TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADİL TANER OVACIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/102)
Karar Tarihi: 30/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Adil Taner OVACIK
Vekili
:
Av. Daniş ESENDAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru;hasarlı durumdaki binanın onarımına izin verilmemesi, daha sonra muvakkatinşaat izni verildiğindebildirim yapılmaksızınbinanın yıktırılması, ayrıca binada bulunan eşyalara verilen zarar için açılantazminat davasının reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; bina içinonarım izni vermeyerek zarara yol açan kamu görevlileri hakkında kovuşturmayayer olmadığına karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru30/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 15/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,24/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 29/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Ticaret Odasının 24/1/2005 tarihlifaaliyet belgesine göre 2/5/1977 tarihinden beri kuyumculuk yapmakta olup "Hakimiyeti Milliye Caddesi No:96Üsküdar/İSTANBUL" adresinde ticari faaliyetlerinisürdürmektedir.
9. Başvurucu İstanbul ili Üsküdar ilçesi GülfemhatunMahallesinde bulunan 435 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olup tapudabaşvurucu adına kayıtlı bu taşınmaz üzerinde 1938 yılında yapılmış iki katlıbir bina bulunmaktadır. Bu taşınmazın adresi de "Hakimiyeti Milliye Caddesi No:7 Üsküdar/İSTANBUL"dur.
1. Başvurucunun Takip Ettiği İdari Süreçler
10. Başvurucu bu binada onarım yapmak için 25/1/1995 tarihindeÜsküdar Belediyesine (Belediye) başvuruda bulunmuş, Belediyece bir cevap verilmemesiüzerine İstanbul 3. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.
11. Mahkeme 27/3/1997 tarihli ve E.1995/913, K.1997/913 sayılıkararı ile onarım izni istenen yapının onarımının zorunlu olduğu gerekçesiyledavanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, karar süresiiçinde temyiz edilmediğinden 5/8/1997 tarihinde kesinleştirilmiştir.
12. Başvurucu bu tarihten sonra çeşitli tarihlerde yapınınonarımı amacıyla Belediyeye başvurularda bulunmuş, Belediyece 6/11/1997 tarihliyazı ile emniyet tedbirlerinin başvurucu tarafından alınması gerektiği, ayrıcataşıyıcı sistem değişikliği için proje tasdiki ve ruhsat alınması gerektiğibaşvurucuya bildirilmiştir.
13. Başvurucu 13/5/2003 tarihinde proje ve zemin etüd raporunu Belediyeye sunmuştur. Belediye bu defa,taşınmazın 5/9/1997 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında parkve yol alanında kalması nedeniyle onarım izni vermemiş, 7/5/2004 tarihinde de, imar planına göre park ve yol alanında kalması nedeniylebu taşınmazın kamulaştırmasına karar vermiştir. Taşınmazın tapu kaydına7/6/2004 tarihinde kamulaştırma kararı şerh edilmiş, ancak bu kamulaştırmaşerhi 8/2/2006 tarihinde terkin edilmiştir.
14. Belediye Encümeninin 5/9/2003 tarihli kararı ilebaşvurucunun talebi üzerine taşınmazın nitelikleri korunmak kaydıyla anılantaşınmaz yönünden 10 yıl süreyle muvakkat inşaat izni verilmiş, bu izin12/3/2004 tarihinde tapuya şerh edilmiştir.
15. Ancak başvurucunun taşınmazı üzerinde bulunan iki katlı bubina, ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle ve önceden bir bildirim de yapılmaksızınBelediye tarafından 28/4/2004 tarihinde yıkılmıştır.
2. Başvurucunun TakipEttiği Yargısal Süreçler
i. Ceza Soruşturması
16. Başvurucu, binanın mahkeme kararı ile sabit olan hasarlıdurumuna rağmen onarım izni vermeyen kamu görevlileri hakkında 23/7/2003tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.
17. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/7344 Soruşturmasayılı dosyasında verilen 21/4/2005 tarihli ve K.2005/35501 sayılı karar ilekovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
18. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz, Kadıköy 1. AğırCeza Mahkemesinin 7/6/2005 tarihli ve 2005/674 Müt. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
19. Başvurucunun kanun yararına bozma istemi de Yargıtay 4. CezaDairesinin 28/6/2006 tarihli ve E.2005/12896, K.2006/13134 sayılı ilamıylareddedilmiştir.
ii. Delil Tespiti İstemi
20. Başvurucu onarım için İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açtığıdavanın kabul edilmesi üzerine Belediyeye başvurduğu 29/8/1997 tarihindenitibaren 7 yıl geçtiğini belirterek bu sürede onarıma izin verilmemesinedeniyle her iki tarihteki onarım masrafları arasındaki farktan kaynaklananzararın ve ayrıca onarım izni zamanında verilmediği için maddi zararınıntespiti amacıyla 23/1/2004 tarihinde Üsküdar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde deliltespiti talebinde bulunmuştur.
21. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 10/5/2004 tarihliuzman bilirkişi kurulu raporunda, binanın Belediyeye başvuru ile delil tespititarihlerine göre onarım bedeli farkı belirtilmiş, ayrıca binanın onarılmamasınedeniyle uğranılan ekonomik kayıplar bu rapor ile 6/9/2004 tarihli ek rapordaalternatifli yöntemlerle hesaplanarak gösterilmiştir.
iii. Binanın Onarımına İzin Verilmemesi veYıkımı Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Davası
22. Başvurucu onarımına izin verilmemesi suretiyle binasınınkullanılmasına ve gelir sağlanmasına engel olunması, 28/4/2014 tarihinde debinanın kendisine bildirim yapılmaksızın yıktırılması nedeniyle uğradığızararların tazmini amacıyla 26/1/2005 tarihinde Belediye aleyhine İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tam yargı davasıaçmıştır.
23. Mahkeme, 30/1/2009 tarihli ve E.2005/178, K.2009/183 sayılıkararı ile davanın kısmen kabulüne, 109.522 TL tutarındaki maddi tazminatın29/9/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdanalınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevitazminat istemlerinin reddine karar vermiştir.
24. Karar temyiz edilmiş, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/4/2014tarihli ve E.2012/4467, K.2014/3336 sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Uyuşmazlıkta, davacının hakkını ihlaleden işlemin icrası nedeniyle doğan zarardan dolayı icra tarihinden itibarendava açılmadığı gibi 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen başvuruyollarının da kullanılmak suretiyle de tam yargı davası açılması yoluna dagidilmeden, dava açma süresi geçirilerek yıkım işlemi yıkım eylemi olaraknitelendirilerek oluştuğu belirtilen zararın tazmini istemiyle 29.09.2004 günüyapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 26.01.2005 günü açılan davada süreaşımı bulunmaktadır.
Bu durumda, davanın süre aşımı yönünden reddigerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen temyize konu mahkemekararında hukuki isabet görülmemiştir."
25. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden sorgulandığındabaşvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ve karar düzeltme aşamasınınise henüz sonuçlanmadığı görülmektedir.
iv. Yıkım Nedeniyle Binadaki Eşyaların ZararaUğradığı İddiasıyla Açılan Tam Yargı Davası
26. Başvurucu yıkılan binanın duvarındaki kasa içindeki ziyneteşyalarının, binadaki antika eşyaların ve diğer değerli eşyalarının zarargördüğü iddiasıyla Belediye ile Belediyede görevli H.D. ve M.B.A. aleyhlerine25/4/2005 tarihinde Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tazminat davasıaçmıştır.
27. Mahkeme 20/4/2006 tarihli ve E.2005/121, K.2006/91 sayılıkararı ile davalılar H.D. ve M.B.A. aleyhlerine açılan davanın husumet yönündenreddine, Belediye aleyhine açılan davanın ise yargı yolu yanılgısı nedeniylereddine karar vermiştir.
28. Temyiz edilen karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/3/2007tarihli ve E.2007/2313-K.2007/3647 sayılı ilamıyla onanmış, taraflarca karardüzeltme yoluna gidilmediğinden hüküm 31/5/2007 tarihinde kesinleşmiştir.
