TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TEMİZ BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2013/3594)
Karar Tarihi: 18/11/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Ahmet TEMİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gönderilen mektupların ceza infaz kurumuncabaşvurucuya verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşmehakkının ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıvasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinciBölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. BölümBaşkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık,görüşünü 28/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlıktarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 4/8/2015 tarihindetebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/8/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyandabulunmuştur.
7. Başvurucununaynı tarihli ve 2013/3595 numaralı başvurusunun konusu da yine aynı şahıstarafından başvurucuya gönderilen mektubun ceza infaz kurumunca verilmeyerekalıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme hakkının ve ifadehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin olduğundan 2013/3595 B. No.lu başvuru,incelenmekte olan bu başvuruyla birleştirilmiştir.
8. Başvurucunun15/5/2013 tarihli ve 2013/3595 numaralı başvurusunda, İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 17/6/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiş; Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Bakanlığa gönderilmesine karar verilmesiüzerine başvuru konusu olay ve olgular aynı tarihte Bakanlığa bildirilmiştir.Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 18/8/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya 24/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/8/2015tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
9. Başvurudilekçesi ve ekleri ile başvurulara konu dosyaların içeriğinden tespit edilenilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Diyarbakır(Kapatılan) 4. Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/12/1995 tarihli ve E.1995/46,K.1995/738 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardanbir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği kanaati ilebaşvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
11. Başvurucu,hapis cezasını çekmekte olduğu Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaİnfaz Kurumunda bulunduğu sırada M.A. isimli bir şahıs tarafından kendisine ikiadet mektup gönderilmiştir.
12. 2013/3594B. No.lu başvuru konusunu oluşturan, yargılama aşamalarında dört sayfadanoluştuğu belirtilen mektup, aslında neredeyse birbirinin aynısı olan ikisayfası bilgisayar, iki sayfası elle yazılmış Kürtçe mektuptur. Aynı zamanda buiki sayfa bilgisayar ürünü olan Kürtçe mektup, 2013/3595 numaralı başvurunun dakonusunu oluşturmaktadır. Aynı mektubun başvurucuya iki kez gönderilmesinedeniyle Ceza İnfaz Kurumunca iki farklı karara konu edilmiştir.
13. Heriki başvuruda da bu mektuplarla (Aslında aynı olan mektuplar bundan sonrakiparagraflarda mektup olarak anılacaktır.) birlikte bir de tek sayfadan oluşanTürkçe yazılmış bir mektup bulunmaktadır ki bu mektup Kürtçe olan mektubuntercümesidir.
14. Anılanmektubun Türkçe tercümesinden değerlendirmeye esas alınan ilgili kısımlarışöyledir:
“ Güneşin Işınları programına,
Ben bu mektubu yoldaş ve kuzenim Ahmet Temiz’egönderiyorum. Siz bu mektubu programınızda okursanız ben çok mutlu olacağım.
Her şeyden önce önder Aponunşahsında PKK ve PAJK tutuklusu tüm yoldaşlara selam ediyorum.
Ahmet yoldaş bu kadar yıldan sonra dağlarınrüzgarlarıyla sana sıcak selamlarımı gönderiyorum. Sizleri unuttuğumda değil,imkânlarım olmadığı için sizleri soramıyordum. Ama ben yine de iki mektupgönderdim ama bu mektuplar radyodaki arkadaşların eline geçmemiş olabilir.
Ben bu mektubu gabardağlarında, şu an bir kayanın üzerine oturmuş yazıyorum. … 35. Odaya gidiyorum.29. Oda geliyor gözlerimin önüne ‘Diyarbakır, Diyarbakır seni hiçbir şekildeunutmayız!’ diyorum.
… ben sizler gibi ülkenin dağlarının özlemiyleyıllardır eriyen mahkumları kendimle beraber gezdiriyorum. Bundan dolayı içinizrahat olsun.
… Daha sonra sizin toplantı evinize gittim. …
Ahmet yoldaş, eğer sen benim durumumu soracakolursan ben iyiyim. Yaklaşık 6 yıldır (bu süre elyazısıyla eklenmiş) gabardakiagid ve adilan alanlarındamücadelemi yürütüyorum.
