TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADNAN KESKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8613)
Karar Tarihi: 28/5/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Adnan KESKİN
Vekili
:
Av. Onur Can KESKİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesindeaçtığı iş hukukuna dayalı tazminat ve alacak davasının kısmen kabulüne kararverildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet veadil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş,ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/11/2013 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölümün 23/1/2014 tarihli ara kararıgereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 24/2/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. a) Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber AjansıA.Ş. aleyhine Ankara 7. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin haksızfeshedildiğini ileri sürerek işe iadesini talep etmiştir.
b) Mahkemece, 25/6/2008 tarih ve E.2007/1030, K.2008/322sayılı ilamla, davalı işveren tarafından yapılan iş akdinin feshiningeçersizliği ile başvurucunun işe iadesine, işe başlatılmaması halinde 6 aylıkücretinin ödenmesine, başvurucunun işe iadesi için davalıya başvurması halindekararın kesinleşmesine kadar 4 aylık ücretin ödenmesine karar verilmiştir.
c) Temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 1/6/2009 tarihve E.2008/34069, K.2009/15088 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
8. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş.aleyhine Ankara 12. İş Mahkemesinde açtığı davada; 1/5/1997 tarihinden itibarenRadikal Gazetesinde çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından 4/12/2007tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, işçilik alacaklarıtoplamı 20.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılamayaMahkemenin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasında başlanılmıştır.
9. Başvurucu, 18/2/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talepettiği alacakları artırmış ve yasal faizle tahsil isteminde bulunmuştur.
10. a) Başvurucu 5/8/2009 tarihinde Milliyet Haber AjansıA.Ş. aleyhine Ankara 2. İş Mahkemesinde açtığı davada, davalının işe iadekararını yerine getirmediğini ileri sürerek, çalıştırılmadığı 4 aylık ücretfarkı, altı aylık tazminat farkı, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları olarak5.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
b) Mahkemece, 12/11/2009 tarih ve E.2009/725, K.2009/692sayılı kararla, Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasıile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dava dosyasınınAnkara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyası ilebirleştirilmesine karar verilmiştir.
11. a) Başvurucu, 5/3/2010 tarihinde Milliyet Haber AjansıA.Ş. aleyhine Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı ek davada, davalıdan olan,kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının yasal faiziyle tahsilini, dava dosyasınınAnkara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasıylabirleştirilmesini talep etmiştir.
b) Mahkemece, 11/3/2010 tarih ve E.2010/223, K.2010/146sayılı ilamla; dava dosyasının Ankara 12. İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılıdava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.
12. Ankara 12. İş Mahkemesi, 15/3/2011 tarih ve E.2007/1022K.2011/194 sayılı kararla; iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiğigerekçesiyle; bilirkişi raporu doğrultusunda asıl dava ile birleşen 10. İş Mahkemesinin2010/223 esas sayılı dava dosyasındaki taleplerin kısmen kabulüne, başvurucununfazla mesai ücreti olarak 13.432,64 TL’nin davalıdan tahsiline, fazla mesaiücretinin %5 fazlalığı alacağından takdiren %90indirim yapılarak 44.875,50 TL’nin davalıdan tahsiline, ulusal bayram geneltatil ücreti alacağı olarak 1.731,61 TL’nin davalıdan tahsiline, bu alacağın %5fazlalığından takdiren %90 indirim yapılarak 4.750,86TL’nin davalıdan tahsiline, diğer alacak taleplerinin reddine, tüm alacakların26/11/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; birleşendava dosyalarında davaların kısmen kabulüne, 4 aylık ücret alacağı 5.600 TL, 6aylık tazminat farkı alacağı 7.419,95 TL, kıdem tazminatı alacağı 29.927,15 TL,ihbar tazminatı alacağı, 6.976,17 TL, yıllık izin ücreti alacağı 22.528,00TL’nin 10/12/2007 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalıdantahsiline karar vermiştir.
13. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin24/9/2013 tarih ve E.2011/25606, K.2013/23703 sayılı kararıyla; “Davacının iş akdinin feshedildiği tarihin, davalıişverenin işe başlatmama iradesini gösterdiği 17/7/2009 tarihi olduğu halde,26/11/2007 tarihinden itibaren kıdem tazminatının yasal faiziyle tahsilinekarar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine, davalı işveren tarafından 04/12/2007tarihinde yapılan fesih, işe iade kararı ile ortadan kalkmıştır. İşverentarafından yapılan ilk fesih üzerine işçi tarafından gönderilen 5/12/2007tarihli ihtarname ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ile işebaşlatmama tazminatı yönünden bir önem taşımaz. Davacının kesinleşen işe iadekararı üzerine 24/6/2009 tarihinde işverene gönderdiği işe iade başvurusunda bualacaklar yönünden bir talep bulunmamaktadır. Bu durumda ihbar ve işebaşlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine uygulanacak faizin başlangıçtarihi dava ve ek dava tarihi olması gerekirken Mahkemece 10.12.2007 tarihiolarak kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiş ise de bu husus yenidenyargılamayı gerektirmediğinden HMK.’nın geçici 3/1.maddesi yollaması ile HUMK.’un 438/7. maddesigereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle,hüküm fıkrasının B-1,2,3,4. bentleri tamamen çıkartılarak yerine;
(1) Davacının 4 aylık ücret alacağı net5.600,00 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihindenbakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlayailişkin isteminin REDDİNE,
(2) Davacının 6 aylık tazminat fark alacağınet 7.419,95 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihindenbakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlayailişkin isteminin REDDİNE,
(3) Davacının kıdem tazminatı alacağı net29.927,15 TL’nin akdin feshi tarihi olan 17.07.2009 tarihinden itibaren yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
(4) Davacının ihbar tazminatı alacağı net6.976,17 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 05.08.2009 tarihindenbakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 05.03.2010 tarihinden itibaren yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, hükmü yazılarakhükmün bu şekli ile düzeltilerek onanmasına” karar verilmiştir.
14. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 24/9/2013tarihinde kesinleşmiştir.
15. Karar, 21/10/2013 tarihindebaşvurucu tarafından öğrenilmiştir.
B. İlgili Hukuk
16. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
17. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
18. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarındaistisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleriarasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğanhukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde işmahkemeleri kurulur.”
19. 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlkoturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veyavekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkındahüküm verilir.”
20. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
21. 22/5/2003 tarihli ve 4857sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklınedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılıhallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresinibeklemeksizin feshedebilir:
…
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller vebenzerleri:
…
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisinehatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
…
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygunolmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargıyoluna başvurabilir.”
22. 13/6/1952 tarih ve 5953sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki MünasebetlerinTanzimi Hakkında Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Gazetecilereücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün içinyüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.”
23. 22/4/1926 tarih ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi şöyledir:
“Mutazarrırolan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veyazararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiiniağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyanmiktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.
