TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADALET EKİNCİ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19112)
Karar Tarihi: 29/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucular
:
1. Adalet EKİNCİ
:
2. Deniz EKİNCİ
:
3. Eylül EKİNCİ
:
4. Mehmet EKİNCİ
:
5. Mesut Salim EKİNCİ
:
6. Mustafa EKİNCİ
Vekili
:
Av. Ahmet DAĞDEVİREN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kasten öldürme olayı hakkında etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmesi nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Vefat eden K.E., başvuruculardan Adalet Ekinci'nin eşi, MesutSalim, Deniz ve Eylül Ekinci'nin babası, Mehmet ve Mustafa Ekinci'nin isekardeşidir.
6. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetleşöyledir:
7. Başvurucuların yakını olay tarihinde avukat olarak görevyapmakta olup 7/4/1994 günü saat 18.30 sıralarında F.İ. isimli şahısla parkhâlindeki bir arabada bulundukları sırada -tanık beyanlarında da belirtildiğiüzere- içinde yüzleri kapalı birden fazla kişinin bulunduğu beyaz renkli R.T.marka aracın içindeki şahıslarca Kalaşnikof markatüfeklerle araçlarının taranması sonucu vefat etmiştir.
8. Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğünce (İlçe Emniyet Müdürlüğü)düzenlenen 7/4/1994 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'nagöre başvurucuların yakını olay yerinde, F.İ. ise hastaneye götürüldüğü sıradavefat etmiştir. Olay sırasında ayrıca olay yerinden geçmekte olan İ.K. veİ.H.G. isimli şahıslar da yaralanmıştır. Maktullerin bulunduğu aracın camlarıparçalanmış; aracın sol arka kapısına üç, ön kapısına üç ve kapı direğine biradet mermi isabet etmiştir. Sağ ön kapıda ve sağ arka kapıda üç olmak üzerealtı çıkış deliği bulunmaktadır. Tutanağa göre olay yerinde yirmi bir adet boş Kalaşnikof marka tüfek kovanı ele geçirilmiştir. Olayyerinin basit krokisi çizilmiştir.
9. Olayın haber verildiği Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca(Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl ve resen soruşturma başlatılmıştır.
10. Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/4/1994 günü ölü muayenesiişlemi gerçekleştirilmiş, otopsi yapılmasına gerek görülmemiştir. Ölü muayenesisonucu düzenlenen rapora göre müteveffa silah yaralanması sonucu oluşan beyinve soluk borusu harabiyeti sonucu ölmüştür.
11. Tanık İ.H.G. 8/4/1994 tarihli kolluk beyanında; olay günüsaat 18.30 sıralarında yürümekteyken beyaz renkli, R.T. marka araçtaki üç dörtkişinin bir başka araçtaki şahıslara ateş etmeye başladığını, kendisinin deyaralanmasına sebep olan bu şahıslardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Tanıkİ.K. Cumhuriyet savcısı huzurundaki 6/5/1994 tarihli beyanında, tanık A.K. ise7/4/1994 tarihli kolluk beyanında benzer anlatımlarda bulunmuştur.
12. Başvurucu Adalet Ekinci; Cumhuriyet savcısı huzurundaki 11/5/1994tarihli beyanında eşinin kimseyle bir husumeti olamadığını, şüphelendiği birdurum bulunmadığını, eşinin neden öldürüldüğünü bilmediğini, kimliği belirsizfaillerden şikâyetçi olduğunu bildirmiştir. Başvurucu Mehmet Ekinci deCumhuriyet savcısı huzurundaki 3/5/1994 tarihli beyanında benzer ifadelerdebulunmuştur.
13. Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/1994 günü müteveffa içindeykentaranan aracı inceleyerek bu konuda İnceleme Tutanağı düzenlemiştir.
14. İlçe Emniyet Müdürlüğünün 15/4/1994 tarihli yazısı üzerineolay yerinden elde edilen yirmi bir adet boş kovanı inceleyen Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü (KriminalLaboratuvar) düzenlediği 5/5/1994 tarihli ekpertizraporunda, iki ayrı silahtan atıldığı tespit edilen inceleme konusu kovanlarınfaili meçhul olaylar arşivi sırasına kaydedilerek geçici olarak alıkonulduğunubelirtmiştir.
