TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADİL KOCAGÖZ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2016/11519)
Karar Tarihi: 19/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Adil KOCAGÖZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gerçekleştirme görevlisi olan başvurucunun Sayıştaytarafından tespit edilen kamu zararını tazmin etmeye mahkûm edilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu, 2010 ve 2011 yılları arasında Kocaeli BüyükşehirBelediyesi Başkanlığında (Belediye) müdür olarak görev yapmış daha sonra emekliolmuştur.
7. Başvurucunun görev yaptığı Belediye ile Belediye ve Mahalliİdareler Çalışanları Birliği Sendikası (Sendika) arasında 8/1/2010 tarihliSosyal Denge Sözleşmesi (Sözleşme) düzenlenmiştir. Bahse konu Sözleşme'nin 13. maddesinde Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımıadı altında yapılacak ek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağıaçıkça düzenlenmiştir.
8. Sayıştay Başkanlığı Belediyenin 2010 yılına ilişkinhesaplarını denetime tabi tutmuştur. Sayıştay denetçileri sosyal denge yardımıadı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı tespitiylekamu zararına sebep olunduğu iddiasını sorgu konusu yapmıştır. Kurumsorumlularından gelen yazılı savunmaların ardından denetçilerce düzenlenenyargılamaya esas raporda zararın ilgililerden tazmini talep edilmiştir.
9. Sayıştay 6. Dairesi (Daire) taraflar arasında akdedilensözleşmeye dayalı olarak görevli personele sosyal denge yardımı adı altındayapılan ödemelerden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunuhükümleri uyarınca gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle oluşan223.648,50 TL kamu zararının aralarında başvurucunun da bulunduğu sorumlulardantazminine karar vermiştir.
10. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Sayıştay TemyizKurulu (Kurul)21/4/2015 tarihinde Daire kararını tasdik etmiştir. Daire sözkonusu kararda, sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerin 193 sayılıKanun'a göre ücret niteliğinde gelir vergisine tabi olduğu tespitindebulunmuştur. Daire ayrıca, 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu GörevlileriSendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'na 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılıKanun'un 30. maddesiyle eklenen geçici 14. maddesinin ek ödemelerden yapılacakkesintilere ilişkin bir hüküm içermediği ve dolayısıyla bu ödemelerden gelirvergisi kesintisi yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
11. Başvurucu Kurulun bu kararına karşı karar düzeltme isteğindebulunmuştur. Kurul 1/3/2016 tarihinde temyiz incelemesindeki gerekçesini tekrarederek isteği reddetmiştir.
12. Nihai karar 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu15/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
13. 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Sayıştayıngörevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“(1)Sayıştay;
a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar veişlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkındaTürkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.
b) Genel yönetim kapsamındaki kamuidarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlarave diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumlularınhesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.
c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye BüyükMillet Meclisine sunar.
ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işleriniyapar.”
14. 6085 sayılı Kanun'un"Temyiz" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Sayıştay dairelerince verilenilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlarkesindir."
15. 6085 sayılı Kanun'un "Karardüzeltilmesi" kenar başlıklı 57. maddesinin ilgili şöyledir:
"(1) Temyiz Kurulu kararları hakkında, 52 nci maddenin birinci fıkrasındayazılı ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeşgün içinde bir defaya mahsus olmak üzere aşağıdaki sebeplerle karardüzeltilmesi isteminde bulunabilirler:''
16. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim veKontrol Kanunu'nun "Harcama talimatı vesorumluluk" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:
"Bütçelerden harcama yapılabilmesi,harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcamatalimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi,kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevliolanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarınınbütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuatauygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından vebu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."
17. 5018 sayılı Kanun'un "Gideringerçekleştirilmesi" kenar başlıklı 33. maddesinin ikinci vedördüncü fıkraları şöyledir:
"Gerçekleştirmegörevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetinalınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi veödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanunçerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar."
18. 5018 sayılı Kanun'un"Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları" kenarbaşlıklı 61. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...
Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödemeemri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılanbelgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,
Kontrol etmekle yükümlüdür."
19. 4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmişbir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memurtemsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarruftabulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesikapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsunek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya malitakibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.''
