TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM ERDEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4032)
Karar Tarihi: 23/1/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 5/2/2019 - 30677
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Adem ERDEN
Vekili
:
Av. Kadir TOPKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, infaz kurumunda darbedilmeyleilgili olarak yapılan kovuşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmemesinedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
9. 1963 doğumlu olan başvurucu, başvuru konusu olayıngerçekleştiğini öne sürdüğü 13/8/2005 tarihinde İzmir F 2 Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.
10. Yukarıda zikredilen tarihte saat 08.00 civarında Ceza İnfazKurumunda yapılan sayıma katılmak istemediğinden infaz koruma memurlarınınsırtında sigara söndürdüklerini ileri süren başvurucu, saat 09.28’de reviregötürülmüştür. Başvurucunun sırtında ekimozlar veyirmi iki adet sigara yanığı tespit eden Ceza İnfaz Kurumu doktoru başvurucuyuAtatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk etmiştir. Hastane tarafındanyapılan muayeneden sonra soruşturma açılmıştır. Başvurucu, Adli Tıp Kurumu(ATK) İzmir Şube Müdürlüğünde 15/8/2005 tarihinde muayene edilmiştir. ATK’da yapılan muayenesinde; Ceza İnfaz Kurumunda darbedildiğini, vücuduna sigara bastırıldığını beyanettiği, sırt sağ tarafta yaklaşık 0,8 cm çaplı sigara söndürülmesi sonucuoluştuğunu söylediği yirmi adet yuvarlak, etrafı hiperemik,orta kısmı açık sarı renkte lezyon, sol sırt bölgesi 5 cm çaplı, 2,5 cm çaplımor-yeşil renkli ekimoz, sol bel bölgesi 5x8 cm çaplımor renkli ekimoz, sağ bel bölgesi 3 cm çaplı ekimoz, sol omuz arkası 3x1 cm mor renkli ekimoz, karın üzeri orta hatta 14x3 cm yeşil mor renkli ekimoz, (iyileşmekte olan), sol kol iç yüzde 6x3 ve 3x1 cmmor renkli ekimoz (yer yer noktavitarzda), karın sağ tarafta 4x2,5 cm mor renkli ekimoz,sağ kol iç yüzde nokta ve yuvarlak şekilli 6x2 cm, 2 cm çaplı 4-5 adet ekimoz, sağ dirsek arkasında 1x0,2 cm abrazyon,sağ dirsek iç yüzde hastanede serum verilmesine bağlı olduğunu belirttiği 2,5cm çaplı morluk, sağ kol üst taraf dorsalde 3x2 cmçaplı ekimoz, karın sağ üst taraf 3 cm çaplıkahve-mor renkli ekimoz, sol bacak ön yüz laterale uzanan 3x3 cm ve 12x10 cm yeşil-mor renkli ekimoz, sağ bacak üst taraftan alta uzanan 20x8 cm moryeşil renkte ekimoz, sağ bacak laterali5x4 cm mor renkli ekimoz, sol bacak arka taraf dizüstünde 5x4 cm siyah-mor renkli ekimoz, sol bacakayak bileği üstü 12x6 cm mor renkli ekimoz, sağ bacakayak bileği üstü medialde 8x2,5 cm mor renkli ekimoz, sol bacak orta kısım ayak bileği üzeri 2 cm çaplı,kişinin eskiden oluştuğunu belirttiği iki adet lezyon görüldüğü, sonuç olaraktespit edilen bulguların künt travma ile meydanagelebileceği, ayrıca sırt sağ yan ve bel bölgesindeki yaraların muhtemelensigara yanığı olabileceği ancak yaraların ne şekilde meydana geldiği hususununadli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı, tespit edilen bulgularınkişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilirnitelikte olduğu bildirilmiştir.
11. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) 15/9/2005tarihli iddianamesiyle İnfaz Koruma Memuru S.E., M.S., K.K., T.K. ve Ş.A.hakkında işkence suçundan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davasıaçılmıştır.
