TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ÇİFTÇİ ve DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4566)
Karar Tarihi: 17/2/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
Ahmet ÇİFTÇİ ve diğerleri [bkz. ekli tablonun B satırı]
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular terör nedeniyle hısımlarının yaralanması, ölmesidurumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar ve mülkiyethaklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik dışında diğerbaşvurucular, adli yardım isteminde bulunmuş; Birinci ve İkinci BölümKomisyonlarınca adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhteliftarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümlertarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvurularınkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın muhtelif tarihli yazılarında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A satırındabaşvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle2013/4566 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4566başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvurudosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular terör nedeniyle hısımlarının kaçırıldığını,yaralandığını, öldürüldüğünü beyan etmişler ve bu özel durumlarındankaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorundakaldıklarını iddia etmişlerdir.
10. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarınınkarşılanması talebiyle ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde BatmanValiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen Komisyonkararlarında terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyleyapılan başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarıncabaşvurucuların yaşadığı Sason ilçesinin ilgili köylerinin boşaltılmadığından,kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle taleplerin reddinekarar verilmiştir.
12. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırındabelirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, eklitablonun F satırında tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ilebaşvurucuların yaşadığı yerleşim yerlerinin boşalan ya da boşaltılan yerlerdenolmadığı, 1987-2000 yılları arasında ilgili yerleşim yerlerinde geçici köykorucusu ile gönüllü köy korucusu görevlendirildiği ve koruculuk sistemininbulunduğu, korucu aileleri dışında köyde yaşamın devam ettiği, 1990-2000yılları arasında köyde muhtarlık seçiminin yapıldığı, ilköğretim okulununbelirli yıllar arasında güvenlik sebebiyle kapalı olduğu ve diğer yıllardailköğretim okulunun eğitim ve öğretime açık olduğu, yerleşim yeri halkının birkısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığızararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köydenesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanunhükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisledavanın reddine hükmedilmiştir.
13. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırındagösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesiilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülentemyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
14. Başvuruculardan bir kısmı tarafından yapılan karar düzeltmeistemi, ekli tablonun H satırında belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
15. Temyiz isteminin ve karar düzeltme isteminin reddi kararlarıbaşvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinciderece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurular incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebinve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, idarenin köy halkına “Köykorucusu ol yahut köyü terk et.” şeklindeyaptığı baskı ve zorlamanın Mahkemece dikkate alınmadığını, dosyadaki zarartespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyün boşaltılmış olduğunubelirten belgeler dikkate alınmaksızın ve terör örgütü mensuplarıncahısımlarının öldürülmesine, yaralanmasına ve kaçırılmasına dair özel durumları gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğusoyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısınınbulunmamasına dayanılarak sundukları belgelerin değerlendirilmediğini, idaretarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını ve bu belgeler tebliğedilmemek suretiyle kendilerine savunma yapma imkânı tanınmadan haklarındaverilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.
20. Başvurucular; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtivaetmediğini, sundukları belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgeleredayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içindeçelişkili ve gerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynıyerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonuntazminat ödenmesi yönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlarkonusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine kararverildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmenşahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruzkaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerinegetirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun kaldıklarını ve DereceMahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazminedilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene dayanılarak Komisyonve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvurularhakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi tazminat talebindebulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıklarıdavaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16).Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklaraltında incelenmiştir:
1. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderimtaleplerinin mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiylereddedildiğini ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvurudabulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini veyargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarakdavalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebepbulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterekAnayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
24. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilenayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıtsunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön debulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddiaetmişlerdir.
27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimintaraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel birkanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§34-37).
28. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemedeyargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucular sundukları bilgi, belge, deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddinekarar verildiğini belirtmiş, bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
31. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
32. Somut başvurularda yukarıda değinilen ilkeler ışığındayapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece Mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
36. Somut başvuruların incelenmesinde başvurucularıntaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındaDerece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olupolmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgelerkapsamında değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§12-14), İlk Derece Mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukukauygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerekkesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususudışında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkındafarklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
d. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüklerigiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
39. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun G ve H satırları) arasında geçen ve ekli tablonun I satırında herbir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde,uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanmahaklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
e. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
43. Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvurunun, terör örgütü mensuplarınca hısımlarının öldürülmesine,yaralanmasına ve kaçırılmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızınMahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnelölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
44. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatasıiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
45. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde açıkça terör dışındakiekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışındakendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıklarızararların kapsam dışında olduğu belirtilmiştir.
46. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanakbulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (MesudeYaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin,§§ 84, 85).
47. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, §§45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudakitakdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesikararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir temel hak veyaözgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı birdeğerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
48. Başvurucuların; hısımları olduklarını iddia ettiklerikişilerin terör örgütünce öldürüldüğü, yaralandığı, kaçırıldığı bu nedenlerlegüvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri vebelirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile soruşturma evraklarını DereceMahkemelerine ibraz edilerek yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanangüvenlik kaygısı nedeni ile terk ettikleri noktasındaki özel durumlarınındikkate alınmasını talep ettikleri anlaşılmaktadır.
49. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacaklarınbaşvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle yakişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdurarasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95,25/12/2012, § 21).
50. Aile bireylerinden birisi insan hakları ihlalinden dolayımağdur olduğunda başvurucunun maruz kaldığı sıkıntı, insan hakkı ihlalininmağduru olan kişinin akrabasında kaçınılmaz olarak meydana geldiği kabul edilenduygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve karakter arz eden özel nedenlerinvarlığını gerektirir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,§ 98; İpek/Türkiye, B. No:25760/94, 17/2/2004, § 181).
51. Başvurucunun, yakınının mağduriyeti nedeniyle etkilenmiş vekendi hayat akışına yön vermiş olduğunun kabul edilmesi için yaşanan olaysonucunda duyulan üzüntünün ötesinde yakınının başına gelen hadise sebebiylebaşvurucuda oluşan algı, bu algının meydana gelmesinde temel teşkil eden özelbağ ve algının yoğunluğu konusunda açıklamada ve kanıtlamada bulunulmasıgerekmektedir (Sahibe Çelik ve Necla Çelik,B. No: 2013/4899, 20/1/2015, § 48).
52. Anayasa Mahkemesinin muhtelif tarihli yazıları ilebaşvuruculardan, başvuru formlarında ileri sürdükleri iddialarını ispat etmeyeyönelik mağdur oldukları beyan edilen ve öldürüldüğü, yaralandığı veyakaçırıldığı iddia edilen kişiler ile aralarında şahsi ve özel bağ bulunduğunadair elverişli delilleri Mahkemeye sunmaları istenmiştir
53. Muhtelif tarihli cevap dilekçelerinde başvurucuların birkısmı, mağdur olduğu iddia edilen kişiler ile uzaktan kan hısmıolduğunu belirtmenin dışında başkaca bir husus beyan etmemiş; bir kısmı isehısımlık derecelerini ve buna ilişkin nüfus kayıtlarını sunmanın ya da hısımolduğunu belirtmenin dışında başkaca bir husus beyan etmemişlerdir.
54. Bu çerçevede başvurucuların aralarında kan ya da kayınhısımlığı ilişkisi bulunduğu beyan edilen kişilerin öldürülmesi, yaralanmasıveya kaçırılması iddiaları hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucularayazılan müzekkerelere cevap olarak başvurucuların bu kişiler ile aralarındakihısımlık ilişkisine değinmekle yetindikleri, aralarındaki ilişkide şahsi veözel bağ bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge sunmadıkları gibiherhangi bir beyanda da bulunmadıkları, hısımlarının başına geldiği iddia edilenolay neticesinde başvurucularda oluşan algı, bu algının oluşmasına temel teşkileden özel nedenler ve algının yoğunluğu konusunda başvurucuların yeterinceaçıklıkta beyanlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit karşısındabaşvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilebilmesinin yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmediklerinoktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesinigerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.
55. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlamayükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniiddia etmektedir.
57. Başvuru formları incelendiğinde başvurucuların Anayasa’nın35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233 sayılı Kanunkapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddiaedilmiş; idari yargı makamlarının tazminat başvurusuna ilişkin söz konusudüzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaledildiğini ileri sürülmüştür.
