TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TEMİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6209)
Karar Tarihi: 29/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Ahmet TEMİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklu ve hükümlülerin kendi aralarında sohbetettikleri, ziyaretçi kabul ettikleri ve aileleriyle açık görüş yaptıklarımekâna ceza infaz kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirilmesi vebu suretle konuşmaların kayıt altına alınması nedeniyle özel hayata saygıhakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/8/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıvasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/11/2015 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/11/2015tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm tarafından 29/2/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 29/2/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü4/5/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş8/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 17/5/2016 tarihinde ibraz etmiştir
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. (Kapatılan) Diyarbakır 4. Devlet Güvenlik Mahkemesinin15/12/1995 tarihli ve E.1995/46, K.1995/738 sayılı kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan birkısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediğikanaati ile başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu, Ankara Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliCeza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
11. Mahkûmlar tarafından 15/3/2013 tarihinde, Ceza İnfazKurumunun B1 Blok açıkgörüş salonunda masalarınaltına yerleştirilmiş vaziyette ortam dinleme cihazları bulunmuş vecihazlar yetkililere teslim edilmiştir.
12. Mahkûmlar ve Ceza İnfaz Kurumu nöbetçi 2. müdürü tarafındanimzalı 15/3/2013 tarihli tutanakta anılan tarihte, saat 10:30'da B1 Blok açıkgörüş salonunda toplam dört adet ortam dinleme cihazıbulunduğu, kurum fotoğrafçısı tarafından cihazların fotoğrafının çekildiğibelirtilmiştir.
13. Başvurucu ve birçok mahkûm görüş salonunaCezaİnfaz Kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirildiği, bu suretlekonuşmalarının kayıt altına alındığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur.
14. Başvurucu 20/3/2013 tarihli suç duyurusu dilekçesinde, görüşsalonunda tutuklu ve mahkûmların hem kendi aralarında sohbet edebildikleri hemde aileleriyle açık görüş yaptıkları ve diğer ziyaretçilerini kabulettiklerini, bu konuşmalarının dinlenmiş olması nedeniyle özel hayatıngizliliği ilkesine aykırı davranıldığını, söz konusu mekânda bulunan kamerakayıtlarının incelenerek dinleme cihazlarının kim tarafından yerleştirildiğininbulunmasını ve ilgililerin cezalandırılmasını talep etmiştir.
15. Aralarında başvurucunun bulunmadığı bir grup mahkûmundilekçesi Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının (önceki ismiyle SincanCumhuriyet Başsavcılığı)2013/8990 sayılı soruşturma dosyasında işleme konmuş vesoruşturma açılmıştır.
16. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/8990 sayılıdosyasında yer alan6/5/2013 tarihli "Dosyaİnceleme Tutanağı"ndaşu tespitlere yer verilmiştir:
"Ankara 2 No.lu F Tipi ...Ceza İnfazKurumunda hükümlü/tutuklu olarak bulunan ...nınkurumda dinleme cihazı bulunması ile ilgili şikayetleri üzerine yürütülensoruşturmada C.Başsavcılığımız tarafından kurummüdürlüğüne, kurum bünyesinde dinleme yapılması ile ilgili mahkeme kararıbulunup bulunmadığının, varsa ... kararın gönderilmesi talebi ile yazıyazıldığı, kurum müdürlüğü tarafından gönderilen kararın incelenmesinden Ankara (TMK 10. Maddesi ile görevli) 1 No.luHakimliğinin 11/3/2013 tarihli kararı ile kararda ismi yazılıbulunan hükümlü/tutuklular yönünden kararda belirtilen yerlerdekifaaliyetlerinin teknik araçlar ile izlenmesine, ses veya görüntü kaydıalınmasına dair karar verildiği görülmekle mahkeme kararının dosya içine alınmamasına,dosya inceleme tutanağının imza altına alınmasına karar verildi."
17. Aynı dosyada bulunan ve Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık MuhabereBürosuna gönderilen 13/5/2013 tarihli yazıda, yapılan aramalar sonunda Cezaİnfaz Kurumu B1 Blok açık görüş salonunda toplam dört adet dinleme cihazıbulunduğu, avukat görüşme odasında dinleme cihazı bulunmadığı bildirilmiştir.
18. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarındabaşvurucunun bulunmadığı bir grup mahkûmun şikâyetiyle ilgili olarak yürütülensoruşturma sonucunda 6/5/2013 tarihli ve Soruşturma No: 2013/8990, K.2013/4407sayılı kararla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararıngerekçesi şöyledir:
"C. Başsavcılığımız tarafından kurummüdürlüğüne yazılan 30/4/2013 tarihli yazı ile tespit edilen dinleme cihazınınyerleştirilmesi ile ilgili yetkili mahkeme kararı bulunup bulunmadığınınsorulduğu, kurum müdürlüğü tarafından gönderilen Ankara (TMK 10. maddesiylegörevli) 1. No.lu Hakimliğinin kararının incelenmesinde konuyla ilgiliolduğunun görüldüğü, dolayısıyla iddia edilen dinlemenin mahkeme kararınadayandığı, kurum görevlilerinin suç işleme durumlarının bulunmadığı anlaşıldığından,şüpheli kurum görevlileri hakkında üzerlerine atılı suçtan dolayı kamu adınakovuşturma yapılmasına yer olmadığına...kararverildi."
19. Anılan karara ilgililer tarafından yapılan itiraz Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 27/6/2013 tarihli ve2013/537Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir.
20. Başvurucunun 20/3/2013 tarihli suç duyurusu dilekçesinin dearalarında bulunduğu diğer bir grup mahkûmun dilekçesi ise Ankara BatıCumhuriyet Başsavcılığının 2013/13320 sayılı soruşturma dosyasında işlemealınmış; Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/5/2013 tarihli ve2013/13320, K.2013/5500Soruşturma sayılı kararla "Bahse konuiddialarla ilgili Başsavcılığımızın 2013/8990 sayılı dosyasında soruşturmayapılarak soruşturma sonucunda dinleme aletinin yerleştirilmesinin yetkili vegörevli mahkeme kararına dayandığı gerekçesiyle 6/5/2013 tarihli ve K.2013/4407sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin tespit edildiği,aynı suçtan aynı şüpheliler hakkında yeni delil bulunmaması sebebiyle ...kamu davasıaçılamayacağı anlaşıldığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir.
21. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masası tarafındanAnayasa Mahkemesine gönderilen 8/2/2016 tarihli yazı ve eklerinde, başvurucununanılan karara 10/6/2013 tarihli itirazınınAnkara 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2013 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararıile reddedildiği bildirilmiştir.
22. Ancak Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2013 tarihli ve2013/605 Değişik İş sayılı kararının, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının2013/13320, K.2013/5500Soruşturma sayılı kararı hakkında olmadığı, (3/5/2013tarihli ve 2012/3183 soruşturma sayılı ek takipsizlik kararına ilişkin olduğu),itiraz edenler arasında başvurucu Ahmet Temiz'in isminin de bulunmadığı, bunakarşılık anılan kararın 29/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği tespitedilmiştir. Başvurucu 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
23. Başvurucunun itirazı üzerine verilen kararın gönderilmesinedair Anayasa Mahkemesinin yazısına Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masasıtarafından verilen 12/4/2016 tarihli cevapta, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin8/4/2016 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararıyla anılan Mahkemenin1/7/2013 tarihli ve 2013/605 Değişik İş sayılı kararının 31/5/2013 tarihli ve2013/13320, K.2013/5500 Soruşturma sayılı karara ilişkin olduğu, karardakiolaya uymayan ibarelerin sehven yazılmış olduğunun anlaşıldığı bildirilmiştir.
24. Anayasa Mahkemesinin 21/3/2016 tarihli yazısıyla Ankara BatıCumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfazKurumu Müdürlüğünden ortam dinlemesi yapılmasına dair(TMK10. madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğinin 11/3/2013 tarihli kararınıngönderilmesi istenilmiştir.
25. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masasının 5/4/2016tarihinde kayda giren 31/3/2016 tarihli yazısı ekinde "Gizli" ibareli olarak anılankarar gönderilmiştir.
26. (TMK 10. madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğinceverilen 11/3/2013 tarihli ve K.2013/172 sayılı kararda (TMK 10. madde ilegörevli) AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca isimleribelirtilen şahıslar hakkında soruşturma yürütülmekte olduğu, bu kapsamda teknikaraçlarla izleme kararı talep edildiği, soruşturma dosyası kapsamına göre talepedilen tedbirin soruşturmayı açıklığa kavuşturacak nitelikte olduğu, teknikaraçlarla izleme sayesinde örgütlü suçlarla mücadelede elde edilen kazanımlardikkate alınarak ve başka suretle delil elde etme olanağı bulunmadığıanlaşıldığından kararda isimleri yazılı bulunan hükümlü/tutuklular yönündenkararda belirtilen yerlerdeki faaliyetlerin teknik araçlar ile izlenmesine, sesveya görüntü kaydı alınmasına karar verilmiştir. Anılan kararda söz konusutedbirin Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun açık görüşalanında 15/3/2013 tarihinden geçerli olmak üzere bir hafta süreyleuygulanacağı belirtilmiştir. Kararda, ilgili mahkûmlar yönündenteknikaraçlarla izleme tedbirinin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 140. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca uzatıldığı ifadeedilmiştir. Bununla birlikte ilk defa hangi tarihte söz konusu tedbirinuygulanmaya başlandığı belirtilmemiştir.
27. (TMK 10. madde ile görevli) Ankara 1 No.lu Hâkimliğinceverilen 11/3/2013 tarihli teknik araçlarla izlemeye ilişkin karardabaşvurucunun ismi bulunmamaktadır.
28. Aynı konuda Ankara Valiliği İl İnsan Hakları Danışma veBaşvuru Masası tarafındanCeza İnfaz Kurumundainceleme yapılmış, aralarında başvurucunun da bulunduğu mahkûmlarla görüşmelergerçekleştirilmiştir. Bu inceleme sonucunda hazırlanan ve Ankara Valiliğinin17/7/2013 tarihli ve 17751 sayılı yazısıyla Ankara Batı CumhuriyetBaşsavcılığına da gönderilen 28/5/2013 tarihli raporda, başvurucunun, dinlemecihazlarının bulunmasına bizzat şahit olmadığı ancak cihazların açık görüşeçıkılan sohbet alanında bulunmuş olması nedeniyle tedirginlik duyduğunu ifadeettiği bildirilmiştir.
B. İlgili Hukuk
29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel hayatın gizliliğini ihlal"kenar başlıklı 134. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
" Kişilerin özel hayatının gizliliğiniihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesihalinde, verilecek ceza bir kat artırılır."
30. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyüziyaret" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
" (1) Hükümlü,belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarıile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kurumakabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad veadreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve birsaatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ekcümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler içinziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.
(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındakikimselerin ziyaretine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izinverilebilir.
(3) Görüşler, koşul ve süreleri AdaletBakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimdeyaptırılır."
31. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in "Kapalı görüş" kenar başlıklı 7.maddesi şöyledir:
“Kapalı görüş, hükümlü ve tutuklular ileziyaretçilerinin her türlü maddi temasının önlendiği, konuşulanların hazır bulunangörevli tarafından işitilebilecek şekilde izlenebildiği ve ceza infaz kurumuidaresinin bu iş için tahsis ettiği özel bölümde yapılan görüşmelerdir.”
32. Anılan Yönetmelik'in "Açıkgörüş"kenarbaşlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevlitarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş içintahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.”
33. Anılan Yönetmelik'in "Açıkgörüş yapılacak yer"kenarbaşlıklı 16. maddesi şöyledir:
“Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda veeklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı takdirde,ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır."
