDaire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı tarafından atış artığı analiziyapılmıştır.Hazırlanan 19/1/2011 tarihli uzmanlık raporuna göre ErcanYeşilkaya'ya ait svapların tümü üzerinde atış artıkları tespit edilmiştir.Ercan Yeşilkaya'ya ait hücum yeleğinin ön bölümünde de atış artıklarıbulunmuştur.
22.Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan ErcanYeşilkaya'ya ait 747100 seri numaralı G-3 marka silah ile on dokuz adet fişekile bir adet 7.62x51 mm çapında kovan gerekli tetkiklerin yapılması amacıylaJandarmaGenel KomutanlığıKriminal Daire Başkanlığı Balistik İncelemeLaboratuvarına gönderilmiştir. Balistik İnceleme Laboratuvarının 20/1/2011tarihli uzmanlık raporunda, 747100 seri numaralı silahın ateş etmesine manimekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, gönderilen on dokuz fişekten birkısmının deneme amaçlı kullanılması sonucunda patladığının görüldüğü,incelenmek için gönderilen 7.62x51 mm çap ve tipindeki bir adet kovanın 747100seri numaralı tüfek ile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır.
23. Askerî Savcılık, Ercan Yeşilkaya'nın kamuflajından çıkanintihar notunun müteveffanın elinden çıkıp çıkmadığının tespit edilmesiamacıyla da araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, intihar notu ile ErcanYeşilkaya'nın el yazı örneklerini içeren diğer bazı belgeleri Jandarma GenelKomutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı El Yazısı ve Doküman İncelemelaboratuvarına göndermiş ve intihar notunun Ercan Yeşilkaya'ya ait diğeryazılarla mukayese edilmesini ve nihayetinde bir rapor tanzim edilerek AskerîSavcılığa gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı ve Doküman İncelemeUzmanları K.Ç. ile N.A. tarafından hazırlanan 6/12/2010 tarihli uzmanlıkraporunda, gönderilen yazı örnekleri üzerinde Doküman İnceleme (VSC-5000) veMakroskop (LEICA M 420) cihazı ile fiziki, optik, karakteristik inceleme vekarşılaştırmalar yapıldığı belirtilmiş, yapılan bu incelemeler neticesindeintihar notunun Ercan Yeşilkaya'nın elinden çıktığı kanaatine varıldığıbildirilmiştir.
b. Başvurucular ile Tanık Olarak DinlenenKişilerin Beyanları
24. Başvuruculardan Abubekir Yeşilkaya, Akdağmadeni CumhuriyetBaşsavcılığına gönderdiği 16/7/2010 tarihli dilekçesinde oğlunun yaşamayıseven, psikolojik sorunları bulunmayan biri olduğunu, oğlu ile en son 12/7/2010tarihinde görüştüğünü, oğlunun bu görüşmede herhangi bir problemindenbahsetmediğini, şüpheli olan ölüm sebebinin tespiti için Adli Tıp Kurumundanrapor alınması gerektiğini belirtmiş ve oğlunun ölümüne sebebiyet verenşüphelilerin cezalandırılması talebinde bulunmuştur. Başvuruculardan anne FatmaYeşilkaya ile baba Abubekir Yeşilkaya soruşturma aşamasında alınan ifadelerindede benzer şekilde beyanda bulunmuş ve sorumluların cezalandırılması isteminiyinelemiştir.
25. Cumhuriyet Savcısı, olay günü müteveffa ile birlikte nöbettutan J.Er S.K. ve J.Er M.U.nun ifadesini 26/7/2010 tarihinde almıştır. J.ErS.K. ifadesinde özetle Ercan Yeşilkaya ile olay tarihinden önce bir defa nöbettuttuğunu, Ercan'ın 1989/3 tertip, kendisinin ise 1990/1 tertip olduğunu,Ercan'ın içine kapanık biri olması nedeniyle kendileriyle çok fazla diyalogkurmadığını, Ercan'ın devamlı kola ve sigara içtiğini, olay günü 22.00-00.00saatleri arasında J.Er M.U. ve Ercan Yeşilkaya ile birlikte nöbetçiolduklarını, kendisinin devriye görevini ifa ettiğini, Ercan'ın(2) no.lukulübede, J.Er M.U.nun ise(1) no.lu kulübede nöbetçi olduğunu,Ercan'ın olaygünü ceza infaz kurumunun arka tarafında bulunan ağacın yanında oturup sigaraiçtiğini, kolasının da yanında bulunduğunu, birkaç defa Ercan'ın yanınagittiğini fakat Ercan'ın konuşmadığını, devamlı yere bakarak sigara içtiğini,herhangi bir yazı yazdığını görmediğini, kendisinin saat 23.45 sularında J.ErM.U.nun yanında olduğunu ve ona devriye atıp geleceğini söylediğini, ceza infazkurumunun güney tarafına kadar yürüdüğünde bir silah sesi işittiğini, sesingeldiği tarafa koştuğunda Ercan'ı yatar vaziyette gördüğünü, "Ercan ne yaptın, Ercan kendini vurdu"diye bağırdığını, o esnada İnfaz Koruma Memuru M.G.nin de olay yerine geldiğini,Ercan'ın kalbini kontrol ettiğinde kalbinin atmadığını fark ettiğini, akabindehemen J.Er M.U.nun yanına koştuğunu, komutanlara haber verdiklerini, beş dakikasonra birçok komutan ile askerin geldiğini, kapıyı onlara açtığını, daha sonrakendisinin de fenalık geçirmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığınıbelirtmiştir. J.Er M.U. ifadesinde özetle Ercan Yeşilkaya'nın 1989/3 tertip,kendisinin ise 1990/1 tertip olduğunu, Ercan'ın kendileriyle pek diyaloğagirmediğini, sessiz ve sakin bir insan olduğunu, kimseye sıkıntısınıaçmadığını, olay tarihinden önce Ercan ile iki defa nöbet tuttuğunu, olay günüise 22.00-00.00 nöbetini Ercan ile birlikte tuttuklarını, kendisinin ceza infazkurumunun giriş tarafındaki (1) no.lu kulübede Ercan'ın ise (2) no.lu kulübedenöbetçi olduğunu, diğer arkadaşları J.Er S.K.nın ise ceza infaz kurumuetrafında devriye görevlisi olduğunu, olay günü herhangi bir anormallikgözlemlemediğini, nöbet tutmaya başlamalarından olay anına kadar hiçbirolumsuzluk yaşanmadığını, J.Er S.K.nin yerine birkaç defa kendisinin devriyeattığını, ilk yarım saat Ercan'ın da dolaştığını, Ercan'ın daha sonra kulübeninyanında oturmaya başladığını, Ercan'a canının sıkılması hâlinde ön taraftanöbet tutabileceğini söylediğini, Ercan'ın ise arka tarafta nöbet tutmanın dahaiyi olduğunu söylediğini, nöbetin bitmesine 15 dakika kala yani 23.45 sularındayanında bulunan J.Er S.K.ya devriye atmasını söylediğini, J.Er S.K.nın devriyeatmak için yanından ayrıldığını ancak daha ceza infaz kurumunun etrafınıdolanıp yanına gelmeden bir el silah sesi duyduğunu, sesin geldiği arka tarafadoğru gidecekken ceza infaz kurumunun kuzey köşesinde J.Er S.K. ilekarşılaştığını, J.Er S.K.nın "Ercankafasına sıktı, kendini vurdu" dediğini, J.Er S.K. ilekarşılaştığı esnada ceza infaz kurumunun batı tarafında ot tırpanlayan infazkoruma memuru M.G.nin ceza infaz kurumunun arkasına yani cesedin yanınageçtiğini, derhal komutanlarına haber verdiğini, komutanlar gelince J.ErS.K.nin baygınlık geçirdiğini ve hastaneye kaldırıldığını belirtmiştir.
26. Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizlik kararıvermesinden sonra Askerî Savcı, J.Er S.K. ile J.Er M.U.nun ifadesini tekrardanalmıştır. Erler, önceki ifadeleri ile benzer şekildebeyanda bulunmuştur.
27. Cumhuriyet Savcısı, J.Er S.K. ile J.Er M.U.nun ifadelerindeadı geçen infaz koruma memuru M.G.nin de ifadesini almıştır. İnfaz korumamemuru M.G. ifadesinde özetle olay günü ceza infaz kurumunda nöbetçi olduğunu,ceza infaz kurumunun kuzeyinde ot tırpanladığı esnada Ercan'ın yanına kadargeldiğini ve "kolay gelsin"dediğini, kendisinin de "sağ ol"dediğini, fazla muhabbet etmediklerini, akabinde saat 23.45 sularında bir silahsesi duyduğunu, bir askerin kaza ile ateş ettiğini veya bir mahkûmun kaçmayateşebbüs ettiğini düşündüğünü, nöbetçi askerin"gardiyan abi, gardiyan abi, yetiş" diye bağırması üzerinekendisinin de silah sesinin geldiği yöne doğru koştuğunu, nöbetçi J.Er S.K. ileceza infaz kurumunun kuzeybatısında karşılaştığını, nöbetçi askerin "kendini vurdu, kendini vurdu"diye bağırdığını, olay yerine gittiğinde çenesinin altından vurulmuş birvaziyette Ercan Yeşilkaya'yı gördüğünü belirtmiştir.
