TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADNAN BAŞARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/34997)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Adnan BAŞARAN
Vekili
:
Av. Ahmet ERKUL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; terör olaylarından doğan zararların tazminedilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, buna ilişkin idari ve yargısal sürecinmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındaBatman Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna7/4/2005 tarihinde başvurmuş ve talebinin reddedilmesi üzerine Diyarbakır 3.İdare Mahkemesinde 8/2/2011 tarihinde dava açmıştır.
9. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi 27/7/2011 tarihindedavayı yetki yönünden reddederek Batman İdare Mahkemesine (Mahkeme)göndermiştir.
10. Mahkeme 20/11/2013 tarihinde dava konusu işleminiptaline karar vermiştir. Kararda başvurucunun zilyetliğinde bulundurduğutaşınmazlar üzerinde yapılan keşif neticesi bilirkişiler tarafından tazminathesaplandığı ancak hesaplanan tutarın ödemesinin başvurucuya teklif edilmediğibelirtilmiştir.
11. Davalı Valilik 20/3/2014 tarihinde temyiz yolunabaşvurmuştur.
12. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) 4/10/2018tarihinde temyiz talebini reddederek kararı onamıştır.
13. Davalının 13/11/2018 tarihli karar düzeltme talebiDairenin 14/2/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
14. Başvurucu 26/11/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu; uzun süren yargılama nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının, terör nedeniyle mallarına ulaşamamasından dolayımülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
18. Başvurucu; mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ise debu aşamada Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkı bakımından başvuru yollarının tüketilmediği anlaşılmıştır. Bunedenle ayrıca değerlendirme yapılmasının gerekmediği sonucuna ulaşılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
20. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihiolarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğuzaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiğitarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45,47).
21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirkenyargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgilimakamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratlesonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (SelahattinAkyıl, § 41).
22. Bu hususlara ek olarak Anayasa Mahkemesi 5233 sayılıKanun kapsamında yapılan yargılamalarda komisyonların belli bir dönem içindegeçici olarak olağanüstü iş yükü artışı ile karşılaşmasından kaynaklanangecikmelerde kamu otoritelerince zamanında ve yeterli tedbirlerin alınmış olupolmadığını da gözönünde bulundurmaktadır. Gerekli tedbirler alınmışsa makulsürenin hesaplanmasında olağan yargılamalara kıyasla daha esnek bir yaklaşımbenimsemektedir (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 60, 72; MahmutCan Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 59, 71; Mehmet Gürgen, B.No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 57, 67; Celal Demir, B No: 2013/3309,6/2/2014, §§ 57, 69).
23. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında toplam idari ve yargısalsüreçte geçen 13 yıl aşkın sürenin makul olmadığı sonucuna varılmıştır.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
26. Başvurucu, ihlalin tespitiyle 50.000 TL maddi ve50.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
27. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
28. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
29. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 20.000 TL tazminat ÖDENMESİNE, tazminatailişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Batman İdare Mahkemesine(E:2011/2312, K:2013/2646) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.