TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.E.S. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/13568)
Karar Tarihi: 12/2/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
A.E.S.
Vekili
:
Av. Fazıl Eren ALKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yakalama,gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğundevamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması,tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararlarındoğal hâkim ilkesineaykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafındanverilmesi, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin vetutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi,tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinindeğerlendirilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında aramave elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının; soruşturma sürecindeki birtakım uygulamalar nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Aralarında konu ve kişi yönünden irtibat bulunması nedeniyle2018/11159 numaralı başvuru dosyasının 2017/13568 numaralı başvuru dosyasıylabirleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
9. Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, Mersin CumhuriyetBaşsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturmakapsamında 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde Mersin CumhuriyetBaşsavcılığında müdafii huzurunda ifade vermiştir. Başvurucunun ifade almaişlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur.Başvurucu ifadesinde özetle;Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, 2002 yılında KaşAdliyesinde hâkim olarak göreve başladığını, yabancı dil puanının yüksek olmasısebebiyle 2008 yılında Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğündetetkik hâkimi olarak görevlendirildiğini, 2009 yılında Adalet Bakanlığı(Bakanlık) tetkik hâkimi iken kendi isteği olmaksızın Bakanlık kanalı ileAmerika Birleşik Devletleri'ne yabancı dil eğitimi için gönderildiğini, bueğitimin sona ermesinden sonra Jean Monnet Burs Programı'nı kazanarak 2011yılında Belçika'da yüksek lisans eğitimi aldığını, bu eğitimi tamamlamasındansonra da 2012 ve 2014 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeçalıştığını, 2014 yılı yaz kararnamesi ile de Mersin hâkimliğine atandığını,isnat edilen suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucunun müdafii,dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniylemüvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.
11. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 20/7/2016 tarihinde silahlıterör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmesuçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu -başka şüphelilerle birlikte-Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
12. Başvurucunun sorgusu Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde20-21/7/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuyayüklenen suç anlatılmış, Mersin Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafiide sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle silahlı terörörgütüne üyelik suçlamasını kabul etmediğini belirtmiştir.
13. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmave anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasınakarar verilmiştir. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... üzerine atılı ... suçlarının vasıfve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin vetutuklama nedenlerinin bulunması, aleyhlerine mevcut adli bulgular, delillerintamamen toplanmamış olması, suçun kanundaki ceza miktarı,suçun CMK 100.maddesinde sayılan katolog suçlardan olduğu, tutuklamanın bir tedbirden ibaretolması, işin önemi, verilmesibeklenen ceza ile tutuklama tedbirinin ölçülüolması ve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleri ileşüphelilerin atılı suçdan CMK 100 vd. maddeleri uyarınca ayrıayrıtutuklanmasına ... [kararverildi.] "
14. Başvurucu 22/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Mersin 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 26/7/2016 tarihinde itirazın kesinolarak reddine karar verilmiştir.
15. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererekdosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
16. Başvurucu hakkında Ankara Sulh Ceza Hâkimliklerincemüteaddit defa tutukluluk hâlinin uzatılmasına karar verilmiş olup başvurucununmüdafii başvuru formunda müvekkili hakkında verilen en son tutukluluğun devamıkararına itiraz ettiğini, kendisine bir tebligat yapılmadığını, itirazının7/12/2016 tarihli karar ile kesin olarak reddedildiğinin13/12/2016 tarihindesoruşturma kalemi personelince sözlü olarak tarafına bildirildiğini ancaksoruşturma dosyasındaki gizlilik kararından dolayı anılan kararın tebliğininyapılmadığını, sadece itirazın reddedildiği tarihin söylendiğini belirtmiştir.
17. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 7.maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma yapmayetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesininbulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu şeklinde değişiklikyapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererekdosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
19. Soruşturmayı yürüten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı,başvurucu hakkındaki 22/9/2017 tarihli yetkisizlik kararıyla -başvurucunun songörev yerinin Mersin olması ve Mersin'in bağlı olduğu Adana Bölge AdliyeMahkemesinin faaliyete geçmiş olması nedeniyle- dosyayı Adana CumhuriyetBaşsavcılığına göndermiştir.
20. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2018 tarihinde başvurucuhakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kovuşturmayapılmasına yer olmadığına karar vermesinin yanı sıra aynı tarihli iddianamesiile de başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genelaçıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç vesaikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısınave hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir.
21. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığıileri sürülmüştür. Suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 24/8/2016 tarihli ve 426 sayılı kararı ilebaşvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın 29/11/2016tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin kendi üyeleri arasında iletişimamaçlı kullandığı ByLock isimlişifreli haberleşme programını 399024 İD numarası ile kullandığı ilerisürülmüştür.
iii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerindeyapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDYile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatınınbulunduğu iddia edilmiştir.
iv. FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya örgütle irtibatı olduğugerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK ile kapatılanYargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) isimli (ayrıntılı bilgi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 22) derneğebaşvurucunun 6/11/2008 tarihinde üye olduğunun belirlendiği belirtilmiştir.
v. Başvurucunun örgüt üyesi olduğuna yönelik tanık beyanlarınınbulunduğu ileri sürülmüştür.
22. İddianamede ayrıca başvurucu hakkında beyanda bulunan bazıkişilerin anlatımlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili kısımlarışöyledir:
- M.Y. alınan ifadesinde, "...Mersinde görevde olan Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Dr. [A.E.S.] ile..., Asliye Ceza hakimi ...'nın da paralel yapı olarak adlandırılan yapınıniçinde oldukları yönünde adliyede söylentiler vardı. Ancak bu hususta görgüyedayalı bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
- M.O.C. ifadesinde "M.A.isimli şahısla, yakın arkadaşı olan bir dönem doktora öğrencisi FETÖ'cü (açığaalınmıştır) hakim [A.E.S.] yüzünden tartıştığım günden beri hiçbir diyaloğumyoktur. ...,[A.E.S.] isimli şahıslar Adalet Bakanlığında bürokrat hakimstatüsündeyken kendilerine hızlı ve kıyak doktoralar yaptırılmıştır ve darbegirişiminin akabinde üç isimde açığa alınmıştır." şeklindeanlatımda bulunmuştur.
- M.Y. alınan ifadesinde, "...Mersindegörevde olan Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ..., Mersin 5. Ağır CezaMahkemesi üyeleri Dr. [A.E.S.] ile ..., Asliye Ceza hakimi ...'nın da paralelyapı olarak adlandırılan yapının içinde oldukları yönünde adliyede söylentilervardı. Ancak bu hususta görgüye dayalı bilgim yoktur." şeklindebeyanda bulunmuştur.
- M.Ö. ifadesinde "Benimdönemimde yani 2000-2004 yılları arasında birden fazla hukuk fakültesimezunları evi vardı. Bu evler Konya Meramda idi. Bu evlerde ..., [A.E.S.],,....... ile birlikte ders çalıştık, daha sonra bunlarda benimle birlikte sınavıkazandılar. ...İstanbul Anadolu hakimi ...'ın cemaatçi olduğunu ortakarkadaşımız olan [A.E.S.] ile Ankara'da örgüt/cemaatin stajyer evindekalmasından biliyorum. ..., Mersin hakimi [A.E.S.] ve ...'in cemaatçiolduklarını fakülte arkadaşlarım olmaları nedeni ile biliyorum"şeklinde beyanda bulunmuştur.
23. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...örgütün gizli ve şifreli haberleşmearacı olan bylock'u kullanmasının yanısıra üniversiteden mezun olduktan sonraörgütün Konya'da bulunan çalışma evlerinde kaldığının, yine hakim-savcıadaylığı döneminde örgütün Ankara'da bulunan evlerinde kaldığının, hakim olarakgörev yaptığı dönemde FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri ile iletişim halindekalarak irtibat kurduğunun,... FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti,iltisakı veya irtibatı olması nedeniyle KHK ile kapatılan YARSAV derneğine06.11.2008 tarihinde üye olduğunun ve söz konusu dernek kapatılana kadarüyeliğini devam ettirdiğinin, yine hakim olarak görev yaptığı dönem içerisindeörgüt üyeleri tarafından kendi aralarında haberleşmek için kullanılan örgütüngizli ve şifreli haberleşme aracı olan bylock programını kullanmak suretiylehem örgüt üyeleri ile hemde örgütle olan iletişimini ve bağını koparmamayaçalışıp örgüt üyeleriyle iletişim halinde kalarak örgüt ile arasında olanbağını dahada sağlamlaştırdığının ve örgüt yapılanması içerisinde gönüllüolarak kalmaya devam ettiğinin, bu şekilde örgütle organik bağ kurup, örgütünkuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak bilerekve isteyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı tercih ettiğinin veFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğunu gösteren eylem çeşitliliği,sürekliliği ve yoğunluğu olduğunun anlaşıldığı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlıterör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisine dahil ve üyesi olduğuna ilişkinhakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca kamu davası açılmasına yetecek kuvvetlisuç şüphesinin ve somut delillerin bulunduğu tüm dosya kapsamındananlaşılmakla..."
24. Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2018/20 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
25. Mahkemece 12/3/2018 tarihli duruşmada başvurucununtahliyesine karar verilmiştir.
26. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 7/11/2018 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
27. Başvurucu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş olupbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesidevam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz. SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusuna ilişkinkarar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 12/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; yasal koşulları bulunmadan hakkında yakalamakararı verilerek gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
31. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur(Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
32. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,15/10/2015, §§ 34-47).
33. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarakgözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan somut olgu ya dadeliller olmamasına rağmen görevinden kaynaklanan güvencelere de riayetedilmeksizin hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda bulunmadığını, tutuklama veitiraz üzerine verilen kararlarda şikâyetleri incelenmeden, gerekçesiz olarak kararverildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
36. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
37. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bubölümdeki iddialarının özünün tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğuanlaşılmakla bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
39. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191).
41. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi,anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgiliolduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
42. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
43. Başvurucu, FETÖ/PDY üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
44. Diğer taraftan başvurucu bir hâkim olarak mesleğindenkaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmektedir.
45. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden sonraki dönemde buteşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen soruşturmalar kapsamında yargı mensupları hakkındauygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin bireysel başvurularıincelediği birçok kararında, başvurucu yargı mensuplarının mesleklerinden veya görevlerinden kaynaklanangüvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları ve bu nedenle tutuklamanınkanuni dayanağının bulunmadığı iddialarını incelemiştir. AnayasaMahkemesi bu inceleme sonucunda gerek Yüksek Mahkeme üyeleri gerekse diğeryargı mensupları bakımından tutuklamaya konu olaylara ilişkin olarak soruşturmamercilerince veya tutuklamaya karar veren yargı organlarınca isnat edilen vetutuklamaya konu olan suçların kişisel suçolduğu ve ayrıca ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinin bulunduğu yönündekideğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temellerinin bulunduğu, dolayısıylatutuklama tedbirlerinin kanuni dayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceğisonucuna varmıştır. Kaldı ki -Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarak- hâkimve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi içinbir izin şartı bulunmadığı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararındabelirtilmiştir (Mustafa Özterzi[GK],B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 93).
46. Başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında gözaltına alınıp darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarıncasilahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyeliği suçundantutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüüyesi olma suçu bakımından suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturmamercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun vekeyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (MustafaÖzterzi, § 94).
47. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır (Mustafa Özterzi,§95).
48. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
49. Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğunagenel ifadelerle değinilmiş ancak bu somut olguların neler olduğuaçıklanmamıştır (bkz. § 13).
50. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucununisnat edilen suçu (silahlı terör örgütüne üye olma) işlediğine dair delilolarak HSYK'nın meslekten çıkarma kararına, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerininkendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olmasına, haklarındaFETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen bazı kişilerle telefonirtibatının bulunduğuna dair HTS raporuna, YARSAV isimli derneğe üye olmasınadayanılmıştır. İddianamede ayrıca başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğuna yöneliktanık ifadelerine de yer verilmiştir (bkz. §§ 21/v, 22).
51. Soruşturma mercilerince suçlamaya esas alınan olgulararasında başvurucunun ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasının yer aldığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi,ByLock uygulamasının özelliklerigözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmaküzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarıncaFETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğinibelirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 106, 267). Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine kararveren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somutolayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleriitibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (aynı yöndekideğerlendirme için bkz. Selçuk Özdemir,§ 74; Neslihan Aksakal, B. No:2016/42456, 26/12/2017, § 57).
52. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
53. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ninörgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26)darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişitarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eyleminaynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisiolan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili olmasa daFETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacıbirlikte dikkate alındığında soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerinsağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesiiçin tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusuolabilir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir, § 78).
54. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmişolması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyedeuluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak soruşturmayatabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyükölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).
55. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör örgütüüyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suçtipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülencezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; DevranDuran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2)[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
56. Somut olayda Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken; işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına,delillerin tamamen toplanmamış olmasına, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, adli kontroltedbirinin yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Mersin 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma ve delillerietkileme şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
58. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (GülserYıldırım (2), § 151).
