TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AGAH ARAL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13031)
Karar Tarihi: 29/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucular
:
1. Agah ARAL
2. Ahmet Emin YAZAR
3. Ahmet Vefa TARHAN
4. Ali KARAYEL
5. Ali Cemal TURAN
6. Ayşe Derya OKÇELİK
7. Bengi KOCATAŞ
8. Burhan Ergun GÜRKAN
9. Cemal DEMİR
10. Cemal TOPÇU
11. Çağlayan DEVRİM
12. Çiğdem AKÇURA
13. Emsal Can CANKOÇAK
14. Erdoğan KİREŞCİ
15. Erkan YEŞİLBAŞ
16. Fatma AYKOL
17. Fatma HASKAN
18. Fikret ŞAHİNGİL
19. Gülşen YILDIZ
20. Habibe Ayşe DANACI
21. Haluk YILDIZHAN
22. Hasan Ayhan AKÇURA
23. Hasan Barış GÖKER
24. Hatice Meftun BULUNMAZ
25. Hatun GÜLER
26. Hediye İDAJİ
27. Hülya BABALIOĞLU
28. Hüseyin OĞUZ
29. Hüseyin Hüsnü DİLLİ
30. İpar BUĞRA
31. Makbule ÖZDEN
32. Mehmet PARLAR
33. Mete EREM
34. Mine YOLAÇAN
35. Muharrem MISIR
36. Murat Kürşat YILDIRIM
37. Muzaffer TURAMANLAR
38. Müjgan YALÇIN
39. Nafiye ÖZKURT
40. Nahit GÜVENDİ
41. Nesrin DURMUŞ ALTÜRK
42. Ömer ERCİYES
43. Ömriye BOZBURUN
44. Pamir Nihat TEKER
45. Remziye İDAJİ
46. Sacide ÖZBEK
47. Sevinç YAPICI
48. Sezin TAYLAN
49. Sonıa Josepha Lea D HONDT EREM
50. Şerif AKÇAY
51. Tülay ÇAM
52. Tümay TEKER
53. Veysi ÇAYLAK
54. Volkan ALKIŞ
55. Yasemin Gülseren ÖLGÜN
56. Yusuf Kenan YILDIRIM
57. Zafer İNCE
58. Zeynep FIRATLI YILDIRIM
59. Zühal OKUYAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Cem ALTIPARMAK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; iptal davasında verilen kararda yürürlükteolmayan yönetmelik hükümlerinin dayanak alınması, konuyla ilgili ve yeterligerekçelere yer verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındakigerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucuların bir kısmı İzmir'in Karaburun ilçesindeikamet ettiklerini, bir kısmı da ikamet etmemekle birlikte ilçe sınırlarıiçinde mülk sahibi olduklarını beyan etmektedir.
8. Özel bir şirket, İzmir'in Karaburun ilçesi Haseki-Sarpıncık-Kızılcadağmevkiinde rüzgâr enerji santrali (RES) kurmak üzere 19/2/2014 tarihinde Çevreve Şehircilik Bakanlığına başvuruda bulunmuş; Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyaptığı inceleme sonucu 13/1/2015 tarihinde proje için "Çevresel etkideğerlendirmesi (ÇED) olumlu." şeklinde karar vermiştir.
9. ÇED kararından haberdar olan başvurucular 26/2/2015tarihinde işlemin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine İzmir5. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; proje hakkındakümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığını, bölgede faal olan veyafaaliyete alınacak diğer santrallerle birlikte ortaya çıkacak olumsuz etkinindaha da arttığını, proje bazında önemsenmeyen bu etkilerin tüm projelerinetkileri bir araya geldiğinde son derece önemli hâle geldiğini ifade etmiştir.Başvurucular ayrıca halkın katılımı toplantısının yapılmadığını, projekapsamında kurulacak türbinlerin yaşam alanlarına çok yakın olduğunu, gölgetitreşimi, tozlanma, gürültü ve erozyon etkisi yönlerinden yapılan tespitleringerçeği yansıtmadığını, mera, tarım, orman, birinci derece doğal sit vezeytinlik sahaları üzerinde planlandığını, inşaat ve işletme faaliyetinedeniyle ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin yok edildiğini, rapordaelektromanyetik dalgaların sınır değerlerinin hesaplanmadığını, projedenetkilenecek kuş türleri bakımından yaşanacak risklere yönelik ciddi birçalışmanın yapılmadığını belirtmiştir. Yatırımcı şirket de davaya müdahilolarak katılmıştır.