Eğer köyümüzle haberleşme imkanınolursa tüm dost ve tanıdıklara selam söyle. … Ancak radyo Kürdistandanda seslerini duyarsak çok mutlu olacağım.
Ben bu mektubumla birlikte selamlarımı H.O.’ya gönderiyorum. H. yoldaş eğer sen bu mektubudinliyorsan seni canı gönülden selamlıyorum. .. .
H. yoldaş ben senin hangi cezaevinde kaldığınıbilmiyorum. Eğer mektubumu dinlersen bundan sonra bu program aracılığıyla banabir mektup yazarsan ben çok mutlu olurum.
Yoldaşlar mektubumu bitirmeden önce sizlericanı gönülden selamlıyor ve güler yüzlerinizden öpüyorum. Yine sizlerinşahsında bu arkadaşlara da selam gönderiyorum.(On yedi kişi ismiyazmaktadır) … Özgür günlerde görüşmek dileğiyle.
…”
15. Bahse konu iki kez gönderilen mektubun, Ceza İnfaz KurumuDisiplin Kurulunun 8/3/2013 tarihli ve 2013/103 ile 2013/102 sayılı kararlarıile “ … terör örgütümensuplarının haberleşmesini sağlayan ifadeler içermesi …” gerekçesineistinaden hükümlüye verilmeyerek alıkonulmasına karar verilmiştir.
16. Başvurucu,Disiplin Kurulunun anılan kararlarına karşı Sincan İnfaz Hâkimliği nezdindeşikâyet yoluna başvurmuş; İnfaz Hâkimliği 21/3/2013 tarihli ve E.2013/2117K.2013/2067 ile aynı tarihli ve E.2013/2119 K.2013/2063 sayılı kararlarıylabaşvurucunun şikâyetlerini reddetmiştir. Kararların ilgili kısımları şöyledir:
"...
Hükümlüye gönderilen mektubun ‘F.Z. yani H.T.adıyla ve kod isim olarak kabul edilebilecek iki isimle gönderildiği, mektubungönderen tarafından doğrudan doğruya muhatabına değil de önce Belçika'dakayıtlı bir adrese ve başka bir isme gönderildiği, sonradan da bu isimtarafından da muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği, Hakimliğimizeintikal eden birçok dosyadan da ( mesela … Esas sayılı dosyalar) anlaşıldığıüzere bu şekilde gönderen tarafından doğrudan muhatabına postalanmayanmektupların Belçika'da kayıtlı bir adrese ulaştırılıp o adreste görünen birisim tarafından muhatabına iletilmek üzere postaya verildiği, bu uygulamayagöre de mektupların bir merkezde toplandıktan sonra muhataplarına iletildiği,mektuplaşmanın bu şekilde bir merkezin kontrol ve denetiminde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Öte yandan mektubun içeriğinden de daha öncegerçekleştirilmiş somut terör eylemlerinden bahsedildiği, bu eylemlere katılankişilerin ve yerlerin anlatıldığı, yapılan terör eylemlerinden olumlu şekildebahsedildiği, bu eylemlere katılan kişilerin mektuplaştığı anlaşılmıştır.
Buna göre gerek mektuplaşmanın usulü gerekseiçeriği gözetildiğinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun'un 68/3. maddesinde belirtilen "terör ve çıkar amaçlı suçörgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olma"hali söz konusu olduğundan İdare kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu,itirazın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıda yazılı şekildekarar verilmiştir.
...."
17. Başvurucununanılan ret kararlarına karşı yaptığı itirazların Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin15/4/2013 tarihli ve 2012/1156 ile 9/4/2013 tarihli ve 2013/1036 Değişik İşsayılı kararları ile reddine karar verilmiştir.
