TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADALET ILIK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/9541)
Karar Tarihi: 21/11/2023
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Muhterem İNCE
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
Adalet ILIK ve diğerleri (bkz. ek 1 sayılı tablo)
Başvurucular vekili
:
Av. Denizer ŞANLI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; bir yer altı maden ocağında meydana gelen vebirçok kişinin ölümü ile pek çok kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan faciaçerçevesinde dile getirilen yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarhakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurucuların yaptığı 2021/9541 sayılı başvuru 15/3/2021tarihinde, 2022/64331 sayılı başvuru ise 22/6/2022 tarihinde yapılmıştır.Komisyon, başvuruların birleştirilmesine ve kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular,Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
5. Başvurucu Fatime Kazancı ile İsmail Kazancı, başvurutarihinden sonra sırasıyla 14/12/2021 ve 1/12/2022 tarihinde vefat etmiştir.Ölen başvurucuların mirasçıları başvurudan haberdar edilseler de kendilerinetanınan on beş günlük süreye rağmen başvuruyu devam ettirme yönündekitaleplerini Anayasa Mahkemesine iletmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve ekleri ile AbdülkadirYılmaz ve diğerleri (2) (B. No: 2016/13649, 29/1/2020) kararına ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göreilgili olaylar başvuruyu ilgilendirdiği ölçüde özetle şöyledir:
7. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) adına ruhsatlı olupS... A.Ş. (yüklenici Şirket) tarafından işletilen, Manisa’nın Soma ilçesi EynezMahallesi Karanlıkdere mevkiinde bulunan yer altı maden ocağında 13/5/2014tarihinde saat 15.00 sıralarında meydana gelen faciada aralarındabaşvurucuların yakınlarının da olduğu 301 kişi ölmüş, çok sayıda kişi dedumandan doğrudan etkilenerek yaralanmıştır (Son 50 yılda meydana gelen madenkazalarına bakıldığında dünyanın en büyük ikinci ölümcül faciası olan bu kaza,dünya tarihindeki en ölümcül 13. kazadır; bkz. https://tr.euronews.com/2020/05/13/soma-dunyada-son-50-yilin-en-olumcul-2-maden-kazasi.Erişim tarihi: 25/10/2022). Başvurucular ile ölen yakınları arasındaki bağ ekli2 sayılı listede belirtilmiştir.
8. Yüklenici Şirketin bir önceki yönetim kurulu başkanıolan A.G. olaydan birkaç gün sonra, yüklenici Şirketin Soma Maden İşletmeleriGenel Müdürü R.D., Eynez İşletme Müdürü A.Ç. ve Soma İnsan Kaynakları Müdürüile birlikte konuyla ilgili bir basın açıklaması yapmıştır. Bu açıklamahakkındaki bazı haberlerde A.G.nin yüklenici Şirketin yönetim kurulu başkanıve/veya maden sahibi olduğu ifade edilmiştir (bkz. https://www.trthaber.com/haber/gundem/maden-isletmesi-sahibi-alp-gurkan-aciklama-yapti-127737.html.Erişim tarihi: 25/10/2022; https://www.haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/948753-yasam-odasi-kapatilmisti-yenisi-yapiliyordu.Erişim tarihi: 25/10/2022).
9. Olaydan haberdar olması sonrasında Soma CumhuriyetBaşsavcılığı (Soma Başsavcılığı) olay günü konuyla ilgili bir ceza soruşturmasıbaşlatmıştır.
10. Bazı siyasetçiler ile kamu görevlilerinin de olaydasorumluluğu olduğu iddiasıyla sonradan kimi gerçek kişilerle tüzel kişilerinyaptığı suç duyuruları üzerine başlatılan soruşturmalar mevcut soruşturma ilebirleştirilmiştir. Sonraki bir tarihte, haklarında şikâyette bulunulansiyasetçilerle ilgili soruşturmayı tefrik eden Soma Başsavcılığı; Enerji veTabii Kaynakları Bakanlığı (Enerji Bakanlığı) ile Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığı (ÇSGB/Çalışma Bakanlığı) müfettişlerinin, Çalışma Bakanlığı İşSağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü K.Ö.nün kamu görevlisi olması, haklarındasoruşturma yapılabilmesi için 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar veDiğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yetkilimercilerce soruşturma izni verilmesi gerektiği gerekçesiyle bahse konukişilerle ilgili soruşturmayı mevcut soruşturmadan ayırmıştır.
A. GenelSoruşturma Hükümlerine Göre Yürütülen Soruşturmayla İlgili Süreç
1. SomaBaşsavcılığınca Fezleke Düzenlenmesine Kadar Olan Süreç
11. Soma Başsavcılığı ile çevredeki bazı Cumhuriyetbaşsavcılıkları vefat edenlerin cesetleri üzerinde ölü muayenesi ve/veya otopsiişlemleri (Üzerinde otopsi yapılan ceset sayısı on yedidir.) yapılması içingerekli adımları atmıştır. Kimliği tespit edilemeyen bazı müteveffadan vebunların yakını olduğu düşülen kişilerden alınan biyolojik örnekler üzerindemoleküler genetik incelemeler yapılarak ölülerin kimliği saptanmıştır. Otopsiraporları ile üzerinde sadece ölü muayenesi yapılan cesetlerin tamamınayakınından alınan kan örneklerinde rastlanan karboksihemeglobin oranlarına göreölümlerin sebebi CO (karbonmonoksit) zehirlenmesidir.
12. Olayı çevreleyen koşulların ve olayın meydanagelmesinden sorumlu olanların tespiti için Soma Başsavcılığı, profesör unvanınasahip iki maden ve bir elektrik mühendisi ile A sınıfı bir iş güvenliğiuzmanından bir bilirkişi heyeti oluşturmuştur. Bu heyet ile olaydan bir günsonra olayın meydana geldiği yer altı maden ocağı incelenmek istenmiş ancakarama ve kurtarma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle incelemeyapılamamıştır. 16/5/2014 tarihinde maden ocağına tekrar gidilmiştir. Bu kezkurtarma faaliyetlerini sürdüren maden ocağı yetkililerinden ve tahlisiyeekiplerinden bilgi alınmış, ocak gazlarının ölçüm kayıtlarının tutulduğubilgisayar verilerine ulaşılmış, yer altı ocağına ait kroki ve haritalar eldeedilmiştir. Tahlisiye ekipleri tarafından gerekli şartların sağlanmasıneticesinde soruşturmada görevli Cumhuriyet savcıları ile bilirkişi heyeti,kurtarma çalışmalarına katılmış bir maden mühendisi eşliğinde ocağın kulikarmalzeme girişi olarak tabir edilen ocak ağzından maden ocağına girip ilkincelemeyi yapmıştır. Yapılan incelemede şu hususlar saptanmıştır:
- Ocak girişinden sonraki 1.000 metrelik bölümdeki anagaleri yolunun jeolojik yapısı taştır. 1.000 metrede U2 olarak tabir edilenelektrik trafosu bulunmaktadır. 1.000 metreden sonra ocak içinde yangının ilkbelirtisi olan kömür nakil bandı tamamen yanmıştır. Taşlarda yanmaya bağlıislenme mevcuttur. Tahta tahkimatların yanması üzerine taşlar yer yer tabanadüşmüştür. Tabanda soğutma çalışmalarının belirtisi olarak su bulunmaktadır.Tabandaki su bazı yerlerde 30-40 cm derinliğinde küçük göletler oluşturmuştur.Elektrik kablolarının yüzeyleri, içindeki bakır kablo görünecek şekildeyanmıştır. Ocakta ilerledikçe sıcaklık artmaktadır. Biraz daha ilerlendiğindekısmı göçükler görülmüştür. Bu göçüklerden ancak eğilerek geçilebilmiştir. Anagaleride yol üzerinde kullanılan tahta tahkimatlar yanıktır ve kısmenyenilenmiştir. Olayın meydana geldiği yer olduğu düşünülen ve ada olarak tabiredilen yerde soğutma çalışmaları devam etmektedir. Burada sıcaklık, çelikbağlar arasındaki tahta tahkimatlar soğumadığından iyice artmıştır. 1.400metrede revire giden kısım tamamıyla göçmüştür. A ve H panolarına giden yol iseaçıktır. Maden ocağı içinde devam etmek artık mümkün değildir.
13. 17/5/2014 tarihli bilirkişi ön raporuna göre ilkaşamada olayın meydana gelmesinde kusurlu olanlar şunlardır:
- Teknik nezaretçi
- İşletme müdürü
- Saha sahibi
- Şirketin iş güvenliği başmühendisi
- Şirketin yönetim kurulu başkanı
- Vardiya amirleri
14. Sulh ceza mahkemesinden alınan kararlara istinadenyüklenici Şirkete ait Soma’daki bina ile eklentilerinde arama yapılmış, bazıdefterler ile birtakım yazılı ve dijital belgelere el konulmuştur. Başkadefterler yanında gaz ölçüm, patlayıcı madde sarfiyat ve cihaz bakım defterleribir Cumhuriyet savcısınca incelenmiştir. İncelemeye göre gaz ölçüm defterindekibazı ölçüm sonuçları birbirine yakındır, bazı ölçüm sonuçları ise birbirinitekrar etmektedir. Patlayıcı madde sarfiyat defterinin bazı yerlerindekiimzayla ilgili kısımlar boş bırakılmıştır. Cihaz bakım defterindeki cihazlarınsıfırlanmasına, ölçümlenmesine ve takip edilmesine ilişkin kayıtlar özellikle2014 yılı Mart ayından itibaren imzasızdır. Ayrıca 340 ana nefeslik havaçıkışına yerleştirilen 428 kodlu sıcaklık sensörüne ait verilere göre1/2/2014-28/2/2014 tarihleri arasında 20,82 °C-21,15 °C arasında değişensıcaklık 6/5/2014 tarihinden itibaren 32 °C’yi aşmış, 12/5/2014 tarihinde 45°C’nin biraz üzerine çıkmış; olay günü saat 10.15’te 46,23 °C’ye, saat 15.10’daise 46,58 °C’ye ulaşmıştır. Bilirkişi heyetinde görevli profesör unvanına sahipbir maden mühendisinin soruşturmada görevli bir Cumhuriyet savcısına verdiğibilgiye bakılırsa yer altındaki kömürün oksidasyonunun (kendiliğinden yanma) enönemli göstergesi CO konsantrasyonunun ve sıcaklığın artmasıdır. Bu nedenlemaden işletmelerinde havanın nem değerine bağlı olarak kuru sıcaklık 30 °C’yi,yaş sıcaklık ise 25 °C’yi geçmemelidir.
15. Olaydan yaralı olarak kurtulanların tespiti içinçevredeki kamu ve özel sağlık kuruluşlarıyla yazışmalar yapılmış, bir kısımyaralı hakkında düzenlenen genel adli muayene raporları temin edilmiştir. Bazıyaralılar yönünden kesin adli rapor alınmıştır.
16. Elde edilen güvenlik kameralarına ait kayıtlar AnkaraKriminal Polis Laboratuvarına inceletilmiştir.
17. Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığından olaytarihinden önceki iki yıl içinde olayın meydana geldiği madende yapılandenetimlere ait tüm bilgi ve belgeler istenmiştir.
18. Maden ocağının gaz izleme odasında bulunan gazsensörlerinin kayıtların tutulduğu bilgisayarlar ile madenin personelservisinde bulunan ve madende çalışan personelin giriş ve çıkış kayıtlarınıtutan bilgisayarın imajları alınmıştır.
19. Kurtarma ve tahlisiye çalışmalarının tamamlanmasındansonra olayın meydana geldiği maden, hava girişinin engellenmesi ve devam edenocak yangınının durdurulabilmesi amacıyla her üç girişinden barajlanarakkapatılmıştır. Baraj arkasında bırakılan numune alma borularından düzenliaralıklarla ocak içi gaz ölçümleri alınmış, yangının devam edip etmediği takipedilmiştir. 23/6/2014 tarihinde Cumhuriyet savcıları ve bilirkişi heyeti,yüklenici Şirketin yetkilileri ve TKİ yetkilileri ile bir toplantı yapıp ocağagiriş şartlarını değerlendirmiştir. Aynı gün yapılan keşifte mevcut yer altıüretimi nedeniyle yeryüzünde oluşan çökme ve kayma bölgeleri incelenipfotoğraflanmış, inceleme yapılan sahaların GPS ile koordinatları eldeedilmiştir.
20. Gaz oranlarının uygun değerlere ulaştığıdeğerlendirilince 16/7/2014 tarihinde, kapalı olan ocak giriş barajlarıtahlisiye ekipleri denetiminde yıkılmış ve havalandırma fanları çalıştırılarakkısmi hava akışı sağlanmıştır. Ocağa giren tahlisiye ekiplerigaz ölçümü yapmışve yangının yer altında devam ettiğini ancak ocağın bazı bölümlerine girilebileceğinitespit etmiştir. Temiz havanın olay yerine ulaşması sonucunda yangının artarakdevam etme olasılığının yüksek olmasına, metan içeriğinde kontrol dışı artışlaryaşanabilecek olmasına, bu nedenle grizu patlama tehlikesinin artarak devametmesine rağmen soruşturmada görevli bir Cumhuriyet savcısı ile bilirkişiheyeti, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli takımı temin ederek soruşturmakapsamında alınan ifadelerde olayın çıkış noktası olarak beyan edilen ve göçükolduğu tahlisiye ekiplerince belirlenen bölgedeki durumu incelemek için ocağagirmiştir. 1.100 metrelik derinliğe kadar bölümde olayın sebebine ilişkin delilve emaraye rastlanmamıştır. 1.500 metre derinlikte 4 No.lu insan nakil bandıile 5 nolu insan nakil bandını bağlayan nefesliğe (146,8 kodlu) girilmiştir. Bubölgede alt kodda bulunan 3 numaralı kömür nakil bandının bulunduğu galeriye(144,0 kodlu) doğru göçüğün meydana geldiği görülmüştür. Jeolojik yapı olarakkömüre değil metamorfik kayaç olan marna rastlanmıştır. Elektrik kablolarınınsağlam olduğu, tahkimata destek olarak kullanılan ahşap kamaların sadeceüzerinde is bulunduğu, göçük alanı içerisinde domuz damlarının bulunduğu ve budamların yanmadığı tespit edilmiştir. S panolarına giden temiz hava yolunda U3trafosunun durduğu yol üzerinde yoğun bir şekilde duman bulunduğu gözlenmiş veseyyar gaz ölçüm cihazlarıyla yapılan ölçümlerde CO oranı 518 PPM, metan(CH4)oranı %0,26, oksijen oranı ise %18,25 bulunmuştur. Ayrıca 340 nefeslik anayol üzerinde tahkimatlar arasına konulan ahşap kamaların tamamen yandığı, A veH panolarının bulunduğu bölge tarafından yoğun bir şekilde dumanın geldiğigörülmüştür. Böylece kazanın başlangıç yeri olarak tahmin edilen bölgenin halenyanmakta olduğu, burada CO değerlerinin çok yüksek olduğu ve yoğun duman nedeniyleocakta daha fazla ilerlemenin mümkün olmadığı saptanmıştır. Gerekli örnekleralındıktan sonra keşif sonlandırılmıştır (Bilirkişi heyetince gerek bu keşiftegerek daha önce yapılan keşiflerde tespit edilen diğer hususlar, bilirkişiraporunun kusur değerlendirmesiyle ilgili kısmında yer almaktadır; bkz. § 25).
21. Sıcaklık ölçüm cihazı ile seyyar gaz ölçüm cihazları,Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal MetrolojiEnstitüsü Gaz Metrolojisi Laboratuvarına (Gaz Laboratuvarı) CO maskeleri iseTÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezine inceletilmiştir. Seyyar gaz ölçüm cihazlarıile gaz maskeleri yönünden yapılan incelemeler nedeniyle düzenlenen raporlaragöre;
i. I... S.. marka on iki seyyar gaz ölçüm cihazının ancakdokuzundan veri alınabilmiştir. Bu cihazların 10-15 Mayıs 2014 tarihleriarasında kaydettiği veriler incelenmiş ve CO miktarının yasal limitleri aştığıtoplam otuz bir ölçüm aralığı tespit edilmiştir. Aşımların bazıları kısa sürsede bazıları saatlerce sürmüştür. Bazı aşımların yasal limitlerin çok üzerineçıktığı saptanmıştır. Cihazların kalibrasyon ölçümleri yapılmış ve 11033FH-049seri numaralı cihazın oksijen sensörünün hata verdiği, bazı cihazların kuruhava ile kalibrasyonu sırasında sıfır göstermesi gereken CO, H2S (hidrojensülfür) ve CH4 (metan) değerlerinin sıfırdan daha küçük gösterdiğibelirlenmiştir. On iki cihazın tamamının O2 ölçümlerinin kalibrasyon gazdeğerinin sınırları içinde olduğu görülmüştür. Üç cihazın CO ölçüm sonuçları,yedi cihazın ise H2S ölçüm sonuçları kalibrasyon gaz değeri sınırlarınınüstündedir. Altı cihaz ise kalibrasyon gaz değeri sınırlarının altında ölçümyapmaktadır. Cihazların kalibrasyon gaz değeri sınırlarının üzerinde ölçümyapması saha uygulamasında bir tehlike arz etmemektedir zira cihazlar ölçümsonuçları yasal limitlere ulaşmadan alarm vermektedir. Öte yandan CH4 içinkalibrasyon gaz değeri sınırlarının altında ölçüm yapan cihazlar, ortamdaki gazmiktarı yasal limitleri aşmasına rağmen alarm veremez. İlgili mevzuata göremaden ocaklarda CO değeri azami 50 PPM, sekiz saatlik çalışma için müsaadeedilen azami H2S değeri 20 PPM, oksijen değeri asgari %19, CH4 değeri ise azami%2’dir. İncelenen seyyar gaz ölçüm cihazlarından bazıları 10/5/2013-14/5/2013tarihleri arasında 50 PPM’nin oldukça üzerine çıkan CO değerleri ölçmüştür.
ii. CO maskelerine gelince;
- F... firması tarafından üretilen gaz maskelerininkoruyucu ambalajlarındaki (kullanılmış ve kullanılmamış) üretim tarihi veüretici firma bilgisi kolay anlaşılabilir değildir. Bu firma tarafındanüretilmiş olan kullanılmış on iki gaz maskesinin tamamının filtre kısmıpaslanmıştır. Ayrıca sözü edilen on iki gaz maskesinden üçü raf ömrünütamamlamıştır. Aynı firma tarafından üretilen ve kullanılmamış olduğubildirilen 116 gaz maskesinden on sekizinin raf ömrü sona ermiştir.
- D... firması tarafından üretilen gaz maskelerininteknik özellikleri ile ilgili bilgilere ulaşılamamıştır.
- Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı maskelerin tamamı 16-20yıl önce üretilmiştir ve kullanım ömrünü tamamlamıştır.
- Kullanılmış bazı gaz maskelerinde seri numarası yayoktur ya da silinmiştir.
- İncelenen gaz maskelerinin kalite kontrollerinin en sonne zaman yapıldığı bilgisine ulaşılamamıştır.
- Kaza anında ve hemen sonrasında, madende çalışanişçilerin maruz kaldığı ortamdaki oksijen oranı, karbonmonoksit oranı vekarbondioksit oranı ile ilgili ölçüm sonuçları gönderilmediğinden F... firmasıtarafından üretilen gaz maskelerinin olay anındaki koşullara uygun olupolmadığı ile ilgili değerlendirme yapmak mümkün değildir.
22. Soruşturmada dumandan doğrudan etkilenen 161 işçimağdur olarak, yangından etkilenmeyen 425 işçi ise tanık olarak dinlenmiştir.Ayrıca olayda vefat edenlerin çok sayıda yakınının beyanı alınmıştır.
23. Bilirkişi heyeti, kazayla ilgili raporunu 5/9/2014tarihinde tamamlamıştır. Sözü edilen raporda maden ocağındaki havalandırma,sensör ölçümleri, elektrik dağıtım hatları ve trafolar ile ilgilideğerlendirmelerde bulunularak maden kazasının pek çok ihmal ve kusurun biraraya gelmesi sonucu meydana geldiği ve kazanın önlenebilir olduğu sonucunavarılmıştır. Rapora göre olayda vefat eden kişilerin ölüm sebebine ve buboyutta bir CO zehirlenmesi meydana gelebilmesini sağlayacak COkonsantrasyonuna -yer altı ocağının boyutları gözönüne alındığında- tek başınabant, ahşap tahkimat ve PVC boru yangınının neden olması mümkün değildir.Olayda U3 trafosu etrafında topuk olarak bırakılan kömürün kontrolsüz birşekilde kendiliğinden yanması sonucu oluşan karbonmonoksit temiz hava girişineulaşmıştır. Temiz hava ile temas ederek kendiliğinden yanan kömür tam yanmayadönüşmüştür. Bu yangın 4 No.lu kömür nakil bandının bulunduğu yola sirayetederek bu bölümdeki ve 3 No.lu kömür nakil bandının bulunduğu yoldaki bant,ahşap tahkimat, PVC borular ve elektrik kablolarını tutuşturmuştur. Su ilesoğutma çalışmaları sonucu zehirleyici ve boğucu gazlar açığa çıkmıştır.Nitekim olay sonrası diğer yangınlar söndürüldükten sonra kurtarma faaliyetleriesnasında kömür yangınının devam ettiği 16/5/2014 tarihinde maden ocağınayapılan ilk keşifte saptanmıştır. 16/7/2014 tarihinde yapılan keşifte de uzunbir süre madenin kapalı kalmış olmasına rağmen kömürün olayın meydana geldiğibölgede yanmaya devam ettiği tespit edilmiştir.
24. Bilirkişi heyeti 2006 yılında kömür üretme ve teslimişini üstlenen şirketin 7/10/2009 tarihinde TKİ’ye yaptığı sözleşme devri ileilgili başvurusunda üretim çalışmaları sırasında oluşan yangınlardan dolayıüretim yapılamamasını ve yüksek su gelirini gerekçe gösterip ileride telafisimümkün olmayacak problemlerle karşılaşılacağına değinerek işi devretmekistediğini dikkate almış, maden sahasının yüksek yangın riski taşıdığının TKİve kömür üretim işini devralan yüklenici Şirket tarafından bilindiği kanaatinevarmış ve bu doğrultuda olayın meydana gelmesinden sorumlu olanlarıbelirlemiştir.
25. Bilirkişi raporunun kusur değerlendirmesine ilişkinkısmı şöyledir:
“1. Olayınmeydana gelişinden önceki tarihlerde, ocak havasının denetimi için kurulan gazizleme sensörleri, olayın başlangıcını haber vermiş, ancak bu durum şirketyetkilileri tarafından dikkate alınmamıştır. Ocak içi yangınının başladığınıgösteren CO, sıcaklık yükselmesi ve ocak çıkış havasındaki oksijen seviyesinindüşmesi, yangının başladığının en önemli kanıtıdır. Oksijen seviyesi,madenlerde izin verilen değerlerin altında, CO ve sıcaklık değerleri, izinverilen sınır değerlerin üzerinde seyretmiştir. Sensörlerden gelen bilgiler,ocakta meydana gelen kazanın olacağını önceden bildirmesine rağmen, bilgilerindikkate alınmaması ve çalışmaların durdurulmaması çok önemli bir ihmaligöstermektedir.
Bu durumu izlemek ve gerekli önlemlerialmakla yükümlü olan;
a- İşveren (Yönetim Kurulu Başkanı);
b- İşveren Vekilleri (Genel Müdür,İşletme Müdürü, İşletme Müdür Yrd.);
c- Ocak Daimi Nezaretçisi;
d- Teknik Nezaretçi;
e- İş Güvenliğinden Sorumlu VardiyaAmirleri;
f- İş Güvenliği Uzmanları;
g- Ocak Havalandırma Mühendisi;
h- Sensör kayıtlarından sorumlu olanteknik personel, asli kusurlu,
Kontrol yetkisi olan, aylık hak ediş dosyalarındaiş güvenliği ile ilgili raporları denetleme ve inceleme yetkisine sahip olanruhsat sahibi TKİ-ELİ’de[Ege Linyit İşletmesi Müdürlüğü, ELİ] görevli;
i- TKİ-ELİ Kontrol Baş Mühendisi;
j- TKİ-ELİ[Yüklenici Şirketin] Eynez ocağıkontrol mühendisleri, asli kusurludur.
2. Havalandırma şekli ve yöntemi, yangıntehlikesi olan bir yer altı ocağı için uygun değildir. Ocağın bazı bölümlerindeseri havalandırma yöntemi uygulanmaktadır. Yani, ocaktaki kirli havanın en kısayoldan dışarı atılmasını sağlayacak paralel yol bağlantıları kurulmamıştır. Ave H panoları ile K ve S panoları bağımsız kirli hava çıkışına sahiptir. Ancak140 panosunda kirlenen hava temiz havaya karıştırılarak bu panolarailetilmekte, K panosunda yeniden kirlenen hava S panosuna gönderilmekte, Spanosunda 3 ayak seri olarak (bir ayakta kirlenen hava diğer ayağın temizhavası olarak kullanılıyor) havalandırılmaktadır. Aynı durum H panosunun 2ayağı ve çok sayıda baca üretiminde de görülmektedir. Yangın çıkması durumunda,mevcut CO maskelerinin kullanım süreleri de düşünüldüğünde, temiz havaya çıkışyapılabilecek bir mesafe söz konusu değildir. Bu durum, ölümlerin yüksekolmasının nedenlerinden birisidir.