10. İdare Mahkemesi 6/7/2015 tarihinde proje alanınayönelik olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Elektrikmühendisliği, çevre mühendisliği ve biyoloji bölümü öğretim üyelerinden oluşanüç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan raporda;
- Proje bölgesinde maki elementleri (yastık oluşturanveya çalı formundaki bitkiler), kültür alanları (zeytin ağaçları, bağ, bahçetarım alanları), kıyı kesimlerde fok üreme alanları, mikroflora (mikroskopikcanlılar, mantarlar, bakteriler vb.) habitat sınıflarının belirlendiği, çevredezeytin ağaçları içeren özel mülklerin ve yerleşim alanlarının bulunduğu,
- Karaburun Yarımadası'nın ortasından iki kuş göç yolunungeçtiği, her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği İzmir Kuş Cenneti'ne bugöç yolları üzerinden ulaşıldığı, proje bölgesi dağlık ve tepelerdenoluştuğundan bölgede kuş göç darboğazlarının olma ihtimalinin bulunduğu, buyolların kesin olarak belirlenmesi için ilkbahar ve sonbaharda kuş göçhareketlerinin gözlemlenmesi gerektiği ancak projede böyle bir tespitin mevcutolmadığı,
- Bölgenin gerçek flora-fauna varlığını belirlemek içinbirbirini takib eden dört mevsim gözlenmesi ve numune alınması gerektiği,projenin 2013 yılında yapılan ekosistem değerlendirme raporunda sadece Ekim veKasım aylarında gözlem yapıldığı belirtildiğinden yapılan gözlemlerin yeterliolamayacağı,
- Planlanan rüzgâr santrallerinin teknik şartlara uyguntasarlandığı ancak teknik bir projenin hayata geçmesi için ekolojik olarakkabul edilebilir olması gerektiği, yarımadada bulunan mevcut rüzgârtürbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında zatenyarımadanın büyük bir alanını kaplamış olan rüzgâr santralleri var iken yenibir projenin daha bu alanda faaliyete geçmesi ile özgün, bakir alanlar içerenve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlılarınsığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı belirtilmiştir.
11. İdare Mahkemesi dosyada bulunan bilgi ve belgeler ilebilirkişi raporunu inceleyerek 22/10/2015 tarihli kararıyla dava konusu işleminiptaline hükmetmiştir. Karar gerekçesinde projenin yer aldığı yarımadanın doğalyapısı, coğrafi konumu ile mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevreetki değerleri dikkate alındığında yeni bir projenin bu alanda faaliyetegeçmesinin özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliğibarındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanıbırakmayacağı sonucuna varılarak dava konusu işlemde hukuka uygunlukbulunmadığı belirtilmiştir.
12. Anılan karar davalı Bakanlık ve müdahil şirkettarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi 29/3/2016 tarihlikararıyla öncelikle başvuruculardan Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, TümayTeker ve Şerif Akçay'ın isimlerinin ilk dava dilekçesinde yer almadığını,dilekçe ret kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinde ilk defa isimlerine yerverildiğini bu durumun bu kişilere davacı sıfatı kazandırmayacağını ve sözkonusu kişiler bakımından davanın esasının incelenmesine hukuken olanakbulunmadığını belirterek adı geçen kişilerin davacı konumundan çıkarılmasınakarar vermiştir. Daire, diğer davacılar yönünden ise işin esasını incelemiş veİdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın kesin olarak reddineoyçokluğuyla hükmetmiştir.
