TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADNAN İZGİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12920)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Adnan İZGİ
Vekili
:
Av. Fatma ESEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza davasında esaslı talep ve görüşlerindeğerlendirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/7/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmeyeceğiniifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. 1969 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Adana'da ikametetmektedir.
9. Başvurucu, pek çok ülkede faaliyet gösteren Hizb-ut Tahrir isimli örgütün üyesi olduğu gerekçesiyleAdana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2012 tarihli kararıyla 2 yıl 2 ay hapisve 3.666 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Karar gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
"...Hizb ütTahrir örgütünün amacının; teokratik esaslara dayalı bir din devleti ve sonuçtabir hilafet devleti kurarak tüm İslam toplumlarını bir hilafet devleti çatısıaltında toplamak amacında olduğu;Tüm İslamülkelerinde islamıbenimseyen toplumlarda bu örgütün yasa dışı faaliyetlerde bulunduğu, örgütünTürkiye sorumlusunun ... olduğu ve bunun yakalandığı, örgütün henüz silahlı bireyleminin bulunmamasına rağmen Türkiye içerisinde şiddeti ve terörü teşvikederek örgüte eleman kazandırma,propagandafaaliyetlerinde bulunma, örgüt mensuplarından bağış toplama, aidat toplama, bildiridağıtma ve sonuçta hilafet devleti kurulduktan sonra Müslüman olmayan diğertoplumların kurulu bulunan devletlerini cihat yolu ile hilafet devletine dahiletme gayesi ile silahlı mücadelenin başlayacağını dair görüşleri Emniyet GenelMüdürlüğünce tespit edilmiş, ayrıca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin istikrarkazanmış görüşlerinde de bu örgütün 3713 S. Y.’nın 1.maddesinde tarif edilen ve şiddeti özendiren ve teşvik eden bir terör örgütüolduğu vurgulanmıştır.
Hizb-üt Tahrir örgütü henüz silahlı mücadele safhasına geçmemiştir, ancak gerekligüce eriştikten sonra amaçlanan teokratik devleti kurmak demokratik yollarlasağlanmayacağından ve bu amaca ancak terör yöntemleri ile ulaşılabileceğindenörgüt 3713 sayalı yasa kapsamında terör örgütü olarak değerlendirilmektedir.
Sanığın savunması, olay esnasında kaydedilengörüntü ve fotoğraflarla, ele geçen bildiri örgütsel içerikli kitap vedergilerle ayrıca sabıkasına yansıyan Hizb-ut Tahrirterör örgütü üyeliği suçundan almış olduğu mahkumiyet ve sonrasında Hizb-ut Tahrir terör örgütü ile bağlantısını kopartmayarakyukarıda anlatılan örgütün eylemine katılarak, örgütle ilişkisini kesmediği02/09/2005 İstanbul Fatih Camii önünde düzenlenen Hizb-utTahrir örgütünün en önemli faaliyetlerinde olan " Hilafetin KaldırılışYıldönümü" mitingine katılarak burada yasa dışı slogan attığı bununlailgili fotoğrafının dosya içerisinde olduğu, ayrıca örgüte taban oluşturmakiçin tebliğ çalışmaları yaptığı, sanığın evinde 15/11/2005 tarihinde yapılanaramada 02/09/2005 tarihindeki eylemede okunan bildiri metnini, ayrıca örgütütanımlayan bilgi notunun evinde ele geçirildiği bu olay ile ilgili olarak13/12/2005 tarihinde örgüt üyeliği suçundan kamu davası açıldığı, tutukluyargılanır iken tahliye olması üzerine Konya iline gittiği, burada yakalandığı04/02/2006 tarihine kadar faaliyetlerini sürdürdüğü Konya'daki eylemleri nedeniile 15/03/2006 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/51 esas sayılıiddianamesi ile "Hizb-ut Tahrir terör örgütüüyesi olmak suçundan" yeniden kamu davası açıldığı, sanığın bu iddianamedebelirtildiği üzere örgütle arasındaki hiyerarşik bağı sürdürdürerekörgüte üye kazandırmak maksadı ile tebliğ faaliyetleri yürüttüğü04/02/2006tarihinde evinde yapılan aramada Hizb-utTahrir örgütüne adam kazandırmak maksadı ile propaganda içerikli çok sayıda CD,dergi, kitap ve dokümanların ele geçirildiği, ele geçirilen dokümanlarla ilgiliincelememe tutanaklarının yapıldığı, sanığın savunmalarında örgütünfaaliyetlerini legal kabul ederek bir siyasi parti olarak değerlendirdiği, buşekilde Hizb-ut Tahrir adına faaliyet yürüttüğünüzımnen ikrar ettiği, ancak mahkeme aşamasında vermiş olduğu savunmasındasuçlamaları kabul etmemişse de; tüm dosya kapsamı ve soruşturma aşamasındakibeyanı birlikte değerlendirildiğinde, Hizb-ut Tahrirterör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır..."