29. Başvurucu bunun üzerine aynı iddialarla 17/9/2007 tarihindeBelediye aleyhine bu defa İstanbul 3. İdare Mahkemesinde tam yargı davasıaçmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, yıkılan bina ve binadaki kasanın zarargördüğü iddiasıyla aynı Mahkemenin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tamyargı davası açtığını, bu nedenle somut davadaki talebinin kasa içerisindekieşyalar ve binadaki diğer taşınır mallar ile ilgili olduğunu ifade etmiştir.
30. Mahkeme 30/1/2009 tarihli ve 30/1/2009 tarihli veE.2007/1642, K.2009/184 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... davalı idarece İstanbul 3. İdareMahkemesinin iptal kararı üzerine binanın basit onarım ve tamiri için davacıyaizin verilmesi gerekmektedir. Ancak davalı idarece bu iznin çeşitli nedenlerileri sürülerek verilmediği, geçen zaman içinde binanın daha çok yıprandığı vekullanılamaz hale geldiği görülmektedir.
...
Yukarıda yer verilen anlatımlara göre, 1995yılından itibaren bina için basit onarım ve tamir izni vermeyen, 1997 yılındansonra imar planında park ve yaya yolu alanında kalan parselin kamulaştırılmasıiçin gerekli işlemleri yapmayan, park ve yaya yolu fonksiyonu nedeniyle 10yıllık muvakkat inşaat izni verilen yapıyı malikine hiç haber vermeden yıkan veenkazını kaldıran davalı Üsküdar Belediye Başkanlığının olayda hizmet kusurubulunduğu sonucuna varılmıştır.
Dava dilekçesinde; 270.000,00 YTL madditazminat olarak talep edilen değerler; kasa içinde, bir adet telkari gümüş kemer, üç adet elmas taşlı yüzük, iki adetelmas taşlı küpe, bir adet elmas tek taşlı kolye ve 14 ayar zinciri, bir tektaş pırlanta yüzük, iki adet 14 ayar zincir, beş adet reşataltın lira, bir adet pırlanta mekik yüzük, bir adet pırlanta mekik yüzük, biradet hislon marka elmas taşlı bayan kol saati, biradet elmas gerdanlık; kasa dışında, bir adet 1.50cmx70 cm ebadında altınyaldızlı oymalı taş ayna, dört adet 18 kollu mum lambalı tunç avize, iki adet2.00x1.90cm ebadında el döğmeli bakır tepsi, bir adet kollu kahve değirmeni, üçadet tuval üzerine yıldız sarayı, küçük kasrı ve Göksu deresini gösterir yağlıboya tablo, bir adet sarı kulpla ayaklı kapaklı el döğmesi bakır kömür mangalı,iki adet sarı kulplu el döğmesi bakır kazan, üç adet gümüş gondol, beş adetgümüş tepsi, kuyumcu sarı vitrin direkleri ve spotları, kuyumcu cila motoru,iki adet yıldız porselen vazo, iki adet ceviz masa, ceviz oymalı büfe olarakbelirtilmektedir. Davacı tarafından maddi tazminat olarak talep edilen bukalemlerin cins, vasıf ve kıymetlerinin tespiti amacıyla Üsküdar 3. Sulh HukukMahkemesinde tespit davası açılmış olup Mahkemesinin E:2004/62 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, mevcutbinanın yıkımdan önceki durumunun mali-i inhidam oluşu itibariyle, evvelceonarım ve takviyesinin binanın yıkılmadan yapılması istenmişse de, mevcudunherhangi bir şekilde kullanılmasının sağlıklı olmayacağı açık ve çeşitliraporlarla belirlenmiş olduğundan, herhangi bir ekonomik değerinin olmadığıkanaati belirtilmiştir. Davacının bu bilirkişi raporuna itiraz etmediği görülmektedir.
...
... Mahkememizce, kullanılamayacak durumdabulunan, içine dahi girilmesi tehlikeli olan bir binada maddi tazminat olaraktalep edilen değerlerin bulundurulmasının hayatın olağan akışına ters olduğusonucuna varılmıştır. Davacının kuyumcu olduğu da dikkate alındığında, birkuyumcu esnafının ata yadigarı olduğu belirtilen antika eşyaları ve kıymetlitakıları metruk bir binada saklamasınıninandırıcılığıbulunmamaktadır.