15. İlçe Emniyet Müdürlüğü 18/4/1994 tarihinde düzenlediğifezleke ile soruşturma evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir.
16. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9/5/1994tarihli yazı ile olay hakkında yürütülen soruşturma dosyası tetkik edilmeküzere Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiş; 17/5/1994 tarihli yazı ilesoruşturmanın etkin biçimde yürütülmesi, en küçük delilin dahi değerlendirilmesişeklinde belirtmelerde bulunularak tetkik edilen dosya CumhuriyetBaşsavcılığına iade edilmiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığının 3/5/1994 tarihli yazısınaistinaden İlçe Emniyet Müdürlüğünce plakası 63 HE ile başlayan, 86 ile bitentüm araçların listesi 4/5/1994 Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir.
18. Başvurucu Mehmet Ekinci Cumhuriyet savcısı huzurundaki13/6/1994 tarihli beyanında; olayda kullanılan beyaz R.T. markalı aracınplakasının 63... 48 olabileceği yönünde duyumlar alması üzerine bunuilettiğini, bu plakalı aracın sahibi olarak tespit edilen M.Y. isimli şahsıtanımadığını belirtmiştir.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı Suruç Cumhuriyet Başsavcılığınayazdığı 7/7/1994 ve 19/9/1994, 9/2/1995, 15/8/1995 tarihli talimatlar ile 63...48 plakalı aracın sahibi olan M.Y.nin olayla ilgiliolarak ifadesinin alınması talep edilmiştir. Anılan şahsın adres tespiti mümkünolamamıştır.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı İlçe Emniyet Müdürlüğünden 17/6/1994tarihli müzekkereyle 63...48 ve 63...86 plakalı araçların olay günü neredeoldukları ve kimler adına kayıtlı olduklarının tespit edilmesi, olayın çokyönlü araştırılarak faillerin tespitine çalışılmasını talep etmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınayazdığı 8/11/1994 tarihli talimat ile 63...48 plakalı aracın sahibi olan vepamuk işçiliği yaptığı tespit edilen M.Y.nin olaylailgili olarak ifadesinin alınmasını talep etmiştir.
22. Tanık A.K.nın CumhuriyetBaşsavcılığında 23/5/1995 günü beyanı alınmış, A.K. kolluk beyanlarındakinebenzer anlatımlarda bulunmuştur.
23. Cumhuriyet Başsavcılığı, Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığınayazdığı 3/4/1996 tarihli talimat ile 63...48 plakalı aracın sahibi olan M.Y.nin olayla ilgili olarak ifadesinin alınmasını talepetmiştir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/1998 tarihli yazısınaistinaden İlçe Emniyet Müdürlüğünce olayın faillerinin araştırılmasına devamedildiği bildirilmiştir.
25. Sonrasında dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden3/10/2007 ile 15/1/2009 tarihleri arasında Cumhuriyet Başsavcılığı ile İlçeEmniyet Müdürlüğü arasında faillerin tespiti çalışmalarına devam edildiğiyönündeki mutat yazışmalar dışında bir işlem yapılmadığı görülmüştür.
26. Başvurucular 22/1/2009 tarihinde vekilleri aracılığıyla soruşturmaevrakının bir fotokopisini almışlardır.
27. Sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga250. madde ile görevli) 16/3/2009 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığına,sayfanın sonunda "emekli polismemuru" yazan, imzasız, el yazısıyla yazılmış bir mektupiletilmiştir. Mektupta ihbarcının, dönemin Viranşehir tabur komutanı olan A.D.tarafından bir örgüt kurulduğunu, hem silahlı terör örgütü hem de devletyanlısı görünen bazı şahısların -isim sayılmıştır- bu örgüt tarafından öldürüldüğüneşahit olduğunu, can güvenliği olmadığından bugüne kadar sustuğunu fakat artıkyazmaya karar verdiğini belirttiği ve başvurucuların yakınını da öldürülenşahısların arasında saydığı anlaşılmıştır.