28. Ercan Yeşilkaya'nın ölümü üzerine olayın yaşandığı gün idaritahkikat başlatılmış ve bu kapsamda görevlendirilen İl Jandarma Komutanı birçokkişiyi tanık olarak dinlemiştir. Bu kapsamda dinlenen ve ifadesi cezasoruşturması dosyasına da giren Uzman Jandarma Kad.Çvş.F.K., olay günü nöbetçiastsubaylık görevini yürüttüğünü, akşam yoklamasından önce bütün erbaş ve erlerile saldırı tatbikatı yaptığı sırada nöbet mevziilerini kontrol ettiğini veanormal bir durum gözlemlemediğini, Ercan'ın sorun yaratmayan, görevinilayıkıyla yapan ve arkadaşlarıyla iyi geçinen bir asker olduğunu beyanetmiştir. İfadesi alınan İlçe Jandarma Komutanı Ö.O. ise olaydan 23.40sularında haberdar edilmesi üzerine olay yerine gittiğini ve Ercan Yeşilkaya'yıölü vaziyette gördüğünü, 6 Temmuz 2010 tarihine kadar birliğin aşçılığını yapanErcan'ın bu tarihten sonra aşçılık yapmak istemediğini ve bunaldığını beyan etmesiüzerine Ercan'ı J.Krk.K.lığı emrine verdiğini, Ercan'ın herhangi bir sağlıksorunu olmayan, arkadaşlarıyla iyi geçinen ancak içine kapanık ve sessiz birasker olduğunu, bu durumundan dolayı Ercan ile yakından ilgilendiğini, Ercan'ınnisan ayı içerisinde Kayseri J.Blg.K.lığından görevli olarak gelen PsikolojikDanışman ile de görüştürüldüğünü, herhangi bir sorununun bulunmadığını veRehberlik Danışma Merkezi kapsamında da olmadığını belirtmiştir. Dinlenen diğertanıklar da genel olarak Ercan Yeşilkaya'nın içine kapanık ve sessiz bir kişiolduğunu ifade etmiştir.
29. Askerî Savcı, müteveffanın psikolojik durumu ile ilgiliolarak Psikiyatri Uzmanı Hv.Tbp.Bnb.U.Ç.den bilirkişi mütalaası almıştır.Hv.Tbp.Bnb.U.Ç.nin mütalaası şöyledir:
"Dosya içerisindeki otopsi tutanaklarınıve tanık ifadelerini değerlendirdiğimde ölüm olayını silahlı intihar olarakdeğerlendirdim. Bu tarz intiharlar üzerine yapılan araştırmalarda intihardanölenlerin % 80-90'ında psikiyatrik bir rahatsızlık bulunduğu tespit edilmiştir.Ancak % 10-20'sinde hiçbir psikiyatrik rahatsızlık tespit edilmemiştir.Psikiyatrik geçmişi bulunan intihardan ölenlerin yaklaşık % 80'inde de tekbaşına ya da diğer psikiyatrik rahatsızlıklarla birlikte depresyon tablolarıgörüldüğü bildirilmektedir. Psikiyatrik tedavilerdeki gelişmelere rağmenintihar girişimleri ya da intihardan ölümlerde azalma olmamakta, aksineartmaktadır. Bu nedenle intiharın sadece psikiyatrik bir olay değil, hempsikiyatrik hem biyolojik, hem de sosyokültürel çevresi ile birlikte değerlendirmekdaha doğru bir yaklaşım olacaktır. Türkiye'de intiharlar en çok 15-35 yaşlararasında olmaktadır. Gençlerdeki intihar oranları gittikçe artmaktadır.Bayanlarda intihar girişimleri erkeklerden 3-4 kat daha fazla olmasına rağmenerkeklerde intihar nedenli ölüm sayısı bayanlardan daha fazladır. Amerika'dayılda yaklaşık 30 bin kişi intihardan ölmekte olup, ölüm nedenleri arasında 11.en sık nedendir. Bütün bu veriler birlikte değerlendirildiğinde intiharpsikiyatrik bir hastalıktan ziyade "hep kaybeden olma, çarenin olmadığı veçözüm bulamayacağı" düşünceleriyle daha ilişkili olarakdeğerlendirilmiştir. Ercan YEŞİLKAYA'nın ölüm olayı da psikiyatrik hastalıktandaha ziyade tanık ifadelerinden askerlik süreci değerlendirildiğinde "hepkaybeden olma, çarenin olmadığı ve çözüm bulamayacağı" düşünceleriyle dahailişkili olarak değerlendirilmiştir. İntihardan ölümleri engellemek içinalınacak önlemler intihardan ürünleri tamamen yok edemez. Kendi el yazısıylabıraktığı not ve tanık ifadelerinden kendisini intihara yönlendirebilecek birdış faktör bulunamamıştır."
c. Soruşturma Sonucunda Verilen Karar veSoruşturmanın Genişletilmesi
30. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tümverileri değerlendirerek Ercan Yeşilkaya'nın ölümünde ceza hukuku kapsamındaherhangi bir kişiye isnatta bulunulmasının hukuken mümkün olmadığı sonucunavarmış, 1/4/2011 tarihli ve E.2011/82, K.2011/28 sayılı karar ilekovuşturmayayer olmadığına karar vermiştir.
31. Başvuruculardan anne Fatma Yeşilkaya ile Abubekir Yeşilkaya30/11/2012 tarihli dilekçe ile özetle soruşturmanın etkili bir şekildeyürütülmediğini, gerek kasti gerekse ihmali her türlü davranışındeğerlendirilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, oğullarının olaytarihinden önce izne çıkmak istemesine rağmen bölük komutanının izinvermediğini, bu hususta bölük komutanının bilgisine başvurulmadığını, olay günüceza infaz kurumunda bulunan tüm memur ve askerî personelin bilgisinebaşvurulmadığını, diğer araştırılmasını istedikleri bazı olayların yeterince araştırılmadığınıbelirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir.
32. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı AskerîMahkemesi (Askerî Mahkeme) 25/12/2012 tarihli ve 2012/578 Müt. sayılı karar ilesoruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, GSM şirketleriile gerekli yazışmaların yapılarak müteveffanın bilinmeyen bir hattının bulunupbulunmadığının, eğer bulunuyor ise iletişimin tespiti kayıtlarında şüpheli birdurum olup olmadığının araştırılması gerektiği, müteveffayı olay yerinde ilkgören J.Er S.K. ile müteveffa arasında herhangi bir husumet bulunupbulunmadığının ve J.Er S.K.nin kişilik yapısının nasıl olduğunun araştırılarakşüphelerin giderilmesinin yerinde olacağı, J.Er M.U.nun ifadesinin yenidenalınarak olay yeri krokisinde silah sesini duyduğu anda nerede olduğunu ve J.ErS.K. ile nerede karşılaştığını göstermesinin gerekli olduğu, olay günü yapılantatbikatın planlı olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, ayrıca izin konusuile ilgili olarak bölük komutanın bilgisine başvurulması gerektiği sonucunavarmış, tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için dosyanın Askerî Savcılığagönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra dosyanın mahkemeyeiadesine karar vermiştir.
33.Askerî Savcılık, anılan karar üzerine Türkiye'de faaliyetgösteren GSM şirketleri ile yazışmalar yapmış ancak şüpheye neden olabilecekbir delil ve emareye ulaşamamıştır.
34. Askerî Savcılık, müteveffanın nöbet arkadaşı J.Er M.U.nunifadesini tekrardan almıştır. İfadesi alınan J.Er M.U. özetle silah sesigeldiği anda ceza infaz kurumunun ön tarafında bulunduğunu, silah sesiniduyduktan 6-7 saniye sonra sesin geldiği tarafa doğru koştuğunu, J.Er S.K.ninde binanın yan tarafından ağlayarak kendisine doğru geldiğini, J.Er S.K. ileüçüncü kulenin bulunduğu kısımda binanın yan tarafında karşılaştığını,J.ErS.K.nin sosyal ilişkilerinin normal olduğunu ve herhangi bir anormal hareketineşahit olmadığını, bildiği kadarıyla J.Er S.K. ile müteveffa arasında birhusumetin bulunmadığını, müteveffa kendilerinin üst devresi olduğundan onunladoğru düzgün dahi tanışamadıklarını, zaten müteveffanın da içine kapanık ve azkonuşan biri olduğunu, bu nedenle J.Er S.K. ile müteveffa arasında husumet veyadostluk olacak şekilde bir ilişkinin olmadığını, ayrıca olay günü karakolkomutanının emriyle tüm bölüğün katılımıyla yangın tatbikatının yapıldığınıbelirtmiştir.