Kaldı ki, davacı tarafından binada bulunduğubelirtilen söz konusu değerlerin orada olduğuna dair somut bir bilgi ve belgede sunulamamaktadır.
Bu duruma göre, davalı Belediyenin binanınyıkımında hizmet kusuru bulunmakla birlikte, yıktırılan binada bulunduğubelirtilen kasanın içinde bulunun kıymetli takılar ile kasa dışındaki diğermenkullerin yıkılan binada bulunduğu ispatlanamadığından maddi tazminattalebi yerinde görülmemiştir.
...
Olayda,davacınınşeref, haysiyet, onur gibi manevi kişiliğini sarsacak bir idari işlem veyaeylemin olmaması karşısındamanevi tazminat ödenmesinigerektirecek şartların oluşmadığı kanaatine varılmakla, bu istemindereddigerekmektedir."
31. Karar temyiz edilmiş, Danıştay OndördüncüDairesinin 28/5/2012 tarihli ve E.2011/2424, K.2012/3883 sayılı ilamıyla hükmünonanmasına karar verilmiştir.
32. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin11/9/2013 tarihli ve E.2012/9669, K.2013/5738 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
33. Karar, başvurucu vekiline 28/11/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
34. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
35. Anayasa'nın 125. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"İdare, kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür."
36. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39. maddesişöyledir:
"Bir kısmı veya tamamının yıkılacakderecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilenyapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veyavalilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halindebinanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakasıtebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarlabirlikte bir zabıtla tespit edilir.
Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibitarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa buişler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.
Alakalının fakruhalitevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlikedurumu o yapı ve civarının boşaltılmasını icabettiriyorsamahkeme kararına lüzum kalmaksızın zabıta marifetiyle derhal tahliyeettirilir."
37. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun172. ve 173. maddeleri, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası, 5.maddesinin birinci fıkrası, 6. ve 9. maddeleri.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu, taşınmazı üzerinde bulunan 1938 yılında yapılmışolan bina için onarım izni verilmesi talebinin Belediye tarafından çeşitligerekçelerle sürekli olarak reddedilmesi ve nihayet muvakkat inşaat verildiktensonra ise Belediyenin kendisine bir bildirimde de bulunmadan bu binayı yıkmasınedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.
40. Başvurucu ayrıca, Belediyece yıktırılan binadaki kasanıniçinde kıymetli ziynet eşyalarının, kasa dışında da antika eşyaları ve diğerdeğerli taşınır eşyalarının bulunduğunu, yıkım nedeniyle bu eşyaların yokedildiği iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini için açtığı davanınise reddedildiğini ifade etmiştir.
41. Başvurucu son olarak binanın onarımına izin verilmemesinedeniyle uğradığı zarara yol açtıkları iddiasıyla kamu görevlileri hakkındayaptığı suç duyurusu üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sonucuşikâyet yollarının engellendiğini belirtmiştir.
42. Başvurucu tüm bu nedenlerle Anayasa'nın 35. maddesindedüzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş 270.000 TL maddi ve90.000 TL manevi olmak üzere tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16).
44. Başvurucu başvuru formunda davalı Belediyenin kendisini"hukuk dışı eylemlerle 18 sene oyaladığını" belirtmekte olup gerekbaşvuru formunda gerekse de 29/12/2014 tarihli dilekçesinde başvurucunun makulsürede yargılanma hakkına ilişkin açık bir ihlal iddiası bulunmadığından, makulsürede yargılanma hakkı yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
45. Başvurucunun yapının onarımına izin vermeyerek zararauğramasına yol açtıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu kamu görevlilerihaklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek hak arama hürriyetininengellendiği iddiası ilgisi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaincelenmiştir.
46. Başvurucunun, Belediye tarafından binanın onarımına izinverilmemesi ve sonucunda yıktırılması nedeniyle zarara uğradığı iddiası ileyıkım üzerine bu bina içindeki değerli eşyalarının yok edildiği gerekçesiylemaddi ve manevi zararlarının tazminine ilişkin açtığı davada İlk DereceMahkemesince hizmet kusurunun varlığı kabul edilmesine rağmen davanınreddedilerek zararlarının tazmin edilmediği iddiası mülkiyet hakkı kapsamındaayrı başlıklar altında incelenmiştir.
