TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ADNAN AĞAOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/32485)
Karar Tarihi: 3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mahmut ALTIN
Başvurucu
:
Adnan AĞAOĞLU
Vekili
:
Av. İbrahim Doğu ÖZTEKİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; hisse devir sözleşmesinin iptali neticesindeuğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın reddedilmesinedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
A. UyuşmazlığınArka Planı
8. İş adamı olan başvurucu, halka açık olan ve hisseleriİstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören Fon Finansal KiralamaA.Ş.nin (Fon Finansal Kiralama) hisselerinin %5'ine sahiptir. Yıldız HoldingA.Ş. (Yıldız Holding) ise Fon Finansal Kiralamanın hisselerinin %87'sinesahiptir.
9. Başvurucu 14/12/2006 tarihine kadar Fon FinansalKiralamada genel müdür, 18/4/2008 tarihine kadar da Yönetim Kurulu üyeliğiyapmıştır.
10. Yıldız Holding ile Global Investment House KSCC(Global Investment) arasında 17/12/2007 tarihinde Yıldız Holdingin sahip olduğuFon Finansal Kiralama hisselerinin %60'ının Global Investmente devredilmesineilişkin sözleşme imzalanmıştır. Yine 17/12/2007 tarihinde Yıldız Holdingtarafından hisse devrinin tamamlanmasını müteakip başvurucunun da aralarındabulunduğu diğer tüm ortakların sahip olduğu hisselerin tamamının satınalınacağı açıklanmıştır.
11. Fon Finansal Kiralama hisselerinin %60'ının Globalİnvestmente devredilmesine ilişkin özel hâl bildirimleri özetle şöyledir:
i. 18/12/2007 tarihli özel hâl bildiriminde hisselerin120.000.000 dolar (Amerikan doları) karşılığında satışına ilişkin 17/12/2007tarihli hisse devir anlaşması imzalandığı, hisse devri için gerekli izinlerinalınması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve RekabetKurulu Başkanlığına başvuruların Global Investment tarafından yapılacağı veGlobal Investmentin halka çağrıda bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kuruluna(SPK) başvuruda bulunacağı açıklanmıştır.
ii. 2/1/2008 tarihli özel hâl bildiriminde ise BDDK veRekabet Kurulundan gerekli izinlerin alınmasından sonra %60 hisse payınınkarşılığı olarak anlaşılan 120.000.000 doların ödemesinin nakden ve defatenyapılacağı ve hisse başına satış fiyatının 12.81 dolar olduğu açıklanmıştır.
iii. 5/3/2008 tarihli özel hâl bildiriminde ise hissedevri için gerekli olan ön koşulların tamamlanması ve resmî makamlardan gerekliizinlerin alınması konusunda çalışmaların sürdürüldüğü ve gelişmelerin kamuyaduyurulacağı açıklanmıştır.
iv. 10/3/2008 tarihinde Yıldız Holding tarafından yapılanözel hâl bildiriminde Yıldız Holdingin hisse miktarının %27.83 olarakyansıtıldığı görülmektedir.
12. Başvurucunun bir kısım hissesi zorunlu çağrı yapılmadanönce 7/3/2008 tarihinde zorunlu çağrı için açıklanan fiyattan Yıldız Holdingtarafından satın alınmıştır. Yıldız Holdingin cevap dilekçesinde bir kısımhisse senedinin 7/3/2008 tarihinde 15.00 TL/adet birim fiyattan, bir kısımhisse senedinin ise 2/7/2008-4/8/2008 tarihleri arasında ortalama 12.00 TL/adetbirim fiyattan satın alındığı belirtilmiştir.
13. 13/10/2008 tarihinde Yıldız Holdingin Fon FinansalKiralama hisselerinin %60'ını Global Investmente satılmasından vazgeçilmiştir.Ayrıca diğer ortakların hisselerinin de satın alınmayacağı açıklanmıştır.
B. BaşvuruKonusu Yargılama Süreci
14. Başvurucu tarafından Yıldız Holding ve GlobalInvestment aleyhine 20/11/2008 tarihinde İstanbul Anadolu 1. TicaretMahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açılmıştır. Başvurucu, davalılarınkamuoyunu doğru, açık ve tam zamanında bilgilendirmediklerini iddia etmiştir.Bu doğrultuda bir kısım hisse senedini borsa dışında devralan Yıldız Holdingtarafından ortaklıkta ulaştığı payla ilgili yapılan açıklama ve sonrasındaGlobal Investmenti temsilen Yönetim Kurulu üye değişimi birliktedeğerlendirildiğinde devir işleminin bittiği ve Global Investmentin çağrıyapmak üzere SPK’ya başvuracağı yönünde kesin bir kanaat uyandırıldığını ifadeetmiştir. Başvurucu, netice olarak çağrı yapılması hâlinde hisselerini 12.81dolar/adet fiyatı ile devretme imkânına sahip olacakken dava tarihi itibarıylabu değerin 3.64 TL/adede gerilediğini ileri sürerek tarafına 12.117.076,29 TLödenmesini talep etmiştir.