18. Anılankararlar başvurucuya 25/4/2013 ve 6/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 15/5/2013 tarihinde her iki karar yönünden bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
19. 13/12/2004tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un68. maddesi şöyledir:
“(1)Hükümlü, bumaddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks vetelgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermehakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
20. 5275sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan 20/3/2006 tarihli ve2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü)91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
21. İnfazTüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik vegözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesindesakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarfiçerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
22. İnfazTüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gerekensüre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplinkurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infazhâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalıgörülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamısakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 15/5/2013 tarihli ve 2013/3594 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, (iki kez) gönderilen mektubun Cezaevi idaresinceyoruma dayalı olarak sakıncalı bulunduğunu ve kendisine teslim edilmediğini,idarenin kararlarına karşı yaptığı şikâyet ve itirazların da reddedildiğini,mektupların ne şiddet içerikli ne de ifade edildiği gibi örgüt mensuplarınınhaberleşmesini sağlayacak bir ibare içerdiğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme/AİHS) 8. ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve her ikibaşvurusunda da ayrı ayrı 15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
25. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,haberleşme hürriyeti ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmış ise de bu iddiaların özü, kendisine gönderilen mektuba cezaeviidaresince el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıylailgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşmehürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) de haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Sözleşme’nin 8.maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl AhmetTamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
26. Başvurucunun,gönderilen içeriği aynı olan iki mektubun kendisine verilmeyerek alıkonulmasınakarar verilmesi işlemi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
27. Başvurucu,(iki kez) gönderilen mektubun Cezaevi idaresince yoruma dayalı olarak sakıncalıbulunduğunu ve kendisine teslim edilmediğini; mektupların ne şiddet içerikli nede ifade edildiği gibi örgüt mensuplarının haberleşmesini sağlayacak bir ibareiçerdiğini belirterek AİHS’nin 8. ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
28. Bakanlık2013/3594 B. No.lu başvurudaki görüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılmış ve başvurucununiddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
29. Bakanlık2013/3595 B. No.lu başvurudaki görüşünde AİHM içtihatları hatırlatılmış, Kürtçeolan mektubun görevli personel tarafından tercüme edildiği bilgisine yerverilmiş ve başvurucunun iddialarının anılan bu içtihatlar doğrultusundadeğerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
30. Başvurucu,Bakanlık görüşlerine karşı cevaplarında Başvuru dilekçesindeki ifade vetaleplerini yinelemiştir.
b. Genel İlkeler
31. Anayasa’nın22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılıemri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
32. Sözleşme’nin“Özel ve aile hayatına saygı hakkı”kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
33. AİHM,haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleri Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesindeincelemektedir. Bununla birlikte Sözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’datek bir madde bulunmamaktadır. Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşmeözgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenmiştir.
34. Anayasa’nın22. maddesinde herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmeningizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme kapsamında,bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
35. Kamumakamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğinekeyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ile sağlanangüvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi,haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yönelik ağırbir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikteolmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlamaölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8.maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
36. Anayasa’nın“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenarbaşlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
37. BelirtilenAnayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temelöneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak ve özgürlüklerin yasa koyucutarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularak sınırlandırılabileceğiniortaya koymaktadır. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi çerçevesinde, Anayasakurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları göz önünde tutularakuygulanması zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta kanun ilesınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 22.maddesinde yer verilen hakkın kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesigerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
38. AİHMkararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir.Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”, yeterince açık ve belirli bir eylemingerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olaraksöz konusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı olmalı, bunun yanı sıramüdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71,6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
39. Dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalelerin incelemesindekanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var olup olmadığı her somutolayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. Bu İlkelerin Mevcut Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
40. Somutolayda başvurucuya gönderilen mektubun terör örgütü mensuplarınınhaberleşmesini sağlayan ifadeler içermesi nedeniyle sakıncalı görüldüğügerekçesiyle cezaevi disiplin kurulu kararıyla alıkonulmasına kararverilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafındanbaşvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
41. Yukarıdaanılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklısebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma,kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplumdüzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
Kanunilik
42. Haberleşmeözgürlüğüne getirilen sınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüş olmasıgerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilen kanunla öngörülme kriteri,kendi içerisinde üç temel prensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkileden eylem mevzuatta yer alan bir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarakmüdahalenin dayanağını teşkil eden düzenleme, ilgili kişi açısından yeterliderecede ulaşılabilir olmalıdır. Son olarak söz konusu düzenleme, hitap ettiğikişiler bakımından davranışlarını ona göre yönlendirme ve belli koşullarçerçevesinde eylemleri neticesinde meydana gelebilecek sonuçları öngörebilmeyeolanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 86-88).