12. Mahkeme 20/12/2006 tarihinde delil yetersizliğindensanıkların beraatine karar vermiştir.
13. Başvurucunun temyiz ettiği karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin8/12/2011 tarihli ilamıyla sanıklar S.E. ve M.S. yönünden onanmış; diğersanıklar K.K., T.K. ve Ş.A. yönünden bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmışöyledir:
“…
Katılan ile birlikte dosyanın İstanbul AdliTıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilip tanık cezaevi tabibi [V.A.nın] rapor vebeyanları da gözetilerek, katılanın vücudundaki ekimozve sigara yanığı izlerinin kendisi tarafından yapılmasının mümkün olup olmadığıve aynı izlerin suç tarih ve saati ile uyumlu olup olmadığı hususları tespit edilip,hazırlıkta dinlenen ve katılanın yan koğuşuna bulunan tanık [M.G.nin] de duruşmayaçağrılarak olaya ilişkin ayrıntılı ifadesi alınmak suretiyle tüm delillerbirlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksiksoruşturma ile delil yetersizliğinden yazılı şekilde beraatlerinekarar verilmesi,
Yasaya aykırı [bulunmuştur.]”
14. Bozmaya uyularak sürdürülen yargılamada tanık M.G. duruşmadadinlenilmiş ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. Raporunsonuç kısmı şöyledir:
“13.08.2005tarihinde cezaevinde kaldığı koğuşta cezaevi görevlileri tarafından tekme vetokatla dövüldüğünü, sırt kısmında sigara söndürüldüğü iddiası olan kişihakkında düzenlenmiş Cezaevi doktoru [V.A.nın] aynı tarihliraporu, bu raporuyla ilgili beyanı, dosyada mevcut diğer tıbbi belgeler ileifadeler, tutanaklar gibi adli evrakın ve kişiye ait fotoğrafların Kurulumuzdayapılan incelenmesinden elde edilen bilgiler ile kişinin Kurulumuzda yapılanmuayenelerinden elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, sırtbölgesindeki lezyonların tanımlanan özellikleri dikkate alındığında, sigaragibi sıcak bir cismin değdirilmesi ile oluşabilecek nitelikte olduğu,lezyonların lokalizasyonları, dağılımı, kişinin elinin ulaşabildiği bölgelerdeolması hususlarına göre kişinin kendisi tarafından yapılabileceği gibi, başkasıveya başkaları tarafından da oluşturulabilecekleri,
Vücudunun diğer bölgelerinde ekimoz, abrazyon şeklindetanımlanan diğer lezyonların künt travmatiknitelikte oldukları, yaygınlığı ve lokalizasyonlarına göre hepsinin kişininkendisi tarafından oluşturulmasının tıbben varit görülmediği, bu bölgelereyönelik tekme, yumrukgibi doğrudan künt travmalarla veya uygun zemine çarpma, çarptırılma ileoluşabilecekleri, kol bölgesindekilerin bu bölgelerden sıkıca kavranması ileoluşabilecek nitelikte olduğu, tüm lezyonların tanımlanan nitelikleriitibarıyla 13.08.2005 tarihi ile uyumlu olduğu, ancak kesin oluş günü vesaatinin mevcut verilerle tıbben söylenemediği oy birliği ile mütalaa olunur.”
15. 18/2/2015 tarihinde Mahkeme, sanık K.K., T.K. ve Ş.A.nın 26/9/2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca işkence suçundan 2 yıl 6 ayhapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 1 yıl 3 ay memuriyetten yoksunbırakılmasına oyçokluğuyla karar vermiştir. Muhalif hâkim, eylemin kastenyaralama suçunu oluşturduğu görüşündedir.
16. Gerek sanıklar ve gerekse katılan (başvurucu) tarafındantemyiz edilen hüküm incelenmek üzere Yargıtay’dadır.
17. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 5237 sayılı Kanun’un"İşkence" kenar başlıklı 94. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Birkişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acıçekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yolaçacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
B. Uluslararası Hukuk
19. Devletin bireylerin maddi ve manevi varlıklarını korumayükümlülüğü sadece esasa ilişkin olmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir.Usule ilişkin yükümlülükler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme)düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıp etkili ve uygulanabilirolmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polis veya diğer kamugörevlileri tarafından ihlal edildiği ileri sürülen kötü muamele yasağıiddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel ve mutlak niteliğinerağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devlet görevlilerinincezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov vediğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000,§§ 131-136).
