TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ADSAY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7288)
Karar Tarihi: 8/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Ahmet ADSAY
2. Seydoş AKTAY
3. Hasan ABIK
4. Doğan AKTAY
5. Ali ABUL
6. Mehmet EZİN
7. Mehmet ÇEN
Vekilleri
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, 25/4/2000tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinde aleyhlerine açılan kadastro tespitineitiraz davasında yargılamanın halen devam ettiğini belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talepetmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 27/9/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurununKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca, 15/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Birinci Bölümün 4/12/2013tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 6/1/2014tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular vekilitarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 30/1/2014 tarihli beyan dilekçesiibraz edilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Mardin ili Derik ilçesi Zeytinpınarmahallesi 496 ada, 33, 62, 65, 116, 174, 175, 183, 188, 189, 221 ve 222 parselnumaralı taşınmazlar 1999 yılında yapılan kadastro çalışması sonundabaşvurucular ve murisleri adlarına tespit edilmiştir.
8. Z.A. ve arkadaşları, anılan taşınmazların kendilerine aitolduğu iddiasıyla başvurucular ve murisleri aleyhine, 25/4/2000 tarihinde DerikKadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açmışlardır.
9. Mahkemece, 25/1/2008 tarih ve E.2000/79, K.2008/1 sayılıkararla; davacının Kadastro Kanunu'nun 36. maddesine göre keşif giderlerinisüresi içinde yatırmadığı, dolayısıyla keşif deliline dayanmaktan vazgeçtiği,mevcut delillere göre de davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyledavanın reddine, taşınmazların başvurucular ve murisleri adlarına tapuyatescillerine karar verilmiştir.
10. Davacılar tarafından temyiz üzerine, Yargıtay 7. HukukDairesinin 22/5/2009 tarih ve E.2008/4808, K.2009/1926 sayılı ilamıyladavacılara keşif giderlerini yatırması için verilen sürenin Kadastro Kanunu'nun36. maddesine uygun olarak verilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına kararverilmiştir.
11. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya DerikKadastro Mahkemesinin E.2010/1 sayılı dava dosyasında devam edilmektedir.
B. İlgiliHukuk
12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
13. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlıayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesindegösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapusicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilenişlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıklarıçözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”
14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresiiçinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacaktaşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerindendevredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunubeklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkiliolabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen tebliğ eder.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bubeyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşmasırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek içintutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yenidendinleyebilir.
Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahallimahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığıveya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığıtakdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleritoplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekleyükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları datespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma veilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen taraflara tebliğ olunur.”
18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma vetebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftanalınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 27/9/2013 tarih ve 2013/7288 numaralı başvuruları incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
20. Başvurucular, 1999 yılında yapılan kadastro çalışmalarısonunda adlarına tespit edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaliamacıyla 25/4/2000 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinde aleyhlerine kadastrotespitine itiraz davası açıldığını, yargılamaya halen devam edildiğini,taşınmazı 13 yıldan fazla süredir kullanamadıklarını, yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucu Seydoş Aktay’ın 4/7/2013 tarihinde yargılamaya katıldığıanlaşıldığından, anılan başvurucunun ihlal iddiaları ayrı bir başlık altındadeğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Başvurucu SeydoşAktay’ın İhlal İddialarına İlişkin Olarak
22. Başvurucu Seydoş Aktay,25/4/2000 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinde aleyhinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
25. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
26. Somut başvurunun dayanaklarından birini oluşturan makulsürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir.Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesi de, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerekir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 39).
27. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesigereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılamasüresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
28. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
29. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmeksuretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğusaptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
30. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
31. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda, taşınmazın kadastro tespitine itiraz davası bulunmakta olup, busorunun çözümüne yönelik olarak 3402 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
32. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih başvurucu açısından4/7/2013 tarihidir. Zira, her ne kadar başvuru konusu yargılama 25/4/2000tarihinde başlamışsa da başvurucu, dahili davalılardan taşınmaz satın aldığınıileri sürerek 4/7/2013 tarihinden sonra davaya müdahil olmuştur. Dolayısıylabaşvurucu açısından yargılamanın başladığı tarih 4/7/2013 olarak kabuledilmiştir.
33. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
34. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusu, Derik ilçesindeki taşınmazların kadastro tespitine itirazve taşınmazların tapuya tescili istemine ilişkindir.
35. Mardin ili Derik ilçesinde yapılan kadastro çalışmalarısonunda başvurucuların bir kısmı ve murisleri adına tespit edilen taşınmazlarayönelik olarak, 25/4/2000 tarihinde Derik kadastro Mahkemesinde tespite itirazdavası açılmıştır.
36. Mahkemece, 25/1/2008 tarihinde davanın reddine,taşınmazların bir kısım başvurucular ve murisleri adlarına tapuya tescilinekarar verilmiştir.
37. Temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince hükümbozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
38. Başvurucu Seydoş Aktay’ın,dahili davalılardan taşınmaz satın aldığını ileri sürerek 4/7/2013 tarihindensonra davaya katıldığı anlaşılmıştır.
39. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
40. Somut olayda, başvuruyakadastro tespitine itiraz davasına başvurucu SeydoşAktay 4/7/2013 tarihinden sonra müdahil olmuştur. Bu tarihten itibaren anılanbaşvurucu açısından yargılamanın 1 yıl 2 ayı aşkın bir süredir devam ettiğianlaşılmaktadır. Benzer yöndeki ihlal iddiaları Anayasa Mahkemesi tarafındanincelemeye tabi tutulmuş olup (B. No: 2012/367, 17/9/2013, §§ 15–29), somutbaşvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektiren bir durumun sözkonusu olmadığı, başvurucu açısından geçerli olan bir yıl iki aylık yargılamasüresinin somut davada makul süreyi aşmadığı ve başvuruya konu uyuşmazlığınyargılama makamlarının tutumu nedeniyle geciktirildiği iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.
41. Açıklanan nedenlerle, başvurucu SeydoşAktay’ın makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının,açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Diğer Başvurucuların İhlal İddialarınaİlişkin Olarak
42. Başvuru formu ve ekleri ile ilgili yargılama evrakınıntetkikinden, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
43. Başvurucular, 25/4/2000 tarihinde Derik KadastroMahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredetamamlanmayarak Anayasa’nın 35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
44. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek görülmediği belirtilerek,mülkiyet hakkının ihlali iddialarının, başvurucuların ihtilaf konusutaşınmazlar üzerinde henüz mülkiyet haklarının bulunmadığı dikkate alınarakdeğerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
45. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
46. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
47. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
48. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
49. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
50. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
51. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmaz hakkında DerikKadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında, 3402 sayılıKanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somutyargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılamaolduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
52. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
53. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
54. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
55. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısındanbaşvurucular Ahmet Adsay, Hasan Abık,Mehmet Çen ve Doğan Aktay için 25/4/2000 tarihi,başvurucular Ali Abul ve Mehmet Ezin için 12/12/2000tarihidir. Zira Mardin ili Derik ilçesinde yapılan kadastro çalışmaları sonundabaşvurucular ve murisleri adına tespit edilen taşınmazlara yönelik olarak,25/4/2000 tarihinde, başvurucular Ahmet Adsay, Hasan Abık, Mehmet Çen ve Doğan Aktayaleyhine Derik Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açılmıştır. Diğerbaşvurucular Ali Abul ve Mehmet Ezin ise, yargılamasırasında 12/12/2000 tarihinde davaya dâhil edilmişlerdir.
57. Başvuruya konu dava, başvurucu Doğan Aktay’ın mirasbırakanından intikalle takip etmekte olduğu bir uyuşmazlık olup, bu yönüylemakul süre değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı,mirasçının yargılamaya katıldığı an değil, somut olayda muris açısındandeğerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115,5/12/2013, § 51).
58. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
59. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir.Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasındada yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak süreninbitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §52).
60. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusu, Derik ilçesindeki taşınmazların kadastro tespitine itirazve taşınmazların tapuya tescili istemine ilişkindir. Mahkemece taraf teşkilininsağlanmasından sonra tarafların delilleri toplanmış, eski tapu kayıtlarıçıkarılmıştır.
61. Mahkemece mahalli bilirkişilerin tespitinden sonra17/8/2007 tarihinde keşif yapılmasına, keşif masraflarının davacılardan alınmasınakarar verilmiştir. Keşif masraflarının yatırılmaması üzerine 9/11/2007tarihinde yeniden keşif yapılmasına ve keşif masraflarının davacılardanalınmasına karar verilmiş, keşif giderlerinin yatırılmaması nedeniyle 25/1/2008tarihinde mevcut deliller doğrultusunda davanın reddine, taşınmazlarınbaşvurucular ve murisleri adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.
62. Temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince hükümbozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyularak taraf teşkili sağlanmış ve keşif yapılmasınakarar verilmiştir.
63. Keşif giderlerinin davacılar tarafından yatırılmasıüzerine 14/3/2012 tarihli duruşmada keşif yapılmasına karar verilmiş, ancakhalen keşif yapılamadığı anlaşılmıştır. Yargılamaya Derik Kadastro Mahkemesindedevam edilmektedir.
64. Yargılama evrakınınincelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılmasıgereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakınilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerdeverilen ara kararları uyarınca kısım kısım talepedildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebepleduruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerinegetirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.
65. 3402 sayılı Kanun’da yeralan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulamaalanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konualan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
66. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca keşifmasraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti vedavaya dâhil edilmeleri için taraflara süreler verildiği, birçok defa keşif arakararlarının hava şartları, bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafınınyatırılmaması gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yeralan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskınbir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.
67. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif vebilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşıkbir niteliğe sahip olduğu ancak, yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrıdeğerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilenara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usulhükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzunsürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
68. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinintaraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün dahadikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §47).
69. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılamamakamlarının ilgili usuli imkânları kullanmaksuretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğutespit edilememiştir.
70. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığındabaşvurucular Ahmet Adsay, Hasan Abık,Mehmet Çen ve Doğan Aktay açısından on dört yılıaşkın, başvurucular Ali Abul ve Mehmet Ezin açısındanise yaklaşık on dört yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
71. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
72. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden demahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanma hakkınailişkin olarak yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarınınihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
73. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyuncakullanamadıklarını ve gelirlerinden istifade edemediklerini belirterek, maruzkaldıkları zarar karşılığı 500.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmişlerdir.
74. Adalet Bakanlığı, başvurucuların tazminat taleplerineilişkin olarak görüş bildirmemiştir.
75. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
76. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebindebulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
77. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin ondört yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, başvurucularınyargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında, başvurucular Ahmet Adsay, Hasan Abık, Ali Abul, Mehmet Ezin ve Mehmet Çen’eayrı ayrı 14.950,00 TL, başvurucu Doğan Aktay’a yargılamayı miras bırakanındanintikalle takip ettiği nazara alınarak 1.500,00 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
78. Başvurucu Seydoş Aktaytarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, diğerbaşvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin belirtilen başvuruculara müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
79. Başvuruya konu yargılamanın on dört yıldır devam ettiğive bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesiamacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucu Seydoş Aktay’ın makulsürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Diğer Başvurucuların,
1.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucular Ahmet Adsay, Hasan Abık, Ali Abul, Mehmet Ezin veMehmet Çen’e ayrı ayrı 14.950,00 TL, başvurucu DoğanAktay’a 1.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminatailişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu Seydoş Aktay tarafındanyapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, diğer başvuruculartarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin belirtilen BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin ilgiliDerik Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.