TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM TÜRKEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/632)
Karar Tarihi: 23/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Adem TÜRKEL
Vekili
:
Av. Halil Tuncer ERGÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Afyonkarahisar Aile Mahkemesi hâkimi olarak görevyapmakta iken 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe teşebbüsünden sonra AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğudeğerlendirilerek Fetullahçı Terör Örgütü/ParalelDevlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) hiyerarşik yapılanmasında yer aldığıiddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmıştır.
7. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016tarihinde de meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.
8. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıylagörevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündekiyazısı üzerine Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
9. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerineAfyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliği 17/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkındayürütülen soruşturmaya ilişkin olarak müdafiinin vetarafların dosya içeriğini incelemesinin veya belgelerden örnek almasınınsoruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihlive 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca kısıtlanmasına karar vermiştir.
10. Başvurucu 17/7/2016 tarihinde Savcılıkta müdafiininde hazır bulunmasıyla verdiği ifadesinde"Ben öncelikle atılı suçun maddi ve manevi unsurları ile fiil ile aramdakurulan uygun illiyet bağının nasıl olduğu hakkında bilgi almak istiyorum... Bukapsamda atılı suçun benimle ilişkilendirilen delillerin ne olduğunu bilmekbenim en doğal hakkımdır... Sırf örgüt üyesi olduğum iddia edilerek suçluolduğumun kabul edilmesi mümkün değildir. Zira silahlı terör örgütü olarakadlandırılan yapıya ilişkin üyeliğimin somut olarak ortaya konması gerekir...15/7/2016 olarak tarafıma gösterilen suç tarihinde izinli olup benim bu darbeteşebbüsündeki rolümün ne olduğunun bana söylenmesi gerekir... Hakkımdaki vetarafıma savcılık makamınca verilen bilgi çerçevesinde TCK 314/2 maddesindeyazılı olan örgüte üye olma ile ilgili somut bir bilgi, belge ya da delilolmadığını anlamış durumdayım. Somut mahiyette bir delil ortaya konulmaksızınsadece oluşturulan bir liste çerçevesinde silahlı terör örgütü üyesi olduğumiddiasını asla ve kata kabul etmiyorum... Şahsım hakkında en ufak şüpheuyandıracak bir durum olmadığından tutuklanmaya sevk olmaksızın savcılık makamıtarafından serbest bırakılmayı talep ediyorum." şeklindebeyanda bulunmuştur.
11. Başvurucu 17/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyleAfyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevkyazısında, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğubelirtilmiştir.
12. Başvurucu, sorgusunda "Hakkımdakiiddialar ile ilgili Afyonkarahisar C. Başsavcılığında ifade vermiştim, ifademiaynen tekrar ederim,C. Savcılığında da tarafıma isnatedilen fiille ilgili öncelikle şahsımı söz konusu fiille yada isnat edilenTCK'nın 314/2 maddesinde yer alan Terör Örgütüne üyeliğimi gösterir delillerintarafıma sunulmasını istemiş isem de sadece bir isim listesinin yer aldığıbelge yada üst yazıya istinaden yakalama ve arama işlemlerinin yapıldığına dairbilgi sahibi oldum... Öncelikle Anayasanın 90. Maddesinin 5. Fıkrasınınyollamasıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. Maddesinde düzenlenen AdilYargılanma Hakkına dair maddenin lafzında yer alan şüpheliye yada sanığa isnatedilen fiillerle ilgili unsurların kendisine anlatılarak üzerine atılı suçu tümyönleriyle bilgilendirilmesi buna göre savunma alınması yasal zorunluluktur. Buhusus gerek AİHM'nin yerleşmiş içtihatları ile de sabittir, kaldı