15. Davalılar, 2008 yılında borsanın %52.4 oranında değerkaybına uğradığını ve başvurucunun hisse senetlerini satmayarak zorunlu çağrıyıbeklemesinden doğan zarardan sorumlu olmayacaklarını savunmuşlardır. DavalıGlobal Investment ayrıca sözleşmenin şarta bağlı olduğunu, hisse devir işlemineizin verilmesi talebinde bulundukları BDDK’nın 6/3/2008 tarihinde yapılanbaşvuruya olumlu ya da olumsuz yanıt vermediğini, 10/10/2008 tarihinde YıldızHoldinge gönderdikleri yazıda gerekli yasal izinlerin çıkmamış olduğunu dagözönünde bulundurarak devir işleminden vazgeçildiğini bildirdiklerini,yatırımcıların da bu durumdan 13/10/2008 tarihinde bilgi sahibi olduğunuvurgulamıştır.
16. Mahkemece alınan 11/7/2013 havale tarihli bilirkişikurulu raporunda davalılar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi dedeğerlendirilmiştir. Raporda sözleşmenin bazı hükümlerinin dava konusunuilgilendirmediği, tarafların 3. kişilerin bilmesinde sakınca duyacakları farklıkuruluşlar, ortaklıklar veya iş ilişkilerine dair bilgiler olduğu belirtilereksözleşmenin ilgili hükümleri özetlenmiştir. Buna göre bilirkişi raporundasözleşmenin ilgili hükümleri özetle şöyledir:
i. Davalılar arasında imzalanan sözleşmenin II.maddesinin satıştaki hisselerin satın alınması, satın alma ve ödeme başlıklı2/2 a, b ve c hükümlerine göre satışa konu hisselerin satın alma bedelinin 120milyon dolar olduğu, 60 milyon doların işbu anlaşmada yer alan şartlara vebunlarda ortaya konulan koşullara tabi olarak alıcı taraf feragatnamesininteslim edilmesini takip eden yedi iş günü içinde peşin, kalan 60 milyon dolarınise bir ertesi gün değerinde yatırılması talimatının verilmesi taraflarcakararlaştırılmıştır.
ii. Sözleşmenin III. maddesinin 3.1. maddesinde alıcınınön koşulları, 3.2. maddesinde satıcının ön koşulları ve 3.3. maddesinde deortak ön koşullara yer verilmiştir. Satışa konu hisselerin satışı ve alımı ileilgili BDDK onayının usulüne uygun olarak temin edilmesinin alıcı GlobalInvestmentin yükümlülüğünde olması taraflarca kararlaştırılmıştır.
iii. Sözleşmenin 3.3. maddesinde, Rekabet Kurulu onayınınRekabet Kurumunun satışa konu hisselerin satıcı tarafından bu sözleşmeye uygunbir şekilde alıcıya devrini onaylaması olarak ifade edilmiştir. Burada yer alantekellüfler, herhangi bir halel getirmeksizin satışa konu hisseler ile ilgilitüm menfaatler ve riskler satışa konu hisseleri temsil eden hisse senetlerininalıcıya teslimi ve devrinin ardından kapanışın tamamlanmasıyla birlikte alıcıyageçecektir.
iv. Alıcı onayları temin etmek için gereken veya önerilenbaşvurusunu zamanında ve doğru bir şekilde yapacaktır. 3.1, 3.2. ve 3.3 sayılımaddelerde açıklanan Rekabet Kurulu ve BDDK onaylarını temin etmek içineksiksiz bir iş birliği sergileyeceklerdir. Alıcı bu konuda atılan tüm adımlarızamanında satıcıya bildirecektir. Satıcı ve alıcı, Rekabet Kurumu ve SPK'yabaşvuruda bulunmadan önce gerekli tüm bilgileri paylaşacaktır.
v. Sözleşmenin "Muvafakatler, İhlalOlmaması" başlıklı 5.4. maddesinin 5.4/b fıkrasına göre alıcı; RekabetKurumu, BDDK ve SPK da dâhil olmak üzere hükûmet kurumlarından herhangi birinintalep ettiği her türlü belgeyi usulüne uygun olarak ve zamanında tedarikedecektir. Sözleşmenin 5.4/c fıkrasında; herhangi bir tüzük veya kanunu ya daalıcı ile ilgili herhangi bir hükûmet kurumunun herhangi bir hükmünü, kararnamesini,kararını, yönetmeliğini veya kuralını ihlal etmeyecektir.
vi. Sözleşmenin "Satıcı Tarafından Tazmin"başlıklı 8.2 maddesinde ise 8.1 maddesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmakkaydıyla satıcı, alıcının tazmin edilen kişilerini tazmin edecek; savunacak vezarar görmelerini önleyecektir.
vii. Sözleşmenin feshi 9. maddede düzenlenmiştir. 9.1/d fıkrasınagöre fesheden tarafın o anda sözleşme kapsamında temerrüde düşmemiş olmasıkaydıyla kapanış meydana gelmemiş ise bu sözleşmenin imza tarihinden itibarenaltı ay içinde ya da kapanış tarihi taraflarca karşılıklı olarak uzatılmışsa üçay içinde diğer tarafa herhangi bir yükümlülük yüklemeksizin karşılıklı yazılımütabakatla satıcının yükümlülüklerinden herhangi birisini tekellüfü veyataahhüdü ihlal etmesiyle ya da alıcının yükümlülüklerinden herhangi birisinitekellüfü veya taahhüdü ihlal etmesiyle konuya ilişkin yazılı bildirimdensonraki on beş gün içinde bu ihlallerin düzeltilmemesi durumunda yazılıihbarname gönderilmek suretiyle alıcı veya satıcı tarafından feshedilebilir.