Maden ocaklarında işletme projeleriniinceleyerek çalışma izni veren ve her yıl üretim faaliyet raporlarınıdenetleyen bir kurum olarak, havalandırma planını bu hali ile kabul etmesi veüretime izin vermesi nedeni ile;
a- Maden İşleri Genel Müdürü;
b- 2010 yılından olay tarihine kadar [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM [Maden İşleriGenel Müdürlüğü] kontrol ve denetleme elemanları,
asli kusurludur,
İş sağlığı ve güvenliği açısındanhavalandırma planlarının uygulanmasını ve hava ölçümlerini kontrol etme,denetleme ve olumsuz durumlarda ocak faaliyetlerini durdurma yetkisinde sahip;
c- Olay tarihinden önceki son iki yıliçerisinde [YükleniciŞirketin] Eynez İşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftis Kurulu IşMüfettişleri, asli kusurlu,
Ocak havalandırma planını hazırlayan,onaylayan ve kontrol eden işletmeci ve ruhsat sahibi;
d- İşveren;
e- İşveren Vekilleri;
f- TKİ- ELİ Kontrol Baş Mühendisi;
g- TKİ-ELİ [Yüklenici Şirketin] Eynez ocağıkontrol mühendisleri, asli kusurludur.
Konuya ilişkin olarak gerekli uyarı vemüdahalelerde bulunmayan;
h- Emniyet Başmühendisi;
i- Teknik Nezaretçi;
j-Daimi Nezaretçi;
k- İş Güvenliği Uzmanları, talikusurludur.
3.Soma Kömür işletmeleritarafından hazırlanan ve TKİ Genel Müdürlüğünce onaylanan 1. Revize Projesinin20. sayfasında 2.18 başlığı altında verilen değerlendirmede, metan sorunu ileuğraşılan bu tür ocaklarda çalışanların en kısa ve en kolay yolla yerüstünenaklinin çok önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bunun sağlanması için yeni birplanlama ile yeryüzüne bağlantılı galerilerin sürülmesi kararlaştırılmış, bukonuda 03.12.2010 tarihinde 7231 muhaberat no ile TKİ Müessese Müdürlüğündenizin istendiği belirtilmiştir. 08.12.2010 tarihli TKİ Müessese Müdürlüğü oluruile birisi acil çıkış galerisi olmak üzere iki ayrı galeri en temiz havagirecek olup, yeni sürülecek galeri ile de hava çıkışı sağlanacağıbelirtilmiştir. Ancak 1. Revize projesi Plan 2’de gösterilen bu galeri, üretimsınırlarında yapılan değişiklik neticesinde üretim rezervi içerisinde kalarakrezervzayiatının engellenmesi amacıyla oluşturulmamıştır. Olay esnasında kaçışısağlayacak böyle bir yolun, iş güvenliği göz ardı edilerek ve sadece kömürrezervi düşünülerek iptal edilmesi nedeni ile;
a- TKİ Yönetim Kurulu Başkanı;
b- TKİ İşletme Dairesi Başkanı, aslisorumludur.
4.1. Revize projesinde,sözleşmede belirlenen 1.500.000 ton/yıl üretimin gerçekleştirilebilmesi için,yer altı ve yerüstü çalışanların sayısı 2226 kişi olarak verilmiştir. Bukapasitenin sağlanması için birisi yedek olmak üzere 2 adet 2500 m3/dakikakapasiteli vantilatör kullanıldığı beyan edilmiştir. 2012 yılındagerçekleştirilen kömür üretimi 3.816.015 ton, 2013 yılında ise bu rakam3.566.457 ton’dur ve 2014 yılındaki havalandırma ölçümlerinin yapıldığıdefterlerde, ocak çıkış havası debisinin 1980 m3/dakika civarında olduğusaptanmıştır. Bazı ayaklarda ölçülen hava hızlarının, sınır değer olan 0.5m/sn’ nin altında olduğu saptanmıştır. 2014 yılının Mart ayında, hak edişdosyasından alınan sigortalı olarak prim yatırılan toplam işçi sayısı 3367olarak belirlenmiştir. Üretimin iki katından fazlasına çıkarılmış, çalışansayısının artırılmış olmasına rağmen, havalandırma sisteminin aynen korunmuşolması iş sağlığı ve güvenliği yönünden çok büyük bir ihmali ortayakoymaktadır.
Havalandırma ile ilgili yukarıdabelirtilen uygunsuz durumu göz ardı ederek çalışmalarını sürdüren;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri;
c- Teknik Nezaretçi;
d- İş Güvenliği Uzmanları, aslikusurludur.
Revize projeyi onaylayan, ancak üretimve havalandırma uygulamasını kontrol etmeyen,
e- TKİ Yönetim Kurulu Başkanı;
f- TKİ İşletme Dairesi Başkanı;
g- TKİ- ELİ Kontrol Baş Mühendisi, aslikusurludur.
2010 yılından olayın meydana güne kadaruygulamayı denetlemede gerekli özeni göstermeyen;
h- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, asli kusurludur,
i- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezişletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, talikusurludur.
5.Yangın tehlikesi bulunanyer altı kömür işletmelerinde, yanmaya karşı gerekli önlemlerin alınması,kullanılan makine ve ekipmanların yanmaz veya zor tutuşur malzemelerdenseçilmesi gerekmektedir. Grizulu ocak olarak sınıflandırılan Eynez yer altıişletmesinin tüm elektrikli ekipmanlarının anti-grizu veya alev sızdırmaz(EX-proff) olarak seçilmesi gerekmektedir. Gerçekleştirilen keşiflerde,yardımcı tahkimat malzemesi olan ahşap kamaların, PVC boruların ve bantlarınyangına karşı dayanıklı olmadığı, bant motorlarından bazılarının ve elektrikkablolarının bağlantı uç ekipmanlarının alev sızdırmaz olarak seçilmediğitespit edilmiştir. Yangına meyilli olan böyle bir işletmede, yangın riskine karşıgerekli altyapıyı oluşturmayan;
a- İşveren:
b- İşveren Vekilleri; asli kusurludur,
Gerekli uyarıları yapmayan vemüdahalelerde bulunmayan;
c- Teknik Nezaretçi;
d- İş Güvenliği Uzmanları, talikusurludur.
Denetleme ve işi durdurma yetkisine sahip;
e- 2010 yılından olay tarihine kadar,[Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, asli kusurludurlar.
f- 2010 yılından olay tarihine kadar [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, aslikusurludur.
6.Çalışanların kullanımınaverilen ve yangın esnasında işçilerin güvenli bölgeye kaçışlarına yardımcıolacak CO gaz maskelerinin kontrol kayıtlarının düzenli tutulmadığı ve rutinkontrollerin düzenli olarak yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır. Tanıkifadelerinden, olay esnasında bazı CO maskelerinin işlevini yerine getirmediği,çalışanların zimmetinde bulunan maskelerin kontrollerinin uzun süre yapılmadığıanlaşılmıştır.
CO gaz maskelerinin kontrol kayıtlarınıdenetlemekle görevli olan ve yaptırım gücünü uygulamayan;
a- 2010 yılından olay tarihine kadar [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, aslikusurludur.
b- İşveren;
c- İşveren Vekilleri;
d- Teknik Nezaretçi;
e- İş Güvenliği Uzmanları, aslikusurludur.
7.Teknik nezaretçidefterinin düzenli tutulmadığı, son 4 kaydın nüshalarının defterde kaldığı,tehlike sınırlarının aşılmış olmasına rağmen, tehlikeli gaz değerleri içindefterde herhangi bir ibareye rastlanılmadığı yapılan incelemelerdenanlaşılmıştır. Gaz ölçüm defterinden elde edilen veriler ile sensörlerden eldeedilen verilerin birbirlerini tutmaması nedeniyle kayıtların rastgele tutulduğutespit edilmiştir.
Ölçüm anomalilerinin gözlenmeyebaşladığı 2014 yılı başından itibaren defterlerin tutulmasından, ölçümlerinyapılması ve kayıt altına alınmasından sorumlu;
a- İşveren:
b- işveren Vekilleri;
c- Teknik Nezaretçi;
d- İş Güvenliği Uzmanları;
e- Ocak Havalandırma Mühendisi;
f- Gaz Ölçümlerinden SorumluMühendisler;
g- İş Güvenliğinden Sorumlu VardiyaAmirIeri, asli kusurludur.
8.Ocak havalandırmasınınkarmaşık yapısı nedeniyle daha fazla sensör ile kontrol edilmesi gerekirken,yeterli sayıda gaz ve sıcaklık sensörü bulunmamaktadır. Ocak sıcaklığı, sadeceocak hava çıkışında bulunan bir adet sensör ile kontrol edilmektedir.Vardiyalarda, ocak içi havasının sıcaklık ve gaz içeriği farklı bölümlerindekontrol edilip kayıt altına alınması gerekmektedir. CO için ölçüm yapansensörlerden 9 adeti düzgün veri üretmemesine rağmen bu durum göz ardı edilmiş,gereken tedbirler alınmamıştır.
Sensörlerin kontrolünü yapma zorunluluğubulunan, elde edilen verileri değerlendirmekle görevli olan, ancak bunlarıihmal eden;
a- Teknik Nezaretçi;
b- İş Güvenliği Uzmanları;
c- Ocak Havalandırma Mühendisi;
d- Gaz Ölçümlerinden SorumluMühendisler;
e- İş Güvenliğinden Sorumlu VardiyaAmirIeri;
f- TKİ- ELİ Kontrol Baş Mühendisi;
g- TKİ- ELİ [Yüklenici Şirketin] Eynez ocağıkontrol mühendisleri, asli kusurludur.
9.Soma Kömürleriişletmesi, Eynez yer altı kömür sahasının bazı bölümlerinde, tek bir bacadanüretim yapılması nedeniyle tehlikeli olduğu için kullanımı sakıncalı olan KaraTumba yöntemiyle üretim yapıldığı, imalat planlarında ve hak edişlerde verilenplanlarda görülmektedir.
Yeraltında çalışan sayısının artmasınave risk faktörünün yükselmesine neden olan bu yöntemin, daha fazla kömürkazanılması için kullanılmasına izin veren ve bunları denetleme ve güvenliolmadığı için durdurma yetkisine sahip olmasına rağmen gerekli müdahaleyiyapmayan;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri;
c- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri;
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen. denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları;
e- TKİ Yönetim Kurulu Başkanı;
f- TKİ İşletme Dairesi Başkanı;
g- Teknik Nezaretçi, asli kusurludur.
10. ... 2013 ve 2014 yılları TerminTakip kayıtları incelendiğinde, aylar ve yıllar bazında programlanan üretimden2-2,5 kat fazla üretim yapıldığı anlaşılmaktadır (2013 yılı için programlananüretim 1.500.000 Ton, gerçekleşen üretim 3.566.456 Ton). Bu sonuçlar, işletmede‘Üretim Zorlaması’olduğunu ve işçilerin ifadelerinde de belirttiği gibi fazla çalışmayazorlandıkları savını doğrulamaktadır. Üretim zorlaması beraberinde alınmasıgereken tedbirlerin alınmamasına ve tehlikeli çalışma koşullarının oluşmasınayol açmıştır.
Üretim zorlamasını gerçekleştirmesinedeni ile;
a- İşveren:
b- İşveren Vekilleri;
c- TKİ Yönetim Kurulu Başkanı;
d- TKİ İşletme Dairesi Başkanı; aslikusurlu,
Üretim artışını karşılayacak gerekliproje değişikliklerini talep etmeyen ve buna bağlı yıllık üretim faaliyetraporlarını denetlemeyen;
e- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, asli kusurludur,
Denetimlerinde işletme projesi, programve üretim farklılıklarını göz önüne alarak kapsamlı denetleme yapmayan;
f- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezişletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, aslikusurludur.
11.... [Y]önetmelikte belirtilen, ‘vantilatörve aspiratörlerin, gerektiğinde, hava akımını ters yöne çevirebilecek tiptedüzenlenmiş olmalıdır’ koşulu ocakta yerine getirilmemiştir. Bu durumkurtarma faaliyetlerinde olumsuz etki yaratmıştır. Ocağın girişinde bulunan anahavalandırma fanının bu teknolojik özelliğe sahip olmadığı tespit edilmiştir.Olayın başlamasından sonra hava akışının yönünü ters çevirmek için verilenkarar sonucunda ocağa gönderilen hava miktarının önemli ölçüde azaldığı tanıkifadelerinden anlaşılmıştır.
Bu teknik zorunluluğu yerine getirmeyen;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri, asli kusurludur.
12.Eynez yer altı ocağı tekhat şeması üzerinden elektrik projesi incelendiğinde trafo, SF6 gazlıkesicilerin ve enerji taşıma kablolarının, bazı hatlarda uygun olmadığısonucuna varılmıştır. İşletmenin elektrik sistemi, madenin çalıştırılması içingüvenilir değildir.
İşletme projesi içerisinde, elektrikprojelerinin MİGEM’e sunulması ve onay alınması gerekmektedir. Ancak bu işleminyerine getirilmediği belirlenmiştir. Bu nedenle;
a- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProlelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları;
b- İşveren;
c- İşveren Vekilleri, tali kusurludur.
13.Maden ocağındakullanılan gaz sensörlerinin akredite bir kurum veya kuruluş tarafındankalibrasyonlarının yapılmadığı anlaşılmıştır. Şebeke enerjisi kesildiğindeyedek elektriksel güç (akü ve kesintisiz güç kaynağı) kaynakları ile sensörlerbeslenmelidir. Bu faciada sensörlerin yedek güç kaynaklarının yeterli olmadığıanlaşılmıştır. Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun 24/08/2010 tarihli ‘Merkezi Gaz izleme Sistemi(MGİS) Yönergesi’ esas alındığında;
Alt yapının kurulup çalıştırılmasındansorumlu;
a- İşveren:
b- İşveren Vekilleri;
c- Merkezi Gaz İzleme Sisteminde görevliyetkili personel, asli kusurlu,
Kontrol ve denetim yetkisi olan;
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri;
e- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, tali kusurludur.
14.Kaza esnasında, olayyerindeki haberleşme cihazlarının çalışmadığı ifadelerden anlaşılmaktadır.Haberleşme cihazlarının ve aksesuarlarının yer altı standartlarına uygunolmadığı belirlenmiştir. Elektrik panolarında kablo eklerinin standart dışıbakırların birbirine sarılması ile yapıldığı, plastik bantlarla sarıldığıtespit edilmiştir. Olay yerinin boşaltılması için haberleşme en önemliunsurdur. Haberleşme cihazlarının çalışmaması ve merkezi alarm sistemininbulunmaması, tahliyenin gecikerek olayın büyümesi hususundaki en önemliunsurlardan birisidir. Bu nedenle gerekli tedbirleri almamış olan;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri asli kusurludur,
Projeleri kontrol etmeyen ve gereklidenetimleri yapmayan;
c- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri;
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, asli kusurludur.
15. Çalışılan kömür damarlarının yangınamüsait oluşu dikkate alınarak özellikle terk edilen eski üretim alanlarınınkontrolünün yapılarak kömür yangınlarına karşı gerekli önlemler alınmamıştır.Uygulanan üretim yöntemi, göçük içerisinde çok fazla yanmaya müsait kömürbırakmaya meyilli olması nedeniyle, yangına elverişli kömür ocakları için uygundeğildir. Bu yöntem ile üretime karar veren ve bunu onaylayarak üretimin devametmesini sağlayan;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri;
c- TKİ İşletme Dairesi Başkanı; aslikusurludur,
İşletme projesine onay veren,
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları; asli kusurludur,
Takibini yapan ve iş güvenliği açısındandenetleme ve işi durdurma yetkisi olan;
e- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, talikusurludur.
16.Çok Tehlikeli İş sınıfıkapsamına giren yer altı maden işletmelerinde yapılması gereken RiskDeğerlendirmelerinin içerisinde ocak yangınlarına karşı kapsamlı bir RiskDeğerlendirmesi ve alınacak önlemlere ilişkin bir bölüm mevcut değildir. Budurum büyük bir eksiklik yaratmaktadır. Risk değerlendirmesini gerçekleştirecekeleman ve denetleyecek kurum olan;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri;
c- İş Güvenliği Uzmanları;
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri, aslikusurludur.
17. Çalışanlara işe başlamadan önceverilmesi gereken en az 32 saatlik mesleki eğitim, işe başlamadan önceverilmesi ve her yarı tekrarlanması zorunlu 16 saatlik iş Sağlığı ve GüvenliğiEğitimleri tam olarak verilmemiştir. Yine tanık ifadelerinden, söz konusueğitimlerin gerçek anlamda yaptırılmadan belgelendirildiği, tekrarlamaeğitimlerinin ise yaptırılmadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri, asli kusurludur.
18.İşverenin, 6331 Sayılıİş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, en azbiri A sınıfı uzman olmak üzere 3 adet iş Güvenliği Uzmanı ataması ve çalışansayısının 3000 civarında olması nedeniyle bu kişilere iş Güvenliği dışında herhangibir iş vermemesi gerekirdi. Bu yasal gerekliliği, yeterli bilgi ve deneyimiolmayan iş güvenliği uzmanlarına görev vererek yerine getiren ve ek farklıişlerle görevlendiren;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri, asli kusurludur.
19.İşyerinde tahliye amaçlıbir planlama söz konusu değildir. Çalışanların işyerlerini terk edebileceklerikısa ve alternatif yollar yapılmamış, herhangi bir tehlike durumunda tümçalışanları uyarabilecek bir alarm sistemi, haberleşme sistemi ve yönlendirmelevhaları kurulmamıştır. Bu nedenle, ilgili mevzuatı dikkate almayan;
a- İşveren;
b- İşveren Vekilleri, asli kusurludur.
Gerekli denetimler neticesinde tehlikelidurumu belirleyip gerekli önlemlerin alınmasını sağlamayan;
c- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynezİşletmesinde denetim yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu İş Müfettişleri;
d- 2010 yılından olay tarihine kadar, [Yüklenici Şirketin] Eynez İşletmeProjelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren yetkili MİGEM kontrol vedenetleme elemanları, asli kusurludur.
20.Türkiye Kömürİşletmeleri tarafından, önce P... A.Ş.’ne daha sonra [Yüklenici Şirkete] ‘Hizmet AlımSözleşmesi ile Verilen ihale Konusu 15.000.000 Ton Kömür Üretim işi’4857 sayılı iş Kanunu hükümleri açısından muvazaalı (hileli) olarakgörülmektedir. Konuya ilişkin olarak hem Sayıştay KİT raporlarında, hem de TKİtarafından yayımlanmış olan 2013 yılı Faaliyet Raporunda bu duruma dikkatçekilmiştir.
Asli görevi kömür işletmeciliği olan,gerekli bilgi birikimi ve teknik personel desteğine sahip Türkiye Kömürişletmeleri’nin, asıl işi olan yer altı kömür üretimini, hizmet alım sözleşmesiile iş güvenliğini göz ardı ederek, maliyet kaygısıyla alt işverene devretmesinedeniyle;
a- TKİ Yönetim Kurulu Başkanı;
b- TKİ İşletme Dairesi Başkanı, aslikusurludur.”
26. Faciada yakınlarını kaybedenlerin bazıları SomaBaşsavcılığına verdiği dilekçelerde olayın meydana gelmesinde TKİ YönetimKurulu Başkanı ile Üyelerinin, TKİ İşletme Dairesi Başkanı’nın, TKİ İş Sağlığıve Güvenliği Genel Müdürü’nün, ELİ Müessese Müdürü ile Yardımcılarının, YerAltı Kontrol Şube Müdürü İle Müdür Yardımcısının, ELİ kontrol baş mühendisleriile kontrol mühendislerinin, Maden İşleri Genel Müdürü ile bu kurumun denetimve kontrol elemanlarının, Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanı ile 2010yılından itibaren olay yerinde denetim yapan iş müfettişlerinin, EnerjiBakanlığına bağlı enerji kalitesi kıstasları denetimini yapanyetkililerin, yüklenici Şirketin maden ocağını işletmeye başladığı tarihtensonraki yönetim kurulu başkanları ve üyeleri ile hissedarlarının, yükleniciŞirketin Genel Müdürü, İşletme Müdürü ve Müdür Yardımcılarının, işgüvenliğinden sorumlu başmühendis ile mühendislerin, iş güvenliği uzmanlarının,ocak daimî nezaretçisinin, teknik nezaretçilerin, ocak havalandırmamühendisinin, sensör kayıtlarından sorumlu teknik personelin, gaz ölçümündensorumlu mühendislerin, teknikerlerin ve vardiya amirlerinin de kusurlarıolduğunu iddia etmiştir.
27. Yürüttüğü soruşturma sonunda ELİ Müdür YardımcısıA.U. ve yüklenici Şirketin bir önceki Yönetim Kurulu Başkanı A.G. ile yükleniciŞirketin hissedarı, yöneticisi ya da çalışanı olan 42 kişi hakkındakovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık kararı) veren SomaBaşsavcılığı, aralarında ELİ’de görevli bazı kontrol başmühendisleri ilemühendislerinin de bulunduğu 45 kişi hakkında -ki ELİ Müdürlüğü çalışanlarıdışındakiler yüklenici Şirketin hissedarı, yöneticisi veya çalışanıdır- olasıkastla öldürme ve netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama veya bilinçli taksirlebirden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma yada taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasınaneden olma suçlarını işledikleri iddiasıyla Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi (CezaMahkemesi) nezdinde kamu davası açılması için fezleke düzenleyip soruşturmaevrakını Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığına (Akhisar Başsavcılığı) göndermiştir.Fezlekede olayın bilirkişi raporunda belirtilen şekilde meydana geldiği iddiaedilmiş ve bilirkişi raporundaki değerlendirmeler çerçevesinde şüphelilere suçisnadında bulunulmuştur. Kovuşturmasızlık kararına göre şüpheliler S.Y., M.E.,K.K. ve H.D. meydana gelen faciada vefat etmiştir; haklarında kamu davasıaçılmayan diğer şüphelilere ise bilirkişiler kusur atfetmemiştir.
28. Faciada yakınlarını kaybeden bazı kişiler başkahususlar yanında ELİ Müdür Yardımcısı A.U. ve yüklenici Şirketin bir öncekiYönetim Kurulu Başkanı A.G. de dâhil olmak üzere olaydan sorumlu olan bazıkişiler hakkında kamu davası açılması gerektiğini ve ELİ Müessese Müdürü Ha.D.de dâhil olayda sorumluluğu bulunabilecek bazı kişiler hakkında soruşturmayürütülmediğini belirterek Soma Başsavcılığınca verilen karara itiraz etmiştir.Yapılan itirazlar Akhisar Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Bunun üzerineolayda vefat eden bazı kişilerin yakınları bireysel başvuru (AbdülkadirYılmaz ve diğerleri, B. No: 2015/1894, 16/1/2020) yapmıştır. Söz konusubaşvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, Soma Başsavcılığınca alınan bilirkişiraporundaki tespitleri gözeterek yaşam hakkının devlete yüklediği etkiliyargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğün somut olayda cezasoruşturması gerektirdiğini tespit etmiş ancak bazı şüpheliler hakkındakiyargısal sürecin devam ettiğine işaret edip, bu süreçte yapılacak araştırmasonucunda olayda sorumlulukları tespit edilecek kişiler haklarında kamu davasıaçılmasının mümkün olduğunu belirterek başvuruyu başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
2. FezlekeninDüzenlenmesinden Sonraki Süreç
29. Akhisar Başsavcılığı, Soma Başsavcılığınca hazırlananfezlekedeki hukuki nitelendirme çerçevesinde 45 şüpheli hakkında Ceza Mahkemesinezdinde kamu davası açmıştır. İddianamede -fezlekeyle uyumlu şekilde- olayesnasında yeraltı maden ocağında bulunan mağdurların tamamının yaşamlarıtehlikeye girecek şekilde yaralandığı belirtilmiştir. İddianamenin düzenlendiğitarihte Gaz Laboratuvarı henüz sabit gaz ölçüm cihazlarıyla ilgili raporunugöndermemiştir.
30. Ceza Mahkemesi bazı eksikler içerdiği gerekçesiyleAkhisar Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin iadesine karar vermiştir. CezaMahkemesine göre iddianamede bulunan eksikler kısaca şunlardır:
i. Olayda vefat eden bazı kişilerin yakınlarına yerverilmemiştir.
ii. Şüphelilerin görev ve hukuki sorumlulukları ileşüphelilere isnat edilen eylemler delilleriyle açıklanmamıştır. Ayrıcaşüphelilerin sorumluluk durumunubelirleyen bilirkişi raporunda eksiklikbulunmaktadır.
iii. İddianamede olay esnasında yer altı maden ocağındabulunan işçilerin tamamının yaşamları tehlikeye girecek şekilde yaralandığıaçıklansa da bu kabulün gerekçesi belirtilmemiş, bu kabul herhangi bir delillede irtibatlandırılmamıştır.
iv. Şüphelilerin kusur durumlarına etki edebilecekdurumda olduğu değerlendirilen sabit gaz ölçüm cihazlarına ilişkin raporbeklenmemiştir. Oysa söz konusu rapor esaslı bir delildir.
31. Akhisar Başsavcılığı, Ceza Mahkemesince verilenkarara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi (AğırCeza Mahkemesi) sabit gaz ölçüm cihazlarına ilişkin verilerin bilirkişilercebilgisayar üzerinden incelenerek bununla ilgili kusur durumunun bilirkişiraporunda belirtildiği, bilirkişiler tarafından şirkete ait gaz ölçüm günlükrapor ve kayıt defterinin incelendiği, sabit gaz ölçüm cihazıyla ilgili GazLaboratuvarı raporunun iddianamenin iadesine itirazdan sonra geldiği (Anılanrapora göre karbondioksit gaz ölçüm cihazı çalışmamaktadır. Diğer gazlaryönünde sabit gaz ölçüm cihazları ya hatalı çalışmakta ya da kalibrasyondeğerinden daha yüksek değer okumaktadır. Bu durum karbonmonoksit ve metangazları için uygulamada tehlike teşkil etmemektedir. Gerekli bilgilerin teminedilememesi nedeniyle sıcaklık ölçüm cihazlarının kalibrasyonuyapılamamıştır.), şüphelerin üzerine atılı suçların işlendiği hususunda yeterlişüphe oluşturması nedeniyle iddianamenin düzenlendiği ve soruşturma aşamasındaalınan bilirkişi raporunun yeterli görülmemesi hâlinde kovuşturma aşamasındayeniden bilirkişi raporu alınabileceği gerekçesiyle iddianamenin iadesineilişkin bir kısım nedeni yerinde bulmamıştır. Bununla birlikte olayda vefateden bazı kişilerin yakınlarına iddianamede yer verilmediğine ve mağdurlarınyaralarının niteliği ile ilgili kabulün delillendirilmediğine ilişkin iadenedenleri yerinde bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına göre 65 mağdurlailgili herhangi bir rapor, 85 mağdur yönünde ise kesin adli raporaldırılmamıştır.
