TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TÜRKO BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5949)
Karar Tarihi: 12/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 16/5/2015-29357
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Ahmet TÜRKO
Vekili
:
Av. Sadık GÖKKAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 1-12/2004 dönemiiçin tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinintahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada,Anayasa’nın 2., 11., ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 2/8/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebelirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engelbir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 8/4/2014 tarihide kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafındanyapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 8/10/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 16/10/2014 tarihinde bildirilmiş,başvurucu görüşe cevap vermemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, çalıştığı firmanınişleri nedeniyle 2004 yılında Ankara ilinde ikamet ettiği dairesini satarak,Adana iline taşınmıştır.
9. Ankara Defterdarlığıİhbarlar ve Denetim Koordinasyon Gelir Müdürlüğünün 1/6/2005 tarihli yazısınaekli liste ve formlar ile Seğmenler Vergi Dairesinin 1/2/2006 yazısına eklilistede aralarında başvurucunun da bulunduğu değer artışı kazancı elde edenkişiler hakkında Başkent Vergi Dairesince gerekli işlemlerin yapılmasıistenmiştir.
10. Başkent Vergi Dairesi,başvurucunun dairesini satışından dolayı elde ettiği gelirin matrahının takdiriiçin dosyayı Takdir Komisyonuna sevk etmiş ve Komisyonun kararına istinaden10/10/2006 tarihli vergi ceza ihbarnamesiyle başvurucu adına 1-12/2004 dönemiiçin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarh etmiş,düzenlenen vergi ceza ihbarnamesini, başvurucu tarafından dairenin satınalınması sırasında doldurulan bilgi formunda ve daha sonra dairenin satışısırasında düzenlenen resmi senette beyan edilen Çetin Emeç Bulvarı 6. CaddeNo:35/1 Çankaya/ANKARA adresine göndermiştir.
11. 13/10/2006 tarihli adrestespit tutanağından başvurucunun belirtilen adreste tanınmadığı ve muhtarlıkkayıtlarında başvurucuya rastlanılmadığı tespit edilmiş, bunun üzerineihbarname 9/10/2009 tarihinde yayınlanan gazete ilanıyla ilanen tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu, 2/3/2012tarihinde Başkent Vergi Dairesinden, dairesinin alış fiyatına ilişkin olarakdüzeltme talebinde bulunmuş, Başkent Vergi Dairesi 5/3/2012 tarihinde düzeltmefişi düzenlemiş ve 6/3/2012 tarihli ödeme emri ile alacağın tahsiliniistemiştir.
13. Başvurucu, ilanen tebliğinyapıldığı tarihte Adana ilinde ikamet ettiğini, nüfus kayıtları sorgulansa idiadresine ulaşılabileceğini, diğer taraftan 1999 yılından beri aynı şirketteçalıştığını, çalıştığı yerden sorgulama yapılsa idi yine adresineulaşılabileceğini belirterek vergi ziyaı cezalıihbarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmeksizin düzenlenen ödeme emrine konualacağın kaldırılması istemiyle yürütmeyi durdurma talepli olarak Ankara 2.Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.
14. Ankara 2. Vergi Mahkemesidava dilekçesini tebligata çıkarmış, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 15/5/2012tarihinde kayda giren dilekçesi ile savunmasını sunmuş, bu savunma 14/6/2012tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu 16/7/2012 tarihindesavunmaya cevap dilekçesini Mahkemeye sunmuş, Mahkeme aynı gün E.2012/535,K.2012/1433 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusuödeme emri içeriği vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamenin 13.10.2006 tarihindedavacının bilinen adresinde ilgilinin adreste tanınmadığından tebliğedilemediği, bu durumun ilgili mahalle muhtarı beyanıyla doğrulandığı vetutanak altına alındığı, tebligat yapılamadığı gerekçesiyle yerel gazete vevergi dairesi ilan listesinde ilanen tebligat yoluna gidildiği, ilan listesininayrıca ilgili mahalle muhtarlığına bu yazının gönderildiği görülmüştür.