Eğer zarar kasden veyaağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyumüzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyetetevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 20/11/2013 tarih ve 2013/8613 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu, iş akdinin 4/12/2007 tarihinde işverentarafından haksız feshedildiğini, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İşMahkemesinde açtığı alacak davası ile 5/8/2009 tarihinde Ankara 2. İşMahkemesinde ve 5/3/2010 tarihinde Ankara 10. İş Mahkemesinde açtığı davalarınbirleştirildiğini, Mahkemece 15/3/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne kararverildiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 24/9/2013 tarihinde hükmündüzeltilerek onandığını, 5 yıl 10 ay süren yargılamanın makul olmadığını,alacakları üzerinden %30 oranında kesinti yapılarak hüküm altına alındığını,çalışmalarını tanık beyanları ispatlamasına rağmen hiçbir araştırmayapılmaksızın bu kesintinin gerçekleştirildiğini, işçilik alacaklarının 5953sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla ödenmesi gerektiği haldeMahkemece bu orandan %90 oranında indirim yapıldığını, bu kesintideki kamuyararı amacının gerekçede belirtilmediğini, Mahkemenin bu kesintiyi hakkaniyetindirimi olarak görmesinin mümkün olmadığını, aynı konumdaki başka bir işçitarafından açılan davada %5 fazlalıktan yapılan indirimin %85 olarakbelirlendiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin iş akdinin fesih tarihi olan4/12/2007 tarihini değil, işverenin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğutarihi dikkate aldığını, bu şekilde faizin başlangıç tarihinin değiştiğini veyaklaşık 2 yıllık yasal faiz alacağından mahrum bırakıldığını, yine işe iadekararının uygulanmamasından kaynaklanan 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylıktazminat farkı alacağı için hükmedilen faizin başlangıç tarihinin de dava ve ekdava tarihleri olarak dikkate alındığını, hükmedilen alacağa en yüksek mevduatfaizi yerine yasal faiz uygulandığını, makul sürede yargılama yapılmadığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
26. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,yargılama sırasında hukuk kurallarının yanlış yorumlanması, delillerin hatalıdeğerlendirilmesi ve kararın adil olmaması nedeniyle mülkiyet ve adilyargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılanihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanmasıile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, buiddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındadeğerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun, yargılamanın makul süredesonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıcaincelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın SonucununAdil Olmadığı İddiası
27. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
28. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
29. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamındadeğerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
30. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olgularınkanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esasyönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bununtek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi vebu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleriihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
31. Başvurucu, işçilikalacaklarının 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla ödenmesigerektiği halde Mahkemece bu orandan %90 oranında indirim yapıldığını, bukesintideki kamu yararı amacının gerekçede belirtilmediğini, Mahkemenin bukesintiyi hakkaniyet indirimi olarak görmesinin mümkün olmadığını, aynıkonumdaki başka bir işçi tarafından açılan davada %5 fazlalıktan yapılanindirimin %85 olarak belirlendiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin iş akdininfesih tarihi olan 4/12/2007 tarihini değil, işverenin işe başlatmama iradesiniortaya koyduğu tarihi dikkate aldığını, bu şekilde faizin başlangıç tarihinindeğiştiğini ve yaklaşık 2 yıllık yasal faiz alacağından mahrum bırakıldığını,yine 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylık tazminat farkı alacağı için hükmedilenfaizin başlangıç tarihinin de dava ve ek dava tarihleri olarak dikkate alındığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Mahkemece, taraflarıntanıkları dinlenmiş, bilirkişi raporu alınmış, rapora itiraz edilmesi üzerineyeniden rapor alınmış, 5953 sayılı Kanun gereği fazla mesai ücreti ile ulusalbayram genel tatil ücreti alacağına %5 fazlalık eklenmiş, ancak fazla mesaiücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti %5 fazlalığı alacağından takdiren %90 oranında indirim yapılmasına kararverilmiştir. Mahkemenin bu konuda, kararına dayanak aldığı raporda belirtilen%90 hakkaniyet indirimini dikkate aldığı anlaşılmıştır.
33. 5953 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasındabelirtilen "günlük yüzde beşfazlası" ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarakzamanında ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiğianlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olanve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işverenkarşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kuralla,gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde isebelli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışmaücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralın, "zamanında" ödenmeme koşulunabağlı olarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca, bu düzenlemenin basınözgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü de yadsınamaz. Gazeteciningörevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamu düzenini yakındanilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında kuralın başlı başına çalışmabarışını bozacak nitelikte olduğu söylenemez (AYM, E.2005/28, K.2008/122, K.T. 12/6/2008).
