TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİBÖLÜM
KARAR
AHMET ÖZTÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4574)
Karar Tarihi: 16/11/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Ahmet ÖZTÜRK
Vekili
:
Av. Sait KARAKAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminatdavasında ispat külfetinin yanlış tarafa yüklenmesi nedeniyle silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. 15/2/2005 tarihinden itibaren bir nakliye firmasında tırşoförü olarak çalışmaya başlayan başvurucunun iş sözleşmesinin 17/8/2006tarihinde sona ermesiyle başvurucu, Üsküdar 2. İş Mahkemesinin 2006/754 Esassayılı dosyasında işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat davası açmıştır.
6. Üsküdar 2. İş Mahkemesi 4/3/2010 tarihli ve E.2006/754,K.2010/180 sayılı kararı ile talebin kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçelikararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Davacı taraf iş akdinin haksız feshedildiğiniiddia etmekte olup, davalı taraf ise verilen işi yapmaktan kaçınarak işyeriniterk ettiğini savunmaktadır.
İş akdinin ne şekilde sonlandırıldığıaçısından değerlendirme yapmak gerekirse: davacı 11/8/2006 tarihinde çekmişolduğu ihtarname ile 2006 yılı başından itibaren süre gelen harcırahuygulamasının aleyhine olduğunu, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatiliücretlerinin ödenmediğini ileri sürmekte olup, 17/8/2006 tarihinden itibaren deişyerini terk edip işyerine gitmediği görülmektedir. Davalı işveren her nekadar davacının 17/8/2006 dan itibaren işe gelmediğini ve bu yönde tutanaklartutulduğunu savunmuş ise de, esasen davacının 17/8/2006 dan sonra işe gitmediğianlaşılmakla, 17/8/2006 tarihi itibariyle iş akdinin ne şekilde sona erdirildiğininçözümlenmesi gerekmektedir. Dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere1/1/2006 tarihinden itibaren harcırah uygulamasında yeni bir uygulamayageçilmiş olup, bu uygulama çalışanların aleyhine olup, harcırah yada primmiktarlarında düşme olduğu tanık beyanlarınca ifade edilmiştir. Her ne kadarilk alınan raporda yapılan bilirkişi değerlendirmesinde bu yönde durulmuş vetanık beyanları ile bordroların birbirini doğrulamadığı görüşü mütalaa edilmişise de salt bordrolardaki miktarlara bakılarak prim uygulamasındaki aleyhedurum anlaşılamayacağından tanık beyanlarınca davacının iddiası doğrulanmaklauzun süre işyerinde çalışan davacının kendiliğinden işi bırakması dadüşünülemeyeceğindeniş akdini haklı olarak feshettiği bu duruma göre kıdemtazminatı alacağına hak kazandığı ve fakat ihbar tazminatı alacağının doğmadığıkanaatine varılmıştır.
Davacı yıllık ücretli izin alacağı talebindebulunmuş olup, bu konuda ikinci alınan raporda davacının kullandığı vekullanmadığı izinler ile bordrolara yapılan ödemeler dikkate alınarakçıkartılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının 5 günlük izinücreti alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan davacı harcırah farkı alacağı,fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı ve genel tatil alacağı talebindebulunmuş ise de, her iki bilirkişi raporundaki bu alacak kalemleri yönündenyapılan değerlendirmelerin usulüne uygun olduğu, davacının bu alacaklaryönünden hak kazandığına ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığıanlaşılmakla, bu alacaklara hak kazanmadığı kanaatine varılmıştır.
..."
7. Bu arada Üsküdar Adliyesi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulukararı ile kapatılmış; dosya, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinedevredilmiştir.
8. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22/1/2013tarihli ve E.2010/3821, K.2013/2347 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozmailamının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Davacıişçi, iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiğiniileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, mahkemece işçininhaklı nedenle iş sözleşmesini sonlandırdığı gerekçesiyle ihbar tazminatı isteğireddedilmiş,kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Davacı işçinin diğer bazı arkadaşlarıylabirlikte işverene gönderdiği 10.08.2006 tarihli ihtarnamede, 31/12/2005tarihindeharcırah sisteminin işçi aleyhine değiştirildiği, aylık harcırahgelirlerinde ortalama 250,00 TL düşüşolduğu, uygulama sebebiyle ödenmeyenharcırah alacaklarının olduğu,fazla çalışma hafta tatili ile bayramvegeneltatilücretlerinin de ödenmediği belirtilerek, ödemelerin yapılmasıaksihalde yasal yollara başvuracağı bildirilmiştir.
