TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ALKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/18601)
Karar Tarihi: 17/11/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Ahmet ALKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, itirazın iptali davasında yemin teklif edilendavalının yemin için davet edildiği günde mahkemede hazır olmadığı ve teklif edilenyemini eda etmekten kaçındığı hâlde bu durumun dikkate alınmayarak davanınreddine karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/11/2014 tarihinde Kocaeli 2. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2016 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, vekillik görüşmesi yaptığını iddia ettiği kişi(borçlu) aleyhine elden verilen 850 TL borç para ve idareye ödenen 730 TL idaripara cezası alacağı olmak üzere toplam 1.580 TL asıl alacak üzerinden ilamsızicra takibi başlatmıştır.
8. Borçlunun, başvurucuya herhangi bir borcu olmadığınıbelirterek ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durmuş; bunun üzerine başvurucu,Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 17/1/2014 tarihinde itirazıniptali davası açmıştır.
9. Başvurucu dava dilekçesinde, aralarında vekillik ilişkisikurulması konusunda görüştüğü davalı borçlu ile birlikte davalının işi içinAnkara iline gitmek üzere yolculuk yaptıklarını, bu yolculuk sırasındakiharcamalara karşılık davalıya elden borç para verdiğini, davalının şoförütarafından kullanılan araca kesilen idari para cezalarını da kendisininödediğini, bu cezalar için yaptığı ödemeler ile elden verdiği borç paranıntahsili için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunuileri sürerek borçlunun takibe itirazının iptaline ve takibin devamına kararverilmesini talep etmiştir.
10. Davalı; davaya karşı beyanında dava dilekçesindeki iddialarıreddederek söz konusu yolculuğun kendi işi için yapılmadığını, yolculuk sırasındakiharcamaları kendisinin karşılayacağı konusunda başvurucuyla bir anlaşmayapmadıklarını, bu nedenle başvurucuya herhangi bir borcu bulunmadığınısavunmuştur.
11. Başvurucu; dava dilekçesinde delil olarak tanık beyanına,ödenen idari para cezalarına ilişkin evrak ve kayıtlara, icra dosyasına veyemin deliline dayanmış ancak yargılama sırasında Mahkemeye sunduğu 4/7/2014tarihli dilekçesiyle, diğer delillerden vazgeçerek sadece yemin delilinedayandığını, birlikte yaptıkları yolculuk sırasında elden borç para alıpalmadığı, seyahat edilen aracın davalının işi için kiralanıp kiralanmadığı vedavalının şoförü tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususlarında davalıyayemin teklifinde bulunduğunu bildirmiştir.
12. Mahkeme, anılan dilekçeyi ihtarlıdavetiye ile davalıya tebliğ ederek davalıyı yemin için 9/10/2014 tarihliduruşmaya davet etmiştir. Söz konusu davetiyedeki ihtar şöyledir:
“Yemine konu hususlar hakkında sorulacaksorular ile geçerli bir özrünüz olmaksızın yemin için tayin olunan gün vesaatte mahkemeye bizzat gelmediğiniz veya gelip de yemini iade etmediğinizyahut yemini eda etmekten kaçındığınız takdirde, yemin konusu vakıaları ikraretmiş sayılacağınız ihtar olunur. (H.M.K. 228. Mad.)”
13. Davalı, avukatı aracılığıyla Mahkemeye sunduğu 26/8/2014havale tarihli dilekçesinde, yemin teklifini kabul etmediğini, senetle ispatkuralı gereğince somut davada yemin deliline dayanılmasının hukuken mümkünolmadığını belirtmiş ve davet edildiği duruşmada hazır bulunmamıştır.