58. Başvurucular tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiğihususundaki iddialarının yargılamanın sonucuna dayandırıldığı, yargılamasürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesindebaşvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına veyargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının elinden alındığına dair bir bulguda saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin derece mahkemelerinceadil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespitedilmiş olduğundan mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarınayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik dışında diğerbaşvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik tarafındanyapılan yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetlerine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilenbaşvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA,
17/2/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
3
4
5
6
7
A
Başvuru
Numarası
2013/4566
2013/4567
2013/4571
2013/4572
2013/4573
2013/4576
2013/4577
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Ahmet
Çiftçi
Heybet
Çiftçi
Niyazi Çiftçi
Rıza
Çiftçi
Yasin
Barlık
Mehmet Barlık
Şükrü
Çiftçi
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
5/9/2007
13.748
5/9/2007
13.500
5/9/2007
13.753
5/9/2007
13.745
5/9/2007
13.752
5/9/2007
13.749
10/9/2007
13.762
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
28/1/2011
2011/1-912
28/1/2011
2011/1-892
28/1/2011
2011/1-916
28/1/2011
2011/1-899
28/1/2011
2011/1-915
28/1/2011
2011/1-902
28/1/2011
2011/1-905
E
Dava
Tarihi
28/4/2011
28/4/2011
30/4/2011
28/4/2011
26/5/2011
14/4/2011
26/5/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
15/2/2012
15/2/2012
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
-
-
-
-
-
-
-
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
Sıra
8
9
10
11
12
13
14
A
Başvuru
Numarası
2013/4582
2013/4584
2013/4585
2013/4590
2013/4592
2013/4604
2013/4606
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Ercan
Çiftçi
Nevzat
Çiftçi
Sabri
Çiftçi
Hamdullah
Çiftçi
Cuma
Çiftçi
Abdullah
Çiftçi
Hamdullah
Çiftçi
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
6/9/2007
13.485
13/9/2007
13.493
10/9/2007
13.766
6/9/2007
13.489
5/9/2007
13.501
6/9/2007
13.488
5/9/2007
13.751
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
28/1/2011
2011/1-928
28/1/2011
2011/1-896
28/1/2011
2011/1-907
28/1/2011
2011/1-931
28/1/2011
2011/1-893
28/1/2011
2011/1-930
28/1/2011
2011/1-914
E
Dava
Tarihi
28/4/2011
28/4/2011
28/4/2011
14/4/2011
14/4/2011
28/4/2011
28/4/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
15/2/2012
15/2/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
-
-
-
-
-
-
-
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
Sıra
15
16
17
18
19
20
21
A
Başvuru
Numarası
2013/4610
2013/4611
2013/4613
2013/4615
2013/4616
2013/4625
2013/4628
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Cengiz
Çiftçi
Gülamir Çiftçi
Salih
Çİftçi
Mesut
Barlık
Turan
Çiftçi
Yaşar
Çiftçi
Cemal
Çiftçi
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
5/9/2007
13.754
6/9/2007
13.487
10/9/2007
13.761
5/9/2007
13.750
5/9/2007
13.502
5/9/2007
13.744
10/9/2007
13.767
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
28/1/2011
2011/1-917
28/1/2011
2011/1-929
28/1/2011
2011/1-922
28/1/2011
2011/1-913
28/1/2011
2011/1-894
28/1/2011
2011/1-936
28/1/2011
2011/1-924
E
Dava
Tarihi
26/5/2011
14/4/2011
14/4/2011
14/4/2011
26/5/2011
14/4/2011
26/5/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
15/2/2012
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
-
-
-
-
-
-
-
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
Sıra
22
23
24
25
26
27
28
A
Başvuru
Numarası
2013/4633
2013/4640
2013/4657
2013/4658
2013/4660
2013/4661
2013/7551
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Namık
Çiftçi
Şahin
Çiftçi
Mirze Sosyal
Niyazi
Çiftçi
Ferzende Çiftçi
İbrahim
Çiftçi
Sadettin Çelik
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
5/9/2007
13.755
5/9/2007
13.746
5/9/2007
13.495
6/9/2007
13.492
6/9/2007
13.491
5/9/2007
13.498
6/9/2007
13.438
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
28/1/2011
2011/1-918
28/1/2011
2011/1-900
28/1/2011
2011/1-938
28/1/2011
2011/1-934
28/1/2011
2011/1-933
28/1/2011
2011/1-941
6/1/2011
2011/1-41
E
Dava
Tarihi
28/4/2011
14/4/2011
26/5/2011
28/4/2011
14/4/2011
28/4/2011
22/2/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
15/2/2012
25/11/2011
5/4/2012
15/2/2012
15/2/2012
15/2/2012
23/11/2011
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
6/3/2013
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
-
-
-
-
-
-
-
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
6 ay
Sıra
29
30
31
32
33
A
Başvuru
Numarası
2013/9192
2014/269
2014/270
2014/3436
2014/7394
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Recep
Yıldırım
Fikret
Çiftçi
Naif
Çiftçi
Yahya
Çiftçi
Fahri
Tunç
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
13/9/2007
13.851
5/9/2007
13.494
15/12/2007
14.484
5/9/2007
13.756
6/9/2007
13.105
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
6/7/2011
2011/1-1489
28/1/2011
2011/1-937
28/1/2011
2011/1-925
28/1/2011
2011/1-903
21/1/2011
2011/1-534
E
Dava
Tarihi
12/9/2011
16/5/2011
14/4/2011
26/5/2011
28/4/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
22/2/2012
15/2/2012
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
13/11/2013
31/1/2013
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/9/2013
18/9/2013
18/9/2013
-
12/11/2013
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
6 yıl
6 yıl
5 yıl
9 ay
6 yıl
2 ay
6 yıl
2 ay