28. Başvurucular vekili tarafından 27/4/2009 havale tarihlidilekçeyle soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunulmuştur. Dilekçede butarihe kadar etkin bir soruşturma yürütülmediği, zamanaşımının 7/4/2014tarihinde dolacağı, soruşturmanın ivedilikle yürütülmesi gerektiği ifadeedildikten sonra olay tarihi ve öncesinde yörede birçok faili meçhul cinayetgerçekleştirildiği, var olduğu iddia edilen Jandarma İstihbarat TerörleMücadelenin (JİTEM) bu cinayetlerle ilgisi olduğu, müştekilerin olay tarihindeViranşehir tabur komutanı ve Ergenekon yargılamasında sanık olan Albay A.D.den şikâyetçi oldukları, bu kişinin yargılandığı davasırasında JİTEM'i kurduğunu beyan ettiğibelirtilmiştir. Ayrıca A.D.nin başvurucularınyakınlarının öldürülmesi olayına dair ifadesinin alınması, şahsın yargılandığıdavadaki bilgi ve belgelerin incelenmek üzere istenmesi, yakınlarınınöldürülmesine ilişkin olarak JİTEM itirafçısı olan ve hâlen yurtdışında yaşayanA.A.nın beyanının alınması ve JİTEM teşkilatınınolayla ilgisinin araştırılması talep edilmiştir.
29. Cumhuriyet Başsavcılığı imzasız mektup ile başvurucularvekilinin 27/4/2009 havale tarihli dilekçesi üzerine dosyayı 5/5/2009 tarihlifezlekeyle olayın örgüt tarafından işlenmiş olabileceği gerekçesiyle DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. madde ile görevli) göndermiştir.
30. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK mülga 250. madde ilegörevli) 30/5/2011 tarihli görevsizlik kararı ile dosyayı CumhuriyetBaşsavcılığına iade etmiştir. Görevsizlik gerekçesi "ihbar mektubunun somut delillere dayanmadığı, araç sahibi olaraktespit edilen M.T.nin ifadesinin alınması, ayrıcabaşvurucular vekilinin dilekçesinde talep ettiği hususlardan gerekligörülenlerin de araştırılmasından sonra eylemin örgüt kapsamında işlendiğikonusunda yeterli şüpheyi oluşturacak delil elde edilmesi halinde dosyanıngörevsizlik kararıyla gönderilmesi" şeklindedir.
31. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/6/2011 tarihli yazıile 63...48 plakalı aracın 1993-1995 yılları arasında kimin üzerine kayıtlıolduğunun bildirilmesi talebi üzerine İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından24/6/2011 tarihinde söz konusu araç Suruç Trafik Tescil ve Denetleme BüroAmirliğinde kayıtlı görüldüğünden söz konusu bilgilerin anılan Kurumdanistenmesi gerektiği bildirilmiştir.
32. Bu defa aynı bilgiler Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından15/9/2011 tarihli yazı ile Suruç Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir.Verilen 29/9/2011 tarihli cevapta bahse konu aracın İ.A., M.Y., İ.S.D. arasındael değiştirdiği bilgisi iletilmiştir.
33. Cumhuriyet Başsavcılığının 17/6/2011 tarihli talebi üzerineKara Kuvvetleri Komutanlığı Viranşehir 1. Hudut Tabur Komutanlığı 23/6/2011tarihli yazı ile Albay A.D.nin görev yaptığı iddiaedilen Tabur Komutanlığında kuvvet değişikliği olduğundan 1990 yılı öncesineait kayıtların Tabur arşivinde bulunmadığını, hiçbir kayda rastlanmadığınıancak tabur komutanı makamında bulunan "TaburaHizmeti Geçenler" panosunda emekli Albay A.D.ninJ. Öyzb. rütbesiyle 24/7/1981-20/7/1983 tarihleriarasında tabur komutanı olarak görev yaptığını gösteren fotoğrafın bulunduğunubildirmiştir.
34. Cumhuriyet Başsavcılığı, Suruç Cumhuriyet Başsavcılığından23/3/2012 tarihinde aracın sahipleri olarak tespit edilen İ.A., M.Y., İ.S.D.nin şüpheli olarak ifadelerinin alınmasını talepetmiştir. Bu talebe dair düzenlenen 28/5/2012 tarihli tutanakla şahıslarınadreslerinin tüm tespitlere rağmen bulunamadığı bildirilmiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/7/2012 ve 25/9/2012 tarihlimüzekkerelerle Genel Kurmay Başkanlığından başvurucuların yakınlarınınöldürüldüğü 7/4/1994 tarihinde Albay A.D.ninViranşehir 20. Zırhlı Tugay 3. Hudut Alayında görevli olup olmadığısorulmuştur.