34. Anılan Yönetmelik'in "Görüşsüresi ve saatleri" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
“Açık ziyaretler, bir saatten fazla olmamakkaydıyla 09.00 - 17.00 saatleri arasında yaptırılır.Ziyaret süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işler.”
35. Anılan Yönetmelik'in "Açıkgörüşe ilişkin diğer konular" kenar başlıklı 18. maddesişöyledir:
“Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açıkgörüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplaroluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere,hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara veziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.
Belirtilen gün ve saatler dışında görüşyaptırılmaz, bir defa görüş yapan hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilere aynıgörüşle ilgili olarak ikinci defa izin verilmez.
Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüşyerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli birşekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır.Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğununanlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.
Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadardış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur.
Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açıkgörüş şeklinde yapar.”
36. Bakanlığın 22/1/2007 tarihli ve 45/1 sayılı Ceza İnfazKurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge'sinin "OrtakEtkinlikler" başlıklı üçüncü bölümünde aşağıdaki hususlardüzenlenmiştir:
“(1) Hükümlü ve tutuklular işlediklerisuçlara, kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak,güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmışiyileştirme programları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışmaile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksekgüvenlikli kurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde onkişiyi aşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacakhükümlü tutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumunolanakları dikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirme programlarınınamaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden buuygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikler yapılabilir.
...
(13) Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığıölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü vetutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açıkgörüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesindehaftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir.Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşleriniaksatmayacak şekilde yaptırılır.”
37. 5271 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan "Teknik araçlarla izleme" kenarbaşlıklı 140. maddesi şöyledir:
“(1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleribulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığınkamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, sesveya görüntü kaydı alınabilir:
a) Türk Ceza Kanunundayer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde79, 80),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veticareti (madde 188),
4. Parada sahtecilik (madde 197),
5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedive sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
6. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227, fıkra 3)
7. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
8. Rüşvet (madde 252),
9. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleriniaklama (madde 282),
10. Silahlı örgüt (madde 314) veya buörgütlere silah sağlama (madde 315),
11. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk(madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile DiğerAletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlananve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanansuçlar.
(2) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesindesakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir.Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmidörtsaat içinde hâkim onayına sunulur.
(3) Teknik araçlarla izleme kararı en çok dörthaftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir defaya mahsus olmaküzere uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/19 md.)Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekligörülmesi halinde, hâkim bir haftadan fazla olmamak üzere sürenin müteadditdefalar uzatılmasına karar verebilir.
(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılansuçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; cezakovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısınıngözetiminde derhâl yok edilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutundauygulanamaz.”
38. 14/2/2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Öngörülen Telekomünikasyon YoluylaYapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzlemeTedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in “Teknik araçlarla izleme talebi ve kararı" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
" (1) Bu Yönetmeliğin 18 inci maddesindebelirtilen suçlardan biri dolayısıyla yapılan soruşturmalarda, suçunişlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretledelil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdekifaaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydıalınabilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, birinci fıkradakikoşulların varlığı halinde, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kollukgörevlileri tarafından kendisine bildirilen teknik araçlarla izlemeye ilişkinbilgi ve belgeleri de ekleyerek karar vermesi için hâkimden talepte bulunur.
(3) Cumhuriyet savcısı gerekli koşullarınvarlığını saptadığında, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde teknik araçlarlaizlemeye karar verebilir ve kararını 24 saat içinde hâkimin onayına sunar. Butalebi sırasındakararını verdiği saat ile hâkimdentalepte bulunduğu saati belirtir. Talebi alan hâkim nöbeti bitse de evrakısonuçlandırmakla yükümlüdür. Hâkim tarafından aksine karar verilmesi halindetedbir kararı Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.
(4) Bu işlerde görevlendirilecek katipler ağırceza merkezlerinde komisyon tarafından, diğer yerlerde ceza hâkimleri ileCumhuriyet Başsavcısı veya kıdemli Cumhuriyet savcısı tarafından birliktebelirlenir. Cumhuriyet başsavcılığınca gönderilen talebin üzerine hâkimtarafından havale yapılır. Talep, mahkemenin değişik iş defterine içeriğigösterilmeksizin bu iş için görevlendirilen ilgili zabıt katibitarafından kaydedilir. Hangi mahkemenin değişik iş defterine kaydedilmişse iş omahkemenin hâkimi tarafından sonuçlandırılır. Verilen kararlar tutanaklaCumhuriyet başsavcılığına teslim edilir ve mahkeme kaleminde kalan suretiningizli tutulması için ilgili hâkim tarafından gerekli tedbir alınır. Söz konusukararlar tedbir süresince değişik iş kartonuna takılmaz. Tedbirin sona erdiğiöğrenildiğinde ilgili kartonuna ilave edilir.
(5) Bütün bu işlemler sırasında gizliliğeuyulur.
(6) Teknik araçlarla izlemeye ilişkin kararlarkolluğa yazılı olarak bildirilir.”
39. Anılan Yönetmelik'in "Teknikaraçlarla izlemeye ilişkin talep ve kararların içeriği" kenarbaşlıklı 16. maddesi şöyledir:
" (1) Teknik araçlarla izlemeye ilişkintalep ve kararlarda aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
a) Soruşturma numarası,
b) İzlenecek şüpheli veya sanığın kimliği,
c) Kararın hangi suçun soruşturulması içinistendiği, bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu,
ç) İzleme süresi,
d) Başka suretle delil elde edilmesi imkânınınbulunmadığı hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler. "
40. Anılan Yönetmelik'in "Tedbirinkapsamı" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
" (1) Teknik araçlarla izlemeye ait talepve kararlar aynı soruşturmayla ilgili olmak üzere birden fazla kişiyikapsayabilir.
(2) Karar süresince, izlenecek kişilerinişyeri veya kamuya açık yerlerdeki tüm faaliyetleri izlenebilir, görüntülenebilirve kayda alınabilir. Kişilerin konut olarak kullandığı yerlerde teknikaraçlarla izleme yapılamaz.
