TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADALET MEHTAP BULURYER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5447)
Karar Tarihi: 16/10/2014
R.G. Tarih-Sayı: 10/1/2015-29232
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Adalet Mehtap BULURYER
Vekili
:
Av. Metin İRİZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, sosyal denge yardımının ödenmemesi nedeniyle2006 yılında İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasınınreddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,sendikaya üye olmama özgürlüğü, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/7/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdareMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinciBölümün 23/1/2014 tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
I.5. Adalet Bakanlığının25/3/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu vekili,Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Fatih Belediye Başkanlığı (Belediye) ile Belediye ve Özelİdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN) arasında, 1/5/2005 ilâ31/12/2006 tarihleri arasında geçerli olmak üzere “Sosyal Yardım Sözleşmesi” düzenlenmiştir.
8. Fatih Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde büro memuru olarakçalışan başvurucu, Belediyeye başvurarak, sosyal denge yardımı adı altındadiğer çalışanlara verilen ücretin kendisine de ödenmesini talep etmiştir.
9. Belediye, 15/5/2006 tarih ve 261 sayılı yazı ilebaşvurucunun talebini reddetmiştir.
10. Başvurucu, 2006 yılı Haziranayında Belediye aleyhine İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı davada;15/5/2006 tarih ve 261 sayılı işlemin iptalini ve yoksun kaldığı sosyal dengeyardımının ödenmesini talep etmiştir.
11. Mahkemece, 25/1/2008 tarih ve E.2006/2120, K.2008/121sayılı kararla; Anayasa'nın 146. maddesi ile 25/6/2001 tarih ve 4688 sayılıKamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. maddesine göre,kamu görevlileri sendikalarına, üyeleri adına toplu görüşmelere katılma hakkıtanınmakla birlikte üyeleri adına idarelerle toplu sözleşme yapma hakkıtanınmadığı, 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146.maddesi gereği, memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayinettiği görevler karşılığında bu Kanun’la sağlanan haklar dışında ücretödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı, dolayısıyla kamu görevlilerisendikalarına, üyeleri adına toplu sözleşme yapma hakkı verilmediğinden,yasaların memurlara tanımış olduğu haklar dışında ne ad altında olursa olsunherhangi bir ödeme yapılması olanağı bulunmadığından dava konusu işlemdemevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
12. Temyiz üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin 14/9/2011tarih ve E.2008/10256, K.2011/335 sayılı ilamıyla; karar usul ve hukuka uygunolup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecekmahiyette görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına kararverilmiştir.
13. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/5/2013 tarih veE.2012/622, K.2013/4277 sayılı ilamıyla; kararın düzeltilmesi dilekçesindeileri sürülen hususların 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığı gerekçesiylereddedilmiştir.
14. Karar, 25/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu, 12/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
17. 2577 sayılı Kanun'un 10.maddesi şöyledir:
“1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek birişlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. (Değişik bent: 10/06/1994- 4001/5 md.) Altmış gün içinde bir cevapverilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihtenitibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya,idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içindeidarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarakdava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açmasüresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayıgeçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlüksürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabıntebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.”
18. 2577 sayılı Kanun'un 12.maddesi şöyledir:
“İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruyatam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceklerigibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, buhusustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararıntebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icratarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu haldede ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 16/10/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/7/2013 tarih ve 2013/5447numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Belediyede memurolarak görev yaptığını, 1/5/2005 ilâ 31/12/2006 tarihleri arasında geçerliolmak üzere Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında düzenlenen “Sosyal Yardım Sözleşmesi” gereğiBelediyedeki diğer kamu görevlilerine ödeme yapıldığını, Belediyenin kendisineyakın sendikaya üye olmayanlara ve emekliliği hak edenlere ödeme yapmadığını,kendisinin de anılan sendikaya üye olmadığını ve emekliliği hak ettiğini,Belediye tarafından 2006 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında keyfî olarak eksiködeme yapıldığını, Haziran ayında ise hiç ödeme yapılmadığını, Belediyeyeyaptığı başvurunun 15/5/2006 tarihinde reddedildiğini, İstanbul 5. İdareMahkemesinde açtığı davanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları dikkate alınmaksızın reddedildiğini,temyiz üzerine Danıştay Onuncu Dairesince hükmün onandığını, karar düzeltmeisteminin aynı Dairece reddedildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü, Danıştaykararlarının gerekçesiz olduğunu, Belediye tarafından yapılan bu ödemeden yararlanmakiçin BEM-BİR-SEN üyesi olmaya zorlandığını belirterek, sendikaya üye olmaözgürlüğü, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında yapılan “Sosyal Yardım Sözleşmesi”(sözleşme)ile kamu görevlilerine verilen yardımlardan, anılan Sendikaya üye olmadığı içinyararlandırılmadığını belirterek, eşitlik ilkesinin ve sendikaya üye olma özgürlüğününihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucununihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları sendikaya üye olmamaözgürlüğünün ihlali iddiası niteliğinde olup, bu kapsamda değerlendirmeyapılmıştır. Yine başvurucunun, İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı davanıngerekçesiz şekilde reddedilmesinin adil yargılanma haklarını ihlal ettiğiniileri sürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddiaları yargılama sürecineve yargılama sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup, buiddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındadeğerlendirilmiştir. Başvurucunun, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılama Süreci ile Sonucunun Adil Olmadığıİddiası Yönünden
22. Başvurucunun, İstanbul 5.İdare Mahkemesinde açtığı davanın gerekçesiz şekilde reddedilmesi ve Danıştaytarafından kararın onanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkin kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Sendikaya Üye Olmama Özgürlüğünün İhlaliİddiası Yönünden
23. Başvurucunun, sendikaya üyeolmama özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de açıkça dayanaktanyoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı içinbaşvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası Yönünden
24. Başvurucunun yargılamanınuzunluğuyla ilgili şikâyeti de açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi buşikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak da kabuledilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Yargılama Süreci ile Sonucunun Adil Olmadığıİddiası Yönünden
25. Başvurucu, İstanbul 5. İdareMahkemesinde açtığı davanın AİHS ve AİHM kararları dikkate alınmaksızıngerekçesiz şekilde reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
26. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, adil yargılanma vegerekçeli karar hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak görüşsunulmayacağını bildirmiştir.
27. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
29. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz”
30. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
31. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6)numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin,bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
32. 6216 sayılı Kanun'un “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme,... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir.”
33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolundagözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve buçerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkınihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlarailişkin olduğu açıktır (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34).
34. Bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerinkabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derecemahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçederece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleritakdirinde bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS'in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
36. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul süredeyargılanma hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahlarıneşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
37. Yargılama makamları,yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delillerigereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkinolarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgiliolup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya,B.No:10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut yargılamadageçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkınauygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamındaolmayıp, Mahkemenin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adilolup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun biryargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanaklarınsağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerinisunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda,delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 27).
38. Somut olayda başvurucu,Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında düzenlenen “SosyalYardım Sözleşmesi” gereği Belediyedeki diğer kamu görevlilerineödeme yapılmasına rağmen kendisine ödeme yapılmadığını, Belediyeye yaptığıbaşvurunun 15/5/2006 tarihinde reddedildiğini, İstanbul 5. İdare Mahkemesindeaçtığı davanın AİHS ve AİHM kararları dikkate alınmaksızın reddedildiğinibelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39. Mahkemece, Anayasa'nın 146.maddesi ile 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre, kamu görevlilerisendikalarına, üyeleri adına toplu görüşmelere katılma hakkı tanınmaklabirlikte üyeleri adına idarelerle toplu sözleşme yapma hakkı tanınmadığı, 657sayılı Kanun'un 146. maddesi gereği, yasaların memurlara tanımış olduğu haklardışında ne ad altında olursa olsun hiçbir ödeme yapılması olanağı bulunmadığındandava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiştir.
40. AİHM, kamu görevlilerinintoplu sözleşme yapma hakkı konusunda, başlangıçta, AİHS’in11. maddesinin, sendikalara özel bir muamele öngörmediğini ve özellikle detoplu sözleşme yapma hakkını güvence altına almadığını değerlendirmiştir (bkz. İsveçli Lokomotif Sürücüleri Sendikası/İsveç,A serisi, no:20, 6/2/1976, § 39). Ayrıca bu hakkın, AİHS tarafından güvencealtına alınan bir hakkın özünde mutlaka var olan bir unsur oluşturmadığını daifade etmiştir (bkz. Schmidt ve Dahlström/İsveç,A serisi no: 21, 6/2/1976, § 34).
41. Daha sonra AİHM, toplu işsözleşmesinin, sendika özgürlüğünün etkili bir şekilde kullanılması açısındanvazgeçilmez bir unsur olmamasına rağmen, sendikalar açısından üyelerininçıkarlarını korumak için yararlanılacak yollardan biri olabileceğinideğerlendirmiştir. Sendika, üyeleri adına söyleyeceklerini dinlemesi içinişverenini ikna etmeye çalışmak konusunda bir şekilde özgür olmalıdır (bkz. Wilson§Ulusal Gazeteciler Birliği ve Diğerleri/Birleşik Krallık,no: 30668/96, 30671/96, 30678/96, 2002, § 44).
42. AİHM, toplu iş sözleşmesiimzalama hakkının, üyelerinin çıkarlarını sağlama ve korumanın tek yoluolabileceğini göz önünde bulundurmuştur. AİHM bununla ilgili olarak, sendikaözgürlüğü ile toplu iş sözleşmesi imzalama özgürlüğü arasındaki organik bağın,Avrupa Sosyal Şartı içerisinde yer alan Bağımsız Uzmanlar Komitesi tarafındandeğerlendirildiğini belirtmiştir (bkz. Demirve Baykara /Türkiye, B.no: 34503/97, 12/11/2008, § 35).
43. AİHM, toplu işsözleşmesinin, sendikal özgürlüğün bir parçası olarak değerlendirilmesigerektiğini bildirmiştir (bkz. Demir veBaykara /Türkiye, B.no: 34503/97, 12/11/2008, § 36).
44. Sonuç olarak AİHM, toplu işsözleşmesinin, sendikal özgürlüğün bir parçası olarak değerlendirilmesigerektiğini, sendikal haklar çerçevesinde sendikalar ile devlet arasında toplugörüşme ve bu görüşme sonunda toplu iş sözleşmesi yapılabileceğini ve busözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan kamu görevlileri olanmemurlar tarafından kurulan sendikaların, işveren konumundaki idare ile toplugörüşme ve sonucunda yapılan toplu sözleşmenin, Türkiye tarafından imzalanmışolan uluslararası sözleşmelere uygun olduğunu, toplu sözleşmenin, sendika içinüyelerinin çıkarlarını iyileştirme ve korumanın temel bir yolu olduğunu ortayakoymuştur.
45. Anayasa’nın “Milletlerarası andlaşmalarıuygun bulma” kenar başlıklı 90. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuşMilletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlarhakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ekcümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğekonulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarlakanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecekuyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleriesas alınır.”
46. Belirtilen düzenlemeyle,usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkinuluslararası andlaşmalarda yer alan düzenlemelerinkanun hükmünde olduğu belirtilerek, 7/5/2004 tarihinde yapılan değişikliklefıkraya eklenen son cümle ile hukukumuzda kanunlar ile temel hak veözgürlüklere ilişkin uluslararası andlaşmalararasında bir çeşit hiyerarşi ihdas edilmiş ve aralarında uyuşmazlık bulunmasıhalinde andlaşmalara öncelik tanınacağı hüküm altınaalınmıştır. Bu düzenleme uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkinuluslararası bir andlaşma ile bir kanun hükmününçatışması halinde, uluslararası andlaşma hükmününöncelikle uygulanması gerekir. Bu durumda başta yargı mercileri olmak üzere,birbiriyle çatışan temel hak ve özürlüklere ilişkin bir uluslararası andlaşma hükmü ile bir kanun hükmünü önlerindeki olayauygulamak durumunda olan uygulayıcıların, kanunu göz ardı ederek uluslararası andlaşmayı uygulama yükümlülükleri vardır (B. No.2013/4439, 6/3/2014, § 35).