Olayda; dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezayailişkin ihbarnamenin usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edildiği ve ammealacağının usulüne uygun olarak kesinleştiğinden kesinleşen alacak için davacışirket adına ödeme emri düzenlenmesinde usul ve yasaya aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,davanın reddine…”
15. Başvurucu, bu karara karşıyaptığı itiraz başvurusunda, davalı idarenin savunmasına süresinde cevapvermesine rağmen bu dilekçesinin tebliğe çıkarılıp dava dosyasının tekemmülettirilmesi gerekirken aynı gün davanın karara bağlanmasının usul hatasıolduğunu, ihbarnamenin adrese tebliğinin ve ilanen tebliğinin usulüne uygunyapılmadığını, yeterli araştırma yapılmış olsaydı tebliğ adresininbelirlenebileceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasınıistemiştir.
16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi21/1/2013 tarih ve E.2012/10269, K.2013/975 sayılı kararı ile itirazıreddetmiştir.
17. Bu karara karşı yapılankarar düzeltme başvurusuna ait dilekçede de itiraz dilekçesinde yer alanhususlar belirtilmiş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13/6/2013 tarih veE.2013/9599, K.2013/10553 sayılı kararıyla bu talebi de reddetmiştir.
18. Karar başvurucuya 9/7/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
19. Başvurucu 2/8/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
20. 6/1/1982 tarih ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesi şöyledir:
“1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya,davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur.
2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceğiikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez.Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektirenhususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevapvermesi için bir süre verilir.
3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihindenitibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerinbulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ileotuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Süreningeçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez.
…”
21. 4/1/1961 tarih ve 213 sayılıVergi Usul Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“Bilinen adrese gönderilen mektuplar posta idaresincemuhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır.”
22. 213 sayılı Kanun’un 101.maddesi şöyledir:
“Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;
2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler;
3. İşi bırakmadabildirilen adresler;
4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;
5. Yoklama fişinde tesbit edilenadresler;
6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde vecevaplarında gösterilen adresler;
7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmakşartiyle);
8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrirvarakalarında tesbit edilen adresleri.
Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyletebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır.”
23. 213 sayılı Kanun’un 103.maddesi şöyledir:
“Aşağıda yazılı hallerde tebliğ ilan yoliyleyapılır.
1. Muhatabın adresi hiç bilinmezse;
2. Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve buyüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse;
3. Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa;
4. Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa.”
24. 21/7/1953 tarih ve 6183sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere aitvergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergicezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'iamme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptandoğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğeralacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbikolunur.
Türk Ceza Kanununun para cezalarının tahsil şekli ve hapsetahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.”
25. 6183 sayılı Kanun’un 58.maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir:
“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcuolmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğtarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerinebakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli,incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunuhükümleri tatbik olunur.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 12/3/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/8/2013 tarih ve 2013/5949numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu, dava dosyasıtekemmül etmeden İlk Derece Mahkemesinin karar verdiğini, birinci savunmayaverdiği cevap dilekçesinin davalı idareye tebliğinin yapılmadığını, davadayürütmenin durdurulması talebi hakkında karar verilmediğini, vergi ziyaı cezalı ihbarnamenin yeterli araştırma yapılmayarakilanen tebliğ edildiğini, 1999 yılından beri aynı şirkette çalıştığını,çalıştığı yerden sorgulama yapılsa veya nüfus kayıtları araştırılsa idiadresine ulaşılabileceğini, bu nedenle ilanen yapılan tebligatın usulsüzolduğunu belirterek, Anayasa’nın 2., 11., ve 36. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucu,yaptığı bireysel başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesiile mahkeme erişim hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir. Bu nedenle,başvurucunun şikâyetlerinin iki başlık halinde değerlendirilmesi gerekmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesininİhlali İddiası
29. Başvurucu, ödeme emrininiptali istemiyle açtığı davada savunmaya cevap dilekçesinin davalı idareyetebliğ edilmemesi sonucu dava dosyasının tekemmül etmeksizin karar verilmişolmasından şikâyet etmektedir.
30. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurunun bu kısmının silahların eşitliği çerçevesinde incelenmesi gerektiği,başvurucunun davalı idarenin savunmasına karşı sunduğu savunmaya cevap (2.dilekçe) dilekçesinin davalı idareye tebliğe çıkarılmadığı, 2. dilekçenindavalı idareye tebliğe çıkarılması durumunda idarenin vereceği 2. savunmayabaşvurucunun cevap veremeyeceği, ancak davalı idarenin ikinci savunmasındabaşvurucunun cevaplandırmasını gerektiren hususların davanın görülmesisırasında anlaşılması halinde davacıya cevap vermesi için derece mahkemesincebir süre verilebileceği hususlarının dikkate sunulması gerektiği ifade edilmiştir.
31. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak adilyargılanma hakkının somut görünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibiilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 25).
32. Taraflar arasındahakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliğiilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflararasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasındakorunmasını ifade etmekte olup, bu usuli güvencegereğince, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olandelilleri sunma imkânı tanınmalıdır (B.No. 2013/2116,23/1/2014, § 18; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. De Haes ve Gijsels/Belçika, B. No. 19983/92, 24/02/1997, §53).
33. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Buanlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyeteaykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, §63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakındanilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeliyargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda, davasını savunabilmesi açısındantaraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli yargılamanın medeni haklarailişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medeni bir hakka ilişkinyargılamada tarafların duruşmada hazır bulunması da dahil olmak üzere,yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No. 2013/1780,20/3/2014, § 25).
34. Anayasa Mahkemesininsilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bağlamında yapacağıinceleme, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (B. No. 2013/2116, 23/1/2014, § 19).
35. 2577 sayılı Kanun’un 16.maddesinde, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalınınvereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalınınvereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği belirtilmiş vetarafların, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz güniçinde cevap verebilecekleri düzenlenmiştir.
36. Başvuru konusu olayda,Ankara 2. Vergi Mahkemesinde açılan davada, davalı idare tarafından sunulansavunma dilekçesine cevap verme süresinin son günü başvurucu tarafından cevapdilekçesi verildiği, bu dilekçenin tebligata çıkarılmadığı ve dilekçeninverildiği gün davanın esası hakkında karar verildiği görülmektedir. Bununyanında başvurucu, bireysel başvuru formunda, cevap dilekçesinin dava dosyasınagirmeden dahi kararın verilmiş olabileceğini ifade etmiştir.
37. Diğer taraftan başvurucu,Ankara 2. Vergi Mahkemesince verilen karara karşı yaptığı itiraz başvurusundave itiraz başvurusunun reddine ilişkin karara karşı yaptığı karar düzeltmebaşvurusunda, davalı idare tarafından Ankara 2. Vergi Mahkemesine sunulansavunma dilekçesinde ileri sürülen hususlara yönelik olarak açıklama yapmış vebu hususlara ilişkin karşı iddialarını sunma fırsatı bulmuştur.
38. Bu kapsamda başvurucununyargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkândanmahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı ve başvuruya konu yargılama sürecinebir bütün olarak bakıldığında, başvurucuya karşı tarafça ileri sürülen veyadava dosyasına intikal eden dava malzemesine ulaşma, bunları tetkik ile beyanve itirazlarını ileri sürme imkânı verilerek yargılamaya aktif katılımınıntemin edildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkesine yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığıanlaşılmaktadır.
