TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET MAHMUTOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19703)
Karar Tarihi: 11/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucular
:
1. Ahmet MAHMUTOĞLU
2. Alim Kürşad ÜSTÜNDAĞ
3. Behiye ÖZKARAKAYA
4. Cengiz YETKİN
5. Fatma GÜLSOY
6. Hatice İHSAN ÖZŞENEL
7.Hava FIRINCIOĞLU
8. Hüseyin BAŞMISIRLI
9. Keriman ERKAN
10. Muharrem FIRINCIOĞLU
11. Orhan TATLIMISIR
12. Osman FIRINCIOĞLU
13. Ömer FIRINCIOĞLU
14. Ömer FIRINCIOĞLU
15. Selma ERESİN
16. Şerife EMEKLİOĞLU
Vekili
:
Av. Alirıza ŞAŞTIM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazda meydana gelen değer kaybının tazminiistemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular Kayseri ili Kocasinan ilçesi ... mahallesinde... pafta ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan M. Apartmanı'nınkat malikleridir. Başvuruculardan Ömer Fırıncıoğlu(13. sıradaki başvurucu) aynı zamanda adı geçen apartmanın yönetim kurulundagörevlidir.
9. M. Apartmanı'nın bulunduğu taşınmaza bitişik parsel (Bundansonra (A) taşınmazı olarak ifade edilecektir.) ile ilgili olarak belediyetarafından imar mevzuatı çerçevesinde muhtelif tarihlerde uygulama imar planıdeğişikliği ve ruhsat işlemleri tesis edilmiş, söz konusu işlemler idariyargıda dava konusu yapılmıştır.
A. Birinci İmar PlanıDeğişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları
10. 5/9/2005 tarihli belediye meclis kararı ile (A) taşınmazının35 metrelik cephesinin güney yönüne çevrilmesi yolunda uygulama imar planıdeğişikliği yapılmıştır. Söz konusu plan değişikliğine istinaden düzenlenen25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatına göre (A) taşınmazı üzerinde inşai faaliyete başlanmıştır. Belirtilen imar planıdeğişikliği ve inşaat ruhsatı ile ilgili yargılama süreçleri şöyledir:
i. 5/9/2005 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyleM. Apartmanı Yönetim Kurulu tarafından Belediye Başkanlığına karşı 1/5/2006tarihinde Kayseri 1. İdare Mahkemesinde (1. İdare Mahkemesi) dava açılmıştır(E.2006/2246 sayılı dava dosyası). 1. İdare Mahkemesi 7/12/2006 tarihinde davakonusu işlemin yürütmesini durdurmuştur. Yürütmenin durdurulması kararıgereğince 10/1/2007 tarihinde (A) taşınmazı üzerindeki inşaat durdurularakmühürlenmiştir. 1. İdare Mahkemesi 27/9/2007 tarihli kararıyla dava konusu plandeğişikliğini iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, yerinde yaptırılan keşif vebilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun değerlendirilmesinden davakonusu imar planı tadilatının sadece bir parsele yönelik yapıldığınınanlaşıldığı ve değişikliği gerektirecek teknik zorunluklarının bulunmadığısonucuna varıldığı ifade edilmiştir. Tadilat neticesinde uyuşmazlık konusuparselin yönünün güneye çevrildiği, davacıların parseli ile 32 metre olanmesafenin 21 metreye düşürüldüğü, 954 m² olan yeşil alanın iki parçayabölünerek toplam 529 m²ye düşürüldüğü, bu hâliyle birbirleri ile ilişkilitasarlanmış ve bütünlük gösteren konut bölgesinin bozulmasına sebebiyetverildiği hususlarına yer verilen kararda; sonucu itibarıyla dava konusu imarplanı değişikliğinin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamuyararına uygun olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin13/11/2009 tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı Belediyenin karar düzeltmeistemi de aynı Dairenin 28/11/2011 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
