TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADİL KOCAGÖZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/11518)
Karar Tarihi: 13/6/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Adil KOCAGÖZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, denetim faaliyeti sonucu tespit edilen kamuzararının Sayıştay tarafından, gerçekleştirme görevlisi olan başvurucudantazmin edilmesine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığışekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 2010 ve 2011 yılları arasında Kocaeli BüyükşehirBelediyesi Başkanlığında (Büyükşehir Belediyesi) müdür olarak görev yapmış vedaha sonra emekli olmuştur.
8. Başvurucunun görev yaptığı dönemde Büyükşehir Belediyesi ileBelediye ve Mahalli İdareler Çalışanları Birliği Sendikası (Sendika) arasındaSosyal Denge Sözleşmesi (Sözleşme) akdedilmiştir. Bahse konu Sözleşme'nin 13.maddesinde sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımı adı altında yapılacakek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.
9. Büyükşehir Belediyesinin 2011 yılına ilişkin hesaplarınındenetiminde Sayıştay denetçileri sosyal denge yardımı adı altında yapılanödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı tespitiyle kamu zararına sebepolunduğu iddiasını sorgu konusu yapmıştır. Kurum sorumlularından gelen yazılısavunmaların ardından denetçilerce düzenlenen yargılamaya esas raporda zararınilgililerden tazmini talep edilmiştir.
10. Sayıştay 6. Dairesi (Daire) verdiği 10/1/2013 tarihli kararıile, taraflar arasında akdedilen Sözleşme'ye dayalıolarak görevli personele sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerden31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca gelirvergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle oluşan 317.259,25 TL kamu zararınınaralarında başvurucunun da bulunduğu sorumlulardan tazminine karar vermiştir.
11. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Sayıştay TemyizKurulu (Kurul)21/4/2015 tarihinde Daire kararını tasdik etmiştir. Kurul sözkonusu kararda, sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerin 193 sayılıKanun'a göre ücret niteliğinde gelir vergisine tabi olduğu tespitindebulunmuştur. Kurul ayrıca 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu GörevlileriSendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 6289 sayılı Kanun'un 30. maddesiyleeklenen geçici 14. maddesinin ek ödemelerden yapılacak kesintilere ilişkin birhüküm içermediği ve dolayısıyla bu ödemelerden gelir vergisi kesintisiyapılması gerektiği tespitinde de bulunmuştur.
12. Başvurucu, Kurulun bu kararına karşı karar düzeltmeisteğinde bulunmuştur. Kurul 1/3/2016 tarihinde temyiz incelemesindekigerekçesini tekrar ederek isteği reddetmiştir.
13. Nihai karar 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu15/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Sayıştayıngörevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Sayıştay;
a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar veişlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkındaTürkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.
b) Genel yönetim kapsamındaki kamuidarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlarave diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumlularınhesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.
c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye BüyükMillet Meclisine sunar.
ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işleriniyapar.
..."
15. 6085 sayılı Kanun'un "İlamlarıninfazı" kenar başlıklı 53. maddesi şöyledir:
"(1) Sayıştay ilamları kesinleştiktensonra doksan gün içerisinde yerine getirilir. İlam hükümlerinin yerinegetirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticilerisorumludur.
(2)İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabitutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerinegöre tahsil olunur."
16. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim veKontrol Kanunu'nun "Gideringerçekleştirilmesi" kenar başlıklı 33. maddesinin ikinci vedördüncü fıkraları şöyledir:
"Gerçekleştirmegörevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetinalınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi veödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanunçerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar."
17.4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmişbir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memurtemsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarruftabulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındakiidarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemedebulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat veyargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.''
18. 193 sayılı Kanun'un 94. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadikamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret veserbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zıraiişletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılanödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesabenyaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 incimaddede yazılı olup ücret sayılan edemelerden(istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncümaddelere göre...''