47. Anayasa’nın 90. maddeninbeşinci fıkrası uyarınca, sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup,kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, uygulamadabir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan sözleşme hükümleriarasında bir uyuşmazlığın bulunması halinde, sözleşme hükümlerinin esasalınması zorunludur. Bu kural bir zımni ilga kuralı olup, temel hak veözgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleriyle çatışan kanun hükümlerinin uygulanmakabiliyetini ortadan kaldırmaktadır (B. No. 2013/2187, 19/12/2013, § 45).
48. Somut olayda, Fatih Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde büromemuru olarak çalışan başvurucu, Belediyeye başvurarak, sosyal denge yardımıadı altında diğer çalışanlara verilen ücretin kendisine de ödenmesini talepetmiş, Belediye, 15/5/2006 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu,İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı davada; 15/5/2006 tarihli işleminiptalini ve yoksun kaldığı sosyal denge yardımının ödenmesini talep etmiştir. DavalıBelediye savunmasında, “Sosyal YardımSözleşmesi” gereği, çalışma performansına göre ödeme yapıldığını,farklı bir muameleye tabi tutmanın söz konusu olmadığını, performans kriterleridikkate alınarak ödemelerin gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddiniistemiştir.
49. İstanbul 5. İdare Mahkemesi,Anayasa'nın 146. maddesi ile 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre, kamugörevlileri sendikalarına, üyeleri adına toplu görüşmelere katılma hakkıtanınmakla birlikte üyeleri adına idarelerle toplu sözleşme yapma hakkıtanınmadığı, 657 sayılı Kanun'un 146. maddesi gereği, memurlara kanun, tüzük veyönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanun’lasağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı,dolayısıyla kamu görevlileri sendikalarına, üyeleri adına toplu sözleşme yapmahakkı verilmediğinden, yasaların memurlara tanımış olduğu haklar dışında ne adaltında olursa olsun herhangi bir ödeme yapılması olanağı bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, Danıştay tarafından da bu gerekçeaynen kabul edilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
50. Belediye ile Sendikaarasında düzenlenen sözleşmede, bu sözleşmenin amacının, çalışma performansınıartırarak demokratik ve katılımcı çalışma düzenini oluşturmak olduğubelirtilmiştir. Bu doğrultuda Belediye tarafından “Sosyal Yardım Değerlendirme Yönergesi” hazırlanmış, tümçalışanlar için değerlendirme formları düzenlenerek puanlama yapıldığıbelirlenmiştir.
51. Başvuruya konu yargılama kapsamındaMahkemece verilen kararın yasal mevzuata dayanılarak verildiği anlaşılmaktadır.Ancak, yukarıda yer verilen tespitler ışığında, ilgili hükümlerin sözü edilenAİHS hükümleri ile çatıştığı görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığı kararabağlayan Derece Mahkemelerinin, AİHS ve diğer uluslararası insan hakları andlaşmalarını değerlendirerek bir sonuca varmasıgerekmektedir.
52. Somut başvuru açısından,başvurucunun temel hak ve özgürlüklere dair uluslararası andlaşmalarınkanun hükümlerine nazaran öncelikle uygulanacağı ve bu kapsamda AİHS’in ve AİHM içtihadının yargı mercilerince dikkatealınmadığı ve tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
53. Yukarıda da açıklandığıüzere uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları dikkate alındığında, kamugörevlileri tarafından kurulan sendikalara, üyelerinin çıkarlarını korumakamacıyla toplu görüşme ve toplu sözleşme yapma hakkı verildiği, somut olayda daSendika ile Belediye arasında “Sosyal YardımSözleşmesi” yapıldığı halde, Mahkemece bu hususlardeğerlendirilmemiş, anılan sözleşme ve bu sözleşmenin geçerliliğitartışılmamış, sözleşmedeki hükümlere değinilmemiş, başvurucunun iddiaları vedavalı Belediyenin savunmaları tartışılmamış, sadece Anayasa ve ilgili kanunlargöz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmiştir. Adil yargılanmahakkı açısından, başvurucunun sunduğu tüm deliller, Belediye tarafından yapılansavunma ve “Sosyal Yardım DeğerlendirmeYönergesi”, Sendika ile Belediye arasındaki sözleşme hükümleri,Belediye tarafından başvurucuya ödeme yapılmamasının temel gerekçesitartışılarak, Sendika ile Belediye arasında sosyal yardım sözleşmeleriyapılabileceği de kabul edilmek suretiyle, tüm deliller değerlendirilerek kararverilmesi gerekir. Mahkemece, bu hususlar değerlendirilmeksizin ve tartışılmaksızındavanın reddine karar verildiği, dolayısıyla, yargılamanın tümü ve sonucubakımından adil ve hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığı anlaşılmaktadır.
54. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Sendikaya Üye Olmama Özgürlüğünün İhlaliYönünden
55. Başvurucu, BEM-BİR-SEN üyesi olmadığı için anılan Sendikaile Belediye arasından düzenlenen sözleşmede belirtilen sosyal denge tazminatınınkendisine ödenmediğini, BEM-BİR-SEN üyesi olmaya zorlandığını, anılan Sendikayaüye olmayanlara ödeme yapılmadığını belirterek, sendikaya üye olmamaözgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, Danıştay Onuncu Dairesince, Anayasa'nın 53. maddesinde 7/5/2010tarihinde yapılan değişikliğin dikkate alınmadığını, memurların da meşrusınırlamalar saklı kalmak kaydıyla çok özel durumlar dışında, çıkarlarınıkorumak için sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak hakkına sahipolduklarını, AİHM kararlarında da bu hususa işaret edildiğini, sendikaya üyeolma veya üyelikten çıkma hakkının anayasal bir hak olduğunu belirterek, esasincelemesi sırasında bu hususların dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.
57. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı başvurudilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.
58. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanmüdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlaliiddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkündeğildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
59. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
60. Anayasa'nın 51. maddesininbirinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde,ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için öncedenizin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olmave üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üyeolmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
...
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandakihaklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygunolarak kanunla düzenlenir.”
61. Anayasa'nın, 7/5/2010 tarihve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikten önceki mülga 53. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
“128 inci maddenin ilk fıkrasına giren kamu görevlilerininkanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddeninbirinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü maddehükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargımercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşmeyapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakatmetni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanunidüzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur...”
62. Anayasa'nın 53. maddesinin,7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun ile değiştirilen üçüncü fıkrası şöyledir:
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapmahakkına sahiptirler.”
63. Anayasa'nın 55. maddesininbirinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücretelde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gereklitedbirleri alır.”
64. AİHS’in 11. maddesi şöyledir:
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkınasahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalarkurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Buhakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusalgüvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabitutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarıncayukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engeldeğildir.”
65. 657 sayılı Kanun'un 1.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İlÖzel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurduklarıbirlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulanfonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerindeçalışan memurlar hakkında uygulanır.”
66. 657 sayılı Kanun'un 22.maddesi şöyledir:
“Devlet memurları, Anayasada ve özel kanunundabelirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlaraüye olabilirler.”
67. 4688 sayılı Kanun'un 2.maddesi şöyledir:
“Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel,katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlarabağlı kuruluşlarda kamu iktisadi teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya özelkanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlarabağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışındaçalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır.”
68. 4688 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Sendikalara üye olmak serbesttir.
Kamu görevlileri çalıştıkları işyeriningirdiği hizmet kolunda kurulu bir sendikaya üye olabilirler.”
69. 4688 sayılı Kanun'un 4/4/2012 tarih ve 6289 sayılı KamuGörevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18.maddesi ile değiştirilen 28. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali vesosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamugörevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlüzam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti,harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri,yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.
Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzeretoplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesiolmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.”
70. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını korumak vegeliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Sendikal özgürlük kavramı,sendika kurma hakkı ile sendikaya üye olma ve sendikadan çıkma haklarınıkapsamaktadır. Sendikaya üye olma özgürlüğü, bir kimsenin sendikaya üyeolmasının iradî olmasını gerektirir. Bu özgürlük aynı zamanda, birden çoksendikadan istenilen sendikanın seçilmesi ve o sendikaya üye olma hakkını daiçerir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 68).
71. Sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı, örgütlenmeözgürlüğünün şekli ve özel bir yönüdür (bkz.Belçika Ulusal Polis Sendikası kararı / Belçika, 27 Ekim 1975, B.No: 4464/70, § 17).
72. Sendikaya üye olmama hakkına AİHS’de açıkça yer verilmemişolması, örgütlenme özgürlüğünün negatif yönünün AİHS’in11. maddesinin dışında bırakıldığı ve sendikaya üye olmaya zorlamanın bu hükmünamacına uygun olduğu anlamına gelmez. AİHS’in 11.maddesinin, sendika üyeliği anlamında her türlü zorlamaya izin verecek şekildeyorumlanması, bu hükmün amaçladığı özgürlüğün özünü zedeler (bkz. Young, James ve Webster / Birleşik Krallık, B.No: 7601/76; 7806/77, 13/8/1981, § 52).
73. Belli bir sendikaya üye olmaya zorlama, AİHS anlamında her zamansorun oluşturmasa da, somut olayın koşulları altında belirli bir zorlama şekli,AİHS’in 11. maddesi ile korunan örgütlenmeözgürlüğünün özüne zarar verebilir (bkz. Gustafsson / İsveç, B.No: 15573/89, 25/4/1996, § 45).
74. Örgütlenme özgürlüğünün amaçlarından biri, AİHS’in9. ve 10. maddelerinde güvence altına alınan kişisel düşüncelerin korunmasıdır.Bu koruma, negatif ve pozitif örgütlenme özgürlüğünün birlikte güvence altınaalınmasıyla sağlanabilir (bkz. Chassagnou ve Diğerleri / Fransa, B.No: 25088/94, 28331/95, 28443/95, 29/4/1999, § 103). Kişisel düşüncelerinkorunması ise, AİHS’in 11. maddesinde zımni olarakkabul edilen kişinin seçim yapma hakkının önemli bir sonucu ve bu maddeninnegatif yönünü ortaya koyan önemli bir unsurdur (bkz. Sorensen ve Rasmussen/ Danimarka, B.No: 52562/99, 52620/99, 11/1/2006, § 54).
75. Sendikal hakların kullanılması konusunda devletin pozitif ve negatifyükümlülükleri bulunmaktadır. Anayasa'nın 51. maddesi uyarınca çalışanlar,önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçeüye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptirler. Bu haklarıngerçek ve etkili şekilde serbestçe kullanılmasını sağlamak, devletin pozitifyükümlülüğü içindedir. 51. maddede ayrıca, hiç kimsenin bir sendikaya üyeolmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağı düzenlenmiş olup, bu haklarınserbestçe kullanılmasını sağlamak ve buna ilişkin engelleyici durumları ortadankaldırmak da devletin negatif yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmektedir.