34. 5953 sayılı Kanun’un 14.maddesinde öngörülen %5 fazla ödeme tartışmalara neden olmuş ve özellikleindirim uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Günlük yüzde beşfazlasıyla ödeme kuralı, yüksek bir oran içermesi sebebiyle, vaktinde ödenmeyenücretler bakımından karşılıklı kusur durumları gözetilerek, 818 sayılı mülgaKanun’un 44. maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi gerekmektedir. 5953 sayılıKanun’da, bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beşfazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenleme ile hedeflenen, gazetecininücret ve diğer işçilik haklarının gününde ödenmesini sağlamaktır. İşverenin,Kanun hükmüne uyması durumunda günlük yüzde beş fazla ödeme bakımından biryaptırım gündeme gelmez. Buna karşın ödemelerin gecikmesi halinde günlük yüzdebeş fazla ödeme kuralı yıllık çok yüksek oranlara ulaşabilmektedir. Söz konusuhüküm gazeteci yönünden de bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır.Fazla saatlerde çalışma karşılığı olan asıl alacaklardan yapılan indirimoranında, günlük yüzde beş fazla ödeme miktarlarının da indirilmesi gerektiğiaçıktır. Günlük yüzde beş fazla ödeme miktarları, gerçekleşen ve kabulü gerekenasıl alacak miktarlarının gününde ödenmemesinden kaynaklanmış olmakla, yukarıdasözü edilen gerekçelerle günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından oransalindirime gidilmelidir (YHGK, 23/6/2010 tarih ve E.2010/9-305, K.2010/336).
35. Somut olayda Mahkemece,bilirkişi raporu ve Yargıtay uygulamaları dikkate alınarak başvurucu lehinehükmedilen alacak üzerinden indirim yapıldığı belirlenmiştir.
36. Yine Mahkeme, temerrüttarihinin 26/11/2007 tarihi olduğu gerekçesiyle faizi bu tarihten itibarenhüküm altına almışsa da başvurucu tarafından işçi alacaklarının tahsiliamacıyla açılan dava sırasında iade davası açıldığı, işe iade kararının1/6/2009 tarihinde kesinleştiği, 17/7/2009 tarihinde, işverenin başvurucuyu işebaşlatmayarak işe başlatmama tazminatının bir kısmını ve boşta geçirilen süreyeait ücretin bir kısmını başvurucunun hesabına yatırdığı anlaşılmıştır. Yargıtaytarafından da kıdem tazminatı alacağının, akdin ilk feshi tarihi olarak değil,işverenin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğu 17/7/2009 tarihinden itibarenbaşlatılması gerektiği belirtilerek, hükmün bu yönden düzeltilerek onandığıbelirlenmiştir.
37. Mahkemece, işe iadekararının uygulanmaması nedeniyle 4 aylık ücret alacağı ve 6 aylık tazminatfarkı alacağının 10/12/2007 tarihinden itibaren faiziyle tahsiline kararverilmişse de Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, davalı işverenin dava ve ek davatarihlerinden önce temerrüde düşürülmediği, dolayısıyla faizin başlangıçtarihlerinin dava ve ek dava tarihleri olduğu gerekçesiyle bu yönden hükmüdüzelterek onanmıştır.
38. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi veYargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
39. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın kararındabariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilememiştir.
40. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Mevduat Faizine Hükmedilmemesi veAlacaklardan %30 İndirim Yapılması Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlaliİddiası
41. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
42. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
43. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
44. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
45. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
46. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
47. Başvuru konusu olayda,başvurucu, alacakları üzerinden %30 oranında kesinti yapılarak hüküm altınaalındığını, çalışmalarını tanık beyanları ile ispatlamasına rağmen hiçbiraraştırma yapılmaksızın bu kesintinin gerçekleştirildiğini, hüküm altına alınanalacağa en yüksek mevduat faizi yerine yasal faiz uygulandığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Başvurucunun, Ankara 12. İşMahkemesinde açtığı asıl ve birleşen davalarda, tazminatlar ve işçilikalacaklarının yasal faiziyle tahsilini talep ettiği, ıslah dilekçesinde deyasal faizle tahsil isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, başvurucunundavası kısmen kabul edilerek tazminat ve işçilik alacaklarının yasal faizletahsiline, bilirkişi raporunda %30 indirimle hesaplanan fazla mesai ve ulusalbayram genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verildiğibelirlenmiştir. Başvurucu, Mahkeme kararını, faizin niteliğine ve %30 indirimeyönelik olarak temyiz etmemiş, %90 takdiri indirim nedeninin yüksek olduğugerekçesiyle temyiz etmiştir.