35.Askerî Savcılık J.Er S.K.nin kişilik yapısının nasıl olduğunutespit edebilmek amacıyla adı geçen askerin özlük dosyasını ilgili askerlikşubesinden temin etmiştir. Temin edilen özlük dosyasında bulunan belgelerdeJ.Er S.K.nin psikolojik rahatsızlığının bulunduğuna dair bir kayıt mevcutdeğildir. Terhis belgesinden de J.Er S.K.nin askerliğe geç iltihak yahutaskerlikten firar gibi bir eyleminin olmadığı, ayrıca askerlik döneminde aldığıbir hapis cezasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
36. Müteveffanın izin talebiyle ilgili olarak Akdağmadeni İlçeJandarma Komutanının bilgisine başvurulmuştur.İlçe Jandarma Komutanı Ü.Ö.özetle olay tarihinden önce müteveffa Ercan Yeşilkaya'nın herhangi bir izintalebinde bulunmadığını, bölükte görevli erbaş ve erlerden izin talebindebulunanlara yasal izinlerinin verildiğini, bu konuda personele kesinlikle birmağduriyet yaşatılmadığını ifade etmiştir.
37. Askerî Savcılık olay günü yapılan tatbikat hakkında daçeşitli araştırmalar yapmış ve tatbikatın karakol komutanının emri ileyaptırıldığı, tatbikata tüm personelin katıldığı ve tatbikat esnasında tatsızbir olayın yaşanmadığı tespitlerinde bulunmuştur.
38.Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılanaraştırmaları da dikkate alarak 4/2/2014 tarihli ve 2013/607 müteferrik sayılıkarar ile itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
39.Başvurucular anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde(AYİM) tam yargı davası açtıklarına dair herhangi bir bilgi vermemiştir.Anayasa Mahkemesi, bu hususta bilgi edinmek maksadıyla AYİM GenelSekreterliğine 2/5/2016 tarihinde müzekkere yazmış ve söz konusu olay sebebiylebaşvurucular tarafından açılmış bir tam yargı davasının bulunup bulunmadığınısormuştur.AYİM Başkanlığı 5/4/2016 tarihli yazı ilekayıtlarında başvurucularadına bir davaya rastlanmadığını bildirmiştir.
B. İlgili Hukuk
40. Anayasa'nın 145. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Askerî yargıorganlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerîsavcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıklailişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenlenir."
41. 26/10/1963 tarihli ve 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu’nun “Bağımsızlık, teminat ve ödevler” başlıklı37. maddesi şöyledir:
“Askerî hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre görev yaparlar. Hiçbir organ, makam, merci veyakişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimatveremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Askerî hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Askerî hâkimler, Anayasada belirlenen hâkimlikve savcılık teminatı esasları çerçevesinde adalet, tarafsızlık, doğruluk vedürüstlük, tutarlılık, eşitlik, ehliyet ve liyakat ilkelerine göre görevyaparlar.
Askerî hâkimler azlolunamazlar. Bir mahkemeninveya kadronun kaldırılması nedeniyle de olsa aylık ve ödeneklerinden ve diğerözlük haklarından yoksun kılınamazlar ve bu Kanunda belirtilen istisnalardışında, kendileri istemedikçe altmış yaşını bitirinceye kadar emekliye sevkolunamazlar.
Ağır ceza mahkemelerinin görevine girensuçüstü halleri dışında, suç işlediği ileri sürülen askerî hâkimler,yakalanamaz, üzerleri, konutları ve araçları aranamaz, sorguya çekilemezler.Ancak durum, derhal Millî Savunma Bakanlığına bildirilir. Bu fıkra hükmüneaykırı hareket edenler hakkında genel hükümlere göre doğrudan doğruyasoruşturma ve kovuşturma yapılır.
Askerî hâkimlere Millî Savunma Bakanlığıtarafından mesleki unvanlarını gösterir kimlik belgesi verilir.”
42. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşuve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Mahkemekuruluşu” başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Askerî mahkemeler, bu Kanunda aksiyazılı olmadıkça üç askerî hâkimden kurulur.
Askerî mahkeme kurulunda bulunanların enkıdemlisi, mahkeme başkanlığı görevini yapar."
43.353 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Teşkilâtında askerimahkeme kurulan her kıta komutanı veya askeri kurum amirinin refakatinde biraskeri savcı ile yeteri kadar askeri savcı, yardımcı olarak bulunur."
44. 353 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Askeri mahkemelerinidari işleri ile askeri savcılıkların bütün işlemleri Milli Savunma Bakanınıngözetimine tabidir. "
45. 353 sayılı Kanun'un 95. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Teşkilâtında askerîmahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, suç evrakınıinceledikten sonra askerî savcıya gönderir ve şüphelinin tutuklanmasını istersebu husustaki istemini de bildirir. "
46. 353 sayılı Kanun'un 102. maddesi şöyledir:
"Teşkilâtında askerimahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri soruşturma safhasıhakkında, askeri savcıdan bilgi istiyebilir. "
47. 353 sayılı Kanun’un “Kovuşturmayayer olmadığına dair karara itiraz” kenar başlıklı 107. maddesişöyledir:
"Askerî savcı tarafından verilenkovuşturmaya yer olmadığına dair karar, teşkilâtında askerî mahkeme kurulankıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ile şüpheli ve suçtan zarar görenebildirilir.
Bu karara karşı teşkilâtında askerî mahkemekurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ya da suçtan zarar gören,kararın kendilerine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde kararı veren askerîsavcının teşkilâtında olduğu askerî mahkemeye yer itibarıyla en yakın askerî mahkemedeitiraz edebilirler. En yakın askerî mahkemenin tayininde kararsızlık olursa, buhusus Millî Savunma Bakanlığınca giderilir. İtiraz isteminde kamu davasınınaçılmasını haklı gösterecek olaylar ve deliller gösterilir."
48. 24/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 86/11092sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin(Yönetmelik) Ercan Yeşilkaya'nın askerliğe alındığı tarihte yürürlükte bulunan4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Yönetmeliğe bağlı ekler aşağıdagösterilmiştir:
1) TürkSilahlı Kuvvetlerinde görevli general, amiral, üstsubay, subay, yedek subay,astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, Askerî öğrenci, yedek subay adayları,yükümlüler ve erlerin sağlık yeteneklerine göre gruplandırmalarını gösterenHastalık ve Arızalar listesi."
49. Anılan Yönetmelik'in Ercan Yeşilkaya'nın askere alındığıtarihte yürürlükte bulunan 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yükümlülerin ilk sağlık muayeneleriAskerlik Kanunu gereğince son yoklama sırasında askerlik şubelerinde toplananaskerlik meclisindeki iki tabip (birisi sivil olabilir) tarafından aşağıdakişekilde yapılır.
1) Ruhve beden durumları ile iç organları dikkatle gözden geçirilir, nabız sayılır,kan basıncı ölçülür, çıplak olarak belirlenen boy ve kilolar tespit edilir.Soluk alma ve vermedeki göğüs genişlikleri ve muayene sonunda bulunan hastalıkve arızalar kaydedilir. Yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızasıolup olmadığına ilişkin ve muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınmasıbulunup bulunmadığına ilişkin ekte yer alan Yükümlülere YoklamalardaUygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formuna uygun yazılı beyanı alınır.Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızasına ilişkin elinde mevcut bulunantıbbi belgelerin birer örnekleri de alınarak yükümlünün beyanı ile birlikteaskerlik şubesinde muhafaza edilir.
2)Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızası ya da fizik muayene ile saptananbozuklukları nedeniyle muayene sonucunda karar verilemeyenlerle gözlem altındabulunmaları, uzman tabip tarafından değerlendirilmeleri veya laboratuar ya dagörüntüleme tetkikleri gibi ileri tetkiklerle değerlendirilmeleri gerekenler enyakın asker hastanesine gönderilir."
50. Anılan Yönetmelik'in ErcanYeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 6. maddesi şöyledir:
"Askerlik çağına girenyükümlüler, son yoklamaları sırasında askerlik meclislerinde veya askerhastanelerinin sağlık kurullarında, askerliğe elverişli olanlar ve askerliğeelverişli olmayanlar olmak üzere gruplandırılır.
1)Askerliğe elverişli olanlar: Sağlık yetenekleri bakımından hiçbir hastalık vearızası bulunmayanlar ile hastalık ve arızaları, Hastalık ve ArızalarListesinin A dilimlerine girenlerdir.
