TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TEMİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1822)
Karar Tarihi: 20/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 10/8/2015-29441
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Ahmet TEMİZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu, başka bir cezainfaz kurumunda bulunan bir arkadaşı tarafından gönderilen bir mektubunkendisine verilmeyerek imhasına karar verilmesi işlemi nedeniyle, haberleşme veifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, başvurucu tarafından 26/2/2013tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 30/5/2013tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.
5. İkinci Bölümün 16/9/2013 tarihliara kararıyla adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir
6. Bölüm Başkanı tarafından 24/9/2013tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
7. Başvuru konusu olay ve olgular 24/9/2013tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süresonunda görüşünü 25/11/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
8. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 6/12/2013 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 31/12/2013 tarihinde bu görüşekarşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
9. Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğindentespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Diyarbakır (Kapatılan) 4. Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/12/1995 tarihli ve E.1995/46, K.1995/738 sayılı kararıile “devletin egemenliği altında bulunantopraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak”suçunu işlediği kanaati ile başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
11. Başvurucu, hapis cezasını çekmekte olduğu Ankara 2 No.luF Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunduğu sırada,E. G. isimli arkadaşı tarafından 20/11/2012 tarihindekendisine gönderilen mektup hakkında, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun23/11/2012 tarihli ve 2012/687 sayılı kararı ile imha kararı verilmiştir.Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:
“… hükümlü AhmetTemiz’e E. G. tarafından gönderilmek istenen mektup, Mektup Okuma Komisyonutarafından sakıncalı bulunarak Ceza İnfaz Kurumları ile TevkifevlerininYönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzüğün 123. maddesi gereğince incelenmekve gerekli karar alınmak üzere Disiplin Kurulumuza sevk edildiği anlaşılmıştır.
…
Yapılan inceleme neticesinde… gönderilen mektupta açlık grevi eylemlerini övücü ifadeler içermesinedeniyle sakıncalı görülerek … Disiplin Kurulutarafından mektubun Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 123. maddesine göre imha edilmesine kararverilmiş olup, kararın hükümlüye tebliğine, tebliğ tarihinden itibaren 15 güniçinde karara Ankara İnfaz Hâkimliğine itiraz edebileceğinin hatırlatılmasına,… karar verildi.”
12. Başvurucu, Disiplin Kurulunun anılan kararına karşıAnkara İnfaz Hakimliğine itirazda bulunmuştur.
13. Ankara 1. İnfaz Hâkimliği 25/12/2012tarihli ve E.2012/3812, K.2012/3734 sayılı kararı ile başvurucunun itirazınıreddetmiştir. Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:
“…Hakimliğimizce yapılan değerlendirmeneticesinde şikayete konu olan mektup içeriğinde geçen ifadelerin açlık grevieylemlerini övücü, şiddeti, silahlı mücadeleyi çağrı ve teşvik ettiği anlaşıldığındansınırlamanın demokratik bir toplumda gerekli ve oranlı olduğu ifade özgürlüğüve iletişim özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından talebinreddine karar vermek gerekmiştir.…”
14. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuş, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2013tarihli ve 2013/80 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Anılankarar başvurucuya 7/2/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 26/2/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesi şöyledir:
“Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalardışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretlerikendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
17. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı ResmiGazetede yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfazKurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaTüzüğün 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
18. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu ikiinfaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonunailetilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılanincelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine"görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır vepostaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendiktensonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflarzarfları ile birlikte verilir.”
19. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüyeyapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeşgün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infazhâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır cezamahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerekmektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerekverileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 298. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükümlü ve tutukluların beslenmesiniengelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlüve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri yada bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 20/5/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/2/2013 tarihli ve 2013/1822 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, söz konusu mektubuncezaevinde bulunan bir arkadaşı tarafından kendisine gönderildiğini, eğermektupta sakıncalı ifadeler bulunsaydı o cezaevi tarafından gönderilmeyeceğini,cezaevinde hükümlü statüsünde olsa bile ulusal ve uluslararası hukuktanfaydalanma hakkının olduğunu, kendisine gönderilen mektubun özel bir mektupolduğunu, imhasına karar verilmesi ve bu karara karşı itirazlarınınreddedilmesi ile haberleşmesinin ve bu mektuba karşı cevaben yazacağı ifadeninengellendiğini bu şekilde haberleşme özgürlüğü ile düşünce, kanaat ve ifade özgürlüklerininihlal edildiğini ileri sürmüş ve 1.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvuru formu ve eklerindebaşvurucu Anayasa'nın 22. maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti ilekendisine gönderilen mektuba karşı cevaben yazacağı ifadenin engellendiğindenbahisle Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen düşünce, kanaat ve ifadehürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiaların özü, sözkonusu mektuba cezaevi idaresince el konulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin kısıtlanması hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeplebaşvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir.Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de haberleşme alanında ifadeözgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS, Sözleşme) 8. maddesiile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 25/3/1983, §107).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Başvurucunun, başka bir ceza infaz kurumunda bulunan birarkadaşı tarafından gönderilen bir mektubun kendisine verilmeyerek imhasınakarar verilmesi işlemi nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu veBakanlık Görüşleri
25. Başvurucu, mektubun cezaevinde bulunan bir arkadaşıtarafından kendisine gönderildiğini, eğer mektupta sakıncalı ifadelerbulunsaydı o cezaevi tarafından gönderilmeyeceğini, cezaevinde hükümlüstatüsünde olsa bile ulusal ve uluslararası hukuktan faydalanma hakkınınolduğunu, kendisine gönderilen mektubun özel bir mektup olduğunu, imhasınakarar verilmesinin haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) içtihatları hatırlatılmış ve başvurucunun iddialarının bu kararlardoğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında, başvurudilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir. Başvurucu ayrıca, cezaevi disiplinkurulu ve infaz hakimliğince, söz konusu mektuptakiifadelere değinilmeden, sadece evrak üzerinde ve yeterli araştırma yapılmadankarar verildiğini belirterek haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenindemokratik toplumun gereklerine aykırı olduğunu iddia etmiştir.