10. Anılan karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 17/5/2014tarihinde onanmıştır. Başvurucu onama kararından 25/6/2014 tarihinde haberdarolduğunu belirtmiştir.
11. Başvurucu 23/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Emniyet Genel Müdürlüğünün Hizb-utTahrir örgütüne ilişkin raporu ve bu örgütle ilgili mahkeme kararları için Yılmaz Çelik [GK] (B. No: 2014/13117,19/7/2018, §§ 23-29) kararına bakılabilir.
IV. İLGİLİ HUKUK
13. İlgili hukuk kaynakları için Yılmaz Çelik (aynı kararda bkz. §§ 30, 31) kararınabakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
14. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
15. Başvurucu;
i. Hizb-ut Tahrir Örgütünün mevzuattakiterör tanımına hiçbir şekilde uymadığını, sadece düşüncelerini ortaya koyan,hiçbir fiziksel şiddete, baskıya yönelik eylemi bulunmayan bu örgütünmitinginde yer aldığı gerekçesiyle cezalandırılmasının eşitlik ilkesine aykırıolduğunu,
ii. İşlemiş olduğu belirtilen suçu ilk derece mahkemesi ve Yargıtayın silahlı terör örgütüne üye olma ve terörörgütüne üye olma şeklinde farklı ifade ettiklerini, isnadedilen suçun tanımında bile bir belirsizlik söz konusu iken mahkûm edilmesininadil yargılanma hakkına aykırı olduğunu,
iii. Aynı dosyada birlikte yargılandığı başka bir şahsınduruşmada hazır edilemediğinden dosyasının ayrıldığını, dosyası ayrılan sanığınAdana 6. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla beraat ettiğini, aynı soruşturmakapsamında aynı suçla yargılanan bu kişi beraat ederken kendisinin mahkûmolmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu,
iv. Düşünce hürriyeti kapsamındaki faaliyetler nedeniylecezalandırılmasının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu
ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarakadil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Yılmaz Çelik, § 36).
17. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Anayasa Mahkemesi, aynı mahiyetteki şikâyetleri Yılmaz Çelik (aynı kararda bkz. §§ 45-62)kararında incelemiştir. Mahkeme esas olarak derece mahkemelerinin kararlarında Hizb-ut Tahrir'in bir terör örgütü olarak kabul edilmesineilişkin olarak yeterli bir değerlendirme yapılmadığını ve derece mahkemelerininbazı şablon cümlelerin tekrarı görünümünde olan kararlarını hangi temele dayandırdıklarınıyeterince açık olarak belirtmediklerini tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesiilave olarak derece mahkemelerinin ve Yargıtayın Hizb-ut Tahrir örgütünün bir terör örgütü olup olmadığınayönelik hiç değilse bir kere değerlendirmede bulunması, gerekçelerinibaşvurucunun temel iddiaları ile mahkemelerin resen tespit edecekleri veyargılamanın doğasının gerektirdiği sorulara cevap verebilecek niteliktehazırlaması gerekirken bunu yapmadıkları sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme bugerekçeyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
20. İlk derece mahkemesinin, başvurucunun mahkûmiyetine ilişkinkararının gerekçesi ile Yargıtay ilamı incelendiğinde Hizb-utTahrir'in bir terör örgütü olarak kabul edilmesine ilişkin olarak yeterli birdeğerlendirme yapılmadığı, gerekçelerin başvurucunun temel iddialarınıkarşılamadığı, mevcut başvuruda da anılan YılmazÇelik kararından ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
22. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
23. Başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
24. Bu durumda Yılmaz Çelikkararında da belirtildiği üzere (aynı kararda bkz. § 69) gerekçeli kararhakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
25. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan ve1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkı ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Adana7. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2012/285, K.2012/276) GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harçtan ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.