TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM BAŞAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/27681)
Karar Tarihi: 19/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mustafa EKİM
Başvurucu
:
Adem BAŞAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, üniversite hastanesinde görev yapan doktortarafından darp edilme iddiasıyla yapılan şikâyet hakkında men-i muhakemekararı verilmiş olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/6/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 8/6/2016 tarihinde eşi ve iki kız çocuğuylabirlikte muayene olmak üzere Gazi Üniversitesine (Üniversite) bağlı GaziHastanesi Göz Polikliniğine gitmiştir.
9. Muayene sonrası doktor K.B. ile başvurucu arasındatartışma çıkmıştır. Olay sonrası aynı gün alınan adli muayene raporuna göre başvurucununboynunda kızarıklık mevcuttur.
10. Başvurucu, eşi S.E.B. ve doktor K.B. aynı günkarşılıklı olarak birbirlerinden şikâyetçi olmuş ve ifade vermişlerdir.
11. Başvurucunun 8/6/2016 tarihinde kollukta vermişolduğu ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
08/06/2016 günü saat:13:30 sıralarındaGazi Tıp Eğitim Fakültesi Göz polikliniğini 1. polikliniğe 2 çocuğumuzu muayeneettirmek için eşim [S.]ile birlikte gittik, saat:14:40 sıralarında ilk muayenemiz oldu. Bu sıradaorada doktor olan ve ismini [K.B.] olarak söylenen doktor bize muayeneesnasında sert bir şekilde bana kabaca ve sert bir pislik gibi hissettirerek'diğer çocuğu da al çık dışarıya' dedi. Ben dışarıya çıktım. Yaklaşık 30 dakikasonra çocukları tekrar muayeneye soktuk, ben muayenenin bitiminde eşim doktorakibar şekilde 'size birşey söylemek istiyorum, doktor olmanız sizehastalarınıza bu şekilde davranmanızı gerektirmez, lütfen bu şekildedavranmayın, üstelik sendromlu çocuğumla zor şartlarda sizi bir saate yakınbeklemişken bu muameleyi hak etmedik' dedi. Doktor da ' sen benim ne yaşadığımıbiliyormusun' dedi. Eşim de 'sen o yaşadığın şeyleri benden kaynaklı yaşamadın,sorununu onunla çöz' dedi. Sonra doktor ayağa kalkarak eşimin üstüne yürüyerek'terbiyesiz kadın, çık dışarıya' dedi. Bende doktora 'eşimle nasılkonuşuyorsun, bir kadınla nasıl böyle konuşuyorsun' deyince doktor tekmesavurarak benim boğazıma sarıldı ve sıktı boğazım çizildi. Çocuklar ağlamayabaşladı. Bu esnada doktor bana '[O...] çocuğu, ana avrat küfür etti.'Daha sonra bizde odadan çıkarak doktor raporu aldım. Bu olaylarla ilgili olarakbahse konu doktordan davacı ve şikayetçiyim.
..."
12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) ÜniversiteHastanesinde görev yapmasından dolayı doktor hakkındaki soruşturma dosyasınıayırmış ve 22/11/2016 tarihinde görevsizlik kararı vererek evrakı soruşturmayapmak üzere Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne göndermiştir.
13. Üniversite Rektörlüğü tarafından 2/12/2016 tarihindeK.B. hakkında ceza ve disiplin soruşturması açılmasına karar verilmiş ve Prof.Dr. İ.C.K. soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir.
14. Soruşturma kapsamında şüpheli K.B.nin yazılısavunması alınmış ve özel güvenlik görevlileri Y.S.M., H.E., sağlık teknisyeniZ.D. ve doktor A.B.T.nin tanık olarak ifadelerine başvurulmuştur.
15. Tanık Y.S.M.nin ifadelerinin içeriğine görebaşvurucu, doktor K.B.ye hakaret etmiş ve kendisinin müdür olduğunu söyleyerekonu tehdit etmiştir.
16. Tanık Z.D. ifadelerinde başvurucunun doktor K.B.yehakaret ve tehditler savurduğunu beyan etmiştir.
17. Tanık H.E.; başvurucu Adem Başar'ın eşiylekonuştuktan sonra "Ben ona haddini bildiririm." diyerekmuayene odasına girdiğini, içeride doktorun üzerine yürüyerek doktoru itekleyipyakasından tutmaya çalıştığını ve ikisinin birbirlerinin yakasına yapışarakdışarı çıktığını ifade etmiştir. Tanık bu andan sonra olaya müdahale ederektarafları ayırdıklarını belirtmiştir.