36. Genel Kurmay Başkanlığı 16/8/2012 tarihli "gizli" kayıtlı yazıyla, A.D.nin anılan Tabur Komutanlığında komutan vekili olarakgörev yaptığı tarihleri Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.
37. Başvurucular vekili 18/9/2012 tarihinde, önceden verilen27/4/2009 havale tarihli dilekçenin aynısını yeniden Cumhuriyet Başsavcılığınasunarak (bkz. § 28) soruşturmanın genişletilmesi talebini yinelemiştir.
38. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/10/2013 tarihinde olay hakkındadaimî arama kararı vermiştir.
39. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/6/2014 tarihinde ise kastenöldürme suçu için suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve kim olduğutespit edilemeyen şüpheli/şüphelilerin lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen yirmi yıllık dava zamanaşımısüresinin 7/4/2014 tarihinde dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığınadair karar vermiştir.
40. Başvuruculardan Mehmet Ekinci 14/1/2014 tarihinde vekiliaracılığıyla etkili soruşturma yürütülmediğini yineleyerek her ikisoruşturmanın genişletilmesi talepli dilekçesinde belirttiği iddialarlakovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir.
41. İtiraz, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/2/2015tarihli kararıyla reddedilmiştir.
42. Bu karar başvurucular vekiline 27/11/2015 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucular 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
43. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344,22/3/2018, §§ 29-36) başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır.
B. Uluslararası Hukuk
44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Çadıroğlu/Türkiye (B. No:15762/10, 3/9/2013, §§ 30, 36) başvurusunda,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesi uyarınca yaşamhakkının güvence altına alınması yükümlülüğünün -devletin 1. madde uyarınca “Sözleşme’de düzenlenen hakve özgürlükleri kendi egemenlik alanı içinde bulunan herkes için güvence altınaalmak” görevi ile birlikte düşünüldüğünde- bir kimsenin şüphelikoşullar altında hayatını kaybetmesi durumunda etkili bir resmî soruşturma yapılmasınızımnen gerektirdiğine, ölenin ailesinin veya başkalarının yetkili soruşturmamerciine resmî olarak şikâyette bulunup bulunmadığı hususunda da bu konudabelirleyici olmadığına işaret ederek ceza yargılamasına katılmayan kişileryönünden iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin hükûmet itirazınıreddetmiştir.
45. AİHM Sultan Dölek vediğerleri/Türkiye (B. No:34902/10, 28/4/2015, §§ 43-45) başvurusundaise ulusal makamların şüpheli ölümlere ilişkin resen soruşturma başlatmayükümlülüklerine değinerek başvuruculardan yalnızca birinin kovuşturmaya yerolmadığına dair verilen kararlara itiraz etmesini mevcut iç hukuk yollarınıntüketilmesi için yeterli bulmuştur.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
46. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1- Başvurucuların İddiaları
47. Başvurucular, olayın var olduğunu iddia ettikleri JİTEMbağlantısına işaret etmesine karşın bu yönde araştırma yapılmamasından vesoruşturmanın çok uzun sürmesi nedeniyle zamanaşımına uğramasından şikâyetederek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
48. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
49. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
50. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölenkişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular ölenin eşi, çocukları vekardeşleridir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklikbulunmamaktadır.
51. Diğer yandan başvurucuların hepsi başvuruya konusoruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmemişsede başvurucu Mehmet Ekinci anılan karara itiraz etmiştir (bkz. § 40) Bu nedenlebaşvuruda başvuru yollarının tüketilmesi yönünden herhangi bir eksiklikbulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hadra Akgül ve diğerleri, B. No: 2014/867, 24/3/2016, §§ 39-42).
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
53. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
54. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgilisoruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlaksurette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmamasışartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygunolacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
55. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturmayürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibarensüresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucularınetkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği herbaşvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87; Sultani Acar, § 84).
56. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumunfarkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içindebireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;Sultani Acar, § 85).
57. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya farkedilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıpzamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzunzaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâlegetirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif vepozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşamhakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamayakarar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit ediptazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ilesorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması vegerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları içinyeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerininönlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;Sultani Acar, § 86).