ki Ulusalmahkemelerde anılan Sözleşmenin 6. Maddesindeki hükümle bağlantılı olarak CMK'nun ilgili maddesinde de benzer düzenlenmeler olduğunuhâkimliğinizce de malumdur... Evleviyetle hukukun genel prensiplerinden olandaha doğrusu maddi ceza hukukunun ana unsurlarından olan bazı şartların mutlaksuretle şüpheli yada sanık hakkında değerlendirilme yapılması gerekir, budoğrultuda hukuk fakültelerinden itibaren maddi ceza hukukuna dair anlatılansuçun maddi unsuru, manevi unsuru, uygun illiyet bağı ve netice gibi şartlarıntüm yönleriyle ortaya konulması izahtan varestedir. Hal böyle iken iddia edilenFETÖ Terör Örgütünün üyesi olduğuma dair itham ile ilgili herhangi bir yukarıdada bahsedilen genel çerçeve ve şartlar kapsamında bir değerlendirme olmaksızınsadece talimata konu evraka iliştirilen isim listesinde adıma yer verilerek TCK'nun 314/2 maddesi kapsamında hakkımda isnat edilenterör örgütüne üyeliği kabul etmiyorum... Öte yandan hakkımda tanzim edilenyakalama kararında suç tarihi itibariyle 15/07/2016 tarihi olduğuanlaşılmaktadır, bahse konu tarihte şahsım izinli olup, darbe teşebbüsünüherkes gibi bizler de ulusal, görsel ve yazılı basından hayretle ve ibretlegecenin geç saatlerine kadar izlemiş bulunmaktayım, darbenin her türlüsüne birhukukçu olarak, bunun da ötesinde 13 yıllık yargı mensubu olarak görev yapmışolduğum resmi kayıtlarda mevcuttur, dolayısıyla Anayasa'nın 2. Maddesindebelirtilen hukuk devleti ilkesine gönülden inanmış, ve bu doğrultuda söz konusugörev sürem boyunca yine Anayasa'nın 9. Maddesi ile tarafıma verilen yargıyetkisinin aklımın ve izanımın yettiği kadarıyla tüm samimi çalışmalarımlakullanmaya çalıştım, bu çalışmama konu tüm kayıtlar yada dosyalar devletinresmi arşivindedir, bu dosyalar şahsımın yaptığı görev ile ilgili en güçlüdelillerdir, dolayısıyla darbenin her türlüsüne her zaman karşı oldum ve geçmişteyaşanan darbelere ve yapanlara her zaman lanetlemiş birisi olarak 15/07/2016tarihinde ne olduğu belirsiz cunta tarafından yapılmak istenilen darbeteşebbüsünü aynı niyetlerle lanetlemiş bulunmaktayım ve lanetliyorum... Yineyargı yetkisinin Türk Milleti adına kullanan bir hâkim olarak şahsıma isnatedilen TCK'nın 314/2 maddesindeki terör örgütü üyesi şahsımı son derece rencideettiği muhakkaktır, zira yapılmak istenilen darbenin emir komuta zinciriiçerisinde görevimin gereği mümkün bulunmamaktadır, hakkımda TCK'nun 309 ve 314. Maddelerindeki suçlara dair nasıl birbağlantı kurulduğunu anlamakta zorlanıyorum, dosyada mahkemenizce ve C.Savcılığınca isnat edilen suç ile ilgili herhangi bir bilgi, belge, delil yada CMK'nun 100. Maddesinde düzenlenen tutuklamayı gerektirenşartları gösteren bir şüphe dahi bulunmamaktadır... Darbe teşebbüsünün olduğudönemde yıllık iznimi kullanmak üzere memleketim Gümüşhane ili, Kelkitilçesinde yukarıda bahsettiğim üzere yazılı ve görsel basından takip ettim,sonrasında HSYK'nın yıllık izinleri iptal etmesiüzerine 13 saat yol alarak 1.000 Kmyi aşkın mesafedenve hakkımdaki tasarrufu da yolda gelirken öğrenmiş olmama rağmen dün gece saat00:00 'da evime geldim, 2 saatlik uykudan sonra görevlilerin gelerek arama, elkoyma ve gözaltı kararlarına müteakiben şu an bugünden gecenin ilerleyensaatlerine hiçbir somut delile dayanmayan sadece bir listeye bağlı tutuklamatalebinin mahkemenizin inandığım vicdanına havale ederek kaçma şüphesininbulunmadığı, kaldı ki böyle bir niyetim olmuş olsa yolda güzergahımı farklı biryere çevirmem mümkün iken buraya gelerek şu an huzurunuzdayım... CMK'nun 100. Maddesinde düzenlenen tutuklama koşullarınınmakul şüphe de dahil herhangi bir en ufak bir şüphe uyandıracak durumolmadığından serbest bırakılma kararı verilmesini yüce mahkemenizden talepediyorum, aksi kanaatte ise yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol kararı ileserbest bırakılmamı talep ediyorum. " şeklinde beyandabulunmuştur.
