TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİBÖLÜM
KARAR
AHMET GÜL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1182)
Karar Tarihi: 22/9/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 16/12/2016-29920
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucular
:
1. Ahmet GÜL
2. Essin KÖSE
3. Şakir ŞAHİN
4. Ayhan AKIN
5. Mümin BOZOT
Vekili
:
Av. Fahrettin KANER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sigorta primine esas kazanç tutarının tespitidavasında Yargıtay bozma ilamına uyan Mahkemenin mevzuat hükümlerine aykırıdeğerlendirme yaparak ve benzer davalarda verilen kararlarla çelişir biçimdedavayı reddetmesi nedeniyle hukuk devleti, eşitlik ilkesi ile çalışma ve sosyalgüvenlik hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 28/1/2014 tarihindeTekirdağ İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Yukarıda isimleri bulunan başvuruculara ait 2014/1183,2014/1185, 2014/1187, 2014/1188 sayılı başvuruların konu bakımından aynınitelikte olması nedeniyle 2014/1182 sayılı başvuru ile birleştirilmesine veincelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, farklı dönemlerde A. Petrol isimli iş yerindeişçi olarak çalışmışlardır.
8. Başvurucuların iş sözleşmeleri 1/7/2003ile 15/4/2004 tarihleri arasında farklı zamanlarda feshedilmiştir.
9. Başvurucular, Tekirdağ İş Mahkemesinin E.2003/131,E.2006/58-59- 209-222-734 ve E.2007/118-120-327 sayılı dosyalarında işçilikalacağından kaynaklanan tazminat davası açmışlardır.
10. Mahkeme, değişik tarihli ve sayılı kararlarla başvurucularınfazla mesai, yıllık izin ücreti, genel tatil ve hafta sonu ücreti, kıdem veihbar tazminatı taleplerini kabul etmiş; kararlar farklı tarihlerdekesinleşmiştir.
11. Başvurucular, bu defa A. Petrolisimli iş yerinde asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştıklarını, iş yerininSosyal Güvenlik Kurumuna (SGK/Kurum)sigorta primine esas kazançlarını asgariücret düzeyinde bildirmek suretiyle eksik bildirimde bulunduğunu, bu durumunyaşlılık aylığının düşük seviyede kalmasına neden olacağını belirterek eksikbildirilen ücret, fazla çalışma ücreti ve diğer prime esas kazançların tespitiistemiyle Tekirdağ İş Mahkemesinin E.2007/177-180-182-183-185 sayılıdosyalarında dava açmışlardır.
12. Mahkeme, değişik tarihli ve sayılı kararlarla davalarınkabulüne; başvurucuların prime esas fark kazançlarının olduğunun tespitinekarar vermiştir. Kararların ortak gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dosya ... bilirkişi raporu aldırılmak üzere Kocaeli nöbetçi iş mahkemesinegönderilmiş, Bilirkişi Av. E.S. hazırlamış olduğu ../07/2010havale tarihli raporunda özetle; davacının açmış olduğu ve dosya içerisindebulunan işçi alacakları davalarındaki ücretleri de değerlendirilmek sureti iledavacının aylık ücretleri ile fazla mesai ve genel tatil ücretleri hesaplanarakSGK ya bildirilmesi gereken prime esas kazanç tutarları dönemler halinde tespitedilmiştir.
Bilirkişi raporu mahkememizce yasal ve dosyakapsamına uygun bulunmuştur.
Yapılan yargılama, iddia, savunma sigortakayıtları, bilirkişi raporu , Mahkememizin ... karar sayılı dosyaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğindedavalı işverenler tarafından davacınınçalıştığı dönemdeki prime esas kazançlarının davalı SGK ya eksik bildirildiğianlaşılmak ile Davacının talebi haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kabulünekararverilmesi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki hükümkurulmuştur.
..."