ii. 25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M.Apartmanı kat malikleri adına Ömer Fırıncıoğlutarafından 17/5/2006 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır(E.2006/2443 sayılı dava dosyası). Anılan dava dosyasında verilen 27/9/2007tarihli kararın Danıştay 6. Dairesi tarafından bozulması üzerine yapılanyargılama neticesinde 1. İdare Mahkemesinin 20/1/2011 tarihli kararıyla davakonusu 25/4/2006 tarihli inşaat ruhsatı iptal edilmiştir (E.2010/192 sayılıdava dosyası). İptal kararının gerekçesinde, dava konusu taşınmazı kapsayanuygulama imar planı değişikliğine ilişkin 5/9/2005 tarihli kararın iptal edildiğihatırlatılmıştır. Söz konusu iptal kararı üzerine 14/4/2008 tarihinde yenidenimar planı değişikliği yoluna gidildiği ve bu planın iptali istemiyle açılandavada davanın reddine karar verildiği, kararın Danıştaycaonandığı belirtilmiştir. 14/4/2008 tarihli imar planında kat yüksekliğinin 9kat olarak belirlenmesine karşın dava konusu ruhsatta kat yüksekliğinin 15olarak belirlendiği, mevcut ruhsatın söz konusu plana uygun olmadığı ifadeedilmiştir. Dava konusu yapıya ilişkin yargı kararlarından önce yapı kullanmaizin belgesinin düzenlenmemiş olduğuna, taşınmaza ilişkin olarak verilen8/8/2008 tarihli yapı ruhsatının iptal edilmesi üzerine 9/4/2010 tarihinde yapıruhsatının düzenlendiğine ve yapı kullanma izin belgesinin de 28/12/2010tarihinde verildiğine dikkat çekilen kararda, izin alınan yapı kısımları içininşaatın bittiği ve kazanılmış bir hakkın bulunduğundan söz etmeye olanakbulunmadığı, bu sebeple yapı ruhsatının imar planına aykırı olarak verilenkısımlarının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6.Dairesinin 6/3/2012 tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı belediyenin karardüzeltme istemi de aynı Dairenin 10/12/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
B. İkinci İmar PlanıDeğişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları
11. 5/9/2005 tarihli imar planı değişikliğinin yargı kararı ileiptal edilmesi üzerine (bkz. § 10.i) 14/4/2008 tarihli belediye meclis kararıile (A) taşınmazının cephesinin değiştirilmesi yönünde yeni bir uygulama imarplanı değişikliği yapılmıştır. Belirtilen plan değişikliğine istinaden sözkonusu taşınmaz hakkında 8/8/2008 tarihli inşaat ruhsatı düzenlenmiştir.Söz konusu imar planı değişikliği veinşaat ruhsatı ile ilgili yargılama süreçleri şöyledir:
i. 14/4/2008 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyleM. Apartmanı kat malikleri adına Ömer Fırıncıoğlutarafından Belediye Başkanlığına karşı 2/9/2008 tarihinde Kayseri 2. İdareMahkemesinde (2. İdare Mahkemesi) dava açılmıştır (E.2008/701 sayılı davadosyası).2. İdare Mahkemesi 18/6/2009 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 29/5/2012 tarihli kararıyla yeni birbilirkişi kurulu oluşturularak yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesisonucunda düzenlenecek rapor üzerine karar verilmesi gerektiği gerekçesiylebozulmuştur. 2. İdare Mahkemesi bozma kararı uyarınca yaptığı yargılamasonucunda 24/10/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir (E.2013/479 sayılıdava dosyası). Ret kararının gerekçesinde, keşif ve bilirkişi incelemesisonucunda düzenlenen raporun değerlendirilmesinden dava konusu uygulama imarplanı değişikliğinin üst ölçekli plana uygun olduğu, plan bütünlüğünübozmadığı, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imarmevzuatına uygun olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Söz konusu kararDanıştay 6. Dairesinin 24/3/2016 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