14. Mahkeme 9/10/2014 tarihli ve E.2014/37, K.2014/575 sayılıkararı ile başvurucunun iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanınreddine kesin olarak karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Davacı 730 TL radar cezası ödendiğine ilişkinbelge ibraz etmiş, diğer 850 TL için her hangi bir belge ibraz etmemiş, tanıkdelili ile ispat edeceğini iddia etmesine rağmen yargılama aşamasında budelilden de vazgeçerek doğrudan yemin deliline başvurmuş, davalı vekili yeminiiçeriğine göre kabul etmediğini, istemin alacak davası olup belge ile ispatedilmesi gerektiğini ve müvekkili ile davacı arasında vekalet ilişkisininkurulduğuna ve istenilen bedellerin davacı tarafından ödendiğine ilişkin hiçbirdelil olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Dosyada bulunan tüm belgeler birliktedeğerlendirildiğinde, davacı radar cezalarının ödendiğine ilişkin ödememakbuzlarını ibraz etmiş ise de, bu miktarın davacı tarafından ödendiğineilişkin resmi bir belge yoktur. Ayrıca ödediğini beyan ettiği 850 harcama ileilgili belge de olmayıp sadece davacının beyanı vardır. Yapılan harcamamiktarları ve bu ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı ve iddiadabelirtildiği şekilde vekalet ilişkisi kapsamında yolculuk yapıldığı konusundaher hangi bir delil ve belge ibraz edilmediğinden davanın reddine karar vermekgerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
15. Başvurucu, kesin nitelikli bu kararı gerekçesiyle birlikte30/10/2014 tarihinde haricen öğrenmiş; 25/11/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Takip talebine itiraz edilen alacaklı,itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak,genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazıniptalini dava edebilir.”
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 225. maddesi şöyledir:
“(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımındanönem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır.Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.”
18. 6100 Sayılı Kanun’un 228. maddesi şöyledir:
“(1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmadabizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.
(2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlarhakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayinolunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iadeetmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıalarıikrar etmiş sayılacağı yazılır.”
19. 6100 Sayılı Kanun’un 229. maddesi şöyledir:
“(1) Yemin için davet edilen kimse, tayinedilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazırbulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmektenkaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yeminetmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.”
20. 6100 Sayılı Kanun’un 188. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Tarafların veya vekillerinin mahkeme önündeikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.”
21. 6100 Sayılı Kanun’un 189. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Taraflar, kanunda belirtilen süre veusule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.
...
(4) Bir vakıanın ispatı için gösterilendelilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.”
22. 6100 Sayılı Kanun’un 200. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılanhukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispatolunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtankurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz TürkLirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, alacaklı olduğu kişi aleyhine açtığı itirazıniptali davasında dayandığı tüm delillerini kesin delil olan yemin delilinehasrederek davalıya yemin teklifinde bulunduğunu ancak Mahkemenin davalıyayemin eda ettirmediğini, davalının yemini eda etmekten kaçınması nedeniyledavanın kabulü gerekirken bu durum gözardı edilerekdavanın reddine karar verildiğini, teklif edilen yeminin eda edilmektenkaçınıldığı hususunun hüküm verilirken neden dikkate alınmadığının gerekçelikararda izah edilmediğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
26. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesindebaşvurucunun, itirazın iptali davasında yemin teklif ettiği davalının yeminieda etmekten kaçındığı hususunun Mahkemece dikkate alınmamasından ve hükümkurulurken bu hususun neden dikkate alınmadığına ilişkin gerekçe gösterilmemesindenşikâyet ettiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede, davaya bakan mahkemelerintarafların delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviyle ilişkili görülenanılan şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygunyargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucu, itirazın iptali davasında yemin teklifindebulunduğu davalının yemini eda etmekten kaçındığını, bu nedenle davanınkabulüne karar verilmesi gerekirken teklif edilen yeminin eda edilmediğihususunun neden dikkate alınmadığının gerekçesi gösterilmeden davanın reddinekarar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir.”
30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
31. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibiilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
32. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakişilerin, davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme haklarıgüvence altına alınmıştır. Sözleşme’deki haklarınetkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6.maddesine göre “tarafların dayanaklarını,iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır(Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §33).
33. AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının,mahkemenin, başvurucunun iddialarına yanıt vermekten ve başvurucunun temelşikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6.maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmişolur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84,85).
34. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanmahakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir (Güher Ergun ve diğerleri, § 38).
35. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara, tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 19).
36. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi,başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirmektir (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27). Dolayısıyla AnayasaMahkemesi, mevcut başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerdenbaşvurucunun şikâyetleriyle bağlantılı görülen davanın düzgün bir biçimdeincelenmesi hakkının yerine getirilip getirilmediğini, bir bütün olarakyargılamanın hakkaniyete uygun yürütülüp yürütülmediğini inceleyecektir.
37. Somut olayda başvurucu, vekillik görüşmesi yaptığını iddiaettiği borçlu aleyhine, elden verilen borç para ve idari para cezası ödemelerikarşılığı toplam 1.580 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış;borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine duran takibin devamı için itirazıniptali davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, yemin delilinin yanı sırabaşka delillere de dayanmakla birlikte yargılama sırasında davalıya yeminteklifinde bulunarak diğer delillerden vazgeçmiştir.
38. Mahkeme, davalıyı yemin için duruşmaya davet etmiş ancakdavalı, senetle ispat kuralı gereğince somut davada yemin delilinedayanılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek başvurucunun yeminteklifini kabul etmediğini Mahkemeye bildirmiş ve davet edildiği duruşmadahazır bulunmamıştır. Yargılama sonunda Mahkeme, başvurucunun iddialarını ispatedemediği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.
39. Başvurucu, davalının teklif edilen yemini eda etmektenkaçınması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususunMahkemece dikkate alınmamasından şikâyet etmiştir.
40. Yemin delili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/6/2015tarihli ve E.2014/13-37, K.2015/1525 sayılı kararında şöyle tarif edilmiştir:
“Yemin, taraflardan birinin davanınçözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanununbelirlediği şekilde mahkeme (hâkim) önünde beyanda bulunmasıdır. Yemin edentaraf bu beyanın doğruluğunu namus, şeref ve kutsal saydığı bütün inanç vedeğerleri ile teyit etmektedir. Medeni Usul Hukukunda yemin delili kesin delilniteliğindedir”
41. Yeminin eda edilmemesinin sonuçlarının değerlendirildiğiYargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28/3/2016 tarihli ve E. 2014/44145, K.2016/8732sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Davacı, davalıya elden 240.000,00 TL borçverdiğini, bu borcun ödenmesi için davalıdan bir adet bono almasına rağmenbononun zayi olduğunu, yegane geçerli delilinin yemin teklifi olduğunu ilerisürerek, 240.000,00 TL'nin tahsili için eldeki davayı açmış, dava dilekçesi veyemin davetiyesi Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre davalının “Mernis” adresine tebliğ edilmiş, mahkemece; yemindavetiyesinin Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edildiği, ancak her davadaispat yükünün ilk önce davacıya düştüğü, iddianın niteliği itibariyletoplanacak bir delilin bulunmadığı, davalının davaya cevap vermemesi sebebiyleispat yükünün yer değiştirmesinin sözkonusu olmadığıgerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir."Yemin" kurumu HMK 225 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, yeminteklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisineyemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlarhakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunangün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini eda etmediğiyahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikraretmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228). Mahkemenin dekabulünde olduğu üzere davalı adına çıkarılan yemin davetiyesi TebligatKanunu'na uygun olarak tebliğ edilmiştir. Hal böyle olunca, davalının yeminiçin tayin edilen gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği takdirde yeminkonusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağından, mahkemece davanın kabulüne kararverilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması,usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. ”
42. Öte yandan 6100 Sayılı Kanun’un 229. maddesinde, yemin içindavet edilen kimsenin tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrüolmaksızın bizzat hazır bulunmaması yahut hazır bulunup da yemini iade etmemesiya da yemini eda etmekten kaçınması hâlinde yemin konusu vakıaları ikrar etmişsayılacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 188. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ise tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettiklerivakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmeyeceği hüküm altınaalınmıştır.
