TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET HİLMİ SERTER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10954)
Karar Tarihi: 17/11/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 20/12/2016-29924
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Ahmet Hilmi SERTER
Vekili
:
Av. Mustafa Eren MİT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespitiüzerine açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/7/2014 tarihinde Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 8/12/2014 tarihinde kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihinde sunduğu belge ilemevcut başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararının kendilerine gönderilmesihâlinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un49/2. ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddeleri uyarınca görüş bildirebileceğinibelirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu ve bir diğer davacı tarafından 27/7/1997 tarihindeMarmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında,başvurucu ve diğer davacı, adlarına tapuya kayıtlı olan Balıkesir ili MarmaraAdası Çınarlı köyü Kerenya ve Türkosmevkiinde bulunan taşınmazın 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafındanorman alanı olarak tespit edildiğini oysa söz konusu taşınmazın 1939 yılındaihale edilmesi sonucu murisleri R.S. adına tescil edildiğini ve R.S.den kendilerine intikal ettiğini belirtmişler, bunedenle davanın kabulü ile Kadastro Komisyonu kararının iptalini istemişlerdir.
8. Yargılama devam ederken üçüncü kişiler tarafından konusu aynıtaşınmaz olan başka davalar da açılmıştır. Bu davalarda davacılar uyuşmazlıkkonusu taşınmaz üzerinde ipotek haklarının bulunmasına istinaden icra takibibaşlattıklarını ifade etmiş, dolayısıyla taşınmaz için Maliye Hazinesi adınayapılan tespitin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
9. Aynı taşınmaza ilişkin Orman İdaresi tarafından açılan ikiayrı davada da orman olarak tespit edilen taşınmazın tapusunun iptaline,taşınmaza müdahalenin önlenmesine ve taşınmaz üzerinde bulunan hacizlerinkaldırılmasına karar verilmesi istenmiştir.
10. Belirtilen yargılamalar devam ederken başvurucu tarafındankonusu aynı taşınmaz olan son bir dava daha açılmış; bu davada başvurucu,taşınmazın yarı hissesinin diğer mirasçı A.H.S. tarafından T.A.ya satıldığını belirtmiş ancak yasal şuf'a hakkından dolayı T.A. adına kayıtlı tapunun iptaliile taşınmazın yarı hissesinin kendi adına tescil edilmesini istemiştir.
11. Tümü Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve aynıtaşınmaza ilişkin olan bu davalar Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafındanbirleştirilmiş ve dava E.1997/68 sıra sayısında görülmeye devam edilmiştir.
12. Yargılama safhasında dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ve krokileri, taşınmazın bulunduğuyöreye ait bulunabilecek en eski tarihli memleket haritası, amenajman planlarıve hava fotoğrafları, kadastro tespit tutanakları ile askı ve ilanına ilişkinbilgi ve belgeler toplanarak incelenmiş; 2002 yılında bir fen bilirkişisi, ikiteknik bilirkişi ve üç mahallî bilirkişi eşliğinde keşif yapılmış; 2010 yılındaüç serbest yüksek orman mühendisi, bir jeoloji mühendisi, bir maden mühendisibilirkişileri, bir mahalli bilirkişi, bir fen bilirkişisi ve bir haritabilirkişisi eşliğinde tekrar keşif yapılmış; bilirkişilerce hazırlanan raporlarile düzenlenen harita ve krokiler dava dosyasına dâhil edilmiştir.