32. Akhisar Başsavcılığı mağdurların adli raporlarınıalmak için gerekli adımları atmış, 5/9/2014 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiheyetinden topçu defteri ve Gaz Laboratuvarının gaz ölçüm cihazlarıyla ilgiliraporları yönünden ek rapor almıştır. Ek rapora göre;
- Seyyar gaz ölçüm cihazlarının kaydettiği en yükseksıcaklık değeri 33 °C’dir. Olay esnasında çıkış havasına yerleştirilmiş 428No.lu sabit gaz ölçüm cihazından ölçülen 46,58 °C’ye seyyar gaz ölçümcihazlarında rastlanmamıştır ancak seyyar gaz ölçüm cihazlarının çıkışhavasından veri alıp almadığı belirlenememiştir. Seyyar gaz ölçüm cihazlarınınhiçbirinde CH4 ile ilgili sınır aşılmamıştır.
- İlgili mevzuata göre bir üretim biriminde oksidasyonbaşladığında, üst taban yolunda umumi havada bulunan CO konsantrasyonu 50PPM’ye ulaştığında pano yangın bekleme barajlarından kapatılır. 415 No.lu sabitgaz ölçüm cihazının 5/5/2014 tarihinde saat 12.39’dan itibaren 3 saat 16 dakikasüreyle yaptığı CO ölçümlerinin ortalaması 123,20 PPM’dir. 12.39-14.32 saatleriarasında ölçülen hiçbir değer 50 PPM’nin altında değildir. Ayrıca 10/5/2014tarihinde 415 No.lu sabit gaz ölçüm cihazında 2 saat 32 dakika, 11/5/214tarihinde 470 No.lu sabit gaz ölçüm cihazında 12 saat 31 dakika,12/5/2014-13/5/2014 tarihlerinde 416 No.lu sabit gaz ölçüm cihazında 4 saat 3dakika, 13/5/2014 tarihinde 416 No.lu sabit gaz ölçüm cihazında 5 saat 19dakika boyunca 50 PPM’nin üzerinde CO değeri ölçülmüştür. 415 No.lu sabit gazölçüm cihazının 7/5/2014-8/5/2014 tarihlerinde, vardiya değişim saatlerindekaydetmiş olduğu CO değerleri de 50 PPM’nin üzerindedir. Bazı seyyar gaz ölçümcihazları 1/5/2014 tarihinde izin verilen sınırın altında oksijen değerleriölçmüştür. Yüksek CO ve düşük oksijen değerlerinin hiçbiri gaz ölçüm kayıtdefterine kaydedilmemiştir.
- Top atımından sonra CO değerlerinin yükselmesinormaldir ve içeriye verilen temiz hava ile CO seyreltilir. Havanıntemizlenmesi on dakikadan fazla sürmez. Pek çok gaz ölçüm cihazında top atımıile izah edilemeyecek zaman dilimlerinde yüksek CO değerleri ölçülmüştür.
33. Akhisar Başsavcılığı 23/2/2015 tarihli iddianame ile45 şüpheli hakkında Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası (ana dava) açmıştır.İddianameye göre haklarında kamu davası açılan kişiler ile bu kişilerin yaptığıgörevler ve bu kişilere isnat edilen suçlar ekli 3 sayılı listede yeralmaktadır.
34. Olayın şüphelilerinden E.E., müdafii aracılığıylaAkhisar Başsavcılığına gönderdiği bir dilekçede maden ocağında aralarındaS.D.nin de bulunduğu altı daimî nezaretçinin görev yaptığını ve bu kişilerdenbirinin olay esnasında vefat ettiğini iddia etmiştir. Akhisar Başsavcılığı,bilirkişi raporunda daimi nezaretçilere de kusur atfedilmesine rağmensoruşturmada daimî nezaretçilerin tespit edilmediğini belirterek söz konusudilekçeyi Soma Savcılığına iletmiştir. Sonraki bir tarihte Ceza Mahkemesi,sanıklardan Hi.K. ve H.A.nın daimî nezaretçi olduğunu ancak iddianamede buhusustan söz edilmediğini Soma Başsavcılığının dikkatine sunmuştur. E.E.nindilekçesi ve Ceza Mahkemesinin bildirimi üzerine harekete geçen SomaBaşsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda daimî nezaretçi olarak görevyapmadığı gerekçesiyle S.D. hakkında kovuşturmasızlık kararı verilmiş ancakdaimî nezaretçi olmaları nedeniyle olaydan sorumlu olduğu iddia edilen M.E.,H.A. ve Hi.K. hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ilebirden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davasıaçılması için düzenlenen fezlekeler Akhisar Başsavcılığına gönderilmiştir.Akhisar Başsavcılığı sözü edilen fezlekelere istinaden M.E., H.A. ve Hi.K.hakkında Ceza Mahkemesi nezdinde davalar açmıştır. Ceza Mahkemesi, açılandavaları ana dava ile birleştirmiştir. Bu arada Soma Başsavcılığınca verilenkovuşturmasızlık kararına yönelik itiraz reddedilmiştir.
35. Bazı katılanların yüklenici Şirketin önceki YönetimKurulu Başkanı A.G.nin de olaydan sorumlu olduğu iddiasıyla verdiği dilekçeyiCeza Mahkemesi Soma Başsavcılığınailetmiştir. Anılan dilekçe üzerine SomaBaşsavcılığı konuyla ilgili bir soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturmanınakıbeti ile ilgili bilgiler aşağıda yer almaktadır.
36. Kovuşturmanın başlamasından keşfin yapıldığı 5/2/2016tarihine kadar olan süreçte Ceza Mahkemesi -doğrudan ya da istinabe yoluyla-sanıkların sorgularını yapıp olaydan yaralı olarak kurtarılan mağdurların,tanıkların ve olayda vefat eden kişilerin çok sayıda yakınının beyanını almış;TKİ, MİGEM ve yüklenici Şirketten çok sayıda bilgi ve belge temin etmiş vekeşif işlemine konu edilecek maden ocağının keşif için güvenli hâle getirilmesiiçin gerekli yazışmaları yapıp bu konuda yapılacak çalışmalarda gözlemciolmaları, çalışmaları gerektiğinde sesli veya görüntü kayda alıp raporlamalarıve delil olabilecek unsurların muhafazasını sağlamaları için bilirkişilergörevlendirmiştir. Ayrıca aynı dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi SomaFaciasını Araştırma Komisyonunca (TBMM Araştırma Komisyonu) hazırlanan rapor,bazı devlet kurumları ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıncaolay hakkında düzenlenen raporlar, çeşitli uzman görüşleri ve aynı olaynedeniyle farklı iş mahkemelerinde açılan bazı tazminat davalarında alınanbilirkişi raporları ya Ceza Mahkemesince getirtilmiş ya da bazı katılanvekilince dosyaya sunulmuştur.
37. Keşif; hepsi akademik unvana sahip maden, jeoloji, işgüvenliği, iş hukuku veya ceza hukuku alanında uzman olan kişiler ile birelektrik mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti refakatinde yapılmıştır.
38. Bilirkişi heyetine mensup iki kişinin6/2/2016-12/2/2016 tarihler arasında yaptığı jeolojik etütler sırasında tespitettiği yerlerde yapılan sondajların karotlarından alınan örnekler Maden Tetkikve Arama Genel Müdürlüğüne (MTA) inceletilmiştir.
39. Bilirkişi heyeti, raporunu (ana rapor) 15/8/2016tarihinde Ceza Mahkemesine sunmuştur. Söz konusu rapora göre;
i. Eski imalattan sızan/üflenen gazlar (baştakarbonmonoksit ve metan) ile yanıcı gazların tutuşmasına bağlı olarak bantüzerinde taşınan kömürlerin, lastik konveyör (bir malzemenin bir noktadan başkabir noktaya aktarılmasını sağlayan düzenek) bandının, ortamdaki kömürtozlarının, elektrik kablolarının, ağaç tahkimatın, plastik boruların ve mazot,yağ gibi malzemenin yanması sonucunda oluşan gaz ve duman, ocak havasınakatılarak mevcut ocak açıklıklarına yoğun bir şekilde karıştığı için olaymeydana gelmiştir. Eski imalattan sızan gazlar içindeki metanın yanmasına yolaçarak ocakta yangın başlatan neden ise göçükler, kaymalar ve posta akmalarısırasında darbe alan kablonun/kabloların yarattığı ark veya kısa devredir.
ii. Ocağın bir bölmesinde meydana gelen ve mücadelesi zorolsa da lokal kalabilecek olay ani gelişmesi, olumsuz ocak yapısı ve mevzuataaykırı bazı uygulamalar nedeniyle facia boyutuna ulaşmıştır. Bilirkişilere göreolayla birinci derecede ilgili olan eksiklikler şunlardır:
- Panolar ve galeriler arasında bırakılan topukgenişlikleri uygun değildir.
- Barajlar, sızdırmazlıkları tam olarak sağlanacakşekilde kurulmamaktadır.
- U3 bölgesi gibi yüksek yük gerilimi altında kalangaleriler hem duraylılık (herhangi bir cismin yerini ve konumunu koruyabilmesikoşulu) hem de sızdırmazlık açısından keson beton ile tahkim edilmemiştir.
- Eski imalat boşlukları ve barajlanarak kapatılanbölümler (baraj arkaları) izlenmemekte ve kontrol altında tutulmamaktadır.
- Acil durumlarda çalışanların yeryüzüne tahliyesiyleilgili tatbikat yaptırılmamıştır.
- Acil eylem planlarında ocakta oluşabilecek bir yangınöngörülmemiştir.
- Kullanım ömrünü tamamlamış ferdî kurtarıcılarkullanılmakta, akredite edilmeden bu maskelerin kullanım süreleriuzatılmaktadır.
- Bazı panolarda kara tumba üretim yapılmaktadır.
- 4 No.lu nakil bandının olduğu galeride hava miktarının0-40 m3/dk gibi düşük değerlerdeolması ve bu bölgede çok sayıda eski imalat galerisi olmasına rağmen bölgedeemniyet açısından gerekli merkezi izleme sensörleri bulundurulmamaktadır.
- S panoların hava dönüşlerinin ayrı bir bağlantı ileyeryüzüne bağlanmasını içeren revize planı uygulanmamıştır.
iii. Madenlerde iş güvenliği ile ilgili mevzuat acildurumlarda kaçış yolları, bant konveyör lastiklerinin niteliği, gaz ölçümcihazlarının (sensör) tipleri, sayıları ve konulacağı yerler, oksijen ferdîkurtarıcısı (maske) kullanımı, damar gazlılığının, kendiliğinden yanmayayatkınlığın bilimsel olarak ölçülmesi gibi konularda ya eksik ya yetersizdir.
iv. Olayda işveren sıfatı sadece yüklenici Şirketeaittir. TKİ’nin yüklenici Şirket tarafından kömür üretilen sahada üretimyapması ve işçi çalıştırması söz konusu değildir. Bu bakımdan TKİ ile YükleniciŞirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi veya işçi kiralama ilişkiyoktur ve TKİ’nin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır.
v. Olayda kişilerin iradesinden bağımsız bir zorlayıcıneden veya başkaca bir kaçınılmazlık durumu etkili olmamıştır.
vi. Olayın meydana geldiği maden ocağı yüksek riskiçermektedir ve ocağın yeterli alt yapısı yoktur. Ocakta yeterli havalandırmaolanağının olmaması, riskli havalandırma sistemiyle üretime devam edilmesi,revize planlarda öngörülen ek/yeni nefeslik ve havalandırma sistemininuygulamaya geçirilememesi, kaçış yollarının işin niteliğine ve gereklere uygunolmaması, çalışma ortamının kaçışa uygunluğu ortadan kaldıracak sayıda kişibarındırması kazanın en önemli nedenleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlaranlık değil yapısal nedenlerdir. Tamamen bir yatırım sorunu olarak ortaya çıkanbu nedenlerin madende bulunan teknik elemanlarca giderilmesi beklenemez. Bunedenle yüklenici Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı C.G. ile haklarında kamudavası açılmayan Yönetim Kurulu Üyesi M.Y. ve uzun yıllarca yönetim kurulubaşkanlığı yapıp olaydan bir süre önce görevini bırakan ancak olaydan sonraasıl yetkilinin kendisi olduğu yönünde beyanlarda bulunan, yüklenici Şirkettinhâkim ortağı olan şirkette yönetim kurulu başkanlığını yapmış A.G. olayınmeydana gelmesinden sorumludur. Ayrıca;
- Yüklenici Şirketin Genel Müdürü R.D., Eynez İşletmeMüdürü A.Ç. ve Eynez İşletme Müdür Yardımcısı ve Teknik Müdür İ.A. ile hakkındadava açılmayan Genel Müdür Teknik Yardımcısı Ha.K. işveren vekili olarak,
- Görevi kapsamında tespit etmesi gereken eksiklikleribildirip önerilerde bulunmamaları nedeniyle teknik nezaretçiler E.E., M.E.,H.A. ve Hi.K.,
- Olay sırasında yer üstünde ocağa hâkim bir yetkilininkalmaması ve bu yönde talimatlar üretilememesi, haberleşme/alarm sistemlerininyetersizliği şeklinde kendini gösteren kriz yönetimindeki başarısızlığınedeniyle hakkında dava açılmayan acil durum yöneticisi olarak gözüken Işıklarİşletme Müdürü Ha.E.,
- Vardiya amirliğine dayanan işveren vekili sıfatıyla tümvardiyalarda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin sürecin izlenmesinden,eksikliklerin giderilmesinden ve uyarılmasından sorumlu olan İş Güvenliği ÜçVardiya Amiri M.A.G.Ç.,
-Teknik müdürün üç vardiya ocak üretim çalışmalarındansorumlu yardımcısı olarak Klasik Ayak Üç Vardiya Amiri H.S.,
- İlgili mevzuat çerçevesindeki yükümlülüklerini yerinegetirmeyen Patlatma Mühendisi S.K., Vardiya Amiri Y.K., Vardiya Amiri H.K.,Havalandırma Mühendisi F.Ü.A., C.U. -iddianameye göre mekanize ayak vardiyamühendisidir-, E.Y. -iddianameye göre iş güvenliğinden sorumlu vardiyamühendisidir- ve hakkında dava açılmayan Eğitim Mühendisi Mu.B. olaydakusurludur. Yetki ve statüleri dikkate alındığında yüklenici Şirketlebağlantılı başka bir kimsenin ihmali söz konusu değildir.
vii. Ocaktaki riskten haberdar olan TKİ, ruhsat sahibisıfatıyla ilgili kanun ve Hizmet işleri Şartnamesi’ne göre ocağı denetlemekleyükümlüdür. ELİ tarafından görevlendirilen Kontrol Başmühendisleri E.K. ve A.O.revize plan/projelerdeki havalandırmayı düzenleyecek ek yeni açıklıklar (ikinciyol) oluşturulması beklenmeden S panosunda riskli havalandırmayla yoğun üretimfaaliyetlerine izin vermeleri, üretim miktarının kısa bir zaman içinde ciddibir yatırım yapılmadan önemli miktarda artmasıyla ilgilenmemeleri, işletmeprojesinde yer almayan işletme yöntemlerinin (tumba bacaları) uygulanmasınaizin vermeleri, iş güvenliğiyle ilgili eksikliklerin (Bu eksikliklerhavalandırma, gaz izleme sistemi, yangınla mücadele ve tahlisiye gibi konularailişkindir.) tamamlanması ve hatalı uygulamaların düzeltilmesi için girişimdebulunmamaları ve son olarak kullanılan makine ve donanımların bir bölümününalev sızdırmaz olmamasına göz yummaları nedeniyle kusurludur. ELİ’de görevlikontrol mühendislerinin olayın meydana gelmesine etki eden ihmalleri bulunmamaktadır.Sorumluluğun kontrol ve denetimle görevli üst düzey görevliler bakımından daaraştırılması gerekir. Bu konuda dava dosyasında yeterli bilgi yoktur.
viii. İş güvenliğiyle ilgili görev ve yetkilerinikullanmadaki ihmalleri nedeniyle MİGEM kontrol ve denetim elemanları ileÇalışma Bakanlığının ocağı denetlemekle görevlendirdiği müfettişler de olayınmeyanda gelmesinden sorumludur.
40. Bilirkişi raporunun bir örneğini alan SomaBaşsavcılığı A.G. hakkındaki soruşturmayı (bkz. § 35) bilirkişi raporunda kusuratfedilen M.Y., Ha.K., Mu.B. ve Ha.E.yi de içerek şekilde genişletmiş; A.G.,Ha.K. ve Ha.E. hakkında daha önce verilen kovuşturmasızlık kararının sulh cezahâkimliğince kaldırılması üzerine söz konusu kişiler hakkında da CezaMahkemesinde kamu davası açılması için soruşturma evrakını AkhisarBaşsavcılığına göndermiştir. Akhisar Başsavcılığı bahsi geçen şüphelilerin bilinçlitaksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasınaneden olma suçunu işledikleri iddiasıyla Ceza Mahkemesinde dava açmıştır.Sanıkların sorgularının istinabe yoluyla alınmasının ardından dava, ana davaile birleştirilmiştir.
41. Bazı katılan vekili ile sanık müdafilerinin çeşitliitirazları nedeniyle ana raporu hazırlayan bilirkişi heyetinden ek raporalınmıştır. Ek rapora göre ana raporda ortaya konan değerlendirmelerindeğiştirilmesini gerektirecek yeni bir bilgi ve belge ortaya konulmamıştırsabotaj iddiası ortaya atılsa da buna dair hiçbir ciddi delil ve ifadebulunmamaktadır. Bununla birlikte ek raporda olayda sorumlu olanların tespitedilen eksikliklerden asli olarak mı yoksa kısmi olarak mı sorumlu olduklarıkonusunda tablo oluşturulmuştur. Bu tabloya göre eksikliklere göre sorumlulardeğişse de genel olarak C.G., A.G., M.Y., R.D., Ha.K., A.Ç., İ.A., E.E.,M.A.G.Ç., E.K. ve A.O. asli olarak, ana raporda kusurlu oldukları belirtilendiğer kişiler ise kısmi olarak tespit edilen eksikliklerden sorumludur.
42. 26/1/2017 tarihinde yapılan 61. celsede CumhuriyetSavcısı Ş.A., davanın esası hakkındaki mütalaalarının hazır olduğunu ve o celsesunabileceğini söylemiş ancak bu beyandan sonra verilen kısa bir aranınardından mütalaanın derlenip toparlanması için süre talep etmiştir. CezaMahkemesi, verdiği başka kararlar yanında esasa dair mütalaasını hazırlamaküzere Cumhuriyet savcısına süre verilmesine -kararda sürenin miktarındanbahsedilmemiştir- ve C.G.nin olayın bir sabotaj olduğu iddiası nedeniyleyaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan ceza soruşturması hakkında bilgivermesi için Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına kararvermiştir.
43. Bilirkişi heyeti Ceza Mahkemesinin talebidoğrultusunda “Güvenli Kömür Madenciliği ve Metan Gazı Patlaması EtkilerininAraştırılması” ve “... Soma Eynez-Karanlıkdere Yeraltı Kömürİşletmesinde 2009-2014 Yıllarında Gerçekleştirilen Altyapı YatırımlarınınGüvenli Çalışma İlkeleri Açısından Yeterliliğinin Araştırılması” başlıklıraporlar hakkında hazırladıkları ek raporları 11/2/2017 tarihinde CezaMahkemesine sunmuştur. Ek raporlara göre ana raporda ortaya konandeğerlendirmelerin değiştirilmesini gerektirecek yeni bir bilgi ve belge ortayakonulmamıştır.
44. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın devamettiği, soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunması sebebiyle gizliliğinihlal edilmemesi için soruşturmanın sonuçlanmasından sonra karar örneği ilesoruşturma dosyasında bulunan belgelerin gönderileceği konusunda CezaMahkemesini bilgilendirmiştir.
45. 20/2/2017 tarihinde yapılan 62. celsede 11/2/2017tarihinde teslim edilen ek raporlar da dâhil olmak üzere dosyaya gelen bazıbelgeler okunup duruşmada hazır olan ilgililerden bu belgelere karşı beyanlarıalınmıştır. Celse sonunda özetle çeşitli nedenlerle süre talep eden katılanvekilleri ile sanık müdafilerine bir sonraki celseye kadar, Cumhuriyet SavcısıŞ.A.ya ise esas hakkındaki mütalaasını açıklaması için herhangi bir zamandiliminden söz edilmeden süre verilmiştir.
46. 18/4/2017 tarihli 63. celsede Cumhuriyet Savcısı Ş.A.soruşturmanın gizliliği nedeniyle sabotaj iddiasıyla ilgili soruşturmada buiddiayı doğrulayan bir delil elde edilip edilemediğinin bilinmediğinibelirterek esas hakkındaki mütalaayı ilerleyen aşamada sunacağını bildirmiştir.Celse sonunda başka bir ara kararı oluşturulmadan duruşmaya bir sonraki gündevam edilmesine karar verilmiştir.
47. Ceza Mahkemesi 64. celsede, sabotaj iddiasıhakkındaki soruşturmanın bekletici mesele yapılmasına yönelik taleplerireddedip esas hakkındaki mütalaasını sunması için Cumhuriyet savcısına birsonraki celseye kadar süre verilmesine karar vermiştir.
48. Bu arada Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi(Atama Dairesi) 9/5/2017 tarihli kararnameyle Cumhuriyet Savcısı Ş.A.yı AydınCumhuriyet savcılığına atamıştır. Ayrıca Atama Dairesinin 3/7/2017 tarihlikararnamesiyle ilk celseden itibaren Ceza Mahkemesi başkanlığı görevini yürütenA.B. İzmir hâkimliğine, Ceza Mahkemesi üyelerinden hâkim E.D. Aydın hâkimliğine,Elbistan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.P. ise Ceza Mahkemesi başkanlığınaatanmıştır. Katılan vekillerinin bir kısmı Ceza Mahkemesine verdiği dilekçedebu durumun dosyadaki başka unsurlarla birlikte bağımsız ve tarafsız mahkemedeyargılanma hakkı ile makul sürede yargılanma hakkını ve kanuni hâkim ilkesiniihlal ettiğini iddia etmiştir. A.B., 19/6/2011 tarihli kararname ile Akhisarhâkimliğine, 15/1/2015 tarihli kararname ile de Ceza Mahkemesinin başkanlığınaatanmıştır. E.D. ise 30/4/2013 tarihli kararname ile atandığı Horasanhâkimliğinden Akhisar hâkimliğine 12/6/2015 tarihli kararnameyle atanmıştır.3/7/2017 tarihli kararnamede dikkate alınacak prensipler Hâkimler ve SavcılarKurulunca 13/6/2017 tarihinde ilan edilmiştir. Söz konusu prensiplere göre songörev yeri iki ve üçüncü bölge olan hâkimler, bulunduğu yerde bir yılınıtamamlayıp meslekte dört yılını doldurmuş ise kararname kapsamına alınaraksicil durumlarının uygun olması hâlinde birinci bölgeye atanacaktır (bkz. https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/files/EK-1%20Bölge%20Adliye%20ve%20Adlî%20Yargı%20İlk%20Derece%20Mahkemeleri%202017%20Yılı%20Kararname%20Prensipleri.pdf;erişim tarihi: 11/11/2022). Akhisar o tarihte ve hâlâ adli yargıda ikinci bölgestatüsündedir.
49. 11/7/2017 tarihinde yapılan 65. celsede CezaMahkemesi heyetinde A.B. ve E.D. de hazır bulunmuştur. Duruşmaya ilk kezkatılan ve 9/5/2017 tarihli kararnameyle Akhisar savcılığına atanan CumhuriyetSavcısı S.T.; yaklaşık 300 klasörden ve 3 terabaytlık haricî hard diskikaplayan dava dosyanın devam eden incelemesinin bitirilebilmesi için süre talepetmiştir. Talep doğrultusunda Cumhuriyet savcısına bir sonraki celse olan17/10/2017 tarihine kadar süre verilmiştir.
50. 17/10/2017 tarihli 66. celsede -verilen başka arakararları yanında- bir kısım katılan vekilinin iddianamenin mütalaa olarakkabul edilerek yargılamaya devam olunmasına yönelik talepleri reddedilmiş; bazıkatılan vekiline davanın esası hakkında beyan ve sunumda bulunmak üzere birsonraki celse olan 10/1/2018 tarihine kadar süre verilmesine, sabotajiddiasıyla ilgili soruşturmanın akıbetinin sorulmasına ve tutuklu sanıkM.A.G.Ç.nin tahliyesine karar verilmiştir. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığıncaverilen cevaba göre soruşturma henüz sona ermemiştir. Celse arasında aralarındabazı başvurucuların da bulunduğu bir kısım katılanlarca Ceza Mahkemesiüyelerinin reddi istenmiştir. Hâkimlerin reddi talebinde bulunan başvurucularagöre M.A.G.Ç.nin tahliyesine karar verilmesi ve S.P.nin daha önce bir madenkazasından sorumlu oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan kişileriyargılayan mahkemenin başkanlığını yaparken sanıklara almaları gerekencezalardan daha az ceza verdiği için kamuoyunca eleştirilmesi Ceza Mahkemesibaşkan ve üyelerinin tarafsızlığını şüpheye düşüren nedenlerdir. Ret talepleriManisa 2. Ağır Ceza Mahkemesince şu gerekçeyle reddedilmiştir:
“...