17. Davalılar arasındaki sözleşmeye ilişkin bilirkişiraporundaki değerlendirme şöyledir:
"Davacı ve Davalılar arasındaimzalanan Hisse Devir Sözleşmesinin bu maddelerinden de görüleceği üzere hissedevrinin davalılar arasında imzalanan sözleşmesinin 3.1, 3.2 ve 3.3maddelerinde belirtilen ön koşulların tümünün yerine getirilmesi halindegerçekleşeceği taraflarca kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandansözleşmenin 9. maddesinde yer alan hükümden de görüleceği üzere, sözleşmeningeçerliliği 6 ay ile sınırlandırılmış sözleşmenin kapanışının karşılıklı olarak3 ay uzatılabileceği kararlaştırılmış olup, bu süre içinde taraflarbirbirlerine her hangi bir sorumluluk yüklemeksizin sözleşmeyifeshedebilecektir. Hisse devri açısından önemli olan ve Kamuya açıklanmasıgereken bu süre hakkında taraflarca her hangi bir açıklama yapılmamış olup,13/10/2008 tarihinde sözleşmenin 6 ay sonunda Yıldız Holding AS tarafındanfesih edildiğine ilişkin kamuya açıklama yapılmıştır. Davalılar Yıldız HoldingA.Ş ve Global Investment House KSCC ile dava dışı FFK Fon Finansal Kiralama A.Şarasında 17/12/2007 tarihli 'Hissedarlar Sözleşmesi imzalanmış olup (busözleşmenin imzalanması FFK Fon Finansal Kiralama A.Ş.' nin elinde bulundurduğuFKB hisselerini, TFKB. SPA. çerçevesinde tasarlanan işlemlerin anmasındanitibaren 3 yıllık bir süre boyunca bir üçüncü şahsa devrinisınırlandırmaktadır.) bu sözleşmede yer alan şirketlerin hisse satışıdışındaki, idari ve mali ilişkilerinin düzenlendiği (hissedarların garantileri,tarafların akitleri, dış kaynak kullanımı, faaliyet, şirket genel kurulu,yönetim kurulu üyeleri ve yönetim, şirket denetçileri, finansman ve teminatlar,bütçeler vbg. hususlara ait) sözleşme hükümlerinin, davacı tarafındanbilinmesinin ticari sir (gizli bilgiler şirket veya hissedarlarının veyafilyallerinin işleriyle ilgili olup şirket tarafından herhangi bir hissedaraveya bir hissedar tarafından bir başka hissedara bu sözleşmenin tarihinden önceveya sonra açıklanan, gerek yazılı veya sözlü olarak gerek bir başka yolla vedoğrudan veya dolaylı olarak ve bu sözleşmenin ve hisse satın almasözleşmesinin şartlarıyla burada bahsedilen her türlü konuyu içeren gizlinitelikte tüm bilgilerdir. sözleşme md. 1.1.) olarak değerlendirilebileceği,sözleşmede söz konusu şirketlerin Ticaret Siciline kayıtlı olmaları ve TicaretSicilinin aleni olması nedeniyle söz konusu şirketlerin Ticari Sır kapsamındadeğerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatindeyiz."
18. Mahkemece 21/5/2014 tarihinde davanın reddine kararverilmiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:
i. Hisse devir sözleşmesinin imzalanması hakkında özelhâl açıklamalarında bulunulduğu görülse de bu açıklamaların tebliğde belirtilenşartların yerine getirilmediği, tam tersine yanıltıcı olduğu, sözleşmenin sonaereceği yönünde kamuya açıklamada bulunulmadığı, 10/3/2008 tarihinde YıldızHolding tarafından yapılan açıklamada ise hisse devri sanki gerçekleşmiş gibihisse miktarının %27,83 olarak yansıtıldığı vurgulanmıştır.
ii. Davalıların sermaye piyasasına aykırı hareketetmelerinin hukuka aykırı bir fiil teşkil ettiği ve kusurlu olduklarıaçıklandıktan sonra başvurucunun zorunlu çağrı gerçekleşseydi elde edeceğihisse bedeli ile bu hisselerin dava açıldığı sıradaki değeri arasındaki farkınzarar teşkil ettiği kabul edilse dahi hukuka aykırı fiil ile zarar arasındailliyet bağı olmadığı sonucuna varılmıştır.
iii. Bu sonuca ulaşılırken başvurucunun Fon FinansalKiralamada genel müdür sıfatıyla görev yapmış olduğu, hisse senedi piyasasıkonusunda bilgili olduğu ve hisse devrinin gerçekleşmesi hâlinde devralınanhisseler bakımından davalı Global Investmentin çağrıda bulunma yükümlülüğünündoğacağı, devrin gerçekleşmemesi hâlinde ise bu yükümlülüğün ortadankalkacağını bildiği ve başvurucunun devrin gerçekleşmemesi riskini alarakhareket ettiği belirtilmiştir. Netice itibarıyla başvurucunun bu hareketiyledavalıların hukuka aykırı fiili ile uğradığı zarar arasındaki illiyet bağınıkopardığı ifade edilmiştir.
19. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay11. Hukuk Dairesince (Daire) 17/11/2015 tarihinde kararın gerekçesidüzeltilerek onanmıştır. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:
i. Davalıların İMKB'ye bildirim yapmakla yükümlü olduğu,hisse devrine ilişkin olarak dava dışı Fon Finansal Kiralama aracılığıyla özelhâl bildiriminde bulunulduğu, bundan sonra meri tebliğ uyarınca herhangi birgelişme olmasa dahi altmış günlük sürelerle bildirimde bulunulmasının gerektiğiaçıklanmıştır. Ardından davalıların bu kurala uymadığı, devir sözleşmesindedevir için birtakım şartlar öngörülmesine rağmen bunun özel hâl bildirimlerindeaçıklanmadığı belirtilerek davalıların meri tebliğin bir kısım hükümleriniihlal etmeleri karşısında hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği ifade edilmiştir.
ii. Öte yandan başvurucunun hisse devrinin gerçekleşeceğidüşüncesiyle hisselerini elden çıkarmaması ve sonrasında hisse bedellerinindüşmesi sonucu ortada bir zarar bulunduğu da açıklanmıştır.
iii. Ancak Mahkemenin davalıların hukuka aykırı eylemleriile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığına ilişkin değerlendirmesinindoğru olmadığı vurgulanarak başvurucunun hisse piyasaları konusunda bilgili birkişi olması, zarar ile hukuka aykırı fiil arasındaki bağı koparmadığıbelirtilmiştir.
iv. Gerek davalılarca gerekse de dava dışı Fon FinansalKiralama tarafından İMKB'ye yapılan özel hâl bildirimlerinde hisse satışanlaşmasının imzalandığı, hisseleri alacak davalı şirketin mali durumunun vebüyüklüğünün gösterildiği, BDDK ve Rekabet Kurulundan gerekli izin ve onaylarınalınmasını müteakip öngörülen hisse bedelinin ödeneceği, son olarak hissesatışından vazgeçildiği, hisse devir sözleşmesinin feshedildiği hususlarınınbildirildiği açıklanmıştır.
v. Buna göre davalılar arasında yapılan hisse alım satımsözleşmesine ilişkin temel hususların kamuya açıklanmış olduğu ve süreçhakkında yanlış veya yanıltıcı bilgi de verilmediği değerlendirilmiştir. Ayrıca10/3/2008 tarihli özel hâl bildiriminde gerçekleşmesi öngörülen hisse devrindensonraki pay durumunun yazılmış olmasının da yapılan tüm bildirimlerle birliktedeğerlendirildiğinde yanıltıcı nitelikte kabul edilemeyeceği, zira bu tarihtensonraki 8/4/2008 tarihli özel hâl bildiriminde hisse devrine izin için RekabetKurumuna başvuruda bulunulduğunun açıklanmış olduğu ve sonraki bildirimlerdendevrin henüz gerçekleşmediğinin kesin bir biçimde anlaşıldığı vurgulanmıştır.
vi. Netice olarak hisse devir sürecine ilişkin temelunsurların kamuya açıklanmış olması karşısında sırf birtakım bildirimlerinsüresinde yapılmaması, davalıların 10/3/2008 tarihli bildirimde hisse oranınınyanlış gösterilmesi ve sözleşmenin süresinin gösterilmemesi şeklindegerçekleşen hukuka aykırı eylemleri ile başvurucunun bu açıklamalar nedeniylehisse senetlerini elinden çıkarmadığı iddiasına dayalı zararı arasında uygunilliyet bağı bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Bununla birlikte başvurunun 10/3/2008 tarihinden başlamak üzere değişiktarihlerde ve değişik bedellerle bir kısım hissesini elinden çıkarmış olmasınındahi uygun illiyet bağının bulunmadığını teyit ettiğini gösterdiği kabuledilmiştir.
20. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairetarafından 22/6/2017 tarihinde reddedilmiştir.
21. Nihai karar 23/7/2017 tebliğ edilmiştir.
22. Başvurucu 22/8/2017 tarihinde başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 49. maddesi şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiillebaşkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukukkuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar verende, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
24. 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesi şöyledir:
“Zarar gören, zararını ve zarar vereninkusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarakispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığıönlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarakbelirler. ”
25. 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı mülga SermayePiyasası Kanunu’nun "Kamunun Aydınlatılmasında Özel Durumlar"başlıklı 16/A maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Halka açık anonim ortaklıklarınsermaye ve yönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla pay sahiplerine çağrıdabulunarak, hisse senedi toplama girişiminde bulunulmasında veya genelkurullarda oy hakkını kullanmak için vekalet istenmesinde veya ortaklığın paydağılımının önemli ölçüde değişmesi sonucu veren, hisse senedi eldeğiştirmelerinde, sermaye artırımlarında, birleşme ve devirlerde, menkulkıymetlerin değerini etkileyebilecek önemli olay ve gelişmelerden Kurul, küçükpay sahiplerinin korunması ve kamunun aydınlatılmasını sağlamak amacıyladüzenlemeler yapar.
Hisse senetleri borsalar veteşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören anonim ortaklıkların yönetimkurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları ile sermayenin % 10 veya dahafazlasına sahip ortakları, malik oldukları anonim ortaklıklara ait hissesenetleriyle ilgili olarak, Kurulun kamuya aydınlatma açısından gerekli gördüğübilgileri, belirlenecek şekil ve esaslar dahilinde Kurul ve ilgili borsalara veteşkilatlanmış diğer piyasalara bildirmekle yükümlüdürler."