13. Başvurucu, Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/7/2016tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin üzerlerineatılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevut delildurumu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarı, HSYK 2. Dairesi'ninşüpheliler hakkında düzenlemiş olduğu FetullahçıTerör Örgütü üyesi olmaktan dolayı 16/07/2016 tarihli hâkimlikten açığa alınmakararı bulunduğu, soruşturmaya konu suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalogsuçlardan olduğu, suç için öngörülen cezanın alt ve üst haddi, verilmesimuhtemel ceza, dosya kapsamında şüphelilerin isnat edilen eylemleriişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesi ve deliller altında olduğu kanaatinevarılması, delillerin tam olarak toplanmamış olması, bu nedenle şüphelilerinkişiler üzerinde baskı girişiminde bulunması hususlarında ve bu kapsamdadelillerin karartılma şüphesinin mevcudiyeti, soruşturma dosyasının bütünhaliyle elde edilen bulgular bakımından mevcut deliller ile ilişkilendirilmişolması, nazara alınarak şüpheliler; ...Adem TÜRKEL'in2802 Sayılı hâkimler ve Savcılar Kanunun 94. maddesi atfıyla CMK 100 ve devamı maddelerigereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına [karar verildi]."
14. Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararındakinebenzer gerekçelerle 8/9/2016 tarihinde tutukluluğun devamına karar vermiştir.
15. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Bolvadin Sulh CezaHâkimliğinin 25/9/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin üzerlerine atılı 5271sayılı 314/2. Maddesinde yer alan örgüte üye olma suçunu işlediklerine dair,hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 2. Ve 3. Dairesinin 16/07/2016 tarihlikararları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16/07/2016 tarihli yazıları vesoruşturma dosyası, birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin üzerine atılısuçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olgularınbulunması, atılı suçun 5271 sayılı CMK'nun 100/3-11.Maddesinde sayılan suçlardan olması, bu nedenle aynı kanunun 100/3. Maddesigereğince tutuklama nedeninin varlığının kabul edilebileceği, delillerin buaşamada henüz tam olarak toplanmamış oluşu, atılı suç için kanunda görülencezanın alt ve üst sınırı nedeniyle adli kontrol hüküm tedbirinin yetersizkalacağı şüphelilerin üzerine atılı suçun niteliği gereğince henüz toplanmayandelillerin karartma şüphesinin bulunması ayrı ayrı dikkate alınarak itirazlarınreddine karar vermek gerekmiştir."
16. Başvurucu itirazın reddi kararını 26/9/2016 tarihindeöğrenmiş ve 26/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı; darbeye teşebbüseyleminin Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentini, millî iradenin temsil yeri olanTürkiye Büyük Millet Meclisini ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile devletinistihbarat ve kolluk güçlerini hedef aldığını, terör eyleminin örgütün kamudayapılanmış mensupları tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenlerlesoruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğinibelirterek 18/10/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 7. maddesiyle 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanunu'nun 93. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçlarıhakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğubölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına aitolduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 11/1/2017 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
19. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 9/1/2018 tarihli iddianameile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.
20. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yeraldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyleözetlenebilir:
- Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize SuçlarlaMücadele Şube Müdürlüğünce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 12/5/2017 tarihliBylock Tespit Tutanağı'nda, ByLock abonelistesinin 108.300'üncü satırında başvurucunun kaydının olduğu belirtilmiştir.
- 2/8/2016 tarihinde kimliği belirsiz bir kişi tarafındanyapılan ihbarda başvurucunun FETÖ ile bağlantısının olduğu bildirilmiştir.
- Şüpheli sıfatıyla 22/8/2016 tarihinde ifadesi alınan A.B. adlışahıs; mezun olduktan sonra başvurucunun da dâhil olduğu dönem arkadaşlarıylagrup oluşturduklarını, farklı yerlerde görev yaptıkları hâlde senede bir defabir araya geldiklerini, bu görüşmelerde FetullahGülen'e ait kitapların okunduğunu, bu toplantıların görev yaptıkları yerde veevlerinde yapıldığını, başvurucuyla 2009-2010 yıllarında FetullahGülen mensuplarının oluşturduğu kamplarda buluştuklarını ve başvurucunun ogrubun abisi olduğunu ileri sürmüştür.