[M]evzuatımıza göre, mahkemeceyargılama aşamasında verilen bir kısım ara kararlarının itiraz yasa yoluna tabiolduğu, itiraza tabi olmayan bir kısım kararların ise hükümle birliktetemyiz/istinaf yasa yoluna tabi olduğu aşikar olup, bunun dışında yargılamanınseyri devam ederken yeni gelişen durumlara, elde edilen bilgi ve delillere göreönceden vazgeçtiği, ya da reddettiği bir konu ile ilgili olarak mevcut oluşanyeni duruma göre yargılamanın hukuka uygun, yargılamaya konu kişilerden uzakolarak, tarafsız ve sağlıklı yapabilmesi, nihayetinde en doğru sonuca ulaşmasıiçin her türlü kararı almaya takdir yetkisi yargılamayı yapan hakimlere aitolduğundan, mahkeme heyetinin takdirine dayalı olarak yapılan ve sonunda üstyargı denetimine açık olan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin ... Sayılıdosyasındaki reddi hakim talebine konu işlemlerin [Ceza MuhakemesiKanunu’nun] ilgili maddelerinde düzenlenen hakimin tarafsızlığını şüpheyedüşürecek sebeplerden sayılamayacağı sonuç ve kanaaliyle, bir kısım katılanvekillerinin, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi heyeline yönelik reddi hakimtaleplerinin ayrı ayrı reddine karar ver[ilmiştir]...”
51. 10/1/2018-11/7/2018 tarihleri arasında yapılan celselerdeözetle o celselerde hazır bulunan katılanların, katılanlar vekillerinin,sanıkların ve müdafilerin beyanları saptanmış, Cumhuriyet savcısının davanınesasına ilişkin mütalaası alınmış ve bu mütalaaya karşı beyanda bulunmaya hakkıolan kişilerden sözü edilen celselerde hazır bulunanların beyanları tespitedilmiştir.
52. Ceza Mahkemesi davayla ilgili kararını 11/7/2018tarihinde açıklamıştır. Verilen karara göre fazlaca elektrik akımı çeken 4.bant olay gününden önce Yönetim Kurulu Başkanı’nın üretim artışı odaklıyaklaşımı ve buna dair talimatları sebebiyle yoğun bir şekildekullanılmaktadır. Bu durum bandın bollaşmasına ve olay günü bantta elektrikarızası yaşanmasına neden olmuştur. Arıza sebebiyle bant patinaj yapmayabaşlamış ve ortam sıcaklığı artmıştır. Eski imalat sahalarında bırakılankömürün zaman içerisinde oluşan tansmanlardan sızan oksijen ve nem ile temasetmesi ile oluşan karbonmonoksit ve kömürden açığa çıkan metan gazı ocak içinesızmıştır. Kaymalar ve posta akmaları sırasında darbe alan, ezilen, sıyrılanbir enerji kablosunun ya da kablolarının yarattığı ark veya kısa devre bahsigeçen gazları tutuşturmuştur. Çıkan alev sonrasında bant üzerinde taşınankömür, ortamdaki kömür tozu, lastik konveyör bandı, elektrik kabloları, ağaçtahkimat, plastik borular ve mazot, yağ gibi malzeme yanmaya başlamıştır. Olay,bandın yanması sonucunda ortaya çıkan gaz ve dumanın ocak havasına katılarakmevcut ocak açıklıklarına yoğun biçimde karışması neticesinde meydanagelmiştir. Eski imalatlardan gelen gazlar ocağa ani, öngörülemez ve baskın birşekilde girmiştir. O hâlde sanıklara isnat edilen temel kusur, ölümcülkarbonmonoksit gazının ocaktan tahliye edilememesi ve işçilerin de bu gazdankorunamayarak ocaktan tahliye edilememesidir. Olayın nasıl meydana geldiği ileilgili bu kabul; dava dosyasında bulunan TBMM Araştırma Komisyonunca hazırlananrapora, yedi kişilik bir bilirkişi heyetince hazırlanan 8/10/2015 tarihlirapora, iki bilirkişi tarafından hazırlanan 12/10/2015 tarihli ayrık görüşifade eden rapora ve 15/8/2016 tarihli bilirkişi raporuna dayanmaktadır. Olayınmeydana geliş şekline göre olayla birinci derecede ilgili olduğu tespit edilenve dava dosyasında raporları bulunan tüm bilirkişiler tarafından da ittifaklaortaya konulan kusurlu hareketler özetle şunlardır:
- Panolar ve galeriler arasında bırakılan topukgenişlikleri uygun değildir.
- Barajlar sızdırmazlıkları tam olarak sağlanacak şekildekurulmamıştır.
- U3 bölgesi gibi yüksek yük gerilimi altında kalangaleriler hem duraylılık hem de sızdırmazlık açısından keson beton ile tahkimedilmemiştir.
- Eski imalat boşlukları ve barajlanarak kapatılanbölümler (baraj arkaları) izlenmemekte ve kontrol altında tutulmamaktadır.
- Acil durumlarda çalışanların yeryüzüne tahliyesiyleilgili tatbikat yaptırılmamıştır.
- Acil eylem planlarında ocakta oluşabilecek bir yangınöngörülmemiştir.
- Kullanım ömrünü tamamlamış ferdî kurtarıcılarkullanılmakta, akredite edilmeden bu maskelerin kullanım süreleriuzatılmaktadır.
- Bazı panolarda kara tumba üretim yapılmaktadır.
- 4 No.lu nakil bandının olduğu galeride hava miktarının30-40 m3/dk gibi düşük değerlerde olması ve bu bölgede çok sayıda eski imalatgalerisi olmasına rağmen bu bölgede emniyet açısından gerekli merkezi izlemesensörleri bulundurulmamaktadır.
- S panolarının hava dönüşlerinin ikinci bir yol ileparalel havalandırma yapılmasını içeren Haziran 2011 ek uygulama revize projesiuygulanmamıştır.
53. Ceza Mahkemesine göre olayın nasıl meydana geldiğiile ilgili kabul dikkate alındığında;
- Gaz ölçüm cihazlarının azlığı, cihazların bakım vekontrolünün yeterli ölçüde yapılmaması, cihazların kalibrasyonunun yeterliölçüde yapılmaması ve düzgün veri vermeyen cihazlarla ilgili durumun gözardıedilerek gerekli tedbirlerin alınmaması ile olay arasında nedensellik bağıbulunmamaktadır. Cihazların yedek enerji kaynağının bulunmaması da olayınmeydana gelmesine tek başına ve doğrudan etki eden bir husus değildir.
- Yangının alev sızdırmaz ekipmanlardan kaynaklandığınadair delil bulunmamakla birlikte yangının başlangıç noktasında alev sızdırmazağaç kama ve PVC boru gibi malzeme bulunmaktadır. Ayrıca yangın sırasında alevsızdırmazlığı sertifikalar ile tespit edilen kablolar ve taşıyıcı bandın üstkısmı da yanmıştır. Onun için ocakta kullanılan makine ve ekipmanların yanmazveya zor tutuşur malzemelerden seçilmesine ilişkin gerekliliğe ilişkineksiklikler ile netice arasında nedensellik bağı bulunmamaktadır.
- Haricî bir etken yoksa ocak içinde kullanılan elektrikekipmanlarından, transformatörlerden ve kablolardan yangın çıkma olasılığıbulunmamaktadır. Posta akmalarının neden olduğu kıvılcım ise tamamenöngörülemez ve beklenemez niteliktedir. Bu nedenle bahse konu hususlarla neticearasında nedensellik bağı yoktur.
- Ocağı denetleyen müfettişleri aldatmak için yapılaneylemler ile netice arasında da nedensellik bağı bulunmamaktadır.
54. Ceza Mahkemesi 5/9/2014 tarihli bilirkişi raporundayer alan;
- Olayın nasıl meydana geldiği ile ilgili tespite,kovuşturma aşamasında yapılan sondajlar neticesinde yangın bölgesinde herhangibir topuk yangını olmadığının tespit edilmesi nedeniyle,
- Sensör verileriyle ilgili tespite sensörlerdekiyükselmelerin anlık, saatlik bazda olup takip eden aşamada tekrar düşüşegeçmesi, bu durumun da ocak içinde yapılan top atımlarına bağlı olarak yükselengaz değerleri şeklinde sensör verilerine yansıması nedeniyle,
- Sensör verileri topuk yangınına dayanak yapılarak sözüedilen verilerden hareketle işveren ve işveren vekillerince olayın öncedenbilindiğine ilişkin tespite topuk yangını bulunmadığı için sensör verilerinintopuk yangınına sebep olması gibi bir durum olmaması nedeniyle itibaretmemiştir. Ceza Mahkemesince verilen ve dosyadaki her bir raporun ayrı ayrıdeğerlendirildiği kararın neden yeni bir bilirkişi raporu alınmadığı ile ilgilikısmı şöyledir:
“...
Somut olayın, Cumhuriyet tarihindegerçekleşen en büyük maden kazası olması nedeniyle tüm yurt genelinde çeşitlimakale, araştırma, tez, panel, sempozyum ve bilimsel yazı ve mecmualara konuolmuş; ayrıca söz konusu olay nedeni ile, iş bu davaya konu ceza yargılamasıharicinde pek çok tazminat ve hukuk davaları ile idari yargıda da birçok davaaçılmış; bununla birlikte TBMM, SGK, Çalışma Bakanlığı, TBMM gibi pek çok kurumve kuruluş tarafından da araştırma raporları hazırlanmış; tüm bu çalışmalarkapsamında konusunda uzman olan birçok Öğretim Üyesi ve Mühendis, olaya dairfikir ve bakış açılarını ortaya koymuştur.
...
Buna göre, ... meydana gelen olaydaölümlere neden olan karbonmonoksit gazının kaynağını, içten içe süregelen kömüryangını olarak ele alan ... raporlar ile; ölümlere neden olan karbonmonoksitgazının, MTA ve Bilirkişi Kurulu tarafından incelenmesi akabinde hazırlanmışolan ... raporların, birbirlerinden temel olarak iki farklı yaklaşımı savunduklarıve bu açıdan bakıldığında, çok dar bir bakış açısı ile prensip olarakaralarında çelişki bulunduğunun söylenebileceği açıktır.
Ancak; hukuk pratiği ve ceza muhakemesiözelinde, bilirkişi raporları arasındaki bir çelişkiden bahsedebilmek için,kural olarak hakim ve mahkemelerin uzmanlık alanları dışındaki bir konuyuilgilendiren bir olaya ve somut bir vakıaya ilişkin, aynı veriler ve aynıdeliller üzerinden hazırlanmış olan, buna rağmen iki farklı görüşü ve ikifarklı kabulü içeren raporlar bulunmasının gerektiği; ancak somut olayda, kömüryangını yaklaşımını içeren ve bunu temel neden kabul eden raporların, sahadakömür yangının varlığını ispatlayacak yegane veri olan jeolojik etüt vesondajlar yapılmaksızın, jeolojik etüt verilerinin bilimsel olarak ele alınıpincelenmeksizin tanzim edilen, bu hali ile sadece top atım verileri akabindeortaya çıkan yüksek sıcaklık ve karbonmonoksit değerlerini, içten yangınınvarlığına dair veri kabul edip bu hali ile yoruma dayanan raporlar ve yaklaşımoldukları; ancak, kovuşturma aşamasında sahada yapılan jeolojik etütlerneticesinde elde edilen veriler ve olay öncesine karbonmonoksit verilerininsalt top atımları akabindeki verilerin değil, bu verilerin top atımlarınınakabinde, bir müddet sonra normal seviyeye indiğine dair yapılan veritetkikleri neticesinde 13/05/2014 tarihli somut olay öncesinde, ocak içerisindeve sahada kömür yangını olmadığı hususu tartışma ve ihtimal olma dışındakalmıştır.
Nitekim, toplanan deliller akabidedelillerin tartışılması safahatında hiçbir suje tarafından da bu yönde biriddia ortaya atılmamış, böylelikle somut olayda kömür yangını olduğu yaklaşımı,ortaya konulan bilimsel veriler doğrultusunda tamamen olasılık dışı kalmıştır.
Bu nedenle farklı veriler üzerindentanzim edilmiş olan iki temel yaklaşım ve iki temel grup raporlar arasında,aynı verilerin ve delillerin baz alınmamış olması, ilk yaklaşım olan kömüryangını yaklaşımının, jeolojik sondaj verileriyle tamamen olasılık dışı kalmışolması nedeniyle, ilkesel olarak bir çelişki bulunduğundan bahsedilemeceği,ortada bilimsel verilerle desteklenmiş, somut olayda, sahada yapılan jeolojiksondajlar neticesinde elde edilen bu verilen MTA ve Bilirkişi Kurulu tarafındanincelenmesi akabinde hazırlanmış olan ve ölümlere neden olan karbonmokositgazının ortaya çıkış şekline dair, özetle maden içerisinde bulunan gazlarınenerji kablosu, tahrik motoru veya nakil bantından kaynaklı bir etkene dayalıolarak bir ateşleyici ile tutuşması sonucu ortaya çıkan alevli yangının,ortamda bulunan yanıcı maddeleri de tutuşturması neticesinde meydana gelen vebüyüyerek ocak içerisini kısa sürede ölümlere neden olan karbonmonoksit gazıile dolduran yangın olduğuna dair yaklaşımı içeren raporların kaldığıdeğerlendirilmiş ve bu nedenle sanık vekilleri tarafından ısrarla ilerisürülen, raporlar arasındaki çelişki bulunduğu şeklindeki iddialarına açıklanannedenler ile itibar[edilmemiştir.].
...”
55. Ceza Mahkemesinin olayın meydana gelmesine etki edenhususlar ve sanıklarıncezai sorumlulukları ile ilgili değerlendirmeleri özetleşöyledir:
i. Yangın nedeni ile açığa çıkan yoğun karbonmonoksitgazından kaçış yolundaki eğim, işçilerin harcadıkları eforun artmasına veişçilerin daha sık nefes almasına yol açmıştır. Bu nedenle gaz maskelerininkullanım süreleri 45 dakikadan yaklaşık 20 dakikaya inmiştir. Yaşamlarınıyitiren işçilerin önemli bölümünün cansız bedenleri söz konusu eğimli çıkışyolu üzerinde bulunmuştur. Oksijenli tip ferdî kurtarıcılar tipinintercih edilmemesi ve işçilere maskelerin kullanımı konusunda gerekli uygulamalıeğitimin verilmemesi nedeniyle işveren vekilleri ve iş güvenliği amirlerikusurludur. İşveren vekillerinin kusuru asli, bu hususta denetim görevi bulunansanıkların kusuru ise tali niteliktedir.
ii. S panosunun tümü, ocak içinde dolaşımda olan ve buhâli ile geriden kirlenmiş olarak gelen hava ile havalandırılmıştır. Buhavalandırma sistemi özellikle S panoları açısından risklidir ve bu durumyüklenici Şirket tarafından da öngörülmüştür. Nitekim 2011 yılına ait ek revizeprojede, önce S panolarından geçmekte olan galeriye, sonrasında +340 ananefesliğe paralel şekilde ilerleyerek yer üstüne bağlanması gereken galerininyapılması planlanmıştır ancak proje hayata geçirilmemiş ve üretim 2-2,5 katarttırılmıştır. Neticede madende çalışanlardan 269 kişi S panosunda vefatetmiştir. Ek revize proje hayata geçse idi olay anında emici sistem nedeni ileS panolarına doğru gitmekte olan karbonmonoksit gazı ile duman ayak içlerinegirmeden ve işçilere temas etmeden ocak içinden başarılı bir şekilde tahliyeedilebilecek, çalışanların vücut bütünlüğüne bir zarar gelmeyecektir. Bunedenle madencilik alanına dair hiçbir bilgi birikimi olmayan C.G. ile işverenvekilleri, projenin faaliyete geçmesi ve uygulanması noktasında asli denetimgörevi bulunan teknik nezaretçiler ve havalandırma mühendisleri olaydansorumludur. Hızlı üretim artışına dair karar alma ve icrai yetkisi bulunansanıklar ile yetkileri itibarıyla üretim ve ocağı durdurarak neticenin önünegeçebilecek sanıkların kusuru asli, denetim ve kontrol görevi bulunansanıkların kusuru ise tali niteliktedir.
iii. Teknik nezaretçiler, ek revize uygulama projesihayata geçmeden bazı panolarda üretime başlanması havalandırmayı riskli hâlegetirmesine rağmen projenin uygulanmasını takip etmemiştir. Uygulama sahası vekoordinatları içinde kalmasına rağmen eski imalatın iyi izole edilememesine,topukların hava ile temas eden kısımlarının kesonlanmamasına, topuklarıgüçlendirmek için beton vb. malzeme kullanılmamasına ve eski imalat sahalarınınbaraj arkalarına gaz ölçüm cihazları konularak devamlı surette denetlemeyiamaçlayan bir mekanizma kurulmamasına rağmen teknik denetçiler sözü edilenhususlarda hiçbir tespitte bulunmamıştır. Şartnamede yer almayan üretim metoduocakta uygulanmıştır. Teknik nezaretçiler projeye açık aykırılık olmasınarağmen üretimi durdurma yetkilerini kullanmamıştır. Bu nedenle tekniknezaretçiler asli derecede, işveren vekilleri ise teknik nezaretçi ataması,seçimi ve denetimindeki ihmalleri nedeniyle tali derecede kusurludur.
iv. Hızla artan üretim miktarına rağmen esaslı biriyileştirme yapılmayan havalandırma ile çalışılmaya devam edilmiş, üretimzorlamasıyla ilgili karar uygulanmış, bu doğrultuda çalışan sayısı arttırılmışve risk faktörünün yükselmesine neden olan kara tumba yönteminin kullanılmasınaizin verilmiştir. İşi durdurma yetkisine sahip olanlar da bu yetkilerinikullanmamıştır. Bu nedenle C.G. ile işveren vekilleri, iş güvenliğinden sorumlukişiler ve üretim sahalarının emniyetinin alınmasında görevli olan daimî nezaretçilerolaydan sorumludur. C.G.nin kusuru asli, bu konuda sorumluluğu bulunan diğersanıkların kusuru ise tali niteliktedir.
v. Olası tehlikelere karşı ocağın tümünü kapsar nitelikleherhangi bir tatbikat yapılmamış, tahliye amaçlı planlama yapılmamıştır.Diyafon ya da bas konuş olarak tabir edilen haberleşme sistemi kaldırılmışancak madende çalışanların tamamını uyarabilecek bir alarm ve acil durumhaberleşme sistemi kurulmamıştır. Madenin büyük bölümünde kullanılan ev tipitelefonlar olay günü yanmıştır. Elektrik de kesilince birçok pano ilehaberleşme sağlanamamıştır. Bu durum madendeki işçilerin tahliyesinde gecikmeyaşanmasına neden olmuştur. Bu nedenle işveren vekilleri ve iş güvenliğindensorumlu personel asli kusurludur.
vi. Terk edilen eski üretim alanlarının baraj önü vearkaları sabit gaz ölçüm cihazlarıyla kontrol edilmemiştir. Bu nedenle kararalma, icrai harekette bulunma ve ocağı kapatarak üretime son verme yetkileriolan işveren vekilleri ile iş güvenliğinden sorumlu sanıklar asli kusurludur.Projeye dâhil olan eski imalat sahalarını kontrol yetkileri bulunan tekniknezaretçiler tali derecede kusurludur.
vii. İşçiler olası bir tehlikede nasıl hareketedeceklerine, nereye gideceklerine, hangi maskeleri nasıl ve ne zamankullanacaklarına, ocağın nasıl tahliye edileceğine dair herhangi bir eğitimalmamıştır. Ocağın genelini kapsar nitelikte herhangi bir tatbikat dayapılmamıştır. S panosuyla ilgili riskler bilinmesine rağmen iş güvenliğiyleilgili tedbirler alınmamıştır. Çok tehlikeli iş sınıfı kapsamında kalan madenocağında gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştır. Bu sebeple işverenvekilleri ile iş güvenliğinden sorumlu sanıklar asli kusurludur.
viii. Ha.E.nin sorumluluğu acil durum yönetiminde yaşananeksikliklere dayanmaktadır.
ix. ELİ’de görevli sanıkların görevi üretilen kömürünkalite ve standartlara uygunluğunu kontrol etmek, üretim miktarını saptamak veverilen koordinatlar içerisinde üretim yapılıp yapılmadığını tespit etmektir.Bu sanıkların olaya sebebiyet veren eksiklikler yönünden denetim yapmayetkileri bulunmamaktadır.
x. Yönetim kurulu başkanı veya üyesi olmak, cezaisorumluluğun doğması için yeterli değildir. Aksi düşünce ceza sorumluluğununşahsiliği prensibi ile bağdaşmaz. Sanık M.Y. yönetim kurulu üyesi olmaklabirlikte C.G. gibi şirket işleyişine doğrudan yahut dolaylı herhangi birmüdahalede bulunmamıştır. Bu sebeple M.Y., C.G.nin kusurlu hareketlerindensorumlu tutulamaz. A.G. yüklenici Şirketin önceki yönetim kurulu başkanıdırancak olaydan yaklaşık altı ay önce görevi bırakmıştır. Yönetim kurulubaşkanlığı görevinde kalmaya devam etmesi durumunda A.G.nin neticeyiengelleyici tedbirleri alıp almayacağı bilinmemektedir. Bu sebeple A.G.ningörevden ayrılmasıyla birlikte A.G.nin yönetim kurulu başkanlığı dönemindekifaaliyetler ile olay arasındaki illiyet bağının kesildiği kabul edilmiştir.
xi. Genel Müdür Teknik Yardımcısı Ha.K. plan ve projedanışmanı sıfatı ile ek revize uygulama projesini planlayıp projelendirmiştirancak bu kişinin projenin hayata geçmesi noktasında icrai bir yetkisi yoktur.
xii. 15/8/2016 tarihli bilirkişi raporunda kusurluoldukları belirtilen E.Y., S.K., H.S. ve C.U.nun olayın temel nedenleri olarakbelirlenen yapısal ve işletmesel eksiklikler konusunda neticeyi engelleyebilecekkararları alma yahut tedbiren ocağı kapatarak üretimi durdurma yetkileribulunmamaktadır.
xiii. Karbonmonoksit gazının ortaya çıkmasına neden olanyangının meydana çıkmasında kast söz konusu değildir. Neticeyi engellemek içingerekli tedbirleri almaya yetkileri olmasına rağmen üretimin devam etmesiyönünde karar alan sanıklar R.D., A.Ç., İ.A. ve E.E.nin eylemleri bilinçlitaksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçunuoluşturmaktadır. Ek revize uygulama projesinden haberdar olduğuna ve bunarağmen projenin uygulanmasının önüne geçtiğine dair delil (toplantıtutanakları, kurum içi yazışmalar, kurum içi mailler ve söz konusu projedeimzası bulunan sanık ve tanıklarının beyanları gibi) bulunmayan sanık C.G. ilekusurlu oldukları kabul edilen M.A.G.Ç., Y.K., H.K., Hi.K., H.A., M.E., Ha.E.,F.Ü.A. ve Mu.B. ise taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasınaneden olma suçundan sorumludur. Geriye kalan sanıkların kusuru bulunmamaktadır.
56. Ceza Mahkemesinin sanıkların ceza sorumlulukları ileilgili tespitleri uyarınca;
- C.G. doğrudan 15 yıl hapis cezasına,
- R.D. ve İ.A. sonuç olarak 22 yıl 6 ay hapis cezasına,
- A.Ç. ve E.E. sonuç olarak 18 yıl 9 ay hapis cezasına,
- M.A.G.Ç. sonuç olarak 11 yıl 8 ay hapis cezasına,
- Y.K. ve H.K. sonuç olarak 10 yıl 10 ay hapis cezasına,
- Hi. K., H.A. ve M.E.sonuç olarak 10 yıl hapis cezasına,
- Ha. E. ve F.Ü.A. sonuç olarak 8 yıl 4 ay hapiscezasına,
- Mu. B. ise sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezasınamahkûm edilmiştir.
57. İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcıları ve bazıkatılanlar/müştekiler veya katılan vekilleri ile mahkûmiyetlerine karar verilensanıklar ve/veya sanık müdafileri tarafından yapılan istinaf başvurularını18/4/2019 tarihinde inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi(İstinaf Dairesi) bazı sanıklar hakkında kurulan hükümlerde bulunan güvenliktedbirleriyle ilgili bölümleri çıkarıp istinaf başvurusuna konu karardaki bazıifadelerle yazım hatalarını da düzelterek istinaf başvurularını esastan oyçokluğuylareddetmiştir. İstinaf Dairesinde görevli bir üye; A.G., C.G., M.Y., R. D.,Ha.K., A.Ç., İ.A., E.E., M.A.G.Ç., Y.K., H.K., Hi.K., H.A., M.E., Ha.E., F.Ü.A.ve Mu.B.nin olası kastla öldürme ve yaralama suçlarından cezalandırılmasıgerektiği gerekçesiyle karara muhalif kalmıştır.
58. İstinaf Dairesince verilen karar İzmir Bölge AdliyesiCumhuriyet savcısı, mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklar ve/veya sanıkmüdafileri ve bir kısım katılan vekillerince temyiz edilmiştir.
