TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET RAHA PAKKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17994)
Karar Tarihi: 10/1/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 9/2/2018-30327
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Ahmet Raha PAKKAN
Vekili
:
Av. Bülent PEKAND
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın süreaşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzunsürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (THY)bünyesinde kapsam dışı personel olarak genel müdür yardımcısı unvanı ile görevyapmakta iken 2003 yılında emekli olmuştur.
9. Başvurucunun kıdem tazminatı, daha önceki yurt dışıgörevlerinde Kurumu zarara uğrattığı gerekçe gösterilerek 22.646,55 TLtutarında kesinti yapılmak suretiyle 14/7/2003 tarihinde ödenmiştir. Başvurucu15/7/2003 tarihinde kullanmadığı yıllık izinleri karşılığı olan ücretlerintarafına ödenmesi istemiyle THY nezdinde başvuruda bulunmuştur. Talebin22/7/2003 tarihli işlemle reddi üzerine başvurucu, kıdem tazminatından resenkesilen tutarın ve kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığı olan ücretintazmini için 1/10/2003 tarihinde Bakırköy İş Mahkemesinde dava açmıştır.
10. Bakırköy İş Mahkemesi 8/7/2004 tarihli kararıyla davayıgörev yönünden reddetmiştir.
11. Başvurucu, görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardındanİstanbul 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde aynı istemle dava açmıştır.
12. Mahkeme 28/3/2007 tarihli kararıyla, kıdem tazminatınıneksik ödendiğinin ödemenin yapıldığı 14/7/2003 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenildiği ve buna göre 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu uyarınca altmış günlük dava süresi geçirildikten sonra 1/10/2003tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesine yer vererek kıdemtazminatına ilişkin istem yönünden davayı reddetmiştir. Kullanılmayan yıllıkizinlere karşılık gelen ücretin ödenmesi istemi yönünden ise Mahkeme,uyuşmazlığın adli yargı kolunda görülmesi gereken niteliği haiz olduğugerekçesine yer vermek suretiyle görev yönünden ret kararı vermiştir.
13. Danıştay Onbirinci Dairesi (Daire)31/3/2009 tarihli kararıyla, ilamın kıdem tazminatına ilişkin istem yönündensüre aşımı nedeniyle davanın reddedilmesine dair kısmını onamıştır. Daire,yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemi yönünden davanın görevnedeniyle reddine ilişkin kısmını ise bozmuştur. Bozma gerekçesinde Daire,özelleştirme kapsamında bulunan ya da bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleribünyesinde kapsam dışı personel statüsünde çalışanların kurumlarıyla aralarındameydana gelen uyuşmazlıklar için idari yargının görevli olduğu yönündekiUyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1, K.1996/1 sayılı kararınıesas almıştır. Kısmen onama kısmen bozma kararına yönelik karar düzeltme istemiDairenin 8/12/2010 tarihli kararıyla reddedilmiş ve ilam, kıdem tazminatınailişkin olarak verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair karar yönündenkesinleşmiştir.
14. Yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemiyönünden ise Mahkeme 8/6/2011 tarihli kararıyla bozma ilamına uymuştur. Mahkeme2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargıda dava açma süresinin altmış günolduğunu vurgulamıştır. Başvurucunun yıllık izin ücretlerine ilişkin ödememeişlemini 22/7/2003 tarihinde öğrendiğini tespit eden Mahkeme, bu tarihtenitibaren altmış gün geçtikten sonra ilk kez 1/10/2003 tarihinde açılan davadasüre aşımı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı vermiştir.
15. Hüküm, Dairenin 20/9/2012 tarihli kararıyla onanmış ve karardüzeltme istemi de 28/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
16. Başvurucu, nihai kararı 15/10/2014 tarihinde tebellüğettikten sonra 13/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
17. 2577 sayılı Kanun'un idari davatürlerini belirleyen 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:
"1. İdari dava türleri şunlardır:
...
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, "
18. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Davaaçma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergimahkemelerinde otuz gündür."
19. 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergimahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerineaçılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustakikararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevlimahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihiolarak kabul edilir."
20. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:
"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruyatam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceklerigibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, buhusustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararıntebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icratarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu haldede ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır."
