TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TEMİZ VE MUSA ŞANAK BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/14850)
Karar Tarihi: 7/3/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Ceren Sedef EREN
Başvurucular
:
1. Musa ŞANAK
Vekili
:
Av. Sinem COŞKUN
2. Ahmet TEMİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir kitabın ceza infaz kurumu idaresince hükümlüolan başvuruculara verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/8/2015 ve 24/8/2015 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Başvurucuların adli yardım talebi 1/6/2016 ve 20/6/2016tarihlerinde kabul edilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2015/14628 sayılı dosya konu yönünden hukuki irtibatnedeniyle 2015/14850 sayılı dosya üzerinde birleştirilmiştir.
7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucular başvuru tarihinde, devletin egemenliği altındabulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundanhükümlü olarak Ankara 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu)bulunmaktadır.
11. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 12/6/2015 tarihlikararında, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 3. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle "DağlarKonuşsun" adlı kitabın başvuruculara verilmemesine karar vermiştir. EğitimKurulu anılan kitapta PKK terör örgütü mensuplarının dağdaki yaşamlarınınanlatıldığını, Abdullah Öcalan'ın düşünceleri ile örgütün ideolojisininövüldüğünü, ayrıca örgütün faaliyetleri meşru gösterilerek gençlerin dağdakigerilla yaşamına özendirildiğini tespit etmiştir. Söz konusu kitabın verilmesihâlinde başvurucuların mensubu oldukları terör örgütüyle olan bağlarınınzayıflamayacağını, aksine örgütün hedefleri doğrultusunda hareket etmeye devamedeceklerini ve örgütle olan bağlarının kuvvetleneceğini, bu durumun isebaşvurucuların yeniden suç işlemelerini engelleyecek etkenleri zayıflatacağınıve cezanın infazıyla ulaşılmak istenen amacın ortadan kalkacağını ifadeetmiştir.
12. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucuların Ankara Batıİnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, 17/6/2015 tarihinde 5275sayılı Kanun'un 62. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca reddedilmiştir.İnfaz Hâkimliği söz konusu kitapta terör örgütünün övüldüğünü, faaliyetlerininmeşru gösterilmeye çalışıldığını ve gençlerin dağdaki yaşama özendirildiğinibelirtmiştir. Hükümlülerin örgüt ile bağlarının kopması ve ıslah olmaları içinbu tür yayınlarla irtibatlarının kesilmesi gerektiğini belirten İnfazHâkimliği, aksi hâlde İnfaz Kurumu idaresine karşı isyana teşvikedilebileceklerinden İnfaz Kurum güvenliği bakımından da somut tehlikeoluşacağını ifade etmiştir.
13. Başvurucular İnfaz Hâkimliğinin ret kararına itirazetmişlerdir. İtirazı inceleyen Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi, kararın usulve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Bu kararbaşvuruculara 23/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucular 5/8/2015 ve 24/8/2015 tarihlerinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 5275 sayılı Kanun'un "İnfazdatemel amaç" kenar başlıklı 3. maddesi şu şekildedir:
"Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temelamaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yenidensuç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak,hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara,nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimineuyumunu kolaylaştırmaktır."
16. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan diğer ulusal hukuk kaynakları içinbkz. Halil Bayık [GK], B. No:2014/20002, 30/11/2017, §§ 15-16.
B. Uluslararası Hukuk
17. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları içinbkz. Ahmet Temiz (6), B. No:2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 7/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddialarıve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucular, başvuruya konu dokümanın kendilerineverilmemesinin keyfî olduğunu, söz konusu kitap hakkında herhangi bir yasaklamakararı bulunmadığını, ayrıca derece mahkemelerinin yeterli inceleme yapmadansoyut bir gerekçeyle itirazlarını reddettiğini belirtmiş ve anayasal haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda başvurucuların şikâyeti ifadeözgürlüğü bağlamında incelenecektir.
21. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarakyerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
23. İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvuruculara gönderilen yazılıbir dokümanın onlara verilmemesinin, haber veya fikir alma özgürlüğü vedolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabuledilmiştir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25.Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
26. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesininkanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
27. Başvuruya konu doküman mahkûmun ıslahı, suçun önlemesi veİnfaz Kurumu güvenliğinin sağlanması amaçlarıyla başvuruculara verilmemiştir.Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşrubir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) İlkeler
28. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunluk ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; HalilBayık, § 28; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. AYM,E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; BekirCoşkun, §§ 53-54; Sebahat Tuncel,B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; MehmetAli Aydın, §§ 70-72). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veyaAnayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri (Halil Bayık, §§ 28- 43) karşılamayan bir gerekçe ile yapılanmüdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Halil Bayık, § 43).