2)Askerliğe elverişli olmayanlar: Hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar ListesininB ve D dilimlerine girenlerdir."
51. Anılan Yönetmelik'in ErcanYeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesi şöyledir:
"Son yoklamaları yapılan yükümlüler,askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olmak üzeregruplandırılır.
Sonyoklamaları sırasında askerlik meclislerince; askerliğe elverişli olmadığıtespit edilen yükümlüler, askere alınmazlar. Bunlardan arızaları gözlegörülebilecek kadar belirgin olanların raporlarına, arızayı gösteren ön ve heriki yan cepheden çekilmiş üçer adet boy fotoğrafı eklenerek üç nüsha, yabancıaskerlik şubesince işlem yapılıyor ise dört nüsha rapor düzenlenerek onaymakamlarına gönderilir ve onaylanan raporlar kesinleşir. Kesinleşen raporlardanbiri ilgiliye verilir, biri onay makamınca, diğeri ise yerli ve yabancıaskerlik şubesi başkanlığınca muhafaza edilir.
Sağlıkdurumları geçici olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlülere ertesi yılabırakma, sevke tabi olanlara sevk tehiri kararı verilir ve üç nüsha rapor düzenlenerekonay makamlarına gönderilir. Raporları onaylanan bu yükümlülere ertesi yılabırakma veya sevk tehiri işlemi yapılır. Onay makamlarınca tekrar muayenesinelüzum görülen yükümlüler, yeniden muayeneye gönderilir ve bunlara muayenesonucu alacakları rapor kararlarına göre işlem yapılır. Ertesi yılabırakılanlar veya herhangi bir sebeple bir defadan fazla sağlık muayenesinetabi tutulanlar hakkında, her bir işlem öncesinde Yükümlülere YoklamalardaUygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formu doldurtulur.
Tabipler tarafından kesin kararverilemeyenler, en yakın asker hastanelerine gönderilir. Bunların kesinkararları, bu hastanelerin sağlık kurullarınca verilir."
52. Anılan Yönetmelik'in Ercan Yeşilkaya'nın askerlik yaptığıdönemde yürürlükte bulunan 15. maddesi şöyledir:
"Askere alındıktan sonra askerhastanelerinin sağlık kurullarından "Askerliğe Elverişli Değildir"kararı alan erler, raporlarının onaylanmasını beklemek üzere bu hastanelertarafından yerli kayıtlı bulunduğu askerlik şubesi emrine gönderilir. Ayrıcadurum silah altında bulunanların birliklerine duyurulur. Terhis işlemleri,raporları ilgili makamlarca onaylanıp askerlik şubesine geldikten sonra ilgiliyönergeye göre yapılır. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlargerektiğinde ilgili makamlarca yeniden asker hastanelerinin sağlık kurullarınamuayeneye gönderilerek alacakları son rapor kararına göre, ilgili yönergegereğince işlem görür. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlaremsalinin kanunda yazılı yaş sınırı dışına çıkma tarihine kadar Milli SavunmaBakanlığınca gerektiğinde tekrar muayene ettirilerek alacakları son raporkararına göre işlem görür."
53. Anılan Yönetmelik'in 16. maddesi şöyledir:
"Geçici hastalık veya arızaları olanyükümlülerle er ve erbaşlara aşağıdaki işlemlerden biri yapılır.
1)Ertesi yıla bırakma,
2)Sevki geciktirme,
3) Havadeğişimi.
Buişlemleri gerektiren hastalık ve arızalar bu yönetmeliğin arızalar listesinin Cdilimlerinde gösterilmiştir."
54. Anılan Yönetmelik'in ErcanYeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 17. maddesi şöyledir:
"Son yoklamada veya son yoklamadan sonragönderildikleri sağlık kurullarında yapılan muayeneleri sonucu geçici birhastalık veya arızaları tesbit edilenlere ertesi yıla bırakma işlemiyapılır."
55. Anılan Yönetmelik'in ErcanYeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 18. maddesi şöyledir:
"Askerliklerine karar verilenyükümlülere, sevkleri tarihine kadar geçecek süre içerisinde, hastalanır veyaarızalanırlarsa, askerlik şubelerince gönderilecekleri sağlık kurullarındamuayene sonucu alacakları raporlara göre sevki geciktirme işlemi yapılır."
56. Anılan Yönetmelik'in olayın gerçekleştiği dönemde yürürlüktebulunan 19. maddesi şöyledir:
"Askerlik şubelerince birliklerinesevklerinden sonra geçici bir hastalığı tesbit edilen er ve erbaşlara havadeğişimi işlemi yapılır."
57. Anılan Yönetmelik'e ekli Hastalık ve Arızalar Listesi'nin "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları"üst başlıklı 15 ila 18. maddelerinde ruh sağlığı bozukluklarının farklıçeşitleri A, B, C ve D şeklinde kısımlara ayrılarak ayrıntılı şekildebelirtilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
58. Mahkemenin 8/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
59. Başvurucular;
i. Yakınları Ercan Yeşilkaya'nın askerlik hizmetini ifaetmekte iken ateşli silah yaralanması sonucu vefat ettiğini, olay hakkındayürütülen soruşturma sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiğigerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ölüm olayının "intihar" olarakdeğerlendirilmesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğuyükümlülükleri ortadan kaldırmadığını, devletin yaşam hakkını korumayükümlülüğünün bulunduğunu,bu kapsamda yükümlülerin askere alınmadan önceyeterli bir tıbbi muayeneden geçirilmesi gerektiğini, askerlik hizmeti boyuncada periyodik bir muayene sisteminin kurulmasının gerekli olduğunu, askerealınmadan önceki son muayene işlemlerinin yüzeysel olduğunu, yakınlarının içinekapanık biri olduğu yönündeki tanık beyanlarına rağmen yakınlarının askerliğekabulünden ölümüne kadar ruhsal durumuna ilişkin herhangi bir tetkiktengeçirilmemiş ve bir psikologla görüştürülmemiş olmasının ölüm olayına zeminhazırladığını, dolu şarjör ile silahın ayrı ayrı askerlerde bulunmasıgerektiğini, yakınlarının izin istemesine rağmen bu iznin verilmediğinibelirterek yaşam hakkının maddi boyutunun,
ii. Ölümün meydana geldiği koşulların tam olarak açıklığakavuşturulmadığını, yetkililer tarafından kabul edilen intihar iddiasının makulolmadığını, tanıkların ifadelerinin bağımsız ve sivil görevliler tarafındanalınmadığını, soruşturmayı yürüten savcı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararınayapılan itirazı inceleyen Askerî Mahkemenin başkan ve üyelerinin bir nevi askerolduğunu, bu kişiler tarafından yapılan soruşturmanın bağımsız ve tarafsızolamayacağını, yakınlarının sadece elbiselerinden svap örneğinin alındığınıancak el svapları örneğinin alınmadığını, yakınlarını vurulmuş vaziyette ilk görenve muhtemel şüpheli konumunda olan tanıkların el ve üstlerinden svapörneklerinin alınmamasının bir eksiklik olduğunu, askerî hiyerarşi altındabulunan tanıkların bağımsız beyanda bulunamadığını, intihar notundaki elyazısının kime ait olduğuna ilişkin raporun tarafsız ve sivil bir bilirkişitarafından hazırlanmamasının soruşturmanın eksik yürütüldüğünü gösterdiğini,ölüm saatinin net olarak tespit edilemediğini, olayla ilgili ceza infaz kurumuçalışanları ile askeri personelin ifadelerine başvurulmadığını belirterek yaşamhakkının usul boyutunun,
ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespit edilmesi,soruşturmanın yenilenmesi ve taraflarına maddi ve manevi tazminat ödenmesitaleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
60.Mevcut başvuru, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki tavsifi ile uyumlu olarak yaşam hakkının maddi ve usul boyutu yönündenayrı ayrı incelenecektir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
61. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 59)yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
62. Bakanlığın görüş yazısında kabul edilebilirlik incelemesiile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında ulusalyetkililerce ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun veyeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (AİHS) anlamında bundan böyle mağdur olduğunu ileri süremeyeceğininkabul edildiği, yaşam hakkı kapsamında etkilibir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğün her olaydamutlaka ceza hukuku yollarının bulunmasını zorunlu kılmadığı, yaşam hakkınayönelik ihlal iddialarının kasıtlı bir eylem ile gerçekleştirilmediğidurumlarda mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarınınaçık olmasının yeterli olabileceği, ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturmasonucunda müteveffanın ölüm nedeninin ve ölümünü çevreleyen koşulların ortayakonduğu, ancak AYİM nezdinde tam yargı davası açıldığına ilişkin bir bilgininbaşvuru dosyasında bulunmadığı, bu kapsamda başvurucuların mağdur sıfatınındeğerlendirilmesi bakımından AYİM'den bilgi istenilerek başvurucuların AYİMnezdinde tam yargı davası açıp açmadığının ve Milli Savunma Bakanlığıtarafından başvuruculara herhangi bir tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığınınaraştırılmasının uygun olacağı, öte yandan Abubekir Yeşilkaya ile FatmaYeşilkaya dışındaki başvurucuların reşit olmalarına rağmen ceza soruşturmasınakatılmadıkları, söz konusu başvurucular yönünden başvuru yollarının tüketiliptüketilmediği hususunun da incelenmesi gerektiği, anılan hususların kabuledilebilirlik incelemesi bakımından göz önünde tutulması gerektiğibelirtilmiştir.
a. Abubekir Yeşilkaya ve Fatma YeşilkayaDışındaki Başvurucular Yönünden
63.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.maddesinin (1), (4) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarakdoğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıylayapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esaslarİçtüzükle düzenlenir.
