TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ŞANCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/29)
Karar Tarihi: 5/11/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Şükrü DURMUŞ
Başvurucu
:
Ahmet ŞANCİ
Vekili
:
Av. Zeynep Sedef ÖZDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, bir siyasipartinin siyaset akademisine gitmesi nedeniyle terör suçu kapsamında tutuklandığını,kanunla kurulmuş mahkeme tarafından yargılanmadığını, yargılanma ve tutuklanmakonusunda ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürerek eşitlik, kişi hürriyeti vegüvenliği, düşünce özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/9/2012tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 19/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’egönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm başkanı tarafındanbaşvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına vebaşvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı görüşünü 19/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bu görüş başvurucuya 9/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu,diyeceklerini süresi içinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, mülga 4/12/2004 tarihve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli İzmirCumhuriyet Başsavcıvekilliğince yürütülmekte olan birsoruşturma kapsamında 22/9/2011 tarihinde gözaltına alınmıştır.
9. Başvurucu, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK.250.maddesi ile görevli) 26/9/2011 tarih ve2011/33 sorgu sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmıştır. Karar gerekçesinde, “… silahlıterör örgütüne üye olma suçlarından dolayı şüphelilerin üzerlerine atılısuçların niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgularınmevcudiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüz tamamı ile toplanmamışolması, delilleri yok etme, gizleme ile kaçma hususunda kuvvetli ve ciddi şüpheolması ile atılı suçların kanunda öngörülen ceza miktarları nazara alınarak5271 sayılı CMK.nın 100/(1),(3-a), 101/(1), (2), 102/(2) ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrıTUTUKLANMALARINA” denilmiştir.
10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2011tarih, 2010/508 soruşturma no ve E. 2011/335 sayılıiddianamesi ile toplam 76 kişi hakkında açılan ve İzmir 8. Ağır CezaMahkemesinin (CMK.250.maddesi ile görevli) E. 2011/250 sayısına kaydedilendavada başvurucunun PKK terör örgütü adınaverilen 4. dönem siyaset akademisi eğitimi almak suretiyle silahlı terör örgütüüyesi olmak iddiasıyla 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk CezaKanun’un (TCK) 314/2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddeleri gereğince cezalandırılmasıtalebiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
İddianamede, başvurucunun3/3/2011, 4/3/2011, 5/3/2011, 7/3/2011, 8/3/2011,9/3/2011, 10/3/2011, 11/3/2011 ve 12/3/2011 tarihlerinde verilen siyasetakademisi derslerine katıldığı belirtilmiştir. Siyaset akademisi ile ilgiliolarak yapılan değerlendirmelerin bir kısmı şöyledir:
“…BDP İzmir teşkilatı tarafından 17.07.2010 tarihindeaçılan, …. Siyaset Akademisinde 2dönem verilen eğitimlerin KCK yapılanması içerisinde yer alan kişilerceverildiğinden bahisle C.Başsavcılığımızca 16.12.2010tarihinde gizli ve projeli çalışma başlatıldığı, Nöbetçi 8 ve 10. Ağır CezaMahkemesi Üyeliklerinden alınan teknik takip ve iletişimin dinlenmesi, tespitive kaydı kararları sonunda İzmir Siyaset Akademisinde verilen 3. eğitim dönemiile yarıda bırakılan 4. eğitim döneminde verilen eğitimlerin PKK terörörgütünün önceki yıllarda örgüt kamplarında verdiği siyasi eğitimle paralellikgösterdiği tespit edilmiştir.” (İddianame sayfa 14)
“PKKterör örgütünün kamplarında örgüt mensuplarına verilen Siyasi eğitimlerle,Siyaset Akademisi adı altında verilen EĞİTİM KONULARI VE İÇERİKLERİNİN HEMENHEMEN BİRBİRİYLE ÖRTÜŞTÜĞÜ görülmüştür. (İddianame sayfa22),