76. AİHS’in 11. maddesi temel olarak,maddede yer verilen haklardan etkili bir şekilde faydalanılmasını sağlamakonusunda devletin pozitif yükümlülüğünü gerekli kılar. Bunun yanında, sendikayaüye olmama hakkına AİHS’de yer verilmemiş olması, örgütlenme özgürlüğününnegatif yönünün AİHS’in 11. maddesinin dışındabırakıldığı anlamına gelmeyeceği için sendikaya üye olmaya zorlama da 11.maddeye aykırılık oluşturur. AİHS’deki bu düzenleme ve anlayışa paralel olarak,Anayasa’nın 51. maddesi de, sendikaya serbestçe üyeolma ve üyelikten serbestçe çekilme hakları ile hiç kimsenin bir sendikaya üyeolmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaması ilkesi devletin bu hak kapsamındakipozitif ve negatif yükümlülüklerini içermektedir.
77. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, BEM-BİR-SEN üyesi olmadığı için Sendika ile Belediye arasındandüzenlenen “Sosyal Yardım Sözleşmesi”ndebelirtilen sosyal denge tazminatının kendisine ödenmediğini, BEM-BİR-SEN üyesiolmaya zorlandığını, anılan Sendikaya üye olmayanlara ödeme yapılmadığınıbelirterek, sendikaya üye olmama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
78. Sosyal denge tazminatı, kamu kurum ve kuruluşlarında, işçiolarak çalışanlar dışındaki kamu görevlilerinin aylık maaşlarına ek olarak,kamu görevlilerinin ekonomik durumlarının daha iyi hale getirilmesi amacıylailgili kurum tarafından sosyal yardım adı altında kamu görevlilerine ödenen tazminattır.
79. Başvurucu, Fatih Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde Büro Memuruolarak çalışmakta olup, BEM-BİR-SEN üyesi değildir. Anılan Belediye ileBEM-BİR-SEN arasında 4/10/2005 tarihinde “SosyalYardım Sözleşmesi” (sözleşme) düzenlenmiştir.
80. Sözleşmenin 2. maddesindetaraflar, işveren olarak Fatih Belediye Başkanlığı ile çalışan memurlarıtemsilen BEM-BİR-SEN olarak belirtilmiştir.
81. Sözleşmenin 4. maddesinde, sözleşmenin, kişi olarak işyerlerindeçalışan ve sözleşme süresince işe alınan BEM-BİR-SEN üyesi çalışanlarıkapsadığı bildirilmiştir.
82. Sözleşmenin 5. maddesinin (A) bendinde, sosyal yardımsözleşmesinden BEM-BİR-SEN üyelerinin faydalanacağı, sendikaya üye olmayanlarınsosyal denge sözleşmesinden yararlanmaları için sendika aidatı ödemelerigerektiği, sonradan üye olanların ise üyeliklerinin sendika tarafındanBelediyeye bildirildiği tarihten itibaren sözleşmeden yararlandırılacağıdüzenlenmiştir. 5. maddenin (B) bendinde ise, uyarı, kınama, maaş kesim veyakademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların, mazeret iznikullananlar ile raporlu olanların görevden uzak kaldıkları sürede, geçiciolarak görevden uzaklaştırılanlar, kendi isteğiyle başka bir belediyeye geçiciolarak görevlendirilenler ve ücretsiz izin alanların görevden uzak kaldıklarısüre içinde bu sözleşmeden yararlandırılmayacağı belirtilmiştir.
83. Sözleşmenin 5. maddesinin (A) bendinde sendika aidatı olarak,sözleşmenin 14. maddesinin (a) bendinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. 14.maddenin (a) bendinde ise, işverenin, sendika aidatı olarak sendikaya üyeolanlardan sözleşmedeki aylık ödenek tutarından %2, üye olmayanlardan vegörevlendirme ile belediyede görev yapan memurlardan ise %4 kadarını çalışanınbordrosundan Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün tebliğine göretevkif usulü keseceği belirtilmiştir.
84. Sözleşmenin 17. maddesinde, çalışanlara, 657 sayılı Kanun'a göreverilen ücrete ilaveten, işverence her ayın 15'inde ödenecek olan net tutarlaraek olarak tüm memurlara aylık 250,00 TL, tüm müdürlere aylık 350,00 TL,bürokrat başkan yardımcılarına aylık 500,00 TL sosyal yardım ödemesi yapılacağıbildirilmiştir.
85. Sözleşmenin 21. maddesinde ise, sözleşmenin 1/10/2005 tarihindebaşlayacağı ve 31/12/2006 tarihinde sona ereceği, yeni sözleşme yapılıncayakadar yapılan bu sözleşmenin kazanılmış hak kabul edileceği düzenlenmiştir.
86. Başvurucu, “Sosyal Yardım Sözleşmesi”nerağmen 2006 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında eksiködeme yapıldığını, Haziran ayında ise hiç ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmasıiçin Belediyeye yaptığı başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, Belediyeninişleminin iptali ile yoksun kaldığı sosyal denge yardımının ödenmesi talebiyleİstanbul 5. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
87. Mahkemece, kamu görevlileri sendikalarına üyeleri adına toplusözleşme yapma hakkı verilmediği ve yasaların memurlara tanımış olduğu haklardışında her ne ad altında olursa olsun ödeme yapılması olanağı bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
88. Somut olayda İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Anayasa'nın 7/5/2010tarihli değişiklikten önceki 53. maddesini dikkate alarak davanın reddine kararvermiş, Danıştay Onuncu Dairesi de Anayasa'nın 53. maddesinde yapılandeğişiklikleri değerlendirmeksizin hükmü onamış ve karar düzeltme isteminireddetmiştir.
89. Gerçekten de 5982 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceAnayasa'nın 53. maddesinin üçüncü fıkrasında, kamu görevlilerinin kanunla kendiaralarında kurmalarına izin verilecek sendikalar ve üst kuruluşların, üyeleriadına yargı mercilerine başvurabilecekleri ve idareyle amaçları doğrultusundatoplu görüşme yapabilecekleri düzenlenmiştir. Anılan hükümde kamu görevlileritarafından kurulan sendikalar veya üst kuruluşların, idareyle toplu sözleşme yapmahakkı düzenlenmemiş, ancak bunu kısıtlayan bir hükme de yer verilmemiştir. 5982sayılı Kanun ile Anayasa'nın 53. maddesinde yapılan değişiklikten sonra, kamugörevlileri tarafından kurulan sendikalar ve üst kuruluşların, idareyle toplusözleşme yapabilmesi hüküm altına alınmıştır.