20. 193 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadikamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret veserbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zıraiişletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılanödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesabenyaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 incimaddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç),103 ve 104 üncü maddelere göre...''
B. Yargısal Kararlar
21. Danıştay Üçüncü Dairesinin 8/4/2015 tarihli ve E.2014/1405,K.2015/1894 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Davacı tarafından, üyelerine ödenensosyal denge tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmaması ve yapılankesintilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşıdava açılmıştır. Diyarbakır Vergi Mahkemesi 20/1/2014 gün ve E:2014/48 K:2014/69sayılı kararıyla; gelir vergisi kesintilerini yapan davalı idarenin davacınınvergilendirme işlemi ile ilgili başvurusu hakkında işlem tesis etmeye yetkiliolmadığı, bu konuda yetkili merci olan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı yada Gelir İdaresi Başkanlığına yapılacak başvuru sonucuna göre dava açılmasıgerektiği, kesinti yapılıp yapılmaması hususunda bir yetki ve görevi bulunmayanyetkisiz kuruma yapılan başvurusu üzerine oluşan işlemin vergisel anlamdadavacı sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen, idari davaya konuedilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyledavanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, vergiselanlamda sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen ret işleminin davakonusu edilebilecek bir işlem olduğu, sosyal denge tazminatı ödemeleriüzerinden damga vergisi hariç hiç bir vergi ve kesintiyapılmaması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
...
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesiyukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerleDairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ilerisürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumdabulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına [kararverildi]."
22. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/3/2002 tarihli veE.2001/2261, K.2002/1442 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Anayasanın 125. maddesinde, idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolununaçıkolduğu,160/1.maddesinde,Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililerin yazılı bildirim tarihindenitibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmaküzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği, bu kararlar dolayısıylaidari yargı yoluna başvurulamayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasanın 160/1. maddesinde idari yargıyoluna başvurulamayacağı öngörülen kararlar, Sayıştaycailgilileri hakkında hesap yargılaması sonucu verilen tazmin ya da beraatkararlarıdır.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 15.maddesi uyarınca personele sosyal denge tazminatı ödendiğini ve yapılan buödemelerden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle Sayıştay tarafındanhakkında tazmin hükmü verildiğini belirtmiştir. Başvurucu tazmin hükmünün, kamugörevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı ve onu temel alan bir yargılama faaliyetiolup 4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesi uyarınca Sayıştayınbu hususta yargılama yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine göre tarafların serbestiradeleri ile imzaladıkları sözleşme hükümlerine uymak zorunda olduklarını, bukapsamda taraflar arasındaki Sözleşme'de gelirvergisi kesileceğine dair bir hüküm bulunmadığından sözleşmede yer almayan birkonuda kesinti yapılmasının hukuka ve ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ilerisürmüştür. Başvurucu, sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi kesintisiyapılmasının aynı zamanda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na da aykırıolduğunu belirterek hakkında tazmin hükmü verilmesinin Anayasa'da güvencealtına alınan devletin temel amaç ve görevleri, Anayasa'nın bağlayıcılığı veüstünlüğü ilkesi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, çalışma hakkı veücrette adaletin sağlanması ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının yanında adilyargılanma hakkı başta olmak üzere Anayasa'da güvence altına alınan başkaca hakve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özü,gerçekleştirme görevlisi olarak kamunun uğramış olduğu zarardan sorumlututulmasına dair Sayıştay kararına yöneliktir. Sayıştay kararı ile başvurucununbir miktar parayı ödemekle yüz yüze kalacağından dolayı ilgili iddialar birbütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
27. Yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukukiuyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bukararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın taraflarıarasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veyadüzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yenidenaçılamamasıdır. Sayıştay, sorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olupolmadığı, hukuka aykırı ise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırımali işlem ile kamu zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda6085 sayılı Kanun'da öngörülen yargılama usullerini izleyerek bir incelemeyaptıktan sonra, her üç koşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesapsorumlusundan tazminine karar vermektedir (AYM,E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012).