49. Başvurucu bu şekilde, AnayasaMahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, Derece Mahkemesinde ve temyizsafhasında ileri sürmediği için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarınıusulünce tüketmemiştir.
50. Açıklanan nedenlerle, hukuksisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası
51. Başvurucunun yargılamanınuzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyetiçin diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
52. Başvurucu, iş akdininişveren tarafından haksız feshedilmesi üzerine açtığı tazminat ve alacakdavasının, makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
54. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
55. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
56. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
57. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarakinceleme yaptığı birçok kararında, AİHS'in 6. maddesive Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparakSözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanmahakkı kapsamında kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, K.T. 19/1/2012).
58. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
59. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda, iş akdinin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle açılantazminat ve alacak davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülensomut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan biryargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
60. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
61. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
62. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerintoplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesiaçısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
63. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesindedüzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında işakdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukukuyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.
64. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
65. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İş akdinin haksız nedenlerle işveren tarafından feshedilmesihalinde, bu işlemin hukuka uygunluğu hakkında derhal bir yargı kararıverilmesinde işçinin önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Zira iştençıkarılarak geçim kaynağını kaybeden bir bireyin hukuki durumunun ivedilikleaçıklığa kavuşturulması gerekir. Çalışanın, geçim kaynağı olmaksızın hukukidurumunun uzun süre belirsiz bırakılması halinde, çalışan bu durumdan olumsuzetkilenecektir. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususundayargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir.
66. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış vebunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılamausulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş akdinin haksız nedenlerle işveren tarafındanfeshedilmesi sonucu açılan tazminat ve alacak davalarında da takip edilmesigereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.
67. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
68. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, haksızolarak iş akdi feshedilen işçi tarafından açılan tazminat ve alacak davasınınbaşvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun kişisel yararı göz önündebulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri belirlenerekgecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin tespiti vebahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin değerlendirilmesigerekmektedir.
69. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından6/12/2007 tarihidir.
70. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
71. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52).
72. Başvuru konusu olayda, iş akdi işveren tarafından haksıznedenlerle feshedilen işçi tarafından 6/12/2007 tarihinde işçilik alacaklarınınve tazminatların tahsili amacıyla Ankara 12. İş Mahkemesinde açılan dava,Mahkemenin E.2007/1022 sayılı dosyasında başlamıştır.
73. Başvurucunun, anılan dava sırasında açtığı işe iadedavası sonunda, başvurucunun işe iadesine karar verilmiş olup, işveren bukararı yerine getirmediği için başvurucu tarafından 5/8/2009 tarihinde Ankara2. İş Mahkemesinin E.2009/725 sayılı dava dosyasında eksik ödenen tazminat veişçilik alacaklarının tahsili talep edilmiş, Mahkemece dava dosyası, Ankara 12.İş Mahkemesinin E.2007/1022 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
74. Yine başvurucu tarafından, 5/3/2010 tarihinde Ankara 10.İş Mahkemesinde işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ek dava açılmış veMahkemenin E.2010/223 sayılı dosyasında yargılamaya başlanılmıştır. Anılan davadosyası da Ankara 12. İş Mahkemesinin E.2007/1022 sayılı dava dosyasıylabirleştirilmiştir.