(...)
(4) Başvurucu bir avukat tarafından temsilediliyorsa, vekâletnamenin sunulması gerekir.
(...)
(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklikbulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi içinbaşvurucu veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir vegeçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumundabaşvurunun reddine karar verileceği bildirilir."
64. İçtüzük'ün "Başvurucununtemsili" kenarbaşlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"(1) Bireysel başvuru, bizzat başvurucu, kanuni temsilcisi ya da avukatıtarafından yapılabilir. Avukat veya kanuni temsilci aracılığıyla yapılanbaşvurularda temsile dair yetki belgesinin sunulması zorunludur."
65. İçtüzük'ün "Yazışmalar"kenarbaşlıklı 69. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(2) Bireysel başvuru dosyalarınıntekemmül ettirilmesine ilişkin olarak duruma göre Genel Sekreterlik, Komisyonya da Bölümler tarafından verilen ve asgari onbeş gün olan süreler kesin olupbu süreler içinde usulüne uygun olarak gönderilmeyen bilgi ve belgeler, başvurunundeğerlendirilmesinde dikkate alınmaz ve dosyaya dâhil edilmez."
66. Başvurucular, 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (1)numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvurularını Kanun'da ve İçtüzük'tebelirtilen düzenlemelere uygun olarak yapmak zorundadırlar (Mehmet Encu ve diğerleri, B. No:2014/11864, 24/2/2016, § 29). 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (4) numaralıfıkrasına göre başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa,vekâletnamenin Anayasa Mahkemesine sunulması gerekir.
67. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasında,başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde bu eksikliğingiderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline on beş günü geçmemek üzere birsüre verileceği ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğintamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği öngörülmüştür (Mehmet Encu ve diğerleri, § 30). AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 69. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvurudosyalarının tekemmül ettirilmesine ilişkin olarak duruma göre GenelSekreterlik, Komisyon ya da Bölümler tarafından verilen ve asgari on beş günolan sürelerin kesin olacağı, süresiiçerisinde gönderilmeyen bilgi vebelgelerin başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı ve dosyayadâhil edilmeyeceği hükmü bulunmaktadır.
68. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde, bireyselbaşvuru formunun Av. Adem Çalişci tarafından imzalanmış olmasına rağmenbaşvuruculardan Sevgül Yeşilkaya, Serkan Yeşilkaya, Nargül Yılmaz ve ErkanYeşilkaya'ya ait vekâletnamelerin bireysel başvuru dosyasına eklenmediği tespitedilmiştir. Adı geçen başvurucuların nüfus kayıtları incelendiğinde başvurutarihi itibarıyla tamamının reşit olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine 10/5/2016tarihli müzekkere hazırlanmış ve anılan başvuruculara ait vekâletnameleringeçerli bir mazeret olmaksızın on beş günlük kesin süre içinde tamamlanmamasıdurumunda başvurunun reddedileceği hususu, usulüne uygun olarak 13/5/2016tarihinde Av. Adem Çalişci'ye tebliğ edilmiştir (§§ 7, 8). Tespit edileneksiklikler en geç 30/5/2016 tarihinde tamamlanarak Anayasa Mahkemesinegönderilmesi gerekirken on beş günlük kesin süreden sonra 24/6/2016 tarihindeAnayasa Mahkemesine gönderilmiştir.
69. Av. Adem Çalışci 24/6/2016 tarihli dilekçesine adı geçenbaşvuruculardan Sevgül Yeşilkaya, Serkan Yeşilkaya ve Erkan Yeşilkaya'ya aitvekâletnameleri eklemiş ve bu başvurucuların cenazelerinin bulunması nedeniyleİstanbul dışında olduklarını, iletişim için İstanbul'a dönmelerini beklediğini,bu sebeple on beş günlük sürenin yeterli olmadığını belirterek mazeretininkabul edilmesini ve vekâletnamelerin süresi içerisinde gönderilmiş sayılmasınakarar verilmesini talep etmiştir.
70. Hangi hâllerin haklı mazeret olduğunun önceden belirlenmesimümkün olmadığından Anayasa Mahkemesi, ileri sürülen mazeretin haklı olupolmadığını her başvuruda, olayın özelliklerini dikkate alarakdeğerlendirmektedir (Yasin Yaman,B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 21).
71. Somut olayda Av. Adem Çalişci, adı geçen başvurucularıncenaze merasimi nedeniyle İstanbul dışında olduğunu belirtmekle birlikte budurumum vekâletname sunulmasına niçin engel oluşturduğuna dair herhangi biraçıklamada bulunmamıştır. Bu durum dikkate alındığında, eksikliğin geçtamamlanmasına sebep olarak gösterilen hususun geçerli bir mazeret kabuledilebilmesi için yeterli somutlukta bir açıklamada ve kanıtlamadabulunulmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki adı geçen başvurucuların sırf ildışında bulunması, Av. Adem Çalişci'ye vekâlet verilmesine engel teşkiletmemektedir.
72. Açıklanan nedenlerle, tespit edilen eksikliklerin on beşgünlük kesin sürede geçerli bir mazeret olmaksızın tamamlanmadığıanlaşıldığından, Abubekir Yeşilkaya ve Fatma Yeşilkaya dışındaki başvurucularyönünden başvurunun reddine karar verilmesi gerekir.
b. Abubekir Yeşilkaya ve Fatma YeşilkayaYönünden
73. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncelve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru hakkına sahipoldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği yaşamınıkaybeden kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölümolayı nedeniyle ölen kişilerin mağdur olan yakınları tarafındanyapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda müteveffa ErcanYeşilkaya, başvurucular Abubekir Yeşilkaya ile Fatma Yeşilkaya'nın oğludur. Bunedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
74. Somut olayda başvurucular, söz konusu ölüm olayı nedeniyleAYİM nezdinde tam yargı davası açmamış olmakla birlikte ölüm olayı hakkındayürütülen ceza soruşturmasında müşteki sıfatıyla yer almış ve Askerî Savcılığınkovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptıkları itirazın reddedilmesi üzerinesüresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ceza soruşturması sürecindeoğullarının yetkili makamların ihmali sonucu öldüğü iddiası da dâhil yaşamhakkı bağlamında çeşitli iddialar ileri süren başvurucular, ölüm olayı hakkındayürütülen ceza soruşturmasına katılmakla iddiaları bakımından uygun bir hukukiyolu kullanmıştır. Askerde şüpheli ölüm vakıaları nedeniyle yürütülen cezasoruşturmasına katılan fakat AYİM'de tam yargı davası açma yolunu tercihetmeyen başvurucuların ceza soruşturması sürecinin kesinleşmesinden sonra yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireyselbaşvurularda başvuru yollarının tüketilmesi koşulu bakımından ceza soruşturmasıyolunun yeterli görülmesi ve bu bağlamda yaşam hakkının hem maddihem usuleilişkin boyutunun incelenmesi, Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği negatifve pozitif yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin tespit edilmesibakımından yerinde olacaktır. Başvurucuların AYİM'de tam yargı davası açmayolunu tercihetmeleri hâlinde ise somut olayın koşullarına göre yaşam hakkınınmaddi boyutu yönünden aksi bir tutum benimsenebilir. Dolayısıyla cezasoruşturmasının kesinleşmesi üzerine yapılan mevcut başvurunun başvuruyollarının tüketilmesi koşulunu karşıladığı değerlendirilmiştir (Benzer yöndekiAİHM kararları için bkz. Ömer Aydın/Türkiye,B. No:34813/02, 25/11/2008, §§ 38-40;MehmetKöse/Türkiye, B. No: 10449/06, 1/4/2014, §§ 52-54;Abdullah Yılmaz/Türkiye, B. No: 21899/02,17/6/2008, §§ 46-48).