13. Yargılama sonunda Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi 19/4/2012tarihli ve E.1997/68, K.2012/50 sayılı kararı ile başvurucu tarafından açılandavaların reddine, taşınmazın başvurucu ve diğer mirasçı adına kayıtlı olantapusunun iptaline, taşınmazın orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuyakayıt ve tesciline hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
15. 05.2010 tarihindeyapılan keşifte hazır edilen bilirkişilere, tapunun 1939 tarihindeki ilkoluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ileeski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planıuygulatılmış, arazinin sınırları ve komşuları belirlenmiş, taşınmaz evvelininmaliye hazinesine ait mermer ocağı olduğu, arazinin yer yer çok dik ve sarpolduğu, topoğrafyasına bağlı olarak gelişmiş sığ toprak yapısı üzerindeözellikle maki elemanları bulunduğu, arazi üzerindeki çatlaklı kayalıkalanlarda ardıç türleri ile yine derin topraklı alanlarda ardıç ve seyrekkızılçam ağaçlarının bulunduğu, arazi meyilinin çokdik olduğu alanlarda yer yer mermer kayalarının açığa çıktığı, aşırı otlatma vedüzensiz faydalanma neticesinde bitki dokusunun bozuk olduğu anlaşılmış,
Yine bilirkişilerce dosya arasına alınanmemleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeğide memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakınkomşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmiş, buşekilde çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritalarüzerinde gösterilerek bilirkişilerin onayını taşıyan uygulama ve araştırmayadayalı kroki düzenlettirilerek rapor alınmış,
Gerekçeli ve denetime açık olduğu anlaşılıphükme esas alınan bilirkişi raporları ve hazırlanan krokilerden de anlaşıldığıüzere, dava konusu taşınmaz üzerinde 1930 yıllarda maden olarak işletilmişçıplak alanların bulunduğu, ayrıca aşırı otlatma ve düzensiz faydalanmaneticesinde bitki dokusunun bozulduğu belirlenmiş, ancak öncesi orman olan biryer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsadahi bu vasfını kaybetmeyeceği, taşınmazın toprak ve su muhafaza karakteriitibariyle 1945 Yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa kapsamındadevletleştirmeye konu orman vasfında olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, taşınmaz deniz kenarında bulunduğundanjeoloji mühendisine inceleme yaptırılmış, dava konusu taşınmazın kıyı kenarçizgisi içerisinde kalmadığı, çizginin taşınmazın sınırı üzerinden geçerektaşınmazın herhangi bir kısmını içerisine almadığı anlaşılmıştır.
Bütün bu anlatımlardan sonra; aralarında ihtiyari dava arkadaşlığıbulunan davacılar Hilmi ve E. Serter'in davalarının reddine, birleşen davadavacısı orman idaresinin davasının kabulüne, birleşen şuf'adavasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, takipedilmeyen diğer davaların ise açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdakişekilde hüküm tesis edilmiştir.
..."
14. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı başvurucu tarafındantemyiz talebinde bulunulması üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay 20. HukukDairesi 20/5/2013 tarihli ve E.2013/1409, K.2013/5784 sayılı ilamı ile onamayahükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı on yıllıksüre içinde açılan ormankadastrosuna itiraz vekesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal vetesciline ilişkindir.
Çekişmelitaşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 31.07.1987 -31.01.1988 tarihinde ilan edilerekkesinleşen ormankadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenendosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulutarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarakyöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmelitaşınmazın öncesinin kızılçam, ardıç maki bitkileri ile kaplı yüksek eğimliorman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanun karşısında davacılarındayandığı tapu kaydının değerinin bulunmadığı anlaşıldığınagöre,yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûlve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
..."
15. Başvurucu bu defa karardüzeltme talebinde bulunmuş, yapılan değerlendirme sonucu Yargıtay 20. HukukDairesi 10/4/2014 tarihli ve E.2013/9980, K.2014/4322 sayılı ilamı ile başvurucununesasa ilişkin karar düzeltme isteklerinin reddine ancak başvurucunun söz konusutaşınmaz üzerindeki hâkimiyetinin bir tapu kaydına dayandığı hususugözetilmeden hakkında el atmanın önlenmesi hükmünün İlk Derece Mahkemesincekurulmasının doğru olmadığına hükmetmiş; bu hususun ise İlk Derece Mahkemesikararının düzeltilerek onanması yolu ile giderilebileceğini belirterek20/5/2013 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, 19/4/2012 tarihli İlk DereceMahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
16. Yargıtay 20. HukukDairesinin 10/4/2014 tarihli düzelterek onama ilamı başvurucuya 3/6/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 1/7/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
18. 9/7/1945 tarihli ve 4785sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"Bukanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veyatüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzelkişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir.Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzumolmaksızın Devlete geçer."