75. Mahkemece, tarafların delilleri toplanmış, tanıklarıdinlenmiş, 10/6/2008 tarihli duruşmada bilirkişi raporu alınmasına kararverilmiştir. 14/4/2009 tarihinde tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine ekrapor alınması için dosya tekrar bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişiraporunun gelmesinden sonra Ankara 2. İş Mahkemesinin E.2009/725 sayılı davadosyası ile birleştirme kararı verildiği ve tarafların rapora itiraz ettikleridikkate alınarak, iki kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasınakarar verilmiştir.
76. Bilirkişilerin ek ücret talebinde bulundukları ve yineAnkara 10. İş Mahkemesinin E.2010/223 sayılı dava dosyasının birleştirildiğibelirlenerek, 16/3/2010 tarihli duruşmada bilirkişilere ek ücret ödenmesine,asıl ve birleşen dava dosyalarına ilişkin olarak rapor alınmasına kararverilmiştir.
77. 3/2/2011 tarihli duruşmada bilirkişi raporu okunmuş,başvurucu vekili, raporun aleyhe olan kısımlarını kabul etmediğini belirtmiş,davalı taraf rapora itiraz etmiştir. Mahkemece, davalının itirazlarınındeğerlendirilmesi için duruşmanın ertelenmesine karar verilmiş, 15/3/2011tarihli duruşmada davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
78. İlk davanın açıldığı 6/12/2007 tarihinden, hükmünverildiği 15/3/2011 tarihinde kadar yargılamanın 3 yıl 3 ay 9 gün sürdüğüanlaşılmıştır. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince24/9/2013 tarihinde hüküm düzeltilerek onanmıştır. İş Mahkemelerince verilenkararlara karşı karar düzeltme yolu kapalı olduğu için hüküm 24/9/2013tarihinde kesinleşmiştir.
79. Yargıtay temyiz incelemesinde geçen sürenin 2 yıl 4 ay 18gün olduğu belirlenmiştir. Davanın açıldığı tarihten itibaren, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin düzelterek onama tarihine kadar geçen süre, 5 yıl 9 ay 18gündür.
80. Yargılama sürecinde başvurucunun mazeret bildirdiğiduruşmanın olmadığı ve yargılamanın uzamasına sebebiyet veren fillininbulunmadığı anlaşılmıştır.
81. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,verilen birleştirme kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi içinmakul olduğu değerlendirilebilirse de, bu türkararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğeraşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özengösterilmesi gerektiği açıktır.
82. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuiş akdinin haksız feshi nedeniyle açılan tazminat ve alacak davası; hukukimeselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerintoplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkatealındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla veusuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıylayargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez.
83. Başvurunun konusu olan tazminat ve alacak davasındayargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derecemahkemesince uzun aralıklarla duruşmalar yapıldığı, birçok defa bilirkişiraporu alındığı, temyiz süreciyle beraber makul olmayan uzun bir süre olan 5yıl 9 ay 18 günde yargılamanın tamamlandığı görülmektedir.
84. Mahkemece, 6/12/2007 tarihinde başlanılan yargılamanın,15/3/2011 tarihinde sona erdiği ve Derece Mahkemesinde 3 yıl 3 ay 9 gün sürenyargılama süresinin, başvurucunun talebi üzerine birleşen dava dosyaları dadikkate alındığında makul olabileceği değerlendirilmişse de, temyizincelemesinin 2 yıl 4 ay 18 gün sonra sonuçlandığı dikkate alındığında, toplam5 yıl 9 ay 18 gün devam eden yargılama sürecinin, iş hukukuna dayalı davalarınniteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaatigöz önünde bulundurulduğunda, makul olmadığı açıktır.
85. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
86. Başvurucu, 300.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TLmanevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
87. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
88. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmişolmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
89. Başvurucunun iş hukukuna dayalı olarak açtığı tazminat vealacak davası, makul olmayan bir süre olan 5 yıl 9 ay 18 gün sonrasonuçlanmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişiselyararı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
90. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun,
1. Yargılamanın sonucuna ilişkin adilyargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mevduat faizine hükmedilmemesi ve alacaklardan %30 indirimyapılması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden“başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 4.150,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
28/5/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.