26. 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye PiyasalarıKanunu’nun 32. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"(4) Yanlış, yanıltıcı veya eksikbilgiler içeren izahnamenin geçerlilik süresi boyunca; diğer kamuyu aydınlatmabelgelerinin ise kamuya açıklandığı tarihten hemen sonra, ilk halka arzdan veyaborsada satın alınan veya satılan sermaye piyasası araçlarının, gerçeğe uygunbilginin ortaya çıktığı tarihten hemen sonra borsada satılması veya satınalınması üzerine yatırımcıların malvarlıklarında zarar meydana gelmesi hâlindebu maddeye göre ileri sürülecek tazminat talepleri açısından kamuyu aydınlatmabelgesi ile zarar arasında illiyet bağı kurulmuş sayılır."
27. 2499 sayılı mülga Kanun’un 16/A maddesine dayanılarakçıkarılan Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: VIII, No: 39 sayılı ÖzelDurumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin (Tebliğ) "Özeldurumlar" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"Bu maddede belirtilen özeldurumların gerçekleşmesi halinde, bu Tebliğde belirtilen esaslar çerçevesindekamuya açıklama yapılır. Ancak yapılacak açıklamalar aşağıda belirtilendurumlarla sınırlı olmayıp, yatırım kararlarını ve sermaye piyasası araçlarınındeğerini etkileyebilecek her türlü bilginin bu Tebliğ hükümleri çerçevesindekamuya açıklanması zorunludur.
...
Bir gerçek veya tüzel kişinin veya bugerçek veya tüzel kişi ile birlikte hareket eden diğer gerçek veya tüzelkişilerin, doğrudan veya dolaylı olarak ortaklıktaki toplam oy hakkının veyasermayenin en az %5, %10,%15,%20,% 25, 1/3, % 50, 2/3 ve %75 ine veya dahafazlasına sahip olması veya ortaklıktaki toplam oy hakkının veya sermayepayının sözkonusu oranların altına düşmesi,
...
Bir kurucuya ait yatırım fonlarınındoğrudan veya dolaylı olarak ortaklık sermayesinin veya toplam oy hakkının %5,%10, %15, %20,% 25, 1/3, % 50,2/3 ve %75ine veya daha fazlasına sahip olması,toplam oy hakkının veya sermaye payının söz konusu oranların altına düşmesi,
...
Ortaklığın yönetim kurulu başkan veüyeleri, murahhas müdürleri, genel müdür ve yardımcıları, denetimden sorumlukomite üyeleri, denetçileri ile ortaklıkta önemli karar ve yetki sorumluluğutaşıyan diğer kişilerin atanması, ayrılması veya herhangi bir nedenledeğişmesi,
...
Ortaklar veya üçüncü şahıslartarafından, ortaklığın hisse senetlerine ya da ortaklık tarafından diğerortaklıkların hisse senetlerine yönelik olarak; çağrıda bulunarak hisse senediveya vekalet toplanmasına karar verilmesi, Kurul tebliğleri uyarınca çağrıdabulunma zorunluluğunun ortaya çıkması, bu zorunluluktan muaf tutulma veyaçağrıda bulunma başvurusunda bulunulması, başvurunun sonuçlanması,
...
Kamu kurumları ile özel sektörkuruluşlarınca ortaklığı doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek kararalınması ya da açıklama yapılması,"
28. Tebliğ'in "Açıklamanın kapsam ve niteliği"kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
"Bu Tebliğ uyarınca yapılacakaçıklamalar, açıklamadan yararlanacak kişi ve kuruluşların karar vermelerineyardımcı olacak ölçüde, zamanında, doğru, tam, dolaysız, anlaşılabilir veyeterli olmalı; özel durumun doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi içinzorunluysa bu durumun ilgili olduğu karşı taraf belirtilmeli, değişikliklerinve/veya etkilerinin miktar veya tutar olarak ifade edilebilmesi halinde, yapılacakaçıklamalarda miktar ve tutara yer verilmelidir. Önceden yapılmış olan özeldurum açıklamalarında meydana gelen gelişmeler ve değişiklikler sürekli olarakgüncellenerek kamuya duyurulur. Daha önce özel durum açıklaması yoluyla kamuyaduyurulan ve henüz sonuçlanmamış bir hususta herhangi bir gelişme olmaz ise, budurum konuya ilişkin son özel durum açıklama tarihinden itibaren altmışargünlük sürelerle, gerekçeleri ile birlikte kamuya açıklanır. Bu Tebliğde geçenönemli kavramı, sermaye piyasası araçlarının değerini ve yatırım kararlarınıetkileyebilecek ve mevcut koşullar altında önemli olarak addedilebilecek olanveya bir varlık ya da ilgili mali tablo kaleminde %10 ve üzerindeki bir orandadeğişiklik yaratabilecek olan bilgiyi ifade eder. Özel durumlara ilişkinaçıklamalar yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz abartılı veya eksik olamayacağı gibi,ortaklıkların mevcut durumları hakkında yanlış kanaat uyandıracak nitelikte deolamaz. Bu Tebliğ uyarınca açıklanması zorunlu aşamaya gelmiş olmakla beraber,miktar, tutar veya işlem olarak bazı belirsizlikler içeren özel durumlar, sözkonusu belirsizlikler ve bu belirsizliklerin ortadan kalkacağı muhtemel tarih,(varsa) koşullarıyla birlikte kamuya açıklanır. Karar alınması aşamasındayapılacak özel durum açıklamalarında, kararın uygulamaya geçirilmesi içinöngörülen süre ve uygulamayı önleyebilecek unsurlar da açıklamaya eklenir. Özeldurum açıklamalarından sorumlu, ortaklığı temsile yetkili kişiler belirlenerekilgili Borsaya veya Kurula bildirilir. Söz konusu kişilerin değişmesi halindede bildirim yapılır. Bu Tebliğin uygulanmasında özel kanunlardaki hükümlersaklıdır"
29. Tebliğ'in "Görüşmelere ilişkin bildirimler "kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
"Bu Tebliğ kapsamında özel durumaçıklaması yapılması sonucunu doğuracak iş ve işlemlere veya görüşmelereilişkin olarak; görüşmelerin başlangıcında, kesinleşen hususlarda her aşamadave sonuç aşamasında özel durum açıklaması yapılması zorunludur."