59. Temyiz taleplerini 30/9/2020 tarihinde kararabağlayan Yargıtay 12. Ceza Dairesi (Temyiz Dairesi) oybirliğiyle, C.G., R.D.,A.Ç., İ.A., A.O., E.K. ve Ha.E. yönünden kurulan hükümlerin bozulmasına, diğersanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin ise reddine kararvermiştir. Temyiz Dairesine göre;
i. 5/9/2014 tarihli bilirkişi raporu ile dava dosyasındamevcut olan bazı raporlarda olayda ölümlere yol açan karbonmonoksit gazınınocakta içten içe yanmakta olan kömürden kaynaklandığı yani olay tarihinden önceocakta kömür kızışmasının bulunduğu kabul edilse de Gaz Laboratuvarıncahazırlanan raporda sabit sensörler ile test edilen on beş seyyar gaz ölçerin(H2S, CH4, O2 ve CO) kalibrasyon sonuçlarının düzgün olduğu, seyyar sensörlerinsıcaklık ölçümü yaptığı ve hafızalarında kayıt altına aldığı belirtilmiştir.Bir öğretim üyesince düzenlenen 13/5/2014 tarihi öncesinde ölçülen gaz sensörüverilerinin patlatmalar açısından değerlendirilmesini kapsayan Eylül 2014tarihli teknik raporda da ocaktaki üretim panolarında kömürün kendiliğindenyanıp yanmadığının tespiti ve dinamit atımları sırasında oluşan yüksek COemisyonlarının belirlenmesi amacıyla ocaktaki tüm CO sensörlerine ait verilerinolay öncesi ve sonrası olarak geniş bir zaman aralığında ele alınıp değerlendirildiği,CO değerlerindeki ani artışların genellikle ayaklardaki dinamit atımlarındankaynaklandığı, sürekli olmadığı ve ölçülen çok yüksek değerlerin de zamaniçinde düştüğü belirtilmiştir. Ocakta bulunan sabit sensörlerde zaman zaman 2,3, 4 ve hatta 12 saati bulan CO değerlerinin ortalamasının yasal seviye olan 50PPM’nin üzerinde seyretmesine rağmen sürekli bir şekilde yükselişinisürdürmemesi veya yasal değerin üzerinde belli bir seviyede sürekli seyrinisürdürmemesi, daha sonra 50 PPM’lik yasal sınırın çok altına düşmesi,kovuşturma aşamasındaki keşif sırasında yapılan jeolojik etütler ve sondajlarsonucunda alınan raporlar, Araştırma Komisyonunca hazırlanan rapor ve 15/8/2016tarihli bilirkişi raporu ile bu raporu hazırlayan bilirkişilerden alınan ek raporlardikkate alındığında olaydan önce maden ocağında herhangi bir kömür yangınınbulunmadığı ve olayın U3 bölgesindeki elektrik yada bant arızasından kaynaklıarkın ısınmış ortama eski imalat bölgelerinden basınçla üflenen gazlar ile kazamahallindeki maddeleri tutuşturmasından kaynaklandığı konusunda tereddütkalmamıştır.
ii. Ha.E.nin anılan ocak içinde hangi görev dağılımıiçinde yer aldığı, yetki ve sorumluluklarının neler olduğu şüpheye yervermeyecek şekilde tespit edilmemiştir. Bu sanığın acil durum yöneticisiolduğuna dair somut bir delil bulunmamaktadır.
iii. TKİ ve yüklenici Şirket arasında sözleşmeye, busözleşmenin ekindeki şartnamelere ve Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu EgeLinyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü Görev, Yetki ve SorumlulukYönetmeliği’nin başmühendislerin görev ve yetkiyle ilgili hükümlerine göre A.O.ve E.K.nın sorumlulukları sadece üretime ve teslime ilişkin değildir. Aksinesöz konusu sanıklar, yüklenici Şirketin ocaktaki kömür çıkartma faaliyetleriniyakından takip edip sözleşmeye ve projelere uygun olup olmadığını denetlemekleyükümlüdür. Bu nedenle sahadaki çalışmaların projeye ve ilgili mevzuata göreyapılıp yapılmadığı konusundaki denetim yükümlülüklerini yerine getirmeyen A.O.ve E.K. olayın meydana gelmesinde bilinçli taksir derecesinde kusurludur.Bununla birlikte ELİ’de görevli olup A.O. ile E.K.nın alt biriminde görev yapankontrol mühendisleri, kazanın yaşandığı maden ocağında denetim yapma konusundaöncelikli olarak görevli değildir.
iv.C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A. iş kolundaki çalışma usul veşartlarına aykırı şekilde gerçekleştirilen hızlı ve sürekli kömür çıkarmafaaliyetlerinin isçilerin iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek riskoluşturduğunu ve dönülmez sonuçlara yol açabileceğini bildikleri hâlde muhtemeltehlikeli neticeleri göze alıp kabullenmiştir. Zira sanıklar yüklenici Şirketinkarar alma süreci içinde yer almakta ve pozisyonları gereği ocak içindekiyüksek riskleri bilmektedir. Bu nedenle “Olursa olsun.” düşüncesi ilehareket ederek yüksek risk içeren faaliyetlerine uzun süre devam eden sanıklarC.G., R.D., A.Ç. ve İ.A. olası kastla öldürme suçundan 301 kez, olası kastlayaralama suçundan 162 kez mahkûm edilmelidir.
60. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (YargıtayBaşsavcılığı) 8/1/2021 tarihinde, somut olayda olası kast koşulları oluşmadığıgerekçesiyle Temyiz Dairesince verilen karara itiraz etmiştir. Bu arada TemyizDairesinde görevli beş yüksek hâkimden üçü değişmiştir. Yeni gelen üyeleröncesinde Bakanlık ve/veya Hâkimler ve Savcılar Kurulunda görev yapmıştır.
61. Temyiz Dairesi 18/1/2021 tarihinde oyçokluğu ileYargıtay Başsavcılığının itirazını kabul edip sanıklar C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A.hakkında verilen bozma kararını kaldırmış ve yeniden yaptığı incelemede İstinafDairesinin R.D., A.Ç. ve İ.A. ile ilgili hükümlerine yönelik temyiz istemlerinireddetmiş ancak C.G.nin eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiğigerekçesiyle İstinaf Dairesinin C.G. hakkında verdiği hükmü bozmuştur. TemyizDairesine göre C.G. devraldığı ocaktaki yangın riskinin yüksek olduğunubilmesine rağmen ocaktaki üretim miktarına odaklanarak üretilen kömürmiktarının 2,5 katına çıkarılmasını sağlamış ve iş güvenliği önlemleri ileocağın alt yapısının iyileştirilmesine ilişkin herhangi bir girişimdebulunmamıştır. Bilinçli taksir uygulamasına konu edilen S panosunda ikinci havagalerisinin yapılması hususu, öngörülebilir neticeyi engelleyici tedbirlerdenyalnızca biridir. Temyiz Dairesinin 30/9/2020 tarihli kararının isabetli olduğugerekçesiyle 18/1/2021 tarihli karara muhalif olan iki üye, 30/9/2020 tarihlikararda imzası bulunan üyelerdendir.
62. Başvurucular 15/3/2021 tarihinde 2021/9541 sayılıbaşvuruyu yapmıştır.
63. Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyan CezaMahkemesi 16/6/2021 tarihinde, C.G.nin bilinçli taksirle birden fazla kişininölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan sonuç olarak 20 yıl hapiscezasıyla, A.O. ile E.K.nın aynı suçtan neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezasıylacezalandırılmasına ve Ha.E.nin beraatine karar vermiştir.
64. Bazı katılanlar, vekilleri aracılığıyla TemyizDairesine gönderdikleri bir dilekçe ile 30/9/2020 tarihli karardan sonra TemyizDairesinde üye olarak görevlendirilen üç yüksek hâkimin reddini istemiştir. İddialarınagöre sözü edilen yüksek hâkimler yargıya yapılmış en açık siyasi müdahalelerdenbirinin başaktörleridir. Hâkimin reddi talebi Temyiz Dairesinin 31/3/2022tarihli kararıyla reddedilmiştir.
65. Temyiz Dairesi 4/4/2022 tarihinde oyçokluğuyla C.G.ve Ha.E. hakkında kurulan hükümleri doğrudan, A.O. ve E.K. hakkında kurulanhükümleri ise güvenlik tedbirleriyle ilgili kısımları düzelterek onamıştır.Karara muhalif kalan üyeler 18/1/2021 tarihli karara da muhalif olan üyelerdir.
66. Başvurucular 22/6/2022 tarihinde 2022/64331 sayılıbaşvuruyu yapmıştır.
67. Başvurucular başvuruya konu ceza yargılamasısürecinde yer almış ve Deniz Kaya ile İbrahim Kaya dışındaki başvurucularözetle yargılamaya konu suçun hukuki vasıflandırılmasında hata edildiği, mahkûmedilen sanıklara eksik ceza tayin edildiği, sanık A.G. de dâhil olmak üzerehaklarında beraat kararı verilen bazı sanıklara isnat edilen suçların sübutbulduğu ve yargılamaya siyasi müdahalede bulunulduğu gerekçesiyle kanun yolubaşvuruları yapmıştır.
68. Mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklar C.G.19/5/2014-18/4/2019, M.A.G.Ç. 19/5/2014-17/10/2017, Y.K. 18/5/2014-25/12/2015,H.K. 19/5/2014-25/12/2015 tarihleri arasında, E.E. ise 18/5/2014-30/9/2020tarihleri arasında tutuklu kalmıştır. Kovuşturma süresince tutuklu yargılanansanıklar A.Ç. 18/5/2014, R.D. 19/5/2014, A.Ç. ise 2/6/2014 tarihindetutuklanmıştır.
B. HaklarındaSoruşturma İzni İstenen Kişilerle İlgili Soruşturmaya İlişkin Süreç
69. Soma Başsavcılığı 27/5/2014 tarihinde, görevleriniihmal ettikleri yönünde şüphe oluştuğu gerekçesiyle maden ocağının denetiminiyapan görevliler ile Çalışma Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürühakkında Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığından soruşturma izni istemiştir.
1. ÇalışmaBakanlığı Görevlileriyle İlgili Süreç
70. 26/8/2014 tarihinde Çalışma Bakanı; 15/8/2014 tarihliön inceleme raporuna dayanarak haklarında ön inceleme yürütülen İş Sağlığı veGüvenliği Genel Müdürü ile İş Başmüfettişi, İş Müfettişi veya İş MüfettişYardımcısı olan on iki kişi hakkında soruşturma izni verilmemesine kararvermiştir. Soma Başsavcılığı ve olayda vefat eden bazı kişilerin bir kısımyakını bu karara Danıştay Birinci Dairesi (Birinci Daire) nezdinde itirazetmiştir.
71. Haklarında soruşturma izni istenenlerden biri3/12/2014 tarihinde vefat etmiştir.
72. Birinci Daire 4/12/2014 tarihinde, 5/9/2014 tarihlibilirkişi raporunda yer alan iş müfettişleriyle ilgili tespitlere işaret ederekeksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine dairkararın kaldırılmasına karar vermiştir.
73. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığında (TeftişKurulu) görevli bir başmüfettiş, iki müfettiş ve üç müfettiş yardımcısıncahazırlanan 28/7/2015 tarihli ön inceleme raporunda, ön inceleme için öngörülenyasal süre içinde yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmasının mümkün olmadığı ancaksoruşturma aşamasında alınan 5/9/2014 tarihli bilirkişi raporundaki kusurtespitlerinin genel ve hukuki yönden mesnetsiz olduğu belirtilerek teknikdeğerlendirmeler yanında hukuki değerlendirmeler de yapabilecek uzmankişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinin maden kazasını incelemek üzeregörevlendirilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir. Ayrıca kazanın asıl oluşnedeni ve bu nedenin ortaya çıkmasında sorumluluğu bulunanlar hakkında yeterlidelil ve emareye ulaşılamadığından soruşturma izni verilmemesi gerektiğiaçıklanmıştır.
74. Çalışma Bakanı 7/9/2015 tarihinde, 28/7/2015 tarihliön inceleme raporunu esas alarak soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.Bu karara Soma Başsavcılığı ile olayda vefat eden bazı kişilerin bir kısımyakını itiraz etmiştir.
75. Ön incelemedeki tespitlerden hareket eden BirinciDaire maden ocağının denetlendiği, iş sağlığı ile güvenliği yönünden herhangibir eksiklik tespit edilmediği ve haklarında ön inceleme yapılanların eylemleriile maden kazasının meydana gelmesi arasında doğrudan illiyet bağınınkurulamadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara yönelikitirazları 10/12/2015 ve 14/4/2016 tarihlerinde reddetmiştir.
76. Olayda vefat eden bazı kişilerin yakınlarınca yapılanAbdülkadir Yılmaz ve diğerleri (2) başvurusunda kamu görevlilerininbilirkişi raporları ile tespit edilen ihmallerinin ceza hukuku sorumluluğudoğurup doğurmadığı, doğurmakta ise bu ihmaller ile ortaya çıkan neticearasında ceza hukuku anlamında bir illiyet bağı olup olmadığı konusundakideğerlendirmelerin soruşturma makamlarınca yapılması gerektiği ve adli sürecinsona erdirilmesinin etkili soruşturma ilkeleriyle bağdaşmadığıdeğerlendirilerek yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir.
2. EnerjiBakanlığı Görevlileriyle İlgili Süreç
77. Soma Başsavcılığı 30/9/2014 tarihinde, 5/9/2014tarihli bilirkişi raporuna istinaden olay tarihinden geriye doğru son iki yıliçinde denetlemede görev almış olup da daha önce haklarında soruşturma izniverilen kişiler dışında kalan ancak 2010 yılından sonra ilgili maden ocağınailişkin işletme projelerini inceleyen, denetleyen veya onay veren görevlilerile Maden İşleri Genel Müdürü, TKİ Yönetim Kurulu Başkanı ve TKİ İşletme DairesiBaşkanı hakkında Enerji Bakanlığından soruşturma izni istemiştir. Anılanyazıdan söz konusu soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın içeriği tespitedilememiştir.
78. Enerji Bakanı 25/11/2014 tarihinde, haklarında öninceleme yürütülen Maden İşleri Genel Müdürü, Maden İşleri Genel MüdürYardımcısı, iki Daire Başkanı, iki Müdür, üç mühendis, on beş maden tetkikheyeti üyesi ve TKİ Yönetim Kurulu Başkanı ile TKİ’de İşletme DairesiBaşkanlığı görevini yürüten iki kişi hakkında soruşturma izni verilmemesinekarar vermiştir. Bu karara Soma Başsavcılığı itiraz etmiştir.
79. Birinci Daire 19/3/2015 tarihinde, meydana gelenmaden kazasının birden fazla bakanlığı ve kamu kurumunu ilgilendirmesinedeniyle şikâyet konusunun Teftiş Kurulunca incelenmesi gerektiğini belirtip,maden kazasının meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan tüm kamu kurumları vebakanlıklar ile illiyet bağı olan kamu görevlilerinin belirlenmesi, illiyetbağı belirlenen kamu görevlilerinin ifadelerinin alınması, bu kişilerin olayınmeydana gelmesindeki sorumluluk ve kusurlarının ortaya konulması lüzumunaişaret ederek soruşturma izni verilmemesine dair kararınkaldırılmasına karar vermiştir. Söz konusu kararda ayrıca 4/12/2014 tarihlikarar (bkz. § 72) uyarınca Çalışma Bakanlığı görevlileri hakkında yürütülecekön incelemenin de Teftiş Kurulunca yapılması gerektiği belirtilmiştir.
80. Yukarıda anılan Teftiş Kurulu raporuna (bkz. § 73)istinaden Enerji Bakanı 18/8/2015 tarihinde 5/9/2014 tarihli bilirkişiraporunda eksiklikler bulunması ve kırk beş günlük ön inceleme süresinde yenibir bilirkişi incelemesi yaptırılmasının mümkün olmaması sebebiyle kazanın asıloluş nedeni ile bu nedenin ortaya çıkmasında sorumluluğu bulunanlar hakkındayeterli delil ve emareye ulaşılamadığı gerekçesiyle Çalışma Bakanlığıçalışanları da dâhil haklarında ön inceleme yapılan tüm kamu görevlilerihakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir. Soma Başsavcılığı bukarara itiraz etmiştir.
81. Birinci Daire 10/12/2015 tarihinde;
i. Çalışma Bakanlığı çalışanları hakkında verilen kararınyetkisizlik nedeniyle kaldırılmasına,
ii. TKİ İşletme Dairesi Başkanları hakkında verilenkararın anılan görevlilerin genel soruşturma hükümlerine tabi olmalarısebebiyle kaldırılmasına,
iii. Eyleminin ocağın işletilmesiyle ilgili ihalesüreciyle sınırlı olması ve ocakta kaza ve ölüm olayları meydana gelmesiyleeylemi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmaması nedeniyle TKİ YönetimKurulu Başkanı yönünden soruşturma izni verilmemesine dair karara yapılanitirazın reddine,
iv. Enerji Bakanlığının diğer çalışanları hakkındaverilen kararın ise eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karar vermiştir.
82. Anılan karar üzerine Enerji Bakanlığı ön incelemeyapılması için dosyayı Teftiş Kuruluna göndermiştir.
83. Teftiş Kurulu, Birinci Dairenin 10/12/2015 tarihlikararıyla ilgili gerekliliklerin Enerji Bakanlığınca yerine getirilmesigerektiği gerekçesiyle ön inceleme dosyasını iade etmiştir.
84. 28/12/2016 tarihinde Enerji Bakanı, Birinci Dairekararıyla kaldırılan 25/11/2014 tarihli soruşturma izni verilmemesine ilişkinkararın dayanağı olan ön inceleme raporundaki tespitleri gözönünde bulundurarakhaklarında ön inceleme yürütülen Maden İşleri Genel Müdürü, Maden İşleri GenelMüdür Yardımcısı, iki Daire Başkanı, iki Şube Müdürü, üç mühendis ve on dörtmaden tetkik heyeti üyesi hakkında soruşturma izni verilmemesine kararvermiştir. Soma Başsavcılığı Ceza Mahkemesince alınan 15/8/2016 tarihlibilirkişi raporundaki tespitlere de değinerek anılan karara itiraz etmiştir.
85. Birinci Daire 15/6/2017 tarihinde, SomaBaşsavcılığının itirazını kabul ederek28/12/2016 tarihli soruşturma izniverilmemesine dair kararın kaldırılmasına karar vermiştir.
86. Anılan karar üzerine yürütülen ön incelemede birmaden yüksek mühendisi, bir elektrik yüksek mühendisi ve bir madenmühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
87. Enerji Bakanı 22/8/2019 tarihinde, haklarında öninceleme yürütülen TKİ ya da MİGEM’de görev yapan otuz kişi hakkında soruşturmaizni verilmemesine karar vermiştir. Sözü edilen kararda öz itibarıylaCumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporunun olayın meydana geldiğiocağın genel mevzuat açısından eksiklikleri hakkında düzenlendiği, olayın nasılmeydana geldiği, nedeni ve seyri konusunda bilimsel ve birbiriyle çelişmeyenherhangi bir tespit içermediği, MİGEM’in yılda bir kez kendi mevzuatı açısındaneksikliklerin tespiti ve giderilmesi yönünden denetim yaptığı, sürekli harekethâlinde dinamik bir yapıya sahip olan yer altı ocağında iş sağlığı ve güvenliğiiçin ocak verilerinin güncel ve daha sık periyotlarla değerlendirilmesi veyüklenici Şirketin istihdam ettiği teknik personelin ocağın zehirli gazlardanetkilenebilmesi hususunu gözeterek öncelikle üretime ara verip ocak çalışanlarınıtahliye etmesi, daha sonra da yangının havayla temasının kesilmesi içinmüdahalede bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
88. Soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara SomaBaşsavcılığınca yapılan itirazı 11/12/2019 tarihinde inceleyen Birinci Daire şusonuçlara ulaşmıştır:
i. Maden İşleri Genel Müdürü’nün, Genel MüdürYardımcısı’nın, Daire Başkanlarının, üç mühendisin ve TKİ Yönetim KuruluÜyelerinin eylemleri ile olay arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Ayrıca TKİYönetim Kurulu Üyelerinin eylemleri ocağın işletilmesiyle ilgili ihalesüreciyle sınırlıdır. Bu nedenle itiraz sözü edilen kişiler yönündenreddedilmelidir.
ii. TKİ Yönetim Kurulu Başkanı hakkında aynı eylemleryönünden yapılan ön inceleme sonunda soruşturma izni verilmemesine ilişkinkarar verilmiş ve bu karara Soma Başsavcılığınca yapılan itiraz 10/12/2015tarihinde reddedilmiştir. Dolayısıyla bu kişi yönünden yapılan itiraz hakkındakarar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
iii. Maden Tetkik Heyeti Üyelerinden 2010 yılı ile olay tarihiarasında sahada denetim yapan kişilere isnat edilen eylemler, bu kişilerhakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek niteliktedir. Bu sebeple anılankişiler yönünden soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın kaldırılmasıgerekir.
IV. İLGİLİ HUKUK
89. Madenlerin aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibiolunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usuller 4/6/1985 tarihli ve 3213sayılı Maden Kanunu’nda düzenlenmiştir.
90. 3213 sayılı Kanun’un “Beyan usulü” kenarbaşlıklı 10. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinin ilgili kısmışöyledir:
“Madencilik faaliyetlerinin bu Kanunhükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan yazılıbeyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporlar doğru kabul edilir.
Teknik elemanlar sadece ihtisas sahibioldukları konularda beyanda bulunabilirler ve beyanları ile sorumludurlar.Ruhsat sahipleri ise teknik konular dışındaki tüm beyanlardan sorumludurlar.
...
(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/5 md.) Tekniknezaretçinin [3213sayılı Kanun’un uygulanmasında nezaretçi, işletmelerin teknik ve emniyetyönünden nezaretini yapan sorumlu ve yetkili maden mühendisini ifadeetmektedir.] atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekildedenetleyerek tespit ve önerilerini teknik nezaretçi defterine kaydetmesizorunludur. ...”
91. 3213 sayılı Kanun’un “Faaliyetlerin denetimi” kenarbaşlıklı 11. maddesinin birincifıkrasının olay tarihinde yürürlükte olan hâlişöyledir:
“[Enerji Bakanlığı], maden hakları ile ilgili bütünfaaliyetlerin yürütülmesini ve vecibelerin yerine getirilmesini kontrol vedenetimini yapmak ve yönlendirmek için teknik ve mali konuları yerindeincelemek maksadıyla ihtisaslaşmış diğer Devlet kuruluşlarından da yararlanarakinceleme raporu hazırlatır.”
92. 3213 sayılı Kanun’un “İşletme faaliyeti” kenarbaşlıklı 29. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinin ilgili kısmışöyledir:
“İşletme faaliyeti, projesine [3213 sayılı Kanun’un uygulanmasındaproje, yer altı kaynaklarının değerlendirilmesi amacına dönük belirli girdileriseçilmiş bir teknoloji kullanarak mevcut ve potansiyel talebi karşılamak üzeremal ve cevher üretmek için çalışmaları düzenleyen beyan niteliğinde raporuifade etmekteydi.] ve Kanunun ilgili hükümlerine göre yürütülür. İşletmeprojesine aykırı faaliyette bulunulması ve faaliyetlerin can ve mal güvenliğiaçısından tehlikeli bir durum oluşturduğunun tespit edilmesi halinde madenüretimine yönelik faaliyetler durdurulur.
İşletme projeleri ve değişiklikleriuygulamaya konulmadan önce [MİGEM]onayının alınması zorunludur. Aksi takdirde faaliyet durdurulur.
İşletme açısından tehlikeli durumlarıntespiti halinde, bu halleri gidermek için ruhsat sahibine altı aya kadar süreverilir, mücbir sebepler dışında bu süre uzatılmaz. Bu süre sonunda projeyeuygun faaliyette bulunulmaması veya tehlikeli durumun ortadan kaldırılmamasıhalinde teminat irad kaydedilerek işletme faaliyeti durdurulur.
Ruhsat sahibi, her yıl nisan ayı sonunakadar bir önceki yıl içinde gerçekleştirdiği işletme faaliyeti ile ilgiliteknik belgeleri, satış bilgi formunu [3213 sayılı Kanun’un uygulanmasında satış bilgi formu; şekliilgili yönetmelikte gösterildiği gibi hazırlanan, yıllık üretim miktarı, satıştutarı, toplam gelir ve tahakkuk eden devlet hakkı gibi malî durumu gösterenbelgeyi ifade etmektedir.] faaliyet bilgi formunu [3213 sayılı Kanun’unuygulanmasında faaliyet bilgi formu, yıllık işletme faaliyetine ilişkin üretim,satış, stok ve bunun gibi bilgileri içeren, şekli ve muhtevası yönetmeliklegösterilecek olan belgeyi ifade etmekytedir.] ve işletme sahasında aramayapmış ise arama ile ilgili bilgileri [MİGEM’e] vermekle yükümlüdür. ...”
93. 3213 sayılı Kanun’un 31. maddesinin olay tarihindeyürürlükte olan hâlinin ilgili kısmı şöyledir:
“Maden işletme faaliyetleri, madenmühendisi nezaretinde yapılır. Yeraltı üretim yöntemiyle çalışan işletmeler ileen az onbeş işçi çalıştıran açık işletmeler asgari bir maden mühendisini daimiolarak istihdam etmek zorundadır. Teknik ve daimi nezaretçinin görev, yetki,sorumlulukları, atanma usul ve esasları, vardiyalı çalışan işletmelerdeişletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak her vardiyada zorunlu olarakistihdam edilecek maden mühendisi ile ruhsat sahasında görevlendirilecek teknikelemanların çalışma usul ve esasları [Enerji Bakanlığınca] çıkarılacak yönetmelikle belirlenir....”
94. 3213 sayılı Kanun’un ek 7. maddesinin olay tarihindeyürürlükte olan hâli şöyledir:
“Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsatsahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış olduklarırödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerindendoğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukukisorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin MadenKanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.”
95. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Tanımlar”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“...
İşveren adına hareket eden ve işin,işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir.İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerindendoğrudan işveren sorumludur.
Bu Kanunda işveren için öngörülen herçeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. ...
Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü malveya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümündeişletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerdeiş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işteçalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asılişveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işvereninişçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veyaalt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden altişveren ile birlikte sorumludur. ...”
96. İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması,mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren veçalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülükleri, 20/6/2012 tarihlive 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda düzenlenmiştir. Öncesinde işsağlığı ve güvenliği ile ilgili hususlar, 4857 sayılı Kanun’un 77 ila 89.maddeleri arasında yer almaktaydı.