13. Kararda, bilirkişi raporundaki tespitlere ve müdahilşirketin rapora itiraz kapsamında bu tespitlere yönelik cevaplarına yerverilmiştir. Buna göre müdahil şirketin kuşların göç hareketleriyle ilgiliolarak proje kapsamında hazırlanan ve Doğa Koruma ve Millî Parklar GenelMüdürlüğü tarafından onaylanan ekosistem değerlendirme raporu, peyzaj onarımplanı ve ornitolojik-ekolojik değerlendirme raporuna göre türbinlerin inşaaşamasından başlayarak iki sene süreyle göç dönemlerinde en az on beşer günizleme suretiyle faaliyetin kuşlar üzerindeki etkilerini araştıracağını,düzenli olarak altı aylık raporlar hazırlayacağını, faaliyetin üremesi muhtemeltürler ve göçmen türler üzerinde tehlike oluşturacağının tespiti durumundatürbinleri bu türlerin üreme ve göç döneminde durduracağını, gerekli görülmesihâlinde sökeceğini taahhüt ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca şirketin yabanhayatı izleme programı ve izleme raporlarını yetkili kurumlara sunacağını,hazırlanan nihai peyzaj onarım planı raporu ile ornitolojik-ekolojikdeğerlendirme raporunda belirtilen tüm öneri ve tedbirler ile izleme sırasındave sonucunda istenecek tüm ilave tedbirleri alacağını beyan ederek bilirkişiraporundaki eleştirilerin soyut nitelikte olduğu ve bilimsel herhangi birtemelinin bulunmadığı şeklinde yanıt verdiği açıklanmıştır. Şirketin son olarakÇED Raporu Genel Formatı'nda birden fazla proje bulunması hâlinde kümülatifetki değerlendirme çalışmasının zorunlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı,projenin RES Projesi olduğu ve doğal rüzgârdan enerji üretiminingerçekleştirileceği, ayrıca 3 m/sn.den düşük, 25/m/sn.den yüksek rüzgârhızlarında türbinlerin devre dışı kaldığı, topoğrafik yapı itibarıyla mevcut veplanlanan RES'lerin tepelerde ve sırtlarda bulunması, projelerin ve türbinlerinbirbirlerine olan uzaklıklarının fazla olması sebebiyle kümülatif değerlendirmeyapılmasına gerek görülmediği şeklinde cevap verdiği belirtilmiştir. Daireninbu verilerden hareketle oluşturduğu kararın gerekçesi şöyledir:
"Buna göre; temyize konu İdareMahkemesi kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; KaraburunYarımadasında yer alan proje dışındaki diğer mevcut RES santrallerinin,yarımadanın büyük bir kısmını kapladığı, yeni yapılacak santrallerin de devreyegirmesiyle rüzgar türbinlerinin kümülatif olarak çevresel etkileri dikkatealındığında, canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağıbelirtilmiş ise de;yukarıda yer verilen Çevresel Etki DeğerlendirmesiYönetmeliğinde proje sahiplerine gerçekleştirmeyi planladıkları projeninçevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerini, olumsuz yöndeki etkilerinönlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi içinalınacak önlemleri içeren ÇED raporu hazırlatılması yükümlülüğü getirilmişolup, EK 3'te yer alan Genel Formatta projenin olası çevresel etkilerininalanda mevcut ve/veya planlama aşamasında olan diğer projelerin çevreseletkileri ile değerlendirilmesine dair kümülatif etki çalışması yapılmasıyönünde bir yükümlülük öngörülmemektedir.
Öte yandan; Mahkemece hükme esas alınanbilirkişi raporundaki diğer tespitlerin, soyut ve genel nitelikte birtakımçekince ve öngörülere dayandığı, raporda yer verilen hususlarla ilgili hangiönlem veya taahhüdün yetersiz olduğu, hangi hususların, hangi açıdan tehlikearz ettiği, ÇED Raporunun hatalı veya yetersiz olduğuna ilişkin, proje yerindeyapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yerverilmediği görülmektedir.
Bu durumda; Mahkeme kararına dayanakoluşturan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin,uyuşmazlık konusu 'ÇED Olumlu' kararına esas ÇED Raporunun hatalı veya eksikolduğunu ortaya koyabilecek mahiyette, somut ve teknik verilerle desteklenmemişolması, bilirkişi raporunda, soyut ve genel nitelikte birtakım çekince veöngörülere yer verilmiş olması, anılan raporda eksiklik olarak belirtilenhususların ise ÇED Raporunu kusurlandırmaya yeterli olmaması karşısında,yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanan ÇED Raporunadayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, bu işlemi iptaleden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır."