18. Tanık A.B.T ise başvurucunun doktor K.B.nin üzerineyürüyerek fiziksel müdahalede bulunmaya çalıştığını, başvurucunun doktorunboğazına ve yakasına sarıldığına şahit olduğunu beyan etmiş ve olay yerindekigüvenlik görevlisinin tarafları ayırdığını belirtmiştir. Tanığa göre başvurucu,doktora hakaret etmiş ve doktoru mahvetmekle tehdit etmiştir.
19. Soruşturma kapsamında doktor K.B. 30/12/2016tarihinde savunma yapmıştır. Söz konusu savunmanın ilgili kısmı şöyledir:
"...
08/06/2016 günü 13. Kat Göz Hastalıklarıyataklı servis bölümünde bana danışılan bir hastanın muayenesinin uzamasıüzerine 13.45 de 15 dakikalık gecikme ile poliklinikte hasta bakmaya başladım.Saat 15.00 de randevu saatinde polikliniken içeri aldığım ismini olay nedeniyleöğrendiğim Adem Başar, [S.E.B]ve iki çocuğu poliklinikten içeri gergin ve sert bir şekilde girdiler.Poliklinik odasının küçük olması ve küçük çocukların muayene esnasındabirbirlerinden etkilenmesi nedeniyle muayenenin daha verimli olması için AdemBaşar ile bir çocuğun dışarda beklemesini rica ettim. Adem Başar isimli şahıskapıyı sert bir şekilde kapatarak dışarı çıktı. İlk çocuğun detaylı muayenesinitamamladıktan sonra Adem Başar'ı ve diğer çocuğu da içeri alarak onun dadetaylı muayenesini gerçekleştirdim. Her iki çocuğun ileri tetkik ve tedavisiiçin Pediatrik Oftalmolaji birimimize yönlendirmek üzere dosyalarınıoluşturmaya başladım. Bu esnada [S.E.B], ne olduğunu anlamadığım birşekilde bana bağırarak 'Bize köpek gibi baktın, hastaya nasıl bakılacağınıöğren, sen ne biçim doktorsun' şeklinde hakaretler etmeye başladı. Ben dekendisine terbiyeli olması için ikazda bulundum. Ancak bağırmaya devam edipelini hararetli bir şekilde kaldırarak 'Zaten 1 saat geç geldin, bizi beklemeyehakkın yok' dedi. Kendilerini tam randevu saatinde içeri alıp kendileri ileilgili herhangi bir gecikme yaşanmamasına rağmen, 15 dakikalık polikliniğe geç başlamamınnedenini izah etmeye çalışırken sözümü keserek 'Neden geç kaldığın beniilgilendirmez, eşek gibi zamanında burada olacaksın' diyerek hakaret etti.Kendisinin benimle bu şekilde konuşamayacağını ifade ettim. Bu esnada AdemBaşar yanıma yaklaşarak 'Şşşş noluyo lan, kendine gel, sen benim kim olduğumubiliyor musun' dedi, ben de kendisine kim olduğunun beni ilgilendirmediğini,görevini yapmaya çalışan bir doktora bu şekilde davranamayacaklarını söyledim.Bunun üzerine eşine döndü ve 'Sen dışarı çık ben bu şerefsize haddinibildireceğim' diyerek eliyle boğazımdan tutarak sıkmaya çalıştı. Bende şahsıiterek kendimden uzaklaştırmaya çalıştım. Bu esnada oradan geçmekte olangüvenlik görevlisi [H.E.] olayı görerek, müdahale etti ve şahsı ayırarakuzaklaştırdı. Daha sonra şahıs hakaretlerine devam ederek 'Şerefsiz, senbittin, sana kim olduğumu göstereceğim, seni mahvedeceğim, seni buradabarındırmayacağım' şeklinde tehditlerde bulundu. Doktor [A.B.T.], ölçümodası teknisyenimiz [Z.D.] ve güvenlik görevlisi [Y.S.M. de] buolaya şahitlik etmişlerdir. Bu olay sonrasında şahıslarla ilgili olarakbaşhekimlik ile birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığımız şikayetüzerine şahıslarla ilgili kamu davası açılmıştır.
..."
20. Soruşturmacı olarak görev yapan İ.C.K. soruşturmasonucunda düzenlediği raporla Üniversitenin oluşturduğu Ceza SoruşturmaKuruluna (Kurul) doktor K.B. hakkında men-i muhakeme teklifinde bulunmuştur.
21. Kurul 1/2/2017 tarihli kararıyla doktor K.B. hakkındamen-i muhakeme kararı vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Yazılı ifadeler tekrar gözden geçirilmişve değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili bilgi sahibi olan [A.B.T.] ve [H.E.nin] yazılıifadelerinden olaya büyük ölçüde şahit oldukları anlaşılmıştır. Soruşturmadosyasından, görüşmelerden ve yazılı ifadelerden, olayın hasta yakınlarınınsözlü ve fiili saldırısı ile göz polikliniğinde görevli Dr. [K.B.nin] kendişahsı ve mevkiini savunmak zorunda bırakılması sonucu geliştiği kanaatinevarılmıştır. Sonuç olarak Dr. [K.B.] hakkında ceza soruşturmasıaçısından ceza tesisine yer olmadığına ilişkin kanaati bildirilmiştir.
..."
22. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, DanıştayBirinci Dairesi tarafından 29/3/2017 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır.
23. Başvurucu 31/5/2017 tarihinde tebliğ edilen kararakarşı 22/6/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
24. Başvurucu hakkında açılan kamu davası sonucundaAnkara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 9/11/2017 tarihli kararıyla hakaret suçuyönünden ceza verilmesine yer olmadığına, tehdit suçu yönünden ise başvurucununberaatine karar verilmiştir. İstinaf kanun yolu denetiminden geçen bu kararkesinleşmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
25. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanunu'nun "Genel esaslar" kenar başlıklı 53. maddesininilgili kısmı şöyledir:
".. c. (Değişik: 14/4/1982 - 2653/3md.) Ceza soruşturması usulü:
Yükseköğretim üst kuruluşları başkan veüyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeliöğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıklarısırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:
...
(2) Son soruşturmanın açılıpaçılmamasına;
...
c) Üniversite, fakülte, enstitü veyüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları,enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genelsekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektöryardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul,
d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitüve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasındanoluşturulacak üç kişilik kurul,
e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununatabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu,
Karar verir.
... (3) Son soruşturmanın açılıpaçılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilksoruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyelerkatılamazlar. ...
(4) Yükseköğretim Kurulu veYükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nciDairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakemekararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir.Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itirazile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesinceincelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kuruluve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtayilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğergörevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerineaittir..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu; doktorun göreviyle ilgisi olmayan kişiselsuçundan dolayı Savcılıkça doğrudan soruşturma yapılması yerine izinmüessesinin işletildiğini ve yaralandığına ilişkin doktor raporu olmasınarağmen eylemin cezasız bırakıldığını belirterek insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
28. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerindevletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usulboyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatifyükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya dacezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hembireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili birsoruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturmayükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğünalanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzeryöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas, B. No: 2014/7703, 2/2/2017, §49).
29. Somut olayda başvurucu; doktor tarafındandarbedilmesine rağmen eylemin cezasız bırakıldığını ileri sürerek insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında devletin negatifyükümlülüğünün, etkin bir soruşturma yürütülmemiş olması nedeniyle de usulyükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Devlet üniversitesine bağlıbir hastanede çalışan doktorun kamu görevlisi olduğu hususunda tereddütbulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucuyla doktor arasında yaşanantartışmanın muayene bitiminde meydana geldiği görülmektedir. Doktorun zorkullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi olmayıp olay sırasında kamuotoritesinden faydalanması söz konusu olmadığı gibi başvurucunun kişininfiziksel olarak kısıtlanması olarak kabul edilebilecek koşullar altındabulunduğu da söylenemez. Bu bağlamda başvuruya konu eylemin üçüncü kişilertarafından gerçekleştirildiği kabul edilerek devletin negatif yükümlülüğününihlal edildiği iddiası yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
30. Devletin kötü muamele yasağı kapsamında bulunankoruma yükümlülüğü, bu konuda hem hukuki hem de fiilî tedbirler almasını gerektirmektedir.Somut olaydaki gibi üçüncü kişiler tarafından yapılan kötü muamelelerde dahidevletin bireyi koruma ödevi bulunmakta ise de başvurucunun bu yönde birşikâyeti bulunmamaktadır. Ayrıca bu yükümlülüğe yönelik olarak AnayasaMahkemesinin müdahalesini gerektirecek bir durum da başvuru dosyasınayansımamıştır. Bu nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, sadece devletin pozitif yükümlülüğünebağlı olarak ve etkili soruşturma yükümlülüğü yönünden yapılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
32. Anayasa Mahkemesinin kötü muamele yasağı kapsamındadevletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temelyaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altındagerçekleşen olaylarda Anayasa'nın 17. maddesi devlete, bu konuda ihdas edilmişbulunan yasal ve idari çerçevenin elindeki tüm imkânları kullanarak maddi vemanevi varlığı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını,buna ilave olarak işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerindurdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirlerialma görevi yüklemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 52; G.G.K., B. No: 2014/19797 9/1/2018, § 45; E.A.[GK], B. No: 2014/19112, 17/5/2018, § 49).
33. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, kişilerinişkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye-bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruzbırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir (Cezmi Demirve diğerleri, § 82; G.G.K., § 46; E.A., § 50).
34. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutuda bulunmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığındausul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırıolayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (CezmiDemir ve diğerleri, § 110).
35. Kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerledesteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için hertürlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıtyeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirkenilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir vediğerleri, § 95; G.G.K., § 49).
36. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddive manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekildeuygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesapvermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmelerhiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adlibir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).
37. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmişolduğunun kabulü için;
- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resenharekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesinisağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 114),
- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması vemağdurların meşru menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüdeetkili katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115),
- Soruşturmadan sorumlu olan ve incelemeleri yapankişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi Demir vediğerleri, § 117),
- Soruşturmaların makul bir özenle ve süratle yürütülmesi(Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96) gerekmektedir.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Olaya ilişkin soruşturmada; yukarıda Genel İlkelerbölümünde ifade edilen, soruşturma makamlarının derhâl ve resen hareketegeçmesi, başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekliolduğu ölçüde katılmalarının sağlanması, soruşturmanın makul bir sürat veözenle yürütülmesi, olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesinisağlayabilecek bütün delillerin toplanması hususlarında başvurucu tarafındanherhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi bu hususlarda bir eksikliğin debulunmadığı görülmektedir.
39. Başvurucu, doktorun eyleminin görevi nedeniyleolmayıp kişisel suç kapsamında kalmasına rağmen izin müessesinin işletilmişolmasından şikâyet etmektedir.
40. Somut olayda şüpheli doktorun üniversiteye bağlıhastanede görev yapıyor olması nedeniyle 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin(c) fıkrasında düzenlenen özel soruşturma usulünün uygulandığı görülmektedir.Bu fıkrada yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretimkurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanları ile bukuruluş ve kurumların 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'na tabi memurların görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıklarısırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yapılacak ceza soruşturmasıusulü düzenlenmiştir. Bu fıkrada, anılan görevleri yapanlar hakkındaki cezasoruşturmasının Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmayacağı, bu görevlilerinKanun'da belirtilen kişi ve kurullar tarafından soruşturulacağı, kamu davasıaçılmasına gerek görülürse soruşturma dosyasının kamu davası açılmak üzereyetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderileceği hüküm altına alınmıştır.Kanun'a göre ceza soruşturmalarında genel görevli olan Cumhuriyet savcısının bugörevleri yapanlar hakkındaki ceza soruşturmalarında herhangi bir değerlendirmeve karar yetkisi bulunmamaktadır.
41. 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (c) fıkrasınınbir kısmının iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulması üzerineAnayasa Mahkemesi 10/10/2013 tarihinde söz konusu normların Anayasa'ya aykırıolmadığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, yapılan görevin en iyi şekildeve etkin olarak yerine getirilmesi ve gereksiz şikâyetlere maruz kalınarakgörülen hizmetin kesintiye uğramaması amacıyla devlet üniversitelerinde görevyapanlar hakkındaki soruşturma usulünün özel olarak düzenlenmesinin kanunkoyucunun takdir yetkisi içinde kaldığına hükmetmiştir (AYM, E.2013/58,K.2013/114, 10/10/2013).
42. Esasında başvurucunun Soruşturma Kurulunun yapısındanya da yetkisinden ziyade şüpheli doktor hakkında soruşturma izni istenmişolmasından yakınmaktadır. Yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda 2547 sayılıKanun’un 53. maddesinin (c) fıkrasında düzenlenen usulün bir ön soruşturmaolmayıp devlet üniversitelerinde görev yapanlar hakkında getirilmiş bir özel soruşturmausulü olduğu anlaşılmaktadır.
43. Bununla birlikte başvurucu, soruşturma kapsamındaelde edilen delillere ve yaralandığını belgeleyen doktor raporuna rağmeneylemin cezasız bırakılmış olmasını şikâyet etmektedir.
44. Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılamamakamlarının yerine geçecek şekilde delillerin doğrudan değerlendirmesiniyapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle AnayasaMahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmeninyerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk,B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar,ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksinebir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığıhâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,16/7/2014, § 58).
45. Soruşturma kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarıve başvurucu hakkında düzenlenen raporda belirtilen yaralanmanın niteliğişüpheli doktorun olay anlatımı ve savunmasını destekler mahiyettedir. Bubağlamda toplanan deliller ve Ceza Soruşturma Kurulunun vardığı sonuçtanayrılmayı gerektirecek kesin, ikna edici nitelikte bulguların bulunmayışıdikkate alındığında men-i muhakeme kararının soruşturmada elde edilen tümbulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığı söylenemez.
46. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının usulboyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötümuamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.