(3) İzlemeden maksat, belirli bir süre devameden ve kişilerin hareket veya ilişkilerinin görüntülenmesi ya da yaptıklarıkonuşmalarının tespiti amacını güden işlemlerdir.
(4) Kişilerin işledikleri suçların delil, iz,emare ve eserlerinin tespiti maksadıyla yapılmış bireysel saptamalar izlemesayılmaz."
41. Anılan Yönetmelik'in "Tedbirinuygulanabileceği suçlar" kenarbaşlıklı 18. maddesi şöyledir:
"Teknik araçlarlaizleme tedbiri ancak Ceza Muhakemesi Kanununun 140 ıncımaddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinin iki, yedi ve sekizinci fıkralarında yer alansuçların bir terör örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde bu suçlariçin de teknik araçlarla izleme tedbirine başvurulabilir."
42. Anılan Yönetmelik'in "Teknikaraçlarla izleme işlemi" kenar başlıklı 19. maddesi şöyledir:
" (1) İzlenen kişinin iş yeri ve kamuyaaçık yerlerdeki her türlü faaliyeti teknik araçlarla gizli olarakgözetlenebilir, izlenebilir, ses ve görüntü kaydı alınabilir.
(2) Ses kayıtları bu Yönetmeliğin ekinde yeralan EK-3 sayılı Teknik Araçlarla İzleme Sonucu Elde Edilen KonuşmalarınÇözümüne İlişkin Tutanak ile yazılı metin haline getirilir. Görüntü kayıtlarıbelge haline getirilebilir. Ses ve görüntü kayıtlarının belgelendirilmelerisırasında uzmanlardan yararlanılabilir. Belgelendirme işlemleri bir tutanağabağlanır.
(3) Ses ve görüntü kayıtlarının tümümühürlenerek Cumhuriyet savcısına teslim edilir."
43. Anılan Yönetmelik'in "Süre"kenar başlıklı 20. maddesi şöyledir:
" (1) Teknik araçlarla izlemeye en fazladört haftalık süre için karar verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir defayamahsus olmak üzere dört haftadan fazla olmamak kaydıyla uzatılabilir.
(2) Bu süre, örgütün faaliyeti çerçevesindeişlenen suçlarla ilgili olarak, gerekli görülmesi hâlinde, hâkim tarafından birhaftadan fazla olmamak üzere müteaddit defalar uzatılabilir.
(3) Teknik araçlarla izlemede süre, kararınilgili kolluk birimine yazılı olarak tebliğinden itibaren başlar. Karar en geç24 saat içerisinde kolluk birimine ulaştırılır. Aksi hâlde süre 24 saatinsonunda işlemeye başlar.
(4) İzleme süresi kesintisiz olarak devameder. Bu süre içinde gerçekleştirilen işlemler ve ara vermeler yazılı olarakkayda alınır.
(5) Kararın uygulanması sırasında, Kanundaöngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphe ortadan kalkarsa, tedbirCumhuriyet savcısının yazılı emri ile derhâl kaldırılır."
44. Anılan Yönetmelik'in "İmha"kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:
"Tedbir kararının uygulanması sırasındaşüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya dagecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilenkararın hâkim tarafından onaylanmaması hâlinde, tedbirin uygulanmasınaCumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda elde edilendeliller Cumhuriyet savcısının gözetiminde uygun görülen şekilde derhal imha edilirve bu hususta bir tutanak düzenlenir.
(2) Teknik izleme sürecinde elde edilendeliller ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı takdirde Cumhuriyetsavcısının gözetiminde derhâl yok edilir ve durum bu Yönetmeliğin ekinde yeralan EK-2 sayılı İmha Tutanağına kaydedilir.
(3) Veri taşıyıcısının üzerindeki kayıtlarınsilinmesi suretiyle de birinci fıkra hükümleri yerine getirilebilir. Başka birkopyanın da kalmadığı açıkça belirtilerek silme işlemi tutanağa bağlanır.
(4) Veri taşıyıcısının Cumhuriyetbaşsavcılığına gönderilmesinden sonra gerekmesi hâlinde imha işlemi Cumhuriyetsavcısının belirleyeceği yöntemle gerçekleştirilir."
45. Anılan Yönetmelik'in "Teknikaraçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen deliller" kenarbaşlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Teknik araçlarla izleme sırasındayapılmakta olan soruşturmayla ilgisi olmayan ancak, 18 inci maddede belirtilensuçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilmesihâlinde; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet başsavcılığınaderhâl bildirilir."
46. Avrupa KonseyiBakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC(2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararları'nda hükümlü vetutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:
"Dış Dünya ile İlişki
24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıktamektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerleve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerinmahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24. 2 Devam etmekte olan bir cezasoruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suçişlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesihalinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancakadli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu türkısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim kurmasıkısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları belirlemelidir,
24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerineve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyaylayeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bununiçin onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
47. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu ve mahkûmların hemkendi aralarında sohbet edebildikleri hem de aileleriyle açık görüş yaptıklarıve diğer ziyaretçilerini kabul ettikleri mekânda 15/3/2013 tarihinde dinlemecihazları bulunduğunu, aynı yerde kendisinin de ailesi ve arkadaşları ileyaptığı görüşmelerin bu suretle dinlenerek kayıt altına alındığını, bu şekildemahremiyetine dokunulduğundan 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri ile Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinin ve Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş; faillerin cezalandırılması ve 5.000 TL manevi tazminat verilmesitalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvurudabulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).
50. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Bir ihlal iddiasına ilişkinolarak başvurulabilecek birden fazla etkili başvuru yolunun bulunması durumundakural olarak başvurucunun aynı amacı taşıyan başvuru yollarının tamamınıtüketmesi beklenemez. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklîolarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala riayetin denetlenmesinde münferitbaşvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuksisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil aynı zamanda bunlarınuygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimdeele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden başvuruyollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getiripgetirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§28-30).
51. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaAnayasa'nın 20. maddesi esas itibarıyla bireyi kamu makamlarının keyfîmüdahalesine karşı korumakla birlikte devletin sadece böyle bir müdahaledebulunmaktan kaçınmasını gerektirmemekte, belirtilen negatif yükümlülüğün yanısıra özel ve aile yaşamına etkili bir şekilde saygı gösterilmesi noktasındakipozitif yükümlülükleri de kapsamına almaktadır. Bu yükümlülükler, bireylerinkendi aralarındaki ilişkiler alanında olsa dahi özel yaşama saygıyı sağlamayıhedefleyen tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar. Anayasa'nın 20. maddesi "Devletin temel amaç ve görevleri" kenarbaşlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte ele alındığında belirtilenpozitif yükümlülüklere işaret etmektedir. Ancak devletin bu müdahalelere karşı etkilimekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, tüm müdahale türlerinintamamı açısından mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gereklikılmaz. Bireyin korunması iddiaya konu müdahale ve korunan hukuki yarara bağlıolarak hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür (IşılYaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, §43).
52. Ancak başvuruya konu olayda söz konusu olduğu gibi özelliklekonusu suç teşkil eden ve kişinin özel hayat unsurları üzerinde önemli etkilerdoğuran eylem biçimleri açısından farklı bir değerlendirme yapılması gerekir (Mehmet Arif Kılınç,B. No: 2013/1656, 16/7/2014, § 26).
53. 5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal suçtur. Dolayısıyla somut olayda konususuç teşkil eden ve bireyin ailesi ve arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerinizlenerek kayda alınmasına dair bir müdahale iddiasının söz konusu olmasınedeniyle başvurucunun faillerin ortaya çıkarılması için başvurduğu ceza soruşturmasınındaha yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoluolduğu anlaşılmaktadır.
54. Bu durumda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
55. Başvurucu; Cezaevinde kendi aralarında sohbet ettikleri veaileleriyle açık görüş yaptıkları mekânda Cezaevi idaresi tarafındanyerleştirilen dinleme cihazlarının bulunduğunu, kendisinin de görüşmelerindeanılan mekânı kullandığını, görüşmelerinin bu şekilde kaydedilmiş olmasınedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden başvurucuhakkında teknik araçlarla izlemeye dair bir karar bulunmadığından başvurucununözel hayatına müdahalede bulunulmadığı, bu nedenle mağdur sıfatı yönündendeğerlendirme yapılması gerektiği, esas bakımından ise Ankara 1 No.lu Hâkimliğitarafından verilen karara uygun olarak tedbir uygulandığı, söz konusu tedbirinSözleşme'nin 8. maddesi ve Anayasa'nın 20. maddesinde öngörülen güvencelereuygun olduğunun değerlendirildiği bildirilmiştir.
57. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta hakkındaverilmiş bir mahkeme kararı olmadığı hâlde görüşmelerinin kayda alınmasınınihlal oluşturduğunu, Cezaevindeki kamera görüntülerinin incelenerek faillerinbulunmasını talep etmesine rağmen Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı şikâyetiyeterince incelemeden reddettiğini belirtmiştir.
58. Anayasa'nın "Özelhayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz vebunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidörtsaat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadanitibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,el koyma kendiliğinden kalkar..."
59. Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayata ve ailehayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahipolduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşme'nin 8. maddesinde de özel ve ailehayatına saygı hakkı korunmuştur. Bu kapsamda özel hayata saygı hakkı, gerek Anayasa’da gerekse Sözleşme’degüvence altına alınmaktadır.
60. “Özel hayat”, “özel bir sosyal hayat” sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğinigeliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altına almaktadır (Serap Tortuk, B.No: 2013/9660,21/1/2015,§ 31). Bu yönü ile birliktedeğerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzereçevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §29; Bülent Polat [GK], B. No:2013/7666, 10/12/2015,§ 62).
61. Bir kişinin diğer kişilerle etkileşime geçtiği alan, kamuyaaçık bir alan olsa bile kişinin "mahremiyet meşru beklentisine" sahipolduğunu gösteren koşulların var olması hâlinde "özel hayat" kapsamına girebilecektir (P.G. ve J.H./Birleşik Krallık, B. No:44787/98, 25/9/2001, § 56; Peck/Birleşik Krallık, B. No: 44647/98 , 28/01/2003,§ 57).
62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), görsel verilerikaydetmeyen bir cihazla görüntü alınarak kişinin hareketlerinin veyaşadıklarının kamuya açık alanda izlenmesinin özel hayatın kendisine birmüdahale teşkil etmediğini belirtmektedir (Perry/BirleşikKrallık, B. No: 63737/00, 17/7/2003, § 38). Ancak kamu alanındaki butür bilgilerin düzenli veya kalıcı olarak kaydı söz konusu olunca özel hayatlailgili konular ortaya çıkabilir. Yani eğer izleme sistemli bir şekilde yapılıyorsave kayıt altına alınıyorsa bireyin özel yaşamına müdahale söz konusuolabilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Rotaru/Romanya [BD], B. No:28341/95, 4/5/2000, §§ 43, 44).
