TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.G. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/6143)
Karar Tarihi: 16/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 25/2/2021-31406
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
A.G
Vekili
:
Av. Enes KAFADAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Türkiye'ye giriş yasağı nedeniyle ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 26/2/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Çeçenistan uyruklu Rusya Federasyonuvatandaşıdır. Bireysel başvuru formuna göre başvurucu 2005 yılında Grozni'depazar yerine atılan bir bomba sonucu bir bacağını kaybetmiştir. Bunun üzerineÇeçenlere uygulanan baskı ve zulümden kaçmak için 2005 yılında ailesiylebirlikte Türkiye'ye gelmiştir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 2015yılında başvurucuya ikamet izin belgesi verilmiştir. Başvurucunun 28/10/2013tarihinde evlendiği Rusya Federasyonu uyruklu eşi ile küçük yaşlardaki dörtçocuğu 2014 yılında Türk vatandaşlığına geçmiştir.
9. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 30/3/2016 tarihliyazısında, aynı tarihte Atatürk Havalimanı dış hatlar geliş katındabaşvurucunun ve yanında bulunan Rusya uyruklu iki kişinin durumlarındanşüphelenilerek mülakata alındığı, şahısların çelişkili ifadelerde bulunmalarınedeniyle çatışma bölgeleriyle irtibatlarının olabileceğinin değerlendirildiğibelirtilmiştir. Söz konusu yazı ekinde bulunan başvurucunun Atatürk HavalimanıAdli Hizmetler Büro Amirliğine verdiği 30/3/2016 tarihli İfade Tutanağı'nda,Rusya (Çeçenistan) uyruklu olduğunu, en son 17/5/2005 tarihinde pasaportu ileAtatürk Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptığını, ikamet tezkeresininbulunduğunu, arkadaşları ile birlikte bir tanıdığını karşılamak üzerehavalimanına geldiğini, terör örgütleriyle bağlantısının olmadığını söylediğiifade edilmiştir.
10. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün söz konusu 30/3/2016tarihli yazısı üzerine başvurucu hakkında 30/3/2016 tarihinde sınır dışı veidari gözetim kararı alınmıştır. Ayrıca 13/4/2016 tarihinde "genelgüvenlik" gerekçesiyle G-87 tahdit kodu oluşturulmuş ve yurda girişyasağı konulmuştur.
11. Başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararıİstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/6/2016 tarihli kararıyla kaldırılmıştır.
12. Başvurucu, sınır dışı işlemine karşı İstanbul 1.İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 21/12/2016 tarihinde sınır dışıişlemini iptal etmiştir. Mahkeme kararında, başvurucunun 30/3/2016 tarihindeAtatürk Havalimanı dış hatlar geliş katında iken durumundan şüphelenilerekmülakata alındığı ve yabancı terör savaşçısı olabileceğinin değerlendirildiği,bu nedenle hakkında sınır dışı kararı alındığı, hakkında herhangi bir tahditkaydı bulunmadığı ve adli işlem yapılmadığı, başvurucunun çatışma bölgeleriylebağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmenin somut bir nedene dayanmadığı,bu konuda havalimanında yapılan mülakatta oluşan kanaat doğrultusunda işlemtesis edildiği belirtilmiştir. Kararda; başvurucunun Çeçen uyruklu olduğu veülkesinde devam eden savaş ortamında bir bacağını kaybettiği, hâlen çatışmanındevam ettiği ve ölüm tehlikesinin bulunduğu ülkesine geri gönderilmesi hâlindeyaşamının tehlikeye gireceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, bu nedenlerle işleminhukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun bir Türkvatandaşıyla evli olup bu evliliğinden 4 çocuğunun bulunduğu, sınır dışıedilmesi hâlinde aile birliğinin dağılacağı dikkate alındığında işlemin buyönüyle de hukuka uygun bulunmadığı belirtilmiştir.
13. Başvurucu, yurda giriş yasağı konulması işleminekarşı Ankara 1. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu,yurda giriş yasağı konulmasına dair kararın gerekçesi hakkında kendisine hiçbirbilgi verilmediğini, bu konuda yaptığı bilgi edinme başvurusunun da idaretarafından gerekçesiz olarak reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu; uzunzamandan beri Türkiye'de yasal olarak bulunduğunu ve kamu düzenini bozacakhiçbir faaliyette bulunmadığını, hiçbir adli olaya karışmadığını ifadeetmiştir. Türkiye'de eşi ve çocuklarıyla birlikte aile olarak yaşadığını, girişyasağının aile hayatı üzerinde olumsuz etkiler doğuracağını, bu yasak esasalınarak sınır dışı edilebileceği korkusuyla yaşadığını ifade etmiştir.