90. Anayasa'nın 51. maddesine göre, işçi niteliği taşımayan kamugörevlileri, sendika kurma veya sendikaya üye olma haklarına sahip olduklarıgibi, sendikaya üye olmaya veya üyelikten ayrılmaya da zorlanamazlar.
91. Somut olayda, başvurucu, kamu görevlisi olarak Fatih BelediyesiZabıta Müdürlüğünde çalışmakta olup, BEM-BİR-SEN üyesi değildir. Belediye ileBEM-BİR-SEN arasında 4/10/2005 tarihinde “SosyalYardım Sözleşmesi” düzenlenmiş, ancak BEM-BİR-SEN üyesi olmayan veyaanılan Sendikaya aidat ödemeyen kamu görevlilerinin bu sözleşmedenyararlanamayacakları ve bu kişilere aylık sosyal yardım ödemesi yapılmayacağıhüküm altına alınmıştır. Ancak, AİHM'e göre, AİHS’in 11. maddesi uyarınca, sendika üyelerine Devlettarafından farklı muamele yapılamaz (bkz.Akat/Türkiye, B.No. 450050/98, 20/9/2005).
92. Anılan sözleşmenin 5. maddesinin (B) bendinde ise, kamugörevlilerine verilebilecek cezaları alan kişilerin de sosyal yardımödemelerinden yararlanamayacakları düzenlenmiştir.
93. Fatih Belediyesinde kamu görevlisi olarak çalışan başvurucuhakkında herhangi bir ceza verilmediği halde, anılan sözleşme gereği yapılanödemeler kesilmiştir.
94. Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında yapılan sözleşmede, kamugörevlilerine sosyal yardım ödemesi yapılmasının, anılan Sendikaya üye olunmasıveya üye olunmasa dahi sendika üyelik aidatının ödenmesi şartına bağlandığıanlaşılmıştır. Sendikaya üye olmadan sadece üyelik aidatı ödenmesi halinde ise,bu aidatın, sendikaya üye olanların ödediği aidattan fazla olduğubelirlenmiştir.
95. Mutlak değil sınırlanabilir bir hak olan sendikaya üye olmamaözgürlüğü Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejiminetabidir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13.maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple sendikaya üyeolmama özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin, Anayasa’nın 13.maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
96. Sendikaya üye olmamaözgürlüğüne getirilen sınırlandırmanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
97. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, “sendikaya üye olmama özgürlüğüne” yönelikbir müdahale bulunup bulunmadığını belirlemektir. Sonraki aşamalarda, varlığıkabul edilen müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığının, söz konusuhakkın özünü zedeleyecek ölçüde kısıtlanıp kısıtlanmadığının, kısıtlamanındemokratik toplumda gerekli olup olmadığının ve kullanılan araçların orantısızolup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
i. MüdahaleninMevcudiyeti Hakkında
98. Başvurucu, BEM-BİR-SEN üyesi olmadığı için Sendika ile Belediyearasından düzenlenen “Sosyal Yardım Sözleşmesi”ndebelirtilen sosyal denge tazminatının kendisine ödenmediğini, BEM-BİR-SEN üyesiolmaya zorlandığını, anılan Sendikaya üye olmayanlara ödeme yapılmadığınıbelirterek, sendikaya üye olmama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
99. Sendika kurma ve sendikayaüye olma hakkı, sendikaya üye olmama özgürlüğünü de içerir. BEM-BİR-SEN ileBelediye arasında yapılan “Sosyal YardımSözleşmesi” ile kamu görevlilerine, anılan Belediye tarafından heray maaşlarına ek olarak sosyal yardım ödemesi yapılması kararlaştırıldığıhalde, sosyal yardım ödemesi yapılmasının temel şartı olarak, BEM-BİR-SEN'e üye olunması veya üye olunmasa dahi sendika üyelikaidatının ödenmesinin gösterilmesi ve bu aidatın da üye olanların ödediğiaidattan yüksek olması, Anayasa'nın 51. maddesine ve AİHS'in11. maddesine aykırı olarak, sendikaya üye olmaya zorlama, dolayısıylasendikaya üye olmama özgürlüğüne müdahale niteliğinde kabul edilebilir.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
100. Sendikaya üye olmama özgürlüğüne yapılan müdahale, Anayasa’nın13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 13.maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu itibarla, sınırlamanın Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmişolma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
1. Kanunlar Tarafından Öngörülme
101. BEM-BİR-SEN ile kamu kurumu niteliğindeki Belediye arasındayapılan “Sosyal Yardım Sözleşmesi”ile kamu görevlilerine, anılan Belediye tarafından her ay maaşlarına ek olaraksosyal yardım ödemesi yapılması kararlaştırıldığı halde, sosyal yardım ödemesiyapılmasının temel şartı olarak, BEM-BİR-SEN'e üyeolunması veya üye olunmasa dahi sendika üyelik aidatının ödenmesiningösterilmesi ve bu aidatın da üye olanların ödediği aidattan yüksek olmasısözleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek bir husustur. Anayasa’nın48. maddesinde de belirtildiği üzere, hukuk sisteminde sözleşme özgürlüğüesastır. 5982 sayılı Kanun ile Anayasa’nın 53. maddesinde ve 6289 sayılı Kanunile 4688 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerden önce Sendikalara İdare iletoplu görüşme yapma hakları tanınmış, fakat toplu sözleşme yapma hakkı ileilgili yasaklayıcı bir düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla sözleşmeninimzalandığı 4/10/2005 tarihi itibarıyla, Belediye ile Sendika arasında böylebir sözleşme yapılmasının hukuken mümkün olduğu ve buna engel olan hukuki birdüzenleme de mevcut olmadığına göre, anılan sözleşmenin “kanunlar tarafından öngörülme” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
2. Meşru Amaç
102. Başvuru konusu olayda, BEM-BİR-SEN ile Belediye arasında yapılan“Sosyal Yardım Sözleşmesi” ilekamu görevlilerine maaşlarına ek olarak yardım verilmesiyle kamu görevlilerininekonomik durumlarının daha iyi hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu sözleşmede,yardımdan faydalanmak için sendikaya üye olma şartının bulunması, sendika üyesiolmayanların ise üyelik aidatının iki katını ödemeleri şartı ile yardımdanyararlanabilmeleri, örgütlenmeye ve sendika üyeliğine teşvik mahiyetinde kabuledilebilir. Dolayısıyla bu yönden, yapılan sözleşmenin meşru bir amaç taşıdığısonucuna varılmıştır.