ii. 8/8/2008 tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M. Apartmanıyönetim kurulu tarafından 17/5/2006 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde davaaçılmıştır (E.2008/852 sayılı dava dosyası). 1. İdare Mahkemesi4/11/2009tarihli kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, imaryönetmeliğinde yazılı hükümlerin imar planlarında aksine açıklama bulunmadığıtakdirde uygulanabileceği hatırlatılmış; buna göre uyuşmazlık konusu taşınmaziçin imar planında (14/4/2008 tarihli plan) kat yüksekliği 9 kat olarakbelirlendiği hâlde dava konusu işlemle anılan plana aykırı olarak katyüksekliği 15 kat olacak şekilde düzenlenen yapı ruhsatının hukuka aykırıolduğu belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 25/10/2010tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı belediyenin karar düzeltme istemi de aynıDairenin 11/6/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
C. Üçüncü İmar PlanıDeğişikliği ve Ruhsat İşlemleri ile Bu İşlemlere İlişkin Yargı Kararları
12. 8/3/2010 tarihli belediye meclis kararı ile (A) taşınmazınıncephesinin değiştirilmesi yönünde uygulama imar planı değişikliği yapılmıştır.Söz konusu plan değişikliğinin gerçekleştirildiği tarihte 14/4/2008 tarihliplan değişikliği işlemine (bir önceki plan) karşı açılan dava ilk derecemahkemesince reddedilmişancak söz konusu karar henüzkesinleşmemiştir (bkz.§ 11.i).
13. Belirtilen plan değişikliğine istinaden söz konusu taşınmazhakkında 9/4/2010 tarihinde inşaat ruhsatı düzenlenmiştir. Söz konusu inşaatruhsatının düzenlendiği tarih itibarıyla bir önceki inşaat ruhsatı (8/8/2008tarihli ruhsat) yargı kararı ile iptal edilmiş durumdadır (bkz. § 11.ii).
14. Bu süreçte (A) taşınmazı üzerinde inşaatı tamamlanan binaya(İ. Apartmanı) 28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesi verilmiştir.
15. M. Apartmanı Yönetim Kurulu tarafından 9/5/2013 tarihinde Kayseri2. Sulh Hukuk Mahkemesine (Sulh Hukuk Mahkemesi) müracaat edilmiş ve (A)taşınmazı üzerindeki İ. Apartmanı'nın uygun mesafede inşa edilmemesi nedeniylekendi taşınmazlarının değer kaybına uğradığı belirtilerek her bir dairenin ayrıayrı değer kaybının tespit edilmesi talebinde bulunulmuştur (2013/25 Değişik İşsayılı dosya). 9/5/2013 tarihli tespit talebi dilekçesinde, imar planı veruhsat işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda işlemlerin iptaline kararverildiği hâlde inşaatın yapımına devam edildiği; Belediye tarafından inşaatınbitirilmesine göz yumulduğu gibi İ. Apartmanı'nın kat mülkiyetine geçişine deizin verildiği ve taşınmazın tapu kaydının ... ada ... parsel olarakdeğiştirilerek mesken tapularının verildiği ifadelerine yer verilmiştir.
16. Anılan tespit dosyasında Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan28/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda (A) taşınmazı üzerine inşa edilenbinadan dolayı M. Apartmanı'ndaki her bir dairede meydana gelen değer kaybıhesaplanmıştır. Söz konusu raporda ayrıca, uyuşmazlık konusu yapıya ilişkinyapı ruhsatı (2010 tarihli) ve yapı kullanma izin belgesi (28/12/2010 tarihli)bilgilerine de yer verilmiştir.