63. AİHM'e göre bir kişinin evininveya özel mülkünün dışında alınan önlemlerin, kişinin özel hayatına dâhil olupolmadığının belirlenmesinde gözönünde bulundurulmasıgereken birkaç unsur vardır. İnsanlar bazen kamuya açık bir biçimdekaydedilebilen veya rapor edilebilen faaliyetlere bilerek dâhil oldukları içinkişinin mahremiyet hakkındaki makul beklentileri, kararı belirleyen etkenolmasa da önemli olabilir. Sokakta yürüyen bir kişi, kaçınılmaz olarak oradabulunan diğer kişiler tarafından görünür olacaktır. Teknolojik yöntemlerle aynıkamusal mekânın izlenmesi de (kapalı devre televizyon ile güvenlikgörevlilerinin izlemesi) benzer özelliktedir. Ancak kamu alanındaki bu türbilgilerin düzenli veya kalıcı olarak kaydı söz konusu olunca özel hayatlailgili konular ortaya çıkmaktadır. İşte bu nedenle güvenlik görevlileritarafından belirli bir birey hakkında toplanan dosyalar, söz konusu bilgimüdahaleci veya gizli bir yöntemle toplanmamış olsa bile Sözleşme'nin 8.maddesi kapsamına girer (P.G. veJ.H./Birleşik Krallık, § 57).
a. Müdahalenin Varlığı
64. Kamu makamlarının, bireyin özel ve aile hayatına, haberleşmehürriyetine ve haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahaleetmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamındayer almaktadır. Bireylerin kamu makamları tarafından gizli bir şekildeizlenmesi özel ve aile hayatına yönelik ağır bir müdahale oluşturur (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Klass vediğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978,§41; Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00,24/6/2004, §§51, 52).
65. Başvurucu tutuklu ve hükümlülerin kendi aralarında sohbetettikleri, ziyaretçi kabul ettikleri ve aileleriyle açık görüş yaptıklarımekâna Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından dinleme cihazı yerleştirilmesi vebu suretle konuşmaların kayıt altına alınması nedeniyle özel ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Olay ve olgular kısmında da belirtildiği üzere (TMK 10.madde ile görevli) Ankara 1. No.lu Hâkimliğince verilen 11/3/2013 tarihlikararla, isimleri belirtilen hükümlü/tutuklular yönünden 2 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun açık görüş alanında 15/3/2013 tarihindengeçerli olmak üzere bir hafta süreyle teknik araçlarla izleme yapılmasınahükmedilmiştir. Kararda başvurucunun ismi bulunmamaktadır. Ceza İnfaz Kurumu 2.Müdürü ve bazı mahkûmların birlikte düzenlediği 15/3/2013 tarihli tutanakta,anılan tarihte, saat 10.30'da B1 Blok açıkgörüşsalonunda toplam dört adet ortam dinleme cihazı bulunduğu belirtilmiştir (bkz.§ 12).
67. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri HakkındaYönetmelik'in "Açık görüş"kenar başlıklı 13. maddesiuyarınca açık görüşte, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerininkonuşmalarınınhazır bulunan görevli tarafından işitilebilmesi ve izlenmesi mümkündür. Ancaksomut olaydaki durum bundan farklıdır. Somut olayda, açık görüş alanındakonuşmaları gizli şekilde ve sürekli olarak kaydedebilen teknik dinlemecihazları bulunmuştur. Dolayısıyla yukarıda da belirtildiği üzere izlemeninsistemli bir şekilde yapılması ve görüşmelerin kayıt altına alınması durumundabireyin özel yaşamına müdahale söz konusu olabilmektedir. AİHM kararlarındamahkûmların görüşmelerinin izlenmesi ve gözlemlenmesinin onların belli birmahremiyete sahip olduğu düşüncesini ortadan kaldırmadığı, konuşmalarınkaydedilmesinin özel hayata müdahale kabul edilmesi gerektiği ifadeedilmektedir (Wisse/Fransa, B. No: 71611/01, 20/12/2005, §30).
68. Dosyada başvurucunun tekniktakibeilişkin tedbirin uygulandığı tarihlerde açık görüş alanında ziyaretçileriylegörüşüp görüşmediği konusunda bir bilgi bulunmamakla birlikte söz konusumekânın tüm tutuklu ve mahkûmlar tarafından kullanılabilen dolayısıylabaşvurucunun da kullanımına açık bir mekân olması nedeniyle başvurucunun özelhayata saygı hakkına ilişkin makul ve savunulabilir bir iddiasının bulunduğuanlaşılmıştır.
69. Başvuru konusu olayda özel hayata saygı hakkının usul boyutuyönünden yapılan incelemede (bkz. §§ 87, 88) ayrıntılı bir şekilde ortayakonduğu üzere başvurucunun teknik araçlarla izleme tedbirinin uygulandığıtarihlerde açık görüş alanında ziyaretçileriyle görüşüp görüşmediği, görüşmüşise görüşmelerinin kamu makamları tarafından kayda alınıp alınmadığı, hakkındabu şekilde kayıt tutulmuş ise bu kayıtların akıbeti hususları bilinmemektedir.Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kamera kayıtlarının incelenerek dinlemecihazlarının kim tarafından yerleştirildiğinin bulunmasını ve ilgililerincezalandırılmasını talep ederek suç duyurusunda bulunmuş; Ankara BatıCumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada anılan hususlar hakkında araştırmave değerlendirme yapılmamıştır.
70. Bireysel başvuru dosyasında teknik araçlarla izlemeye dairsöz konusu tedbirin ilk defa hangi tarihteuygulamayakonulduğu hususunda bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte teknik araçlarlaizlemeye dair (TMK 10. madde ile görevli) Ankara 1. No.lu Hâkimliğince verilenkararda tedbirin uzatıldığından bahsedilmesinden dolayı söz konusu tedbirin15/3/2013 tarihinden daha önceki bir tarihten itibaren uygulandığıanlaşılmaktadır.