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarınınetkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’niniçtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanınbağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamlarıntitizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§73; Çelik ve İmret/Türkiye,B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
21. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini,ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
22. AİHM, gözaltında darpla ilgili olarak takriben dokuz yılsonra polis memurları hakkında verilen beraat kararının başvuru konusuyapıldığı olayda, başvuranların kötü muamele vakasının gerçekleşme koşullarınıtespit etmeye imkân veren delillerin toplanmasını ve genel olarak soruşturmanınözenli bir şekilde yürütüldüğünü de gözönündebulundurarak ceza yargılamasının süresinin uzunluğunun tek başına söz konususoruşturmanın etkinlikten yoksun olduğunu söylemek için yeterli olamayacağıkanaatine vararak açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvuruyu kabuledilemez bulmuştur (Erol Volkan İldem vediğerleri/Türkiye (k.k.), 17820/11,16/1/2018).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu; infaz koruma memurları tarafından darbedildiğini, sırtında sigara söndürüldüğünü, on yıldanfazla bir süre geçmesine karşın dosyanın derdest olduğunu, kötü muameleyargılamasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek kötü muamele yasağı ileadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekenbaşvuru konusu kararın henüz kesinleşmemesinden dolayı başvuru yollarınıntüketilmesi meselesinin değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş; yargılamanınuzun sürmesinin başlı başına etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal etmeyeceğinigösteren Erol Volkan İldem vediğerleri/Türkiye kararına atıf yapmıştır.
26. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında, yargılamanınmakul sürede bitirilmeyerek kötü muamele vakasının örtbas edilmeyeçalışıldığını, kötü muamele faillerinin hâlihazırda görevlerinin başındaolduğunu, sorun yaşamadan terfi etmelerinin işkencenin ödüllendirilmesi anlamıtaşıdığını, aradan geçen on üç yılın hukuki süreci sonlandırmaya yetmediğinibelirtmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
28. Anayasa'nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenarbaşlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevivarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
29. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yargılamanın makul süratte yürütülmemesi,kötü muamele yasağının etkili soruşturma usul yükümlülüğü kapsamındakaldığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrı bir değerlendirmeyapılmamıştır.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Derdest olan bir yargılamanın makul süratte tamamlanmadığıiddiasının doğası gereği başvuru yollarının tüketilmesine gerek olmadığındanBakanlığın bu yöndeki kabul edilemezlik görüşü isabetli görülmemiştir.
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
32. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyinAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığınailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmîbir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konususaldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak vefaillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, olanaklı olmazsa kötü muameleyasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamelefaillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismaretmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 110, 111).
33. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119).
34. Mahkemelerin özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayınzamanaşımına uğramaması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf etmeleri ve tümaraçlara başvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davasısöz konusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt,eşitlik ilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temelbir unsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşıgösterilecek her türlü hoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 120)
b. İlkelerin OlayaUygulanması
35. Bakanlık görüşünde, AİHM’nin Erol Volkan İldem ve diğerleri/Türkiye kararına atıftabulunularak diğer konularda etkisiz olmayan bir soruşturmada yargılamasürecinin uzunluğunun tek başına sorun teşkil etmeyebileceği bildirilmiştir.
36. Yargılamanın dokuz yıl sürmesinin AİHM tarafından ihlalsebebi olarak görülmediği bu olayda; usul yükümlülüğünün soruşturmada atılanadımların yeterliliği, mağdurun katılımı, soruşturmanın bağımsızlığı ve makulhızda yürütülmesi gibi birçok önemli değişkene dayandığına, birbirleriylebağlantılı olan bu değişkenler beraber ele alındığında bunların soruşturmanınetkinlik düzeyinin değerlendirilmesine olanak sağladığına işaret etmiştir.Soruşturmanın derhâl başlatılması, elverişli delillerin toplanmış olması,davanın zamanaşımına uğramaması, başvurucuların gözaltında kötü muameleye maruzkalmış olabileceklerini tespit etmeye imkân veren hiçbir delil bulunmamasının-başka bir anlatımla soruşturmanın genel olarak özenli yürütülmesi- da dikkatealındığı vurgulanmalıdır (ayrıntılar için bkz. ErolVolkan İldem ve diğerleri/Türkiye, § 58).