43. Somutolayda hükümlülerin cezaevinden yaptıkları yazışmaların denetimi vesınırlandırılmasının dayanağını oluşturan 5275 sayılı Kanun (68. madde) ileİnfaz Tüzüğü (91., 122. ve 123. maddeler) Resmî Gazete’deyayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilir olduğuna kuşku yoktur. Anılanmevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler, cezaevinde hükümlülerin mektup,faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı, buna getirilen kısıtlamalar veizlenecek usuller yeterince açık ve anlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir.Hükümlünün mektubunun denetimi ile birlikte, mektubun kısmen veya tamamensakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacak tedbirler ile bu yöndeki işlemlerekarşı hükümlünün başvurabileceği dava yollarının da düzenlendiği, bu hâliyleilgili düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğusonucuna varılmıştır. Bu bağlamda 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığıdeğerlendirilmiştir (Ahmet Temiz,§§ 38-46).
Meşru Amaç
44. Haberleşmeözgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul edilebilmesi için bu müdahalenin,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınadayanması gerekir.
45. Sözleşme’nin8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik birmüdahalenin hukuka uygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusalgüvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğinönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmış olması şartı aranmakta olup buşartlar altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
46. Anayasa’nın22. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğine yönelik müdahalenin ikincifıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde olabileceği düzenlenmiştir. Ayrıcamüdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıylayapılması gerekmektedir. Bununla birlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum vekuruluşlarının kanun ile istisna tutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncüfıkrada belirtilen istisna, hâkim kararı alınması şartına yönelik olarakanlaşılmalı; 22. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleriningenişletilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerinyalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olaraksınırlanabileceğini öngören Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme veözgürlüklere getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereği karşısındaAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen haberleşme hürriyetinegetirilebilecek sınırlama sebeplerinin, anılan maddenin üçüncü fıkrasınadayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
47. Yukarıdada belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamında kalan istisnai kamu kurumları olduğu kabul edilmekle birlikte buistisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınması şartı aranmaksızınhaberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesis edilebileceği anlamınagelmektedir. Bununla birlikte, bu kurumların haberleşme hürriyetine müdahaleanlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için, mutlaka Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine dayalı olmasıgerekmektedir (Ahmet Temiz, §50).
48. 5275sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada belirtilen sebeplerin,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezaevinde güvenliğin vedisiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
49. Somutolayda Cezaevi Disiplin Kurulunun başvurucuya gönderilen mektubunalıkonulmasına yönelik 8/3/2013 tarihli kararlarında mektupta terör örgütümensuplarının haberleşmesini sağlayan ifadelerin yer aldığı gerekçesinedayanılmıştır.
50. Bukapsamda, başvurucunun mektubunun cezaevi disiplin kurulunca denetlenmesisuretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin, kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesi amaçlarını taşıdığı ve bunun da Anayasa'nın haberleşmeözgürlüğüne ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaçolduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
51. Başvurucu,kendisine gönderilen söz konusu mektubun Cezaevi idaresince yoruma dayalı olaraksakıncalı bulunduğunu, mektupta ne şiddet içerikli ne de ifade edildiği gibiörgüt mensuplarının haberleşmesini sağlayacak bir ibare bulunduğunu ifadeederek haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
52. Bakanlıkgörüşünde, AİHM kararlarında, ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerinyazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlalinesebebiyet vermeyeceği ayrıca ceza infaz kurumunun, olağan ve makulgereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunulmasının gerekliolduğunun vurgulandığı belirtilmiştir.
53. AİHMiçtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda zorunluluk kavramı, müdahaleteşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanması ve takip edilenmeşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını içermektedir (Silver ve diğerleri /Birleşik Krallık, §97).
54. AİHM,haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunlulukteşkil etmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarında, öncelikle, ceza infazkurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet NuriÖzen ve diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08…, 11/1/2011, § 98).
55. AİHM,her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi yaparken mektup göndermeve almanın, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dışdünya ile bağlantısında en önemli araçlardan olduğunu göz önünde bulundurmasıgereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
56. Haberleşmeözgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Buözgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılansınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratiktoplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığıkonusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§57, 58).