19. 22/11/2001 tarihli ve4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesişöyledir:
"Tapusicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet,zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletinsorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesindegörülür."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, kendisine miras yolu ile intikal eden Balıkesirili Marmara Adası Çınarlı köyü Kerenya ve Türkos mevkiinde bulunan taşınmazın 1987 yılında OrmanKadastro Komisyonu tarafından alınan (orman alanı olarak) tespit kararınıniptali için açtığı davanın 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'undayanak alınarak reddedildiğini ancak söz konusu taşınmazın murisi adına 1939yılında tescil edildiğini, 1987 yılındaki Komisyon kararına istinaden taşınmazaorman niteliği kazandırılmasının maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, yargılamadasadece tek bir bilirkişi heyeti raporuna dayanıldığını, rapora itirazlarındikkate alınmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede başka davaların olupolmadığı yönünde inceleme yapılmadığını, aynı çevrede bulunan başkataşınmazların kayıtlarının incelenmediğini, taşınmazın öncesinin orman oluşunayönelik sayısal bir verinin aktarılmadığını, bilirkişilerin hesap vetespitlerinin hatalı olduğunu, taşınmazın murisçe edinme tarihi itibarıyla eneski memleket haritası ile hava fotoğraflarının mahallinde uygulanıp hükümkurulmadığını, sonuç olarak bu hususlar açıklanmadan karar verildiğinibelirterek gerekçeli karar hakkının; kendisine murisinden intikal eden tapulutaşınmazın orman olarak nitelendirilip elinden alındığını belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlallerin tespiti ile kamu makamlarıaleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
23. Başvurucunun, kendisine miras yolu ile ilgili taşınmazın1987 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman alanı olarak tespitikararının iptali için açtığı davada talebinin 1945 yılında yürürlüğe giren 4785sayılı Kanun'un dayanak alınarak reddedildiği, ancak söz konusu taşınmazınmurisi adına 1939 yılında tescil edildiği, taşınmaza orman niteliğikazandırılmasının maddi gerçekliğe aykırı olduğu, yargılamada sadece tek birbilirkişi heyeti raporuna dayanıldığı, rapora itirazların dikkate alınmadığı,taşınmazın bulunduğu bölgede başka davaların olup olmadığı yönünde incelemeyapılmadığı, aynı çevrede bulunan başka taşınmazların kayıtlarınınincelenmediği, taşınmazın öncesinin orman oluşuna yönelik sayısal bir verininaktarılmadığı, bilirkişilerin hesap ve tespitlerinin hatalı olduğu, taşınmazınmurisçe edinme tarihi itibarıyla en eski memleket haritası ile hava fotoğraflarınınmahallinde uygulanıp hüküm kurulmadığı, sonuç olarak bu hususlar açıklanmadankarar verildiği şikâyetlerinin yargılamanın sonucuna dönük olduğu anlaşılmış;bu bağlamda ilgili şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanınsonucunun adil olmadığı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.
24. Öte yandan başvurucunun kendisine murisinden intikal edentapulu taşınmazın orman olarak nitelendirilip elinden alındığı şikâyetininmülkiyet hakkı yönünden ayrıca incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddia
25. Başvurucunun bu başlık altında incelenecek şikâyetlerininözü Mahkemelerin kanunları hatalı yorumladığı ve yanlış karar verdiği iddiasınadayandığından bu şikâyetler adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygunyargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
27. Bir anayasal hakkın ihlali iddiası içermeyen, yalnızcaderece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilenbaşvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile Kanun tarafındanMahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.Reklam. Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No:2012/1056, 16/4/2013, §34).
28. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariztakdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçeAnayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
29. Somut başvuruya konu yargılama süreci başvurucuya miras yoluile intikal eden taşınmazın 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonunca ormanalanı olarak tespit edilmesi üzerine başvurucu tarafından Komisyon kararınıniptali istemi ile 27/7/1997 tarihinde Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçılan tapu iptali ve tescil davası ile başlamıştır. Söz konusu dava, aynıtaşınmazın orman olarak tespitinden kaynaklanan ve farklı taraflarca açılanbaşka davalarla birleştirilmiş, yargılama bu şekilde sürdürülmüştür. Yargılamaboyunca İlk Derece Mahkemesi taşınmaza ilişkin kayıtları, aynı yöreye aitmemleket haritalarını, amenajman planlarını, hava fotoğraflarını, kadastrotespit tutanaklarını getirterek incelemiş, 2002 yılında altı kişilik bilirkişiheyeti ile keşif yapmış; 2010 yılında sekiz kişiden oluşan farklı bir bilirkişiheyeti ile keşfi tekrarlamış; hazırlanan bilirkişi heyeti raporu ile düzenlenenharita ve krokileri dava dosyasına dahil etmiş, ayrıca taşınmazın denizkenarında bulunduğu hususunu dikkate alarak bir jeoloji mühendisine de incelemeyaptırmış; nihayetinde gerekçeli ve denetime açık olduğuna kanaat ettiğibilirkişi raporları ile yargılama kapsamında toplanan diğer delillere dayanarakbaşvurucunun taleplerinin reddine yönelik hüküm oluşturmuştur. Bu hüküm temyizve karar düzeltme aşamalarında Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin denetimindengeçerek kesinleşmiş ve yargılama süreci sona ermiştir (bkz. §§ 7-15).
30. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması ve yorumlanması hâkimin resengözeteceği bir husustur (Şerafettin Eken vediğerleri, B. No: 2013/1902, 24/6/2015, § 36). Somut olayda da İlkDerece Mahkemesi, 1997 yılında açılan dava ile başlayan yargılama sürecindebaşvurucunun taleplerini topladığı deliller ile ulaştığı sonuca görereddetmiştir. Ret kararı da temyiz ve karar düzeltme aşamalarında Yargıtaydenetiminden geçerek kesinleşmiştir.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermediği anlaşıldığından başvurucunun buşikâyetlerinin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Taşınmazın Orman Olarak Tespit EdilmesiNedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu kendisine miras yolu ile intikal eden taşınmazınorman olarak tespit edilmesi sonucunda tapunun iptal edilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahipolduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği,mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükmebağlanmıştır.
34. Mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir(AYM, E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).
35. Anayasa'da mülkiyet hakkının kapsamı diğer bazı maddelerdeyer alan hükümlerle çerçevelenmiştir. Bu bağlamda ormanlara ilişkin 169. ve170. maddelerde Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıgüvencesinin çerçevesini belirleyen kurallar yer almaktadır (AYM, E.2011/18,K.2012/53, 11/4/2012).
36. Temel bir değer olarak çevrenin korunması ve herkesinçevreden eşit şekilde yararlanma hakkının bir uzantısı olarak Anayasa'nın 169.maddesinde ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilerekbu alanlarda özel mülkiyet yasaklanmıştır. Bu nedenle belli bir süreningeçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir(AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).
37. Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olmayıp kamu yararı amacıylasınırlandırılabilir, bu sınırlandırmanın ölçülü ve orantılı olması gerekir.Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem kıyılar hem de ormanlarlailgili kararlarında, kadastro tespiti ya da satın alma yoluyla tapulutaşınmazları edinen kişilerin tapularının kıyı kenar çizgisi ya da orman alanıiçinde kaldığı gerekçesiyle ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptaledilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesinin ihlali olarak nitelendirmiştir. AİHM bu kararlarında çevreninkorunmasına ilişkin kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunmasıarasında makul bir dengenin bulunması gerektiğini belirterek karşılığıödenmeksizin mülkiyet hakkına müdahale edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır (N.A. ve diğerleri/Türkiye, B. No: 37451/97,11/10/2005, § 41).
38. Ormanların korunması amacıyla mülkiyet hakkına müdahaleedilmesi meşru olmakla birlikte bu kamusal külfetin tamamının mülk sahiplerineyüklenemeyeceği ve kanun koyucunun buna uygun çözüm yolları bulması gerekeceğiaçıktır (AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).
39. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesitapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğunu,zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere devletin rücu edebileceğini hükümaltına almıştır.
40. Başvuru konusu somut olayda başvurucuya -murisinin 1939yılında gerçekleşen kazanımının ardından- miras yolu ile intikal eden tapulutaşınmazın 1987 yılında verilen Orman Kadastro Komisyonu kararı ile ormansınırlarında olduğunun tespit edildiği, başvurucu tarafından bu kararın iptaliistemiyle açılan davanın ise reddedildiği, yargılamanın sonunda taşınmazınbaşvurucu ve diğer mirasçı adına kayıtlı tapusunun iptal edilip taşınmazınorman niteliği ile idare adına tapuya kayıt ve tescil edildiği görülmektedir.
41. Tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarakbirbirini takip eden ve bir bütün oluşturan işlemler olduğundan bu aşamalardakiişlemlerden doğan zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinegöre devletin sorumluluğu olduğunun kabulü gerekir. Burada devletin kusursuzsorumluluğu söz konusu olabilir. Sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve doğrututulacağını taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardandoğan zararları da ödemekle yükümlüdür (NazmiyeAkman, B. No: 2013/1012, 16/4/2013, § 25).
42. Tapu işlemleri nedeniyle zarar görenler, 4721 sayılıKanun'un 1007. maddesi gereğince zararlarının tazminiiçin 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğinceon yıllık zamanaşımı süresinde Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler (Nazmiye Akman, § 27). Ancak kendisinemiras yolu ile intikal eden taşınmazın murisi tarafından 1939 yılında ihaleyolu ile edinildiğini ileri süren başvurucunun 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtığına dair herhangibir bilgi veya belgenin bireysel başvuru dosyası kapsamında sunmadığıgörülmektedir. Bu anlamda ihlale neden olduğu ileri sürülen iddiaya ilişkinolarak idari ve yargısal yollara başvurulmadığından başvuru yollarının usulüncetüketildiği söylenemez.
43. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Taşınmazın orman olarak tespit edilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.