- Aynı şahıs 17/8/2016 tarihinde alınan ifadesinde başvurucununFETÖ/PDY üyesi olduğunu belirtmiştir.
- Şüpheli sıfatıyla 18/1/2017 tarihinde ifadesi alınan H.A. vetanık sıfatıyla 4/12/2016 tarihinde ifadesi alınan B.B., başvurucunun sohbettoplantılarına katıldığını ifade etmiştir.
- Başvurucunun FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında kapatılankurumlardan olan Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğine üyelik kaydınınbulunduğu ve üyeliğinin aktif olarak devam ettiği belirtilmiştir.
-Şüpheli sıfatıyla 16/8/2016 tarihinde ifadesi alınan G.T. vetanık sıfatıyla 19/8/2016 tarihinde ifadesi alınan Ş.S., başvurucunun HSYKseçimleri sırasında bağımsız aday olarak lanse edilen FETÖ/PDY'yeait listeyi desteklemesi için kendisini aradığını ileri sürmüştür.
- Hızlı Veri Toplama Sistemi (HTS) bilirkişi raporunda, hakkındaFETÖ/PDY'ye üye olma suçu kapsamında işlem yapılankişilerle başvurucunun görüşmeler yaptığı iddia edilmiştir.
21. Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi 22/1/2018 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, E.2018/41 sayılı dosyaüzerinden tutuklu olarak sürdürülmüştür.
22. Yapılan yargılama sonucunda Antalya 10. Ağır CezaMahkemesinin 20/9/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüneüye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
" Sanığın ByLockhaberleşme programı kullanıcısı olduğuna dair 07/02/2017 tarihli araştırmatutanağı ,CGNAT bilgileri, tanık beyanları, araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamıbirlikte değerlendirildiğinde, hakkında soruşturma başlamadan önce hâkim olarakgörev yapan sanığın teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi,kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütmensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen kriptolu iletişim ağı ByLock iletişim sistemini, adına kayıtlı 0505... nolu hattan kullandığının anlaşıldığı, sanığın bu programaCGNAT bilgilerine göre 46.....numaralı hedef IP ve 443numaralı hedef porttan27/08/2014-04/10/2014 tarihleri arasında, farklı yerlerde bağlandığı ve toplam100 kez telefonun sinyal verdiği , sanığın bylockbağlantı sinyal alınan yerlerin sanığın HTS kayıtlarıyla uyumlu olduğununanlaşıldığı, sanığın savunmasında sinyal alınan yerlerden Gelibolu'da dahaevvel çalıştığını, Gümüşhane'nin memleketi olan yer olduğunu, İstanbul'da kızkardeşinin yaşadığını, Konya ve Ödemiş'ten geçmişliği olduğunu beyan ettiği, buşekilde sanığın Bylock programının FETÖ/PDY nin gizli haberleşme aracı olma özelliğini bilerekkullandığı, örgütün hiyerarşisine dahil olduğu , yine tanık B.B.ninbeyanında kendisinin de sanığın dahâkimlik stajısırasında cemaatin staj evlerinde kaldığını, T3 grubunda olduklarını, grupabilerinin C.N. olduğunu, 15 günde bir toplandıklarını, bu toplantılardakendisinin de sanığın da himmet verdiğini, kendisiyle yaklaşk1 yıl aynı grupta olduklarını, bu yapıdan olmayan birisinin bu gruplarakatılmasının, evlerde kalmasının mümkün olmadığını belirttiği, tanık H.Ç.beyanında 1996-2000 yılları arasında üniversiteyi okuduğu dönemde FETÖ'ye ait Herkül yurdundakaldığını, yurtta kalan öğrencilere Hilal Apartmanında bir dairede sohbet verildiğini,bu sohbette dini sohbetler yapıldığını, FetullahGülen kitapları okunduğunu, sanığı da bu sohbetlerde gördüğünü ve teşhisettiğini belirttiği, tanık Ş.S. beyanında sanığın HSYK seçim sürecinde o dönembağımsız adaylar olarak lanse edilen paralel yapıya ait listeyi desteklediğinisöylediğini, kendisinin YBP yi desteklediğinisöyleyince o zaman seninle uğraşmak lazım şeklinde cevap verdiğini, daha sonratekrar arayarak görüşünü değiştirmeyecek misin şeklinde sorduğunu belirttiği,tanık A.B. beyanında sanığı 2003 staj döneminden beri tanıdığını, stajdöneminde cemaat içerisinde abi olarak faaliyet yürüttüğünü, kendi kaldığıcemaat evinde toplantılar yaptığını, ayrıca kendi dönem grubunun da abiliğiniyaptığını, sanığın da katıldığı dönem toplantıları yapıldığını, en son 2010Mayısta bu toplantıya katıldğın, sanığın cematçiler sayesinde Amerika'ya da gittiğini, kendisinin2014 yılında bu yapıyla bağını kopardığını, daha sonradan sanığın kendisiylegörüşmek istediğinde bulunduğunu belirttiği, tanık G.T. beyanında 2014 HSYKseçimleri öncesinde adliyeye ziyaretine geldiğini, sözü HSYK seçimlerinegetirip hükümetin yargıyı ele geçirmeye çalıştığından bahsettiğini, bağımsızadaylara oy vermenin daha doğru olacağını söylediğini belirttiği, mahkememizcebeyanı alınamayan ancak müdaifinin hazır olduğukolluk ifadesi bulunan Halil Iışklar mahkememizceitibar edilen kolluk beyanında sanığın FETÖ' de grup başkanı olduğunubelirttiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olduğu gerekçesiylekapatılan Yarsav derneğine üye olduğu, bu husuların da sanığın örgüt üyeliğini destekler mahiyetteolduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile öğrencilik yıllarındatanıştığı, öğrenci evlerinde ve gizli staj evlerinde abilik yaptığı, mesleğebaşladıktan sonra örgütün toplantılarına katılıp himmet verdiği, grupsorumluluğu yaptığı, HSYK seçimleri sırasında sözde bağımsız, gerçekte FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü üyelerinin adayları için destek toplama faaliyetiyürüttüğü, T3 grubuna dahil olduğu, örgütün gizli kriptolu haberleşme programı bylocku kullandığı, bu şekilde örgütün hiyerarşisine dahilolup örgütle organik bağ kurduğu, eylemlerinin süreklilik ve devamlılık arzettiği anlaşılmış[tır]."