“Daha önce yakalanan veya teslim olan örgüt mensuplarınınifadelerinde; Terör örgütünün LİDER DAĞ KADROSUNUN KCK'YI EĞİTTİĞİ, KCK’nında siyaset akademilerinde eğitim verecek kişilerieğiterek, örgütün düşüncesinde kitleler oluşturulmaya çalışılacağı, SiyasetAkademileri yardımıyla DAĞ KADROSUNUN MAHALLE VE SOKAKLARA İNEREK HALKINEĞİTİLMESİNİN amaçlandığı, SİYASET AKADEMİLERİNDE EĞİTİMLERİNİ TAMAMLAYANşahısların bir kısmının bu süreç sonunda aktifleşerek alanlarda yani Türkiyeiçerisinde GENÇLİK YAPILANMASI, KADIN YAPILANMASI gibi alanlardagörevlendirildiği, yine eğitim sonunda KIRSAL ALANA KATILMAYA kararverenlerinde, örgüt içerisinde SİLAHLI FAALİYET YÜRÜTMEK ÜZERE KIRSAL ALANAgönderildiği, BU EĞİTİMLERİ ALARAK AKTİFLEŞEN VE ŞEHİRLERDE FAALİYET GÖSTERENörgüt mensupları ile KIRSAL ALANDA SİLAHLI FAALİYET gösteren örgütmensuplarının EŞ DEĞER SAYILDIĞI ve bu örgüt mensuplarına da "ŞEHİRGERİLLALARI" adı verildiğine” dair dosyaya eklenen beyanları, (İddianame sayfa 166),
“Sonuç olarak; (KCK) Kürdistan Demokratik TopluluğununPKK’nın devamı olduğu ve KCK’nın da temel amaç olarakTürkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile Suriye, İran ve Irak’ın bir kısmınıiçerisine alan bölgede Marksist - Leninist ilkelere dayalı bağımsız birKürdistan devleti kurmayı hedeflediği;
Halen faaliyetlerini sürdüren; Kent Meclisleri, Demokratik SiyasetAkademileri ve Demokratik Toplum Kongresinin Abdullah ÖCALAN’ınisteği ve yönlendirmesi ile kurulduğu ve halen terör örgütünün güdümündefaaliyetlerini yürüttüğü, İzmir Siyaset Akademisinde örgütün siyasi eğitiminiveren kişiler ile bu eğitime katılan tüm kişilerin PKK/KCK terör örgütününtalimatları doğrultusunda eğitilen terör örgütü mensupları oldukları,” (İddianame sayfa 170-171),
11. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/250 ve 11/9/2012 tarihli duruşmasında tutukluluk halinin devamınakarar verilmiştir. Karar gerekçesinde, sanıklarAhmet Şanci, …. üzerlerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, tape kayıtları, gizliizleme tutanakları, arama ve el koyma tutanakları ile mevcut delil durumu vekaçma şüphelerinin mevcut olduğu ve bu şekilde CMK.nın 100. md.sindekitutuklama koşulları ortadan kalkmadığından, yerinde görülmeyen tahliyeistemlerinin reddi ile tutukluluk hallerinin DEVAMINA” kararverildiği ifade edilmiştir.
12. Başvurucu, bu karara karşı 18/9/2012tarihinde itiraz yasa yoluna başvurmuş, 24/9/2012 tarihinde ise AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurucu tarafından anılan karara yapılan itiraz, İzmir10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.250.maddesi ile görevli) 18/10/2012tarih ve 2012/2612 Değişik İş numaralı kararı ile reddedilmiştir.
14. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.250.maddesi ilegörevli) 19/3/2013 tarihli duruşmasında “sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkatealınarak yurt dışı yasağı konulmak suretiyle TAHLİYELERİNE”şeklindeki gerekçe ile başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
15. 6526 sayılı kanunla yapılan düzenleme gereğince davadosyası İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/101 esas sırasına kaydedilmiş ve davahalen derdesttir.
B. İlgiliHukuk
16. 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesi şöyledir:
“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğerhükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”
17. 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:
“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkındailgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezalarıyarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda,gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırıaşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmasıdolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bumadde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanınüçte ikisinden az olamaz.
(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.”