13. Davalıların temyizi üzerine kararlar, Yargıtay 10. HukukDairesinin 2/12/2012 tarihli ilamları ile bozulmuştur.Bozma ilamlarının ortak gerekçesi şöyledir:
"...
Davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işvereninSosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalıkazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren (mülga) 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77/I. maddesidir.
Anılan maddede prime esas kazançlar üç benthalinde gösterilmiştir. Buna göre; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödiyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşitistihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karargereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzeresigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, Brüt toplamı esas alınır.”
Yasa gereğince, maddenin 2. fıkrasındakiistisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlügelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
506 sayılı Kanunda ücretin tanımıyapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asılücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram vegenel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Buücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay içintahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dahiledilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim veikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleriaylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esastutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilenkarar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülenücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerinceverilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır. İşveren ile sigortalı işçi arasında“fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar vemahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigortaprimlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerdeprim matrahına dahil edilerek, prim hesabında gözönünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esasalınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci,Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439).
Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, davalıişverenlere ait işyerinde çalıştığı, emekli olması nedeniyle bu işyerinden ayrıldığınıbelirterek, fazla çalışma ücreti de dahil olmak üzerebir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemli olarak açtığı davada, fazlaçalışma ücreti belirlenerek, istemin kısmen kabulüne karar verildiği, neticetenhükmün Yargıtay 9. HD’nce onanarak kesinleştiği;eldeki davada ise, davalı işverenlerin, fazla çalışma ücretini SSK’yabildirilen prime esas kazanca dahil etmediklerini belirterek, “davalıişyerinden hak ettiği fazla çalışma ücretlerinin de bildirilen kazancınakatılarak prime esas kazançlarının tespitini” istemekte olup, mahkemece,kesinleşen yargı kararıyla hak kazanılan fazla çalışma, genel tatil ücretlerinidikkate alarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak, dönemlerhalinde prime esas fark kazancın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Yargı kararı ile hak kazanılan ücretniteliğindeki kazançların hak kazanıldığı dönemlerin prime esas kazançlarına dahil edilmesi isabetsiz olup, ödenmesi koşuluyla, ödemeninyapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dahil edilmesi; hizmet akdinin dahaönceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise, yapılan ödemelerinçalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekir.
Kabule göre; prime esas fark kazancın, hakkazanılan ayın matrahına dahil edilmesi gerekirken,dönemler halinde hesaplama yapılmış olması da isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgulardikkate alınarak yapılacak inceleme ile hüküm kurulması gerekirken, yazılışekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleriamaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
..."
14. Bozma üzerine dosyalar, Mahkemenin E.2012/54-55-56-57-59sıralarına kaydedilmiş; bozma ilamlarına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
15. Mahkeme 8/3/2013 tarihli kararlarıile davaları reddetmiştir. Kararların ortak gerekçesi şöyledir:
"...
...tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde, davacının çalıştığı döneme ilişkin fazla mesaiücretlerinin davalı işverenler tarafından diğer davalı SGK kurumuna eksikbildirildiği, bilahare davacının mahkememize açtığı dava sonucunda fazla mesai,bayram genel tatil ücretlerine hak kazandığı, 506 sayılı yasanın 77/1. maddesigereğince ay içinde hak edilen ücretlerin prim, ikramiye ve bu nitelikteki herçeşit istikhaktan sigortalıya o ay içerisinde ödenentutarların prim esas kazanç matrahına dahil olduğu.77. maddenin 1 fıkrasının c bendi gereğince ise, a ve b fıkralarında belirtilenücretler ile prim ve ikramiyelerin ve bu arada ücrete dahilolan bayram genel tatil, hafta tatili, fazla mesai ücreti gibi ücretniteliğindeki kazançların bir mahkeme kararı ile hak kazanılması halindeödenmesi koşuluyla ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dahiledilmesi hizmet akdinin daha önceden sona ermesi ise yapılan ödemeninçalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi mümkün olup sözkonusu, ücret niteliğindeki bu kazançların matraha dahil edilebilmesi için hakkazanılmış olması yeterli olmayıp fiilen ödenmesi de şarttır. Somut olaydadavacının mahkeme kararı ile hak ettiği ücretlerin davacıya ödendiği hususudavacı tarafça verilen kesin mehile rağmen ispat edilmediğinden dolayısıylayargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki fazla mesai, hafta tatiliniteliğindeki kazançlar fiilen davacıya ödenmediğinden, 506 sayılı yasanın77/1-c bendi gereğince prime esas kazanç matrahına dahiledilmesi mümkün olmadığından, davacı tarafın talebi haklı ve yerindegörülmediğinden, davanın reddine karar verilmesi cihetine gidilmiş ve aşağıdakihüküm kurulmuştur."