17. Başvuruculardan Ahmet Mahmutoğlu 20/11/2013 tarihlidilekçeyle Belediyeye başvurmuş ve (A) taşınmazının imar durumu hakkında bilgitalep etmiştir. Belediyenin (A) taşınmazı hakkında 8/3/2010 tarihli belediyemeclis kararı ile uygulama imar planı değişikliği yapıldığına dair 2/12/2013tarihli cevap yazısı4/12/2013 tarihinde adı geçen başvurucuya tebliğ edilmiştir.
1. İptal Davası
a. Bireysel BaşvurudanÖnceki Süreç
18. 8/3/2010 tarihli imar planı değişikliğinin ve 9/4/2010tarihli inşaat ruhsatının iptali istemiyle M. Apartmanı yönetim kurulu adınaÖmer Fırıncıoğlu tarafından 23/12/2013 tarihinde 2.İdare Mahkemesinde dava açılmıştır (E.2013/1076 sayılı dava dosyası). 2. İdareMahkemesi 26/12/2013 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniylereddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 1. İdare Mahkemesinin 20/1/2011 tarihligerekçeli kararında (bkz. § 10.ii)uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin 8/3/2010tarihli imar planı değişikliğinden ve 9/4/2010 tarihli inşaat ruhsatındanbahsedildiği, dolayısıyla söz konusu mahkeme kararının tebliğ edildiği 7/3/2011tarihi itibarıyla bu işlemlerden haberdar olunduğunun kabulünün gerektiği, davakonusu işlemlerin belediyenin 2/12/2013 tarihli cevap yazısı ile öğrenildiğiiddiasına itibar edilemeyeceği ifade edilmiştir. Buna göre 7/3/2011 tarihindenitibaren altmış gün içinde açılmayan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.
19. Söz konusu karar Danıştay 6. Dairesinin 11/6/2015 tarihlikararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde öncelikle 2005-2008 yıllarıarasında (A) taşınmazına ilişkin imar planı değişikliği ve ruhsat işlemleri ileilgili yargı kararlarına değinilmiştir. Davacının, süre aşımı kararına dayanakgösterilen 1. İdare Mahkemesinin 20/11/2011 tarihli kararının içeriğiniöğrenebilmesi için tebligatın bizzat kendisine yapılması veya vekilaracılığıyla temsil edilmesi nedeniyle vekilinin kararın içeriğinden kendisinibilgilendirmesi gerekmekte olduğu, olayda davacının yargı kararına ne zamanmuttali olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca,söz konusu kararda yer verilen hususların (A) taşınmazının önceki imarplanlarının ve yapı ruhsatlarının iptali istemiyle açılan davalar neticesindeverilen kesinleşmiş mahkeme kararları üzerine ne tür işlemler yapıldığıhakkında herhangi bir bilgi içermediği, sadece yeni imar planı değişikliğininbelediye meclislerince onayınave yapı ruhsatlarınailişkin tarih ve sayıları gösterdiği ifade edilmiştir. Yargı kararlarına rağmenaynı plan değişikliğinin yapılmasında ısrar edilerek hukuka aykırı işlemyapıldığını ileri süren davacının yargı kararlarını uygulamakla yükümlü olandavalı idareye yargı kararları uyarınca işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmekamacıyla yaptığı başvurunun, idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmesiamacıyla yapılmış bir başvuru olarak yorumlanması gerektiği değerlendirmesineyer verilen kararda, idareyi yargı kararlarına uyulması için işlem tesisinezorlayan başvuruya cevaben verilen 2/12/2013 tarihli yazının 4/12/2013tarihinde tebliği üzerine 23/12/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğubelirtilmiştir.