Mahkemece davacının harcırahfarkı, fazlaçalışma,hafta tatiliile bayramve geneltatil alacaklarının bulunmadığıbelirlenmiş, istekler bu yönlerden reddedilmiş, ancak harcırahödeme sistemindeişçi aleyhine değişiklikolduğu gerekçesiyle işçinin feshihaklı kabul edilerekkıdem tazminatı talebikabul edilmiştir.
Davacıişçi harcırah ödemesiyleilgiliolarak işşartlarında esaslı değişiklikyapıldığını kanıtlayabilmiş değildir.Davacıişçiyeiddia edilen değişiklik öncesi ve sonrası yapılan harcırahödemeleri karşılaştırıldığındaharcırah gelirlerinde azalma olmadığıgörülmektedir. Davacının harcırah farkı talebi de reddedilmiştir.Mahkemece butespite rağmen uzun süre işyerinde çalışan birişçinin kendiliğindenayrılmayacağı gerekçesiyle işçinin haklı feshiolduğu sonucuna varılmıştır.Varsayıma dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru değildir. Davacının kıdemtazminatı isteğinin de reddi gerekirken yazılı şekildetalebin kabulüne kararverilmesi hatalıdır.
Davacı işçi yıllık izinücreti isteklerindebulunmuş,davalı işveren imzalı izin belgelerine dayalıolarak isteğin reddinisavunmuştur.
Mahkemece isteğinkısmen kabulüne kararverilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişiraporundayıllık izinbelgelerininbazılarında davacıişçinin imzası olsa da izin kullanma talebini içerenbirbelgeolduğu, sözü edilen iznin kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiylehesaplamaya gidilmiştir. Davacının imzasını taşıyan izin belgelerindeizinkullanma dönemive süresi belirtilmiş, bölüm müdürü tarafındanonaylanmıştır.Sözü edilenyıllık izin belgeleri ispat açısından yeterlidir. İzin talepyazısında izinkullanma dönemive süresinin açıklanması ve belgenin işverenyetkilisi tarafından onaylanması halinde belirtilen dönem için yıllık izininkullandırıldığı kabul edilmelidir. Mahkemece bu esaslar dahilindegerekirsebilirkişiden ekhesapraporu alınarak işçinin imzasınıiçerenyıllıkizinbelgelerinintamamı dikkate alınarakbakiye yıllık izinhakkınınolupolmadığıbelirlenmeli, sonucuna göre yıllık izinücreti yönünden bir kararverilmelidir.
..."
9. Bozma ilamına uyan Mahkeme 26/9/2013 tarihli ve E.2013/112,K.2013/392 sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçelikararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Tüm dosya kapsamından hükmüne uyulan Yargıtaybozma ilamı da gözetilerek davacının harcırah ödemesi ile ilgili olarak işşartlarında esaslı değişiklik yapıldığını kanıtlayamadığı, davacı işçiye iddiaedilen değişiklik öncesi ve sonrası yapılan harcırah ödemelerikarşılaştırıldığında harcırah gelirlerinde azalma olmadığı, belirtilennedenlerle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerektiğianlaşılmıştır.
Davacı yıllık ücretli izin alacağı talebindebulunmuştur. Davacının imzasını içeren izin istek formları da gözetilerekdavacının toplam 8 gün yıllık ücretli izin kullandığı, 2006 Ağustos ayıbordrosunda 289,33 TL izin ücreti tahakkuku bulunduğu görülmekte ise debordroda davacının imzasının bulunmadığı, aynı şekilde bordroda bulunan tahakkukunundavacıya ödendiğine dair herhangi bir belge veya banka kaydı da sunulmadığıgözetilerek yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığının ispat külfetinin davalıişverenlikte olduğu dikkate alındığında mahkememizce yeterli görülen bilirkişiraporunda da belirlendiği üzere davacının 6 gün bakiye yıllık izin ücretialacağının bulunduğu anlaşılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
..."