30. Tebliğ'in "Sermaye piyasası araçları Borsadaişlem gören ortaklıklarca yapılacak açıklamanın şekli " kenar başlıklı12. maddesi şöyledir:
"Sermaye piyasası araçlarındanherhangi biri bir Borsada işlem gören ortaklıklarca, bu Tebliğin 5, 6, 7, 8 ve11 inci maddelerinde belirtilen özel durumlar veya özel durumlardaki değişikliklerortaya çıktığı veya öğrenildiği anda en seri haberleşme vasıtasıyla ilgiliBorsaya bu özel durum hakkında bir açıklamanın ulaştırılması zorunludur.
Açıklama ayrıca Ek/2’de yer alan formauygun olarak, en geç durumun ortaya çıktığı günü izleyen iş günü saat 9:00’akadar ilgili Borsaya ulaştırılır.
Kurul tarafından uygun görülen hallerdeBorsa tarafından bazı özel durumların bildirim esaslarına ilişkin olarak ayrıcadüzenleme yapılabilir."
31. Tebliğ'in "Hisse senetlerinde işlem yapanlarınaçıklaması" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
"5 inci maddenin (a) bendinin (2)ve (4) numaralı alt bendleri ile (h) bendinin (6) numaralı alt bendindebelirtilen özel durumların ortaya çıkması halinde ilgili ortaklığın sermayepiyasası araçları bir Borsada işlem görmekte ise 12 nci maddede; bunun dışındakalan ortaklıklarda 13 üncü maddede belirtilen esaslar çerçevesinde, işlemigerçekleştirenler veya kurucu tarafından açıklama yapılır. Açıklamanın birörneği aynı süre içerisinde ilgili ortaklığa da iletilir.
5 inci maddenin (h) bendinin (1)numaralı alt bendinde belirtilen alış ve/veya satış işlemlerinde, işlemi yapankişilerce, Ek/1 ve Ek/2’de yer alan formlar aracılığı ile aynı gün, ilgiliortaklığın sermaye piyasası araçları bir Borsada işlem görmekte ise Borsaya,bunun dışında kalan ortaklıklarda ise Kurula özel durum açıklamasıgönderilir."
32. Tebliğ'in "Açıklamaların kamuya duyurulması" kenar başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Sermaye piyasası araçları Borsadaişlem gören ortaklıklarla ilgili açıklamalar, ilgili Borsa tarafındanbelirlenen esaslar çerçevesinde; sermaye piyasası araçları Borsada işlemgörmeyen ortaklıklarla ilgili olarak bu Tebliğ uyarınca Kurula gönderilenbilgiler ise Kurul bülteni ile kamuya duyurulur."
33. Tebliğ'in "Gizlilik" kenar başlıklı 17.maddesi şöyledir:
"Bu Tebliğ uyarınca açıklanmasıgereken özel durum hakkında bilgi sahibi olan tüm kişiler, bu Tebliğ kapsamındaBorsa veya Kurula gönderilen bilgiler 16 ncı madde kapsamında kamuyaduyuruluncaya kadar, söz konusu bilgilerin gizliliğini korumaklayükümlüdürler."
34. Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: IV, No: 8sayılı Halka Açık Anonim Ortaklıklar Genel Kurullarında Vekaleten OyKullanılmasına ve Çağrı Yoluyla Vekalet veya Hisse Senedi Toplanmasına İlişkinEsaslar Tebliği'nin "Çağrı yoluyla hisse senedi toplanmasında kamuyuaydınlatma ve bilgi verme" kenar başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Ortaklıkların sermaye veyönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla pay sahiplerine çağrıda bulunarak hissesenedi toplama girişimi, münferiden veya topluca EK.4'de yer alan bilgiformunun da ekleneceği bir teklifle yapılır. Formun, yeterli, dürüst ve açıkbilgi verecek şekilde düzenlenmesi şarttır."
35. Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: IV, No: 8sayılı Tebliğ'in "Çağrıda bulunma zorunluluğu" kenar başlıklı17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
"Çağrı yoluyla hisse seneditoplanması, blok veya münferit alımlar ya da diğer her hangi bir yöntemle, tekbaşına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylıolarak bir ortaklığın sermayesinin ve oy haklarının % 25'ine veya dahafazlasına ya da bu orana bağlı olmaksızın yönetim kontrolünü sağlayan paylarınasahip olanlar, diğer ortaklara ait hisse senetlerini de satın almak üzereçağrıda bulunmak zorundadırlar. Tek başına veya birlikte hareket ettiğikişilerle beraber bir ortaklığın sermayesine ve oy haklarına % 25 ile % 50arasında bir oranda sahip olanlar da, herhangi bir on iki aylık süre içerisindebu oranı, % 10 ya da daha fazla arttırırlarsa, diğer ortaklara ait hissesenetlerini satın almak üzere çağrıda bulunmakla yükümlüdürler. Söz konusuoranlara ulaşılmasını izleyen on beş gün içerisinde, çağrı yapmak üzere Kurul'abaşvurulması gereklidir.
Bu madde uyarınca yapılacak çağrıdaortaklara önerilecek fiyat, birinci fıkrada düzenlenen alımlar, çağrı yoluylahisse senedi toplanması sonucunda yapılmışsa, bu çağrıda ortaklara ödenen enyüksek fiyattan; blok alımlar yoluyla yapılmışsa, blok alımda ödenen en yüksekfiyattan; diğer yollarla yapılmışsa, alımı yapan kişinin veya birlikte hareketettiği kişilerin, alımı yapmalarından önceki üç ay içerisinde ortaklık hissesenetlerine ödedikleri en yüksek fiyattan daha aşağı olamaz. Önerilecek bedelinnakit karşılığı olması ve yapılacak çağrının, en az onbeş gün süreyle ortaklaraaçık olması zorunludur."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
36. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
38. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılıKanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne DairKanun'a geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeyegöre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icraedilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bumaddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdestolan bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilenkabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacakmüracaat üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
39. Ferat Yüksel (B. No: 53984/00, 30/3/2004, §37) kararında Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilkbakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre TazminatKomisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararakbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararıvermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
40. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
42. Başvurucu; SPK tarafından hazırlanan rapor vedavalılar arasındaki hisse devri sözleşmesinin gizli bilgi, ticari sır olduğubelirtilerek sunulmadığını, bilirkişi raporlarında gizlilik kararına konubelgeler de incelenerek hukuka aykırılığın ortaya konduğunu, davada davalılarınbilgisinde olan ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı kadarıyla davalılarınhukuka aykırı davrandıklarının delili olan belgelerin mahkemece gizli kabuledilmesiyle yargılamanın bütününe aktif katılımın engellendiğini belirtmiştir.Başvurucu ayrıca üç bilirkişi raporunda lehine değerlendirme yapılmışkenaleyhine görüşün sunulduğu raporun esas alındığını ifade etmiş ve diğerbilirkişi raporlarının kabul edilmeme sebebinin açıklanmamasından şikâyetçiolmuştur.
43. Başvurucu bununla birlikte 6362 sayılı Kanun'un 32.maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişikliğin dikkate alınmadığını,davalıların hukuka aykırı işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı olmadığıyönündeki derece mahkemelerinin gerekçelerinin hukukun temel ilkelerine aykırıolduğunu, makul bir gerekçe belirtilmediğini, uzun zaman önce yaptığı bir görevve yapmadığı başka bir görev sebebiyle illiyet bağının kesildiğinin kabuledilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
44. Başvurucu; sonuç olarak davalıların aralarındakisözleşme süreci hakkında kamuoyunun eksik, yanıltıcı ve geç bilgilendirmelerisonucu sözleşmenin olağan şekilde seyrettiğine ve hisselerinin satınalınacağına güven oluşturulması nedeniyle zarara uğratıldığını belirterekmülkiyet ve gerekçeli karar hakları ile çelişmeli yargılanma ilkesinin ihlaledildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
45. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun hisse senetlerinde meydana gelen değer kaybınınkarşılanmamasına ilişkin şikâyetlerinin mülkiyet hakkını ilgilendirdiğianlaşıldığından başvurunun bu kapsamda incelenmesi uygun görülmüştür.
a. Genelİlkeler
47. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakımpozitif yükümlülükler yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açıkbir biçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilenmüdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerinmüdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerinortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır. Buna göreanılan maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyethakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletinmüdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması içindevletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olmasıgerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyethakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamdasöz konusu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındakiuyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirlitedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği, B.No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri PetrolÜrünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §43).
48. Devletin pozitif yükümlülükleri mülkiyet hakkınayapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları daiçeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma, oluşturulan bu hukuksal çerçevekapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olanuyuşmazlıklarında etkili, adil bir karar vermesini temin etme sorumluluklarınıda içermektedir (Selahattin Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
49. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda taraflarınbirbirleriyle çatışan menfaatleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşıkarşıya gelen menfaatleri çerçevesinde mülkiyet hakkını korumakla yükümlübulunan devletin maddi ve usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerine getiripgetirmediği dikkate alınarak sonuca varılmalıdır. Bu bağlamda ilk olarakbelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün mevcut olup olmadığıirdelenmelidir.
50. İkinci olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyeetkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlarönünde ortaya koyabilme olanağının başvuruculara tanınıp tanınmadığıincelenmelidir. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden sözetmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesibakımından bu madde -Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifadeedildiği üzere- mülk sahibine müdahalenin makul olmayan şekilde ya da kanundışı veya keyfî uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesinikapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarakyapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; BekirYazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).
51. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özelkişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamugücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasınınsöz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerinegetirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konuile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki buzorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemeklebirlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren, davanın sonucuna etkili, esasa ilişkintemel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekildedeğerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve GMO Yapı GrupEnd. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/12563, 24/5/2018, § 52).
52. Son olarak kişilerin mülkiyet haklarını koruyacak veonlara yeterli güvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaların oluşturulupoluşturulmadığı incelenmelidir. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bugibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanunkoyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derecemahkemelerine ait bir yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerininmümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz birsonuca da yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardanbiri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi,pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları vetaraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönündebulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediğideğerlendirilmelidir (Faik Tari ve Sultan Tari, B. No: 2014/12321,20/7/2017, § 52).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
53. Başvurucu, davalıların bilgisinde olan ve bilirkişiraporunda belirtildiği kadarıyla davalıların hukuka aykırı davrandığının deliliolan belgelerin Mahkemece gizli kabul edilmesiyle yargılamanın bütününe aktifkatılımın engellendiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte hisse devirsözleşmesinde taraflar dışındaki şirketlere ilişkin de bilgilerin bulunmasınedeniyle bilirkişi raporunda üçüncü kişilere ait bu bilgilere yerverilmeksizin sözleşmenin ilgili hükümlerinin açıklandığı anlaşılmıştır (bkz. §17). Buna göre başvurucunun bilirkişi raporundaki açıklamalar doğrultusundasözleşmenin esaslı hükümlerine vakıf olduğu değerlendirilmiştir.
54. Öte yandan başvurucunun, sözleşmenin davalılarınhukuka aykırı işlemde bulunduklarının delili olduğuna ilişkin iddiası, derecemahkemeleri tarafından da kabul edilerek değerlendirme yapıldığıanlaşıldığından başvurucunun bu iddiasının da açıkça dayanaktan yoksun olduğukabul edilmiştir (bkz. §§ 18-19).
55. Başvurucu ayrıca üç bilirkişi raporunda lehinedeğerlendirme yapılmışken aleyhine görüşün sunulduğu raporun esas alındığını vediğer bilirkişi raporlarının kabul edilmeme nedeninin açıklanmadığını iddiaetmiş ancak başvuru formu ekinde bilirkişi raporlarını sunmamıştır. UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan inceleme neticesinde sadece11/7/2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun ve aynı bilirkişilertarafından sunulan ek bilirkişi raporunun olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftanderece mahkemelerinin bilirkişi raporlarının hükme esas alındığına ilişkingerekçe belirtmediğini vurgulamak gerekir. Dolayısıyla başvurucunun buiddialarını temellendiremediği sonucuna varılmıştır.
56. Başvurucunun temel şikâyeti, hissedarı olduğuşirketin hisselerinin devri konusunda davalıların İMKB'ye eksik ve yanlışbildirimlerde bulunarak kendisini zarara uğratmalarına rağmen derecemahkemelerince illiyet bağının olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerinmakul bir gerekçe içermediği ve hukuka aykırı olduğudur.
57. Öncelikle başvurucunun mahkemeye sunduğu 13/9/2013tarihli dilekçesinde; 14/12/2006 tarihine kadar Fon Finansal Kiralamada genelmüdür, 18/4/2008 tarihine kadar da yönetim kurulu üyeliği yaptığını bizzatkendisinin beyan ettiğini vurgulamak gerekir. Mahkeme de başvurucunun FonFinansal Kiralamada genel müdür sıfatıyla görev yapmış olduğunu, hisse senedipiyasası konusunda bilgili olduğunu ve devrin gerçekleşmemesi riskini alarakhareket ettiğini değerlendirerek davalıların hukuka aykırı fiiliyle oluşanzarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini kabul etmiştir (bkz. § 18).
58. Daire tarafından da davalıların hukuka aykırı fiilinve buna bağlı olarak zararın gerçekleştiği kabul edilmiş ancak başvurucununhisse piyasaları konusunda bilgili bir kişi olması, zarar ile hukuka aykırıfiil arasındaki bağı koparmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte İMKB'yeyapılan özel hâl bildirimlerinde, hisse satım sözleşmesine ilişkin temelhususların kamuya açıklanmış olduğu ve süreç hakkında yanlış veya yanıltıcıbilgi de verilmediği ifade edilmiştir. Netice olarak hisse devir sürecineilişkin temel unsurların kamuya açıklanmış olması karşısında sırf birtakımbildirimlerin süresinde yapılmaması, 10/3/2008 tarihli bildirimde hisseoranının yanlış gösterilmesi ve sözleşmenin süresinin gösterilmemesi şeklindegerçekleşen davalıların hukuka aykırı eylemleri ile başvurucunun bu açıklamalarnedeniyle hisse senetlerini elinden çıkarmadığı iddiasına dayalı zararı arasındauygun illiyet bağı bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan başvurucunun 10/3/2008 tarihinden başlamak üzere değişik tarihlerdeve değişik bedellerle bir kısım hisselerini elinden çıkarmış olmasının uygunilliyet bağının bulunmadığını teyit ettiği vurgulanmıştır (bkz. § 19).
59. Buna göre somut olayda yapılan açık yargılama sonundatarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarınıntartışılarak verilen kararlarda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğugörülmektedir. Derece mahkemelerinin gerekçelerinin hukuka aykırı olduğuiddiası ise delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarınınyorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açıkbir keyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.