TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM SÖKMEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13791)
Karar Tarihi: 12/6/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Adem SÖKMEN
Vekili
:
Av. Metin EVREN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların duruşma yapılmadan veyeterli gerekçe gösterilmeden verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilememesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. madde ilegörevli) başlatılan soruşturma kapsamında 12/2/2013 tarihinde gözaltına alınanbaşvurucu, İstanbul 2 No.lu Hâkimliğince (TMK 10. madde ile görevli) yapılansorgusunun ardından uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 15/2/2013tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
" Şüpheliler ... Adem Sökmen['in] ... 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veyasağlama' suçunu işledikleri iddia edilmiştir. Dosya içerisinde bulunan iletişimtespit tutanakları, fiziki takip tutanakları, arama ve el koyma, yakalama vemuhafaza altına alma tutanakları, Kırıkkale'de 12.02.2013 tarihinde yapılanoperasyonda ele geçirilen 78.000 gram uyuşturucu kubaresrar maddesi, olay tutanağı, şüpheli ifadeleri ve diğer belgeler dikkate alındığında,şüphelilerin üzerine atılı 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veyasağlama' suçuyla ilgili kuvvetli suç şüphesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiiçtihatlarına ve gerekse 6352sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 100 ve devam maddeleri hükümlerine göreşüphelilerin tutuklanmasına engel bir hal bulunmamaktadır. İşlendiği iddiaedilen suç uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma önemli ve ciddi sayılan katalogsuçlardandır.
Şüphelilerin alması muhtemel ceza göz önünealındığında kaçma şüpheleri bulunduğu değerlendirilmiştir.
Atılı suçun ayrıca örgüt faaliyeti kapsamındaya da bağlantılı olarak icra edildiği iddiası mevcut olması nedeniyletutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada, bu şüpheliler açısındanyetersiz kalacağı değerlendirilmiştir."
9. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı 19/2/2013 tarihliitirazı, İstanbul 3 No.lu Hâkimliğin (TMK 10. madde ile görevli) 22/2/2013tarihli kararıyla benzer gerekçelerle reddedilmiştir.
10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 9/5/2013 tarihliiddianamesi ile başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme,örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ithali yapmasuçlarından İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.
11. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2013 tarihli kararıile tensiben yetkisizlik kararı vererek dosyayıAnkara 13. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Mahkeme yetkisizlik kararıylabirlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiş, dosyakendisine gönderilen Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi de 12/9/2013 tarihli karşıyetkisizlik kararı ile dosyayı tekrar İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinegöndermiştir.
12. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi ortaya çıkan olumsuz yetkiuyuşmazlığı konusunda karar verilmesi için dosyayı Yargıtay Başkanlığınagöndermiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 17/2/2014 tarihli kararı ile İstanbul 23.Ağır Ceza Mahkemesini yetkili mahkeme olarak belirlemiştir.
13. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi kanun değişikliği nedeniyledava dosyasını 12/3/2014 tarihinde İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine devretmiş,İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi de 3/4/2014 tarihli yetkisizlik kararı iledosyayı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
14. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi ise 1/7/2014 tarihliyetkisizlik kararı ile dosyayı Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş vebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
15. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararaitirazı Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/7/2014 tarihli kararı ilereddedilmiştir.
16. Başvurucu 5/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı tensip incelemesisonunda24/11/2014 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyayı tekrar Bakırköy 10.Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş, iki mahkeme arasında ortaya çıkan olumsuzyetki uyuşmazlığını inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesi 26/1/2015 tarihli kararıile Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesini yetkili mahkeme olarak belirlemiştir.
18. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi bu kez bağlantı nedeniyledosyayı Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/13 sayılı dosyası ilebirleştirmiş, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise birleşen dosyayı tefrik edip13/4/2015 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyayı Bakırköy 10. Ağır CezaMahkemesine göndermiştir. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi zımni birleştirmeuyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle 3/7/2015 tarihli kararı ile uyuşmazlığınçözümü için dosyayı Yargıtay 5. Dairesine göndermiş, uyuşmazlığı inceleyenYargıtay 5. Ceza Dairesi 16/12/2015 tarihli kararı ile her iki dosyanın Kocaeli3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/13 sayılı dosyasında birleştirilmesine veyargılamaya Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesince devam edilmesine karar vermiştir.
19. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi delil durumunu ve tutuklukaldığı süreyi dikkate alarak 26/1/2016 tarihli on ikinci celsede başvurucununtahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol altınaalınmasına karar vermiştir.
20. Cumhuriyet savcısı 5/1/2018 tarihli yirmi birinci celsedeesas hakkında mütalaa vermiş; Mahkeme, aralarında başvurucunun da bulunduğusanıklara savunma için sonraki celseye kadar süre vermiş, 28/2/2018 tarihindeyapılan yirmi ikinci celsede başvurucu ve bir kısım sanık müdafilerininmazereti nedeniyle duruşma 13/3/2018 tarihine ertelenmiştir.