16. Temyiz üzerine kararlar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 7/11/2013 tarihli ilamları ile onanmıştır.
17. Onama ilamları 15/1/2014 tarihindebaşvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular tarafından 28/1/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılımülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasışöyledir:
"Sigortalılarla işverenlerin bir ay içinödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşitistihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karargereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılarao ay içinde yapılan ödemelerin,
Brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenmeyardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ileÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariylebelirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esastutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunlarındışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabitutulur."
19. 506 sayılı mülga Kanun'un 80. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"İşveren, bir ay içinde çalıştırdığısigortalıların sigorta primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden buKanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye vekendilerine ait primler tutarını da bu miktara ekliyereken geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur."
20. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekildebelirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşitistihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafındansigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemineödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karargereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlarniteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
brüt toplamı esas alınır.
...
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmeksuretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayınkazancına dahil edilir ve ücret dışındaki buödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayankısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemeküzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâveedilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamuidareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenenücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğubir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü denazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıdabelirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonunakadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.
.."
21. 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin birinci ve ikincifıkrası şöyledir:
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içindeçalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamıüzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi primtutarlarınıücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyereken geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.
Hak edilen ancak, ödenmemiş olan ücretlerüzerinden hesaplanacak primler hakkında da birinci fıkradaki hükümuygulanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 22/9/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A.Başvurucuların İddiaları
23. Başvurucular uzun yıllar A. Petrol isimli iş yerindesigortalı olarak çalıştıklarını, Tekirdağ İş Mahkemesine açtıkları davalardahüküm altına alınan işçilik alacaklarının sigorta primine esas sayılması içinayrıca tespit davası açtıklarını, bu davaların mevzuat hükümlerine aykırıolarak reddedildiğini, sigorta primlerinin ödenmesinden işverenin sorumluolduğunu, SGK'nın primleri ödemeyen, bildirimdebulunmayan veya eksik bildirimde bulunan işverenler hakkında Kanun hükümleridoğrultusunda gerekli müeyyideyi uygulayarak cebri icra yoluyla prim borçlarınıtahsil etmesi gerektiğini, Mahkemece hak ettikleri ücretlerin tespit edilmesiyleprim miktarlarının da belirlenmiş olduğunu, tazminat davasına bağlı olarakaçılan tespit davasında Mahkemenin ilk aşamada eksik de olsa son beş yıllıkdöneme ilişkin işverence ödenmesi gereken sigorta prim miktarını belirlediğiniancak Yargıtayın Anayasa'nın sosyal güvenlik hakkınailişkin kurallarına aykırı biçimde değerlendirme yaparak kararı bozduğunu,kendileri ile aynı iş yerinde, aynı sürede çalışarak işten çıkarılan kişilerinaçtığı davalarda Mahkemece verilen kabul kararlarının Yargıtay 21. Hukuk Dairesitarafından onandığını, aynı konuda farklı karar verilmesinin eşitlik ilkesinizedelediğini, hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin hukuk güvenliğiilkesi olduğunu, bu ilke uyarınca benzer davalarda çelişkili kararlarınverilmemesi gerektiğini, kanun hükümlerine aykırı verilen karar nedeniyle maddive manevi zarara uğradıklarını belirterek Anayasa'nın 2.,10., 48., 49., 60. ve 61. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş; ihlalin tespiti ile mağduriyetin giderilmesine karar verilmesinitalep etmişlerdir..
