TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ECE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2355)
Karar Tarihi: 29/9/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Ahmet ECE
Vekili
:
Av. Mehmet Ali KAHRAMAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, köyün etrafında odun toplarken güvenlik güçlerinceaçılan ateş sonucu başvurucunun babasının öldüğü dikkate alınmaksızın 17/7/2004tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve açılan davanınreddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/2/2014 tarihinde Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Şırnak ili Güçlükonak ilçesi Fındık köyünde ikametetmekte iken 1994 yılında babasının iki köylüsü ile birlikte köyün etrafındaodun toplarken güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğünü ve bu özeldurumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorundakaldığını iddia etmiştir.
7. Başvurucu 12/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
8. Komisyon 21/1/2011 tarihli ve 2011/3-147 sayılı kararındabaşvurucunun talebi Kanun kapsamına girmediğinden, jandarmadan alınan yazılarneticesinde köyün de boşaltılmadığı anlaşıldığından talebin reddine kararvermiştir.
9. Komisyonun talebin reddi kararına karşı Mardin İdareMahkemesinde başvurucu tarafından dava açılmıştır.
10. Mardin İdare Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve E.2011/894,K.2011/2748 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
“...Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden,davacının ikamet ettiği Fındık Köyü’ne ve köy halkına yönelik terör olaylarınınmeydana gelmediği, davalı idarece Mahkememize sunulan listeye göre FındıkKöyünün terör nedeniyle boşaltılan köyler ve mezralar arasında bulunmadığı, köyünterör olaylarından dolayı boşaltılmadığı, Köyde 1990-1997-2000 tarihlerindeDevlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca yapılan nüfus sayımında1752-2583-2026 kişinin bulunduğu, köyde okulun açık olduğu ve eğitime devam edildiği,köyde olağan yaşamın sürdüğü, davacılarınmalvarlığına ulaşımını engelleyen bir durumun bulunmadığı, bu durumda terörolayları nedeniyle boşalmayan köyde davacıların terörden kaynaklanan herhangibir zararının bulunmadığı, dolayısıyla, davacıların 5233 sayılı Yasaya göreödenmesi gerekli bir zararının olmadığı anlaşıldığından, 5233 sayılı Yasahükümlerine göre yaptıkları tazminat başvurusunun reddi yönündeki dava konusuişlemde yukarıda anılan mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılıkbulunmamaktadır...”
11. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 13/11/2012 tarihli ve E.2012/5298, K.2012/10034 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 19/9/2013tarihli ve E.2013/9595, K.2013/6004 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karardüzeltme kararı, başvurucuya 7/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 6/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
15. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımısonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemeküzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katıtutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katıtutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katıtutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenennakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasailişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, babasının 1994 yılında iki köylüsü ile birlikteköyün etrafında odun toplarken güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğünü,daha sonra can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle köyden ayrıldığını, malvarlığının zarar gördüğünü, mallarına ulaşımın ve mallarının kullanımınınengellendiğini, uğradığı zararların karşılanması amacıyla yaptığı başvurununreddedildiğini, ret kararına karşı açtığı davadan sonuç alamadığını, tazminattalebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18.Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun veaçtığı davanın güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu babasının ölmesinoktasındaki özel durumu nazara alınmaksızın kendisine yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterekAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
19. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 24).
20. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz bir takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanunyolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,§ 26).
21. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde açıkça terör dışındakiekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışındakendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıklarızararların kapsam dışında olduğu belirtilmiştir.
22. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda, güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanakbulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 89,90; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 84,85).
23. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin,belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadî bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek, açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, B. No:2013/3007, 6/2/2014,§§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bukonudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber, derecemahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda, Anayasal birtemel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında, farklıbir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
24. Başvurucunun, babasının güvenlik güçlerince ateş açılmasıneticesinde öldüğü, yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlikkaygısı nedeni ile terk ettiği noktasındaki özel durumunun nazara alınmasınıtalep ettiği anlaşılmaktadır.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde, bireysel başvuruda bulunacakların,başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle yakişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdurarasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (bkz. Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B.No: 2012/95, 25/12/2012, § 21)
26. Anayasa Mahkemesinin 4/5/2016 tarihli yazısı ile başvurucudan,başvuru formunda ileri sürdüğü, iddialarını ispat etmeye yönelik, babasınıngüvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğüne dair herhangi bir belgenindosyasında sunulmadığı, anılan iddiasını ispat etmeye yönelik detaylı bilgileriiçeren belgeleri Mahkemeye sunması istenmiştir.
27. Başvurucu 25/5/2016 tarihli dilekçesi ile can güvenliğikaygısı ile köyünü terkettiğini anılan olaya ilişkinbelgeleri Şırnak İl Jandarma Komutanlığından dilekçe ile istediğini ancakkendisine bilgi belge verilmediğini belirtmiştir.
28. Anayasa Mahkemesinin 9/6/2016 tarihli yazısı ile Şırnak İlJandarma Komutanlığından bölgelerinde belirtilen olayın yaşanıp yaşanmadığınadair delil teşkil etmesi amacıyla bilgi belge istenilmiştir.
29. Şırnak İl Jandarma Komutanlığı 21/7/2016 tarihli dilekçesiile yapılan araştırma ve inceleme sonucu iddia edilen olaya ilişkin herhangibir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını belirtmiştir.
30. Bu çerçevede, başvurucunun babasının güvenlik güçlerinceaçılan ateş sonucu öldüğü iddiası hakkında, Anayasa Mahkemesi tarafındanbaşvurucuya ve Jandarmaya yazılan müzekkerelere cevap olarak başvurucunun,olayın yaşandığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmadığı, Jandarmanın daolayın gerçekleştiğine dair bir veriye ulaşamadığını belirttiği tespitedilmiştir. Bu tespitler karşısında, başvurucunun taleplerinin 5233 sayılıKanun kapsamında değerlendirilebilmesinin, yerleşim yerlerini terör eylemleriveya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edipetmediği noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışınagirilmesini gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddianın kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddia
32. Başvurucu, Komisyonca verilen kararın akabinde açtığıdavadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığınaulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrumkaldığını, zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlaledildiğinden şikâyetçi olmuş ise de yargılama sürecinde yapılan incelemeler velehe olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağıdeğerlendirilmiştir.
33. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüzve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi, bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
35. Başvurucu, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde davasının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesincedelillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunubelirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemesincedelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
36. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, dava dosyasındayer alan bilgi ve belgelere göre başvurucunun ikamet ettiği Fındık köyüne veköy halkına yönelik terör olaylarının meydana gelmediği, idarece Mahkemeyesunulan listeye göre Fındık köyünün terör nedeniyle boşaltılan köyler vemezralar arasında bulunmadığı, köyün terör olaylarından dolayı boşaltılmadığı,köyde 1990, 1997, 2000 tarihlerinde Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığıncayapılan nüfus sayımında yıllara göre 1.752, 2.583, 2.026 kişinin bulunduğu, köyokulunun açık olduğu ve eğitime devam edildiği, köyde olağan yaşamın sürdüğü,başvurucunun mal varlığına ulaşımını engelleyen bir durumun bulunmadığı, budurumda terör olayları nedeniyle boşalmayan köyde başvurucunun terördenkaynaklanan herhangi bir zararının bulunmadığı dolayısıyla 5233 sayılı Kanun'agöre ödenmesi gerekli bir zararının olmadığı anlaşıldığından 5233 sayılı Kanunhükümlerine göre yaptığı tazminat başvurusunun reddi yönündeki dava konusuişlemde mevzuat hükümlerine göre hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerekdavanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince deincelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltmetalebi ise reddedilmiştir. Başvurucunun anılan iddialarına yönelik olarak buçerçevede Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlikbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.