75.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşamhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
76. Yukarıda belirtildiği üzere (bkz. § 60) başvurucuların yaşamhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının yaşam hakkının maddi ve usuleilişkin boyutu yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
a. Yaşam Hakkının MaddiBoyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
77. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 59-i) yaşam hakkının maddi boyutunun ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuların iddiaları dikkate alındığında, yaşamhakkının maddi boyutunun Ercan Yeşilkaya'nın yaşamının kendi eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı iddiası kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
78. Bakanlık görüşünde başvuruya konu şikâyetlerin yaşam hakkıkapsamında incelenmesinin doğru olacağı belirtilmiş; akabinde ise askerlikhizmeti sırasında meydana gelen ölüm olayları ile ilgili AİHM ve AnayasaMahkemesi içtihatlarına yer verilmiştir.
79. Bakanlık görüşünde somut olayla ilgili olarak,başvurucuların yakını Ercan Yeşilkaya'nın gerek askerlik hizmetine başlarkengerekse askerlik hizmeti sırasında psikolojik bir rahatsızlığının bulunmadığı,Ercan Yeşilkaya'nın kendisinin de bu yönde bir sıkıntısını dile getirmediği,tanık beyanlarına göre sessiz bir kişiliğe sahip olan Ercan Yeşilkaya ileyakından ilgilenildiği, bu kapsamda Ercan Yeşilkaya'nın psikolojik danışman ilede görüştürüldüğü ancak Rehberlik Danışma Merkezi kapsamına alınmadığı, AİHMiçtihatları dikkate alındığında yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilipedilmediği konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
80. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı sundukları beyandilekçesinde başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
81. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
82. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını korumahakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardanolup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyinyaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitifbir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkınıgerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinineylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).
83. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahipolduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göredevletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölümolaylarında, Anayasa’nın 17. maddesi devlete elindeki tüm imkânları kullanarakbu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olankişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerindurdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirlerialma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşamhakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
84. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gereklitedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için degeçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendikontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir riskolduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespitetmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makulölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerindenbeklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekmektedir. Ancak özellikleinsan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerekyapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitifyükümlülük, yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, basit bir ihmali veyadeğerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî yetkililere atfedilebilipatfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 74).
85. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem veetkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan riskseviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerinbulunması gerekmektedir. Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı içinözellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli vepsikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uyguntedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde,askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunanaskerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkintedbirlerin ve emir komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafındanişlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerinöngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygundenetimlerden geçirilmesi ve askerlik öncesinde ve sırasında kişilere gereklidenetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri, §§ 75, 76).
86. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idaribir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerinyaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir. Başvurucular tarafından bukonuda ileri sürülen bir eksiklik bulunmadığı gibi başvuru konusu olayaçısından Anayasa Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi ve incelenmesi gerekenbir hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.
87. Başvuru konusu olay açısından yukarıda yer verilen ilkelerçerçevesinde devletin Ercan Yeşilkaya'nın yaşamını kendi eylemine karşı korumayükümlülüğünün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikliolarak askerî yetkililerin Ercan Yeşilkaya'nın intihar etme riskini bilipbilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması,böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde gerekli tedbirleri alıpalmadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
88. Ercan Yeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlüktebulunan Yönetmelik'in 5. maddesinde, askerlik çağına giren yükümlülerin askerealınmadan önce sağlık muayenesinden geçirileceği, bu muayene sırasındayükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızasının bulunup bulunmadığınave muayene esnasında herhangi bir sağlık yakınmasının olup olmadığına ilişkinyazılı beyanının alınacağı belirtilmiştir (bkz. § 49). Aynı Yönetmelik'in ErcanYeşilkaya'nın askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesinde isesağlık kontrolleri neticesinde askerliğe elverişli olmadığı tespit edilenyükümlülerin askere alınmayacağı belirtilmiş; sağlık durumları geçici olarakbozuk olan son yoklamaya tabi yükümlüler hakkında ertesi yıla bırakma kararı,sevke tabi olanlar hakkında ise sevk tehiri kararı verileceği ifade edilmiştir(bkz. § 51). Başvuru formu ve eklerinde Ercan Yeşilkaya'nın askere alınmadanönce yahut askerliğe sevk işlemleri sırasında herhangi bir psikolojikrahatsızlıktan muzdarip olduğuna dair bir kayıt mevcut değildir. Başvurucularda oğullarının askere alınmadan önce yahut askerliğe sevk işlemleri sırasındapsikolojik bir rahatsızlığının bulunduğu ve bu sebeple askere alınmamasıgerektiği yönünde bir iddia ileri sürmemiştir.
89.Ercan Yeşilkaya'nın askerlik yaptığı dönemde yürürlüktebulunan Yönetmelik'in 15. maddesinde, ilgili raporların alınması hâlinde askerealındıktan sonra da "AskerliğeElverişli Değildir" kararının alınabileceği belirtilmiştir(bkz. § 52). Aynı Yönetmelik'in 19. maddesinde ise askerlik şubelerincebirliklerine sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tespit edilen er veerbaşlara hava değişimi işleminin uygulanacağı ifade edilmiştir (bkz. § 56).Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma dosyasında başvurucuların oğlu ErcanYeşilkaya'nın askerlik hizmetini ifa ettiği sırada sürekli ya da geçici birhastalıktan, özellikle de psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip olduğuna ve bukapsamda bir tedavi gördüğüne ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır.
90. Başvuru formu ve eklerinde, Ercan Yeşilkaya'nın herhangi birdisiplin cezası aldığına yahut askerî yetkililerinin dikkatini çekebilecekherhangi bir davranış bozukluğu sergilediğine ilişkin bir kayıt da mevcutdeğildir. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanıkların ise genel olarakErcan Yeşilkaya'nın arkadaşlarıyla iyi geçinen ancak içine kapanık ve sessizbirisi olduğu yönünde beyanda bulundukları görülmektedir.
91. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında başvurucularınoğlu Ercan Yeşilkaya'nın 14/7/2010 tarihinde gerçekleşen ölüm olayına kadaryakın ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek anormal bir davranışsergilemediği ve kendisini intihara sürükleyecek psikolojik sorunlarıbulunduğunu ortaya koyacak nitelikte açık ve uyarıcı biremare göstermediğianlaşılmaktadır. Ercan Yeşilkaya'nın içine kapanık ve sessiz bir asker olmasıise tek başına askerî yetkililerce fark edilmesi gereken yakın bir intiharriskinin öncü emaresi olarak değerlendirilemez.
92. Başvurucular yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğiiddiası kapsamında özellikle askere alımdan önceki son muayene işlemlerininyüzeysel olmasından, Ercan Yeşilkaya'nın askerliğe kabulünden ölümüne kadarruhsal durumuna ilişkin herhangi bir tetkikten geçirilmemiş olmasından ve ErcanYeşilkaya'ya dolu bir silah ile nöbet tutturulmasından şikâyet ederekaskerlerin tedavisi ve denetimi konusunda devletin uygulamaya koyduğu sisteminsomut olayda etkili bir şekilde işlemediğine işaret etmiştir. Başvuru formu veeklerinde yer alan bilgi ve belgeler bu kapsamda incelendiğinde, içine kapanıkolması ve az konuşması dışında psikolojik rahatsızlığının bulunduğuna ilişkinhiçbir emare göstermeyen ve askere alınmasından sonra yapılan anketlerdeherhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını ifade eden ErcanYeşilkaya'nın ölüm olayında, askerî yetkililerin Ercan Yeşilkaya'nın yaşamınınkorunması için ek özel tedbirler almaması ve Ercan Yeşilkaya'yı sıradan biraskere nazaran daha yakından takibe almaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağıkanaatine varılmış, yaşamın korunmasına ilişkin yasal ve idari çerçevenin somutolayda etkili bir şekilde işlemediği kanaatine varılması için yeterli verininbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
93. Tüm bu hususlar dikkate alındığında askerî yetkililerinaskerlik öncesi dönemde kayda değer herhangi bir psikolojik sıkıntısıbulunmayan ve olay anına kadar genel kişilik yapısı doğrultusunda normaldavranışlar sergileyen müteveffanın intihar etme riskini bildikleri ya dabilmeleri gerektiği sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Dolayısıyla, kamumakamlarını intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlu tutmak,yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından idari mercilere aşırıbir yük yüklemek anlamına gelecektir.
94. Açıklanan nedenlerle Ercan Yeşilkaya'nın yaşamının kendieylemlerine karşı korunamadığı yönündeki şikâyet yönünden Anayasa'nın 17.maddesinin gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
b. Yaşam Hakkı KapsamındaEtkili Bir Soruşturma Yürütülmediğine İlişkin İddia
i. Genel İlkeler
95. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamındadevletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkinboyutu, yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konmasına ve sorumlukişilerin belirlenmesine imkân tanıyan bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesinigerektirmektedir. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan herölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Buusul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine getirilmemesi hâlinde devletinnegatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığının tam olaraktespit edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle soruşturma yükümlülüğü, devletin bumadde kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesinioluşturmaktadır (Salih Akkuş, B.No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).