37. Başvurunun dayanağını teşkil eden kötü muamele iddiasınailişkin olarak yapılan yargılamada Yargıtayın bozmailamı doğrultusunda infaz koruma memurlarının mahkûmiyetine karar verilmesi, AİHM’in anılan içtihadının somut olayda uygulamakabiliyetinin bulunmadığını göstermektedir. Dahası anılan içtihada konu olayda Yargıtayca onanarak kesinleşmiş ve tamamlanmış bir yargısürecine karşı başvuruda bulunulmuştur. Eldeki başvuru ise derdesttir.
38. Soruşturmanın etkililiği meselesinin incelenmesindeöncelikle soruşturmaya başlandığı anda başvurucunun iddialarının savunulabilirdüzeyde olup olmadığı ve buna göre soruşturmanın seyrinin uygun bir şekildeyönlendirilip yönlendirilmediği tespit edilmelidir.
39. Başvurucunun adli muayenesinde vücudunun muhtelif yerlerindetespit edilen yoğun ekimoz ve sigara yanığı bulgularıile bunların bir kısmının kişinin bizzat kendisi tarafından oluşturulmasınınmümkün bulunmadığı yönündeki ATK 2. İhtisas Kurulunun raporu başvurucununiddialarını savunulabilir mahiyete büründürmüştür. Savunulabilir iddiadeğerlendirmesinde fiziki bulgular bakımından doktor raporlarının anahtar rolesahip olduğunun altı çizilmelidir. Mahkemece verilen mahkûmiyet kararı da-henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte- iddiaların savunulabilirlikseviyesine eriştiğini gösteren bir olgudur.
40. Bu aşamadan sonra kamu makamlarına düşen görev, buiddiaların mahiyetiyle bağdaşan nitelikteki delilleri toplamaktır. Bu düzlemdeilk derece yargı mercileri tanıkları dinlemiş, kamera görüntülerininçözümlemesini yaptırmış ve ATK’dan rapor aldırmıştır.
41. Öte yandan 13/8/2005 tarihinde meydana geldiği öne sürülenkötü muameleden dolayı 15/9/2005 tarihinde açılan kamu davasında ilk derecemahkemesi 20/12/2006 tarihinde delil yetersizliğinden dolayı beraat kararıvermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen beraat kararı yaklaşık beş yılsonra 2/12/2011 tarihinde Yargıtayca incelenerek üçsanık yönünden kısmen bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılamadaözellikle ATK’dan başvurucunun raporununaldırılmasının gecikmesi nedeniyle ancak üç yıl sonra 18/2/2015 tarihindesanıkların mahkûmiyetine karar verilmiştir. Temyiz edilen dosya yaklaşık dörtyıldır Yargıtayda derdest durumdadır. Buna göreolayın üzerinden geçen on üç yıla rağmen iddia konusu kötü muamele vakasındakesinleşmiş bir karar verilememiştir.
42. Hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınniteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olay çok da karmaşık bir görünümarz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutum veusule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsur dagözlenmediğinden on üç yıllık yargı süresinde makul olmayan bir gecikme sözkonusudur.
43. Özellikle temyiz talepleri sonrasında kayda değer hiçbir gerekçebulunmadan ilk temyiz sürecinin beş, ikincisinin dört yıl sürmesi soruşturmanınmakul özen ve hız içinde tamamlanamamasında önemli rol oynamıştır.
44. Yapılan bu tespitler bütünsel olarak değerlendirildiğindeözellikle temyiz aşamasında yaşanan gecikmeler nedeniyle on üç yıldır sürenyargılamada -kararın sonucunun ne olduğundan bağımsız olarak- başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği dikkate alındığındaözelde başvurucunun ve genel olarak da toplumdaki diğer bireylerin hukukunüstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve kamu görevlilerinden kaynaklanankötü muamele olaylarına kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesiaçısından yeterli hız ve özenle yürütülmeyerek etkili bir yargısal tepkiverilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kötü muamele yasağının makul sürat ve özenle yargılama usulyükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
47. Başvurucu, miktar belirtmeksizin tazminat talebindebulunmuştur.
48. Somut olayda, kötü muamele yasağının makul sürat ve özenleyargılama usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
49. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muameleyasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D.226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin İzmir 5. Ağır Ceza MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin dosyanın temyiz incelemesi içinbeklediği Yargıtay ilgili ceza dairesine GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.