18. Aynı Kanun’un 21/2/2014 tarih ve6526 sayılı Kanun ile mülga 10. maddesinin (d) fıkrası şöyledir;
“Müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması,soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemiüzerine hâkim kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir. “
19. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir;
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların vebir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkındatutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenliktedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan; (1)
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304,307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
…
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veyahapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararıverilemez.”
20. Aynı Kanun’un 153. maddesi şöyledir;
“(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir veistediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı Kanun ile mülga)(2) Müdafiin dosyaiçeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacınıtehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh cezahâkiminin kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir.
(21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı Kanun ile mülga)(3) Yakalanan kişinin veya şüphelininifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazırbulunmaya yetkili oldukları diğer adlî işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı Kanun ile mülga)(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353S.K./23.mad) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihtenitibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir;bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.
(5) Bu Maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili deyararlanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 5/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun24/9/2012 tarih ve 2012/29 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendinde yazılı tutuklama koşulları mevcut olmadığı halde tutuklandığını,Sözleşme’nin 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen “tutuklanmasını gerektiren sebepler ve kendisine karşıbütün isnatlar en kısa zamanda bildirilir” kuralının hazırlıksoruşturması sürecinde dosyadaki gizlilik kararı sebebiyle engellendiğini,Sözleşme’nin 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının halen tutuklu olmasınedeniyle ihlal edildiğini, yargılandığı özel görevli ve yetkili mahkemeninkanunla kurulmuş mahkeme olmaması, Adalet Bakanlığının teklifi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile kurulmuşolması, tarafsız ve bağımsız mahkeme güvencesinin ihlali nedeniyle Sözleşme’nin6. ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini, bir siyasi partinin Siyaset Akademisine gitmesinden dolayı terörsuçu kapsamında tutuklanması nedeniyle Sözleşme’nin 10. ve Anayasa’nın 25.maddelerinde düzenlenen düşünce özgürlüğü ve Sözleşme’nin 11. ve Anayasa’nın 26.maddelerinde düzenlenen örgütlenme hakkının ihlal edildiğini, aynı davada dahaaktif katılımda bulunanların tutuksuz yargılanması ya da diğer siyasipartilerin siyaset okullarına gidenlerin hiçbir şekilde soruşturulmamalarınarağmen kendisinin tutuklu olarak yargılanmasının Sözleşme’nin 14 ve Anayasa’nın10. maddelerinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlali olduğunu, tutuklamatedbirinin devamı kararına karşı itiraz yolu olmakla birlikte etkin bir yololmadığından tüketilmesinin mecburi kılınmaması gerektiğini ileri sürerekihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvurucunun şikâyetlerininAnayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, 10.maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi ve 26. maddesinde düzenlenendüşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.
1. TutuklamaKoşullarının Bulunmadığı ve Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığı İddiası
24. Başvurucu, siyasetakademisinde aktif derslere katılımının olmadığını yalnız o mekandabulunduğu için tutuklandığını, bu nedenle Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinde yazılı koşulların mevcut olmadığını, ayrıcatutukluluk süresinin makul olmadığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesindedüzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
25. Adalet Bakanlığı görüşündebu şikâyetle ilgili görüş sunulmasına gerek görülmediğini beyan etmiştir.
26. Başvurucu, AdaletBakanlığının görüşüne vermiş olduğu cevapta, aleyhine toplanacak bir delilbulunmadığı halde, yalnızca anayasal güvence altındaki bir siyasal partininfaaliyetlerine katılmış olmaktan ötürü kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınıyitirdiğini, davanın özelliği dikkate alındığında burada beş yıllık bir azamilimitin söz konusu olamayacağını, özel görev ve yetkili mahkemelerin, “Siyasi Partileri Denetleme” ve “Anayasa’ya aykırı, suç olan fiillerini yargılama,parti kapatma” yetkisini elinde bulunduran Anayasa Mahkemesi’ninyetki ve görev alanına girerek, bir siyasi partiyi tümden kapatma yerine “Siyaset Okulu” gibi Parti Tüzüğünde yeralan faaliyetleri “illegal” ilanederek, bu ön kabul ile Siyaset Akademisi’ne ders dinlemeye gelen herkesi,kişilerin kendi fiillerinden kaynaklanmaksızın “terörist” kabul ederek “kişigüvenlikleri ve özgürlüklerini” yok ettiğini beyan etmiştir.
27. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temelhak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangibirinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
29. Anılan hükümler uyarıncabireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletintüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/254, 6/2/2014,§ 30).
30. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünegetirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereusulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarınızamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
31. Somut olayda, başvurucuİzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/250 ve 11/9/2012tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı 18/9/2012 tarihinde itiraz yasayoluna başvurmuş, ancak itiraz sonucunu beklemeden 24/9/2012 tarihinde AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru dosyası AnayasaMahkemesinde derdest iken İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 18/10/2012tarih ve 2012/2612 Değişik iş sayılı kararla itirazın reddine karar vermiştir.
32. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başkabir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamınınsağlanmış olması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olanbaşvuru yolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarakbir başvurunun incelenmesine karar verebilir (B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33). Başvuru konusu olay dikkate alındığındabaşvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren birdurumun olmadığı görülmektedir.
33. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun tutuklama koşulları bulunmadığı ve tutukluluk süresinin makulolmadığı yönündeki iddiaları ile ilgili olarak kanunda öngörülmüş yargısalbaşvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. TutuklanmasınıGerektiren Sebepler ve Hakkındaki İsnatları Öğrenmesinin Soruşturma SürecindeGizlilik Kararı Nedeniyle Engellendiği İddiası
34. Başvurucu, Sözleşme’nin 5.maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen “tutuklamasınıgerektiren sebepler ve kendisine karşı bütün isnatlar en kısa zamandabildirilir” kuralının hazırlık soruşturması sürecinde dosyadakigizlilik kararı nedeniyle engellendiğini iddia etmiştir.
35. 6216 sayılı Kanun'un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler."
36. Bu hüküm gereğince AnayasaMahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihaiişlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. DolayısıylaMahkeme'nin zaman bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihaiişlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamudüzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmişnihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesimümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
37. Somut olayda İzmir CumhuriyetBaşsavcılığının 26/9/2011 tarihli talebi üzerine İzmir10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/2558 Değişik iş sayılı kararı ile 3713 sayılıKanun’un 10. maddesinin (d) fıkrası gereğince verilen kısıtlama kararınınkaldırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (3) numaralı fıkrasındakiistisnalar hariç olmak üzere 153. madde uyarınca kısıtlanmasına kararverilmiştir.
38. Başvurucu hakkındadüzenlenen iddianame ile ilgili olarak İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi 23/11/2011 tarih ve E.2011/250 sayılı tensip zaptı ileiddianamenin kabulüne karar vermiştir. Buna göre 5271 sayılı Kanun’un 153.maddesinin mülga (4) numaralı fıkrası gereğince dosyaya erişimin kısıtlanmasıkararı 23/11/2011 tarihinden itibaren sona ermiştir.Başvurucu, bu tarihten itibaren soruşturma dosyasını inceleyebilir; bütüntutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir. Bu belirlemeleregöre başvurucunun soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına ilişkinşikayetinin 23/11/2011 tarihi itibariyle sonaerdiğinin kabulü gerekir. Başvurucunun şikayetinin sona erdiği bu tarihin,Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önceye aitolması nedeniyle başvurunun bu kısmı hakkında “zamanbakamından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilmezlik kararı verilmesigerekir.(benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Ghorbanov ve Diğerleri Türkiye, B. No. 28127/09, 3/12/2013, § 37-38;M.B. ve Diğerleri/Türkiye, B. No. 8, 15/6/2010, § 49-51).
39. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun tutuklanmasını gerektiren sebepler ve hakkındaki isnatlarıöğrenmesinin soruşturma sürecinde gizlilik kararı nedeniyle engellendiğiiddiasına ilişkin şikâyetlerinin Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önceye ait olduğu anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının "zamanbakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
3. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
40. Başvurucu, hakkındakidavanın kanunla kurulmuş olmayan, CMK.250 maddesi gereğince Hakimlerve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile kurulan bir mahkeme tarafından görülmesinedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesinin getirdiği “Kanunla Kurulmuş Mahkeme”, “Tarafsız ve Bağımsız Mahkeme”güvencelerinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Bakanlık, başvurucu aleyhineaçılan kamu davasının halen İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinde derdestbulunduğunu, bu nedenle başvurucunun yasayla kurulmuş bir mahkeme önündeyargılanmadığına ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetlerinin “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olupolmadığının Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulması gerektiğini ifadeetmiştir.