71. Buna göre söz konusu mekânın tüm tutuklu ve mahkûmlartarafından kullanılabilen, dolayısıyla başvurucunun da kullanımına açık birmekân olması ve teknik araçlarla izleme tedbirinin cihazların bulunduğu15/3/2013tarihinden daha önceki bir tarihten itibaren uygulanması nedeniylebaşka mahkûmlar hakkında mahkeme kararına dayanan teknik takibin icra edildiğimekânda başvurucunun da ailesi ve arkadaşlarıyla görüşmeler yapmış olması vedolayısıyla bu görüşmelerin de kamu makamları tarafından izlenerek kaydaalınmış olması makul bir olasılıktır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanyürütülen soruşturma sonucunda bu durumun aksine bir tespitin yapılmamış olmasıve cezaevinde bulunması nedeniyle müdahaleyi ispata yarayacak bilgi vebelgeleri temin etme imkanı sınırlı olan başvurucuya müdahalenin varlığınıispata yönelik daha ağır bir külfet de yüklenemeyeceği dikkate alınarak,başvurucunun hakkında verilmiş bir mahkeme kararı olmadığı hâlde özel hayatailişkin görüşmelerinin kayda alındığı iddiasının kabulü gerekmektedir.Bunagöre başvurucunun özel hayata saygı hakkına kamu makamlarınca müdahaledebulunulmuş olduğu sonucuna varılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
72. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitlinedenlerle özel hayatın korunması hakkına sınırlamalar getirilebileceğibelirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesininbirçok kararında da “temel hak vehürriyetlerin doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nınbaşka maddelerinde yer alan kurallar da temel hak ve hürriyetlerin doğalsınırını oluşturur. Bir başka deyişle, temel hak ve özgürlüklerin kapsamının veobjektif uygulama alanının her bir norm yönünden bağımsız olarak değilAnayasa’nın bütünü içerisindeki anlama göre belirlenmesi gerekir”ifadesine yer verilmiştir (AYM, E. 2012/100. K. 2013/84, 4/7/2013).
73. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
74. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönündebulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanınbütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukungenel kuralları gözönünde tutularak uygulanmasızorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlamakaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 20. maddesinde yerverilen hakların kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
75. Dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelenmesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
i. Kanunilik
76. Temel hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusu olduğundaöncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun hükmünün yanimüdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,§ 36).
77. Kanunilik şartı, hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalarınyalnızca şeklî olarak kanunla düzenlenmesi ile sınırlı olmayıp bunların içerikolarak belirli bir amacı gerçekleştirmeye elverişli olmalarına ilişkingerekliliği de ifade etmektedir. Bu açıdan kanun metni; bireylerin gerektiğindehukuki yardım almak suretiyle hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıylauygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve sonuçlarına dair yeterli derecedeöngörülebilir olmalıdır. Kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesiiçin yeterince ulaşılabilir olması yani vatandaşların belirli bir olayauygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiyesahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğekarşı uygun bir koruma sağlaması, yeterli bir netlikte yetkili makamlaraverilen yetkinin genişliğini ve icra edilme biçimlerini tanımlaması gerekmektedir.Bununla birlikte kanun metninin tüm sonuç veetkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden aranan açıklığın ölçüsü, sözkonusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği alan ile hitap ettiği kitleninstatüsü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarak belirlenebilir. Buözelliklere sahip bir kanunun aynı zamanda kolaylıkla erişilebilir nitelikteolması gerekir (Günay Okan, B.No: 2013/8114, 17/9/2014, § 23; Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015 §63; AYM, E.2011/62, K.2012/2, 12/1/2012).
78. Somut olayda başvurucunun, özel hayata saygı hakkına yönelikmüdahalenin dayanağı 5271 sayılı Kanun’un "Teknikaraçlarla izleme" kenar başlıklı 140. maddesidir.Müdahaletarihi itibarıyla yürürlükteki hâliyle 140. maddeye göre sadece sınırlı sayıdasayılan suç türleri bakımından yapılan soruşturmalarda, suç işlendiğine ilişkinkuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânınınbulunmaması durumunda hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeCumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdekifaaliyetlerinin ve iş yerinin teknik araçlarla izlenebileceği, ses veya görüntükaydı alınabileceği, Cumhuriyet savcısının kararını en geç yirmi dört saatiçinde hâkimin onayına sunacağı, bu madde hükümlerinin kişinin konutundauygulanamayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddede hakkında teknik araçlarla izlemetedbiri uygulanacak şüpheli veya sanığın kimliğinin Hâkim kararında açık olarakbelirtilmesinin zorunlu olduğu, tedbir kararının en çok dört hafta içinverilebileceği, bu sürenin gerektiğinde bir defaya mahsus olmak üzereuzatılabileceği ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgiliolarak gerekli görülmesi hâlinde bir haftadan fazla olmamak üzere süreninmüteaddit defalar uzatılmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. Bunun yanısıra teknik araçlarla izleme sırasında elde edilen delillerin maddedesayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmadışında kullanılamayacağı, ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığıtakdirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edileceği ifadeedilmiştir.
79. Görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun’un 140. maddesinde teknikaraçlarla izleme yapılmasına yönelik açık ve detaylı kurallar ortaya konmuş;kamu makamlarının değerlendirme yetkisinin kapsam ve sınırları net bir şekildebelirtilmiştir. Aynı şekildetedbirin hangi suçlariçin verileceği, süresi, kayıtların saklanma, imha edilme şartları belirlenmiştir.Ayrıca acele hâllerde dahi dinleme tedbirinin alınmasının keyfîliğekarşı yeterli bir güvence sağlayacak şekilde hâkim onayına tabi tutulmasıöngörülmüştür. Buna göre müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü, hak veözgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli açıklıkta ortaya koyan,erişilebilir ve öngörülebilir niteliktedir. Yapılan değerlendirmelerneticesinde 5271 sayılı Kanun’un anılan maddesinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
80. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince özgürlüğü mahkemekararıyla kısıtlanan hükümlü ve tutukluların, cezaevinde tutulmanın doğalsonucu olarak sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması kaçınılmazdır (Mehmet Koray Eryaşa,B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89). Bunun yanında 5271 sayılı Kanun'un 140.maddesinde sınırlı sayıda sayılan suç türleri bakımından yapılansoruşturmalarda suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı vebaşka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda teknikaraçlarla izleme tedbiri uygulanmasına ilişkin düzenleme, kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesini hedeflediği bunun da Anayasa'nın 19. ve 20. maddeleriile Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
81. Anayasa’nın 20. maddesinin amacı esas olarak bireylerin özelhayatlarına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerinönlenmesidir. Devletin ayrıca özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını etkiliolarak koruma şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük,bireylerin birbirlerine karşı eylemleri bakımından dahi özel ve aile hayatınasaygı hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınması ödevini deiçermektedir (bkz. § 42).