43. Anılan yargısal içtihatlar ve Kanun hükümlerinden, hukukyargılamasında belli bir vakıanın ispatı için teklif edilen yeminin karşıtarafça eda edilmemesi durumunda yemin konusu olan vakıaların ikrar edilmişsayılacağı ve çekişmeli olmaktan çıkacağı, bu nedenle yemin teklif eden tarafınyemin konusu olan vakıaları ispatlamak için başkaca bir delil sunmayükümlülüğünün kalmayacağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kesin delil niteliğindekabul edilen yeminin, eda edilip edilmemesine göre davanın sonucuna doğrudanetki eden bir delil olduğu açıktır.
44. Başvuru konusu davada davalı, kendisine teklif edilen yeminieda etmemesine karşın Mahkeme; başvurucunun iddialarını belge veya herhangi birbaşka delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Anılan kararın gerekçesinde eda edilmeyen yeminin konusu olan vakıaların nedençekişmeli kabul edildiği, bir başka ifadeyle teklif edilen yemin davalıtarafından eda edilmediği hâlde bu vakıaların ispat için başvurucuya nedenbelge veya herhangi bir başka delil sunma yükümlülüğünün yüklendiği konusundabir açıklamaya yer verilmediği gibi davalının teklif edilen yemini edaetmemesinin neden hükme etkili görülmediği ile ilgili bir değerlendirme deyapılmadığı görülmektedir (bkz.§ 14).
45. Öte yandan 6100 Sayılı Kanun’un 189. maddesinde, davanıntaraflarının Kanun'da belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahipoldukları, bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığınamahkemece karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda başvurucu, davasınıyemin deliliyle ispatlamak istediğini bildirerek davalıya yemin için davetiyegönderilmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun iddia ettiği vakıalarınyemin deliliyle ispatının mümkün olmadığına ilişkin bir karar vermemiş; aksinebaşvurucunun bu talebini kabul edip davalıya ihtarlıdavetiye göndererek davalıyı yemin için duruşmaya davet etmiştir.
46. Davalıya gönderilen söz konusu davetiyede, geçerli bir özrüolmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediğiveya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığıtakdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtar edilmesine karşıntayin edilen duruşmaya katılmayan ve teklif edilen yemini eda etmeyen davalınınihtarda belirtilen sonuçtan sorumlu tutulmadığı ve bunun gerekçesiningösterilmediği görülmüştür. Mahkeme, başvurucu yemin deliline hiç dayanmamış vedavalı için yemin prosedürü uygulanmamış gibi değerlendirme yaparak kararvermiştir.
47. Sonuç olarak başvuru konusu davada iddialarının ispatı içinmünhasıran yemin deliline dayanan başvurucunun davalıya yemin teklif etmesiüzerine Mahkemece; dava konusu vakıaların yemin deliliyle ispatında usulkurallarına aykırı bir yön tespit edilmeyerek davalının yemin için duruşmayadavet edildiği, duruşmaya katılmaması ya da yemini eda etmekten kaçınmasının sonuçlarıkonusunda davalının ihtar edildiği, buna rağmen yemin eda etmeyen ve duruşmadahazır olmayan davalının ihtar edilen sonuçlardan sorumlu tutulmadığı ve bunungerekçesinin de gösterilmediği, bunun yanı sıra kesin delil niteliğinde kabuledilen ve davanın sonucuna doğrudan etkili bir delil olan yeminin davalıtarafından eda edilmediği hususunun neden hükme etkili görülmediğiningerekçesinin gösterilmediği gözönündebulundurulduğunda davayı gören Mahkemenin bu yaklaşımının mahkemelerintarafların iddia ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviylebağdaştığı söylenemez.
48. Başvurucu yemin deliline hiç dayanmamış ve davalı için yeminprosedürü uygulanmamış gibi değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması başvurukonusu yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkarmıştır. Bu nedenlemevcut yargılamada başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
51. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
53. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve 206,10 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındahakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. Asliye HukukMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.