1. Adil YargılanmaHakkının İhlaline İlişkin İddia
47. Başvurucu taşınmazı üzerinde bulunun iki katlı binasınınonarımına izin vermeyerek zarara uğramasına yol açtıkları gerekçesiyle Belediyegörevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ancak Üsküdar CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bukarara karşı yaptığı itirazın reddedildiği gibi kanun yararına bozma istemininde reddedildiğini, böylece hak arama hürriyetinin engellendiğini belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Bakanlık, bu konu hakkında bir görüş bildirmemiştir.
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme,23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhineyapılacak bireysel başvuruları inceler."
50. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bubaşvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün değildir(Doğan Yıldırım, B. No:2013/9831, 10/3/2015, § 23).
51. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin birtarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekildeuygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
52. Başvuru konusu olayda, başvurucunun ilgili kamu görevlilerihakkında suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasındaÜsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 21/4/2005 tarihli kararıyla kovuşturmaya yerolmadığına karar verildiği, başvurucunun bu karara karşı yaptığı itirazın daKadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2005 tarihli kararı ile reddedildiğigörülmektedir (bkz.§§ 17, 18).
53. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasına konu kovuşturmayayer olmadığına ilişkin karar, Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucunun itirazınıreddettiği 7/6/2005 tarihinde kesinleşmiştir. Bu nedenle başvuruya konu karar,zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.
54. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Mülkiyet Hakkınınİhlaline İlişkin İddia
a. Binanın Onarımına İzinVerilmemesi ve Yıktırılması Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmin Edilmemesineİlişkin İddia
55. Başvurucu tapulu taşınmazının üzerinde 1938 yılında yapılmışiki katlı bir binanın bulunduğunu, yıkılmak üzere olan bu yapıyı onarmak içinBelediyeden izin talebinde bulunduğunu, ancak onarım izni verilmemesi işlemininiptaline dair mahkeme kararına rağmen Belediyenin çeşitli sebeplerle kendisinioyaladığını, nihayet 10 yıl süreli muvakkat inşaat izni verilmesine rağmenBelediyenin kendisine bir bildirim de yapmadan bu binayı yıktırdığınıbelirterek, Belediyece zamanında onarım izni verilmemesi ve binanın hukukaaykırı olarak yıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
56. Bakanlığın görüş yazısında Belediyenin taşınmazdaki binanınyıkımını hangi nedene dayandırdığının belirlenmesi gerektiği, mülkiyet hakkınamüdahale edilerek erişilmek istenen kamu yararının ve müdahaleningerekliliğinin belirlenmesinin zorunlu olduğu, idarenin hizmet kusuruylataşınmazın yıkılmasının gerekliliği ve bu durumun başvurucunun ölçüsüz bir yükekatlanması sonucunu doğurup doğurmadığının takdirinin Anayasa Mahkemesine aitolduğu bildirilmiştir.
57. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevap dilekçesinde,başvuru formundaki beyanlarını tekrar etmiştir.
58. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
59. 6216 sayılı Kanun’un"Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derecemahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunuzorunlu kılar (Necati Gündüz ve RecepGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 26).
61. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
62. Başvuru konusu olayda, başvurucunun onarım için izinverilmemesi nedeniylebinasını kullanamayıp ekonomikyönden kayba uğradığı ve binanın yıkımı nedeniyle zarara uğradığı iddiasıylaİstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı dava dosyasında tam yargıdavası açtığı, Mahkemenin davanın kabulüne dair 30/1/2009 tarihli kararının iseDanıştay Altıncı Dairesinin 22/4/2014 tarihli ilamıyla bozulduğu, bozma ilamıüzerine başvurucunun karar düzeltme isteminde bulunduğu, karar düzeltmeaşamasının ise henüz sonuçlanmadığı, dolayısıyla yargılamanın devam etmekteolduğu görülmektedir (bkz. §§22-25).
63. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasına konu ettiği binasıiçin onarım izni verilmemesi nedeniyle kullanamayıp ekonomik yönden kaybauğradığı ve binanın yıktırılması üzerine zarara uğradığı iddiası yönündenbaşvurucu tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2005/178 esas sayılı davadosyasında açtığı tam yargı davasının devam etmekte olduğu, başvurucunun ise budava sonuçlanmadan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarakihlale neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuruyolları usulünce tüketilmemiştir.
64. Açıklanan nedenlerle binanın onarımına izin verilmemesi veyıktırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına yönelik olarakbaşvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Yıkılan Binada Değerli Taşınır EşyalarınMevcut Olduğu ve Yıkım Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmin Edilmemesine İlişkinİddia
65. Başvurucu, Belediyece yıktırılan binanın duvarındaki kasanıniçerisinde kendisine ait kıymetli ziynet eşyalarının ve bu binada yinekendisine ait antika eşyalar ile başkaca değerli eşyaların bulunduğunu, ancakBelediyenin binayı yıktırmasıyla birlikte bu eşyaların da yok edildiğinibelirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Bakanlık, bu konu hakkında bir görüş bildirmemiştir.
67. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarıncabaşvurucunun; başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılanAnayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireyselbaşvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve bunailişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, §§ 19, 20).
68. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde başvurununaçıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kabuledilemez olduğuna karar verilebilir.
69. Başvuru konusu olayda başvurucu, taşınmazı üzerindeki binadaziynet eşyaları, antika eşyalar ve diğer taşınır eşyalarının bulunduğu veBelediyece binanın yıktırılması sırasında bu eşyaların enkazla birlikte atıldığıiddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini için Belediye ile Belediyegörevlileri aleyhlerine 25/4/2005 tarihinde Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesinezdinde tazminat davası açmış, Mahkemenin 20/4/2006 tarihli kararı ileBelediye görevlilerine karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddine,Belediyeye karşı açılan dava yönünden ise, idare mahkemelerinin görevli olduğugerekçesiyle yargı yolu yanılgısı nedeniyle dava dilekçesinin reddine kararverilmiştir. Başvurucu, davanın reddine dair kararın Yargıtaycaonanması suretiyle kesinleşmesi üzerine bu defa 17/9/2007 tarihinde Belediyealeyhine İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2007/1642 esas sayılı dava dosyasındatam yargı davası açmıştır.
70. Mahkemenin 30/1/2009 tarihli kararı ile olayda Belediyeninhizmet kusurunun bulunduğu tespit edilmiş, ancak başvurucunun dayandığı Üsküdar3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/62 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyasındadava dilekçesinde belirtilen eşyaların tespit edilmemiş olduğu, bu dosyadakibilirkişi raporuna göre kullanılamayacak durumda olup içine girilmesi dahitehlikeli bir binada başvurucunun belirttiği değerli eşyaların tutulmasının dahayatın olağan akışına uygun olmadığı, dolayısıyla bu eşyaların yıkılan binadabulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurucunun maddi tazminat talebiyerinde görülmemiş, koşulları oluşmadığı belirtilerek manevi tazminat talebi dereddedilmiştir (bkz. § 30). Temyiz edilen karar Danıştay OndördüncüDairesince onanmış, karar düzeltme istemi de Dairece reddedilmiştir.
71. Başvurucu başvuru formunda, Belediyece yapılan yıkımişlemine ait fotoğraflarını, kuyumcu olduğuna dair ticaret odası belgesini,delil tespiti dosyasını ve tanık ifadelerini delil olarak göstermiştir. Başvuruformu ekinde ibraz edilen fotoğraflarda başvurucunun belirttiği eşyalargörülememiştir. Başvurucunun ibraz ettiği İstanbul Ticaret Sicil Odasının24/12005 tarihli sicil kayıt sureti başlıklı belgede ise, başvurucunun kuyumcuolarak "Hakimiyeti Milliye CaddesiNo:96" adresinde faaliyet gösterdiği belirtilmekte olup buadresin ise başvuru konusu taşınmaza ait olmadığı anlaşılmaktadır. BaşvurucuÜsküdar Belediyesine verdiği 29/9/1997 tarihli dilekçede ise tamire muhtaçdurumdaki "binanın boş ve harap durumdaolduğunu" ifade etmiştir. Öte yandan başvurucunun dayandığıdelil tespiti dosyasında da, belirtilen değerlieşyaların yıkım öncesi bu binada mevcut olduğuna dair herhangi bir tespityapılmadığı, bu dosyada yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu asılve ek raporlarında, yalnızca yapının durumunun tespit edilerek talepdoğrultusunda binanın onarımına izin verilmemesi nedeniyle başvurucunun maddizararlarına dair farklı yöntemlerle yapılan hesaplamaların ve açıklamaların yeraldığı görülmektedir. Ayrıca başvurucunun da beyan ettiği üzere ve gerekbaşvuru formuna eklenen Belediye yazışma ve belgelerine göre gerekse de deliltespiti dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporlarına göre, başvurucuya aitbinanın yıkım öncesinde kullanılamayacak durumda ağır hasarlı olduğuanlaşılmaktadır.