10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 9. HukukDairesinin 22/1/2014 tarihli ve E.2013/17025, K.2014/1251 sayılı ilamı ileonanmıştır.
11. Onama kararı başvurucuya 6/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,2/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nunyürürlükte olan 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanuna tabiişçilerin hizmet akitlerinin:
1.İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilensebepler dışında,
2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesiuyarınca,
3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurumveya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödemealmak amacıyla;
5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesininbirinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlardışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göreyaşlılık aylığı
bağlanması için öngörülen sigortalılıksüresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile iştenayrılmaları Nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibarenbir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyleson bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinindevamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarındakıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerindenödeme yapılır.
..."
13. 1475 sayılı mülga Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Süresi belirli olsun veya olmasın,sürekli hizmet akitlerinde işçi, aşağıda yazılı hallerde, dilerse akti süreninbitiminden önce veya bildirimin önelini beklemeksizin feshedebilir.
...
II- Ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayanhaller ve benzerleri:
....
d) İşveren tarafından işçinin ücreti kanunhükümleri veya iş sözleşmesi şartları gereğince hasep edilmez veya ödenmezse,
e)Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp daişveren tarafından işçiye, yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiğihallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığıücret karşılanmazsa, yahut iş şartları esaslı bir tarzda değişir, başkalaşırveya uygulanmazsa; (sözleşmelere bu fıkradaki haller hakkında başka türlü kayıtkonmamak şartı ile)
..."
14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Belirsiz süreli iş sözleşmelerininfeshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için,bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüşolan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört haftasonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüşolan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı haftasonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için,bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ileartırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirimsüresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
..."
15. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Süresi belirli olsun veya olmasınişveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veyabildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
...
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayanhaller ve benzerleri:
...
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veyahaklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde ikidefa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünüişine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevlerikendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
..."
16. 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinin birinci ve ikincifıkrası şöyledir:
"Ülkenin genel yararları yahut işinniteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir.Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saatiaşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasınınuygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalıkiş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahibu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
Her bir saat fazla çalışma için verilecekücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elliyükseltilmesi suretiyle ödenir."
17. 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci ve ikincifıkrası şöyledir:
"İşyerinde işe başladığı günden itibaren,deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilereyıllık ücretli izin verilir.
Yıllık ücretli izin hakkındanvazgeçilemez."
18. 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi şöyledir:
"25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İşKanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlüktenkaldırılmıştır."
19. 4857 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:
"Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununayapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.
Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlüktebırakılan 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 incive 2 nci bendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncımaddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerine yapılmışsayılır."
20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu'nun 236. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Dava evrakında veya hakim huzurunda ikitaraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan tarafaleyhine delil teşkil eder."
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tarafların veya vekillerinin mahkemeönünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatıgerekmez."
22. 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesi şöyledir:
"İspat yükü, kanunda özel bir düzenlemebulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hakçıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadecekarinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanundaöngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispatedebilir."
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; işçilik alacağının tahsili için açtığı davadaMahkemenin taraflarca üzerinde ihtilaf konusu olmayan vakıayı yanlışdeğerlendirdiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğihususunun çekişme konusu olmadığını, tazminatın tespiti açısından ispatkülfetinin davalı işverene ait olduğunu ancak Mahkeme ve Yargıtayın buyükümlülüğün kendisine ait olduğu varsayımından hareket ederek değerlendirmeyaptığını, 1086 sayılı mülga Kanun'un 74. maddesine göre Mahkemenin taraflarınbeyanı ile bağlı olduğunu ancak davada taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını,bu açıdan yasaya açıkça aykırı olarak uygulanan yöntem nedeniyle talebininbüyük bir kısmının reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş vemağduriyetinin giderilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
25. Başvurucu, davada ispat yükümlülüğü davalı işverene aitolduğu hâlde bu külfetin tersine çevrildiğini, bu durumun yargılama açısındaneşitsizlik meydana getirdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
26. Başvurucunun yargılamada ispat külfeti davalı alacaklıya aitolduğu hâlde Mahkeme ve Yargıtayın kanun ve usule aykırı bir değerlendirmeylebu yükümlülüğü tersine çevirdiği iddiası, mahkeme önünde sahip olunan hak veyükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengeninyargılamanın her aşamasında korunması hususu ile ilgili olduğundan silahlarıneşitliği ilkesi kapsamında incelenmiştir.