3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
103. Son olarak bu sözleşme ile kamu görevlilerine, Belediyetarafından her ay maaşlarına ek olarak tazminat ödemesi yapılmasıkararlaştırıldığı halde, sosyal yardım ödemesi yapılmasının temel şartı olarak,BEM-BİR-SEN'e üye olunması veya üye olunmasa dahisendika üyelik aidatının ödenmesinin gösterilmesi ve bu aidatın da üyeolanların ödediği aidattan yüksek olması ile “sendikayaüye olmama özgürlüğüne” yapılan müdahale arasında makul bir dengeningözetilip gözetilmediği değerlendirilmelidir.
104. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında demokratik toplumu, “Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler.” (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T.24/9/2008) biçiminde tarif etmiştir. Başka bir deyişle yapılan sınırlama hak veözgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa,etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracıile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırıolacaktır (Bkz. AYM, E.2009/59, K.2011/69, K.T. 28/4/2011; AYM, E.2006/142,K.2008/148, K.T. 17/4/2008).
105. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeniningerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş olmaklabirlikte bu iki kriter arasında bir ilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesiönceki kararlarında demokratik toplum düzeni için gerekli olma şartı ileölçülülük arasındaki bu ilişkiye dikkat çekmiş, “Temel hak ve özgürlüklere yönelik her hangi bir sınırlamanın,demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte, başka bir ifadeyle güdülenkamu yararı amacını gerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleyeolanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesigerekir…” (AYM, E.2007/4, K.2007/81, K.T. 18/10/2007) diyerek,amaca, temel haklara en az müdahaleyle ulaşmayı sağlayacak aracın tercihedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
106. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak veözgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple sendikaya üye olmamaözgürlüğüne getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilenmüdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
107. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan BEM-BİR-SEN’e üye olmayanların sosyal yardımdan yararlanmaları içinanılan Sendikaya üye olanların ödedikleri aidatın iki katını ödemek zorundabırakılmaları, sendikaya üye olmama özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olup olmadığıolacaktır.
108. Bu çerçevede sendikaya üye olmama özgürlüğüne yapılanmüdahalenin, izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığını belirleyebilmek içinolayın bütünlüğüne bakılarak bu özgürlüğün özüne zarar verilip verilmediğinindeğerlendirilmesi gerekir. Sendikaya üye olmama şeklindeki negatif özgürlüğünözüne zarar verecek ve makul olmayan şekilde sendikaya üye olmaya zorlama,ölçüsüz ve orantısız bir müdahale olarak kabul edilebilir. AİHS’in11. maddesi temel olarak, maddede düzenlenen hakların kullanılması sırasındakamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı korunmayı amaçlamaktadır.
109. Somut olayda, sosyal yardım ödemesi yapılmasının temel şartıolarak BEM-BİR-SEN'e üye olunması veya üye olunmasadahi sendika üyelik aidatının ödenmesinin gösterilmesi ve bu aidatın da üyeolanların ödediği aidattan yüksek olması nedeniyle sendikaya üye olmama özgürlüğüneyapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı ve sendikaya üye olmama özgürlüğününözüne müdahale niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmiştir. “Sosyal Yardım Sözleşmesi” ile verilen sosyal yardımdan faydalanmak içinSendika üyesi olma zorunluluğu bulunmadığı, Sendikaya üye olmayanların da buyardımdan yararlanabilecekleri, bunun için BEM-BİR-SEN üyesi olanların ödediğisendikal aidatın sadece iki katının ödenmesi şartı (sözleşmenin 14. maddesinin(a) bendi gereği sendikaya üye olanlardan sözleşmedeki aylık ödenek tutarından%2, üye olmayanlardan aylık %4 kadar kesinti yapılması şartı) bulunduğu dikkatealındığında, bu şart müdahale edilen hakkın özünü zedelemediği gibi, ölçüsüzbir müdahale olarak da nitelendirilemez. Zira sosyal yardımdan yararlanmak içinanılan Sendikaya üye olma zorunluluğu bulunmamakta olup, yalnızca üye olanlarınödediği sendika aidatının iki katının ödenmesi yeterlidir. Bu durum isesendikaya üye olmama özgürlüğünün özüne yönelik orantısız ve makul olmayan birmüdahale olarak değerlendirilemez.
110. Yukarıdaki hususlar dikkatealındığında, BEM-BİR-SEN’e üye olmayanların sosyalyardım sözleşmesinden yararlanmaları için anılan sendikaya üye olanlarınödedikleri aidatın iki katını ödemeleri şartının sendikaya üye olmama özgürlüğüneyönelik orantısız bir müdahale olmadığı ve bu bağlamda demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı kanaatinevarılmıştır. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenensendikaya üye olmama özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.Üye Engin Yıldırım bu görüşe katılmamıştır.
c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığıİddiası Yönünden
111. Başvurucu, 2006 yılı Haziranayında İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasının makulsürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
112. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanmahakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
113. Anayasa ve AİHS’in ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),AİHS metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkınınsomut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yerverilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgilihükmü AİHS’in 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek AİHS’in lafzi içeriğindeyer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilenilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somutbaşvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıdabelirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasınınyargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
114. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
115. Anayasa’nın 36. maddesi ve AİHS’in6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu iptal ve tam yargıdavasında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somutyargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılamaolduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
116. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 2006 yılı Haziran ayıdır.
117. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52). Somut olayda yargılamanın sona erdiği tarih, Danıştay tarafından karardüzeltme isteminin reddedildiği 9/5/2013 tarihidir.
118. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 2006 yılı Haziranayında İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açtığı davada, Fatih Belediyesinde memurolarak çalıştığı sırada, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında yapılan “Sosyal Yardım Sözleşmesi”nde belirtilen sosyal yardımlarınödenmediğini, bu amaçla yaptığı başvurunun anılan Belediye tarafındanreddedildiğini ileri sürerek, Belediye işleminin iptalini ve yoksun kaldığısosyal yardımın faiziyle birlikte ödenmesini, anılan işlemin yürütmesinindurdurulmasını talep etmiştir. Mahkemece, davalının savunması alınarak,tarafların delilleri toplanmış, 25/1/2008 tarihinde davanın reddine kararverilmiştir.
119. Başvurucunun temyiziüzerine, Danıştay Onuncu Dairesince 14/9/2011 tarihinde hüküm onanmıştır.
120. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin9/5/2013 tarihli ilamıyla reddedilerek, aynı tarihte hüküm kesinleşmiştir.
121. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuiptal ve tam yargı davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum vedavranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırkenözensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına sebep olduğu da söylenemez.
122. Başvurunun konusu olan iptal ve tam yargı davasındayargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, temyiz vekarar düzeltme safhalarının uzun sürdüğü ve yargılamanın makul olmayan uzun birsüre olan altı yıl on bir ayda tamamlandığı görülmektedir. İptal ve tam yargıdavalarının niteliği dikkate alındığında, bu sürenin makul olmadığı açıktır.
123. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
d. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası Yönünden
124. Başvurucu, İstanbul 5. İdareMahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini ve Danıştay tarafından hükmün onandığını,bu şekilde sosyal yardım ödemelerinden yararlanamadığını belirterek, mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
125. Başvurucunun, yargılamasürecine ve sonucuna ilişkin adil yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönündenyukarıda yer verilen ilkeler ışığında yargılamanın yenilenmesine kararverildiği, mülkiyet hakkının ihlali iddiasının yargılamanın yenilenmesidavasında Derece Mahkemesince değerlendirilebileceği kabul edilerek, anılanihlal iddiasının bu aşamada değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
126. Başvurucu, maddi ve manevizararlarının tazmin edilmesini talep etmiştir.
127. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun haklarının ihlal edildiğinin kabul edilmesi halinde hakkaniyeteuygun bir tazminata karar verilmesinin yerinde olacağını bildirmiştir.
128. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesişöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
129. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
130. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin altı yıl on bir aylık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
131. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, ayrıca adil yargılanmahakkının ihlali iddiası yönünden yeniden yargılama yapılması yolunun açıldığıanlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
132. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Adilyargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,
2. Sendikaya üye olmamaözgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
3.Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,OY BİRLİĞİYLE,
B. Başvurucunun,
1.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE, OY BİRLİĞİYLE,
2. Sendikaya üye olmama özgürlüğününihlali iddiasıyla ilgili olarak Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE, üye Engin YILDIRIM’ın karşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OY BİRLİĞİYLE,
C. İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosyanın İstanbul 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine, OYBİRLİĞİYLE,
D. Başvurucuya makul sürede yargılama yapılmamasına dayalıadil yargılanma hakkını ihlali nedeniyle net 5.000,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına, OY BİRLİĞİYLE,
16/10/2014tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucu,memur olarak çalıştığı belediyenin bir sendikayla imzaladığı “Sosyal YardımSözleşmesi” gereğince yaptığı ödemeden yararlanmak için o sendikaya üye olmaya zorlandığını,bunun da sendika özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Sözleşmedesosyal yardım yapılması memurun belli bir sendikaya üye olması veya üyeolmaması halinde sendikaya üyelik aidatı ödemesi ve bu aidatın da üye olanlarınödediğinden yüksek olması şartına bağlanmıştır. Çoğunluk, bu şartlarıörgütlenmeye ve sendika üyeliğine teşvik olarak değerlendirerek, sendikaözgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru olduğu sonucuna varmıştır. Oysa tamtersine bu şartların kişileri söz konusu ödemeden yararlanabilmek içinistemediği bir sendikaya üye olmaya zorlamasını sendika özgürlüğüne yapılanmüdahalenin meşru bir amaç taşımadığının bir kanıtı olarak da görmek mümkündür.
Bilindiğiüzere sendika özgürlüğü sendikaya üye olmama özgürlüğünü de kapsamaktadır.Kişinin, çeşitli nedenlerle üye olmak istemediği bir sendikaya üye olmayazorlanması Anayasa’nın 51.maddesinde güvence altına alınan sendika özgürlüğüneaykırılık oluşturmaktadır. 1 Belediye ile bir sendikanın imzaladığısosyal yardım sözleşmesinde üye olmayanların yardımdan yararlanmasını üyelerinödediği aidatın iki katı aidat ödemeleri şartına bağlanması, bu miktarda aidatödemek istemeyen kişinin ödemeden faydalanmasının tek yolu olarak tercihetmediği bir sendikaya üye olmak zorunda bırakılmasına neden olmaktadır.Kişinin burada üye olmak istemediği bir sendikaya üye olmaya dolaylı olarakzorlandığını görmekteyiz.
Yukarıdabelirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde belirtilensendika özgürlüğü ihlal edilmiştir.
Üye
Engin YILDIRIM
1Bölümümüz kararının 70-75. paragraflarında sendika özgürlüğünündevlete getirdiği pozitif ve negatif yükümlülüklerle ilgili olarak Avrupa İnsanHakları Mahkemesi içtihatlarına değinildiğinden burada bunlar tekraredilmemiştir.