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucuların Anayasa'nın 2., 10., 48., 49., 60. ve 61. maddelerinde düzenlenenhaklarının ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
25. Başvurucuların şikâyetleri, Yargıtay Dairelerinin aynıolaydan kaynaklanan davalarda farklı sonuçlara ulaşması ve bozma ilamına uyanMahkemenin de bu nitelikteki dosyalarda farklı kararlar vermesi ile ilgilidir.Bu bakımdan Yargıtay ve Mahkeme kararlarındaki farklılaşmanın adil yargılanmahakkını zedeleyip zedelemediğinin incelenmesi gerekmektedir.
26. Başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğişikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvuruda diğer kabuledilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruhakkında kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucular aynı nitelikte olan davalarda Mahkemece verilentespit kararlarının bir kısmının Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafındanonandığını, kendi davalarının ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma kararıdoğrultusunda reddedildiğini, bu açıdan benzer davalarda farklı kararlarverildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbirisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeliolarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetininkapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
29. Diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının koruma alanına dâhil edilen ilkeve hakları Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında kabul etmektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
30. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukukgüvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). AİHM de benzer biçimde adil yargılanmahakkının, hukuk devletinin Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunubelirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğinibelirtmektedir. Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukukibelirlilik veya güvenlik ilkesi ise hukuki durumlarda belirli bir istikrarıtemin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyleuyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarakyargısal bir belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).
31. Bununla birlikte farklı kararların aynı mahkemeden çıkmışolması, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pinto/Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008,§ 41; Tudor Tudor/Romanya,B. No: 21911/03, 24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, §92). Değişik yönlerde kararlar verilmesi ihtimali Yargıtay, Danıştay, AskeriYüksek İdare Mahkemesi gibi çeşitli yüksek mahkemelerden oluşan yargısistemimizin kaçınılmaz bir özelliği olarak kabul edilmelidir (Türkan Bal [GK] , B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §53).
32. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunması vehukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hakbahşetmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008,§ 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58).Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve gelişen bir yaklaşımın sürdürülememesireform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyiidaresine aykırılık teşkil etmez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).
33. Mahkeme içtihatlarındaki değişme yargı organlarının takdiryetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla öncekiçözümün tatminkar bulunmaması anlamına gelir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. S.S. BalıklıçeşmeBeldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:3573/05 … 17293/05, 30/11/2010,§ 28). Ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hükümkurulması hâlinde mahkemelerce, bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklamagetirilmesi gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stoilkovska/ Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
34. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargı kararlarındadoğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununla birlikteyeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerdeiçtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zaman gerektireceği açıktır(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Zielinski ve Pradal ve Gonzalezve diğerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94 …34173/96, 28/10/1999, § 59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti(k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).
35. İhtilaf konusu davalardaki uyuşmazlık veya olaylarınbirbirinden farklılık göstermesi, iki karardaki farklılaşan değerlendirmelerihaklı gösterir. Bu durumda aynı konuda verilmiş çelişen hükümlerdenbahsedilemez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Erol Uçar/Türkiye (k.k.), B. No:12960/05, 29/9/2009).
