TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ÜNAL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15881)
Karar Tarihi: 7/12/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
1. Ahmet ÜNAL
2. Ahmet ÜNAL
3. Ali TUTAL
4. Hamide KURT
5. Ömer ÜNAL
6. Yusuf TUTAL
7. Lezgin ATLAN
8. Mehmet UĞUR
Vekilleri
:
Av. Sevil ARACI BEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecburkalınması sonucu, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların,açılan davaların reddedilmesi ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyleadil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular, muhtelif tarihlerde Adana İdare Mahkemelerivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecekbir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvurularınkabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanları tarafından başvuruların kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
6. Komisyonlar Başraportörlüğütarafından 29/6/2015 tarihinde, 2014/17279, 2015/1551, 2015/4528, 2015/4532,2015/4533 başvuru numaralı dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle2014/15881 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/15881başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvurudosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
7. Anılan dosyalarla konu yönünden hukuki irtibatlı olan2015/4530, 2015/4531 başvuru numaralı dosyalarında 2014/15881 başvuru numaralıdosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/15881 başvuru numaralı dosyaüzerinden yürütülmesine, belirtilen iki dosyanın da kapatılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Siirt ili Pervari ilçesi Okçular köyünde ikametetmekte iken 1990'lı yıllarda meydana gelen terör olayları neticesinde yerleşimyerlerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
10. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilentarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanmasıtalebiyle Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilenKomisyon kararlarında, dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca köyünboşaltılmadığı, köyde nüfus istikrarının sürekli korunduğu ve her beş yılda birmuhtarlık seçiminin yapıldığı, köyde korucuların bulunduğu ve korucularındışında da vatandaşların ikamet ettiği, köy okulunun 1989 yılından günümüzekadar eğitime açık olduğu, köyde ibadethanenin bulunduğu ve karar tarihindekadrosu münhal olmakla birlikte 1985 ile 1986 ve 1998 ile 1999 yıllarındakadrolu din görevlisinin mevcut olduğu, 2007 yılı Milletvekili Genel Seçimleriile Anayasa Halk Oylaması ve 2009 yılı Mahalli İdareler Seçimi'ndeköyde seçim sandığı kurulduğu, yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması ileşahısların mal varlığından istifade etmek amacıyla başka bir yerleşim yerindenaralıksız olarak köye ulaşabilmelerinin, o bölgede güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağı sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmişolduğunun nesnel bir göstergesi hâlini ihtiva ettiği belirtilerek taleplerinreddine karar verilmiştir.
12. Başvurucular tarafından Komisyon kararına karşı Batman İdareMahkemesinde iptal davası açılmıştır.
13. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvuruculartarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun E satırında tarihlerigösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile davanın reddine kararverilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Olayda, Batman İdare Mahkemesi'ninE:2012/1429,1266,1277 sayılı dava dosyasında ve Mahkememizin bu köye aitmuhtelif dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; Pervari İlçe JandarmaKomutanlığı'nın 28.01.2010 tarih ve 417 sayılı yazısı ekinde bulunan Pervariİlçe Jandarma Komutanlığı'na Bağlı Köy ve Mezralara Ait Çizelgede Siirt İliPervari İlçesi Okçular Köyü'nün tamamen boşalan/boşaltılan köyler arasında yeralmadığı, köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfus sayımları vetespitlerine göre Okçular Köyü’nde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000yılında ise 1002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve 2009yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köyde geçici köy koruculuğusisteminin getirildiği görülmektedir.
Ayrıca, Mahkememizin E.2012/1429 esasınakayıtlı dosyasında 13.01.2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köykorucusu (ve ailesi) ve asker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanlarınbulunup bulunmadığı, varsa sayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği,ara kararına cevaben gönderilen 02.02.2011 tarihli Jandarma Tutanağında 1990yılına ait istenilen belgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucununbulunduğu, bunlar dışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların iseyaklaşık 250 kişi olduğu, 2000 yılında ise köyde 85 adet korucunun bulunduğu,korucu hariç köyde 13 hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiğianlaşılmaktadır.
Bu durumda, asgari güvenlik düzeyinin varolduğu sonucuna ulaşılan Siirt İli, Pervari İlçesi Okçular Köyü'nde köyhalkının bir kısmının subjektif güvenlik kaygısıylaya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç etmelerinden dolayı uğradıklarızararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığından, davacının isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusuişlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. "
14. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun F satırındagösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesiilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülentemyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
15. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,ekli tablonun G satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleriDanıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ilereddedilmiştir.
16. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvurucularatebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
17. 5233 sayılı Kanun’un 2., 6., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekikararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli veE.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (CelalDemir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
18. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"BuKanunun amacı, terör eylemleri veya terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zararauğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleribelirlemektir."
19. Aynı Kanun'un 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanunkapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur.