59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumdaörgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelindehareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
60. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
62. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
63. Başvurucu; tutukluluğunun makul süreyi aştığını,tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
64. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur.(İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
65. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
66. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/3/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine AykırıOlduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
68. Başvurucu; tutukluluğuna ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkimilkesine aykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğindebulunmadığını, bu hâkimliklerin kapalı devre sistemiyle çalıştığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
69. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
70. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırıolduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Tutukluluğun DevamıYönündeki Kararlara İtiraz Taleplerinin Değerlendirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
72. Başvurucu, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraztaleplerinin değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
74. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucularyönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucularyönünden bkz. Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; YaşarSaçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40; hükümlü hâle gelmişbaşvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B.No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 57-60).
75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
77. Başvurucu; soruşturma süresince tüm tutuklulukincelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını, bu incelemelerde duruşmayapılmadığını ve dinlenilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
78. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
79. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılmasıve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini incelemiştir.Anayasa Mahkemesi anılan kararda inceleme tarihi itibarıyla başvurucunun hâkim/mahkemeönüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararınınyeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunudoğurmayacağını belirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun sürehâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti vegerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucunavarmıştır (Salih Sönmez, §§166-177).
80. Öte yandan Anayasa Mahkemesi; anılan kararda, bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
81. Somut olayda başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklandıktan 1yıl 7 ay 19 gün sonra 12/3/2018 tarihinde mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarınıetkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Dolayısıyla somutbaşvuru yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusudeğildir.
82. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
83. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini ve savunmasınıyeterince hazırlayamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
i. UygulanabilirlikYönünden
84. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturmada başvurucuya yöneltilen suçlamanın olağanüstühâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgili olduğu kabul edildiğindenöncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
85. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların bildirilmesigerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalara esastüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri,§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§§ 248-257).
86. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
87. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
88. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19. maddelerde) yer alangüvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesindeyer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
8. Tutuklulukİncelemeleri Öncesinde Sunulan Savcılık Talebinin ve Tutukluluk İncelemesiSırasında Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
89. Başvurucu, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulanSavcılık talebinin yanı sıra tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerinin de kendisinetebliğ edilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
90. Anayasa Mahkemesi, DevranDuran (aynı kararda bkz. §§ 106-112) kararında; tutuklulukincelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklarabildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevapvermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudanbahsedilmeyen durumlarda Savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesininönemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir.
91. Somut olayda tutukluluk incelemeleri sırasında alınanSavcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde başvurucu, bu görüş yazısında kendisinin cevap vermesini gereklikılan ve daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgu bulunduğunu dilegetirmemiştir. Ayrıca tutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşünedayanılarak verildiği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla somutolayda başvurucunun iddiaları bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektirenbir durum mevcut değildir.
92. Açıklanan gerekçelerleanayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bukısmının kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
93. Başvurucu, görevli ve yetkili olmayan merciler tarafındanhukuka aykırı bir şekilde ağır cezalık suçüstü hâli olmadan arama kararıverildiğini, haksız olarak evinde ve işyerinde yapılan arama ve elkoymaişlemleri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Arama Kararı Yönünden
94. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).
95. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararınadayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve aile hayatına saygı haklarınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini eldeetme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
96. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmakta olup itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkinbir biçimde ortaya koyabilme olanağı başvurucuya tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Koruma tedbirinin durumungerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmak bakımındanaçıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
97. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
98. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Elkoyma KararıYönünden
99. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271 sayılıKanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işlemininhukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılamasonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve ceptelefonlarının incelenmesi tamamlandıktan başvurucuya iade edilmesi mümkünolacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veyadiğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veyakorunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığıdeğerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen"kişilerin uğramış olduğu maddi zararları isteyebileceği belirtilmiştir.Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma nedeniyle uğradığı zararları bu tazminatyoluna başvurmak suretiyle tazmin edebilmesi de mümkün olacaktır. Öte yandanbaşvurucu, elkoyma kararına karşı itiraz yoluna başvurduğu yönünde bir iddia vekanıt da sunmamıştır. Dolayısıyla başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari veyargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.
100. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
101. Başvurucu; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillereyargı makamlarınca itibar edildiğini ve savunma hakkının kısıtlandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
102. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
103. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın istinaf aşamasındadevam ettiği tespit edilmiştir (bkz. § 27). Bu kapsamda başvurucunun bu başlıkaltındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsızhâkim ilkelerine aykırı olduğuna ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinindeğerlendirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan Savcılık görüşününbildirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın anayasal vekişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın arama kararı yönündenaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın elkoyma kararı yönünden başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.