TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM YOLCU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/13454)
Karar Tarihi: 20/3/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucular
:
1. Adem YOLCU
2. Onur ÖZTÜRK
3. Yasin ŞİŞİK
Vekilleri
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin olarak açılandavada yerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 7/8/2015 ve 12/10/2015 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.
4. 2015/13450 ve 2015/16174 numaralı bireysel başvuru dosyaları,aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/13454 numaralıbireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2015/13454 numaralıbireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucular 2010 ve 2012 yılları arasında Astsubay MeslekYüksek Okulu bünyesinde eğitime başlamışlardır.
10. Başvurucuların güvenlik soruşturması ve sağlık koşullarıgibi gerekçelerle Astsubay Meslek Yüksek Okulu ile ilişiği kesilmiştir.
11. Başvurucular ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. AYİM verdiği kararlarla ilişikkesme işlemlerinin iptaline hükmetmiştir. İptal gerekçelerinde özetlebaşvurucuların ilişiğinin kesilmesine neden olan rahatsızlıkların GülhaneAskerî Tıp Akademisi Profesörler Kurulu tarafından düzenlenen rapor iledoğrulanmadığı ve ilişik kesilmesine yeter derecede somut bilgi, belgebulunmadığı ifade edilerek ilişik kesme işlemlerinin hukuka aykırı olduğusonucuna varılmıştır.
12. İptal kararı üzerine başvurucular Astsubay Meslek YüksekOkulu bünyesinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam etmiş ve mezun olarakastsubay çavuş rütbesiyle göreve başlamıştır.
13. Başvurucular göreve başlamalarının ardından hukukaaykırılığı yargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladıklarınıbelirterek bir yıl boyunca mahrum kaldıkları maaş ve özlük haklarına ilişkinzararın ödenmesi için Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuştur.
14. Başvurucuların bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnenreddedilmiştir.
15. Başvurucular zımnen ret işlemi üzerine AYİM nezdinde iptalve tazminat davası açmışlardır.
16. AYİM açılan davaları reddetmiştir.Retgerekçelerinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukukauygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin bir işleminden dolayı hizmetkusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kuralolarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifade edilmiştir. İdariişlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusuruna neden olmadığı; idariişlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırı olmasıhâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunoluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğu hatırlatılmıştır.Askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık, disiplinsizlik, güvenliksoruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarak gerçekleştiği ve buhususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebinin hukuka aykırı olduğununanlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsünün sona erdirilmesini sağlayanişleme karşı açılan davaların iptal kararları ile sonuçlandığı belirtilmiştir.Somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucunun başvurucuların eğitiminedöndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altı çizilmiştir. Başvurucularıntalebi kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşınödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesi yapılmaksızın bu talebinkarşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarakyeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceği ifade edilmiştir.Nihayetinde başvurucuların geç atanmasına bağlı olarak talep ettiği tazminatınkarşılanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılarak ret gerekçesioluşturulmuştur.
17. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemlerinin dereddedilmesinin ardından süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun "İdari davalar veyargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 21. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
" ... askeri hizmete ilişkin idari işlemve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesihalinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak AskeriYüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır ."
19. 1602 sayılı mülga Kanunu’nun "İptal ve tam yargı davaları" kenarbaşlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
" İlgililer, haklarını ihlal eden biridari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tamyargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibiilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğiveya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihindenitibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. "
2. AYİM Kararları
20. Ankara Beytepe Jandarma OkullarKomutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesmeişlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statüdışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararınödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"T.C.Anayasanın125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idareninsorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bumeselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idareninsorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerinedayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerinedayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için birzararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikteolması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.Davacının, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarruflaUzman Jandarma Okulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra görevebaşladığı maddi bir vakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenliksoruşturması sonucunu esas olarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi,idarenin hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarakhakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden dahasonra uzman jandarma çavuş nasbedilmek ve görevebaşlamak suretiyle statü dışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararınınidarece, hizmet kusuru esaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukukaaykırılığı Mahkememizce tespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyleemsallerinden geç mezun olan davacının, emsallerine göre mahrum kaldığıaylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki işleminin iptaline karar verilmesigerektiği sonucuna ulaşılmıştır."
21. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiğikesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geçatanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlükhaklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 15/5/2013tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulüne kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"İdari işlemden doğan tam yargıdavalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazminsorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinedayanmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerinihukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemdendolayı "hizmet kusuru"na dayalı olaraktazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığınvarlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukukkurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurununvarlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemleriniptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tambir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliğibulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konudabaskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımındanhukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olmasınedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalısorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusurunasebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğununbulunduğu yönündedir.
Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay MeslekYüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığımaddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idareninhizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkındatesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışındageçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarınagöre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespitedilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündekiişleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatineulaşılmıştır."
22. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihlive E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihlive E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar(bkz. § 23) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.
23. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemiyargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelereilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığımanevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Davacı hakkında tesis edilen ayırmaişlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıylahukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıylatespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğuaçıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıranve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğurankararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından öncekihukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreyeilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalıidareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.
...
İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem veızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencideolması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkiletmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara nedenolacağının kabulü gerekmektedir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasaylakurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından,hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarakmakul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeiçtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktaolup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmamasıanlamına gelir (S.S. BalıklıçeşmeBeldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:3573/05..., 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihatdeğişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkankararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmayailişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
26. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerinkorunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altınıçizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksekmahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran dahasağlam gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklıkarar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapmasorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §38).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
28. Başvurucular; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statüdışında geçen sürelerde uğranılan maddi zararlara ilişkin olarak AYİM nezdindeaçılan davalarda istikrarlı bir biçimde maddi tazminata hükmedildiğini,başvuruya konu yargılama sürecinde ise yeterli bir açıklamada bulunulmadan, makulbir gerekçe gösterilmeden içtihada aykırı karar verildiğini belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
31. Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİM tarafından, benzerdurumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 20, 23) farklı bir sonuca varıldığıaçıktır. Bununla birlikte, yargı kararı ile iptal edilen işlemler nedeniyleaçılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafından birbiriyle çelişenkararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığı ortayakonulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığının bulunduğusöylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'inbenzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine birdeğerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçebelirtmediği hususlarına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat istemininreddine ilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biriolan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
33.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli kararhakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
36.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesigerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulantüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarınınincelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
37.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
38.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
39. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukundinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlamakabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargıorganlarının takdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümün tatminkârbulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamalarıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları ihtimale dayalı vebirbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik veöngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumdayerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymalarıbeklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkankararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmayailişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,6/1/2015, §§ 53, 55, 64).
40. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda(Ercan Din, B. No: 2014/94,8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri,B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül vediğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik vebelirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanmasıhususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda dahaönceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesigerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki biryaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarakverildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönündedeğerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
41. Somut olayda sağlık koşulları ve güvenlik soruşturmasıgerekçe gösterilerek eğitim süreci sonlandırılan başvurucular, ilişik kesmeişleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş veastsubay çavuş rütbesiyle atanmıştır. Başvurucular, hukuka aykırılığı yargıkararı ile saptanan işlem nedeniyle bir yıl geç atanması sonucu uğradığı maddizararın tazmini istemiyle dava açmıştır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etkive sonucunun başvurucunun Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık AnlayışıKazandırma Eğitimi'ne (ASTASAK) döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunu veherhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarınakarşılık gelen tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkemeayrıca bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabuledilse bile bu talebin karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasınıengellemeyeceğini ifade ederek davayı reddetmiştir.
42. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önceverilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 20-23) konuya ilişkin içtihadın özolarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydanagelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkinbulunmadığı ve yargı kararı ilehukuka aykırılığı saptanan bu işlemler nedeniyle uğranılan zararların iptalkararı ile işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması bağlamında idarecehizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği yönünde olduğu görülmektedir.
43. Somut yargılama sürecinde ise Mahkeme; ilişik kesme işlemineyönelik verilen iptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğinkesildiği eğitim sürecinde geri döndürülmek ile sınırlı olduğunu, işlemnedeniyle uğranılan özlük haklarına dair maddi zararın nasıp düzeltmeyapılmadan ödenemeyeceğini, ödense dahi bunun daha sonra terfi dönemlerindeaçılacak davaları engellemeyeceği sonucuna varmıştır. AYİM'inhukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminat davasındaulaştığı sonucun konuyla ilgili olarak verilen önceki tarihli kararlardanfarklı olduğu anlaşılmaktadır.
44. Yukarıda alıntısı yapılan ilkeler uyarınca yargısalkararlardaki değişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarınıyaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmaklabirlikte benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatminedici bir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.
45. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemlernedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğubulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesiışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyleoluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkatealınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulügerekir.
46. AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararıile saptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunutartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonrakitarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceğişeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçeolarak almıştır.
47. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ilesaptanan işlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin malisorumluluğunun bulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafındanmahkemeye sunulduğu, dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiğigörülmektedir. Mahkeme tarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihatdeğişikliğine gidildiği veya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayıgerektirecek farklılıklar olduğu ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklıgerekçelere dayanıldığına dair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi biraçıklamada bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
48. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'inbireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca nedenulaşıldığının başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarakanlaşılmasına imkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
50.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
51. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir(detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,§§ 57-60).
52. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması ve tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesi AYİM tarafından yapılan yargılama sonucuadil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54.Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) altbendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinciDairesinin 10/6/2015 tarihli ve E.2015/433, K.2015/977 sayılı; AYİM BirinciDairesinin 3/2/2015 tarihli ve E.2014/1309, K.2015/89 sayılı; AYİM İkinciDairesinin 11/2/2015 tarihli ve E.2014/225, K.2015/363 sayılı kararlarına aitdava dosyaları ile ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE20/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.