96. Yaşam hakkının korunması, silâh altındaki bir Askerin,askerî makamların kontrolü altında iken“şüpheli” bir biçimde ölmesi durumunda bağımsız ve tarafsız birşekilde etkili ve uygun resmî bir soruşturmanın yürütülmesini de gereklikılmaktadır. Bu şekilde yaşam hakkını korumak için ihdas edilen yasal ve idariçerçevenin etkili bir şekilde uygulanması temin edilebilecektir. Bu amaçlayürütülen araştırma ve soruşturmanın öncelikle olayların tam olarak nasılmeydana geldiğinin belirlenmesini, ikinci olarak ise sorumluların tespitedilmesini ve gerek görüldüğünde cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmasıgerekir. Bu kapsamda yürütülen işlemler, ön soruşturma aşamasının ötesinegeçmeli ve yargı aşaması da dâhil bütün süreç 17. maddenin gereklerine cevapvermelidir. Böylelikle, derece mahkemeleri hiçbir durumda mağdurların yaşamhakkına, maddi ve manevi varlığına karşı yapıldığı sabit görülen saldırılarıcezasız bırakmamalıdır (Sadık Koçak vediğerleri, § 77).
97. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülük her olaydamutlaka ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmemektedir. İhmal nedeniylemeydana gelen ölüm olaylarında mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinleilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).Ancak somut olay açısından yetkili ve sorumlu kişilerin muhakeme hatasını veyadikkatsizliği aşan bir ihmalinin yani olası sonuçların farkında olmalarınarağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardı ederek olayda ortaya çıkanriskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almama gibi birdurumun bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Çünkü bu gibi durumlardabireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsuninsanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbirsuçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlalineneden olabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, §§ 60-62).
98. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken cezasoruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili birşekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve sorumluluklarınıtespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır. Bu bir sonuçyükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17.maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir suç nedeniyleyargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların mahkûmiyetle yada belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği anlamınagelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 56).
99. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adınasoruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabileceksorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §57; Sadık Koçak ve diğerleri,§ 94).
100. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturmakapsamında yetkililerin; tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişiincelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı birrapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektifanalizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesiiçin mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmalarıgerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesiniolumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturmayürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586, 4/11/2015, § 89)
101. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veyakarıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durumsadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamandasomut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).
102. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan hususlardanbiri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak içinsoruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilavetenher olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürecegerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).
103. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedekiinceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bukoşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratikgerçekleri göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanınetkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturmaişlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:2013/4668, 16/9/2015, § 68)
104. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalardamakul bir hızla gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnenmevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanınilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak birsoruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareketetmeleri yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırıeylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesininengellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
105. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 59-ii) yaşam hakkının usul boyutunun ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
106. Bakanlık görüşünde öncelikle yaşam hakkının usul boyutu ileilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verilmiş; akabinde isemevcut başvuru ile ilgili olarak müteveffanın ölümü üzerine derhâlsoruşturmanın başlatıldığı, savcı eşliğinde olay yeri inceleme, ölü muayene veotopsi işlemlerinin gerçekleştirildiği, kriminal incelemelerin yapıldığı,tanıkların dinlendiği, soruşturmanın makul bir süre içerisinde tamamlandığı vebaşvurucuların soruşturma sürecine yeterince dâhil edildiği, tüm bu hususlardikkate alındığında yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilip edilmediğikonusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
107. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı sundukları beyandilekçesinde oğullarının hayatını kaybettiği olaya ilişkin etkili birsoruşturma yürütülemediğine yönelik iddialarını yinelemiştir.
108.Yaşanan bir ölüm olayının oluşumuna ilişkin delillerindeğerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir. Ancak AnayasaMahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek vebaşvurucuların yakınlarının ölümünün “şüpheli”olduğuna dair iddialarının soruşturma makamları ve derecemahkemeleri tarafından karşılanıp karşılanmadığını nesnel bir şekildedeğerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi gerekebilmektedir.
109.Somut olayda öncelikle, askerî mahalde meydana gelen birolay hakkındaki soruşturmanın bağımsız ve tarafsız olmayan askerî mercilertarafından yürütüldüğüne ilişkin iddialara değinmek gerekir. Başvurucular bukapsamda, tanıkların ifadelerinin bağımsız ve sivil görevliler tarafındanalınmadığını, soruşturmayı yürüten askerî savcı ile kovuşturmaya yer olmadığıkararına yapılan itirazı inceleyen Askerî Mahkemenin başkan ve üyelerinin birnevi asker olduğunu, bu kişiler tarafından yapılan soruşturmanın bağımsız vetarafsız olamayacağını ileri sürmüştür.
110.Askerî yargı düzeni içinde hâkim-savcı ayrımı belirginolmayıp askerî savcılık görevi, askerî hâkimler tarafından yerinegetirilmektedir (Sinan Işık, B.No: 2013/2482, 13/4/2016, § 67). Anayasa'nın 145. maddesi, askerî savcılıkgörevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıklailişkilerinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenleneceğini hüküm altına almaktadır (Sinan Işık, § 68).
111. Askerî savcılar kural olarak hâkimlik teminatına sahipolmakla birlikte 353 sayılı Kanun'da, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıtakomutanı veya askerî kurum amirinin refakatinde bulundukları ve bütünişlemlerinin Millî Savunma Bakanının gözetimine tabi olduğu hüküm altınaalınmıştır (Sinan Işık, § 69).
112. Kıta komutanı veya askerî kurum amirinin ayrıca soruşturmabaşlatılması ve tutuklama talebinde bulunulması aşamalarında da yetkileribulunduğu gibi soruşturma safhası hakkında askerî savcılıktan bilgi deisteyebilmektedirler (Sinan Işık,§ 70).
113. Söz konusu komutan ya da amirin rütbe itibarıyla da askerîsavcının üstü konumunda olması nedeniyle anılan düzenlemelerin soruşturmanınbağımsızlığı üzerinde etkili olabileceği kabul edilmelidir (Sinan Işık, § 71).
114. Etkili soruşturma yükümü kapsamında incelenen bağımsızlık,yasal ve kurumsal olarak yapılacak soyut bir değerlendirmeden ziyadesoruşturmanın bir bütün olarak bağımsız olup olmadığına ilişkin somut birdeğerlendirmeyi gerektirmektedir (Sinan Işık,§ 72).
115. Yasal ve kurumsal bağımsızlığın şüphe götürür olduğudurumlar, tek başına belirleyici olmamakla birlikte soruşturmanın ilkelereuygun bir şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin daha sıkı birdenetime tabi tutulmasını gerektirecektir (SinanIşık, § 73).
116. AİHM'in yaptığı birçok değerlendirmede savcılarıntutumlarını inceleyerek kendilerine yeterli bağımsızlık vermeyen yasaldüzenlemelere karşın yürüttükleri soruşturmaların bağımsız olduğu sonucunavarmıştır (Stefan/Romanya, B. No:5650/04, 29/11/2011, § 48; Mantog/Romanya,B. No: 2893/02, 11/10/2007, § 70 vd.).
117. Yasal ve kurumsal olarak birtakım soru işaretlerinin mevcutolması tek başına, askerî savcılığın bağımsız soruşturma yapmadığı şeklindeyorumlanamaz. Bu sebeple, başvurucuların soruşturmanın bağımsız kişilerceyürütülmemesi nedeniyle etkisiz olduğu yönündeki iddiasını destekleyecek olguveya deliller sunması gerekir. Başvuru konusu olayda Ercan Yeşilkaya'nın ölümühakkında yürütülen soruşturmada Askerî Savcılığın resen elde edilen veya idareile başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeleri değerlendirmek suretiylesöz konusu olayın gerçekleşme koşullarının ve olası sorumluların tespitineilişkin kararlar verdiği görülmektedir. Bu kapsamda soruşturmayı yürüten AskerîSavcılığın soruşturmanın seyrine etki edecek ön yargılı bir tutumunun olduğunuortaya koyan bir bulgu saptanmamıştır.
118.Başvurucular askerî mahkemelerin bağımsız ve tarafsızolmadığını da iddia etmiştir. Askerî mahkemelerin oluşumu, statüsü ve görevleriAnayasa'nın 145. maddesi ve 353 sayılı Kanun'da hüküm altına alınmıştır. Buhükümler incelendiğinde askerî mahkemelere atanan askerî hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden, askerî hâkimlerin bağımsızlıklarınızedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermedurumunda bulunmadıkları görülmektedir (RıfatBakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 80).