23. Dosya, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf kanun yolunda derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tanımlar"kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesialtında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibarenhükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
...
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilercesuç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüylebaşlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileriveya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarakdinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veyamahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarakdinlenmesini,
...
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilinişlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafındantakip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini göstereneşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
...
İfade eder."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
27. 5271 sayılı Kanun'un"Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı161. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
"Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312,313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenensuçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bileCumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır."
28. 6/9/2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
29. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör tanımı" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünübozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devletotoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak vehürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veyagenel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafındangirişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."
30. 3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçlusu" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Birinci maddede belirlenen amaçlaraulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlardoğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanansuçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adınasuç işleyenler de terör suçlusu sayılır."
31. 3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçları" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasındayazılı suçlar, terör suçlarıdır."
32. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçlarıişleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veyaadlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
33. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanun'un "Sulh cezahâkimliği" kenar başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâllersaklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesigerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazlarıincelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur."
34. 5235 sayılı Kanun'un"Ağır ceza mahkemesinin görevi" kenar başlıklı 12.maddesinin birinci cümlesi şöyledir:
"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâllersaklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m.250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m.158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap DördüncüKısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324,325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihlive 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıylaaçılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldanfazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağırceza mahkemeleri görevlidir."
35. 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu'nun "Ağır ceza mahkemesiningörevine giren suçüstü hâlleri" kenar başlıklı 94. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Hazırlıksoruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yürütülür.
Bu halde durumun hemen Adalet Bakanlığınabildirilmesi zorunludur. "
36. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017 tarihli veE.2017/YYB-997, K.2017/404 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gerekenkonu, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi arasındaoluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkindir.
...
Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözümekavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve bu kavramlarailişkin yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nun2. maddesinde tanımlanan 'soruşturma' ve 'kovuşturma'nınyürütülmesine ilişkin usul ve esasları içeren genel hükümler aynı Kanunda düzenlenmiş,suçun niteliği ile failin sıfatından kaynaklanan özel soruşturma usulleri ilekovuşturma makamlarının belirlenmesine ilişkin hükümler ise Anayasa ve ilgilikanunlarda ayrıca hüküm altına alınmıştır. Buna göre ana kural, soruşturmaişlemlerinin yürütülmesi ve kovuşturma makamlarının belirlenmesi açısındangenel hükümlerin uygulanması olup, bu husustaki özel hükümler ise; failinsıfatı ve/veya suçun niteliğine bağlı olarak, belirli ilkeler doğrultusunda vemevzuatta açıkça belirtilen istisnai hallerde uygulanmaktadır.
...
Hâkimler ve Savcılar Kanununda, hâkim veCumhuriyet savcılarının işledikleri suçlara ilişkin; 82 ila 92. maddeleriarasında 'görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlar', 93. maddesinde'kişisel suçlar' ve 94. maddesinde 'ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâlleri' olmak üzere üç farklı hâl öngörülmüştür.
...
Suçun 'ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâli' kapsamında işlenmesi durumunda uygulanacak soruşturma usulü iseaynı Kanunun 94. maddesinde hüküm altına alınmış olup, bu maddeye göre 'Ağırceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde hazırlık soruşturması genelhükümlere göre yapılır. Hazırlık soruşturması yetkili Cumhuriyet savcılarıtarafından bizzat yürütülür ...'
...
Hâkimler ve Savcılar Kanununun 94. maddesininuygulanma koşulları açısından ayrıca, ağır ceza mahkemesinin görevi ve suçüstükavramının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
...
... Yargıtayınistikrar bulan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere; mütemadi suçlardanolan silahlı terör örgütüne üye olma suçunda, daha önce örgütün kendisinifeshetmesi, kişinin örgütten ayrılması gibi bazı özel durumlar hariç olmaküzere kural olarak temadinin yakalanma ile kesileceği, dolayısıyla suçunişlendiği yer ve zaman diliminin buna göre belirlenmesi gerektiği, bu nedenlesilahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli konumunda bulunan hâkim veCumhuriyet savcıları yakalandıkları anda 'ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâli'nin mevcut olduğu ve 2802 sayılı Kanunun94. maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıanlaşılmaktadır.
...
... millet iradesine dayalı demokratik rejimikoruma amacıyla düzenlenen dava konusu suçların, herhangi bir kamu göreviylebağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenmesi zorunlu olmadığı gibi, 'özgüsuç' niteliği taşımayan bu suçlar açısından failin memur olmasının kurucu unsurda olmadığı, sanık hakkındaki iddianamede ... sanığın kişisel irade veeylemleriyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu, Cumhuriyet savcılığısıfatından bağımsız olarak, özünde anılan örgütün üyesi sıfatıyla ve örgütüyeliğinden kaynaklanan hiyerarşi içerisinde hareket ederek örgütün TürkiyeCumhuriyeti Devleti'nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeye yönelik herhangibir kamu göreviyle bağdaşmayan nihâi amacına ulaşmakiçin bir süreç ve basamak olarak gördüğü yargısal mekanizmalara egemen olmafaaliyetleri kapsamında özel yetkili Cumhuriyet savcılığına yerleştirildiği,örgütsel amaçların gerçekleştirilmesine yönelik örgütsel motivasyon ile hareketederek örgüt adına çalışmalar yaptığı, böylece örgüt faaliyeti kapsamındaişlendiği belirtilen dava konusu suçlara iştirak ettiğine dair nitelendirme ilekamu davası açıldığı, bu nedenle sanığın eylemlerinin kişisel suç olarak kabulügerektiği ... dikkate alınarak açıklanan sebeplerle Yargıtay 16. CezaDairesinin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir.
..."
37. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/4/2015 tarihli veE.2015/1069, K.2015/840 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"Silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı birörgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarakörgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bubakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareketedilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği andatamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir ..."
38. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 6/4/2016 tarihli veE.2015/7367, K.2016/2130 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"Mütemadi suçlardan olan silahlı terörörgütüne üye olma suçunda temadinin yakalanma ile kesileceği, örgüte katılmatarihi ile yakalanma tarihi arasında silahlı terör örgütünün amaçladığı suçugerçekleştirmeye elverişli olan ve vahamet arz eden eylemlerin gerçekleşmesihalinde tüm eylemlerin geçitli suça ilişkin kurallar ile fikri içtima hükümleride nazara alınıp hukuken birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu [anlaşılmıştır]..."
39. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18/7/2017 tarihli veE.2016/7162, K.2017/4786 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"Örgüt Üyeliği:
TCK 220/2 maddede düzenlenmiştir.
...
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütünhiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerinegetirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir.Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücünemrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurupfaaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir vetalimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğinen önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgütyöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancakörgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisidahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyetduygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
...
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması içinörgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez isede örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedenselbir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir.Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam edenyoğunluk aranır.
...
Temadi eden suçlardan olan örgüt üyeliği,hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar tek suç sayılır. Örgüt üyeliği,yakalanma, örgütün dağılması, örgütten ihraç ya da kendiliğinden örgüttenayrılma gibi sebeplerden sona erer. Yakalanmayan sanık hakkında düzenleneniddianame temadi eden suç için hukuki kesinti oluşturmaz ...
...
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerekkatılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçasıolmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üyeolan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemekamacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiylehareket etmelidir ...
Tüm faillerin kastının suç işlemek amacıylakurulmuş bir örgüte katılmak olması gerekirken hepsinin de aynı suçları işlemekamacında olması gerekmez. Bir oluşuma dahil olan kişinin bu oluşumun suçişlemek amacında olduğunun bilincinde olması aranır.
...
Terör Örgütü Kurma Yönetme ve Üye OlmaSuçları:
TCK'nın 314. maddesi bakımından; bir oluşumun,bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nın 220.maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı içingerekli koşullar yanında, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım,dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları 'amaç suç' olarak işlemeküzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecedesilahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunmasıgerekir. Bu suçu, TCK'nın 220.maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemliölçüt budur.
..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
40. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve görevindenkaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan bir mahkemetarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını,tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin nedenyetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
42. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
43. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
44. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
45. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaşhukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşamahakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan,düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkemekararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
46. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme, Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191). Mahkeme ayrıca 15 Temmuz darbeteşebbüsü sonrasında olağanüstü hâl ilanına dair usule ilişkin süreçlertamamlanıncaya kadar kamu otoritelerinin aldığı tedbir ve önlemlerin temel hakve özgürlükler üzerindeki etkisinin de Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındaincelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 241).
47. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
48. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındayapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınbaşta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; SelçukÖzdemir, § 58).
b. Genel İlkeler
49. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Metin Evecen,B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
50. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
51. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
52. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da hâkimlerleilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayetedilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
53. Tutuklama kararı veren Hâkimlikçe 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesine dayanılmıştır (bkz. § 13). 2802 sayılı Kanun'a göre suçun "ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâli" kapsamında işlenmesi durumunda uygulanacak soruşturmausulü Kanun'un 94. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre "Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Hazırlıksoruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yürütülür. Bu haldedurumun hemen Adalet Bakanlığına bildirilmesi zorunludur." Benzeryönde diğer bir düzenleme de 5271 sayılı Kanun'un 161. maddesinin (8) numaralıfıkrasında yer alan "Türk CezaKanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncımaddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayıişlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.01.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milliİstihbarat Teşkilatı Kanununun 26. maddesi hükmü saklıdır."şeklindeki hükümdür. 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesinin uygulanma koşullarıaçısından ayrıca ağır ceza mahkemesinin görevi ve suçüstü kavramının dadeğerlendirilmesi gerekmektedir.
54. Başvurucuya isnat edilen ve 5237 sayılı Kanun'un 314.maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunun ağır cezalık(ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan) suçlardan olduğu hususundakuşku bulunmadığı gibi başvurucunun da aksi yönde bir iddiası yoktur.
55. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (bkz. §§ 37- 39. Aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli veE.2007/2495, K.2007/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626sayılı; 6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. CezaDairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
56. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu; darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. CezaDairesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkinkararında, anılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnatedilen suçların kişisel suç olduğuna da değinerek ağır ceza mahkemesiningörevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir (bkz. § 36. Aynıdoğrultudaki kararlar için -diğerleri arasından- bkz. Yargıtay Ceza GenelKurulunun 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-996, K.2017/403 sayılı; 10/10/2017tarihli ve E.2017/YYB-998, K.2017/388 sayılı kararları).
57. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkimin (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161) darbe teşebbüsü öncesinde -görevleriylebağlantılı eylemler dolayısıyla- işledikleri ileri sürülen silahlı terör örgütü(FETÖ/PDY) üyesi olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkûmiyetineilişkin olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıylaverilen hükmün temyiz incelemesi sırasında bu kişiler tarafından ileri sürülen"hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ağırcezayı gerektiren suçüstü hâli hariç yakalanamayacakları, sorguyaçekilemeyecekleri ve tutuklanamayacakları kuralının ihlal edildiği, olaydasuçüstü hâlinin de bulunmadığı" yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrarbulan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olansilahlı terör örgütüne üye olma suçunda, daha önce örgütün kendisinifeshetmesi, kişinin örgütten ayrılması gibi bazı özel durumlar hariç olmaküzere kural olarak temadinin yakalanmayla kesileceği, dolayısıyla suçun işlendiğiyer ve zaman diliminin buna göre belirlenmesi gerektiği, bu nedenle silahlıterör örgütüne üye olma suçundan şüpheli konumunda bulunan hâkim ve Cumhuriyetsavcıları yakalandıkları anda ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühalinin mevcut olduğu" değerlendirmesinde bulunmuş ve buhusustaki temyiz itirazlarını kabul etmemiştir.
58. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sırasında (16/7/2016 tarihinde) gözaltına alınıpdarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönündesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temeldenyoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkiliyargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Budurumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğincetutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir.
59. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun kanunaaykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
60. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
61. Başvurucu hakkında verilen tutuklama ve tutukluluğa itirazınreddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somutdelillerin olduğu belirtilerek özellikle şüpheli beyanlarına atıf yapılmış,ayrıca başvurucunun HSYK tarafından görevden uzaklaştırıldığına değinilmiştir(bkz. § 13).
62. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ve mahkûmiyetkararında, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığıifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.
63. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74). Öte yandansoruşturma ve kovuşturma aşamalarında ifadeleri alınan tanıkların başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarda bulundukları görülmektedir. Bu itibarla başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edilmesigerekmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi,Selçuk Özdemir kararında FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, §75. Benzer nitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabuledildiği bir diğer karar için bkz. MetinEvecen, § 58).
64. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
65. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§78).
66. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile bağlantılıkişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışındabarınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §272; Selçuk Özdemir, § 79).
67. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 28, 32) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
68. Somut olayda Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlıterör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasındaolmasına, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, delillerintoplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
69. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile AfyonkarahisarSulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
70. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
71. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlarolmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
72. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak gerekli olmadığı sonucuna varılması içinherhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
73. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığısöylenemeyecektir.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
75. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
76. Başvurucu; tutukluluğunun makul süreyi aştığını, şablon gerekçelerletutukluluğunun devam ettirildiğini, tutukluluğa itirazlarında ileri sürdüğügerekçeler irdelenmeden itirazlarının formül gerekçelerle reddedildiğinibelirterek Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
77. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özününtutukluluğun uzun süredir devam etmesine yönelik olduğu anlaşıldığından bubölümdeki iddiaların tamamının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamında incelenmesi gerekir.
78. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
79. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiveya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesincemahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27;Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609,8/3/2018, §§ 27-30).
80. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 20/9/2018 tarihindemahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğununmakul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehinetazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
81. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
82. Başvurucu, soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniylesuçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, tutukluluğa etkili birşekilde itiraz edemediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
83. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların bildirilmesigerektiği, ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalara esastüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, §§ 248-257).
84. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/MahkemeÖnüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
86. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin mahkeme önüneçıkarılmaksızın dosya üzerinden yapıldığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
87. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§ 17).
88. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 166-177).
89. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 29/3/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
90. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.