58. Somut olayda olayla ilgili aynı gün resen soruşturmabaşlatılmış, olay yeri kolluk görevlilerince incelenmiş, olay yerinin basitkrokisi çizilmiş ve olay yerinde bulunan boş kovanlara dair ekspertiz raporuvakit geçirmeksizin temin edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca ölü muayenesiişlemi gerçekleştirilmiş ve başvurucunun yakınlarının içinde vefat ettiğiarabada incelemeler yapılmıştır.
59. Sonraki süreçte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından faillerintespiti amacıyla silahla tarama olayında kullanılan beyaz renkli, R.T. markaarabanın plakasının ve araç sahibinin tespitine, sonrasında da araç sahibininşüpheli olarak ifadesinin alınması için adresinin tespitine yönelik olarak3/5/1994 ile 23/3/2012 tarihleri arasında muhtelif yazışmalar yapılmış fakatbir sonuca ulaşılamamıştır.
60. Sonrasında 5/5/2009 tarihli görevsizlik kararına kadar (bkz.§ 29) olayın faillerinin belirlenebilmesini ve dolayısıyla soruşturmanınetkililiğini sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılmamış; yalnızca faillerin tespitine çalışılması yönündekolluk güçlerine müzekkereler yazılması ve faillerin aranmasına devam edildiğiyönünde kolluk görevlilerini düzenli olmayan aralıklarla düzenlediği matbututanakların soruşturma dosyasına konulmasıyla yetinilmiştir(bkz. § 25).
61. 22/1/2009 tarihinde soruşturma evrakının fotokopisini alanbaşvurucular vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 27/4/2009 havale tarihlidilekçesinde soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü iddia edip zamanaşımınındolacağını belirterek -somut bir veri ortaya koymadan- olayın faillerininmüştekilerin var olduğunu iddia ettiği JİITEM teşkilatının mensupları olduğunuileri sürmüştür (bkz. § 28). Başvurucular vekili, söz konusu dilekçeyle JİTEM'in olayın geçtiği bölgedeki sorumlusu olduğunu iddiaettiği bir albayın ve eski bir itirafçının beyanlarının da alınması yönündebirtakım taleplerde bulunmuştur. O hâlde soruşturmanın etkisiz yürütüldüğününfarkında olduklarını açıkça ifade etmeleri nedeniyle bireysel başvuru yapmakiçin soruşturmanın sonuçlanmasını beklemeleri gerekmeyen başvurucuların4/12/2015 tarihinde yaptıkları başvurunun süresinde olup olmadığının tespitedilebilmesi için öncelikle 27/4/2009 tarihinden sonra soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığının ve soruşturmadailerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçi varsayımlarınbulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.
62. Başvurucular vekili 27/4/2009 tarihli dilekçe ile birtakımtaleplerde bulunsa da talep konusu hususların ölüm olayını çevreleyenkoşulların ve faillerin tespitine imkân verecek nitelikte olmadığıdeğerlendirilmiştir. Söz konusu dilekçede bahsi geçen albayın başvurucularınyakınının öldürülmesine nasıl bir etkisi olduğuna ve başvurucularınyakınlarının ölüm olayının nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine dairsomut bir bilgi bulunmamaktadır. Nitekim Cumhuriyet Başsavcılığınca da bahsigeçen albayın olay tarihindeki görev yeri ve unvanının tespit edilmeyeçalışılması dışında soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir işlem deyapılmamıştır.
63. Aynı durum Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen isimsiz mektupiçin de geçerlidir. Bahse konu mektubun kim tarafından gönderildiğinin tespitimümkün olmadığı gibi mektup başvurucuların yakınının öldürülmesi olayının nasılve kimler tarafından gerçekleştirildiğine dair somut bir bilgi deiçermemektedir. Nitekim Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da (CMK mülga 250.madde ile görevli)ihbar mektubunun somut delillere dayanmadığı gerekçesiylesoruşturma dosyasını Cumhuriyet Başsavcılığına iade etmiştir (bkz. § 30)
64. Bu nedenlerle başvurucu vekilinin soruşturmanın etkisizyürütüldüğünü açıkça belirttiği 22/1/2009 tarihli dilekçesinden ve özellikleAnayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihindensonra başvurucuların etkisiz bir biçimde yürütülen soruşturmanın artık etkiliyürütüleceğine, soruşturmada ilerleme sağlanacağına veya soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına dair haklı bir beklenti içinegirmelerini gerektirecek herhangi bir umut verici gelişme yaşanmadığı,soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbir alınmadığıdeğerlendirilmiştir.