39. Açıklanan nedenlerle,silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik açık bir ihlalinolmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. MahkemeyeErişim Hakkının İhlali İddiası
40. Başvurucu, mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, açıkça dayanaktan yoksun olmayan vekabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden debulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
41. Başvurucu, vergi ziyaı cezalı ihbarnamenin yeterli araştırma yapılmadanilanen tebliğinin yapıldığını ve bu nedenle yapılan ilanen tebligatın usulsüzolduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
42. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurucunun son adresinin tespit edilebilmesi maksadıyla adres araştırmasıyapılması halinde, uyuşmazlık konusu ödeme emri içeriği alacağa ilişkinihbarnameden haberdar olabileceği ve vergi mahkemelerince ödeme emrine nazarandaha ayrıntılı inceleme yapılan vergi/ceza ihbarnamesini mahkeme önünetaşıyarak yargılama yapılmasını isteyebileceği hususlarının göz önündebulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
43. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
44. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilenherkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını istemehakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde,ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmek zorundadır.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemlersonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
45. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
46. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde,Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir (E.2013/64, K.2013/142, K.T. 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın,devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerebaşvuracağını ve sürelerini belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de, adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesindegözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında Anayasa'da adil yargılanmahakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Sözleşme'nin 'Adil yargılanma hakkı' kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
47. Adil yargılanma hakkının entemel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). AİHM,mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukunüstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekteve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı birsistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık,pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Busebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin taraflarınmahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine kararverilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, §34).
48. 6183 sayılı Kanun’un 1.maddesine göre kamu alacakları, Devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine aitvergi, resim, harç, mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası, gecikme zammıve gecikme faizi gibi alacaklardır. 6183 sayılı Kanun’un esası, vergiler baştaolmak üzere kamu alacağını güvence altına almak ve ödenmediği takdirde kamualacağını zora dayanarak, Devlet gücü ve memurları eliyle tahsil etmektir (B.No: 2013/2420, 14/1/2014, § 27).
49. Kamu alacağını ödemekleyükümlü olan borçlunun, bu alacak ile ilgili ödeme emri çıkartılması aşamasınagelmeden alacağın esasına ilişkin yargı mercilerine başvurma hakkıbulunmaktadır. Özel kanununda hüküm bulunan hâllerde ödeme vadesinde, yoksa6183 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre tebliğden itibaren bir aylık süreiçinde yargı yerlerine başvurarak kamu alacağının esası dava konusuedilebilecektir. Kamu alacağı esasının dava konusu edilmemesi veya dava konusuedilmesine rağmen alacakta hukuki sakatlık bulunmadığına karar verilmesidurumunda alacak kesinleşmiş olacak ve tahsili için ödeme emri düzenlenecektir.6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrasına göre bu aşamada ödemeemrine itiraz hâlinde mahkeme davayı sırf tahsile ilişkin olarak, böyle birborcun olmadığı, borcun kısmen ödendiği ve borcun zamanaşımına uğradığınedenleriyle sınırlı olarak inceleyebilecektir (B. No: 2013/2420, 14/1/2014, §28).
50. Başvuru konusu olayda,başvurucu, ödeme emrine karşı açtığı davada ve dava hakkında verilen karar üzerineyaptığı itiraz ve karar düzeltme taleplerinde, ihbarnamenin posta yoluylausulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve kamu alacağının usulüne uygunkesinleşmediği hususlarını ileri sürmüştür. Ankara 2. Vergi Mahkemesi ise ödemeemrinin dayanağını teşkil eden ihbarnamenin posta yoluyla tebliğinin 13/10/2006tarihinde başvurucunun bilinen adresinde tanınmadığı için yapılamadığı, budurumun ilgili mahalle muhtarının beyanıyla birlikte tutanak altına alındığı,posta yoluyla tebligat yapılamadığı için ilanen tebligat yapma yoluna gidildiğive sonuç olarak kamu alacağının usulüne uygun kesinleştiği gerekçesiyle ödemeemrine karşı açılan davayı reddetmiş, karara karşı yapılan itiraz ve karardüzeltme talepleri de Ankara Bölge İdare Mahkemesince reddedilerek, kararkesinleşmiştir.
51. Görüldüğü üzere DereceMahkemeleri, başvurucu tarafından ihbarnameye konu olan dairenin satın alınmasısırasında doldurulan bilgi formunda ve daha sonra dairenin satışı sırasındadüzenlenen resmi senette beyan edilen başvurucunun ev adresinin 213 sayılıVergi Usul Kanunu’nun 101. maddesi çerçevesinde bilinen adres olduğugerekçesiyle bu adrese yapılamayan ihbarname tebliği için ilanen tebligatyoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulmamıştır.
