TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ÜNAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/17624)
Karar Tarihi: 9/5/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Eyup GÖNENBABA
Başvurucu
:
Ahmet ÜNAL
Vekili
:
Av. Şerif Ali MUTLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması ile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniylekötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekli ile UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. Anılan süreçte darbe teşebbüsü kapsamında "JandarmaOkullar Komutanlığı"nda gerçekleşen faaliyetlerinin de soruşturma konusuedildiği anlaşılmaktadır.
9. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca, başvurucu hakkında anılan soruşturmaya ilişkin olarak müdafinindosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacınıtehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle soruşturma dosyasını inceleme yetkisininkısıtlanmasına karar verilmiştir.
10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturmakapsamında başvurucu hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016tarihli kararıyla tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Tutuklama kararının ilgilibölümü şöyledir:
"Şüpheli AHMET ÜNAL'ın üzerine yüklenenanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun vasıf ve mahiyeti,kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, şüphelilerin saklanma veyakaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, fiilin kanunda karşılığıolan cezanın miktarı, suçun CMK'nın 100/3. maddesindesayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesindeyer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adlikontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın 100. vd. maddeleri gereğince tutklanmasına[karar verildi]."
11. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara 2. SulhCeza Hâkimliği3/8/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.
12. Başvurucu, anılan kararı 24/8/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
13. Başvurucu 23/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasıistemiyle Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
15. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:
"Yukarıda ayrı ayrı isimleri belirtilen şüphelilerin JandarmaOkullar Komutanlığında kursiyer teğmen rütbeleriyle görevli oldukları, olaygünü 16.07.2016 saat 03.00 olan darbe saatinin, 15.07.2016 saat 20.30’açekilmesinin ardından, şüpheli kursiyer teğmenlerin içtima alanınatoplandıkları, içtima alanında şüpheli T.G.ninkursiyerlere hitaben 'Arkadaşlar, bugün çok önemli bir gün, artık kursiyerdeğilsiniz, artık teğmensiniz, teğmen gibi davranın çocuk gibi davranmayın,ülkenin geleceğini siz belirleyeceksiniz, birazdan farklı komutanlarınızgelecek onların emirlerine harfiyen uyun, ateş olursa ateşle karşılık verin,hiç kimse emirlerin dışında hareket etmesin, kimsenin telefonunu açıkgörmeyeceğim, ışık dahi görürsem o telefonu alır kırarım' şeklinde konuşmayaptığı, bu konuşmanın içeriğinden ve resmi bilirkişiler tarafından verilen'tatbikat' konulu bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, verilen emrindarbe girişiminin tebliği niteliğinde hukuka aykırı bir emir, aksine yöneliksavunmaların ise suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu konusunda birtereddüt bulunmadığı, sonrasında önceden hazırlanan görev yerlerininbelirlendiği isim listelerinin bulunduğu belgelerin bir poşet içerisindeşüpheli R.A. tarafından getirildiği, bu isim listelerinden önceden yapılmışplan uyarınca şüpheli jandarma kursiyer teğmenlerin 8'erli gruplar halindeisimlerinin ve darbeye yönelik olarak görev yerlerinin belirlenerek okunmayabaşladığı, timlere ayrılan şüpheli kursiyer teğmenlerin başlarına kıta kaynaklı(Astsubaylıktan subaylığı kazanan) J. Teğmenlerin görevlendirildiği ve gerçekmermilerin verildiği, müteakiben değişik sayılardaki mangaları bir arayagetirmek suretiyle daha kalabalık gruplar oluşturulduğu, bu gruplara emirkomuta etmek üzere (VanAsayiş Kolordu K.lığı, İspanya Askeri Ataşeliği, Genelkurmay PersonelBaşkanlığı, Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı, J.Gn.K.lığıİstihbarat Başkanlığı, J.Gn.K.lığı PersonelBaşkanlığı gibi) farklı jandarma birliklerinde görev yapan şüpheli konumundakirütbeli personele de sevk ve idare görevi verildiği, bu grupların anılangörevlendirme listesine göre planladıkları görev bölgelerine silahlı veteçhizatlı olarak intikal ettikleri, görevlendirmelerin 'Beştepe karargahı, I No’lu Nizamiye, 2 No’lu Nizamiye.3 No’lu Nizamiye, Eğitim Komutanlığı, OkullarKomutanlığı, Kurslar Komutanlığı, Hizmet Destek Komutanlığı, Cephanelik, Ulaştırma,Şehitler Anıtı Kavşağı ve Lojman/ Hastahane Kavşağıgibi' bölgelere yapıldığı, anılan bölgelerde toplanan şüphelilerin, kendilerinedağıtılan birer kutu 20 (yirmi) adet G-3 piyade tüfeği mühimmatı aldıkları,akabinde; aldıkları mühimmatla birlikte kendilerine tevdi edilen görevyerlerine giden şüphelilerin, darbe faaliyeti kapsamında karargahın işgalineyönelik eylemlerini gözaltına alınıncaya kadar sürdürdükleri, ayrıca;şüpheliler M.B., R.Ş., Y.Ö. ve Z.S.nin, 2014 yılınınbaşlangıcında FETÖ/PDY örgüt üyelerinin örgütsel haberleşme aracı olan ByLock uygulamasını kullandıklarının tespit edildiği;Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/16743 soruşturma numaralıdosyasında ifadesine başvurulan M. Y. isimli itirafçının samimi beyanından daanlaşılacağı üzere şüpheli U. D. nin FETÖ mensubuolduğunun anlaşıldığı; böylelikle Fetullahçı TerörÖrgütünün planlayıp, sevk ve idare ettiği darbe teşebbüsü fiillerine 'fail'olarak katıldığının sabit oldukları, darbeye teşebbüs eylemlerine bu şekildekatılan şüphelilerin “örgüt üyesi" olarak da kabullerinde zorunlulukbulunduğu anlaşıl[mıştır].