Komisyon, bir başkan ve altı üyeden oluşur.Valinin görevlendireceği vali yardımcısı komisyonun başkanı; maliye,bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri, sağlık,sanayi ve ticaret konularında uzman ve o ilde görev yapan kamu görevlilerindenvali tarafından belirlenecek birer kişi ile baro yönetim kurulunca baroyakayıtlı olanlar arasından görevlendirilecek bir avukat komisyonun üyesidir.Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk haftasında yenidenbelirlenir. Eski üyeler yeniden görevlendirilebilirler. İş yoğunluğuna göreaynı ilde birden fazla komisyon kurulabilir.”
20. Aynı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluylakarşılanabilecek zararlar şunlardır:
a)Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen hertürlü zararlar.
b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.
c) Terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından
kaynaklanan maddî zararlar."
21. Aynı Kanun'un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"7nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularakolayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsakusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete vegünün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruyaveya bilirkişi aracılığı ile belirlenir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 7/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurular incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, göçe zorlanmalarıve memleketlerinden sürgün edilmeleri nedeni ile işlerini kaybettiklerini vemal varlıklarına ulaşamadıklarını, bu zararlara devlet yetkililerinin köyboşaltma eylemi ile sebep olunmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini,zarar tespitinde sadece idare tarafından düzenlenmiş olan belgelerin esasalınmasının haksızlık oluşturduğunu, bölge genelinde ve başvurucuların zararınaneden olan olay özelinde hiçbir adli tahkikatın yapılmadığını ya da yapılmışolsa dahi sonucunun kendilerine bildirilmediğini, ikamet ettikleri yerin terörve terör olayları ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeni ileboşaltılmış olmadığı kabulünün dayanağını teşkil eden nüfus sayımı verilerinin,eğitim öğretime devam ediliyor olmasının, köyde düzenli olarak seçim yapılıyorolmasının, tazminat komisyonu tarafından ve yargılama mercilerince taleplerininreddedilmesine gerekçe teşkil edemeyeceğini zira bu hizmetlerin köyde yaşamınadevam eden köy korucuları ve onların ailelerine yönelik olduğunu, köydekoruculuk yapmayı kabul etmeyenlerin köyden ayrılmak zorunda kaldıklarını,anılan köy içerisinde ve yakınlarında birçok çatışma yaşanması nedeni ile köydesivil şahısların can güvenliğinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini,yaptıkları başvurular hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını, temyiz ve karar düzeltme taleplerinin özenli bir şekildeincelenmediğini ve kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, bu nedenlebaşvurabilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmadığını belirterek Anayasa’nın35., 36. ve 40.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
24. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucular, 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davalarınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucularınihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliğiİlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucular zarar tespitinde sadece adli, idari ve askerîmakamlar tarafından düzenlenen belgelerin kullanıldığını ve bu belgelerin İlkDerece Mahkemesi tarafından hükme esas alındığını, bölge genelinde vebaşvurucuların zararına neden olan olay özelinde hiçbir adli tahkikatınyapılmadığını yahut yapılmış olsa dahi sonucundan haberdar edilmediklerinibelirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.Başvurucuların anılan şikâyetlerinin çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkeleri kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.
26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamındakarşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vâkıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, B. 2013/2738, 16/7/2014, §§ 74-76; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014 §§ 70-72).
27. Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığındayapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
29. Başvurucular Komisyona yaptıkları başvuruların ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ileişlerini kaybettiklerini ve mal varlıklarına ulaşamadıklarını, anılan zararlaraköy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmiş olmasına rağmen zararlarınıntazmin edilmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçiolmuş; yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehlerine olmayan yargıkararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
30. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 24).
31. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındakihak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).
32. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde taleplerinin ve davalarının reddine hükmedildiğini, bu kapsamdaDerece Mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıylahukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucuların belirtilen iddialarınınözünün Derece Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
33. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, Batman İdareMahkemesinin E.2012/1429, 1266, 1277 sayılı dava dosyalarında ve Mahkemenin buköye ait muhtelif dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; Pervari İlçeJandarma Komutanlığının 28/1/2010 tarihli yazısı ekinde bulunan Pervari İlçeJandarma Komutanlığına bağlı köy ve mezralara ait çizelgede, Siirt ili Pervariilçesi Okçular köyünün tamamen boşalan/boşaltılan köyler arasında yer almadığı,köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfus sayımları vetespitlerine göre Okçular köyünde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000yılında ise 1.002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve 2009yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köyde geçici köykoruculuğu sisteminin getirildiği, başvurucu vekili tarafından Okçular köyündeaskerî bir üssün bulunduğu ve nüfus sayımı sonuçlarının bu nedenle fazlaçıktığı iddia edilmekte ise de bu hususun açıklığa kavuşturulması için MahkemeninE.2012/1429 sayılı dava dosyası veDiyarbakır 2. İdareMahkemesinin 2010/1924 esasına kayıtlı davada ara kararı ile Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığından köy halkından olup köyde yaşayan şahısların sağlıklıolarak tespit edilebilmesi amacıyla Pervari ilçesi Okçular köyünde bulunanjandarma karakolunda sayım yapılan 1990, 1997 ve 2000 yılında görevli personelve asker sayılarına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığının ara kararına cevap yazısında ara kararıyla talep edilendüzeyde bilgi derlenmediği, bu nedenle istenen bilgilerin gönderilemeyeceğininbildirildiği, bunun yanı sıra Mahkemenin E.2012/1429 esasına kayıtlı dosyasında13/1/2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köy korucusu (ve ailesi) veasker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanların bulunup bulunmadığı, varsasayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, ara kararına cevabengönderilen 2/2/2011 tarihli jandarma tutanağında 1990 yılına ait istenilenbelgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucunun bulunduğu, bunlardışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların ise yaklaşık 250 kişiolduğu, 2000 yılında ise köyde 85 korucunun bulunduğu, korucu hariç köyde 13hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiği tespit edilmiştir.