42. Başvurucu, bakanlık görüşünekarşı beyanında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.
43. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Bkz.§ 28-30).
44. Başvurucu hakkındaki davaderdest olup, bu şikâyet bakımından olağan kanun yolları tüketilmemiştir. Bunedenle başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Düşünce VeÖrgütlenme Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası
45. Başvurucu, düşünce veörgütlenme özgürlüğünün gereğini yerine getiren, siyasi yaklaşımlarına ilgiduyduğu bir siyasi partinin yasalarca kurulmuş, mülki amire bildirimdebulunmuş, yeri, zamanı, ders anlatacak hocaları belirli olan Barış ve DemokrasiPartisi’nin Siyaset Akademisi’ne gitmekten ibaret fiili sebebi ile terör suçukapsamında tutuklu bulunmasının Sözleşme’nin 10. maddesinde güvence altınaalınan düşünce özgürlüğü ile Sözleşme’nin 11. maddesinde güvence altına alınanörgütlenme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
46. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Bkz.§ 28-30).
47. Başvurucu hakkındaki davaderdest olup, bu şikâyetleri bakımından olağan kanun yolları tüketilmemiştir.Bu nedenle başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. KanunÖnünde Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası
48. Başvurucu, düşüncefaaliyetlerinin anayasal güvence altında olması nedeniyle suç sayılamayacağınısavunmakla birlikte, aynı davada daha aktif katılımda bulunanların tutuksuzyargılanması ya da diğer siyasi partilerin siyaset okullarına gidenlerin hiçbirşekilde soruşturulmamalarına rağmen tutuklu olarak yargılanmasının Sözleşme’nin14. ve Anayasa’nın 10. maddesinin ihlali olduğunu iddia etmiştir.
49. Adalet Bakanlığı görüşünde,AİHS 14. maddesi bağımsız bir varlığa sahip olmayıp, Sözleşme’nin diğermaddelerinde düzenlenen normatif hükümleri tamamladığını, somut olaydabaşvurucunun ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönündeki iddiasının kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bireylerarasında hak ve özgürlükten yararlanma bakımından fark gözetildiğininsaptanmadığı durumlarda ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceğini,ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisiyle benzerdurumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasındaırk, renk, cinsiyet, din, dil, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhepgibi nedenlerle fark olduğunu makul delillerle ortaya koyması gerektiğini,somut olayda başvurucunun da içerisinde bulunduğu tüm şüpheliler hakkında PKKterör örgütü üyesi olmak suçundan yargılama yapıldığını, başvurucunun aynıyargılama kapsamında serbest bırakılan diğer sanıklar ile ırk, renk, cinsiyet,din, dil, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep gibi bir farkısebebiyle ayrımcılığa tabi tutulduğuna dair herhangi bir açıklama yapmadığını,başvuru evrakının incelenmesinde de böyle bir ayrımcılık yapıldığına dairherhangi bir bulguya ulaşılmadığı belirtilmiştir.
50. Başvurucu, bakanlık görüşünekarşı beyanında, diğer siyasi partilerin sempatizanlarının,yakınlık duydukları siyasi partilerin anayasal güvence altındaki etkinliklerinekatılmaktan, siyaset okullarına gitmekten ötürü tutuklanmadıkları haldekendisinin tutuklandığını, Siyaset Akademisinin polis tarafından teknik takibemaruz kaldıktan sonraki dönemde derse gidenlerin tutuklu yargılandıklarını,aynı derslere gittiği, hatta sertifika aldığı sabit olduğu halde bir kısımsanığın tutuksuz yargılandığını, tutuklamaya itiraz taleplerinde ayrımcılıkvurgusunun yapıldığını, Adalet Bakanlığının cevabında bu hususlaradeğinilmediğine ilişkin itirazın yerinde olmadığı belirtilmiştir.
51. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesi şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önündeeşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
52. Başvurucunun, Anayasa’nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelikiddialarının, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa veAİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak elealınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
53. Başvurucunun eşitlikilkesinin ihlali iddiasının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında elealınması gerekir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımındaneşitlik ilkesi, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, bu hakkınkullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence altına alantamamlayıcı nitelikte haklardandır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 34).
54. Ayrımcılık yasağının ihlaledilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangitemel hak ve özgürlüğü konusunda hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruzkaldığının gösterilmesi gerekir. Başvurucu, aynı davada daha aktif katılımdabulunanların tutuksuz yargılanması ya da diğer siyasi partilerin siyasetokullarına gidenlerin hiçbir şekilde soruşturulmamalarına rağmen tutuklu olarakyargılanması ile ayrımcılık yapıldığını dile getirmiştir. Ayırımcılıkiddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdakibaşka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında birfarklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk,renk, cinsiyet, din, dil, cinsel yönelim vb. ayırımcı bir nedene dayandığınımakul delillerle ortaya koyması gerekir.
55. Somut olayda başvurucunun, diğer siyasi partilerin sempatizanlarının siyaset okullarına gitmekten ötürütutuklanmadıkları ve ayrıca dava konusu olayla ilgili olarak derslere dahaaktif katılımda bulunanların tutuklanmadıkları halde kendisinin tutuklanmasısuretiyle “ayrımcılık yapıldığı”yönündeki iddiasını temellendirecek somut bulgu ve kanıtlar ortaya koyamadığıgörülmektedir. Zira başvurucunun derslerine katıldığı iddia edilen SiyasetAkademisi ile ilgili olarak iddianamede “…Demokratik Siyaset Akademileri ve .. nin Abdullah ÖCALAN’ın isteği veyönlendirmesi ile kurulduğu ve halen terör örgütünün güdümünde faaliyetleriniyürüttüğü, İzmir Siyaset Akademisinde örgütün siyasi eğitimini veren kişilerile bu eğitime katılan tüm kişilerin PKK/KCK terör örgütünün talimatlarıdoğrultusunda eğitilen terör örgütü mensupları oldukları” belirtilmeksuretiyle somut suç isnadı yapılmıştır. İddianameye göre, başvurucunun somutolayda yargılanmasının sebebi derslerine katılmış olduğu Siyaset Akademisindeverilen eğitimin terör örgütü faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi olduğuanlaşılmaktadır. Ayrıca iddianamede toplam 76 kişi hakkında kamu davası açılmışve başvurucunun dahil olduğu 30 kişi hakkında isetutuklama kararı bulunmaktadır. Başvurucu da Siyaset Akademisinin polistarafından teknik takibe maruz kaldıktan sonraki dönemde derse gidenlerintutuklu yargılandıklarını beyan etmiştir (Bkz. § 50). Buna göre başvurucununtutuklu olarak yargılanmasının hakkındaki delil değerlendirilmesine ilişkinolduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun, sırf ırk, renk, cinsiyet,din, dil, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep gibi bir farkınedeniyle ayrımcılığa tabi tutulduğu söylenemez.
56. Açıklanan gerekçelerle, ayrımcılıkyasağının ihlal edilmediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Başvurunun,
A. Tutuklama koşulları bulunmadığı ve tutukluluk süresinin makulolmadığı iddiaları yönünden “başvuruyollarının tüketilmemiş olması”,
B. Tutuklanmasını gerektiren sebepler ve hakkındaki isnatlarıöğrenmesinin soruşturma sürecinde gizlilik kararı nedeniyle engellendiğiiddiası yönünden "zaman bakımındanyetkisizlik",
C. Adil yargılanma hakkı iddiası yönünden “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,
D. Düşünce ve örgütlenme haklarının ihlal edildiği iddialarıyönünden “başvuru yollarının tüketilmemişolması”,
E. Kanun önünde eşitlik ilkesininihlal edildiği iddiası yönünden “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
F. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
5/11/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.