28. Sayıştayın tazmin kararı vermesi,hukuka aykırılığın müeyyidesidir. Anayasa'nın 160. maddesinin birincifıkrasında, Sayıştayın bu kararının kesin hükümniteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi birhukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısalanlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir (AYM, E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012; Anayasa Mahkemesinin aynı yöndeki diğer kararları içinayrıca bkz. AYM, E.2011/21, K.2013/36, 28/2/2013; E.2011/142, K.2013/52,3/4/2013; E.2014/172, K.2014/170, 13/11/2014).
29. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Hakkında verilen tazmin kararı uyarınca başvurucunun tahsiline karar verilenvergi miktarı kadar bir parayı ödemek zorunda kaldığı açık olup Anayasa'nın 35.maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır.
30. Somut olayda da Sendika üyesi çalışanlara sosyal dengeyardımı adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmamasınedeniyle bu hatadan sorumlu kabul edilen başvurucunun kamunun zararını tazminetmesine karar verilmiştir. Buna göre başvurudan kamu zararının tazminedilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Diğer taraftanmüdahalenin amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararına kullanımınınkontrolü veya düzenlenmesine ilişkin kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
31. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken,temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan,B.No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
32. Belediyede çalışan personele Sözleşme uyarınca yapılanödemelerin gelir vergisine tabi olduğu ve gerçekleştirme görevlisi olarakbaşvurucunun bu ödemelerden kesinti yapmaması nedeniyle 5018 sayılı Kanun'un32. maddesi uyarınca tazmin sorumluğunun bulunduğu görülmekle yapılanmüdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı anlaşılmıştır.
33. Vergi borçlarının ödenmesi için tedbirlerin alınması ve bukapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş birtakdir yetkisi bulunmaktadır. Başvuruya konu olay açısından başvurucununpersonelin ücret gelirinden vergi kesintisi yapmaması nedeniyle oluşan kamuzararının ödenmesinden sorumlu tutulmasında kamu yararı olduğu ve müdahaleninbu yönüyle meşru bir amacının bulunduğu tartışmasızdır.
34. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamuyararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahaleninölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasındadikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülenölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle eldeedilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengeninsağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı veaşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır (Arslan Gedik, B. No: 2014/17217,14/9/2017, § 39).
35. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik,öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; gereklilik, ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40,K.2016/5, 28/1/2016, § 10).
36. Somut olayda başvurucu öncelikle sosyal denge tazminatı adıaltında personele yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını ilerisürmektedir. Sayıştay Daire ve Kurulu personele yapılan bu ek ödemelerin ücretniteliğinde olduğu ve dolayısıyla 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisinetabi olduğunu gerekçeli kararlarında açıkça belirtmiştir. Öte yandan aynıödemelerin gelir vergisine tabi olduğu Danıştay tarafından da kabuledilmektedir (bkz. § 21).
37. Başvurucu ikinci olarak 4688 sayılı Kanun'un geçici 14.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında yapılan ödemelerinaffedildiğini dolayısıyla bu ödemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların Sayıştaytarafından mali yargı konusu yapılamayacağını ileri sürmektedir. Sayıştayyaptığı değerlendirmede, yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmayıpuyuşmazlığın bu ödemeler nedeniyle kaynağında kesilmesi gereken gelir vergisineilişkin olduğunu ve 4688 sayılı Kanun ile vergi mevzuaatındabu ödemeleri vergiden muaf tutan bir istisna bulunmadığı sonucuna varmıştır.
38. Başvurucu kanunen yerine getirmek zorunda olduğu birgörevini yapmaması nedeniyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuştur.Başvurucunun bu sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafındantespit edilmiş, başvurucu Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarınıserbestçe ileri sürme imkânını elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamlarınkararlarının makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da başvurucutarafından ortaya konulamamıştır. Başvurucunun tazmin etmekle yükümlü tutulduğumiktar nedeniyle ödeme yapılan personele rucü etmeimkânının bulunduğu bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülengüvencelerin de sağlandığı gözetildiğinde müdahalenin başvurucuya şahsi olarakaşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucununmülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gerekenadil denge bozulmamış olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür.Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.