TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADİL ÖZER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/192)
Karar Tarihi: 20/11/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Adil ÖZER
Vekili
:
Av. Hasan Esat İLHAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, meslektençıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada delillerintakdirinde hataya düşüldüğünü, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynısuçtan iki kez yargılandığını, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, maaşve özlük haklarından mahrum kaldığını, aynı soruşturma kapsamındaki polislerdenbirinin açtığı iptal davası lehine sonuçlanırken kendi açtığı davanınreddedildiğini belirterek Anayasa’nın 10., 35., 36. ve 38. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ilemaddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/1/2014 tarihindeGaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 21/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu hakkında, İstanbulİl Emniyet Müdürlüğü emrinde trafik polisi olarak görev yapmakta iken, birtrafik kazası ile ilgili tutulan ve başvurucunun imzasının da bulunduğu tutanaksonucu sigorta şirketinden hasar bedelini alan kişinin gerçekte böyle birkazanın olmadığı, bu şekilde haksız kazanç elde ettiği ve polis memurlarının dabu yolla menfaat temin etmeye çalıştıkları yönündeki ifadesi üzerine adli veidari soruşturma başlatılmıştır.
6. Başvurucunun görevi kötüyekullanmak suretiyle sigorta şirketlerinden para tahsil etmek isteyen kişileremuhteviyatı itibarıyla gerçek olmayan kaza tutanağı tanzim ederek kendisinemenfaat sağlamak suçu kapsamında hakkında yürütülen ceza soruşturmasıneticesinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2002 tarih ve Haz.No:2002/2723, K.2002/3658 sayılı kararıyla sanığınyüklenen suçu işlediğini gösterir şikâyetçinin iddiasından başka sanık hakkındakamu davası açılmasına yeterli kanıt elde edilemediğinden kamu adına kovuşturmayapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
7. İdari yönden yürütülensoruşturma sonucunda ise Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun21/9/2001 tarih ve 2001/327 sayılı kararıyla başvurucunun meslektençıkarılmasına karar verilmiştir.
8. Başvurucunun söz konusuişlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin30/4/2003 tarih ve E.2002/506, K.2003/571 sayılı kararıyla dava konusu disiplin cezasını vermeye yetkili YüksekDisiplin Kurulunca davacının savunması alınmaksızın verilen dava konusu kararınhukuka ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle başvurucunun meslektençıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
9. Anılan karar, davalıidarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay 12. Dairesinin 5/10/2004 tarih veE.2003/1444, K.2004/2888 sayılı kararıyla 3201sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun ek 5. maddesinde polis memurlarına bütündisiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğukurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulca da yürütülensoruşturma sırasında alınan savunmasından ayrı olarak davacıdan sonsavunmasının istenilmesi ve yazılı savunmasının alınması karşısında İdareMahkemesince davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davakonusu işlemin iptali yönündeki kararında hukuki isabet bulunmadığıgerekçesiyle bozulmuştur.
10. Başvurucunun karar düzeltmetalebi, Danıştay 12. Dairesinin 9/10/2007 tarih ve E.2005/3036, K.2007/4367sayılı kararıyla reddedilmiştir.
11. İstanbul 4. İdare Mahkemesi,21/1/2008 tarih ve E.2008/79, K.2008/117 sayılı kararıyla bozma kararına uyarakişin esasını incelemesi neticesinde, davacının,trafik kazası meydana gelmediği halde para karşılığı gerçekleşmiş gibi kazatespit tutanağı düzenlediği, dolayısıyla fiilin sabit olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyledavayı reddetmiştir.
12. Başvurucu tarafından temyizedilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 23/11/2009 tarih ve E.2008/2865,K.2009/6477 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin6/7/2010 tarih ve E.2010/1665, K.2010/3737 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
13. Başvurucu, yukarıdabelirtilen Mahkeme kararında AİHS ile korunan haklarının ihlal edildiğinibelirterek, 25/1/2011 tarihinde 22203/11 başvuru numarasıyla Avrupa İnsanHakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır.
14. AİHM tarafından 21/11/2013tarihinde verilen kararla, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna dair şikayeti Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararınaatıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminatödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş olan TazminatKomisyonuna başvurulması gerektiği gerekçesiyle iç hukuk yollarınıntüketilmemesi nedeniyle; diğer şikayetleri ise AİHS’in34. ve 35. maddelerinde ortaya konan kabul edilebilirlik koşullarının yerinegetirilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
15. AİHM’in bu kararı başvurucuya9/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 6/1/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair9/1/2013 tarih ve 6384 sayılı Kanun’un 1., 2., 5., 6. ve 7. maddeleri şöyledir:
“Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dairesas ve usullerin belirlenmesidir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun;
a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı,
b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği,
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbaşvuruları kapsar.
(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin tarafolduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlalkararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklifedilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanunhükümleri uygulanabilir.
(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklananbaşvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
…
Müracaatın şekli ve süresi
MADDE 5 – (1) Komisyona müracaat, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu,başvuru formu ve diğer ilgili bilgi ve belgelerle birlikte, müracaat edeninkimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır.
(2) Başvuran, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren altı ay içinde Komisyona müracaat edebilir. Bu süre içinde müracaattabulunmayanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin münhasıran iç hukuk yollarınıntüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının kendilerinetebliğinden itibaren bir ay içinde de Komisyona müracaat edebilirler.
…
Müracaatın reddi
MADDE 6 – (1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinceöngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabuledilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 nci maddekapsamına girmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder.