65. Diğer yandan başvurucular vekili tarafından bir öncekidilekçenin aynısı olan 18/9/2012 tarihli dilekçenin (bkz. § 37) dava zamanaşımısüresinin dolmasına 1 yıl 6 ay gibi bir süre kala Cumhuriyet Başsavcılığınailetilmesinin başvuru süresini canlandırılmaya yönelik olduğu kanaatinevarılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucular tarafından söz konusu dilekçeninsunulması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından herhangi bir işlemyapılmayıp 7/10/2013 tarihinde olayla ilgili olarak daimî arama kararıverilmiştir.
66. Bireysel başvurulardaki meselelerin çözüme kavuşturulmasıbakımından zaman (süre) çok önemli ise de başvurucuların iddialarını -usulünceve adil bir şekilde çözüme bağlanabilmesini sağlayabilmek için- gerekli süratleAnayasa Mahkemesi huzurunda dile getirilmesini sağlama ödevi bulunduğunu dabelirtmek gerekir. Bu durum bilhassa temel haklar kapsamında belirli olayların soruşturulmasına yönelik herhangibir yükümlülükle ilgili şikâyetler bakımından söz konusudur. Çünküzaman ilerledikçe maddi deliller kaybolduğundan, görgü tanıklarının olayıhatırlamaları güçleştiğinden ya da mümkün olmadığından aradan geçen zamanınsadece devletin soruşturma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirmesi üzerindedeğil aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin kendiincelemesinin anlamı ve sonuçları üzerinde de olumsuz bir etkisi olmaktadır. Bunedenle bir olayda etkili soruşturma yürütülmeyeceği açık hâle gelince, başkabir deyişle devletin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmediği bariz oluncabaşvurucunun bireysel başvuruda bulunmak için derhâl harekete geçmesigerekmektedir (Özeyir Kocakaya, B.No: 2014/1457, 14/11/2018, § 67).
67. Şikâyetini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanınetkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği yönünde herhangibir iddiası bulunmayan başvurucular tarafından etkisiz olduğu çok uzun birzamandır açık olan soruşturmanın sonuçlanmasının beklenmesinin gerekmediğini vebireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonrabaşvuru yapma imkânının bulunduğunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihten makul kabul edilemeyecek bir süresonra yapılan başvurunun süresinde yapılmış olarak değerlendirilemeyeceğisonucuna ulaşmıştır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Hükmün DenetlenmesiniTalep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
69. Başvurucular soruşturma sonucunda kamu davası açılmayarakkovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmemesi nedeniyle dosyayı bir üst derecemahkemeye götürme haklarından yoksun kaldıklarını belirterek hükmündenetlenmesini talep etme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
70. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.
71. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği 27/12/2018tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmün denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığınahükmetmiştir.
72. Anılan kararda, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) ülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinin (1)numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet vecezaların denetlenmesini talep etme hakkının güvenceye bağlandığı ve yineülkemizin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14.maddesinin (5) numaralı fıkrasında da “Birsuçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak dahayüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır”biçiminde benzer bir kurala yer verildiği hatırlatılmıştır.
73. Suç isnadına bağlı yargılamalarda mahkumiyet veya cezahükmünün denetlenmesi sadece aleyhine hüküm verilen kişi tarafından talepedilebilmekte olup -mağdur, katılan veya suçtan zarar gören gibi- suç isnadıaltında bulunmayan kişilerin hükmün denetlenmesini talep etme hakkıbulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle suç isnadına bağlı yargılamalarda mağdur,katılan ve suçtan zarar gören kişiler hükmün denetlenmesini talep etme hakkınınsüjesi değillerdir.
74. Somut olayda başvurucular suç isnadı altında bulunan kişistatüsünde olmadıklarından hükmün denetlenmesini talep etme hakkının kapsamınagirmemektedir. Bu sebeple başvurucuların, hükmün denetlenmesini talep etmehakkına yönelik ihlal iddialarının incelenmesi Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetkisi dışında bulunmaktadır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.