14. Davalı idare savunmasında, işlemin istihbari bilgilerdoğrultusunda kamu düzeni ve güvenliği nedeniyle tesis edildiği belirtmiştir.Başvurucu; savunmaya cevap dilekçesinde giriş yasağı kararının hiçbir somutgerekçeye dayanmadığını, işlemin tamamen keyfî ve hukuk dışı olduğunubelirtmiştir. Başvurucu 2005 yılında Grozni'de pazar yerine atılan bir bombasonucu bir bacağını kaybettiğini, koltuk değnekleriyle yaşamasına rağmen hangieylemleriyle kamu güvenliğini tehdit ettiğinin açıklanmadığını, idarenintamamen gerçek dışı ve hiçbir somut bulguya dayanmayan tahdit kaydıyla kendisiniterörist gibi göstermesinin hukuken ve vicdanen kabul edilemez olduğunuvurgulamıştır.
15. Yurda giriş yasağına karşı açılan dava, Ankara 1.İdare Mahkemesinin 17/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, EmniyetGenel Müdürlüğünce istihbarat birimlerinin raporları dikkate alınarakbaşvurucunun çatışma bölgeleriyle bağlantılı faaliyette bulunduğunundeğerlendirilmesi üzerine tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediğibelirtilmiştir.
16. Başvurucunun istinaf başvurusu Ankara Bölge İdareMahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 10/1/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir.Bu karar başvurucu vekiline 26/1/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 26/2/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar veUluslararası Koruma Kanunu’nun “Türkiye'ye giriş yasağı” kenar başlıklı9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgilikamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, kamu düzeni veya kamugüvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülenyabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.
(2) Türkiye’den sınır dışı edilenyabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafındanyasaklanır.
(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresien fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından cidditehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl dahaartırılabilir.”
B. UluslararasıHukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir.”
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) öncelikleuluslararası yerleşik hukuk çerçevesinde ve Sözleşme'ye dâhil diğerantlaşmalardan doğan yükümlülüklerine dayalı olarak Sözleşmeci devletlerinyabancıların ülkeye giriş, ülkede ikamet ve ülkeden sınır dışı edilmelerinidenetlemek hakkına sahip olduğunu teyit etmektedir (Vilvarajah vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 13163/87; 13164/87..., 30/101991, § 102;Ahmut/Hollanda, B. No: 21702/93, 28/11/1996, § 67-b).
21. Sözleşme bir yabancının ülkeye giriş yapma veya oradaikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurmaşeklindeki bir hakkı güvence altına almaz (Abdulaziz, Cabales andBalkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 9473/81, 9474/81, 28/5/1985 §68; Ahmut/Hollanda, § 67-c). Bunun yanı sıra aile hayatına saygıhakkının kamusal makamlara yüklediği yükümlülüğün çiftlerin evlenme suretiyleikamet edecekleri ülkeyi seçmelerini ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin buülkeye yerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığısöylenemez (Biao/Danimarka [BD], B. No: 38590/10, 24/5/2016, § 117).
22. Ayrıca AİHM, devletlerin yabancı ile bir vatandaşarasında gerçekleştirilen evlenmenin sadece o ülkede ikamet izni alabilmekamacıyla yapılmış olup olmadığını araştırma ve gerektiğinde bu tip evlilikleriengelleme konusunda yetkilerinin olduğunu, bu yönde bir araştırmanınSözleşme'nin 12. maddesinde düzenlenen evlenme hakkını ihlal etmeyeceğini kabuletmektedir (O'donoghue ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 34848/07,14/12/2010 § 87; Frasik/Polonya, B. No: 22933/02, 5/1/2010 § 89).