14. Karara katılmayan üye, temyiz isteminin reddi ileİdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Nihaikarar, başvurucular vekiline 16/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucular 18/7/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
16. İzmir 5. İdare Mahkemesinin 22/10/2015 tarihli iptalkararı üzerine revize edilen Sarpıncık Rüzgâr Enerji Santrali Projesi için bukez 20/11/2015 tarihli ÇED olumlu kararı tesis edilmiştir. Başvurucuların sözüedilen işlemin iptali istemiyle açtıkları dava İzmir 6. İdare Mahkemesinin2/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde;Danıştay Ondördüncü Dairesinin 29/3/2016 tarihli kararıyla İdare Mahkemesikararının bozulduğunu ve davanın reddine karar verildiğini, dolayısıyla13/1/2015 tarihli ÇED olumlu kararının hukuki varlığını koruduğunu, bu hâliyledava konusu ÇED olumlu kararının alınmasına dayanak teşkil eden İdare Mahkemesikararında belirtilen eksikliklerin mevcut olmadığını, hukuka uygun olduğu yargıkararı ile belirlenen ÇED olumlu kararının revize edildiğinden bahisle alınandava konusu ÇED olumlu kararında da hukuka aykırılık bulunmadığınıbelirtmiştir. Temyiz edilen karar Danıştay Ondördüncü Dairesinin 4/7/2017tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir.
17. Başvurucular bunun üzerine 11/9/2017 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa MahkemesiBirinci Bölüm Birinci Komisyonu, 2017/34611 bireysel başvuru numarasıylaincelenen başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna 4/6/2018 tarihinde karar vermiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
18. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun“Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“Bu Kanunda geçen terimlerden;
Çevre: Canlıların yaşamları boyuncailişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulunduklarıbiyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,
…
Çevresel etki değerlendirmesi:Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuzetkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreyezarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilenyer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde veprojelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, …
İfade eder.”
19. 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etkideğerlendirilmesi” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımı şöyledir:
"Gerçekleştirmeyi plânladıklarıfaaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş veişletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyasıhazırlamakla yükümlüdürler.
Çevresel Etki Değerlendirmesi OlumluKararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkçabu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez;proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.
Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbiprojeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar vekonuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerlebelirlenir."
20. 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2008 tarihliYönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı 4. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...
ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvurudosyası: Bu Yönetmeliğin EK-III’ünde yer alan Genel Formatı esas alınarakhazırlanan dosyayı,
d) Çevresel etki değerlendirmesi genelformatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, bu Yönetmeliğin EK-I listesinde yer alanprojelerin özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleriiçeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan Çevresel Etki Değerlendirmesibaşvuru dosyası hazırlanması sırasında esas alınacak bu YönetmeliğinEK-III’ündeki genel formatı, ... ifade eder."
21. 2008 tarihli Yönetmelik'in EK-III'ündeki ÇevreselEtki Değerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:
"...
Bölüm III: Proje yeri ve etki alanınınmevcut çevresel özellikleri
Önerilen proje nedeniyle kirlenmesimuhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojiközellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, (atmosferik koşullar) iklimselfaktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri,arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-V’deki Duyarlı Yöreler listeside dikkate alınarak) ve yukarıdaki faktörlerin birbiri arasındaki ilişkileri deiçerecek şekilde açıklanması.
Bölüm IV: Projenin önemli çevreseletkileri ve alınacak önlemler
1- Önerilen projenin aşağıda belirtilenhususlardan kaynaklanması olası etkilerinin tanıtımı. (Bu tanım kısa, orta,uzun vadeli, sürekli, geçici ve olumlu olumsuz etkileri içermelidir.)
a) Proje için kullanılacak alan,
b) Doğal kaynakların kullanımı,
c) Kirleticilerin miktarı, (atmosferikşartlar ile kirleticilerin etkileşimi) çevreye rahatsızlık verebilecek olasısorunların açıklanması ve atıkların minimizasyonu.