29. Anayasa Mahkemesi HalilBayık kararında mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgilive yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzerbaşvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurları şu şekilde belirlemiştir:
i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür ceza infazkurumunda bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumu ile işlediğisuçun söz konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığıdeğerlendirilmelidir.
ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesişeklindeki kısıtlamanın, mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriğiile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir.
iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüelkapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliyeedildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır.
iv.Bu bağlamda söz konusu yayınların,terör suçlarından mahpus olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusuolarak gördükleri kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerinesebebiyet verip vermediği değerlendirilmelidir.
v.Mahpusa verilmeyen süreli veya süresizyayının cinsi, içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileriolduğu belirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylıanalizi yapılmalıdır.
vi.Böyle bir analizin yapılabilmesi içineğer söz konusu yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşrugösterilmesiyle bir ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratiktoplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşruhakkı arasında denge kurulmalıdır.
vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;
- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel birkişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedefgösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin,
- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıpbırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin,
- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklıbir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,
- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,
- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin birkısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,
- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infazkurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüpdüşürmediğinin,
- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının,
-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlışbilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin,
- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sıradaülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile cezainfaz kurumu ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusaverilmesine etki edip etmediğinin,
- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumdazorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığınınve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının,
- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlamaniteliğinde olup olmadığının yayının içeriğiyle birlikte değerlendirilmesigerekir.
viii. Derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusudeğerlendirmeleri yaparken olayın koşullarına göre uzman kişileringörüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zamanmümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesişeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortayakonan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir (Halil Bayık, § 45).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
30. Başvuruya ilişkin olayda, Eğitim Kurulu tarafındaniçeriğinde PKK terör örgütü mensuplarının dağdaki yaşamlarının anlatıldığı vegençlerin bu yaşama özendirildiği, ayrıca söz konusu örgüt ile liderininideolojisinin övüldüğü tespit edilen kitap terör suçundan hükümlübaşvurucuların ıslahını güçleştireceği gerekçesiyle başvurucularaverilmemiştir. Eğitim Kurulunun kararına yapılan itirazı değerlendiren İnfazHâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi, kitabın verilmesinin İnfaz Kurumu içintehlike oluşturabileceği gerekçesini de ekleyerek itirazı reddetmiştir.
31. Somut olayda derece mahkemeleri tarafından yukarıda sayılanhususlar değerlendirilmemiş, başvuru konusu kitapla içeriğinde yer alanifadelerin başvurucuların ıslahını güçleştireceği ve İnfaz Kurumu güvenliğiiçin tehlike oluşturacağı şeklindeki gerekçeyi soyut olmaktan çıkaracak ölçüdesomut bir bağlantı kurulmamıştır. Yine bu nitelikte kabul edilen ifadelerin yeraldığı bölümler çıkarılarak geri kalan kısmın başvuruculara teslim edilmesininmümkün olup olmadığı da tartışılmamıştır. Sakıncalı kısımların yayındanayrılmasının mümkün olmadığı veya bu kısımlar çıkartıldığında geri kalanbölümün bir öneminin kalmadığı hâllerde yayının tümünün mahpusa verilmemesiyoluna gidilebilirse de bu özel durumun da ilgili kararda gerekçelendirilmesigerekir (Sinan İyit(2) [GK], B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 56). Dolayısıyla başvuruyakonu kitap biçimindeki yazılı dokümanın başvuruculara verilmemesinin demokratikbir toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilebilmişdeğildir.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
33. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucularaverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, AnayasaMahkemesi kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle yenidenyargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayının ya da birkısmının başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
35.Başvurucular ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
36. Başvurucuların ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayınların başvuruculara verilmesigerektiği şeklinde yorumlanamaz.
37. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin -Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler ve gösterilenyöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre başvurucularınitirazları hakkında yeni bir karar vermek üzere Ankara Batı İnfaz Hâkimliğinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
38. 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucu Musa Şanak'a ödenmesine karar verilmesigerekir.
39. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvuruculara birdokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlaledildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargımerciine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı değerlendirildiğinden başvurucularınmanevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğününİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfazHâkimliğine (E.2015/2749, K.2015/2770) GÖNDERİLMESİNE,
D. Manevi tazminat talebinin REDDİNE,
E. 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucu Musa Şanak'a ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucu Musa Şanak'ın Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.