Şüpheliler hakkında yapılan soruşturma ve toplanan tüm delillerindeğerlendirilmesi sonucunda Mahkemenizde yargılamasının yapılarak;
TCK’nın 309/1 maddesinde düzenlenen “Anayasayı ihlal“; TCK’nın 311/1.maddesinde düzenlenen “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisi’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs TCK’nın 312/1. maddesinde düzenlenen“cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmayateşebbüs’’; TCK’nın 317/1-2 maddesinde düzenlenen “askeri komutanlıkların gasbı”; TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen “silahlıörgüte üye olma’’; suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmalarına, 3713 sayılıKanunun 5/1. maddesinin uygulanmasına, TCK'nın 53. maddesi uyarınca belirlihaklardan yoksun bırakılmalarına; TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca ayrı ayrı mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, TCK’nın63. maddesi uyarınca gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezalarındanindirilmesine..."
16. Başvurucu yargılamayı yapan Ankara 20. Ağır CezaMahkemesince 20/4/2017 tarihinde tahliye edilmiştir.
17. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un"Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi"kenar başlıklı 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (3) ve(4) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2)Müdafiindosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimkararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkinyürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelininifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazırbulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,ikinci fıkra hükmü uygulanmaz."
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafındankabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmışdelilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarakalabilir."
21. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasayı ihlal" kenar başlıklı309. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cebir ve şiddet kullanarak, TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzenyerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeyeteşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılırlar."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan yakalanıp gözaltına alındığını ve dört gün süreyle haksız olarakgözaltında tutulduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; GünayDağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 92-100).
25. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra tutuklananbaşvurucunun yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığıiddialarıylailgiliolarak anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; Jandarma Genel Komutanlığına bağlı Beytepe Okullar Komutanlığında kursiyer teğmen olarak görevyapmakta iken tutuklandığını, yasa dışı olarak gelişen olaylarla hiçbirbağlantısının bulunmadığını, tüm yaşananlardan habersiz olarak tamamenkomutanlarından almış olduğu emirler doğrultusunda suç işleme kastıbulunmaksızın okul içerisinde verilen emirlere göre -komutanlıktan dışarıçıkmadan- pasif durumda kaldığını ve eylemsiz davrandığını belirterek üzerineatılı suçu işlemediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu ile ilişkilendirilmesinin tutuklanmasıaçısından bir delil oluşturamayacağını, tutuklama tedbiri için mevzuattaöngörülen koşulların gerçekleşmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
31. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun Jandarma Okullar Komutanlığında kursiyer teğmen olarakdarbe girişimine katıldığı iddiasıdır. Anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu açıktır(bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 237-238).
33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 58).
ii. Genel İlkeler
34. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
35. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53-54).
36. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak "suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler"bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişininsuçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanınkuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 72).
37. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının "kaçma" ya da "delillerin yok edilmesiniveya değiştirilmesini" önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir.5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması,saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheliveya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunmahususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir.Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklamanedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58-59).
38. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların "ölçülülük" ilkesine aykırıolamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biritutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımınağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (HalasAslan, § 72).
39. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2), § 123). Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilenhususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetiminetabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşullarıdikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararınıngerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (ErdemGül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
40. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan "suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin" bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
42. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama vetutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarakdosyada somut delillerin olduğu ifade edilmiş fakat buna ilişkin herhangi birdeğerlendirmeye yer verilmemiştir.