2- Yatırımın çevreye olan etkilerinindeğerlendirilmesinde kullanılacak tahmin yöntemlerinin genel tanıtımı.
3- Çevreye olabilecek olumsuz etkilerinazaltılması için alınması düşünülen önlemlerin tanıtımı. ..."
22. 3/10/2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2013 tarihliYönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı 4. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...
ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvurudosyası: EK-3’te yer alan Genel Formatı esas alınarak hazırlanan dosyayı,
d) Çevresel etki değerlendirmesi genelformatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, EK-1’de yer alan projelerinözelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyigenel boyutları ile tanıtan ÇED başvuru dosyası hazırlanması sırasında esasalınacak EK-3’teki genel formatı, ... ifade eder."
23. 2013 tarihli Yönetmelik'in “Yürürlükten kaldırılanyönetmelik” kenar başlıklı 29. maddesi şöyledir:
"(1) 17/7/2008 tarihli ve 26939sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğiyürürlükten kaldırılmıştır."
24. 2013 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci”kenar başlıklı Geçici 1. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüktarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya daBakanlığa sunulmuş projelere başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelikhükümleri uygulanır."
25. 2013 tarihli Yönetmelik'in EK-3'ündeki Çevresel EtkiDeğerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:
"...
Bölüm II: Proje Yeri ve Etki AlanınınMevcut Çevresel Özellikleri
Proje alanının ve önerilen projenedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik vehidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferikkoşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras,peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-5’dekiDuyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri
Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletmeAşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler
Projenin;
a) Çevreyi etkileyebilecek olasısorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi,kümülatif etkilerin belirlenmesi
b) Sera gazı emisyonların belirlenmesive iklim değişikliğine etkileri
c) Projenin çevreye olabilecek olumsuzetkilerinin azaltılması için alınacak önlemler
ç) İzleme Planı (inşaat dönemi)..."
26. 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2014 tarihliYönetmelik) “Yürürlükten kaldırılan yönetmelik” kenar başlıklı 29.maddesi şöyledir:
"(1) 3/10/2013 tarihli ve 28784sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğiyürürlükten kaldırılmıştır."
27. 2014 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci”kenar başlıklı geçici 1. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüktarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya daBakanlığa sunulmuş projelere bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veyabaşvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucu İpar Buğra Yönünden
29. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılanbir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine kararverilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (2)numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygınıngerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceğiöngörülmüştür (Bayram Şahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013, § 16).
30. Somut olayda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)kayıtlarının incelenmesinden yukarıda adı geçen başvurucunun başvuru yaptıktansonra vefat ettiği ve başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan birneden de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucu yönündenbaşvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.
B. BaşvurucularHabibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay Yönünden
32. Başvuruya konu yargılamada Daire, başvuruculardanHabibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay'ın isimlerine ilkdefa yenileme dilekçesinde yer verilmesinin bu kişilere davacı sıfatıkazandırmayacağı bu nedenle söz konusu kişiler bakımından davanın esasınınincelenemeyeceği sonucuna varmış ve adı geçen kişilerin davacı konumundan çıkarılmasınakarar vermiştir. Başvurucular Dairenin kararının bu kısmı ile ilgili olarakbireysel başvuru formunda herhangi bir şikayet dile getirmemişlerdir.
33. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
34. Usulüne uygun şekilde davada taraf olmadığı anlaşılanve buna ilişkin bir iddia da ileri sürmeyen bu başvurucular yönünden başvuruyollarının usulüne uygun olarak tüketildiğinden söz edilemez.
35. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucular yönündenbaşvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. DiğerBaşvurucular Yönünden
1. Başvurucularınİddiaları
36. Başvurucular, Danıştayın işlem tarihinde yürürlükteolan yönetmeliği 2013 tarihli Yönetmelik olarak tespit ettiğini, buna karşınyürürlükte olmayan 2008 tarihli Yönetmelik hükümlerini dayanak alarak mevzuattakümülatif etki çalışması yapılması yönünde bir yükümlülük öngörülmediğişeklinde hatalı bir sonuca ulaştığını, uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyedayalı olduğunu, sadece hukuk bilgisi ile hakkaniyete uygun bir kararaulaşılmasının mümkün olmadığını, yeniden bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiğini,kararda maddi vakıalar hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Başvurucular ayrıca projenin yaşamlarınısürdürdükleri, tarım ve hayvancılık suretiyle geçimlerini sağladıkları alandakurulmak istendiğini, oluşacak zarardan birinci derecede etkileneceklerinibelirterek kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının; kararın kesinolması nedeniyle hukuken denetlenemediğini, bu nedenle açık ve bariz hukukaaykırılıkların düzeltilemediğini, karar düzeltme yolunun bulunmaması nedeniyleitiraz hakkının ellerinden alındığını belirterek etkili başvuru ve adilyargılanma hakları ile hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkesinin ihlaledildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
38. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların kararın ve dayandığı mevzuat hükümlerinin hatalı olduğuiddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönündenincelenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan projenin yaşam alanları üzerindeçevresel zarara yol açacağı yönündeki iddiaların özel hayata saygı hakkını,temyiz kanun yolunda kesin karar verilmesine yönelik iddianın ise hükmündenetlenmesini talep etme hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genelİlkeler
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (CananTosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 22).
42. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir.Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli kararhakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, §23).
43. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,§§ 31, 34).
44. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ilerisürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçelikarardan anlaşılmalıdır.
45. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunmasıgerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkiliolması başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunmasıhâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul birgerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).
46. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıtvermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat vediğerleri, § 39).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
47. Somut olayda başvurucular, proje hakkında kümülatifetki değerlendirmesi yapılmamasını temel bir eksiklik olarak ilerisürmüşlerdir. Bununla birlikte dosyaya görüş sunan bilirkişi heyeti bölgedefaaliyette veya planlama aşamasında olan tüm rüzgâr türbinlerinin devreyegirmesiyle oluşacak kümülatif etki neticesinde canlıların yaşam alanıbulamayabileceği yönünde kanaat bildirmiştir. Neticede İdare Mahkemesi dekümülatif etki değerlerini dikkate alarak işlemin iptali yönünde hükümkurmuştur. Görüldüğü üzere uyuşmazlığın niteliği ve koşulları dikkatealındığında kümülatif etki yönünden yapılacak değerlendirme davanınsonucuna etki etme kapasitesine sahiptir.
48. Danıştay Ondördüncü Dairesi kümülatif etki yönündenİdare Mahkemesinin gerekçesine katılmamış, Yönetmelik ekinde yer alan ÇevreselEtki Değerlendirmesi Genel Formatı'nda kümülatif etki çalışması yapılmasıyönünde bir yükümlülük öngörülmediğini belirtmiştir. Danıştay 2008 tarihliYönetmelik'in EK-III'ünde yer alan hükümleri dayanak almak suretiyle bu sonucavarmıştır. Oysa yatırımcı şirketin proje başvurusunu yaptığı 19/2/2014tarihinde 2013 tarihli Yönetmelik'in, ÇED kararının tesis edildiği 13/1/2015tarihinde ise 2014 tarihli Yönetmelik'in yürürlükte olduğu görülmektedir. Olayauygulanacak yönetmeliğin belirlenmesinde her iki Yönetmelik'in 29. ve geçici 1.maddelerinin de dikkate alınacağı kuşkusuzdur. Danıştay kararında, bir taraftanişlem tarihinde yürürlükte olduğunu belirttiği 2013 tarihli Yönetmelikhükümlerine, bir taraftan da 2008 tarihli Yönetmelik'in EK-III'ünde yer alanhükümlere yer vermiştir. Bununla birlikte Danıştay ÇED raporunun hazırlatılmasıyönünden 2013 tarihli Yönetmelik hükümlerini, kümülatif etki yönünden ise 2008tarihli Yönetmelik hükümlerini dayanak almasının, bir başka deyişle 2013tarihli Yönetmelik'in EK-3, Bölüm III, (a) bendinde yer alan kümülatifetkilerin belirlenmesihükmünü olaya uygulamamasının sebebiniaçıklamamıştır.