72. Bu durumda başvurucu, Belediyece yıkılan binanın içindeziynet eşyaları, antika eşyaları ve diğer değerli eşyalarının mevcut olup yıkımnedeniyle bu eşyaların zarar gördüğünü ileri sürmekte ise de bu iddiasını somutbilgi ve belgelere dayandıramamaktadır. Başvurucunun dayandığı delil tespitidosyası ve başvuru formu ekindeki fotoğraflarda bu eşyaların varlığına dairsomut bir bulgu mevcut olmayıp Mahkemenin de gerekçesinde belirttiği üzerebinanın yıkım öncesinde kullanılamaz durumda olduğu da gözetildiğinde söz konusuiddianınkanıtlanmamış şikayetkapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
73. Açıklanan nedenlerle yıkılan başvurucuya ait binada değerlieşyaların bulunduğu ve yıkım nedeniyle bu eşyaların zarar gördüğü iddiasıbaşvurucu tarafından kanıtlanamadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkı ihlali ile ilgili olarak;
a. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin bir ihlal iddiasıbulunmadığından söz konusu hak yönünden bir inceleme yapılmasına YER OLMADIĞINAOsman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianınzaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
2. Mülkiyet hakkı ihlali ile ilgili olarak;
a. Binanın onarımına izin verilmemesi ve yıktırılması nedeniyleuğranılan zararın karşılanmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
b. Yıktırılan binada değerli taşınır eşyaların mevcut olduğu veyıkım nedeniyle zarara uğranılan zararın karşılanmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINAOYBİRLİĞİYLE
30/3/2016 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, 1995 yılında başlayan hasarlı durumdaki binanınonarımına izin verilmemesi, daha sonra izin verilmesine rağmen bildirimyapılmaksızın binanın yıktırılması, binada bulunan eşyalara zarar verilmesinedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesi üzerine bu işlemlerden doğanzarara yol açan kamu görevlileri hakkında yapılan suç duyurularının sonuçsuzkalması, binanın yıkımı nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebiyle açılantam yargı davasının da başvuru tarihine kadar sonuç vermemesi sürecinin tümüneilişkin olarak, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılmıştır.
2. Buna göre, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlalineilişkin iddiası sadece zarara yol açan kamu görevlileri hakkında takipsizlikkararı verilmesiyle sınırlı olmayıp, idari yargıda açılan tam yargı davasınınbaşvuru tarihi itibariyle sonuç vermemiş olmasını da kapsamaktadır.
3. Başvurucu vekilinin imzaladığı başvuru formunun sonuçkısmında yargılamanın uzunluğundan yakınıldığı ve bu meyanda, uzun yargılamayıda kapsayacak biçimde manevi tazminat talebinde bulunulduğu açıktır.
4. Bu nedenle başvuru tarihi itibariyle dokuz, karar tarihiitibariyle de onbir yılı bulan idari yargıdakidavanın makul sürede sonuçlandırılmamış olmasının adil yargılanma hakkıkapsamında değerlendirilerek, başvurucuya bu yönden makul bir manevi tazminatverilmesi gerekirken tam yargı davasının sadece mülkiyet hakkının ihlaliiddiası yönünden incelenmesine ve bu yönden “başvuru yollarının tüketilmemesi”gerekçesiyle kabul edilemez bulunmasına katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT