TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AGİT ESENBOĞA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11241)
Karar Tarihi: 3/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Hasan SARAÇ
Başvurucular
:
1. Agit ESENBOĞA
:
2. Aysel ESENBOĞA
:
3. Hasan ESENBOĞA
:
4. Hasip ESENBOĞA
:
5. Kadriye ESENBOĞA
:
6. Ramazan ESENBOĞA
:
7. Süsin ESENBOĞA
Vekili
:
Av. Veysel VESEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 1994 yılında meydana gelen ölüm olayı hakkındayürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın eşi ve diğer başvurucularınbabası olan H.E. 25/12/1994 tarihinde Cizre'ye gitmiş ve bu tarihten sonraİdil-Cizre kara yolu üzerindeki taşlık bir bölgede ölü olarak bulunduğu28/12/1994 tarihine kadar kendisinden haber alınamamıştır.
7. Olayla ilgili olarak İdil Cumhuriyet Başsavcılığı(Başsavcılık) tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır.
8. Aynı tarihte yapılan ölü muayenesi sonucunda düzenlenenotopsi tutanağının ilgili kısımları şöyledir:
'' ..Olay yerinin İdil-Cizre karayolunun 10.km ..güneyistikametindekarayolundan tahminen 150 metre içeride taşlık bir bölgede Botaşboru hattına 15. metre güney istikamatte büyük birkayanın altında bölgede düzenli bir şekilde gözleri bağlı olarak konulduğu saptanıldı.
Cesedin ilk görünüşünde yüzü güneyistikametine gelecek şekilde muntazaman oturtulup sırtını ve kafasını kayaya dayatırılmış, gözleri kırmızı beyaz bir puşuile bağlı olarak olduğu görüldü.
...Cesedin harici bulgularının tespitinegeçildi. ...cesedin bir erkek cesedi olduğu, tahminen bir iki gün kadar önceboğulmuş olduğu, cesedin vücudunda ölüm morluklarının tamamen oluşmuş, ve ölümkatılığı, ve ölüm sertliği vücudun her tarafında oluşmuş oldukları, tüm tırnakaltları morarmış, cesedin kafanın sol frontal ve paryatalın birleştiği kesimde ekimozolduğu, sol oksipitalda ve sol göz kapağı altında hematom, kafanın oksipitalbölgesinde 2x3 cm lasarasyonlar mevcuttur, boyunkısmında boğulmaya bağlı bol miktarda telem izinin olduğu, çoğunlukla boyunarka tarafından yoğunluk kazandığı saptandı. Cesedin diğer bölgelerinde yapılanaraştırmalarda kesici, delici, ateşli silah yarasına rastlanılmadı.
...[Bilirkişi-İdilMerkez Sağlık Ocağında Pratisyen Hekim]:Cesedin tüm bulguları C[umhuriyet] savcısı tarafından eksiksiz olarak yazıldığı içinilave edilecek herhangi bir bulgu yoktur. Sadece bu bulgular ışığında cesedinkesin ölüm sebebi asfiksiye bağlı olarak solunumsonucu solunum ve dolaşım yetmezliği sonucunda ölmüşolduğu saptandı. Klasik otopsi yapılmasına gerek yoktur.
...Cesedin kesin ölüm sebebi sapta[n]mış olduğundan klasik otopsi yapılmasına gerekgörülmediğine karar veril[di]...''
9. Başsavcılık olayın aydınlatılabilmesi için cesedinbulunmasından bir gün sonra İlçe Jandarma Komutanlığına (Komutanlık) yazıyazarak olayın faillerin araştırılmasını istemiş ve ölenin eşi olanbaşvurucunun Başsavcılıkta hazır edilmesi talimatını vermiştir.
10. Başvurucu Kadriye Esenboğa 30/12/1994 tarihinde bizzatCumhuriyet savcısına müşteki sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucun ifadesişöyledir:
''Benim kocam olan [H.E.]' nin ölüm haberi 28/12/1994 tarihinde bana bildirildi.Eşim bu tarihten yaklaşık olarak 4 gün önce kayıplara karışmıştı. Eşimevimizden 25/12/1994 tarihinde sabahleyin Cizre'ye gitmek üzere evden ayrıldı. ..ancak kendisinden bir daha haber alamadık. 4 gün sonraeşimin ölüm haberi bize geldi. Eşim çiftçilik ile uğraşmakta idi. Kimseyle kandavamız, düşmanlığımız bulunmamaktadır. Eşimi öldürenlerden şikâyetçiyim, ancakşüphelendiğim bir kimse bulunmamaktadır.''
