TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADEM TURAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29465)
Karar Tarihi: 3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucular
:
Adem TURAN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun (B) sütunu)
Başvurucular Vekili
:
Bkz. ekli tablonun (C) sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilenbaşvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2017/29465 numaralı başvuruile birleştirilmesine ve incelemenin 2017/29465 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Bakanlık tarafından görüş bildirilen dosyalarda yeralan başvuruculardan Ali Faik Taş ve Adem Turan Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl (OHAL)ilan edilmiş ve OHAL kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu çerçevede22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) 23/7/2016 tarihlive 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevindençıkarılmaları öngörülmüştür.
13. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıKanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvuruya İlişkin Olay ve Olgular
14. Başvurucular, kamu kurumlarında (İdareler) ve özel şirketlerde(Şirket) işçi olarak çalışmakta iken yapılan tespitler ve ilgili birimlercebaşvurucuların terör örgütü ile iltisaklı olduklarının İdarelere bildirilmesiüzerine başvurucuların iş akitleri İdarelerce ve Şirketçe feshedilmiştir.
15. Başvurucular, iş akitlerinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket ve İdareler aleyhine dava açmıştır. Davalı İdareler veŞirket cevap dilekçesinde; ilgili birimlerin yazıları ekinde davacınınbilgilerinin de yer aldığı listede bulunan kişilerin terör örgütü yapılanmasıile irtibatı ve iltisakı olduğu tespitine yer verildiğini, başvurucuların işakitlerinin bu kapsamda ve 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi gereği feshedildiğinibelirterek davanın reddini savunmuştur.
16. Ekli tablonun (D) sütununda belirtilen ilk derecemahkemelerince davaların kabulüne karar vermiştir. İlk derece mahkemelerikararlarında; başvurucuların terör örgütleri ile bağlantılı ya da ilişkiliolduklarına yönelik somut herhangi bir bilginin sunulmadığı, haklı ve geçerlibir fesih nedeni bulunmadığı ve bu nedenle yapılan fesihlerin geçersiz olduğugerekçelerine yer verilmiştir.
17. İdareler ve Şirket, karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. Ekli tablonun (E) sütununda belirtilen bölge adliye mahkemeleriilgili daireleri (Bölge Adliye Mahkemesi) istinaf istemlerini kabul ederekdavaların reddine karar vermiştir. Kararlarda; şüphe feshi kavramı üzerinedurulmuş ve ilgili birimlerin yazıları ile başvurucuların terör örgütüyapılanmalarıyla irtibatı olduğunun bildirildiği, davalı işveren bakımından işsözleşmelerinin artık katlanılamaz derecede bir yük ve sıkıntı teşkil ettiğivurgulanmıştır.
18. Temyiz yolu açık kararlara karşı yapılan temyizbaşvuruları, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince (Daire) reddedilmiş ve BölgeAdliye Mahkemesinin kararları kesin olmak üzere onanmıştır.
19. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucularsüresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker[GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
22. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç vemasraflarını karşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardımtalebinde bulunmuştur.
23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucular; işverence iş akdine 667 sayılı KHKgereği son verildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı veiltisaklı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını iddiaetmiştir. Başvurucular; İdarelerin ve Şirketin iş akdinin 667 sayılı KHKkapsamında feshedildiği yönündeki beyanı yeterli görülerek ve bu beyanaüstünlük tanınarak işe iade davasının istinaf merciince reddedildiğini, budurumun adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derecemahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyizmercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudakiiddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.
26. Başvurucular karşı beyanlarında; Bakanlık görüşlerinikabul etmediklerini belirtmişler ve daha önceki beyanlarını tekrar etmişlerdir.
2. Değerlendirme
27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası, asıl işveren tarafından terörörgütü ile iltisaklı olarak gösterilmesinin derece mahkemelerince yeterli kabuledilerek esası hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işeiade davasının reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
30. Anayasa Mahkemesi, eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Eker(aynı kararda bkz. §§ 53-60) kararında belirlemiştir. Anılan kararda ifadeedildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; uyuşmazlığın birmahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslıiddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve birkarara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Bunagöre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrasıhaklarını içerir (Berrin Baran Eker, § 55).
31. Mahkemenin, önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak, buna karşı diğertarafın öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırmasıhâlinde -ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda biryargılama yapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargıyolunun teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylecemahkeme hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaretkalacaktır (Berrin Baran Eker, § 56).
32. Diğer taraftan mahkemelerin, önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynızamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine deyol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia vesavunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerininanayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker, § 57).
33. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarakyürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıylabireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker, § 58).
34. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Berrin Baran Eker kararındavurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerininfeshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayanherhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesidayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işeiade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenlemebulunmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 69).
35. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve buKanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverendensözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâlegetirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalıolduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olgularınispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtaykararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheyegötüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesineengel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olgularındeğerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığınınincelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshiningeçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığısonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (BerrinBaran Eker, § 69).
36. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğugerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasındaderece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunupbulunmadığını, iş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koymayükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 71).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Somut olayda da Bölge Aliye Mahkemesi, adilyargılanma hakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işvereninbaşvurucular hakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olupolmadığını, dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığınıincelemeden asıl işverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka birifadeyle derece mahkemeleri yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığıniçinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve kararabağlanması işlevini yerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyeticra etmemiştir. Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuruculara tanınanfeshe karşı yargı yolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Budurumda başvurucuların mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.Her ne kadar başvuruya konu kararların bir kısmında bazı başvurucular hakkındaadli işlem olduğu belirtilmişse de bu işlemlerin neler olduğu ve şüpheyi haklıkılıp kılmadığı olgusal olarak değerlendirilmediğinden anılan karardanayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine vezararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
44. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
45. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (D) sütununda belirtilenmahkemelere gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
46. İşbu ihlal kararının başvurucular tarafından açılandavaların esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediğivurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerinigözeterek ve söz konusu işlemlerle ilgili olarak yeniden bir değerlendirmeyaparak gereken kararı vermek ekli tablonun (D) sütununda belirtilenmahkemelerin takdirindedir.
47. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
48. Avukatla temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâletücretinin ayrı ayrı ödenmesine; dosyadaki belgelerden tespit edilen ve eklitablonun (F) sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara ayrı ayrıödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adliyardım taleplerinin KABULÜNE,
B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere eklitablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
F. Avukatla temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâletücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE; dosyadaki belgelerden tespit edilen ve eklitablonun (F) sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara AYRI AYRIÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.