36. Yüksek mahkemelerin ya da nihai merci olarak bir uyuşmazlığıçözüme bağlayan mahkemelerin aynı konuya ilişkin kararlarında, davalarıniçeriğinden kaynaklanmayan farklı kabullerin bulunması hâlinde ise hareketnoktası, derece mahkemelerinin değerlendirme veya yorumlarından hangisinindoğru olduğu ve tercih edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi olmayacaktır.Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, kararlarda yaşanan değişimin hukuki birbelirsizliğe yol açıp açmadığına ve başvurucu bakımından öngörülebilir olupolmadığına yönelik bir inceleme yapabilir (TürkanBal, § 58).
a. KararlarArasında Çelişkinin Varlığı
37. Başvurucular; kendileri ile aynıdurumda olan işçilerle ilgili açılan davalarda Mahkemenin tespit kararlarınınbir kısmını Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onadığını, kararların diğer kısmınıYargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozduğunu, bozma ilamına uyan Mahkemenin de retkararları verdiğini, kararlar arasındaki çelişkinin hukuki güvenlik ilkesibağlamında adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu iddiaetmişlerdir.
38. Başvurucuların iddialarının değerlendirilmesi açısındanöncelikle başvuru konusu olaylar ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2/2/2012 tarihli bozmailamları ileYargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama ilamlarının gerekçesinde dayanılanvakıaların incelenmesi gerektiği açıktır.
39. Başvurucuların aynı iş yerindefarklı dönemlerde işçi olarak çalıştıkları, Tekirdağ İş Mahkemesinde işçilikalacağından kaynaklanan tazminat davası açtıkları, Mahkemenin değişik tarihlive sayılı kararlarla başvurucuların fazla mesai, yıllık izin ücreti, geneltatil ve hafta sonu ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini kabul ettiğive kararların farklı tarihlerde kesinleştiği anlaşılmıştır.
40. Başvurucular, bu defa iş yerindeasgari ücretin üzerinde maaşla çalıştıklarını, iş yerinin SGK sigorta primineesas kazançlarını asgari ücret düzeyinde bildirmek suretiyle eksik bildirimdebulunduğunu, bu durumun yaşlılık aylığının düşük seviyede kalmasına nedenolacağını belirterek eksik bildirilen ücret, fazla çalışma ücreti ve diğerprime esas kazançların tespiti istemiyle Tekirdağ İş Mahkemesine başvuru konusudavaları açmışlar; Mahkeme aynı gerekçelerle (bkz. § 11) davaların kabulünekarar vermiştir.
41. Temyiz üzerine Yargıtay 10. HukukDairesinin, davacıların çalıştıkları döneme ilişkin fazla mesai ücretlerinindavalı işverenler tarafından diğer davalı SGK'yaeksik bildirildiğini, bilahare davacıların işçilik alacağına dayanarakaçtıkları davalar sonucunda fazla mesai, bayram, genel tatil ücretlerine hakkazandıklarını, 506 sayılı mülga Kanun'un 77. maddesinin birinci fıkrasıgereğince ay içinde hak edilen ücretlerin prim, ikramiye ve bu nitelikteki herçeşit istihkaktan sigortalıya o ay içinde ödenen tutarların prim esas kazançmatrahına dâhil olduğunu, Kanun'un 77. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendigereğince ise (a) ve (b)fıkralarında belirtilen ücretler ile prim veikramiyelerin ve bu arada ücrete dâhil olan bayram, genel tatil, hafta tatili,fazla mesai ücreti gibi ücret niteliğindeki kazançların bir mahkeme kararı ilehak kazanılması hâlinde ödenmesi koşuluyla ödemenin yapıldığı ayın prime esaskazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önce sona ermesi hâlindeise yapılan ödemenin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dâhiledilmesinin mümkün olduğunu, söz konusu ücret niteliğindeki bu kazançlarınmatraha dâhil edilebilmesi için hak kazanılmış olmasının yeterli olmadığını,fiilen ödenmesinin de şart olduğunu belirterek hükümleri bozduğu, Mahkemenin debozma ilamına uyarak davaların reddine karar verdiği anlaşılmıştır.
42. Başvurucular ile birlikte iş akdi sonlandırılan diğerişçilerin açtığı davalarda verilen tespit kararları ve bu kararları onayanYargıtay 21. Hukuk Dairesinin ilamları UYAP sisteminden sorgulanmıştır.