21. Mahkeme 13/3/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununsuç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 1 yıl 8 ay, uyuşturucumadde ticareti yapma (ithal etme) suçundan 15 yıl hapis cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti"kenar başlıklı 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
" Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleriruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, onyıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadaradlî para cezası ile cezalandırılır."
23. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenarbaşlıklı (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunun suç saydığı fiilleri işlemekamacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üyesayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olmasıhâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir."
24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veticareti (Madde 188),
..."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
27. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, tutuklamayı gerektirecek somut bir delil olmadığıhâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
30. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
31. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
32. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
33. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
34. Ayrıca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik birmüdahale, Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinölçütlerin belirlendiği 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığımüddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeplesınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirininniteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgilimaddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
35. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgularınniteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 72).
36. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçmayı ya dadelillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir.5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde de tutuklama nedenleri sayılmıştır. Bunagöre şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıransomut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yoketme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturmasıhâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiğikonusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
37. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tutuklamayızorunlu kılan ibaresiyle de tutuklamanın ölçülü olması gerektiğineişaret edilmektedir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri tutuklamatedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığıkarşısında ölçülü olmasıdır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde;tutuklama tedbirinin işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceği ifade edilmiştir (Halas Aslan, § 72).
38. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123).
39. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardakitakdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158,26/7/2017, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; tutuklamaya ilişkinkararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını vetutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).
40. Başvurucu, 5237 sayılı Kanun'un 183. maddesinde suç olarakdüzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
42. Somut olayda başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapmasuçundan tutuklanmıştır. İstanbul 2 No.lu Hâkimliği; tutuklama kararında isnatedilen suçlamaya ilişkin olarak ele geçirilen uyuşturucu maddeye, suçun örgütfaaliyeti kapsamında ya da bağlantılı olarak işlenmiş olmasına, dosya içindebulunan iletişimin tespiti, fiziki takip, arama ve el koyma tutanaklarınadeğinerek kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 8).
43. Tutuklama kararında gösterilen delillerin suç işlendiğinedair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz olduğu söylenemez.
44. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen uyuşturucu maddeticareti yapma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülensuç tipleri arasında olup (bkz. § 24) isnat edilen suça ilişkin olarak Kanun'daöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 24; Gülser Yıldırım (2), § 148).
46. Somut olayda İstanbul 2 No.lu Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan uyuşturucu maddeticareti yapma suçunun niteliğine, suçun işleniş şekline, suça ilişkin Kanun'daöngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 8).
47. Dolayısıyla somutolayın özelliği ve Hâkimlik tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-kaçma şüphesine ilişkin tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
49. Öncelikle örgüt suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64).
50. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 8) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
52. Başvurucu, kamu davasının açılmasına rağmen yetkiuyuşmazlıkları ve kanun değişiklikleri nedeniyle mahkemenin değişmesindendolayı yaklaşık bir buçuk yıldır yargılamaya başlanamadığını ve tutukluluğunundevam ettiğini, mahkemelerce şablon gerekçelerle duruşma yapılmadan tensibentutukluluğunun devamına karar verildiğini ve uzun süredir tutuklu olduğunubelirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür
b. Değerlendirme
53. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin yedincifıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasınıveya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
54. Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
57. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesizorunludur (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
59. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/1/2016tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiaları, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucunagöre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliği ilebağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Resen YapılanTutukluluk İncelemesinin Duruşmasız Yapıldığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
61. Başvurucu, -herhangi bir tarih belirtmeksizin- hakkındaresen verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların duruşma yapılmadan dosyaüzerinden inceleme yapılarak verildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
62. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
63. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
64. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve kişinin tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve anılan Anayasa hükümleri, esas olarak tutukluluğunyasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekteolan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarınınincelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 30).
65. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususundaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından 100. maddehükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturmaevresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasındaya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen kararverileceği hükme bağlanmıştır.
66. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacakdeğerlendirmeler, resen (ex officio)yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyetikısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamındadeğerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 32).
67. Somut olayda Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi 1/7/2014 tarihinde5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi gereğince başvurucunun tutuklulukincelemesini duruşma açmaksızın tensiben dosyaüzerinden yaparak karar vermiştir.
68. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgiliincelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulünedâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
70. Başvurucu kamu davası açılmasına rağmen yetki uyuşmazlıklarınedeniyle yargılamaya başlanamadığını ve bu durumun ne kadar süreceğinin debelli olmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
71. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
72. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olaraksuç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalaryönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
73. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
74. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda ilk derece mahkemesinde geçen5 yıl 4 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
75. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
76. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir."
77. Başvurucu; tazminat türünü belirtmeden 200.000 TL tazminattalebinde bulunmuştur. Başvurucu, maddi tazminata ilişkin olarak belgesunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun tazminat talebi manevi tazminat olarakdeğerlendirilmiştir.
78. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
79. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
80. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Resen yapılan tutukluluk incelemesinin duruşmasız yapıldığıiddiasının konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli 3. Ağır CezaMahkemesine (E.2014/13) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.