B. Yargı Kararları
21. Uyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1,K.1996/1 sayılı ilke kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında kapsamdışı personel adı altında İş Yasası çerçevesinde çalıştırılan bir kesimbulunmaktadır. Kapsam Dışı Personel deyimi uygulama alanına girdiğinde, Kanunve KHK.lerde yer almamakta, sendikalarla işverenarasında aktedilen toplu iş sözleşmelerinde bahiskonusu edilmekte ve toplu iş sözleşmesinden yararlananlar “kapsam içi”diğerleri de “kapsam dışı” olarak adlandırılmaktadır.
Kapsam dışı personel hakkında düzenlemeye 418sayılı KHK.de yer verilmiş ise de bu KHK Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.Daha sonra bu personelin 18.5.1994 gün ve 527 sayılı KHK.de ve 24.11.1994 günve 4046 sayılı Yasa’da yer aldığı ve İş Yasası’na tabi olmasına rağmen kamupersoneli sayıldığı Yasa’nın sistematiğinden, yani bunlara Yasada memur vesözleşmeli personelle birlikte yer verilmesinden anlaşılmaktadır. Kapsam dışıpersonel olarak belirlenen görev unvanlarını taşıyanların kurumda belli birsüre çalıştıktan sonra sendika ile ilişkisini kesen ve daha çok idareci niteliğindekipersonel olduğu, bu ayrımdaki amacın, bu kesimin, yetki ve ücretinin tayin vetakdirinin idareye bırakılması ve statülerinin, aslî ve sürekli görevleri genelidare esaslarına göre yürütülen personele yaklaştırılması olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle 4046 sayılı Yasa hükümlerinden, kapsam dışıpersonelin de kamu personeli sayıldığı sonucu çıkmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, özelleştirme kapsamınaalınan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının özel hukuk tüzelkişiliğine geçiş döneminde kamu kurumu olan vasıflarını tamamen yitirmemişoldukları, bu kurumlarda çalışan sözleşmeli ve kapsam dışı personelin kamupersoneli sayıldıkları, idare ile olan ilişkileri nedeniyle açılan davalarda,işlemin yasaya ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargıyerinin görevine girdiği..."
22. Danıştay Onikinci Dairesi30/5/1995 tarihli ve E.1995/2819, K.1995/1335 sayılı kararıyla, THY bünyesindeGenel Müdürlük emrinde görev yapan davacının hizmet sözleşmesinin feshineilişkin işlemin iptali ve tazminat istemiyle açılan davayı esastan hükmebağlayan İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararına yönelik görev itirazı içerentemyiz başvurusunu reddetmiş ve kararı onamıştır.
23. Danıştay Onbirinci Dairesi22/12/2009 tarihli ve E.2007/2678, K.2009/10942 sayılı kararıyla, THYbünyesinde sivil savunma uzmanı olarak görev yapan davacının özlük haklarınailişkin olarak açtığı davayı esastan karara bağlayan Ankara 3. İdare Mahkemesikararını onamıştır.
24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 3/3/2009 tarihli ve E.2008/18865,K.2009/5806sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Memur ve sözleşmeli personel statühukukunu ilgilendirdiğinden, idare ile çıkacak olan uyuşmazlıklar işmahkemelerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmelidir. UyuşmazlıkMahkemesinin 1995/1 Esas 1996/1 Karar sayılı ilke kararında, özelleştirmekapsamında olsun ya da olmasın Kamu İktisadi Teşebbüslerinde sözleşmelipersonel statüsünde çalışanların, kurumları ile olan ilişkilerinden doğananlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu kurala bağlanmıştır.
Yapılanbu açıklamalara göre mahkemece gerekirse davacının şahsi dosyası getirtilmelive sözleşmeli personel olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmalıdır.Davacının sözleşmeli personel olduğunun kabulü halinde davanın idaremahkemesinde görülmesi gerektiğinden görev yönünden davanın reddine kararverilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayıgerektirmiştir."