43. İddianamede başvurucunun Jandarma Okullar Komutanlığındakursiyer teğmen rütbesiyle görevli olduğu ve başvurucunun da aralarında olduğukursiyer teğmenlerin teşebbüs sırasında bu teşebbüse ilişkin eylemlere katılmaküzere üstlerinin emriyle içtima alanına toplandıkları ifadeedilmiştir.İddianameye göre şüphelilerden tabur komutanı Binbaşı T.G. kursiyerlere hitaben "Arkadaşlar, bugün çok önemli bir gün, artıkkursiyer değilsiniz, artık teğmensiniz, teğmen gibi davranın çocuk gibidavranmayın, ülkenin geleceğini siz belirleyeceksiniz, birazdan farklıkomutanlarınız gelecek onların emirlerine harfiyen uyun, ateş olursa ateşlekarşılık verin, hiç kimse emirlerin dışında hareket etmesin, kimsenintelefonunu açık görmeyeceğim, ışık dahi görürsem o telefonu alır kırarım"şeklinde konuşma yapmıştır.
44. İddianamede; bu konuşmanın içeriğinden verilen emrin darbegirişiminin tebliği niteliğinde hukuka aykırı bir emir olduğu, önceden hazırlanangörev yerlerinin belirlendiği ve isim listelerinin bulunduğu belgelerin birpoşet içerisinde şüpheli R.A. tarafından getirildiği, bu isim listelerindendaha önceden yapılmış plan uyarınca başvurucunun da aralarında bulunduğuşüpheli jandarma kursiyer teğmenlerin sekizerligruplar hâlinde isimlerinin ve darbeye yönelik olarak görev yerlerininbelirlenerek okunmaya başlandığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda soruşturmamakamlarınca timlere ayrılan şüpheli kursiyer teğmenlerin başlarına kıtakaynaklı (astsubaylıktan subaylığa geçiş yapan) jandarma teğmenleringörevlendirildiği ve kendilerine gerçek mermilerin verildiği, müteakibendeğişik sayılardaki mangaların bir araya getirilmesi suretiyle daha kalabalıkgruplar oluşturulduğu, bu gruplara emir komuta etmek üzere farklı jandarmabirliklerinde görev yapan ve aynı iddianamede şüpheli konumundaki diğer rütbelipersonele de sevk ve idare görevi verildiği ileri sürülmüştür. Bu gruplarınanılan görevlendirme listesine göre planladıkları görev bölgelerine silahlı ve teçhizatlıolarak intikal ettikleri, kendilerine dağıtılan birer kutu 20 (yirmi) adet G-3piyade tüfeği mühimmatını aldıkları, aldıkları mühimmatla birlikte kendilerinetevdi edilen görev yerlerine giden şüphelilerin, darbe faaliyeti kapsamındakarargâhın işgaline yönelik eylemlerini gözaltına alınıncaya kadarsürdürdükleri belirtilmiştir. Bu itibarla soruşturma makamlarınca dayanılanolguların tutuklamanın ön koşulu olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtibakımından yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucu yönündensuç şüphesinin varlığını doğrulayan belirtilerin ve dosya kapsamında yapılandeğerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
45. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklamalara ilişkin soruşturmalarda, delillerinsağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içindeyürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasısöz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasındaveya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı vebu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göreçok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§ 78-79).
46. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs suçu, Türk hukuk sistemi içinde en ağır cezaiyaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarakkanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardanbiridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılansuç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan vekanun gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasındadır.
47. Somut olayda Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak "saklanma veyakaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, fiilin kanunda karşılığıolan cezanın miktarı, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında sayılan suçlardan olması" hususlarına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararınınverildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özelkoşulları ile Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriğibirlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında,bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 1.Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin, bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
52. Başvurucu; soruşturma dosyasına ilişkin kısıtlama kararınedeniyle hakkındaki iddiaların tamamına vâkıf olamadığını, bu nedenletutuklamaya karşı etkili bir şekilde itirazda bulunma imkânından yoksunbırakıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
53. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
54. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
55. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek; aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Genel İlkeler
56. Anayasa Mahkemesi 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göreverilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikletutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindekietkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağve diğerleri, §§168-176; Hidayet Karaca, §§105-107; Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§248-257).
57. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası yakalanan veyatutuklanan kişiye, yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların hemen yazılı olarak bildirilmesini, yazılı bildirimin mümkünolmaması hâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzurunaçıkarılıncaya kadar bildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ ve diğerleri, §168).
58. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
59. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamumenfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurduklarıyöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazıdelillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenlesoruşturma evresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinindosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımındangerekli olmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecekkısıtlamanın kısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması,savunma hakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamasıgerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).
60. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukukisebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylecekişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzere mahkemeyebaşvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncüfıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerin yakalanan veyatutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesini içermesini, bir başkadeyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerin bildirilmesini ya daaçıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağve diğerleri, § 175).
61. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimi kısıtlananbelgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucunun tutuklulukkararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuş olmasıdurumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelere erişimininolduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun ve bu nedenlede tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etme imkânını eldeettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi, tutukluluğa temelteşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiye sahiptir (Hidayet Karaca, § 107).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
62. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, başvurucu hakkında yürütülensoruşturma dosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerdenörnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiylemüdafinin soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına kararverilmiştir. Kısıtlama kararının soruşturma aşamasında kaldırılıp kaldırılmadığıhususunda herhangi bir belge veya bilgi bulunmamakla birlikteAnkara20. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 10/4/2017 tarihiitibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrasıuyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
63. Başvurucuya yöneltilen suçlama temelde, BeytepeJandarma Okullar Komutanlığında darbe girişimi sırasında gerçek mermi ileaskerî kamuflajlı olarak bulunması ve teşebbüse ilişkin faaliyetlerekatılmasıdır. Başvurucunun kolluk görevlilerince alınan ifadesi incelendiğindekendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarak başvurucuya açıklamadabulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği,başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı, başvurucununsavunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
64. Diğer taraftan Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya, hakkındaki soruşturma belgesinin ve CumhuriyetBaşsavcılığının tutuklama talebine ilişkin yazısının okunduğu ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğuanlaşılmıştır. Başvurucu suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkinbilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş, bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir. Sonolarak başvurucu tarafından verilen tutukluluğa itiraz dilekçesinde,suçlamalara ilişkin detaylı bir savunma yapıldığı görülmektedir.
65. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
66. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında kısa birsüre devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararınedeniyle başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazdabulunamadığının kabulü mümkün görülmemiştir.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
68. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapılan müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrasında)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
69. Başvurucu; 16/7/2016 tarihinde gözaltına alındığını,gözaltında ağır psikolojik baskıya maruz kaldığını, Beştepe Çevik Kuvvet AtlıPolis Eğitim Merkezinde barınma ortamı itibarıyla tamamen sağlıksız ve insanlıkdışı ortamlarda tutulduğunu, nezarethanenin havalandırmasının bulunmadığını,nezarethane kapasitesinin çok üstünde kişinin varlığı, mevsim itibarıylahavanın sıcak olması, ahırda tutulmuş olması nedenleriyle boğucu ve zor nefesalınan ortamda gözaltında bulunduğunu, üç günden fazla üzerine hortumlatazyikli su, darp, şiddet, psikolojik hakaret, sövme, ağır baskı ve işkenceleremaruz bırakıldığını, kaçma ve kendisine zarar verme ihtimali olmadığı hâldekelepçe takıldığını, ters kelepçeli olarak doktor muayenesine götürüldüğünü,gözaltı süresince suyun dışında besleyici hiçbir besin verilmediğini, devamındabayat ve kalitesiz yiyecek verildiğini belirterek işkence ve kötü muameleyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
70. Anayasa'nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."
71. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında dakimseye "işkence" ve "eziyet" yapılamayacağı, kimsenin"insan haysiyetiyle bağdaşmayan" ceza veya muameleye tabi tutulamayacağıbelirtilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
72. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan kaynaklanan negatifödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 81). Diğer taraftan devletin -pozitif bir yükümlülük olarak- yetki alanındabulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusalmakamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet,bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddettenkorumakla yükümlüdür (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51). Ayrıca Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında olağanüstü durumlarda dahi kişinin maddi ve manevivarlığının bütünlüğüne dokunulamaz (AydınYavuz ve diğerleri, § 196).
73. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır. Devletin sahip olduğuetkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında işkence veya kötü muameleyi gösterenyeterli, kesin belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerdengelmiş olsa dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturmaaçılmasının sağlanması gerektiği açıktır (TahirCanan, § 25).
74. Bununla birlikte bireysel başvuru yoluyla AnayasaMahkemesine başvurabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmişolması gerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
75. Somut olayda başvurucu, genel olarak gözaltı sürecinde kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bubölümdeki iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucununyakalandığı andan itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muameledebulunduğundan şikâyetçi olduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutulmakoşullarının yetersizliğinden bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ilerisürdüğü kötü muamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksasalt tutulma koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir.Dolayısıyla söz konusu iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesiiçin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayınkoşullarının başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veyaihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari birsoruşturmayla ortaya konması gerekmektedir.
76. Başvurucunun iddialarını savcılık veya kolluk birimleri gibiherhangi bir merciye ilettiğine dair bilgi veya belgesunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut idari veya yargısal başvuruyolları tüketilmeksizin yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun "ikincillik niteliği" ile bağdaşmadığı sonucunavarılmıştır.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltı sürecindekiuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla ilgiliolarak idari ve/veya yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.