119. Başvurucular ayrıca askerî hiyerarşi altında bulunantanıkların bağımsız beyanda bulunamadığını, intihar notundaki el yazısının kimeait olduğuna ilişkin raporun tarafsız ve sivil bir bilirkişi tarafındanhazırlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Askerî hiyerarşi altında bulunantanıkların bağımsız beyanda bulunamayacağı yönündeki iddianın soyut olarak dilegetirildiği, varsayımsal nitelikteki bu iddia dışında tanıkların beyanlarındanşüphelenilmesini gerektirebilecek somut bir verinin başvuru dosyasındabulunmadığı, Ercan Yeşilkaya'yı ölü vaziyette ilk gören kişilerin gerekAkdağmadeni Cumhuriyet Savcısı gerekse Askerî Savcı tarafından bizzatdinlendiği ve tanıkların anlatımlarının birbiri ile uyumlu olduğu dikkatealındığında tanıkların sırf askerî hiyerarşi altında bulunmasının ifadelerindenşüphelenilmesi için yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Benzer bir durumintihar notundaki el yazısının kime ait olduğunun tespit edilebilmesi amacıylaalınan uzmalık raporu için söz konusu olup hangi metoda göre hangi sonucaulaşıldığı açıkça belirtilen bu rapordaki tespitlerden şüphelenilmesi için debir veri bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
120. Diğer taraftan başvurucular; ölümün meydana geldiğikoşulların tam olarak açıklığa kavuşturulmadığını, yetkililer tarafından kabuledilen intihar iddiasının makul olmadığını, Ercan Yeşilkaya'nın sadeceelbiselerinden svap örneğinin alındığını ancak el svapları örneğininalınmadığını ileri sürmüştür.
121. Bu iddialar çerçevesinde ceza soruşturmasındaki işlemlerebakıldığında, başvurucuların oğlu Ercan Yeşilkaya'nın 14/7/2010 tarihinde nöbetyerine yakın bir yerde ateşli silah yaralanması sonucu başından vurulmuşvaziyette bulunması olayı ile ilgili olarak Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından resen bir soruşturmanın başlatıldığı, olaydan haberdar edilenCumhuriyet Savcısının derhâl olay yerine intikal ettiği, sonrasında CumhuriyetSavcısı eşliğinde olay yeri incelemesinin yapıldığı, olay yerininfotoğraflarının çekildiği ve krokisinin çizildiği, bu işlemler sonucundaayrıntılı bir olay yeri inceleme raporunun hazırlandığı görülmektedir. Ölümolayın gerçekleştiği gün ölü muayenesi ve akabinde otopsi işleminingerçekleştirildiği, gerçekleştirilen otopsi işlemi neticesinde hazırlananraporda Ercan Yeşilkaya'nın kafa bölgesinde bir adet ateşli silah yarasınıntespit edildiği ve bu yaralanmanın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, atışınbitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, Ercan Yeşilkaya'nın ölümünün ateşlisilah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin dokuharabiyeti sonucu meydana geldiği tespitlerinin yapıldığı görülmektedir. Soruşturmakapsamında kimyasal ve balistik inceleme raporlarının alındığı, söz konusuraporlarda olay yerinde bulunan bir adet mermi kovanının müteveffaya ait tüfekile atılmış olduğu tespitinin yapıldığı, müteveffanın kamuflajından çıkanintihar notunun Ercan Yeşilkaya'nın elinden çıkmış olduğunun belirtildiğigörülmektedir. Başvurucular her ne kadar Ercan Yeşilkaya'nın sadeceelbiselerinden svap örneğinin alındığını ancak el svapları örneğininalınmadığını ileri sürmüş ise de Ercan Yeşilkaya'nın sağ ve sol el avuç içi veel üstlerinden svaplar alındığı, müteveffadan alınan numunelerin tümü üzerindeatış artıklarının tespit edildiği, bunların yanı sıra askerî birlikte görevliolan müteveffanın arkadaşları ile üstlerinin tanık olarak dinlendiğianlaşılmaktadır. Olaya ilişkin tanık ifadeleri ile teknik ve tıbbi raporlar birbütün olarak değerlendirildiğinde, Askerî Savcılık tarafından ErcanYeşilkaya'nın üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi neticesinde öldürülüpöldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü, bu sebeple AskerîSavcılığın müteveffanın intihar etmek suretiyle hayatına son verdiği yönündekitespitinden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
122. Başvurucular, oğullarının ölümünün üçüncü kişi ya dakişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği iddiasını desteklemek amacıyla ayrıcaölüm saatinin net olarak tespit edilemediğini, oğullarını vurulmuş vaziyetteilk gören ve muhtemel şüpheli konumunda olan tanıkların el ve üstlerinden svapörneklerinin alınmamasının bir eksiklik olduğunu, olayla ilgili ceza infazkurumu çalışanları ile askerî personelin ifadelerine başvurulmadığını ilerisürmüş ise de soruşturma kapsamında elde edilen hiçbir delilin ErcanYeşilkaya'nın üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklemediği,ölümün intihar sonucu gerçekleştiğinin diğer yapılan araştırmalarla her türlümakul şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulduğu, soruşturma makamının ErcanYeşilkaya'nın öldürülmüş olabileceği iddiasını aydınlatmaya yönelikişlemlerinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
123. Bununla birlikte yaşam hakkına ilişkin etkili birsoruşturma yapıldığından bahsedebilmek için müteveffayı intihara sürükleyensebeplerin ve bu sebepler ile intihar vakıası arasındaki nedensellik bağının daaraştırılması gerekmektedir.
124.Somut olaya bu açıdan bakıldığında, müteveffanın psikolojikdurumu ile ilgili olarak Psikiyatri Uzmanı Hv.Tbp.Bnb.U.Ç.den bilirkişimütalaası alındığı, alınan mütalaada Ercan Yeşilkaya'nın ölüm olayınınpsikiyatrik bir hastalıktan daha ziyade "hepkaybeden olma, çarenin olmadığı ve çözüm bulamayacağı"düşünceleriyle daha ilişkili olduğunun değerlendirildiği görülmektedir. AskerîSavcılık tarafından Türkiye'de faaliyet gösteren GSM şirketleri ile yazışmalaryapıldığı fakat bu incelemeden müteveffayı intihara sürükleyen sebeplerhakkında herhangi bir sonuç çıkarılamadığı anlaşılmaktadır. Askerî Savcılıktarafından ayrıca müteveffanın arkadaşları ve üstlerinin ifadeleri alınarakmüteveffanın intihar etmeden önceki psikolojik durumunun ortaya konmayaçalışıldığı görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde,soruşturma makamlarının müteveffayı intihara sürükleyen sebepleri aydınlatmaisteğinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığıdeğerlendirilmektedir.
125. Müteveffanın yakınlarının meşru menfaatlerini koruyabilecekölçüde soruşturmaya katılmaları etkili soruşturmanın en önemliunsurlarındandır. Soruşturma bu kapsamda incelendiğinde, başvurucularınsoruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği, delillerini soruşturmamakamlarına sunabildiği ve iddialarını soruşturma makamları önünde ilerisürebildiği görülmektedir
126. Bütün bu veriler kapsamında somut olay bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucuların oğlunun hayatını kaybettiği olaya ilişkinderhâl soruşturma başlatıldığı,soruşturmanın 3 yıl 7 ay gibi makul kabuledilebilecek bir sürede sonuçlandırıldığı, olaya ilişkin delillerin eldeedilmesine yönelik ayrıntılı bir çalışma yapıldığı, olayın öncesinde ve olayanında yaşanan gelişmelerin detaylarıyla birlikte araştırıldığı, başvurucularınmeşru menfaati gereği soruşturma sürecine etkili bir şekilde katılmasına engelbir bulguya rastlanmadığı ve bu suretle somut olayın aydınlatılmasına yönelikyeterli çabanın gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıda bahsedilenyaşam hakkının usul boyutuna ilişkin ilkeler karşısında başvuru konusu olayda,soruşturma makamının olayların seyrini aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşkuduyulmasını gerektirecek bir durumun veya yürütülen soruşturmanın derinliği veciddiyeti üzerinde etki gösterecek nitelikte bir eksikliğin bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
127. Açıklanan nedenlerle somut olayda yürütülen cezasoruşturmasında yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Geçerli mazeret olmaksızın eksikliğin süresindegiderilmemesi nedeniyle Abubekir Yeşilkaya ve Fatma Yeşilkaya dışındakibaşvurucuların başvurusunun REDDİNE,
2. Abubekir Yeşilkaya ve Fatma Yeşilkaya'nın yaşam hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Ercan Yeşilkaya'nın yaşamının kendi eylemlerine karşıkorunmadığına ilişkin iddia yönünden Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altınaalınan yaşam hakkının maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.