82. Özel hayata saygı hakkının sınırlanması mümkün olmaklaberaber Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hakve özgürlüklerin sınırlanması hususunda geçerli olan ilkeler, özel hayata saygıhakkının sınırlanmasında da dikkate alınmalıdır. Buna göre demokratik toplumdüzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru amaç ilesınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmaylaulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyinkaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir (Marcus Frank Cerny [GK],B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 73).
83. Bu bağlamda özel hayata saygı hakkına yargısal veya idaribir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığınabakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan idari makamların vederece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygıhakkını kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 54)
84. Anayasa'nın 20. maddesine uygunluğu sağlamak için gereklivasıtaların seçimi, kural olarak kamu makamlarının takdir alanı içinde kalmaklabirlikte yukarıda ifade edildiği üzere temel değerlerin ve özel yaşamın esaslıyönlerinin tehlikeye girdiği ağır eylem biçimlerinin söz konusu olmasıdurumunda Anayasa'nın 20. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün gereğiolarak devletin belirtilen eylemleri etkili bir şekilde cezalandıran hükümleriihdas etme, bunları etkili soruşturma ve kovuşturma suretiyle uygulamayageçirme yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla özel hayata saygıhakkına ilişkin bu pozitif yükümlülükler, bireyin özel hayat unsurlarınınkorunması konusunda etkili soruşturma yükümlülüğünü de kapsamına almaktadır (Mehmet Arif Kılınç,§ 27).
85. Bu kapsamda yürütülen ceza soruşturmalarının amacı özelhayatın gizliliğini koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde tatbiki ilesorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin uygulanmasını sağlamaktır. Bu, birsonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğertaraftan belirtilen yükümlülük, Anayasa'nın 20. maddesinin başvurucuya üçüncütarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırılmalarını talep hakkı,kamusal makamlara ise tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir cezahükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği şeklinde yorumlanamaz. Zira bireylerincezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, cezai takibatın birmahkûmiyet kararı ile sonuçlanması ve bu hâlde takdir edilecek cezanın miktarve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görevi dâhilinde olmayıp buhusus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Mehmet Arif Kılınç, § 28).
86. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmedeyeterli usule ilişkin güvenceleri sunan etkili bir ceza soruşturması yürütülüpyürütülmediği incelenirken soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız bir biçimdeve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili olmasıunsurları araştırılmaktadır (Mehmet Arif Kılınç, § 29).
87. Somut olayda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığıncaaralarında başvurucunun bulunmadığı bir grup mahkûmun şikâyetiyle ilgili olarakyürütülen soruşturma sonucunda 6/5/2013 tarihli ve 2013/8990, K.2013/4407Soruşturma sayılı kararla teknik takibin hâkim kararına dayandığı gerekçesiylekovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucunun suçduyurusu dilekçesinin de aralarında bulunduğu diğer bir grup mahkûmun dilekçesiise Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13320 sayılı soruşturmadosyasında işleme alınmış; Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/5/2013 tarihli kararla bahse konu iddialarla ilgili 2013/8990,K.2013/4407 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,aynı suçtan aynı şüpheliler hakkında yeni delil bulunmaması sebebiyle kamudavası açılamayacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
88. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca önceki karara atıflateknik takibin hâkim kararına dayandığı gerekçesine yer verilmekle birlikte sözkonusu teknik takibe ilişkin kararda (TMK 10. madde ile görevli Ankara 1 No.luHâkimliğince verilen 11/3/2013 tarihli karar) başvurucunun ismibulunmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca hakkında teknikaraçlarla izleme tedbiri uygulanacak şüpheli veya sanığın kimliğinin hâkimkararında açık olarak belirtilmesi zorunlu olup söz konusu tedbirin sadecekararda kimliği belirtilen kişiler yönünden geçerli olacağı açıktır. AnkaraBatı Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. madde ile görevli) Ankara 1 No.luHâkimliğince verilen 11/3/2013 tarihli kararda başvurucunun isminin bulunmadığıhususu dikkate alınmamış; başvurucu hakkında teknik araçlarla izleme yapılıpyapılmadığı, başvurucunun açık görüş alanında dinleme cihazlarının aktif olduğutarihlerde ziyaretçileriyle görüşüp görüşmediği, görüşmüş ise görüşmelerininkamu makamları tarafından kayda alınıp alınmadığı, hakkında bu şekilde kayıttutulmuş ise bu işlemin usulüne göre verilmiş hâkim kararına dayanıpdayanmadığı, kayıt tutulmuş ise bu kayıtların akıbetinin ne olduğu hususlarıhakkında araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenlerle özel hayatasaygı hakkıyla ilgili olarak etkili bir soruşturma yapılmadığı anlaşılmıştır.
89. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan kişilerin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının korunmasınayönelik etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle usul yükümlülüğünün ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
90. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
91. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000TL manevi tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
92. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişilerinözel ve aile hayatına saygı hakkının korunmasına yönelik etkili soruşturmayürütülmemesi nedeniyle usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
93. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden cezasoruşturması yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğininyeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine karar verilmesi gerekir.
94. Başvuru hakkında yapılan inceleme sonucunda Anayasa’nın 20. maddesininetkili soruşturma yürütme yükümlülüğü açısındanihlal edildiğine hükmedilmiştir. Yeniden ceza soruşturması yapılmak üzerekararın ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesininbaşvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü açısından usul boyutununİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden ceza soruşturması yapılmak üzere Ankara BatıCumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden ceza soruşturması yapılmak üzere kararın ilgiliCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlaliddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından tazminattalebinin REDDİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.