23. Öte yandan Sözleşme'nin 8. maddesinde düzenlenen ailehayatına saygı hakkı, aile kurma hakkını güvenceye almaz. Söz konusu hak, hâlihazırdamevcut olan ve hakiki aile yaşamı oluşturan fiili, yakın ve şahsi bağlarınkurulduğu aile ilişkilerini korumaktadır. Bu hüküm kapsamında aile kavramı,evliliğe dayalı ilişkilerle sınırlı değildir ve tarafların evlilik olmadan birarada oturduğu fiili aile bağlarını da kapsayabilir. DolayısıylaSözleşme ve AİHM içtihadı resmî evlilik akdi gibi şeklî unsurlarlailgilenmemekte, gerçek ve mevcut aile yaşamını korumayı esas almaktadır. AİHM'egöre Sözleşme'nin 8. maddesinin amaçları bakımından aile hayatınınvarlığı ya da yokluğu, somut olayda yakın kişisel bağların mevcut olupolmadığına bağlı olan olgusal bir sorundur (K. ve T./ Finlandiya [BD],B. No: 25702/94, 12/7/2001, § 150; Marckx/Belçika, B. No: 6833/74,13/6/1979, § 31).
24. AİHM, Schembri/Malta (B. No: 66297/13,19/9/2017) kararında, göçmenlerle ilgili kurallardan kurtulmak, ikamet izniveya vatandaşlık kazanmak için yapılan, böylelikle hakiki olmayan anlaşmalıevliliklerin "aile hayatı" kapsamında olmadığını, dolayısıylada konu bakımından 8. maddenin kapsamında olmadığını vurgulamıştır (Schembri/Malta,§§ 53, 54). Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (AİHK) da evliliğin amacının biraile hayatı kurmak değil ülkeye giriş, çalışma ve/veya ikamet izni almak içinyapıldığının tespit edildiği başvuruları, ortada Sözleşme'nin 8. maddesikapsamında korunması gerekli gerçek bir aile hayatı bulunmadığı gerekçesiylekabul edilemez bulmuştur (Ayhan Yavuz/Avusturya (k.k.), B. No: 25050/94,16/01/1996; F.P./Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 20118/92, 12/10/1992).
25. Sözleşme, yabancıların ülkeye girişi veya orayayerleşmeleri hususundaki bir hakkı güvence altına almamakla birlikte kişininyakın aile bireylerinin bulunduğu bir ülkeden ayrılmak zorunda olması, belirlikoşullar altında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmesine neden olabilir (Boultif/İsviçre,B. No: 54273/00, 2/8/2001, § 39).
26. Aile hayatına saygı hakkının yalnızca vatandaşlartarafından değil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafındanoluşturulan aile birliklerini de koruduğunun kabulü gerekir. Bunun yanı sırakimi zaman ülkede hukuka aykırı olarak bulunan yabancıların aile yaşamının dabelirtilen güvenceden yararlanması söz konusu olabilir (Slivenko/Litvanya,B. No: 48321/99, 9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda (k.k.), B. No: 6914/02,5/10/2004).
27. Bununla birlikte AİHM tarafından, sınır dışı etme veülkeye kabul ile 8. madde bağlantısı kurularak değerlendirme yapılan davalardaaile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkiler ileebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alındığı,yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispatedilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edildikleri ve bu suretle ailekavramının bu alanda oldukça dar yorumlanmasının tercih edildiği anlaşılmaktadır(Slivenko/Litvanya, § 94).
28. Sınır dışı kararı alınması ile ülkeden fiilençıkarılma işlemleri arasında belirli bir zaman aralığı söz konusu olabilir. Buzaman aralığı içinde kişilerin özel ve aile hayatlarında birtakımdeğişikliklerin olması mümkün olup bir aile yaşamının mevcut olup olmadığınınhangi tarihe göre belirleneceği sorunu ortaya çıkmaktadır. AİHM sınır dışı gibitedbirlerin söz konusu olduğu başvurularda Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındabir aile hayatının mevcut olup olmadığını hangi tarihe göre belirleyeceğinikararlarında göstermiştir. Buna göre AİHM, aile hayatına müdahale oluşturantedbirin kesinleştiği ve nihai hâle geldiği tarihte mevcut bir aile hayatı olupolmadığını dikkate almaktadır (Maslov/Avusturya [BD], B. No: 1638/03, 23/06/2008,§ 61; Ezzouhdi/Fransa, B. No: 47160/99, 13/2/2001, § 25;Yıldız/Avusturya, B. No: 37295/97, 31/10/2002, § 34; Mokrani/Fransa, B.No: 52206/99, 15/7/2003, § 34).