25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarihli veE.2013/4825, K.2013/7026 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Somut olay ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.01.1996 tarihli ve1995/1 esas, 1996/1 karar sayılı ilke kararı birlikte irdelendiğinde; davacınınkapsamdışı personel statüsünde olduğu, toplu işsözleşmesi dışında kalan kapsam dışı personel statüsündeki kamu personelininkurumları ile ilişkilerinden doğan her türlü özlük hakları ile görevine sonverilmesi sonucunu doğuran işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm veçözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup,yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda,yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesigerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayıgerektirmiştir."
26. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2/7/2013tarihli ve E.2012/23643, K.2013/14982 sayılı kararıyla, THY bünyesinde görevyapan davacının emekli keseneklerine ilişkin olarak açtığı davayı esastankarara bağlayan Bakırköy 14. İş Mahkemesi kararını uyuşmazlığın idari yargınıngörev alanına girdiği gerekçesiyle bozmuştur.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucu, özlük haklarının tazmini için açılan davanın süreaşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesindebelirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminat veyeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.
1. Yargılama Sürecinin Kıdem Tazminatınaİlişkin Kısmı Yönünden
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular Anayasa Mahkemesinceincelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).
30. Somut yargılama sürecinde kıdem tazminatına ilişkin kısımyönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine 28/3/2007 tarihinde kararverilmiştir. Bu karar 31/3/2009 tarihinde Danıştay tarafından onanmış ve karardüzeltme istemi de 8/12/2010 tarihinde reddedilmiştir. Bir başka ifadeyleuyuşmazlık, kıdem tazminatına ilişkin kısım yönünden 23/9/2012 tarihinden önce8/12/2010 tarihi itibarıyla kesin olarak sonuca bağlanmıştır. Buna göre ihlaliddiasına konu yargılama sürecinin kıdem tazminatına ilişkin kısım yönündenzaman bakımından yetkisizlik nedeniyle incelenmesi mümkün değildir.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılama Sürecinin Yıllık İzin KarşılığıÜcrete İlişkin Kısmı Yönünden
32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mahkemeye erişimkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
34. Başvurucu ayrıca, yıllık izin karşılığı ücretlerininödenmesi isteminin reddine dair işlemde kanun yolları ve süresiningösterilmediğini; bu nedenle Anayasa'nın 40. maddesinin de ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13.maddesinde, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmekzorundadır." şeklinde bir güvence öngörülmemiştir. Anılanhükümle devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına vemercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlüğü yüklenmiştir. Buitibarla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kalan söz konusugüvencenin bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği anlaşılmaktadır.Dolayısıyla Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki güvence bireyselbaşvuruda bağımsız bir güvence olarak ele alınamaz. Bununla birlikte bu durum,başta mahkemeye erişim hakkı olmak üzere diğer hakların ihlal edildiğineilişkin iddialar incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği- anılanhükmün dikkate alınmasına engel değildir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 32).
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksundeğildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenide bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı veHakkın Kapsamı
36. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuzuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkınınmadde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yiyorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 34).
37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortayakoyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adilyargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 35).
38. İdare mahkemeleri nezdinde açılacak davalar için süre sınırıgetirilmesi ve ayrıca ilk önce görevsiz yargı yerinde dava açılması durumundayine idari dava süresi içinde görevsiz yargı yerine başvurulmuş olmasıkoşuluyla idari yargıda yeniden açılan davanın görülmesine devam edilebilmesibu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur.
39. Somut olayda özlük haklarına ilişkin davanın süre aşımındanreddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale oluşturduğuanlaşılmaktadır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
40. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
41. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilikilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak mevzuattaöngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veyabu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanunyollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).
42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
44. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1)Kanunilik
45. Başvurucunun açtığı tazminat davasının süresi içindeaçılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine 2577 sayılı Kanun'un 7., 9., 11. ve 12.maddelerinin dayanak olduğu görülmektedir. Bu kapsamda somut olaydabaşvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağınınmevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2)Meşru Amaç
46. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlamanedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılmasımümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğukabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlamanedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alankurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açmahakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin hakarama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın normalanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,10/2/2016, § 10).
47. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidialtında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimdeyürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari işleme karşı yapılan başvurularkanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Diğer yandan dava ya da hukuki işlemleriçin tanınan süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliğikalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydanagelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecekadaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli vemeşru amaçlara hizmet eder (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 44). Somut uyuşmazlık ve uygulanan normlaraçısından da bu belirlemeden ayrılmayı gerektirecekbirdurum bulunmamaktadır.