11. Komutanlık tarafından 28/12/1994 tarihinde olay yeri incelemesiyapılmış ve bu hususta tutanak düzenlenmiştir. Ayrıca olay yeri krokisi deçizilerek soruşturma evrakına eklenmiştir.
12. Başsavcılık 17/1/1995 tarihli talimatında, ifadesine yenidenbaşvurulacağından başvurucunun hazır edilmesini, ölenin ortağı olup olmadığınıntespiti ve bunun tespiti hâlinde ifadesine başvurulmak üzere bu kişinin hazıredilmesini, ölenin kaybolduğu gün Cizre ilçesine gideceği konusunda evine haberbırakıp bırakmadığının araştırılmasını istemiştir.
13. Başvurucu 24/1/21995 tarihinde Başsavcılıkta müştekisıfatıyla yeniden ifade vermiştir. Başvurucu bu ifadesinde eşinin evdenayrıldığı andan itibaren üçüncü kişiler tarafından kendisine aktarılan bazıbilgiler vererek en son Cizre'de görüldüğünden bahsetmiş, bir önceki ifadesindeolduğu gibi kim olduğunu bilmediği şüpheli veya şüphelilerden şikâyetçiolmuştur.
14. Başsavcılık başvurucunun ifadesinde geçen ve ortağı olduğuiddia edilen A.T.yi22/2/1995 tarihinde tanık sıfatıyla dinlemiştir. A.T. ifadesinde olaya ilişkinbilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
15. Başsavcılık ayrıca 22/2/1995 tarihinde, ölenin kayınvalidesiAy.T.nin de tanık sıfatıyla ifadesine başvurmuştur.Tanık özetle kayıp H.E. ile en son görüştüğü zaman aralığına değinerek onu dahasonra görmediğini, aramaya başladığında ise ismini hatırlayamadığı ve görsetanıyamayacağı birisinin ölenin Cizre ilçesinde namaz kıldıktan sonra üç dörtkişi ile birlikte beyaz renkli bir araca bindiğini söylediğini beyan etmiştir.Tanık bu bilgileri edindiği kişiyi tanımadığını da ayrıca ifade etmiştir.
16. Başvurucu ayrıca 25/4/1995 tarihinde Komutanlıkta yenidenifade vermiştir. Bu ifadesinde başvurucu, kocasının kaybolmadan önce yemticareti nedeniyle Cizre ilçesinde bulunan bir esnafla ilgisi olduğuna dairbazı hususlardan bahsetmiştir.
17. Başsavcılık bu ifade üzerine Cizre Başsavcılığına talimatlaryazarak ifadelerde geçen, un ve yem ürünleri satan kişi ile eşinin ifadesinebaşvurulmasını, ayrıca fotoğrafın ilçede bulunan diğer esnaflara dagösterilmesini istemiştir. Cizre Başsavcılığı anılan yazının gereğini yapmaküzere İlçe Jandarma Komutanlığına ilgililerin ifadelerinin alınmasını talepetmişse de talimatta bahsi geçen kişilerin bulunamadığı, ayrıca fotoğraftakikişileri tanıyanların da çıkmadığı belirtilmiştir. Başsavcılık bu yazılarüzerine zahirecinin yerinin ve kimliğinin belirlenebilmesi maksadıylabaşvurucudan yeniden bilgi alınmasını talep etmiş ancak akabinde bahsi geçenkişinin veya yerinin tespitinin mümkün olmadığına dair tutanaklar düzenlenmiştir.
18. Yapılan tüm araştırmalara rağmen şüpheli veya şüphelilerinbulunamaması üzerine Başsavcılık 19/4/1996 tarihinde olayın faillerinin tespitedilmesine, bulunmaları hâlinde Başsavcılıkta hazır edilmesine, 28/12/2014tarihine kadar düzenli olarak bilgi verilmesine yönelik olarak daimî aramakararı vermiştir.
19. Daimî arama kararı verilmesinden itibaren kolluk tarafındanfaillerin tespit edilemediğine ve yakalanamadığına dair tutanaklar düzenlenerekBaşsavcılığa gönderilmiştir. Bu işlemler kapsamında başvurucunun ifadesine dezaman zaman başvurulmuştur.
20. Başsavcılığın daimî arama kararından sonra başvurucu KadriyeEsenboğa, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına 8/4/2010 tarihinde bazı hususlarileri sürerek yeniden suç duyurusunda bulunmuştur. İddialar üzerine aynıtarihte Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun ifadesinebaşvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eşinin evden ayrıldıktan birkaç günsonra ölü olarak bulunduğunu, otopsi sonrasında eşinin elleri, bacakları veboynunda ip parçalarını gördüğünü, olaylara tanık olan C.Y.ninBaşsavcılıkta korkudan doğru ifade veremediğini, eşini öldüren kişilerinaslında Başsavcılık tarafından yapılan teşhiste gösterilen kişiler olduğunu,ayrıca eşinin götürüldüğü aracı da adliye bahçesinde gördüğünü beyan etmiştir.
21. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı üzerine,gelen dosyanın soruşturmanın yürütüldüğü 1994/287 sayılı dosya ilebirleştirilmesine Başsavcılıkça karar verilmiştir.
22. Başvurucu Kadriye Esenboğa'nın ifadelerinde ismi geçen C.Y.Başsavcılığın talimatı üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıylaifade vermiştir. C.Y. ifadesinde özetle olay tarihinde bakkallık yaptığını,ölenin dükkânına geldikten bir süre sonra yanından ayrıldığını, daha sonra N.isimli kişiden ölenin 21 plakalı beyaz bir araçla götürüldüğünü duyduğunu,kendisinin bunu bizzat görmediğini, olay nedeniyle başlatılan soruşturmadaesnaf olması nedeniyle tanıdığı bazı kişileri yapılan teşhis sırasında korkudantanımadığını söylediğini beyan etmiştir.
23. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu vekilinin detalebiyle öleni en son gördüğü beyan edilen N.K. isimli şahsın ifadesine tanıksıfatıyla 7/6/2011 tarihinde başvurmuştur. N.K. ifadesinde özetle H.E.nin olay tarihinde model ve plakasını tanımadığı biraraç ile götürüldüğünü gördüğünü, H.E. hariç araçtaki hiç kimseyi tanımadığınıifade etmiştir.
24. Başvurucu vekili 11/3/2011 tarihinde Başsavcılığa müracaatederek dosyadan suret almasının ardından 7/6/2011 tarihinde dilekçe ileifadelerde adı geçen Selim, Yavuz ve Ramazan Hoca ile kod adı Bedran olan ve Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumundabenzer suçlardan tutuklu bulunan A.Y. isimli kişinin ifadelerine başvurulmasınıtalep etmiştir.
25. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 11/3/2011 tarihinde tanıksıfatıyla başvurucular vekilinin dilekçesinde adı geçen A.Y. isimli şahsıdinlemiştir. A.Y. özetle anılan yıllarda er olarak vatani görevini yapmaktaolduğunu, bahsedilen konulara ve olaya ilişkin bir bilgisi bulunmadığını, ölenide hatırlamadığını beyan etmiştir.
26. Başvurucular vekili 16/10/2012 tarihli dilekçeyle benzer çoksayıda suçlama sebebiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı mülga TerörleMücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından soruşturma yürütülmesi nedeniyle görevsizlik kararıverilerek dosyanın Diyarbakır'a gönderilmesini talep etmiştir. Başsavcılık17/10/2012 tarihli fezlekeyle dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)TMK 10. maddede yer alan suçlardan birinin işlendiğine dair delil eldeedilemediğinden görevsizlik kararı ile dosyayı yeniden Başsavcılığagöndermiştir.
27. Başsavcılık kendisine gönderilen dosyayı 2013/41 sayılısoruşturma numarası üzerinden yeniden takip etmeye başlamıştır. DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucu vekilinin dilekçesinde adı geçen B.K.nın tanık sıfatıyla ifadesi31/1/2013 tarihinde, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumu aracılığıyla alınmıştır. B.K. ifadesinde 1992-1996 yılları arasındaCizre'de uçaksavar silahı nişancısı olarak görev yaptığını, ifadelerdekişahısların isimleri ilk defa duyduğunu,H.E. isimli şahsın öldürülmesi olayına dair bilgisininbulunmadığını, kendisinin de olayla ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
28. Başsavcılık 20/3/2015 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğugerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılığınkararı şöyledir:
'' Yukarıda kimlikbilgileri yazılı maktül [H.E.] 28/12/1994 tarihinde, İdil- Cizre Devlet Karayolunun6. Kilometresinde yolun 150 m. Güney istikametinde ölü olarak bulunduğu,yapılan adli ve tıbbi işlemler sonucunda şahsın Boğularak öldürüldüğünün tespitedildiği, yapılan tüm araştırmaya rağmen suçun faillerinin bulunamadığı, bununüzerine olayın faillerinin tespiti amacıyla soruşturma dosyası hakkında daimiarama kararı verildiği, suçun işlendiği tarih itibari zaman aşımı süresinin28/12/2014 tarihinde dolduğundan, Faili meçhul şüpheliler hakkında zamanaşımısebebiyle kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA [kararverilmiştir.]''
29. Anılan karara yapılan itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin12/5/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın 2/6/2015 tarihindebaşvurucular vekiline tebliğ edilmesi üzerine 29/6/2015 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk AnayasaMahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu(B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
32. Başvurucular H.E.nin 25/12/1994tarihinde kaybolduktan sonra 28/12/1994 tarihinde boğulmuş hâlde ölübulunmasının ardından başlayan soruşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıve olayın sorumlularının belirlenebilmesi için etkili ve yeterli soruşturmayürütülmediğini, bu kapsamda bazı maddi delillerin toplanmadığını,soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğini, zamanaşımı hükümlerininyanlış uygulandığını belirterek yaşam ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
33. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
" Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
34. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığınadair karara yapmış oldukları itiraz ile Anayasa Mahkemesine sundukları bireyselbaşvuru formunun incelenmesi sonucunda başvurucuların iddiaları Anayasa’nın 17.maddesinde koruma altına alınan yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturmayükümlülüğü ile ilişkili görülerek değerlendirmenin anılan madde kapsamındayapılması gerektiği kanaatine varılmış; ayrıca Anayasa'nın 40. maddesikapsamında bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
1. Başvurucu Agit Esenboğa Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereğibaşvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıylabireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlindebaşvuru reddedilir ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 Türklirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına kararverilir.
37. Genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak elealınan ve genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarınızarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğiniifade eden hakkın kötüye kullanılmasının ilgili düzenlemelerle bireysel başvurualanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuruusulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereğigibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
38. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıylagerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya Anayasa Mahkemesine bunitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasındaesaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesisürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikteki yenive önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesisuretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi,medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuruamacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslupkullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlalve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak suretteiçeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüyekullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö.,§ 29; Mehmet Güven Ulusoy [GK],B. No: 2013/1013, 2/7/2015; Osman Sandıkçı,B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan vediğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016).
39. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulamaneticesinde başvuruculardan Agit Esenboğa'nınbireysel başvurunun yapıldığı tarihten önce 18/8/2002 tarihinde öldüğü tespitedilmiş ancak Av. Veysel Vesek tarafındanbaşvurucunun anayasal haklarının ihlal edildiğinden bahisle verilen 29/6/2015tarihli başvuru formunda başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yerverilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
40. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).
41. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce vefat etmişolan başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüyekullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
42. Bu durumda Av. Veysel Vesekhakkında Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin paracezasına hükmedilmesi gerekir.
2. Diğer BaşvurucularYönünden
43. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyleölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvuruculardan Kadriye Esenboğayaşamını yitiren H.E.nin eşi, diğer başvurucular iseçocuklarıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır.
44. Başvurunun öncelikle başvuru yollarının tüketilmesi ve bukuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımındandeğerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
45. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
46. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
47. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgilisoruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlaksurette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmamasışartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygunolacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
48. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017, § 121). Böyle birdurumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıklarıveya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvurudabulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturmayürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her başvurunun şartlarınabağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 87;Sultani Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).
49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumunfarkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içindebireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;Sultani Acar, § 85).
50. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya farkedilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıpzamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzunzaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâlegetirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif vepozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşamhakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamayakarar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit ediptazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ilesorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması vegerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları içinyeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerininönlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;Sultani Acar, § 86).