29. AİHM birçok içtihadında, belirli suçları işlemişolmaları nedeniyle kamu düzeni açısından tehlike oluşturduğu kanaatiyle sınırdışı edilmesine karar verilen başvurucular tarafından aile hayatına saygı hakkıbağlamında ileri sürülen ihlal iddialarını değerlendirmiş ve sınır dışı etme,zorla çıkartma, ülke topraklarına girmeyi yasaklama gibi kamu makamlarınınişlemlerinin kişilerin aile hayatına müdahale oluşturduğunu belirtmiştir (Nasri/Fransa,B. No: 19465/92, 13/07/1995, § 34; Berrehab/Hollanda, B. No: 10730/84,21/06/1988; § 23; Boultif/İsviçre, § 40; Maslov/Avusturya [BD],B. No: 1638/03, 23/06/2008, § 61).AİHM, kamu makamlarının oturma izni vermemegibi hareketsiz kaldığı durumlarda ise aile hayatına saygı hakkı bakımındanpozitif yükümlülüklerinin gündeme geleceğini ifade etmiştir (Jeunesse/Hollanda,B. No: 12738/10, 3/10/2014, § 105; Butt/Norveç, B. No: 47017/09,4/12/2012, § 78).
30. AİHM, sınır dışı işlemi gibi aile hayatına saygıhakkına yönelik müdahaleleri Sözleşme'nin 8. maddesinin ikinci fıkrasında yeralan kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda gereklilik ve orantılılıkilkeleri bakımından incelemeye tabi tutmaktadır. AİHM, orantılılık incelemesiyaparken başvurucuların aile hayatı ile sınır dışı işleminin uygulanmasıbağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gereğineişaret etmiştir. Söz konusu değerlendirmede dikkate alınması gereken unsurlararasında başvurucu tarafından işlenen suçun niteliği ve ağırlığı, sınır dışıedilmeden önce başvurucunun ülkede ikamet süresi, suçun işlenmesinin ardındangeçen süre, ilgili diğer kişilerin vatandaşlıkları, başvurucunun aile durumu,evliliğinin süresi, çiftin gerçek ve hakiki bir aile yaşamı sürdürüpsürdürmediğini gösteren diğer etkenler, eşin aile yaşamını kurduğu anda sözkonusu suçtan haberdar olup olmadığı, evlilikte çocuk sahibi olup olmadıklarıve varsa çocukların yaşı gibi hususlar yer almaktadır. Her ne kadar bir kişininsınır dışı edilen eşi ile sınır dışı edildiği ülkede birlikte yaşamasınınberaberinde bazı zorlukları getireceği olgusu tek başına sınır dışı edilmeyeengel oluşturmasa da AİHM özellikle eşin, başvurucunun ülkesinde karşılaşmasımuhtemel zorlukların ciddiyetini de gözönünde tutmaktadır (Boultif/İsviçre,§ 48; Üner/Hollanda [BD], B. No: 46410/99, 18/10/2006, §§ 62-66).
31. AİHM'e göre hakkında millî güvenlik hususlarına dayananbir tedbir uygulanan bir kişi, keyfîliğe karşı tüm garantilerden mahrumedilmemelidir. Söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek, olasıkeyfîlik ve kötüye kullanmayı engellemek için somut olayın koşulları ve ilgilimevzuata ilişkin tüm ilgili sorunları gözden geçirme yetkisine sahip bağımsızve tarafsız bir organ tarafından incelenmesine imkân tanınmalıdır. Hakkındatedbir uygulanan kişinin bu organ önünde iddia ve görüşlerini sunabilmesi vehakkındaki isnatları çürütebilmesi için çelişmeli yargılama imkânlarına sahipolması gerekir (Lupsa/Romanya, B. No:10337/04, 8/6/2006, § 38;Al-Nashif/Bulgaristan, B. No: 50963/99, 20/6/2002, §§ 123,124).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
32. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
33. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, aynı olay üzerine sınır dışı edilmesinedair kararın yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen yurda giriş yasağına karşıaçtığı davanın reddedilmesinin Türkiye'de yasal olarak kalmasını engellediğinibelirtmiştir. Başvurucu on üç yılı aşkın süredir Türkiye'de yasal olarak ikametettiğini, eşinin ve çocuklarının Türk vatandaşı olduğunu, hakkında somut hiçbirgerekçe bulunmadan yurda giriş yasağı konulmasının ailesiyle görüşmesiniimkânsız hâle getireceğini ifade etmiştir. Ayrıca ailesinin Türk vatandaşıolduğu ve yurda giriş yasağı sebebiyle aile hayatının zarar göreceği iddialarıhakkında derece mahkemesi kararında hiçbir değerlendirme yapılmadığınıvurgulamıştır. Başvurucu bu nedenlerle özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
C. Değerlendirme
35. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği"kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes ... aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğinedokunulamaz.”
36. Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları”kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:
“Aile, Türk toplumunun temelidir veeşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ileözellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ileuygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
...”
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alınarak somut başvurunun aile hayatınasaygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MüdahaleninVarlığı
39. Anayasanın 20. maddesiyle güvence altına alınanaile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağlarınkurulmuş olduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chicheishvili, B.No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).
40. Sınır dışı veya yurda giriş yasağı kararı nedeniyleözel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içerenbaşvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, sınır dışıişleminin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özelve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (PeriKırık, B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32).
41. Sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgilibaşvurularda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındakiilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacakşekilde ele alınması gerekmektedir (Sherapat Yagmyrova, B. No:2017/11905, 21/7/2020, § 39).
42. Somut olayda başvurucunun Türk vatandaşı olan eşi veküçük yaşlardaki dört çocuğu ile yaklaşık 14 yıldır Türkiye'de yasal ikametiznine sahip olarak birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun Anayasa'nın20. maddesi kapsamında mevcut aile hayatı bulunduğu açıktır. Bu durumdabaşvurucu hakkında yurda giriş yasağı konulmasının aile hayatına saygı hakkınamüdahale teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
43. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
44. Yukarıda tespit edilen müdahalenin Anayasa’nın 13.,20. ve 41. maddelerinde öngörülen şartlara uygun olup olmadığınındeğerlendirilmesi, bu çerçevede müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşruamaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama kriterlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (HalilBerk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018, § 49; Peri Kırık, § 38; SüveydaYarkın, B. No: 2017/39967, 11/12/2019, § 32; Şennur Acar, B. No:2017/9370, 27/2/2020, § 34; R.G. [GK], B. No: 2017/31619, 23/7/2020, §82).
i. Kanunilik
45. Başvurucu hakkında yurda giriş yasağı konulmasınailişkin uygulamanın 6458 sayılı Kanun hükümlerine dayandığı görülmektedir. Bukapsamda başvurucunun aile hayatına yönelik müdahalenin kanuni bir temelininolduğu ve 6458 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin kanunla sınırlamaölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
46. Müdahalenin kamu düzeninin korunması amacınıgözettiği ve bu çerçevede başvuruya konu müdahalenin meşru bir amaç taşıdığıanlaşılmıştır (Peri Kırık, § 43).
iii. DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
47. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktırki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacıgerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenenölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
48. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (FerhatÜstündağ, § 46).
49. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaçile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı, başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönündenbir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 46).
50. Devletin kamu düzenini ve millî güvenliği korumaküzere yabancıların ülkeye girişini ve ikamet etmesini denetleme konusundakitakdir yetkisinin daha geniş olduğu kabul edilmelidir. Devletin egemenliğindenkaynaklanan yabancıların ülkeye girişi ve ikametini denetleme yetkisi bukonuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcıyaptırımlar uygulanmasını da doğal olarak içermektedir. Kamu düzeni ve millîgüvenlik yönünden tehlikeli olduğu tespit edilen yabancıların sınır dışıedilmesi bu yaptırımlar arasında en başta gelmektedir.
51. Bununla birlikte sınır dışı edilen yabancının ülkedegüçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile sınır dışı veyaülkeye girişin yasaklanması kararı bağlamında gözetilen kamusal menfaatarasında adil bir denge kurulması gerekmektedir.
52. Temel hak ve özgürlüklerin korunması millî güvenlikalanında yapılan faaliyetlerin de keyfîliğe ve kötüye kullanmaya karşıdenetlenmesini elzem kılar. Hakkında millî güvenlik hususlarına dayanan birtedbir uygulanan kişilerin keyfîliğe karşı tüm güvencelerden yararlanmasıgerekir. Söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek ve olası keyfîlik vekötüye kullanmayı engellemek bakımından yargısal makamların görevi her somutolayın koşullarına göre müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülengerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemektir.