(3)Ölçülülük
48. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.
49. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık vedağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi gösterilmeyen işlemlerle ilgilidavalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkınıaşırı sınırlandıracak şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 40).
50. Somut olayın bireysel başvuruya konu edilmesi, tazminatdavasının ilk olarak adli yargı mercii önüne getirilmesi ve bu yapılırken dealtmış günlük idari dava süresinin geçirilmiş olması nedeniyle görev ret kararıüzerine idari yargı merciinde yeniden açılan davanın süre aşımı yönündenreddedilmesinden ileri gelmektedir. Bir başka ifadeyle başvurucunun davayısüresinde açamamasının nedeni uyuşmazlığı daha uzun dava açma süresi öngörülengörevsiz yargı yeri önüne idari dava süresini aşarak taşımasıdır. Bu noktadairdelenmesi gereken husus, davanın doğru yargı yolunda açılmaması sonucu süreaşımı yönünden ret kararı verilmesinde başvurucuya mahkemeye erişim hakkınıengelleyecek şekilde bir sorumluluk yüklenerek aşırı katı bir yorumda bulunulupbulunulmadığıdır.
51. İdarenin işlemleri nedeniyle zarara uğrayanların idari yargıkolunda tazminat davası açabilecekleri Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleriuyarınca sabittir. Ayrıca kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarındakapsam dışı personel olarak çalışan kişilerin kurumlarıyla aralarında meydanagelen uyuşmazlıkların çözümünde hangi yargı kolunun görevli olduğu konusundaçıkan ihtilaf üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi 1/3/1996 tarihli ilke kararıyla(bkz. § 22) anılan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanı içinde kaldığınıtespit etmiştir. Görev konusunda verilen bu ilke kararının 12/6/1979 tarihli ve2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 30.maddesi uyarınca tüm yargı mercilerini bağladığı açıktır.
52. Diğer taraftan Yargıtay ve Danıştay tarafından muhteliftarihlerde verilen kararlara (bkz. §§ 23, 24, 25, 26, 27) bakıldığında bubaşvuruya konu uyuşmazlıkla benzer nitelikteki uyuşmazlıkların idari yargımercileri tarafından esastan karara bağlandığı görülmektedir. Bu bağlamda THYbünyesinde kapsam dışı personel olarak görev yapmakta iken emekli olanbaşvurucu tarafından özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın idariyargının görev alanında olduğu hususunun dava açılmadan uzunca bir süre önceyargı kararı ile tespit edildiğini ve uygulamanın bu yönde ilerlediğini söylemekmümkündür.
53. Bu hâle göre başvurucunun özlük haklarına ilişkin olarakaçtığı davanın idari yargının görev alanında olduğu ve davanın görevsiz yargıyerinde açılması durumunda da idari dava süresine ilişkin kısıtlamalara tabiolduğu, mevzuat ve içtihat uyarınca belirsiz bir durum içermemektedir.
54. Bu durumda mahkemenin süre aşımından davanın reddedilmesineilişkin değerlendirmesinin aşırı şekilci (katı) olmadığı, mahkemeye erişimiaşırı derece zorlaştırmadığı ya da imkânsız hâle getirmediği anlaşılmaktadır.Diğer yandan somut olayda başvurulabilecek yargı yolunun ve süresinin 2577sayılı Kanun ve ilgili yargı kararları uyarınca sabit olduğu, bu konudakihukuki durumun belirsizlik içermediği açıktır. Sonuç olarak başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu sonucunavarılmıştır.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
56. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
59. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
60. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında yaklaşık 9 yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucunavarmak gerekir.
61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”
63. Başvurucu, maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
64. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
65. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya istemiyle bağlı kalınarak net 10.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
66. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu maddi zarar ile makul süredeyargılanma hakkının ihlali arasındaki illiyet bağı konusunda herhangi bir belgesunmamış olduğundan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılama sürecinin kıdem tazminatına ilişkin kısmıyönünden ileri sürülen ihlal iddialarının zamanbakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.186,10TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 3. İdareMahkemesine (E.2011/12, K.2011/839) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.