43. Başvurucuların başvuru formuna ekli olarak sunduklarıYargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama kararları ile Mahkemenin tespitkararlarının başvurucularla birlikte aynı iş yerinde çalışan ve iş akdisonlandırılan işçilerin daha önce hüküm altına alınan işçilik alacaklarınınsigorta primine esas kazanç tutarı olaraktespiti istemiyle açtıkları davalara ilişkin olduğu, davaların konusununbaşvuru konusu dava dosyalarıyla aynı nitelikte olduğu, Mahkemece başvurukonusu davalardaki benzer gerekçelerle davaların kabulüne karar verildiği,kararların birbirine yakın tarihlerde Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafındanonandığı anlaşılmıştır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11/10/2012tarihli ve E.2011/1004, K.2012/17227 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihli veE.2010/12860, K.2012/8891 sayılı ilamı; 7/6/2012 tarihli ve E.2010/13161,K.2012/10474 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihli ve E.2010/12861, K.2012/8892sayılı ilamı; 21/5/2012 tarihli ve E.2010/12865, K.2012/8626 sayılı ilamı;21/5/2012 tarihli ve E.2010/12866, K.2012/8627 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihlive E.2010/12859, K.2012/8890 sayılı ilamı; 21/5/2012 tarihli ve E.2010/12864,K.2012/8628 sayılı ilamı; 31/5/2010 tarihli ve E.2009/8408, K.2010/6200 sayılıilamı).
44. Yine başvuru formuna ekli sunulan karar suretinden taraflarıfarklı olan, benzer konuda Tekirdağ İş Mahkemesi tarafından verilen tespitkararının Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onandığı anlaşılmıştır (Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 14/3/2013 tarihli ve E.2011/5130,K.2013/4661 sayılı ilamı).
45. Bu itibarla benzer konularda verilen Yargıtay 10. HukukDairesinin bozma, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama ilamları ve bu ilamlarakonu Mahkeme kararları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
b. HukukiBelirlilik İlkesi Yönünde Değerlendirme
46. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin somut başvurulara konukararlarının, başvurucularla aynı iş yerinde çalışan diğer işçilerle ilgilidavaların yargılamalarıyla birliktedeğerlendirilmesigerekmektedir. Benzer olaylar çerçevesinde verilen mahkeme kararlarındagörülebilecek tutarsızlıklar, hukuki belirsizlik oluşturmaları nedeniyleAnayasa Mahkemesinin yapacağı incelemede dikkate alınacaktır.
47. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini vemahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetleriniyansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamalarıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararınbelirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından elealındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçlarıortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine tersdüşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerinyargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir(Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B.No: 2013/6717, 16/12/2015, § 69).
48. Aynı hukuki metne ilişkin olarak aynı derecedeki yargımercileri arasındaki yorum ve içtihat farklılıkları ile temyiz mercilerininuyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri arasındakiyorum farklılıkları, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindekabul edilemeyeceği gibi (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 45) mahkemelerce hukukkurallarının yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklarmeydana gelmesi ya da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmişbir yasanın yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamanaihtiyaç duyulmasıgibi çeşitli nedenlerle içtihatdeğişikliğine gidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğinde kabul edilemez (Mehmet Emin Yılmaz,B. No: 2014/3928, 15/12/2015,§ 58).
49. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, aynı iş yerinde çalışan diğerişçilerle ilgili daha önce hüküm altına alınan işçilik alacakları nedeniyle SGK'ya bildirilmesi gereken prime esas kazanç tutarlarınıdönemler hâlinde tespit eden Tekirdağ İş Mahkemesinin kararlarını, gerekçelereatıf yapmak suretiyle onamıştır. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesi ışığındabaşvurucuların kendi davalarında verilecek karara ilişkin makul bir güveninoluştuğunun kabulü gerekir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamında farklıbir yorum yapması her ne kadar takdir yetkisi kapsamında kabul edilebilirse debirbirlerine yakın tarihlerde davaları kabul edilen diğer işçilerin dava sürecidikkate alınarak yargısal sistemin aynı olayda ortaya koyduğu farklı sonuçlarçerçevesinde somut olayın değerlendirilmesi gerekir.