52. Hukuki güvenlik ile belirlilikilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğinisağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletinde yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamuotoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifadeetmektedir (E.2013/64, K.2013/142, K.T. 28/11/2013).
53. Mahkemeye erişim hakkı,kural olarak mutlak bir hak olmayıp, sınırlandırılabilen bir haktır. Bununlabirlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekildekısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucuüzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkinolarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalarniteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte, busınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34 ve Rodríguez Valín/İspanya,B. No: 47792/99, 11/10/2001, § 22).
54. AİHM, Sözleşme sisteminin,bazı durumlarda, Sözleşmeci Devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvencealtına alınan haklardan etkili olarak yararlanılmasını sağlamak için gereklitedbirleri almasını gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001 §52), bunun her şeydenönce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar edilmesini gerektirdiğiniifade etmektedir (Dilipak veKarakaya/Türkiye, B. No:7942/05 ve 24838/05, 4/3/2014 §77).
55. 213 sayılı Kanun 100.Maddesinde, bilinen adrese gönderilen mektupların muhatabına teslim edildiği tarihtetebliğ edilmiş sayılacağını belirtmiş, 101. maddesinde ise sayma yoluylabilinen adreslerin neler olduğunu kural altına almıştır. Bu maddeye göremükellef tarafından işe başlamada bildirilen adreslerin, adres değişikliğindebildirilen adreslerin, işi bırakmada bildirilen adreslerin, vergibeyannamelerinde bildirilen adreslerin, yoklama fişinde tespit edilenadreslerin, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarındagösterilen adreslerin, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilenadreslerin, bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarındatespit edilen adreslerin bilinen adresler olarak sayıldığı görülmektedir.
56. Aynı Kanun’un 103.maddesinde ise muhatabın adresi hiç bilinmediği, muhatabın bilinen adresi yanlışveya değişmiş olduğu ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri geldiği, başkacasebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkân bulunmadığı ve yabancımemleketlerde bulunanlara tebliğ yapılamadığı durumlarda ilan yoluyla tebliğinyapılacağı belirtilmiştir.
57. Başvuru konusu olayda isevergi ceza ihbarnamesinin 213 sayılı Kanun’un 101. maddesinde sayılan ve “bilinen adres” olarak nitelendirilenadreslerin dışında bir adrese posta yoluyla tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancakadreste başvurucunun tanınmadığından bahisle ilanen tebliğ yoluna gidildiği, başvurucununilanen tebliğden haberdar olamaması ve buna bağlı olarak dava açamaması üzerinealacağın kesinleştiği gerekçesiyle ödeme emrinin düzenlendiği ve başvurucutarafından ödeme emrine karşı açılan davada tebligatın usulüne uygun olarakyapıldığı tespitine yer verildiği görülmektedir.
58. Bu durumda, vergi dairesinin213 sayılı Kanun’da sayılan bilinen adresler dışında bir adrese gönderdiğiihbarnamenin tebliğinin yapılamamış olması nedeniyle ilanen tebliğ yolunukullandığı, başvurucunun adresinin araştırılması için çalışma yaptığı konusundabir verinin dava dosyası kapsamında bulunmadığı ve bu sebeple başvurucunungüncel adresine ulaşmada yeterli özeni göstermediği anlaşılmakla, başvurucununihbarnameye karşı dava açma hakkını kullanmasının engellenmesi ve bu sebepleihbarnameye konu kamu alacağının kesinleşmesi sonrasında düzenlenen ödemeemrine karşı sınırlı bir itiraz hakkı bulunması nedeniyle başvurucununmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
59. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
60. Başvurucu, anayasalhaklarının ihlal edildiğini belirterek ve ihlalin ortadan kaldırılması yönündekarar verilmesini talep etmektedir.
61. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
62. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine ve yeniden yargılama yapılmasınakarar verilmiş olduğundan, tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
63. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği şikâyetinin“açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3.Mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın Ankara 2. Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
D. 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
12/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.