97. 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin genel yükümlülüğü”kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“(1) İşveren, çalışanların işle ilgilisağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin [6331 sayılı Kanun’un uygulanmasındarisk, tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuçmeydana gelme ihtimalini ifade etmektedir.] önlenmesi, eğitim ve bilgiverilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekliaraç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişenşartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi içinçalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı vegüvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzluklarıngiderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi [6331 sayılı Kanun’un uygulanmasındarisk değerlendirmesi; iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecektehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörlerile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi vekontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalarıifade etmektedir.] yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanınsağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenlerdışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike [6331 sayılı Kanun’un uygulanmasındatehlike, iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veyaişyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini ifade etmektedir.]bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
(2) İşyeri dışındaki uzman kişi vekuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliğialanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliğitedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”
98. 6331 sayılı Kanun’un “Risklerden korunma ilkeleri”kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerinegetirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a) Risklerden kaçınmak.
b) Kaçınılması mümkün olmayan risklerianaliz etmek.
c) Risklerle kaynağında mücadele etmek.
ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesiiçin işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretimmetotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretimtemposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise enaza indirmek.
d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya dahaaz tehlikeli olanla değiştirmek.
f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışmaşartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerinikapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
g) Toplu korunma tedbirlerine, kişiselkorunma tedbirlerine göre öncelik vermek.
ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.”
99. 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilenyükümlülükler sonraki maddelerde detaylandırılmıştır. Buna göre bahse konuyükümlülükler acil durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçümve değerlendirmelerin yapılmasını, acil durum planlarının hazırlanmasını,ciddi, yakın ve önlenemeyen tehlikenin meydana gelmesi durumunda çalışanlarınişi bırakarak derhâl çalışma yerlerinden ayrılıp güvenli bir yere gidebilmeleriiçin önceden gerekli düzenlemelerin yapılmasını, iş yerinde iş sağlığı vegüvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla çalışanlar ile çalışantemsilcilerinin işyerinin özellikleri dikkate alınarak işyerinde karşılaşılabileceksağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler, ilk yardım, olağandışı durumlar, afetler, yangınla mücadele ve tahliye işleri konusundagörevlendirilen kişiler, ciddi ve yakın tehlikelerden doğan risklere karşıalınmış ve alınacak tedbirler hakkında bilgilendirilmelerini de kapsar (bkz.6331 sayılı Kanun’un 11., 12. ve 16. maddeleri).
100. 6331 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre iş yeritehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu’nun 83. maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigortakolları prim tarifesi de dikkate alınarak iş sağlığı ve güvenliği genelmüdürünün başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleridoğrultusunda Çalışma Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile tespit edilir.
101. 6331 sayılı Kanun’un “Teftiş, inceleme,araştırma, müfettişin yetki, yükümlülük ve sorumluluğu” kenar başlıklı 24.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“1) Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasınınizlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili [Çalışma Bakanlığı] işmüfettişlerince yapılır...
(2) [Çalışma Bakanlığı], işyerlerinde iş sağlığı vegüvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bu amaçla numunealmaya ve eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde kontrol vedenetim yapmaya yetkilidir. ...”
102. 6331 sayılı Kanun’un “İşin durdurulması” kenarbaşlıklı 25. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) İşyerindeki bina ve eklentilerde,çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayatitehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar,hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceğialan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında işdurdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleriile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyelkazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olmasıdurumunda iş durdurulur.
(2) İş sağlığı ve güvenliği bakımındanteftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve güvenliğibakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleriyaparak, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasınakarar verebilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesihâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar alınıncaya kadargeçerli olmak kaydıyla işi durdurur.
(3) İşin durdurulması kararı, ilgilimülki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu ilmüdürlüğüne bir gün içinde gönderilir. İşin durdurulması kararı, mülki idareamiri tarafından yirmidört saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilenhususun acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulmasıkararı, mülki idare amiri tarafından aynı gün yerine getirilir.
(4) İşveren, yerine getirildiğitarihten itibaren altı iş günü içinde, yetkili iş mahkemesinde işindurdurulması kararına itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararınınuygulanmasını etkilemez. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günüiçinde karara bağlar. Mahkeme kararı kesindir.
(5) İşverenin işin durdurulmasınıgerektiren hususların giderildiğini [Çalışma Bakanlığına] yazılı olarak bildirmesi hâlinde, engeç yedi gün içinde işyerinde inceleme yapılarak işverenin talebisonuçlandırılır. ...”
103. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 21., 22., 81., 85., 86. ve 87. maddelerinin ilgili kısmı şöyledir:
“Kast
Madde 21
(1) Suçun oluşması kastın varlığınabağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerekgerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındakiunsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halindeolası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirensuçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardayirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda isetemel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
Taksir
Madde 22
(1) Taksirle işlenen fiiller, kanununaçıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüneaykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilenneticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyiistememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayıverilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirleişlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failincezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
...
Kasten öldürme
Madde 81
(1) Bir insanı kasten öldüren kişi,müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Taksirle öldürme
Madde 85
...
(2) [Taksirle öldürme fiili], birden fazla insanın ölümüneya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazlakişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır.
Kasten yaralama
Madde 86
(1) Kasten başkasının vücuduna acı verenveya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, biryıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4md.)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbîmüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyetiüzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur...
...
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
Madde 87
(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
...
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
...
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye görebelirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkrayagiren hallerde üç yıldan ... az olamaz.”
104. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” kenarbaşlıklı 308. maddesi şöyledir:
“(1) Yargıtay ceza dairelerindenbirinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istemüzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde CezaGenel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtirazüzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire,mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararınıdüzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”
105. Sondajla maden çıkarılan işlerin yapıldığı işyerleriile yer altı ve yer üstü maden işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanlarınsağlık ve güvenliğinin korunması için uyulması gerekli asgari şartlar,19/9/2013 tarihli ve 28770 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden İşyerlerindeİş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde (İş Güvenliği Yönetmeliği)belirtilmiştir. İş Güvenliği Yönetmeliği’nin 5., 7., 8. ve9.maddeleri şöyledir:
“İşverenin genel yükümlülükleri
Madde 5
(1) İşveren aşağıdaki hususları yerinegetirmekle yükümlüdür:
a) Çalışanların sağlık ve güvenliklerinisağlamak amacıyla;
1) İşyerleri, çalışanların sağlık vegüvenliklerini tehlikeye atmayacak şekilde tasarlanır, inşa edilir, teçhizedilir, hizmete alınır, işletilir ve bakımı yapılır.
2) İşyerinde yapılacak her türlüçalışma, yetkili kişinin nezaretinde ve sorumluluğu altında yapılır.
3) Özel riski bulunan işler yalnızca buişlerle ilgili özel eğitim alan ehil kişiler tarafından ve talimatlara uygunolarak yapılır.
4) Tüm güvenlik talimatları çalışanlarınanlayacağı şekilde hazırlanır.
5) 18/6/2013 tarihli ve 28681 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmeliğeuygun olarak yeterli ilk yardım donanımı sağlanır ve en geç 6 aydabir [olay tarihinde yürürlükte olan hâlinegöre yılda en az bir defa] olmak üzere düzenli olarak gerekli tatbikatlaryapılır.
...
(4) Bir işyerinde birden çok işvereneait çalışanların bulunması durumunda, her işveren kendi kontrolü altındakiişlerden sorumludur. Ancak işyerinin tamamından sorumlu olan işveren,çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerinuygulanmasını koordine eder. Kendisine ait sağlık ve güvenlik dokümanında koordinasyonunamacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak tedbirler ile uygulanacakyöntemleri belirler. Bu koordinasyon her bir işverenin Kanunda [6331 sayılı Kanun] belirtilensorumluluğunu etkilemez.
Patlama, yangın ve zararlı ortamhavasından korunma
Madde 7
(1) İşveren, patlama ve yangın çıkmasınıve bunların olumsuz etkilerini önlemek üzere, patlayıcı ve sağlığa zararlıortam havasının oluşmasını önlemek, yapılan işlemlerin doğası gereği patlayıcıortam oluşmasının önlenmesi mümkün değilse patlayıcı ortamın tutuşmasınıönlemek, patlama ve yangın başlangıçlarını tespit etmek, yayılmasını önlemek vemücadele etmek için yapılan işe uygun tedbirler alır.
Kaçış ve kurtarma araçları
Madde 8
(1) İşveren, bir tehlike anındaçalışanların çalışma yerlerini en kısa zamanda ve güvenli bir şekilde terkedebilmeleri için uygun kaçış ve kurtarma araçlarını sağlar ve kullanıma hazırbulundurur.
İletişim, uyarı ve alarm sistemleri
Madde 9
(1) İşveren, işyerinin bütününde gereklihaberleşme ve iletişim sistemini kurar.
(2) İşveren, ihtiyaç halinde yardım,kaçış ve kurtarma işlemlerinin derhal uygulamaya konulabilmesi için gerekliuyarı ve diğer iletişim sistemlerini hazır bulundurur.”
106. İş Güvenliği Yönetmeliği’nin 10. maddesindeçalışanların hangi konularda bilgilendirilmesi gerektiği açıklanmıştır. Budüzenlemeye göre bilgiler, çalışanlar tarafından erişilebilir ve anlaşılırşekilde olur.
107. İş Güvenliği Yönetmeliği’ne ekinde “SondajlaMaden Çıkarılan İşlerin Yapıldığı İşyerleri İle Yeraltı ve Yerüstü Madenİşlerinin Yapıldığı İşyerlerinde Uygulanacak Asgari Genel Hükümler” ve “YeraltıMaden İşlerinin Yapıldığı İşyerlerinde Uygulanacak Asgari Özel Hükümler”ede yer verilmiştir. Bu hükümler organizasyon ve yönetim, mekanik ve elektrikliekipman ve tesisatlar, bakım ve onarım; patlama riski, yangın tehlikesi vezararlı ortam havasına karşı korunma, ulaşım yolları, kaçış yolları ve imdatçıkışları; arama, kurtarma ve tahliye ile havalandırma gibi konularıkapsamaktadır. Anılan hükümlerin olay tarihinde yürürlükte olan hâline göre;
- İşyerleri tehlikelere karşı yeterli koruma sağlanacakşekilde organize edilir. Çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye atmamakiçin işyerindeki tehlikeli veya atık maddeler uzaklaştırılır veya kontrolaltında tutularak işyerinin her zaman düzenli bir durumda olması sağlanır.
- İşyerinin varsa ocağını da kapsayacak şekilde gereklihaberleşme ve iletişim, uygun yollarla sağlanır.
- Çalışma yapılan bütün yer altı işletmelerinde uygunhavalandırma sağlanır. Üretime başlamadan önce her ocakta uygun birhavalandırma sistemi kurulur. Ocaklarda sağlığa uygun solunabilir havasağlanması, ortamdaki patlama riskinin ve solunabilir toz konsantrasyonununkontrol altında tutulması, kullanılan çalışma yöntemi ve çalışanların fizikifaaliyetleri dikkate alınarak çalışma şartlarına uygun hava özelliklerininsağlanması ve bu durumun sürdürülebilmesi için sürekli havalandırma yapılmasızorunludur. Bu şartların doğal havalandırma ile sağlanamadığı yerlerde,havalandırma bir veya daha fazla mekanik sistemle sağlanır. Havalandırmanınsürekliliğini ve kararlılığını sağlayacak tedbirler alınır. Mekanikhavalandırma sistemi kullanılan ocaklarda hava akımı mümkünse doğal hava akımıdoğrultusunda yönlendirilir. Havalandırma sistemlerinin devre dışı kalmamasıiçin bu sistemler devamlı surette izlenir ve istenmeyen devre dışı kalmalarıbildirecek otomatik alarm sistemi bulunur.
- Havalandırma ile ilgili değerler periyodik olarakölçülür ve ölçüm sonuçları kaydedilir. Havalandırma sisteminin detaylarınıkapsayan bir havalandırma planı hazırlanır, periyodik olarak güncellenir veişyerinde hazır bulundurulur.
- İnsan ve malzeme taşımasında kullanılan kuyularda,lağımlarda, ana nefeslik yollarında, eğimli ve düz yollarda, hava hızı,saniyede 8 metreyi geçmez.
- Havasında %19’dan az oksijen, %2’den çok metan,%0.5’ten çok karbondioksit, 50 PPM (%0.005) den çok karbonmonoksit ve diğertehlikeli gazlar bulunan yerlerde çalışılmaz. Oksijen miktarı azalan veyayanıcı, parlayıcı ve zararlı diğer gazların karışmasıyla bozulan yahut çokısınan hava akımları, diğer çalışma yerlerinden geçmesine meydan verilmeden,derhâl ve en kısa yoldan ocak dışına atılır. Hava özelliklerinin bozulmasından,ısınmasından ve oksijen azalmasından kaynaklı olumsuz etkilerinden çalışanlarıkorumak için çalışmanın zorunlu olduğu durumlarda çalışma alanı ve zamanısınırlandırılır.
- Havalandırma sistemi kapı ve perdelerle havayıyönlendirecek şekilde düzenlenir. Kapı ve perdeler nakliyat esnasındahavalandırma sistemini olumsuz etkilemeyecek şekilde ayarlanır.
- Ana hava giriş ve çıkış yolları arasında bulunanbarajlar, hava köprüleri ve kapılar, bir patlama veya yangın hâlinde kolaycayıkılmayacak sağlamlıkta ve dayanımda yapılır.
- Ana vantilatör ve aspiratörler birbirinden bağımsız ikiayrı enerji kaynağına bağlanır. Bu enerji kaynaklarından birinin durmasıhâlinde diğer kaynağın ocak havalandırmasını aksatmayacak en kısa zamandadevreye girmesi sağlanır.
- Ocağın çeşitli kısımlarında sıcaklık ve nem oranıdüzenli olarak ölçülür. Nem oranı gözönünde bulundurularak hava sıcaklığınınsağlığa zararlı düzeye yükselmemesi için gerekli tedbirler alınır. Bu düzeyeyaklaşıldığında ölçme işlemi her gün gerekli görülecek aralıklarla yapılır veölçme sonuçları havalandırma defterine yazılır. Söz konusu şartların sağlıkiçin tehlikeli olması hâlinde çalışma geçici olarak durdurulur.
- Yapılan tüm çalışmalarda çalışanların sağlık vegüvenliğinin korunmasının sağlanması için işverence atanan, yeterli beceri veuzmanlığa sahip kişiler tarafından gerekli gözetim ve denetim yapılır. Sağlıkve güvenlik dokümanında, gerekli görülmesi hâlinde çalışılan yerler gözetimyapan kişi tarafından her vardiyada en az bir defa kontrol edilir. Yeterlibeceri ve uzmanlığa sahip olmak şartıyla yukarıda belirtilen gözetim göreviniişverenin kendisi üstlenebilir.
- Çalışanlara sağlık ve güvenliklerini sağlayabilmeleriiçin yeterli bilgi, talimat ve eğitim verilir ve bu eğitimler tekrarlanır.İşveren, çalışanlara verilen talimatların kendilerinin ve diğer çalışanlarınsağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmalarını önleyecek şekilde kolay anlaşılırolmasını sağlar.
- Her işyeri için çalışanların sağlık ve güvenliklerininkorunması, patlayıcı maddelerin taşınması, depo edilmesi ve iş ekipmanlarınıngüvenli bir şekilde kullanılması için gerekli kuralları belirleyen yazılıtalimatlar hazırlanır. Bu talimatlar, acil durum ekipmanlarının kullanımına veişyerinde veya işyeri yakınındaki herhangi bir acil durumda nasıl hareketedileceğine ilişkin bilgileri de kapsar.
- Her işyerinde ya da her işte güvenli çalışma yöntemleriuygulanır. Tesis, tahkim ve onarım işleri yapacak olanlar için gerekli güvenliktedbirleri alınır.
- İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi dâhilolmak üzere çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için alınantedbirleri düzenli aralıklarla gözden geçirir.
- Herhangi bir tehlike durumunda tüm çalışanlarınişyerini derhâl ve güvenli bir şekilde terk edebilmeleri için gerekli tedbirleralınır.
- Acil çıkış yolları doğrudan dışarıya veya güvenli biralana veya toplanma noktasına veya tahliye noktasına açılır ve çıkışı önleyecekhiçbir engel bulunmaz.
- Acil çıkış yollarının ve kapılarının sayısı, boyutlarıve yerleri yapılan işin niteliğine, işyerinin büyüklüğüne ve çalışanların sayısınauygun olması sağlanır.
-Acil çıkış kapıları dışarıya doğru açılır. Acil çıkışkapıları acil durumlarda çalışanların hemen ve kolayca açabilecekleri şekildeolur.
- Çalışanlar herhangi bir acil durumda nasıl davranmalarıgerektiği konusunda eğitilir. Arama, kurtarma ve tahliye konusunda yeterlisayıda destek elemanı görevlendirilir.
- Kaçışın zor olduğu, zaman aldığı veya sağlığa zararlıhavanın solunabileceği veya oluşabileceği yerlerde temiz hava sağlayantaşınabilir solunum cihazları bulundurulur. Bu cihazlar en kısa sürede vekolaylıkla ulaşılabilir ve kullanıma hazır şekilde muhafaza edilir.
- Çalışanlara gerektiğinde güvenli bir şekilde dışarıçıkabilmeleri için her zaman kolay ulaşabilecekleri yerlerde bulunacak kişiselsolunum koruma cihazları verilir. Çalışanlar bu cihazların kullanımı ile ilgiliolarak eğitilir. Bu cihazların her zaman çalışır durumda bulunmaları içindüzenli kontrolleri yapılır ve işyerinde muhafaza edilir.
- Yer altı ve yer üstü maden işyerlerinde arama, kurtarmave tahliye ekiplerinin hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edebilmesi içinuygun bir kurtarma istasyonu kurulur. Ancak yarıçapı en çok 50 kilometre olanalan içinde bulunan maden işyerleri merkezî bir yerde, ortaklaşa bir kurtarmaistasyonu kurabilir. Bu hüküm, aynı işyerinin çeşitli ocakları için degeçerlidir. İşyerleri, bu istasyonun kuruluş ve yönetim giderlerini,çalıştırdıkları çalışanların sayısına göre aralarında paylaşır.
- İşyerlerinde güvenlik tatbikatları yapılır ve düzenliaralıklarla tekrar edilir. Bu tatbikatların amacı acil durum ekipmanınınkullanılması veya işletilmesi dâhil acil durumlarda özel görevi bulunançalışanların eğitim ve becerilerinin kontrol edilmesidir. Görevli çalışanlara,uygun yerlerde bu ekipmanların doğru bir şekilde kullanılması veya işletilmesihususunda da tatbikat yaptırılır. Tatbikatta kullanılan bütün acil durumekipmanı test edilir, temizlenir ve yeniden dolumu yapılır veya yenilenir.Kullanılan bütün taşınabilir ekipmanlar muhafaza edildikleri yerlerine gerikonulur.
- Her ocakta arama, kurtarma ve tahliye ile görevlidestek elemanlarının yararlanması için belli başlı kapıları, barajları, havaköprülerini, hava akımını ayarlayan düzeni ve telefon istasyonları gibi ihtiyaçduyulacak hususların yerlerini gösteren bir plan bulundurulur.
108. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerdeçalışanların mesleki eğitimlerinin usul ve esasları, 13/7/2013 tarihli ve 28706tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alanİşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliği’nde (EğitimYönetmeliği) düzenlenmiştir.
109. 6/11/2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan mülga Madencilik FaaliyetleriUygulama Yönetmeliği’nin (Uygulama Yönetmeliği) 4. maddesine göre UygulamaYönetmeliği’nde geçen daimi nezaretçi ifadesi, işletmede daimi olarak istihdamedilen maden mühendisini; teknik nezaretçi ifadesi, işletmelerdekifaaliyetlerin teknik ve emniyet yönünden nezaretini yapan, faaliyet bilgi formununhazırlanmasından sorumlu ve yetkili maden mühendisini; teknik eleman kanunkapsamında MİGEM’e vermiş olduğu dilekçe ve eklerindeki evrakları imzalayarakbeyanda bulunan maden, jeoloji ve jeofizik mühendislerini; rödövans sözleşmesiifadesi, ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi amacıylaüçüncü kişilere veya kuruluşlara tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasınıntamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış olduklarısözleşmeleri ifade etmektedir.
110. Mülga Uygulama Yönetmeliği’nin “Projeye uygunfaaliyette bulunulması” kenar başlıklı 34. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) İşletme izinlerinin alınmasınıtakiben üretim faaliyetleri, projesine uygun olarak yürütülür. Birlikteişletilmesi zorunlu olan madenler bir proje kapsamında işletilir. Madencilikfaaliyetleri sürdürülürken ve/veya tamamlandıktan sonra çevre ile uyum planıuygulanır.
(2) Açık işletme ya da yeraltıişletmesine geçişler ile üretim yöntemi ile ilgili değişikliklerin,uygulanmadan önce [MİGEM’e]bildirilmesi zorunludur. Aksi takdirde, sahadaki can ve mal güvenliği ileilgili çalışmalar dışındaki üretim ile ilgili faaliyetler, değişikliklereilişkin verilmesi gereken revize projenin onaylanmasına kadar durdurulur.
...
(4) İşletmelerde hazırlık ya da üretimçalışmaları sürdürülürken şev [İş Güvenliği Yönetmeliği’ne göre şev; kademe (açık işletmelerdebelirli aralık, kot ve eğimlerle meydana getirilen basamak şeklindeki çalışmayerler), alın ve yüzlerindeki eğimi ifade etmektedir.] açısı, basamakyüksekliği, basamak genişliği, heyelan, göçük, tahkimat, alt yapı gibinedenlerle can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluştuğununtespiti halinde, gerekli önlemlerin alınması ve çalışmaların yapılabilmesi içinruhsat sahibine altı aya kadar süre verilir. Mücbir sebepler dışında bu süreuzatılmaz. Bu süre sonunda projeye uygun faaliyette bulunulmaması veyatehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması halinde teminat irat kaydedilerek canve mal güvenliği ile faaliyetlerin projeye uygun hale getirilmesi yönündekihazırlık faaliyetleri dışındaki işletme faaliyetleri durdurulur.
(5) Yeraltı işletmelerinde üretimçalışmaları sürdürülürken işletme projesine aykırı olarak; yeraltındaki üretimfaaliyetlerinin sürdürüldüğü alanların yerüstüne veya diğer kotlara iki ayrıyolla bağlanmadığı, panolarda havalandırmanın birbirinden bağımsız olarakgerçekleştirilmediği, yanıcı veya patlayıcı gaz geliri olabilecek ocaklardayeterli cebri havalandırmanın yapılmadığı, havalandırmanın projeye uygun tesisedilmediğinin tespit edilmesi halinde can ve mal güvenliği ile faaliyetlerinprojeye uygun hale getirilmesi yönündeki faaliyetler dışındaki üretimfaaliyetleri durdurulur.
(6) Üretim faaliyetleri durdurulansahalarda faaliyet durdurma nedenine yönelik gerekli tedbirlerin alındığınınruhsat sahibince[MİGEM’e]bildirilmesini müteakip teknik heyet raporu ile gerekli tedbirlerin alındığınıntespit edilmesi halinde üretime yönelik faaliyetlere izin verilir.”
111. Mülga Uygulama Yönetmeliği’nin “İnceleme ve denetim”kenar başlıklı 74. maddesi şöyledir:
“(1) Kanun gereğince ruhsat veyasertifika sahibince düzenlenmiş mali ve teknik belgelerin, ruhsat veyasertifika alanındaki madencilik faaliyetlerinin, ihbar ve şikayetlerin incelemeve denetimi [MİGEM]tarafından görevlendirilen personelce yerinde yapılır.
(2) [MİGEM], diğer kamu kurum ve kuruluşları ileüniversitelerden inceleme ve denetimin gerektirdiği mesleki tecrübeye sahipolan personelleri de görevlendirebilir.
(3) Yapılacak inceleme ve denetimlerdeoluşturulacak heyet; maden mühendisi, jeoloji mühendisi ile yapılacak incelemeve denetimlerin özelliğine göre jeofizik mühendisi, haritacı, mali uzman,hukukçu veya diğer meslek mensuplarından en az üç kişiden oluşur.
(4) İnceleme ve denetimlerde ruhsatsahibi [MİGEM’e]verdiği teknik ve mali belgelerin hazırlanmasına esas olan bütün belgelerinasıllarını, yapılmış hesapları talep halinde heyet üyelerine göstermekzorundadır.
(5) Madencilik faaliyetleri ile ilgiliolarak yapılan ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilebilmesi için, dilekçe ekindeşikayetçinin T.C. Kimlik Numarası beyanının yer alması gerekir..”
112. Mülga Uygulama Yönetmeliği’nin “İnceleme vedenetimin yapılması” kenar başlıklı 75. maddesi şöyledir:
“1) İnceleme ve denetim sırasında teknikve mali belgeler ile bu belgelerin hazırlanmasına esas teşkil eden işletmeprojesinin uygulanması ile ilgili hususlar, üretim yöntemi, üretim miktarı,üretilen madenin kullanım alanı, sevk fişleri, faturalar, satış belgeleri gibiKanun ve mevzuat gereği diğer belgeler incelenir. Her türlü denetimde çevre ileuyum planına uygun çalışılıp, çalışılmadığı kontrol edilir.
(2) İnceleme ve denetim sonundadüzenlenen ve mevcut durumu belirten tutanak iki nüsha hazırlanarak heyetüyeleri, ruhsat sahibi veya vekili veya sahanın teknik nezaretçisi tarafındanimzalanır. Ruhsat sahibi, vekili veya teknik nezaretçi, tutanakta katılmadığıhususlara şerh düşebilir. Ancak imzadan imtina edilmesi halinde bu durumtutanakta belirtilir. Tutanağın bir nüshası ilgiliye verilir. Bu tutanaktabelirtilen hususlar ruhsat sahibine tebliğ edilmiş sayılır.