50. Buna göre birlikte aynı iş yerindeçalışan, yakın tarihlerdeişten çıkarılan ve aynıMahkemede aynı nitelikte tespit davası açan işçilerle ilgili benzergerekçelerle verilen kararların bir kısmının Yargıtay 10. Hukuk Dairesincebozularak neticede davalar reddedilirken bir kısım işçiyle ilgili kabulkararlarının Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onanması ve davaların bu şekildekesinleşmesi nedeniyle benzer durumda bulunan kişiler arasında yargısalsistemin işleyişinden kaynaklanan nedenlerle farklı hukuki statüler meydanagetirildiği, başvurucular açısından bu durumun öngörülebilirlik sınırlarıiçinde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
51. Başvurucuların davalarının ne şekilde sonuçlanmasıgerektiğine dair herhangi bir çıkarım yapmak Anayasa Mahkemesinin değerlendirmeyetkisi dışında kalmakla birlikte nihai yargılama makamını oluşturan Yargıtaydaireleri arasındaki yorum farklılıklarının benzer nitelikteki davaların kararabağlanması sürecinde hukuki belirsizliğe yol açtığı ve başvurucular içinöngörülemez nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
52. Bu kapsamda başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
54. Başvurucular, ihlalin tespitine karar verilmesini talepetmişlerdir.
55. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
56. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak amacıyla dava dosyasının ilgili Yargıtay Dairesinegönderilmek üzere Tekirdağ İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen toplam 1.030,50 TL harçve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.830,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması içindava dosyasının ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Tekirdağ İşMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 1.030,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.830,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2016 tarihinde OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Sigorta primine esas kazançlarının tesbitiamacıyla dava açan başvurucuların davalarının reddedilmesi sebebiyle yaptıklarıbireysel başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine karar verilmiştir.
Başvurucuların, aynı nitelikte olandavalarda mahkemece verilen tespit kararlarının bir kısmının Yargıtay 21. HukukDairesince onandığı, kendi davalarının ise 10. Hukuk Dairesinin bozma kararlarıdoğrultusunda reddedildiği, Yargıtay kararlarındaki bu farklılaşma sebebiyle aynınitelikteki davalarda farklı sonuçlara ulaşıldığı yönündeki başvurularında,kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi birinin bulunmadığı belirtilerek kabuledilebilirlik kararı verilmiştir.
Kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, aynı mahkemeden farklıkararlar çıkmış olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamınagelmemekte; yargı kararlarındaki değişiklikler hukukun dinamizmini vegelişmelere uyum sağlama kabiliyetini yansıtmaktadır. Esasen hukuk sistemimizdebu tür farklılaşmaları değerlendirerek gerektiğinde düzeltecek mekanizmalar dabulunmaktadır.
Somut olayda Yargıtayın iki dairesininkararları arasında farklılık bulunduğu görülmekte ise de, bireysel başvuruyakonu bozma kararlarının gerekçeleri incelendiğinde bu farklılaşmaya ilişkinolarak makul açıklamaların getirildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin veya başka birdairenin kararlarının yerleşik bir içtihat niteliği taşımadığı ve 10. HukukDairesinin benzer olaylarda aynı yönde başka kararlarının da bulunduğugörülmektedir.
Bu itibarla, başvuruya konu Yargıtaybozma kararları ile ilk derece mahkemesince verilen redkararlarının hukukî bir belirsizliğe yol açtığından ve başvurucular bakımındanöngörülemez nitelikte olduğundan söz edilemeyeceği ve mezkûr kararlarda yeralan yorum ve değerlendirmelerde bariz takdir hatası veya açık keyfiliğin debulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun açıkça dayanaktan olması sebebiyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, çoğunluğun kabuledilebilirlik ve ihlal kararına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