B. Yargı Kararları
19. Danıştay Onbirinci Dairesinin8/4/2015 tarihli ve E.2014/1405, K.2015/1894 sayılı kararının ilgili kısmışöyledir:
"Davacı tarafından, üyelerine ödenensosyal denge tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmaması ve yapılankesintilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşıdava açılmıştır. Diyarbakır Vergi Mahkemesi 20/1/2014 gün ve E:2014/48 K:2014/69sayılı kararıyla; gelir vergisi kesintilerini yapan davalı idarenin davacınınvergilendirme işlemi ile ilgili başvurusu hakkında işlem tesis etmeye yetkiliolmadığı, bu konuda yetkili merci olan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı yada Gelir İdaresi Başkanlığına yapılacak başvuru sonucuna göre dava açılmasıgerektiği, kesinti yapılıp yapılmaması hususunda bir yetki ve görevi bulunmayanyetkisiz kuruma yapılan başvurusu üzerine oluşan işlemin vergisel anlamdadavacı sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen, idari davaya konuedilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyledavanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, vergiselanlamda sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen ret işleminin davakonusu edilebilecek bir işlem olduğu, sosyal denge tazminatı ödemeleriüzerinden damga vergisi hariç hiç bir vergi ve kesintiyapılmaması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
...
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesiyukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerleDairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ilerisürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumdabulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına [kararverildi].
20. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/3/2002 tarihli veE.2001/2261, K.2002/1442 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Anayasanın 125. maddesinde, idareninher türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolununaçıkolduğu,160/1.maddesinde,Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililerin yazılı bildirim tarihindenitibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmaküzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği, bu kararlar dolayısıylaidari yargı yoluna başvurulamayacağı hükümlerineyerverilmiştir.
Anayasanın 160/1. maddesinde idari yargıyoluna başvurulamayacağı öngörülen kararlar, Sayıştaycailgilileri hakkında hesap yargılaması sonucu verilen tazmin ya da beraatkararlarıdır...''
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 13/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15.maddesi uyarınca personele sosyal denge tazminatı ödendiğini ve bu ödemelerdengelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle Sayıştay tarafından hakkında tazminhükmü verildiğini belirtmiştir. Başvurucu tazmin hükmünün, kamu görevlilerineyapılan ek ödemeye dayalı ve onu temel alan bir yargılama faaliyeti olup 4688sayılı Kanun'un geçici 14. maddesi uyarınca Sayıştayınbu hususta yargılama yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
23. Başvurucu ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)sözleşmelerine göre tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları sözleşmehükümlerine uymak zorunda olduklarını, bu kapsamda taraflar arasındaki Sözleşme'de gelir vergisi kesileceğine dair bir hükümbulunmadığından Sözleşme'de yer almayan bir konudakesinti yapılmasının hukuka ve ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ilerisürmüştür.
24. Başvurucu, sosyal denge ödemelerinden gelir vergisikesintisi yapılmasının aynı zamanda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nada aykırı olduğunu belirterekhakkında tazmin hükmüverilmesinin Anayasa'nın 5., 11., 35., 36., 49. ve 55. maddelerinde güvencealtına alınan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının yanında adilyargılanma hakkı başta olmak üzere Anayasa'da güvence altına alınan başkaca hakve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özü,gerçekleştirme görevlisi olarak kamunun uğramış olduğu zarardan sorumlututulmasına dair Sayıştay kararına yöneliktir. İlgili Sayıştay kararı ilebaşvurucu bir miktar parayı ödemekle yüz yüze kalacağından iddiaları bir bütünolarak mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
26. Yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukukiuyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu kararınkesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları arasındakihukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya düzenlenmesive aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasıdır. Sayıştaysorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı, hukuka aykırıise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırı mali işlem ile kamu zararıarasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda 6085 sayılı Kanun'daöngörülen yargılama usullerini izleyerek bir inceleme yaptıktan sonra her üçkoşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesap sorumlusundan tazmininekarar vermektedir (AYM,E.2012/102, K.2012/207,27/12/2012).
27. Sayıştayın tazmin kararı vermesi,hukuka aykırılığın müeyyidesidir. Anayasa'nın 160. maddesinin birincifıkrasında, Sayıştayın bu kararının kesin hükümniteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi birhukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısalanlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir (AYM, E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012; Anayasa Mahkemesinin aynı yöndeki diğer kararları içinbkz. AYM, E.2011/21, K.2013/36, 28/2/2013; E.2011/142, K.2013/52, 3/4/2013;E.2014/172, K.2014/170, 13/11/2014).
28. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Hakkında verilen tazmin kararı uyarınca başvurucunun tahsiline karar verilenvergi miktarı kadar bir parayı ödemek zorunda kaldığı açık olup Anayasa'nın 35.maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır.
29. Anayasa Mahkemesinin kararlarında vergi ve benzeriyükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeyeve ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdıkları amaçlardikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veyadüzenlenmesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Arif Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016,§ 50; Narsan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Somut olayda da Sendika üyesi çalışanlarasosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisiyapılmaması nedeniyle bu hatadan sorumlu kabul edilen başvurucunun kamununzararını tazmin etmesine karar verilmiştir. Buna göre başvurudan kamu zararınıntazmin edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Diğertaraftan müdahalenin amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararınakullanımının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin kural çerçevesindeincelenmesi gerekir.
30. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerekyapılması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan,B.No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
31. Büyükşehir Belediyesinde çalışan personele Sözleşme uyarıncayapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu ve gerçekleştirme görevlisiolarak başvurucunun bu ödemelerden kesinti yapmaması nedeniyle 5018 sayılıKanun'un 32. maddesi uyarınca tazmin sorumluğunun bulunduğu görüldüğünden,yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı anlaşılmıştır.
32. Vergi borçlarının ödenmesi için tedbirlerin alınmasında vebu kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş birtakdir yetkisi bulunmaktadır. Kişilerin kamuya olan borçlarının tahsili içinyasal düzenlemeler yapılmış olup başvuruya konu olay açısından başvurucununpersonelin ücret gelirinden vergi kesintisi yapmaması nedeniyle oluşan kamuzararının ödenmesinden sorumlu tutulmasında kamu yararı olduğu ve müdahaleninbu yönüyle meşru bir amacının bulunduğu tartışmasızdır.
33. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamuyararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahaleninölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasındadikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülenölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle eldeedilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengeninsağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı veaşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.
34. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik,öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; gereklilik, ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40,K.2016/5, 28/1/2016, § 10).
35. Somut olayda başvurucu öncelikle sosyal denge tazminatı adıaltında personele yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını ilerisürmektedir. Sayıştay ise personele yapılan bu ek ödemelerin ücret niteliğindeolduğu ve dolayısıyla 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisine tabi olduğunugerekçeli kararlarında açıkça belirtmiştir. Öte yandan aynı ödemelerin gelirvergisine tabi olduğu Danıştay tarafından da kabul edilmektedir (bkz. § 19).
36. Başvurucu ikinci olarak 4688 sayılı Kanun'un geçici 14.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu Kanun kapsamında yapılan ödemelerinaffedildiğini, dolayısıyla bu ödemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların Sayıştaytarafından mali yargı konusu yapılamayacağını ileri sürmektedir. Sayıştayyaptığı değerlendirmede, yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmadığı,uyuşmazlığın bu ödemeler nedeniyle kaynağında kesilmesi gereken gelir vergisineilişkin olduğu ve 4688 sayılı Kanun ile vergi mevzuaatındabu ödemeleri vergiden istisna tutan bir hükmün bulunmadığısonucunavarmıştır.
37. Başvurucu kanunen yerine getirmek zorunda olduğu birgörevini yapmaması nedeniyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuştur.Başvurucunun bu sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafındantespit edilmiş, başvurucu Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarınıserbestçe ileri sürme imkânını elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamlarınkararlarının makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da başvurucutarafından ortaya konulamamıştır.
38. Başvurucunun tazmin etmekle yükümlü tutulduğu miktarnedeniyle ödeme yapılan personele rücu etme imkânının bulunduğu ve bu bağlamdaAnayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvencelerin de sağlandığı gözetildiğindemüdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediğideğerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ilemüdahalenin kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmamış olupmülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyethakkının ihlal edilmediği açıktır.
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.