Müracaat hakkında karar ve karara itiraz
MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içindekarar vermek zorundadır.
(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsalkararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak kararverir.
(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birliktederhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ayiçinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezseişin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararınkesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeyeilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardanmüstesnadır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 20/11/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/1/2013 tarih ve 2014/192numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
18. Başvurucu, gerçek olmayaniddialara dayalı olarak meslekten çıkarıldığını, hakkında yürütülen adlisoruşturmada delil yokluğundan takipsizlik kararı verildiğini, buna rağmen,açtığı iptal davasının idare mahkemesince, üzerine atılı eylemin sabit olduğugerekçesiyle reddedildiğini, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynısuçtan iki kez yargılandığını, mahkemece delillerin takdirinde hatayadüşüldüğünü, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, aynı soruşturmakapsamında olup hakkında yürütülen ceza yargılamasından beraat eden polismemurunun açtığı iptal davasının lehe sonuçlandırıldığını ve bu kişiningörevine geri döndüğünü, kendisinin ise yıllardır mesleğinden ayrı şekilde tümmaaş ve özlük haklarından yoksun kaldığını belirterek Anayasa’nın 10., 35., 36.ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. MakulSürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
19. Başvurucu, meslektençıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın karmaşık niteliktaşımamasına rağmen yaklaşık dokuz yıllık bir sürede sonuçlandırıldığını,anılan sürenin çok uzun olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen “makul sürede yargılanma hakkının”ihlal edildiğini iddia etmiştir.
20. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
22. Anılan hükümler uyarıncabireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletintüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır.
23. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
24. Başvurucu, meslektençıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın aleyhinesonuçlanması üzerine makul sürede yargılanma hakkının ve diğer bazı haklarınınihlal edildiği iddiasıyla 25/1/2011 tarihinde 22203/11 başvuru numarasıylaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır. AİHM tarafından21/11/2013 tarihinde verilen kararla, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna dairşikayeti Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararınaatıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminatödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş olan TazminatKomisyonuna başvurulması gerektiği gerekçesiyle iç hukuk yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
25. Söz konusu kabul edilemezlikkararında atıfta bulunulan 6384 sayılı Kanun, AİHM’eyapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair esas veusullerin belirlenmesi amacıyla kabul edilmiştir. Kanun, ceza hukukukapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukukukapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, mahkemekararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nintaraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları doğrultusunda Türkiye aleyhineverilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulutarafından kabul edilen diğer ihlal alanlarını kapsamaktadır (B. No: 2013/9785,17/7/2014, § 24).
26. Anılan Kanun’un 5.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu Kanunkapsamındaki ihlal iddiaları yönünden iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasıgerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararlarının ilgililere tebliğindenitibaren bir ay içinde Komisyona müracaat edilebileceği; 7. maddesinin (3)numaralı fıkrasında da Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceğidüzenlenmiştir.
27. AİHM, Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiyekararında, 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin tüketilmesi gereken bir içhukuk yolu olduğunu ve anılan Kanun ile kurulan Komisyon kararının önce AnkaraBölge İdare Mahkemesinin, ardından ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesinin venihayet kendisinin denetimine tabi bir iç hukuk yolu oluşturduğunu ifadeetmiştir ( bkz. B. No: 2013/9785, 17/7/2014, §§ 27-28 ).
28. Bu durumda, 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun uyarınca Komisyonunyetki alanına giren kamu gücü işlem, eylem ve ihmaline ilişkin olan şikâyetlerinAnayasa Mahkemesince denetiminin yapılabilmesi için AİHM’inde tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un aldığıkararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz üzerine verilenkararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunulması gerekmektedir.
29. Somut başvuru açısından isebaşvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetinin AİHM tarafından 6384 sayılı Kanun’a atıfla iç hukuk yollarının tüketilmediğigerekçesiyle kabul edilemez bulunması üzerine anılan Kanun ile öngörülenbaşvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu tespitedilmiştir.
30. Açıklanan nedenlerle, 6384sayılı Kanunda öngörülmüş başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmedentemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Diğer İhlalİddiaları Yönünden
31. Başvurucu, ayrıca masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini, aynı suçtan iki kez yargılandığını, mahkemecedelillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, aynı soruşturma kapsamında oluphakkında yürütülen ceza yargılamasından beraat eden polis memurunun açtığıiptal davasının lehe sonuçlandırıldığını ve bu kişinin görevine geri döndüğünü,kendisinin ise yıllardır mesleğinden ayrı şekilde tüm maaş ve özlük haklarındanyoksun kaldığını belirterek Anayasa’nın 10., 35. ve 36. ve 38. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür
32. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
33. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
34. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
35. 6384 sayılı Kanun ilegetirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği yada hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenenkonularla sınırlı olmak üzere başvuru imkânı getirilmiş olup, bu konulardışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.
36. Başvuru konusu olayda,başvurucu, eşitlik ilkesinin, masumiyet karinesinin, çifte yargılama yasağınınve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de, başvuruya konumahkeme kararı 6/7/2010 tarihinde kesinleşmiştir.
37. Bu durumda, başvurucununihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen mahkeme kararınadayanması ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarih itibarıyla şikâyetkonusu hakkında Komisyona bir yetki verilmemiş olması hususları bir aradadeğerlendirildiğinde, başvurunun ileri sürdüğü haklara ilişkin ihlal iddialarızaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.
38. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu ihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğuanlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “zaman bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,
2.Diğer ihlal iddialarının “zaman bakımındanyetkisizlik”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
20/11/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.