53. Millî güvenliğin korunması için yürütülen istihbaratfaaliyetlerinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizliliğinin korunmasının önemitartışmasızdır. Bu nedenle bir yabancının özellikle terörist faaliyetlerleilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesindeveya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarından kişiyle ilgili cezayargılaması yürütülmesi veya mahkûmiyet kararı bulunması yahut elde edilengizli nitelikte tüm bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmaları gibi yüksekbir ispat standardı yükümlülüğü beklenemez. Ancak kamu makamlarının soyut şekildekişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri deyeterli değildir. Kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içindekişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğunadair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir.
54. Ayrıca derece mahkemelerince bu yönden yapılandenetimin de sırf şeklî bir inceleme olması durumunda anayasal hak veözgürlüklerin fiilen somut ve etkili biçimde korunduğundan söz etmek mümkünolmayacaktır. Yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşıgerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamumakamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerekkonuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dairgerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
55. Somut olayda öncelikle başvurucunun ülkeye meşruyollarla girmesi ve ikamet izni verilmesi nedeniyle de ülkede yasal olarakikamet eden yabancı statüsünde olduğu belirtilmelidir. İkamet izni bulunanbaşvurucu, Türk vatandaşı olan eşi ve küçük yaşlardaki dört çocuğu ile birlikteTürkiye'de yaklaşık 14 yıldır yaşamaktadır.
56. Yurda giriş yasağı işlemine ilişkin yargılamasürecinde davalı idarenin soyut şekilde istihbari bilgiler doğrultusunda işlemtesis edildiği şeklinde savunma yaptığı, derece mahkemesi tarafından da aynıgerekçe esas alınarak davanın reddedildiği görülmektedir. Başvurucunun çatışmabölgeleriyle bağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmenin yalnızca AtatürkHavalimanı'nda yapılan mülakatta oluşan kanaate dayalı olduğu, budeğerlendirmenin somut bilgi, olgu ve belgelere dayanmadığı anlaşılmıştır.Yargılama sürecinde başvurucu tarafından sürekli olarak hangi gerekçelerle kamugüvenliğini tehlikeye attığının belirsiz olduğunun ifade edilerek yurda girişyasağı işleminin iptalinin talep edilmesine karşın İdare Mahkemesi kararındaidarenin soyut şekilde ileri sürdüğü millî güvenlik argümanının olduğu gibikabul edilerek sadece şeklî bir denetim yapılmak suretiyle davanın reddedilmişolduğu görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında, yurda giriş yasağı kararıalınmasına neden olan isnatlar, bunlar üzerine yapılmış olan işlemler ilesafahatlarına ilişkin hiçbir ayrıntıya yer verilmediği ve kamu düzeni vegüvenliği açısından nasıl ve ne derecede bir tehdit oluşturduğuna dair birdeğerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
57. Bunun yanı sıra derece mahkemesi kararındabaşvurucunun eşinin ve çocuklarının Türk vatandaşı olduğu belirtilmesine rağmenİdare Mahkemesi kararında işlemin başvurucunun aile hayatı üzerinde doğuracağıetkiler bakımından da bir inceleme ve dengelemenin yapılmamış olduğu,başvurucunun belirtilen husustaki talep ve itirazlarının karşılanmadığı, ailehayatına saygı hakkı ile ilgili hiçbir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.Sonuç olarak yurda giriş yasağı ile ilgili idari ve yargısal süreçte kararlardayer verilen gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında yeterli olmadığı,kamu düzeni ve güvenliğinin korunması hususundaki kamusal menfaat ilebaşvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengeleme yapılmadığı gibikararlarda yer verilen unsurların da bu dengelemeye imkân verecek ayrıntı veaçıklıkta olmadığı sonucuna varılmıştır.
58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
59. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
60. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş vetazminat talebinde bulunmuştur.
61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
62. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
63. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
64. İncelenen başvuruda yurda giriş yasağının kanaate dayalıolduğu, somut bilgi, olgu ve belgelere dayanmadığı, derece mahkemesi kararındaise başvurucu tarafından dile getirilen taleplerin karşılanmadığı ve ailehayatına saygı hakkının öngördüğü yükümlülüklerin dikkate alınmadığı tespitedildiğinden aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununlabirlikte mahkeme de ihlali giderememiştir.
65. Bu durumda aile hayatına saygı hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
66. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (17/7/2017 tarih ve E.2016/3173, 2017/1736 sayılıkararla ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.