49. Diğer taraftan Danıştay Ondördüncü Dairesi, bilirkişiheyetinin kümülatif etki dışındaki tespitlerine de katılmamış; karargerekçesinde söz konusu tespitlerin soyut ve genel nitelikte birtakım çekinceve öngörülere dayandığını, hangi önlem veya taahhüdün yetersiz olduğunun, hangihususların, hangi açıdan tehlike arz ettiğinin bilirkişi raporundaaçıklanmadığını, ÇED raporunun hatalı veya yetersiz olduğuna ilişkin, projeyerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yerverilmediğini belirtmiştir. Danıştay bilirkişi raporunun ÇED Raporunun hatalıveya eksik olduğunu ortaya koyabilecek mahiyette somut ve teknik verilerledesteklenmemiş olduğu, eksiklik olarak belirtilen hususların ÇED raporunukusurlandırmaya yeterli olmadığı kanaatinden hareketle ÇED raporunun mevzuathükümlerine uygun olarak hazırlandığı ve ÇED olumlu kararında hukuka aykırılıkbulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
50. Adil yargılama, tarafların yargılama sırasında ilerisürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini, yargıkararının dayandığı sebepleri bilmelerinin sağlanmasını gerektirir. Bu kapsamdadavanın esasına etkili olan taraf iddialarına yargı mercilerince makul, ilgilive yeterli bir gerekçeyle yanıt verilmelidir.
51. Başvurucular dava konusu işleme yönelik farklıbaşlıklar altında ve teknik bilgiye dayalı çeşitli iddialar ileri sürmüşlerdir.İdare Mahkemesi bu iddiaların doğruluğunu araştırmak ve işlemin hukuka aykırıolarak nitelendirilmesini sağlayıp sağlamayacağını ortaya koymak amacıylabilirkişi görüşüne başvurmuştur. Danıştay ise yaptığı incelemede bilirkişiraporunun içerdiği tespit ve değerlendirme itibarıyla hükme dayanak alınacakyeterlilikte olmadığını belirtmiş, diğer taraftan yatırımcı şirketin müdahilsıfatıyla dosyaya sunduğu cevaplara atıfta bulunarak dava konusu işlemin hukukauygun olduğu kabulü ile davayı sonuçlandırmıştır. Danıştay olayda teknikincelemeye gerek olmadığı yönünde bir tespit yapmamış, diğer taraftan yetersizgördüğü bilirkişi raporundaki eksikleri tamamlatma yoluna gitmediği gibi budurumun sebebini de kararında izah etmemiştir.
52. Yukarıda yapılan açıklamalara göre Danıştayca,başvurucuların uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan ve teknik bilgiye dayalıhukuka aykırılık iddialarına karşılık işlemin neden hukuka uygun görüldüğüyönünde makul ve kabul edilebilir bir gerekçe sunulmadığı, olayın niteliğineuygun, ayrıntılı ve yeterli bir yanıt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
54. Başvurucuların özel hayata saygı hakkı ile hükmündenetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerigerekçeli karar hakkı yönünden ihlal bulunması nedeniyle ayrıca incelenmemiştir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
55. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
56. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
59. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
60. İncelenen başvuruda Danıştayın ÇED olumlu kararınıniptali istemiyle açılan davanın reddi yönündeki kararında başvurucuların esaslıiddialarına makul, ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmaması nedeniylegerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
61. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Ondöedüncü Dairesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu İpar Buğra yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,
B. Başvurucular Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, TümayTeker ve Şerif Akçay Yönünden başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Diğer başvurucular yönünden gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınangerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Danıştay Altıncı Dairesine -Danıştay Ondördüncü Dairesinin kapatılmasınedeniyle bu Dairenin görevinde olan uyuşmazlıklardan doğan davaları ve temyizbaşvurularını çözümlemekle görevlendirilen- GÖNDERİLMESİNE (Karar DanıştayOndördüncü Dairesinin E.2015/11075, K.2016/2301 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
F. 1. Başvurucular İpar Buğra, Habibe Ayşe Danacı, FatmaAkyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay tarafından yapılan yargılama giderlerininüzerlerinde BIRAKILMASINA,
2. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.239,50 TL yargılama giderinin diğer başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.