b. Genel İlkeler
28. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine busebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez vegizliliğine dokunulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
29. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
30. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikteSözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.maddesinde düzenlenmiştir.
31. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine (“correspondence”)saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra,içeriği ve biçimi ne olursa olsun, haberleşmenin gizliliğini de güvence altınaalmaktadır. Haberleşme bağlamında, bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü,yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanmasıgerekir. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, § 49).
32. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfi bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp, meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
33. AİHM kararlarına göre, haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturanmevzuatın, “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma “meşru biramaca” dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır. (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve Diğerleri/Almanya, B. No:5029/71, 6/10/1978,§§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88,25/3/1992, § 34).
34. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. Genel İlkelerinSomut Olaya Uygulanması
i. MüdahaleninMevcudiyeti
35. Somut olayda, başvurucunun bulunduğu cezaevi disiplinkurulu kararıyla, başka bir ceza infaz kurumunda bulunan bir arkadaşıtarafından başvurucuya gönderilen bir mektubun, açlık grevlerini övücü ifadeleriçermesi nedeniyle sakıncalı görüldüğü gerekçesiyle imhasına karar verilmiştir.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmeözgürlüğüne bir müdahale yapılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle, sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
Kanunilik
37. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilenkanunla öngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temelprensibi içermektedir. İlk olarak, müdahale teşkil eden eylem yerel mevzuattamevcut bulunan bir düzenlemeye dayanmalıdır. Keza, müdahalenin dayanağınıteşkil eden düzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilirolmalıdır. Son olarak, söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımındandavranışlarını ona göre yönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemlerineticesinde meydana gelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacakaçıklıkta olmalıdır (Bkz. Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, §§ 86-88).
38. Kanunilik ilkesinin yerine getirilmesinin, haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceğine dair genel bir yasal düzenleme yapılması ilemümkün olduğu söylenemez. Buna göre, “kanununkalitesi” olarak tanımlanabilecek kanuni düzenlemede bulunmasıgereken temel esaslar belirlenerek takdir yetkisini kullanacak mercilerinsınırlarının da netliğe kavuşturulması gereklidir. Bu bağlamda AnayasaMahkemesi Genel Kurulunun kararında belirttiği üzere kanunun temel esasları,ilkeleri ve çerçevenin ortaya konulmuş olması gerekir (bkz. AYM, E.1984/14,K.1985/7, K.T. 13/6/1985). Bu noktada, özelliklekanunun idari makamlara, haberleşme özgürlüğüne müdahale konusunda takdiryetkisi tanıdığı durumlarda, ilgili kanunun bu yetkinin çerçevesini belirli biraçıklıkta belirlemesi gerekmektedir (MehmetNuri Özen ve diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08, 11/1/2011,§ 56; Tan/Türkiye, B. No:9460/03,3/7/2007, § 21).
39. Cezaevi idaresinin, hükümlü, vetutukluların haberleşmesine müdahalesinin Anayasa’nın 22. maddesinin hangi fıkrasıkapsamında kaldığının belirlenmesi müdahalenin kanuniliği açısından önemlidir.Zira ikinci fıkra kapsamında olduğunun kabulü halinde hâkim kararı veya onayıolmaksızın yapılan bir müdahale kanunilik ilkesini karşılamayacaktır. Öteyandan üçüncü fıkranın gündeme gelmesi durumunda kanun koyucunun cezaeviniistisna kamu kurumu olarak kabul edip etmediği değerlendirilecektir.
40. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazındagözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendişöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
41. Buna göre 5275 sayılı Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları,infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallaruyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca cezaevlerinin haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabul edildiğideğerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76).
42. Somut olayda, hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesi ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzüğün 91., 122. ve 123. maddelerioluşturmaktadır.
43. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesindeve anılan Tüzüğün 91. maddesinde, hükümlülerin mektup, faks ve telgraf göndermeve kendilerine gönderilenleri alma hakkına sahip oldukları, resmi makamlaraveya savunmaları için avukatlarına gönderdikleri mektup, faks ve telgraflarındenetime tabi olmadığı, “Kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
44. Gerek 5275 sayılı Kanun gerekse anılan Tüzük, ResmiGazetede yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilir olduğunda kuşku yoktur.Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler, cezaevinde hükümlülerinmektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı, buna getirilen kısıtlamalarve izlenecek usuller yeterince açık ve anlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir.Hükümlünün mektubunun denetimi, kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi halindebaşvurulacak tedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı hükümlününbaşvurabileceği dava yollarının da düzenlendiği, bu haliyle ilgili düzenlemeninyeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
45. AİHM’in Gülmez/Türkiyekararında da 5275 sayılı Kanun’un, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veyaAşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme Komitesi tarafından incelendiği,herhangi bir eleştiriye maruz kalmadığı, hükümlerinin yapılan herhangi birhaksız müdahaleye karşı yerinde koruma sağlayabilecek derecede açık veayrıntılı olduğu tespiti yapılmıştır (Gülmez/Türkiye,B. No:16330/02, 20/5/2008, §§ 51).
46. Görüldüğü üzere, müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü,hak ve özgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli bir açıklıkta ortayakoyan, erişilebilir ve öngörülebilir bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmelerneticesinde, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
47. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
48. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2)numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukukauygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamugüvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amaçlarıyla yapılmış olması aranmakta olup, bu şartlar altındayapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
49. Anayasa’nın 22. maddesinde, haberleşmenin gizliliğineyönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde olabileceğidüzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlara dayalıolarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte üçüncüfıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisna tutulabileceği debelirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hakimkararı alınması şartına yönelik olarak anlaşılmalı, 22. maddenin ikincifıkrasında belirtilen sınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklindeyorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngörenAnayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamalarındar yorumlanması gereği karşısında, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında öngörülen haberleşme hürriyetine getirilebilecek sınırlamasebeplerinin, anılan maddenin üçüncü fıkrasına dayanılarak kanunlagenişletilmesi mümkün değildir.
50. Yukarıda da belirtildiği gibi, cezaevlerinin Anayasa’nın22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğukabul edilmekle birlikte, bu istisna, anılan kurumlar tarafından hakim kararı alınması şartı aranmaksızın haberleşmehürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesis edilebileceği anlamınagelmektedir. Bununla birlikte, bu kurumların haberleşme hürriyetine müdahaleanlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için, mutlaka Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine dayalı olmasıgerekmektedir.
51. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin(3) numaralı fıkrasında, “Kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
52. Somut olayda, başvurucuya gönderilen mektubun imhasınayönelik Cezaevi Disiplin Kurulunun 23/11/2012 tarihlikararında, anılan mektubun açlık grevini övücü ifadeler içermesi gerekçesinedayanılmıştır.
53. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, Ankara 1. İnfaz Hâkimliğinin25/12/2012 tarihli ve E.2012/3812, K.2012/3734 sayılıkararıyla, itiraz reddedilmiştir.
54. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 298. maddesinin (2)numaralı fıkrası hükmü uyarınca, hükümlü ve tutukluların açlık grevine veyaölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimatverilmesi suçtur.
55. Bu kapsamda, başvurucunun mektubunun, cezaevi disiplinkurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin,kamu düzeni, cezaevlerinde güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesiamaçlarını taşıdığı ve bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
Demokratik Toplumda Gerekli Olma ve Ölçülülük
56. Başvurucu, mektubun cezaevindebulunan bir arkadaşı tarafından kendisine gönderildiğini, eğer mektuptasakıncalı ifadeler bulunsaydı o cezaevi tarafından gönderilmeyeceğini,cezaevinde hükümlü statüsünde olsa bile ulusal ve uluslararası hukuktanfaydalanma hakkının olduğunu, cezaevi disiplin kurulu ve infaz hâkimliğince,söz konusu mektuptaki ifadelere değinilmeden, sadece evrak üzerinde ve yeterliaraştırma yapılmadan karar verildiğini, kendisine gönderilen mektubun özel birmektup olduğunu, imhasına karar verilmesinin haberleşme hürriyetini ihlalettiğini ileri sürmüştür.
57. Bakanlık görüşünde, AİHM kararlarında, ceza infazkurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşmenin ihlaline sebebiyet vermeyeceği, keza ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunun vurgulandığı belirtilmiştir.
58. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri /BirleşikKrallık, § 97).
59. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediğikararlarda, öncelikle, ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerinyazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşmenin ihlalinesebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makulgereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunubelirtmiştir (Mehmet Nuri Özen/Türkiye,§ 51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,B.No. 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75,7113/75, 7136/75, 25/3/1983, § 98).
60. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının budeğerlendirmeyi yaparken, mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile tek bağlantısı olduğugerçeğini göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
61. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp, meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § § 57,58).
62. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum" ölçütü, Anayasa'nın13. maddesi ile AİHS'in "demokratik toplumdüzeninin gerekleri" ölçütünün bulunduğu 8, 9. 10. ve 11. maddelerindekiparalelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü,çoğulculuk, hoşgörü, açık fikirlilik ve tolerans temelinde yorumlanmalıdır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014,§ 93; Fatih Taş, B. No:2013/1461, 12/11/2014, §§92-93).
63. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıuyarınca, "Demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bunedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde veancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142,K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka bir ifadeyleyapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyorveya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülükilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsademokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, K.T. 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 17/4/2008; Abdullah Öcalan, § 94; Fatih Taş, §§ 92,93).
64. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; FatihTaş, §§ 92,93).
65. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için, temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
66. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa'nın 19.maddesi kapsamında hukuka uygun olarak "birmahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma" olarakdeğerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. İbrahim Uysal, B.No:2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptirler (Aynı yönde benzer bir karar için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birliktecezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinintemini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makulgerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B.No:2013/3550, 19/11/2014, §35).
67. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekyukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesidâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığınaikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra,yapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyetsebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık, § 98, § 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye, B. No:18139/07, 11/5/2010, (k.k.)).
68. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından “demokratik bir toplumda gerekli”ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
69. Somut olayda, başvurucuya gönderilen mektubun imhaedilmesine yönelik cezaevi disiplin kurulu kararında, söz konusu mektubun açlıkgrevlerini övücü nitelikte olduğu gerekçe gösterilmesine karşılık, mektup içeriğindekihangi sözlerin bu nitelikte olduğu belirtilmeden soyut olarak bu gerekçeyedayanıldığı anlaşılmaktadır.
70. Söz konusu disiplin kurulu kararına yapılan itirazüzerine Ankara 1. İnfaz Hâkimliğinin kararında, mektupta geçen ifadelerin,açlık grevlerini övücü, şiddete, silahlı mücadeleye çağrı ve teşvik edicinitelikte olduğu gerekçesine yer verilmesine rağmen, mektup içinde geçen hangisomut ifadelerin bu nitelikte olduğu belirtilmemiştir. Ankara 2. Ağır CezaMahkemesinin ret kararında da şikâyete konu mektup içeriği hakkında herhangibir değerlendirmede bulunulmamıştır.
71. Başvuruya konu mektup içeriğinde, “…halkımızın özgürlüğü için girdiğimiz bu kutsaleylemde tarihi sürecin bu onurlu yolunda siz değerli yoldaşlarımızla birlikteolduğumuz için mutlu ve gururluyuz… tüm zindanlara yayılan bu özgürlük ateşiözgür oluncaya kadar devam edecektir…sana s.a.g.55.gününde (açlık grevi kısaltması olduğu düşünülmüştür.) biraz kısa da olsa merak ettiğim için yazıyorum”ifadeleri yer almaktadır. Söz konusu ifadelerle açlık grevinden bahsedilmekte,ancak bu ifadelerin tek başına, hükümlülerin açlık grevine teşvik veya iknaedilmeleri niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra gerek cezaevidisiplin kurulu kararında ve gerekse derece mahkemeleri kararlarında olayda,anılan mektubun tamamen imha edilmesini gerektirecek boyutta cezaevinde düzenive güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstü koşulların bulunduğuna dair(cezaevinde mahkumlar arasında büyük çapta açlık greviyürütüldüğü gibi) herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Buna göre, somutolayda suçun önlenmesi, disiplinin ve cezaevinde güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarakortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır.
72. Bu kapsamda, başvurucuya gönderilen mektubun imhaedilmesinin amaçlanan hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu vebu bağlamda demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygunolmadığı kanaatine varılmıştır.
73. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun haberleşme özgürlüğüneyapılan müdahalenin "demokratik birtoplumda gerekli" ve “ölçülü”olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
74. Başvurucu, anayasal hakları ihlal edildiği için 1.500,00TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
75. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
76. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatalebiyle bağlı olarak takdiren 1.500,00 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
77. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek, kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Adalet Bakanlığına veAnkara 1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Başvurucunun,
1.Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkinşikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 1.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundanyargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3)numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya, Adalet Bakanlığına ve Ankara 1. İnfazHâkimliğine gönderilmesine,
20/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.