51. Somut olayda yaşanan hadiseyle ilgili resen soruşturmabaşlatılmış, olay yeri inceleme ve ölünün adli muayenesi işlemleri yapılmış,başta başvurucu olmak üzere olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek kişilerinifadelerine başvurulmuş, olayın gelişimine dair tutanak düzenlenmiştir.Yukarıda açıklandığı üzere (bkz. § 11) olay yeri krokisi de çizilmiş veİnceleme Tutanağı düzenlenmiştir.
52. Daimî aramakararının verildiği 19/4/1996 tarihinden itibaren başlamak üzere dosyaiçeriğine göre kolluk tarafından 31/3/2013 tarihine kadar düzenlenen tüm daimîarama tutanakların içeriklerinin hemen hemen aynı veya birbirine yakın olduğutespit edilmiştir. Bu şekilde sıradan hâle gelen bu tutanaklardan ''olayı gerçekleştiren kişi veya kişilerinkimliklerinin tespit edilemediği, kimlik tespit ve yakalama çalışmalarınınadevam edildiği, herhangi bir bilgiye ulaşıldığında ayrıca bilgi verileceği''anlaşılmıştır.
53. Somut olayda öncelikle başvurucuların H.E.ninöldürülmesi ile ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veyasoruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleriyönünde herhangi bir iddialarının bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.Bilakis başvurucular, yukarıda izah edildiği üzere kendileri ve vekillerivasıtası ile iddia ve taleplerini dile getirme fırsatını bulabilmişlerdir.Talepler karşısında Başsavcılığın ilgili yerlere araştırmaların yapılmasıtalimatını verdiği, ayrıca dilekçelerde adı geçen bazı şahısların tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduğutespit edilmiştir.
54. Bunun yanında başvurucu Kadriye Erdoğan'ın verdiği 8/4/2010 tarihliifade üzerine ifadelerde ismi geçen C.Y. ile C.Y.ninifadesinde ismi geçen N.K.nınifadelerine sırasıyla 27/5/2010 ve 7/6/2011 tarihlerinde başvurulduğunda şüphebulunmamaktadır. Bu şahısların ifadelerinde bir bütün olarak olayla ilgiliolarak görgüye dayalı somut bilgiler sunmadıkları, iddia edildiği gibişüphelilerin tespite edilmesine olanak verecek ölçüde bir veriye işaret edecekbeyanlarda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Başvurucu Kadriye Erdoğan'ındilekçesinde ve gizli tanık ifadesinde ismi geçen Yavuz kod adını kullandığıiddia edilen B.K. isimli şahsın da ifadesine 31/1/2013 tarihindebaşvurulmuştur. Bu tarihten sonra ise dosyada sadece olayın faillerininbulunamadığına dair düzenli olarak aynı şekilde düzenlenen tutanaklarınsonuncusu 31/3/2013 tarihinde düzenlenmiştir. Bunların yanında ise ayrıca birifade alınma işleminin gerçekleştiğine veya başvurucunun ifadesinde kod adlarıbelirtilen diğer kişilerin tespit edilmesine yönelik olarak herhangi birişlemin yapıldığına veya başvurucular açısından umut doğuran ve soruşturmadailerleme sağlanabileceğine dair bulgulara ise ulaşılamamıştır.
55. Tüm bu açıklamalar sonrasında başvurucular sadece bireyselbaşvuru yapmak için kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini ve bukarara yaptıkları itirazın sonuçlanmasını beklemişlerdir. Buna karşınMahkememiz kararlarında soruşturmanın etkisizliği iddiasında bulunabilmesi içinsonucunun beklenmesinin gerekmediği ifade edilmiştir. Bu doğrultudabaşvurucuların en geç, B.K. isimli şahsın ifadesine başvurulduğu 31/1/2013tarihinden itibaren soruşturmanın etkisiz olduğunu değerlendirebileceklerimakul bir zamandan sonra yasal süresinde başvuru yapmaları gerekirken, çok dahasonra 29/6/2015 tarihinde yaptıkları başvuru süresinde yapılmış bir başvuru olarakkabul edilemez.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruculardan Agit Esenboğa'yavekâleten Av. Veysel Vesek tarafından yapılanbaşvurunun başvuru hakkının kötüyekullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin paracezasının Av. Veysel VESEK'ten TAHSİLİNE 3/4/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.