57. Anayasa’dabelirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır."Demokratik toplum düzeninin gerekleri" ölçütü, Anayasa'nın 13.maddesi ile AİHS'in 8, 9. 10. ve 11. maddelerindekiparalelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu nedenle demokratik toplum ölçütü;çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §92).
58. NitekimAnayasa Mahkemesinin sıklıkla vurguladığı üzere demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bunedenle temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde veancak yasayla sınırlandırılabilir (AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başkabir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş, § 93).
59. AnayasaMahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmaamaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmakistenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında yapılanmüdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84; Fatih Taş, §§92, 93).
60. Müdahaleninorantılı olduğundan söz edilebilmesi için temel hakka daha az zararverebilecek, aynı zamanda güdülen amacı yerine getirebilecek nitelikte olanyöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
61. Hükümlüveya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olaraktutma" biçiminde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanıkapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklarsınırlanabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
62. Cezainfaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makulnedenlerin, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgüolgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra, yapılacakdeğerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyetsebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98, § 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010,).
63. Bubağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temelekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin kararlarında dayandıklarıgerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük” ilkesine uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
64. Cezainfaz kurumunda bulunan hükümlü veya tutukluların sahip oldukları haklar-haberleşme hürriyeti de dâhil- kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda Kurumca sınırlanabilecektir (bkz. §§ 61-62). Söz konusugerekliliklerin olaya özgü somut bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmekte olupbu gerekçelerle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa’nın 22.maddesinin (2) numaralı fıkrası sınırları dâhilinde kaldığı sürece hak ihlalinesebebiyet vermeyecektir.
65. Somutolayda başvuruyakonu mektup, örgütsel haberleşme niteliğinde olduğu kanaatiyle Ceza İnfazKurumu Disiplin Kurulu tarafından tamamen sakıncalı bulunarak alıkonulmuştur.Başvurucu, yasa dışı örgüt faaliyetleri nedeniyle ceza almış bir hükümlü olupyüksek güvenli cezaevinde tutulmaktadır. Bu tür cezaevleri, tehlikeli olduğudeğerlendirilen bazı hükümlü ve tutukluların, diğerlerinden ayrılarak bukişilere özel güvenlik tedbirleri uygulanması gerektiği amacıyla mevcutturlar.Bu kapsamda, bu mahkûmların yazışmalarının daha sıkı denetim altında tutulmasıolağandır. Cezalandırmanın ıslah etme amacı doğrultusunda, mahkûmlarla yasa dışıörgütler arasındaki var olan iletişimin engellenmesine yönelik alınantedbirler; kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ve cezaevlerindeki düzenin daimi kılınması için kabul edilebilir makul gerekliliklerarasındadır.
66. İncelemekonusu mektup, Belçika’dan M.A. adına postalanmış olup mektubun, başvurucununkuzeni olduğunu beyan eden ve F.Z. takma adını kullanan H.T. tarafındanyazıldığı anlaşılmaktadır. Mektup, öncelikle “GünIşınları” adlı bir radyo programında okunmak üzere gönderilmiş;program yetkililerinden mektubun başvurucuya iletilmesi talep edilmiştir.Dolayısıyla incelenen mektubun, doğrudan muhatabı yerine daha geniş kitleyeulaşmaya elverişli bir radyo programına gönderildiği, oradan M.A.ya (mektubu postaya verenkişi) ve nihayetinde başvurucuya gönderildiği tespit edilebilmektedir. Bu yollamektup içeriğinin, muhatabı dışındaki birçok kişiye ulaşması sağlandığı gibidolaylı gönderim yöntemiyle mektubu yazan kişinin coğrafi olarak bulunduğuyerin de gizlenebildiği anlaşılmaktadır.