(3) Ruhsat sahasında yapılan tetkiklereait detay bilgileri içeren rapor hazırlanır. Ruhsat sahibinin talep etmesidurumunda bir örneği verilir.”
113. Mülga Uygulama Yönetmeliği’nin 130., 134., 138.,141., 143. ve 146. maddelerinin ilgili kısmı şöyledir:
“Teknik nezaretçinin görevleri
Madde 130
(1) Teknik nezaretçi, madenişletmelerinin teknik ve emniyet yönünden nezaretini yaparak Kanun ve ilgiliyönetmeliklerde yer alan görevleri yerine getirmekle sorumlu ve yükümlüdür.
Teknik nezaretçilerin yetki vesorumlulukları
Madde 134
(1) Teknik nezaretçisi olmayan ruhsatsahalarında üretim yapılamaz.
(2) Teknik nezaretçinin görev, yetki vesorumlulukları şunlardır:
a) Teknik nezaretçi, sorumluluk alanı [MİGEM tarafından] onaylanmış ruhsatsahasının her yerinde görevi ile ilgili inceleme yapmak ve gerekli her türlübilgiyi alma ve Kanun kapsamında gerekli önlemlerin aldırılması yetkisinesahiptir. Bu yetkinin kullandırılmamasından ruhsat sahibi sorumludur.
b) Teknik nezaretçi, nezaret göreviniKanun hükümleri kapsamında yürütür. Teknik nezaretçi, atandığı ve sorumluolduğu ruhsat sahasının faaliyetlerini ve üretimlerini on beş günde en az birdefa denetlemek, tespitlerini ve önerilerini teknik nezaretçi defterine notetmek zorundadır...
...
ç) Teknik nezaretçi, görev aldığıişyerindeki faaliyetler ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, öneri ve önlemleribelirler. Ruhsat sahibi/vekili tarafından, bu öneri ve önlemler işyerindeçalışanların görebileceği şekilde ilan edilir ya da panoya asılır. Aynı zamandaiçeriği [MİGEM]tarafından belirlenmiş ve noter onaylı ’Teknik Nezaretçi Defteri’ne raporederek ruhsat sahibine bildirir. Eksiklik ve aksaklıkların, öneri ve önlemlerinrapor edilmemesinden teknik nezaretçi, bunların yerine getirilmemesinden ruhsatsahibi sorumludur.
d) Teknik nezaretçi, işyerinde yaptığıinceleme ve gözlemlerde işletme projesine aykırı faaliyette bulunulduğunu vefaaliyetlerin can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşturduğunutespit etmesi halinde maden üretimine yönelik faaliyetleri durdurur ve durumuilgili kurum veya kuruluşlara bildirir.
...
f) Galeri sürülmesi ve/veya üretimehazırlık çalışmalarında teknik nezaretçi atanması zorunludur.
Daimi nezaretçinin görevleri
Madde 138
(1) Daimi nezaretçi, nezaret göreviniKanun hükümleri kapsamında yürütür.
(2) Daimi nezaretçi üretim yerindekigünlük faaliyetleri planlar ve yürütülmesini sağlar, can ve mal emniyetiyönünden tehlikeli bir durumun varlığı söz konusu olduğu zaman gereklitedbirlerin alınmasına nezaret eder, hemen tedbir almanın mümkün olmadığınınbelirlenmesi halinde üretim faaliyetlerini önlemlerin alınmasına kadardurdurur.
(3) Daimi nezaretçi, görev aldığıişyerindeki faaliyetleri ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları gidermek amacıylaönlemleri belirleyerek ruhsat sahibine/rödövansçıya bildirir. Tedbirlerinalınmasına nezaret eder.
(4) Eksiklik ve aksaklıklarıngiderilmesini doğrudan ilgilendiren malzeme ve teçhizatın temin edilmesindenruhsat sahibi/rödövansçı sorumludur.
Zorunlu olarak daimi nezaretçininçalıştırılacağı ruhsat sahaları
Madde 141
(1) Maden mühendisinin daimi nezaretçiolarak istihdam edileceği durumlar şunlardır:
a) Ruhsat sahasındaki tesislerdeçalışanlar hariç maden işletme faaliyetleri için en az on beş işçi çalıştıranaçık işletmeler,
b) Ruhsat sahasında yeraltı üretimyöntemiyle çalışan işletmeler.
(2) Teknik nezaretçi ataması yapılmışsahalarda, daimi nezaretçi olarak maden mühendisinin istihdam şartının oluştuğuancak daimi nezaretçi görevlendirilmediğinin tespiti halinde ruhsat sahibiuyarılır ve on beş gün süre verilir. Verilen süre sonunda daimi nezaretçigörevlendirilmez ise teminat irat kaydedilir ve faaliyetler durdurulur.
(3) Daimi nezaret görevi üstlenmiş olanmühendisler, teknik nezaretçi olarak atanamaz.
Teknik elemanın görevleri
Madde 143
(1) Teknik eleman, Kanun veyönetmeliklerinde yer alan hükümler gereği görevlerini yerine getirmekleyükümlüdür.
Zorunlu olarak teknik elemançalıştırılacak ruhsat sahaları
Madde 146
(1) Teknik eleman istihdam edileceğidurumlar şunlardır:
a) Tesislerde çalışanlar hariçmadencilik faaliyeti kapsamında en az 15 işçi çalıştıran işletmeler,
b) Yeraltı üretim yöntemiyle çalışanişletmeler,
c) Vardiyalı olarak çalışan işletmelerdeher vardiyada teknik eleman istihdam edilmesi zorunludur.
(2) Yeraltı işletmelerinde işletmedebirden fazla işletmeci var ise ve üretim farklı işletmeciler tarafındangerçekleştiriliyorsa her işletme için ayrı ayrı teknik eleman görevlendirilir.
(3) Teknik eleman istihdam edilmesişartının oluştuğu işletmelerde şartların oluşması durumunda her vardiya içinçalışan işçi sayısına göre vardiya başına en az bir teknik eleman görevlendirilir.
(4) Teknik eleman istihdam şartınınoluştuğu ancak teknik eleman istihdam edilmediğinin tespiti halinde ruhsatsahası için teknik eleman istihdamı için on beş gün süre verilir. Bu süredeteknik eleman istihdamı yapılmayan sahalarda üretim faaliyetleri durdurulur.
(5) Açık işletmelerde, teknik elemanistihdam şartının oluştuğu durumlarda ve bir ruhsat sahasında birden fazlaişletmeci olması halinde sadece bir işletmeye ait alanda istihdam edilebilir.Aynı kişi, diğer işletme veya işletmelerde istihdam edilemez.
(6) Zorunlu olarak istihdam edilenteknik eleman şartları sağlaması durumunda daimi nezaretçilik görevi deüstlenebilir.”
114. İşyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından yeraldığı tehlike sınıfları 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike SınıflarıTebliği’nin (Tehlike Sınıfları Tebliği) ekinde belirtilmiştir. Sözü edilenlisteye göre taş kömürü ve linyit madenciliği de dâhil madencilik alanındafaaliyet gösteren çoğu işyeri çok tehlikeli sınıfta yer almaktadır.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
115. Anayasa Mahkemesinin 21/11/2023 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
116. Başvurucular yaptıkları ilk başvuruda yaşamhakkının, bu hakla bağlantılı olaraketkili başvuru hakkının ve gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Bu iddiaları kapsamında başvurucularözetle şu iddialarda bulunmuştur:
i. Faciada vefat eden kişilerin yaşamı için gerçek veyakın bir riskin var olduğu, olay öncesinde kamu makamlarınca bilinmesinerağmen tehlikenin ortadan kaldırılması için hiçbir önlem alınmamıştır. Kamumakamları kontrol ve denetim görevlerini yerine getirmemiştir. TKİ üretimindevam etmesine olanak sağlamış, MİGEM ve Çalışma Bakanlığı da S panosundahavalandırma açılmamasına rağmen üretimin devamına göz yummuştur.
ii. Yüklenici Şirketin olay tarihindeki fiilî yönetimkurulu başkanı, A.G.dir ve olaydan sorumludur. Bunu yargılama aşamasında alınanbilirkişi raporu da doğrulamaktadır. Buna rağmen A.G. hakkında etkili birsoruşturma yürütülmemiş ve yapılan yargılama sonunda A.G.nin beraatine kararverilmiştir. A.G.nin olaydan sorumlu olduğuna yönelik kanun yolu başvuruları dagerekçesiz reddedilmiştir.
iii. Yargılama süreçlerine hukuka aykırı müdahalelerdebulunulmuştur. Bu müdahaleler şunlardır:
- Bir maden kazasından sorumlu oldukları iddiasıylahaklarında dava açılan kişileri yargılayan mahkemenin başkanlığını yapan ve odavada sanıklara almaları gereken cezalardan daha az ceza verdiği içinkamuoyunda eleştirilen S.P. 4/7/2017 tarihli atama kararnamesiyle CezaMahkemesi başkanlığına atanmıştır. Ayrıca aynı kararnameyle davanın başındanitibaren Ceza Mahkemesi heyetinde görev alan üye, bir başka yere tayinedilmiştir. S.P., dava dosyasına hâkim olmamasına rağmen çıktığı ilk celsedebir sanığın tahliyesine karar vermiştir.Başvuruculara göre S.P.nin CezaMahkemesine atanması tesadüfen olmamıştır ve S.P. somut davada adil, tarafsızve bağımsız bir yargılama yapılacağına olan inancı sarsmıştır. S.P.nin reddineilişkin talep yetersiz gerekçeyle ve hukuka aykırı olarak reddedilmiştir.
-Temyiz Dairesinin 30/9/2020 tarihli kararı, Yargıtay Başsavcılığınınolağanüstü kanun yoluna başvurması sonucunda daha önce idari görevlerdebulunmuş olan ve sonradan Temyiz Dairesinde görevlendirilen üç yüksek hâkiminkararıyla hukuka aykırı olarak ortadan kaldırılmıştır. OysaS.P.nin CezaMahkemesi başkanlığına atandığı dönemde sözü edilen bu üç yüksek hâkimden birisiHSK üyesi, bir diğeri ise HSK’nın genel sekreter yardımcısıdır.
iv. Dosyadaki delillere ve 15/8/2016 tarihli bilirkişiraporu ile bu raporu hazırlayan bilirkişilerce hazırlanan ek raporda (bkz. §41) yer alan kusurla ilgili değerlendirmelere rağmen bazı sanıklar yönünden suçvasfında hata edilerek yetersiz cezalara hükmedilmiş, bazı sanıkların iseberaatine karar verilmiştir.
117. Başvurucular yaptıkları ikinci başvuruda -A.G. ileilgili iddialar hariç olmak üzere- ilk başvuruda dile getirdikleri iddialarıyineleyip C.G., Ha.E., E.K. ve A.O.nun olaydan olası kastları nedeniyle sorumlututulması gerektiğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü öne sürmüştür.
118. Bakanlık görüşünde başvuruya konu ceza yargılamasısürecinden kısaca bahsedilerek özetle maddi gerçeği tüm yönleri ile ortayaçıkaran bir soruşturma sonucunda elde edilen delillerin hukuki bakımdanetraflıca tahlil edilerek suç vasfının tayin edildiği, Anayasa Mahkemesinincezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevininbulunmadığı, derece mahkemelerinin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerdenayrılmak için kuvvetli bir neden gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.Bakanlık ayrıca 2011 Haziran tarihli ek revize projenin 2013 yılında Maden vePetrol İşleri Genel Müdürlüğü (olay tarihindeki adıyla MİGEM) tarafındanonaylanan revize proje ile değiştirildiğini öne sürerek yeni revize projeninbir örneğini sunduğu görüşe eklemiştir.
119. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarındaihlal iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
120. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder. Yapılan değerlendirmeye göre başvurunun yaşamhakkının koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturmayükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında değerlendirilmesi gerekli veyeterlidir.
121. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, yaşama … hakkına sahiptir.”
122. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. BaşvurucularElmas Kaya ve Naciye Kaya Yönünden
123. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği,başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz güniçinde yapılması gerekir.Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülendurumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuruyollarının tüketildiği tarihten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan birhususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin nihai kararıngerekçesinin öğrenildiği tarih olarak anlaşılması gerekir (A. C. vediğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016, § 25).
124. Bireysel başvuru süresinin işlemeye başlamasıyönünden nihai kararın gerekçesinin tebliği, öğrenme şekillerinden biridir (MehmetAli Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçelikararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenmesöz konusu olabilir. Başvurucunun nihai kararın gerekçesini dava dosyasınıincelemek suretiyle öğrenmesi mümkündür. Bu doğrultuda dosyadan suretalınması gibi hâllerde başvurucunun gerekçeli kararı öğrendiği kabuledilebilir. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyanettikleri tarih de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak elealınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).
125. Diğer yandan somut olayın koşullarında başvurucununnihai karardan daha erken bir tarihte haberdar olması gerektiğinindeğerlendirilmesi durumunda Anayasa Mahkemesi, başvuru süresinin başlangıcıiçin bu tarihi de esas alabilir (Ögeday Akın, B. No: 2014/2345,10/6/2015, § 38).
126. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, henüz avukatınatebliğ edilmemiş olmakla birlikte nihai karar olan gerekçeli Yargıtay ilamınınilk derece mahkemesine ulaştığı, başvurucunun avukatının ise bireysel başvuruformunda bu karardan haberdar olduklarını belirttiği tarihten daha önce ilkderece mahkemesine söz konusu ilamın tebliğe çıkarılması için birden fazlatalepte bulunduğunun anlaşıldığı bir bireysel başvuruda başvuru süresininavukatın ilk yazılı talep tarihinden itibaren işlemeye başladığını kabuletmiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, gerekçeli nihai karar ilk derecemahkemesine ulaştığından başvurucunun haberdar olduğu ve bu durumda UYAP AvukatBilgi Sistemi’ni kullandığı görülen başvurucu vekilinin nihai karar sonucunu vegerekçesini kesin olarak öğrenme olanağına sahip bulunduğu konusunda şüpheolmadığını ifade etmiştir (Suat Bircan [GK], B. No: 2014/16800,1/12/2016, §§ 25-27).
127. UYAP, kullanıcıların kendilerini ilgilendiren bilgive belgelere ihtiyaç duymaları hâlinde hızlı ve kolay şekilde bu belgelereulaşabilmelerini sağlamaktadır. Her türlü bilgi ve belge alışverişi de UYAPüzerinden elektronik ortamda ve anlık denebilecek kısa süredegerçekleştirilebilmektedir (Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21/7/2020,§ 26).
128. Yargı sisteminin parçası olarak avukatlar sistemdevekâleti bulunan dava dosyalarını internet üzerinden UYAP’tan yararlanarakinceleyebilmekte, bu dosyalardan suret alabilmekte, elektronik imza ilesistemdeki dava dosyalarına evrak ekleyebilmekte, yeni dava dosyası açabilmekteve harç ödeyebilmektedir. Ayrıca nihai kararın gerekçesine erişmenin mümkünhâle geldiği durumlarda başvurucu avukatları bu sistemi kullanmak suretiylenihai kararın gerekçesini kesin olarak öğrenme imkânını da elde etmektedirler (HüseyinAşkan, § 27).
129. Tüm bu işlemler yapılırken bilgi ve belgelerin sonhâli, değişmez ve güvenli bir şekilde veri tabanında saklanmakta ve belgelerüzerinde yapılan işlemler UYAP evrak işlem kütüğünde kayıt altına alınmaktadır.Evrak işlem kütüğü, evrak üzerinde yapılan işlemleri (doküman oluşturma,düzenleme, imzalama, açma, okuma ve yazdırma gibi) kayıt altına almaktadır.Kayıt altına alınan evrak üzerindeki işlemleri yapan şahsın adı, soyadı,sıfatı, birimi, yapılan işlemin niteliği, tarih ve saati sistemdesaklanmaktadır (Hüseyin Aşkan, § 28).
130. Somut olayda Temyiz Dairesinin başvurucuların ilkbaşvurularının konusunu teşkil eden 18/1/2021 tarihli kararı 27/1/2021tarihinde saat 15.01’de, Temyiz Dairesinin ikinci başvurunun konusunu oluşturannihai nitelikteki 4/4/2022 tarihli kararı ise 11/4/2022 tarihinde saat 17.03’tebaşvurucuları işbu başvuruya konu yargılamada temsil edenlerden Av. Sercan Arantarafından UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden okunmuştur. O hâlde bireyselbaşvuru sürelerinin bu paragrafta zikredilen kararların başvurucuların vekilitarafından okunduğu tarihten itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesigerekir. Nitekim bireysel başvuru yolunda başvuru süresi, ihlalin öğrenilmesiesasına bağlanmıştır (aynı değerlendirme için bkz. Mehmet Özcan, B. No:2019/6266, 15/1/2020, § 27).
131. Sonuç olarak başvuruya konu yargılama sürecindeverilen 18/1/2021 ve 4/4/2022 tarihli kararlara karşı otuz günlük başvurusüresinden sonra 15/3/2021 ve 22/6/2022 tarihinde başvuru yapılmıştır.
132. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Elmas Kaya veNaciye Kaya yönünden başvurunun süre aşımı nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. BaşvurucularDeniz Kaya ve İbrahim Kaya Yönünden
133. Başvurucular Deniz Kaya ile İbrahim Kaya başvuruyakonu yargısal süreçte kanun yollarına başvurmasa da bu başvurucular ilemüşterek yakınlarını kaybeden başvurucu Naciye Kaya söz konusu yollarabaşvurmuştur. Bu nedenle başvurucular Deniz Kaya ile İbrahim Kaya’nın kanun yolunabaşvurmaması bir eksiklik olarak görülmemiştir ancak başvurucular Deniz Kayaile İbrahim Kaya gibi yakınları kanun yollarına başvurduğu için kanun yollarınabaşvurmayan kişiler için başvuru süresinin işlemeye başladığı tarih, aleyhindebireysel başvuru yapılacak kararın kanun yollarına başvuran yakınlarıncaöğrenildiği tarihtir. Bunun aksine yorum kanun yoluna başvurmayan kişilerebaşvuru süresi konusunda bireysel başvuru öncesinde hukuk sisteminde var olanhukuki yollarını tüketme yönündeki yükümlülüklerini yerine getiren başvurularakarşı haksız bir yarar sağlar. Dolayısıyla başvurucu Naciye Kaya’nın yaptığıbaşvuru süresinde olmadığına göre başvurucular Deniz Kaya ile İbrahim Kaya’nınyaptığı başvuru da süresinde değildir.
134. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Deniz Kaya ileİbrahim Kaya yönünden başvurunun süre aşımı nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. BaşvurucularFatime Kazancı ve İsmail Kazancı Yönünden
135. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlindebaşvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük’ün 80.maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa’nın uygulanması, yorumlanmasıveya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insanhaklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine devamedilebileceği öngörülmüştür.
136. Başvurucu Fatime Kazancı 14/12/2021 tarihinde,Başvurucu İsmail Kazancı ise1/12/2022 tarihinde vefat etmiştir. Bubaşvurucuların mirasçıları başvurudan haberdar edilmiş ancak kendilerine tanınaon beş günlük süreye rağmen başvuruyu devam ettirme yönündeki talepleriniAnayasa Mahkemesine bildirmemiştir. Başvurunun incelenmesini devam ettirmeyigerekli kılan ve İçtüzük’ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülennedenlerden biri de başvuruda bulunmamaktadır.
137. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Fatime Kazancıve İsmail Kazancı yönünden başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.
d. DiğerBaşvurucular Yönünden
138. Başvurucular, maden kazasında ölen yakınlarınınannesi, babası, çocuğu, kardeşi veya eşidir. Bu nedenle başvurucuların dolaylımağdur olarak işbu başvuruyu yapmaya hakları vardır ve başvuruda kişibakımından yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik ölçütü yönünden eksiklikbulunmamaktadır (dolaylı mağdurlukla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. SerapSivri, B. No: 2019/6198, 23/11/2021, §§ 48, 49).
139. Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kabuledilebilirlik ölçütü dışındaki kabul edilebilirlik ölçütleri yönünde debaşvuruda bir eksiklik söz konusu değildir.
140. Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin ölçütegelince bu konu yaşam hakkının usulboyutu ile maddi boyutu yönünden ayrı ayrıdeğerlendirilmelidir ancak bu değerlendirme öncesinde somut olayda usulyükümlülüğünün gerektirdiği soruşturma türü belirlenmelidir.
141. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17.maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5.maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif yükümlükler yanındapozitif yükümlülükler de yükler. Bu pozitif yükümlüklerin usule ilişkin yönü,doğal olmayan her ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesinigerektirir (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636,10/11/2021, §§ 82, 96).
142. Yürütülmesi gereken soruşturmanın niteliği koşullaragöre değişir. Genel bir bakış açısıyla kasten ya da saldırı veya kötümuameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları hakkında sorumluların tespitineve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalaryürütülmesi gerektiği ancak ölümün ihmali bir eylemin sonucu olduğu hâllerdeusul yükümlülüğünün hukuk davaları, idari davalar ya da disiplin soruşturmasıyoluyla da yerine getirilebileceği söylenebilir[Abdülkadir Yılmaz vediğerleri (2), §§ 77, 79].
143. Öte yandan kastlı olmayan eylemler nedeniyle meydanagelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliğiaşan bir kusuru olduğu yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen sözkonusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli birfaaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterliönlemleri almadığı durumlarda ilgililer hakkında etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmelidir [Abdülkadir Yılmaz ve diğerleri (2), § 80].
144. Tehlike Sınıfları Tebliği’nin ekindeki listeye göretaş kömürü ve linyit madenciliğinin de dâhil olduğu madencilik alanındaki çoğuişyeri, çok tehlikeli sınıfta yer almaktadır. Bu nedenle 3213 sayılı Kanun,6331 sayılı Kanun, Mülga Uygulama Yönetmeliği ve İş Güvenliği Yönetmeliği ileekindeki genel ve özel hükümler; madenlerde çalışan işçilerin yaşamlarının vevücut bütünlüklerinin korunması için işverenlere ve maden ocaklarındaki tekniknezaretçi gibi bazı teknik personele çeşitli yükümlülükler yüklemiştir. EğitimYönetmeliği’nde de çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışanların meslekieğitimlerinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Ayrıca bahsi geçen hukukiçerçeve, Enerji Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığına maden ocaklarını denetlemegörevi vermiştir. ELİ’nin denetim görevi ise somut olayda TKİ ve yükleniciŞirket arasında sözleşme ve bu sözleşmenin ekindeki şartnameler ile TürkiyeKömür İşletmeleri Kurumu Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü Görev,Yetki ve Sorumluluk Yönetmeliği’ne dayanmaktadır (bkz. § 59).
145. İncelemeye konu yargısal süreçte alınan bilirkişiraporları dünyanın en büyük ölümcül maden kazalarından biri olan olayın hemyüklenici Şirketin bazı yetkilileri ile çalışanlarının hem de bazı kamumakamları ile kamu görevlerinin muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan ağırihmalleri sonucu meydana geldiğine işaret etmektedir. Bu bakımdan başvurukonusu olaydan sorumlu olduğu iddia edilen kamu görevlileri ve yüklenici Şirketyetkilileri ile çalışanları hakkında yürütülmesi gereken soruşturma hiçşüphesiz ceza soruşturması olmalıdır. Nitekim Abdülkadir Yılmaz ve diğerleribaşvurusunda, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenşüpheliler arasında kamu görevlisi olan veya olmayan şeklinde bir ayrımyapılmadan somut olayın ceza soruşturmasını gerektirdiği belirtilmiştir (bkz. §28).
i. YaşamHakkının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden BaşvuruYollarının Tüketilip Tüketilmediği
146. Başvurucular, faciada vefat eden kişilerin yaşamıiçin gerçek ve yakın bir riskin var olduğunun TKİ, MİGEM ve ÇalışmaBakanlığınca bilindiğini, buna rağmen riskin bertaraf edilmesine yönelikkamusal yetkilerin kullanılmadığını öne sürmüştür.
147. Ceza Mahkemesince verilen ve kanun yoluincelemesinden geçerek kesinleşen kararla ELİ’de görevli iki kontrolbaşmühendisi denetim görevlerini ihmal ettikleri için 12 yıl 6 ay hapiscezasına mahkûm edilmiştir (bkz. § 63). Böylece yaşamı koruma yönündeki maddiyükümlülüğün ihlal edildiği Ceza Mahkemesince açıkça kabul edilmiştir. Bununlabirlikte olayın meydana geldiği maden kazasını denetlemekle görevli olanlarsadece ELİ’de görevli olan kontrol başmühendisleri değildir, hâlihazırda EnerjiBakanlığı ile Çalışma Bakanlığı görevlileri hakkında yürüyen ayrı birsoruşturma süreci bulunmaktadır.
148. Başvuruya konu olayda olduğu gibi kamugörevlilerinin ihmali nitelikteki davranışları sonucu meydana gelen ve usulyükümlülüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği ölüm olaylarında mağduriyetingiderilmesi yaşam hakkına ilişkin ihlalin açıkça veya öz itibarıyla kabuledilmesine, olaydan sorumlu olduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkındaetkili bir soruşturma yürütülmesine, sorumlu olduğu tespit edilen kamugörevliler yönünden cezasızlık oluşturulmamasına ve son olarak gerektiğitakdirde mağdurların ölüm nedeniyle tazminat almalarına ya da en azındanölünden doğan zararların tazmini için öngörülen hukuk yollarının mağdurlaraaçık olmasına bağlıdır. Bu bakımdan Ceza Mahkemesinin yaşam hakkının ihlaledildiğini kabul etmesi başvurucuların mağduriyetini gidermek için yeterlideğildir ve yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine yönelik iddianındeğerlendirilebilmesi için Enerji Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı görevlilerihakkında yürüyen soruşturma süreci incelenmelidir. Ne var ki başvurucular, sözüedilen soruşturma sürecinin nihayet erip ermediği sona erip ermediği yönündehiçbir bilgi ve belge sunmamış, bu soruşturmanın etkisiz olduğunu da ilerisürmemiştir. Bu nedenle başvurucuların yaşam hakkının maddi boyutu yönündenhukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeden başvuru yaptıkları sonucunavarılmıştır.
149. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddiboyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. YaşamHakkının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden BaşvuruYollarının Tüketilip Tüketilmediği
150. Kamu görevlileri hakkında yürütülmekte olansoruşturma üzerine yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiği iddiasıylaileride yapılması muhtemel bir başvuruda, mağduriyetin giderilip giderilmediğinoktasında kontrol başmühendisleri hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri dedikkate alınacaktır ancak kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturma,haklarındaki yargısal süreç sona ermiş kişilerin sorumlulukları üzerinde etkigöstermeyecektir. Bu nedenle kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturmanındevam etmesi işbu başvurunun incelenmesinin önünde engel oluşturmamaktadır vebaşvuruya konu yargısal süreç yaşam hakkının usul boyutuna ilişkingereklilikler yönünden incelenmelidir.
151. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutununihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
152. Yaşam hakkının usul boyutunun ceza soruşturmasınıgerekli kıldığı hâllerde soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiğietkinlikte olduğunun kabul edilebilmesi için;
- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz,resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumlularınbelirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri,
- Kamu görevlilerinin güç kullanması sonucu gerçekleşenölüm olaylarındasoruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerdenbağımsız olması,
- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması vemeşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecinegerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri,
- Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesişarttır (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99).
153. Bahsi geçen gerekliliklere rağmen etkili soruşturmayükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Bu sebeple Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncükişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermez. Bununlabirlikte olası cezai sorumluluğun tespiti adına soruşturma sonrasındakovuşturma aşamasına geçilmiş ise bu aşama da Anayasa’nın 17. maddesiningereklerine cevap verebilmelidir (Fatma Akın ve Mehmet Eren, §§ 98,100).
154. Bütün kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli bircezayla sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk bulunmamaktadır ancakmahkemeler; hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçlar ile fiziksel veruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına, af ya dazamanaşımına uğramasına izin vermemeli, sorumlulara yaptırım uygulamaktakararlı olmalı ve suçun ağırlık derecesi ile verdikleri ceza arasında açık birorantısızlığın bulunmamasına dikkat etmelidir (Umut Tamaç, B. No:2014/13514, 18/7/2018, § 85; Hatun Horuz ve Zemci Horuz, B. No:2017/17723, 3/11/2020, § 55). Ayrıca olayların daha sağlıklı bir şekildeaydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesive hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığıgörünümü verilmesinin engellenmesi adına mahkemeler, kovuşturmaları makul birsüratle yürütmelidir. Bu gereklilik yaşanan gecikmelerin yargılamalarınetkinliği üzerinde bir etki yaratıp yaratmadığı meselesinden tamamen ayrıdır.Bu sebeple kovuşturmada yaşanan aşırı gecikme tek başına yargılamanınetkisizliğine neden olabilir (kısmen benzer değerlendirmeler için bkz. DenizYazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96; Mehmet Mustafa Ekinci,B. No: 2014/17113, 9/11/2017, § 101; Örnek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesikararları için bkz. McCaughey ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:43098/09, 16/7/2013, § 130; Cerf/Türkiye, B. No: 12938/07, 3/5/2016, §§79-81).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
155. Yaşanan elim maden kazasıyla ilgili soruşturmanınkazadan sorumlu olduğu iddia edilen, aralarında bir kısım kamu görevlisinin debulunduğu bazı kişiler hakkında kamu davaları açılmasıyla sonuçlandığı ve budavaları birleştiren Ceza Mahkemesince yürütülen kovuşturmada ELİ’de görevliiki kontrol başmühendisi ile yönetim kurulu başkanı da dâhil Yüklenici Şirketinbazı yetkilileri ve çalışanlarının kazada meydana gelen ölüm ve yaralanmalardansorumlu tutularak mahkûm edildiği görülmüştür.
156. Başvurucular, soruşturmada ölüm olayınıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerintoplanmadığını ve bu durumun kovuşturma makamlarının olaydan sorumlu olanlarıtespit etme kapasitesine zarar verdiğine yönelik bir iddiada bulunmamış vebaşvuruya konu yargısal süreçle ilgili olarak temelde dört konudan şikâyetetmiştir. Bu sebeple söz konusu şikâyetler dört başlık altında incelenmelidir.
i. YargılamanınBağımsız Olmadığına İlişkin Şikâyet
157. Şikâyet edilen ilk konu yargılamanın bağımsızolmadığına yöneliktir. Başvurucular söz konusu şikâyetlerini Ceza Mahkemesiheyetinde görevli bir üyenin yargılama sırasında bir başka yere tayin olmasına,bir maden kazasından sorumlu oldukları iddiasıyla haklarında dava açılankişileri yargılayan mahkemenin başkanlığını yapan ve o davada sanıklaraalmaları gereken cezalardan daha az ceza verdiği için kamuoyunda eleştirildiğiiddia edilen S.P.nin Ceza Mahkemesi başkanlığına atanmasına, S.P.ninbaşkanlığını yaptığı heyetin bir sanık hakkında tahliye kararı vermesine veTemyiz Dairesinin 18/1/2021 kararı ile 4/4/2022 tarihli kararlarında imzasıbulunan üç yüksek hâkimin önceki görevlerine dayandırmıştır. Ne var ki AnayasaMahkemesi verdiği birçok kararda soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecekkişilerden bağımsız olmasına ilişkin gerekliliğin kamu görevlilerinin güçkullanması sonucu gerçekleşen ölüm veya kamu görevlilerinin kasıtlı kötümuamele olayları nedeniyle yürütülen soruşturmalar için geçerli olduğunubelirtmiştir (birçok karar arasından bkz. Nesrin Demir ve diğerleri, B.No: 2014/5785, 29/9/2016, § 154; Ferit Kurt ve diğerleri, B. No:2018/9957, 8/6/2021, § 78). Bu bağlamda;
i. Soruşturma işlemlerini yürüten kişilerin bizzat kötümuameleye ismi karışan kişilerden oluşması (Cezmi Demir, B. No:2013/293, 17/7/2014, § 124),
ii. Soruşturma izni talep edilmesi üzerine yürütülen öninceleme soruşturmasının, iddia olunan olayın potansiyel faillerinin çalıştığıkolluk birimi ile aynı hiyerarşi içinde yer alan kolluk biriminin amiri tarafındanyerine getirilmesi [Albına Kıyamova (Alıbaeva), B. No: 2013/3187,14/4/2016, § 75],
iii. Soruşturmadaki esaslı işlemlerin soruşturulan olayınpotansiyel failleri ile aynı hiyerarşik çatıyı paylaşan kolluk görevlilerineyaptırılması (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907,21/4/2016, § 101),
iv. Olayın şüphelileri tarafından düzenlenen,doğrulukları araştırılmayan ve başkaca bir delille desteklenmeyen tutanaklarıntek başına kovuşturmaya yer olmadığına dair karara esas alınması (SüleymanGöksel Yerdut [GK], B. No: 2014/788, 16/11/2017, § 61; Aisha Fares,B. No: 2015/18701, 31/10/2018, § 87),
v. Kamu gücünün kontrolü altında tutulan bir kişinindevletin bir görevlisi tarafından öldürüldüğü olayda olayın gerçekleşmekoşullarının aydınlatılması için gerekli olan bazı tedbirlerin (atış mesafesitayini için incelenmesi lazım gelen gömleğin muhafazasını için gerekliönlemlerin alınmaması ve sonuçta gömleğe ulaşılamaması, silahta vücut iziaraştırması yapılmaması, şüphelinin el svabının olaydan yaklaşık yedi saatsonra alınması gibi) alınmaması (Tochukwu Gamaliah Ogu, B. No:2018/6183, 13/1/2021, §§ 166-170) soruşturmanın bağımsızlığını zedeleyenhususlar olarak kabul edilmiştir.
ii. SuçVasfında Hata Edildiğine İlişkin Şikâyet
158. Şikâyet edilen ikinci konu bazı sanıklar yönündensuç vasfında hata edildiğine ilişkindir.
159. Bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin hukukisorunları incelemek, bireysel başvuruya konu edilen yargısal süreçte şüpheli yada sanık sıfatını taşıyan kişilerin suçlu veya suçsuz olduğuna karar vermek yada söz konusu yargısal süreçte sanıklara verilen cezaların miktarını belirlemekAnayasa Mahkemesinin görevi değildir (Umut Tamaç, § 98). AnayasaMahkemesinin yaşam hakkıyla ilgili bir başvuruda incelediği husus, devletinAnayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki sorumluluğudur (benzer değerlendirme içinbkz. Tochukwu Gamaliah Ogu, § 177). Bu nedenle Anayasa Mahkemesindensanıklara isnat edilen eylemlerin vasıflandırmasını yapması beklenmemelidir.
iii. Cezasızlığaİlişkin Şikâyet
160. Şikâyet edilen üçüncü konu A.G.nin yükleniciŞirketin fiilî yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen bu sanık hakkında beraatkararı verildiğine, bazı sanıklar için hükmolunan hapis cezalarının yetersizolduğuna ve bazı sanıkların beraat etmemesi gerektiğine yöneliktir.Başvurucuların bu şikâyetleri ile aslında bazı sanıklar yönünden cezasızlıkoluşturulduğundan yakındıkları anlaşılmaktadır.
161. Cezasızlık; işlenen bir suçun somut olarak cezasızkalmasını ifade etmektedir ve sorumluların adalet önüne çıkarılmaması,işledikleri suçla orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya mahkûmedildikleri cezanın infazının sağlanmaması olarak ortaya çıkabilmektedir (S.D.B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 100). O hâlde işbu başvuruda AnayasaMahkemesince değerlendirilmesi gereken nokta; kovuşturma aşamasındagörev almışyargı mercilerinin karara varırken, yargı sisteminin caydırıcı etkisininkorunması ve yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde bu sistemin oynaması gerekenrolün zayıflatılmaması için, Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği dikkatliinceleme şartını yerine getirip getirmediğidir (yaşam hakkının usul boyutununceza soruşturmasını gerektiği olaylar nedeniyle açılan davaların mahkûmiyetkararıyla sonuçlanması hâlinde yargılamaya yönelik şikâyetlerin hangi bağlamdaincelenmesi gerektiğine ilişkin örnek AİHM kararları için bkz. Okkalı/Türkiye,B. No: 52067/99, 17/10/2006, § 66; Ali ve Ayşe Duran/Türkiye, B. No:42942/02, 8/4/2008, § 62; Kasap ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8656/10,8656/10, 14/1/2014, § 57). Dolayısıyla başvurucuların yargısal süreçle ilgiliilk üç şikâyeti cezasızlıksorunu yönünden ele alınmalıdır.
162. Akhisar Başsavcılığınca açılan kamu davalarının SomaBaşsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan 5/9/2014 tarihlibilirkişi raporuna dayandığı görülmüştür.Bu rapora göre U3 trafosu etrafındatopuk olarak bırakılan kömürün kontrolsüz bir şekilde kendiliğinden yanmasısonucu oluşan karbonmonoksit temiz hava girişine ulaşmış ve temiz hava iletemas ederek kendiliğinden yanan kömür tam yanmaya dönüşmüştür. Bu yangın 4No.lu kömür nakil bandının bulunduğu yola sirayet ederek bu bölümdeki ve 3No.lu kömür nakil bandının bulunduğu yoldaki bant, ahşap tahkimat, PVC borularve elektrik kablolarını tutuşturmuştur. Zehirleyici ve boğucu gazlar su ilesoğutma çalışmaları sonucu açığa çıkmıştır (bkz. § 23). Sözü edilen raporuhazırlayan bilirkişi heyetine göre maden sahasının yüksek yangın riski taşıdığıTKİ ve kömür üretim işini devralan yüklenici Şirket tarafından bilinmektedir.Zira 2006 yılında kömür üretme ve teslim işini üstlenen şirket, 7/10/2009tarihinde TKİ’ye yaptığı sözleşme devri ile ilgili başvurusunda üretimçalışmaları sırasında oluşan yangınlardan dolayı üretim yapılamamasını veyüksek su gelirini gerekçe gösterip ileride telafisi mümkün olmayacakproblemlerle karşılaşılacağına değinerek işi devretmek istediğini bildirmiştir(bkz. § 24). Akhisar Başsavcılığı, anılan rapordaki tespitlerden hareketle,şüphelilerin görev ve yetkileri ile olayın meydana gelmesindeki rollerini dedikkate alarak bazı şüphelilere her bir ölüm için olası kastla öldürme, her biryaralama için netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu isnat ederken bazışüphelilere ihmallerinin derecesine göre bilinçli taksirle birden fazla kişininölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma veya taksirle birdenfazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunuisnat etmiştir.
163. Kovuşturma aşamasında alanında uzman kişilerden birbilirkişi heyeti oluşturulmuş, olay yerinde bilirkişi heyeti eşliğinde keşifyapılmış vebilirkişiler aracılığıyla yapılan jeolojik etütler sırasında tespitedilen yerlerde yapılan sondajların karotlarından alınan örnekler MTA’yainceletilmiştir. Bilirkişi heyetince hazırlanan 15/8/2016 tarihli rapora göre eskiimalattan sızan gazlar ile yanıcı gazların tutuşmasına bağlı olarak bantüzerinde taşınan kömürler, lastik konveyör bandı ve ortamdaki bazı malzemeyanmıştır. Bu yanmasonucunda oluşan gaz ve duman ocak havasına katılarak mevcutocak açıklıklarına yoğun bir şekilde karışmıştır. Eski imalattan sızan gazlariçindeki metanın yanmasına yol açarak ocakta yangın başlatan neden isegöçükler, kaymalar ve posta akmaları sırasında darbe alan kablonun/kablolarınyarattığı ark veya kısa devredir. Ani gelişmesi, olumsuz ocak yapısı vemevzuata aykırı bazı uygulamalar nedeniyle olay facia boyutuna ulaşmıştır (bkz.§ 39).
164. Ceza Mahkemesi kazanın meydana gelme şeklini davadosyasında bulunan bilirkişi raporlarından 15/8/2016 tarihli bilirkişi raporuile bu rapordaki tespitlere benzer değerlendirmeler içerdiği anlaşılan TBMMAraştırma Komisyonunca hazırlanan rapor, yedi kişilik bir bilirkişi heyetincehazırlanan 8/10/2015 tarihli rapor ve iki bilirkişi tarafından hazırlanan12/10/2015 tarihli ayrık görüş ifade eden rapor çerçevesinde belirlemiş ancak5/9/2014 tarihli rapor ile olayın nasıl meydana geldiği hususunda bu raporlabenzer değerlendirmeler içerdiği anlaşılan raporlara neden itibar etmediğini veneden yeni bir bilirkişi incelemesine başvurmadığını 11/7/2018 tarihlikararında makul gerekçelerle açıklamıştır. Ceza Mahkemesine göre sahada yapılanjeolojik etütler neticesinde elde edilen veriler ve karbonmonoksit verilerinintop atımlarından bir müddet sonra normal seviyeye inmesi, olay öncesinde kömüryangını olmadığını ortaya koymuş ve bu meseleyi tartışma konusu olmaktançıkarmıştır (bkz. §§ 52, 54).
165. Kazanın nasıl meydana geldiğinin saptanmasısonrasında sanıkların olaydan sorumlu olup olmadığı, karbonmonoksit gazınınocaktan tahliye edilememesi ve işçilerin de bu gazdan korunamayarak ocaktantahliye edilememesi bağlamında Ceza Mahkemesince değerlendirilmiştir. Budeğerlendirme yapılırken sanıkların üretim artışına dair karar alma ve icraiyetkilerinin olup olmadığı, neticeyi engelleyebilecek kararları alma yahuttedbiren ocağı kapatarak üretimi durdurma yetkilerinin bulunup bulunmadığı veeski imalatlardan gelen gazların ocağa ani, öngörülemez ve baskın bir şekildegirmesi dikkate alınmıştır. Ha.E.nin cezai sorumluluğu ise acil durumyönetiminde yaşanan eksiklikler çerçevesinde incelenmiştir. Sonuç olarak CezaMahkemesi;
- Karbonmonoksit gazının ortaya çıkmasına neden olanyangının meydana çıkmasında kastın bulunmadığı ancak neticeyi engellemek içingerekli tedbirleri almaya yetkileri olmasına rağmen üretimin devam etmesiyönünde karar alan sanıklar R.D., A.Ç., İ.A. ve E.E.nin eylemlerinin bilinçlitaksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçunuoluşturduğu,
- Ek revize uygulama projesinden haberdar olduğuna vebuna rağmen projenin uygulanmasının önüne geçtiğine dair delil bulunmayan sanıkC.G. ile kusurlu oldukları kabul edilen M.A.G.Ç., Y.K., H.K., Hi.K., H.A.,M.E., Ha.E., F.Ü.A. ve Mu.B.nin taksirle birden fazla kişinin ölümüne veyaralanmasına neden olma suçundan sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Varılan busonuç nedeniyle sanıklar 6 yıl 3 ay ila 22 yıl 6 ay arasında süreli hapiscezalarına mahkûm edilmiştir (bkz. § 56).
166. Bununla birlikte Ceza Mahkemesince;
i. Yönetim kurulu başkanlığı görevinde kalmaya devametmesi durumunda A.G.nin neticeyi engelleyici tedbirleri alıp almayacağıbilinemeyeceği için A.G.nin görevden ayrılmasıyla birlikte yönetim kurulubaşkanlığı dönemindeki faaliyetler ile olay arasındaki illiyet bağınınkesildiği,
ii. Yönetim Kurulu Üyesi M.Y.nin şirket işleyişinedoğrudan yahut dolaylı herhangi bir müdahalede bulunmadığı, Genel Müdür TeknikYardımcısı Ha.K.nın ise havalandırmayla ilgili ek revize uygulama projesininhayata geçmesi noktasında icrai bir yetkisinin olmadığı,
iii. ELİ’de görevli sanıkların olaya sebebiyet vereneksiklikler yönünden denetim yapma yetkilerinin bulunmadığıdeğerlendirilmiştir. Bu nedenle bahsi geçen sanıklar ile mahkûm olan sanıklardışındakalan sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir (bkz. § 55).
167. Dayanılan raporlar çerçevesinde kazanın nasılmeydana geldiği konusundaki kabul, beraat eden sanıklar yönünden ortaya konangerekçe, olaydan sorumlu olduğu kabul edilen sanıklar için tayin edilencezaların miktarı ve taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişininyaralanmasına neden olma suçu yönünden hükmolunan süreli hapis cezalarının adlipara cezasına çevrilmemesi gözönüne alındığında Ceza Mahkemesinin bazısanıkların cezai bir hüküm giymesinden kaçınmaya çalıştığını ve/veya cezanınbireyselleştirilmesi sırasında sahip olduğu takdir yetkisini yargılamaya konueylemlere hiçbir şekilde müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmaktanziyade, eylemin sonuçlarını hafifletmek için kullandığını söylemek mümküngörünmemektedir.
168. Kanun yolu mercilerince verilen kararlara gelinceİstinaf Dairesince yapılan inceleme, Ceza Mahkemesince verilen hüküm esasındabir değişikliğe yol açmamıştır ancak Temyiz Dairesi, diğer sanıklar hakkındakurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verse de C.G., R.D.,A.Ç., İ.A., A.O., E.K. ve Ha.E. yönünden kurulan hükümleri 30/9/2020 tarihindebozmuştur. Temyiz Dairesince yapılan değerlendirmelere göre sanık Ha.E.nin acildurum yöneticisi olduğuna dair somut bir delil bulunmamaktadır ve sahadakiçalışmaların projeye ve ilgili mevzuata göre yapılıp yapılmadığı konusundakidenetim yükümlülüklerini yerine getirmeyen A.O. ile E.K. olayın meydanagelmesinde bilinçli taksir derecesinde kusurludur. C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A. iseiş kolundaki çalışma usul ve şartlarına aykırı şekilde gerçekleştirilen hızlıve sürekli kömür çıkarma faaliyetlerinin isçilerin iş sağlığı ve güvenliğiaçısından yüksek risk oluşturduğunu, dönülmez sonuçlara yol açabileceğinibildikleri hâlde muhtemel tehlikeli neticeleri göze alıp kabullendikleri içinolası kastla öldürme suçundan 301 kez, olası kastla yaralama suçundan 162 kezmahkûm edilmelidir (bkz. § 59).
169. Yargıtay Başsavcılığının olası kastın koşullarınınbulunmadığı gerekçesiyle yaptığı itiraz üzerine meseleyi 18/1/2021 tarihindeyeniden inceleyen Temyiz Dairesi, sanıklar C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A. hakkındaverdiği bozma kararını kaldırmış ve yeniden yaptığı incelemede İstinafDairesinin R.D., A.Ç. ve İ.A. ile ilgili hükümlerine yönelik temyiz istemlerinireddetmiş ancak C.G.nin eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiğigerekçesiyle İstinaf Dairesinin C.G. hakkında verdiği hükmü bozmuştur (bkz. §61).
170. A.O., E.K. ve Ha.K. hakkında verilen 30/9/2020tarihli bozma kararı ile C.G. yönünden verilen 18/1/2021 tarihli bozma kararınauyan Ceza Mahkemesi C.G.nin bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne veyaralanmasına neden olma suçundan sonuç olarak 20 yıl hapis cezasıylacezalandırılmasına, A.O. ile E.K.nın aynı suçtan neticeten 12 yıl 6 ay hapiscezasıyla cezalandırılmasına, Ha.E.nin ise beraatine karar vermiştir. Bu karartemyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir (bkz. §§ 63, 65).
171. Ha.E. hakkında verilen bozma kararının sanığın acildurum yöneticisi olduğuna dair somut bir delil bulunmamasına dayandığı, A.O.ile E.K.ya verilen hapis cezalarının miktarı dikkate alınırsa bahsi geçensanıklar yönünden verilen kararlarla cezasızlık oluşturmanın amaçlandığısöylenemez.
172. C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A.nın cezai sorumluluklarıkuşkusuz Yargıtay Savcılığının itirazı üzerine Temyiz Dairesince yeniden elealınmıştır ancak Temyiz Dairesi yeniden yaptığı incelemedeC.G.nin bilinçlitaksirle hareket ettiği gerekçesiyle bozma kararı vermiş ve C.G. sonuç olarak20 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Ayrıca olası kast ve bilinçli taksirarasındaki ayrımının ceza hukukundaki en tartışmalı konulardan olduğubilinmektedir. Bu bakımdan Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının Cumhurbaşkanıncaatanmasından ve Temyiz Dairesi heyetinde Yargıtayın ilgili kurulun aldığı kararçerçevesinde görev değişiklikleri yapılmasından hareketle YargıtayBaşsavcılığının sanıklar C.G., R.D., A.Ç. ve İ.A. için cezasızlık yaratmakamacıyla itiraz yetkisini kullandığı, Temyiz Dairesinin de aynı amaçla18/1/2021 tarihli kararı verdiği sonucuna varılamaz.
iv. YargılamanınMakul Bir Süratle Yürütülmediğine İlişkin Şikâyet
173. Şikâyet edilen dördüncü ve son konu, yargılamanınuzunluğuna ilişkindir.
174. Soruşturmadan sorumlu makamlar, yapılan çok sayıdasoruşturma işlemine ve meydana gelen olayın karmaşıklığına rağmen makul birsüre içinde soruşturmayı tamamlayarak olaydan sorumlu olduğunu değerlendirdiğişüpheliler hakkında kamu davaları açmıştır.
175. Şüpheliler hakkında ilk kamu davasının açıldığıtarih ile Ceza Mahkemesinin yargılamanın esasıyla ilgili ilk kararınıverdiğitarih (11/7/2018) arasında geçen yaklaşıküç yıl dört aylık süredesanıkların sorguları yapılmış, olağan bir yargılamada taraf olan kişilerinsayısıyla kıyaslanamayacak sayıda kişinin (mağdur, müşteki, tanık) beyanıalınmış, olay yerinde keşif yapılmış ve bilirkişi heyetinden rapor ve ekraporlar alınmıştır. Ayrıca 300 klasörden oluştuğu ve içinde yaklaşık 3terabaytlık bilgi barındırdığı anlaşılan (bkz. § 49) dava dosyasındaki delillercelselerde hazır bulunan mağdurlar, müştekiler, katılanlar, sanıklar, vekillerve müdafilerce tartışılmıştır. Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasınıaçıklayacağını beyan ettiği 61. celsenin yapıldığı 26/1/2017 ile CezaMahkemesinin ilk kararını verdiği tarih arasında geçen süre, bu sürede yapılanişlemlere nazaran biraz uzun olsa da tek başına yargılamanın etkisizsayılmasına neden olacak ölçüde uzun değildir.
176. Dava dosyasının kapsamı ve olayın karmaşıklığısebebiyle kanun yolu incelemelerinin alacağı zamanve yargılamada cezasızlığaneden olunmadığına yönelik tespit (bkz. §§ 167, 172) gözönündebulundurulduğunda İstinaf Dairesi ile Temyiz Dairesince yapılan incelemeler veTemyiz Dairesinin 18/1/2021 tarihli bozma kararı sonrasındaki yargılamaişlemleri de aşırı gecikmiş değildir. Bu nedenle süresi nedeniyle başvuruya konuyargılamanın etkisiz olduğu kanaatine varılamamaktadır.
177. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının maddi ve usul boyutunun ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvurucular Deniz Kaya , Elmas Kaya, İbrahim Kayave Naciye Kaya yönünden süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucular Fatime Kazancı ve İsmail Kazancı yönündenbaşvurunun DÜŞMESİNE,
3. Diğer başvurucuların yaşam hakkının maddi boyutununihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer başvurucuların yaşam hakkının usul boyutununihlal edildiğine ilişkin iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 21/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.