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
28. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşıyapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlaledilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ilesınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz.”
29. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar vermeyetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevibaşvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014§ 22).
30. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengeninsağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme önünde sahip olunanhak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve budengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup bu usulgüvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temeldayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 37; Yüksel Hançer, § 21).
31. Başvurucunun İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesine (Üsküdar 2.İş Mahkemesi) açtığı davada iş sözleşmesinin davalı işveren tarafındanfeshedildiğini, feshin haklı nedenlere dayanmadığını belirterek ihbar, kıdemtazminatı, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, bayram ve genel tatilalacağı ile harcırah alacağı talebinde bulunduğu, davalı işverenin ise iş sözleşmesininkendisi tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddinekarar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
32. Başvurucu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafındanfeshedildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davalının buvakıayı 19/12/2006 ve 17/2/2010 tarihli dilekçelerinde ikrar ettiğini,Mahkemenin bu kabul ile bağlı olduğunu ve bu duruma göre değerlendirme yaparakispat yükümlülüğünü davalı işverene yöneltmesi gerektiği hâlde tersineçevirdiğini, yapılan uygulamanın yargılamadaki dengeyi aleyhe bozduğunubelirtmiştir.
33. İş hukuku yargılamasında, hizmet akdinin işveren tarafındanhaksız olarak feshedildiğinin iddia edilmesi hâlinde feshin haklı olarakyapıldığı hususunu ispat yükü davalı işverene düşer. Yıllık ücretli izninkullandırıldığı ya da karşılığı ücretin ödendiğinin ispat yükü yine işvereneaittir. Bunun yanında fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasınıispat etmekle yükümlüdür.
34. Sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte olan 1475 sayılımülga Kanun'un 16. maddesi gereğince hizmet akdinin işçi tarafından haklınedenlerle feshedildiğine ilişkin ispat yükümlülüğü ise davacı işçiye aittir.
35. Somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde, dava konusuedilen alacak kalemlerinin tahsili için 10/8/2006 tarihinde iş yerindenayrılarak avukata vekâlet verdiğini belirttiği, Mahkemenin gerekçeli kararındadosyadaki tüm beyan ve delillere göre yapılan değerlendirmede davacının11/8/2006 tarihinde çekmiş olduğu ihtarname ile 2006 yılı başından itibarensüre gelen harcırah uygulamasının aleyhine olduğunu, fazla mesai, genel tatilve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini ileri sürdüğü, 17/8/2006 tarihindenitibaren de iş yerini terk edip iş yerine gitmediğinin görüldüğü, davalıişveren her ne kadar davacının 17/8/2006 tarihinden itibaren işe gelmediğini vebu yönde tutanaklar tutulduğunu savunmuş ise de esasen davacının bu tarihtensonra işe gitmediği belirtilerek 17/8/2006tarihi itibarıyla iş akdinin işçi tarafından sonlandırıldığının kabul edildiği,bu açıdan Mahkemenin dava konusu tazminata esas işçilik alacaklarınayönelik olarak hizmet akdinin işçi tarafından sona erdirildiğini kabul ederekbu olgu üzerinden ispat yükümlülüğünü belirlediği ve sonuca ulaştığıanlaşılmıştır.
36. Bu açıdan Mahkeme ve Yargıtayın ispat külfetini tersineçevirerek taraflar arasında eşitsizlik meydana getirdiğinden bahsedilemeyeceği,taraf beyanları, iş yeri sicil kayıtları ve tüm delillerin dosya kapsamınaalınarak değerlendirilmesi hususları gözönüne alındığında yapılan uygulamanınyargılamanın bütününe göre tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekildeetkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V.HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 16/11/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.