67. Gönderimşeklinin yanı sıra mektubun içeriği (bkz. §14) incelendiğinde devletinegemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmayaçalışmak suçundan hükümlü olan başvurucuya gönderilen mektupta, başvurucuya veonun nezdinde ilişkili olduğu diğer mahkûmlara“PKK ve PAJK tutuklusu ve yoldaş”olarak hitap edilmekte, PKK terör örgütü lideri “A.Ö.nünönderliğinde” selam iletilerek mektuba başlanmaktadır. Diğer birdeyişle mektup, başvurucuya gönderilmek üzere yazılsa da şahsi ilişkiden ziyadetarafların adı geçen terör örgütü ile ilişkileri çerçevesinde kalemealınmıştır. Mektupta bir “mücadele”denbahsedilmekte ve bu kapsamda değerlendirilen, terör örgütünün geçmişteki birtakım yasa dışı silahlı eylemleri meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. “Dağlarda süren bu mücadelesine” yanieylemlere devam etmekte olduğunu bildiren H.T., içinde bulunduğu yasa dışıterör faaliyetlerinin mevcudiyetini gözler önüne sermekte, kapalı bir dillebulunduğu bölgeden başvurucuyu ve anılan programı dinleyenleri haberdar etmektedir . Örgüt bağlantısı olan diğer mahkûmlara da yeryer hitap eden H.T., “yıllardır dağlarınözlemiyle eridiklerini” bildiği bu kişilerin, manevi olarak yanındaolduklarının altını çizmekte, bu yolla bu mahkûmların örgütle var olan bağlantılarınıcanlı tutmaya çalışmakta ve aynı zamanda silahlı eylemleri gerçekleştirmeyi özlenilecek bir davranış biçimi olarak yüceltmektedir. Bunaek olarak H.T., mektubu gönderdiği radyo programı aracılığıyla başvurucuylaolan haberleşmelerini devam ettirmek istediğini belirmekte, “Radyo Kürdistan” adlı radyo kanalı ilede “köylerindekilerle” iletişimkurmak istediğini başvurucuya iletmektedir. Mektup, isimleri zikredilenbirtakım kişilere (Mahkûm olup olmadıkları anlaşılamamaktadır.) selamgönderilmek suretiyle sonlanmaktadır.
68. Dolayısıylamektubun, gerek dolaylı gönderim şekli (bkz. § 66) gerek şiddeti destekleyiciibareler barındırması (bkz. § 67) gerekse üçüncü kişiler tarafında okunduğundarahatlıkla anlaşılamayacak bir anlatımla bazı bilgileri içermesi (bkz. § 67)nedeniyle yapılmak istenen haberleşmenin, örgütsel irtibatı devam ettirmeamacında olabileceği anlaşılmış, bu kapsamda İnfaz Kurumunca mektubungönderilmemesi yoluyla alınan tedbir makul görülmüştür.
69. Öteyandan İnfaz Hâkimliği, mektubun kod isimle önce Belçika'da kayıtlı bir adreseve başka bir isme gönderildiği, daha sonra da bu isim tarafından muhatabınailetilmek üzere postaya verildiği tespitini yaparak, bu suretle şikâyete konuedilen benzer birçok mektuplaşmada da anlaşıldığı şekilde haberleşmenin birmerkezin kontrol ve denetiminde gerçekleştiği sonucuna ulaşmıştır. Bu hususa ekolarak mektubun içeriğinde de daha önce gerçekleştirilmiş somut teröreylemlerinden olumlu şekilde bahsedildiğini, bu eylemlere katılan kişilerin veyerlerin anlatıldığını belirterek mektupta yer verilen eylemlere katılankişilerin mektuplaştığı değerlendirmesini yapmış ve örgütsel haberleşmeyapıldığı kanaatine varmıştır. Bu bağlamda Derece Mahkemesince ortaya konan bugerekçelerin soyut olduğu düşünülemez.
70. Bununlabirlikte yukarıdaki (bkz. § 14) ifadelerin mektubun neredeyse tamamınıoluşturduğu dikkate alındığında İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi uyarınca buifadelerin okunamaz hale getirildikten sonra mektubun hükümlüye verilmesininbir anlamı olmayacaktır.
71. Sonuçolarak İnfaz Kurumu ve Derece Mahkemelerinin gerekçeleri nazara alındığında,başvurucunun haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesianlamında demokratik toplumda kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesininönlenmesi için gerekli olan demokratik toplum düzenin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olduğu söylenemez.
72. Açıklanannedenlerle, başvuruya konu olan mektupla ilgili kısıtlamanın bir ihlaliçermediği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Anayasa’nın 22. maddesinde yer alanhaberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Adli yardım talebinin kabulüylegeçici muafiyet sağlanan yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucununmağduriyetine neden olacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca AdaletBakanlığına ve Sincan İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.