34. Yukarıda yer verilenaçıklamalara göre Siirt ili Pervari ilçesi Okçular köyünün boşalan ve/veyaboşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, nüfus sayımlarında köyde bulunanaskerî birlik personelinin sayısı konusunda açık ve net bir bilgi bulunmamaklabirlikte köyde askerî personel ve geçici köy korucuları dışında yaşayan/ikameteden sivil vatandaşların bulunduğu, köyün tamamen boşalmadığı/boşaltılmadığıhususlarında herhangi bir kuşku bulunmadığı anlaşılmaktadır.
35. Bu durumda asgarigüvenlik düzeyinin var olduğu sonucuna ulaşılan Pervari/Okçular köyünde köy halkının birkısmının subjektif güvenlik kaygısıyla ya da ekonomikve sosyal sebeplerle göç etmesinden dolayı uğradıkları zararın5233 sayılı Kanunhükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığındanbaşvurucuların isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukukaaykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine kararverilmiştir. Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenipreddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucunun anılaniddialarına yönelik olarak bu çerçevede Derece Mahkemelerinin kararında açıkbir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
36. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Başvurucular, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ilerisürdükleri taleplerin üstünkörü bir incelemeye tabi tutularak yeterli gerekçeyeyer verilmeden reddedildiğini iddia etmiş, bu nedenle anılan başvuru yollarınınetkili olmadığından şikâyetçi olmuşlardır. Anılan şikâyetlerin gerekçeli kararhakkına ilişkin olduğu tespit edildiğinden bu iddiaların Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
38. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
39. Somut başvuruların incelenmesi neticesinde başvurucularıntaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındayerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında DereceMahkemesince değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 13),İlk Derece Mahkemelerince oluşturulan kararların gerekçeleriyle birlikte hukukauygun bulunmak suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 14, 15)kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların, gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmamaktadır.
40. Açıklanan nedenlerle başvurucular gerekçeli karar haklarınınihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
41. Başvuru formları ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makulsürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
42. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülengiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
43. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
44. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihi (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihi (bkz. eklitablonun G satırı) arasında geçen ve ekli tablonun H satırında toplam süresibelirtilen ve toplamda sekiz yılı geçen sürede başvurucular açısından farklıkarar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılamasüresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
46. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
47. Başvurucular,makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenletazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara ekli tablonun (I) satırında gösterilen manevi tazminatların netolarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilenihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi birbelge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.800 TL vekâletücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara, ekli tablonun (I) satırında gösterilenmiktarlarda net manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harcın BAŞVURUCULARAAYRI AYRI, 1.800 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemelerdegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
3
4
5
6
7
A
Başvuru
Numarası
2014/15881
2014/17279
2015/1551
2015/4528
2015/4530
2015/4531
2015/4532
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Ahmet
Ünal
Ahmet
Ünal
Ali
Tutal
Hamide
Kurt
Ömer
Ünal
Yusuf
Tutal
Lezgin
Atlan
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
22/2/2006
7. 800
22/2/2006
7. 779
27/7/2005
11. 515
6/7/2005
7. 822
22/2/2006
7. 894
6/7/2005
7. 859
6/7/2005
7. 830
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
19/2/2010
2010/1-4355
19/2/2010
2010/1-4354
19/3/2010
2010/1-4427
26/3/2010
2010/1-4448
28/5/2010
2010/1-4623
5/5/2010
2010/1-4539
9/4/2010
2010/1-4501
E
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
23/8/2012
8/5/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
F
Temyiz Yolu Karar Tarihi
20/6/2013
28/11/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
G
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
21/5/2014
26/6/2014
17/9/2014
17/9/2014
17/9/2014
17/9/2014
17/9/2014
H
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
8 yıl
2 ay
8 yıl
4 ay
9 yıl
1 ay
9 yıl
2 ay
8 yıl
6 ay
9 yıl
2 ay
9 yıl
2 ay
I
Hükmedilen
NET Manevi Tazminat
(TL)
4. 000
4. 000
6. 000
6. 000
6. 000
6. 000
6. 000
Sıra
8
A
Başvuru
Numarası
2015/4533
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Mehmet
Uğur
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
6/7/2005
7. 878
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
7/5/2010
2010/1-4559
E
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
23/8/2012
F
Temyiz Yolu Karar Tarihi
20/6/2013
G
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
17/9/2014
H
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
9 yıl
2 ay
I
Hükmedilen
NET Manevi Tazminat
(TL)
6. 000