20. Davalı Belediye anılan karara karşı 4/9/2015 tarihinde karardüzeltme yoluna gitmiştir.
b. Bireysel BaşvurudanSonraki Süreç
21. Davalı Belediyenin karar düzeltme istemi aynı Dairenin23/1/2017 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 11/6/2015 tarihli bozma kararıkaldırılarak 2. İdare Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli süre ret kararı farklıbir gerekçeyle bozulmuştur. 23/1/2017 tarihli bozma kararının gerekçesindedavacının dava konusu taşınmazın batı yönünde bitişiğinde bulunan komşutaşınmazdaki apartmanın Yönetim Kurulu başkanı olduğu dikkate alındığında davakonusu taşınmaz üzerine inşa edilen ve yükselen bir bina varsa inşaatruhsatından inşaatın başlama ve yükselme tarihinde haberdar olduğunun kabulününgerekeceği ifade edilmiştir. İdare Mahkemesince dava konusu inşaat ruhsatına dayanılaraktaşınmaz üzerine inşa edilen bir binanın olupolmadığı, varsa bu inşaata başlama ve inşaatın yükselme tarihi araştırılarakinşaat ruhsatının ve dayanağı düzenleyici işlem niteliğindeki uygulama imarplanının iptali istemiyle açılan dava hakkında yeniden bir karar verilmesigerektiği belirtilmiştir.
22. 2. İdare Mahkemesi bozma kararı uyarınca yeniden yaptığıinceleme sonucunda 14/12/2017 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniylereddetmiştir (E.2017/1256 sayılı dava dosyası). Kararın gerekçesinde, 1. İdareMahkemesinin E.2006/2246 sayılı dava dosyasında verilen 7/12/2006 tarihliyürütmenin durdurulması kararı gereğince 10/1/2007 tarihinde (A) taşınmazıüzerindeki inşaatın durdurularak mühürlendiği hatırlatılmış; bu durumun10/1/2007 tarihi itibarıyla taşınmaz üzerinde bir inşaata başlandığınıgösterdiğine dikkat çekilmiştir. İlerleyen süreçte binanın inşaatınıntamamlandığı belirtilen kararda, yapı ruhsatının (9/4/2010 tarihli) verilmesiakabinde bina için 28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesinin (binanıntamamlanmış olması dolayısıyla) düzenlendiği ifade edilmiştir. Karardadavacının dava konusu taşınmazın batı yönünde bitişiğinde bulunan komşutaşınmazdaki apartmanın Yönetim Kurulu başkanı olduğu vurgulanmış, dolayısıylabinanın kullanımından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğubelirtilmiştir. Sonuç olarak yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği tarihitibarıyla dava konusu işlemlerden haberdar olunacağı değerlendirmesine yerverilen kararda 28/12/2010 tarihinden itibaren altmış gün içinde açılmadığıanlaşılan davanın süresinde olmadığı tespitinde bulunulmuştur.
23. Söz konusu karar temyiz incelemesi için Danıştaydaolup henüz kesinleşmemiştir.
2. Tam Yargı Davası(Bireysel Başvuruya Dayanak Dava)
24. M. Apartmanı Yönetim Kurulu adına Ömer Fırıncıoğlutarafından 23/12/2013 tarihinde 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davasıaçılmıştır. Söz konusu davada, (A) taşınmazı üzerindeki İ. Apartmanı'nın imaraaykırı olarak inşa edilmesi nedeniyle kendilerine ait binada meydana gelendeğer kaybının yasal faiziyle birlikte tazmini talep edilmiştir (E.2013/1018sayılı dava dosyası).1. İdare Mahkemesi 19/2/2014 tarihli kararıyla davayı süreaşımı nedeniyle reddetmiştir.
25. Karar Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin (Bölge İdareMahkemesi) 19/9/2014 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararınıngerekçesinde ilgili mevzuatta yönetici veya yönetim kuruluna kat maliklerininkişisel haklarının muhtel olmasından dolayı tam yargıdavası açılması konusunda bir yetki ve görev verilmediği, bu itibarla yönetimkurulu başkan ve üyelerinin kat malikleri adına tam yargı davası açamayacaklarıhatırlatılmıştır. Dava dilekçesinden davanın sadece adına dava açılan Ömer Fırıncıoğlu'nun uğradığı zarara ilişkin mi yoksa tüm katmaliklerinin uğradığı zarara ilişkin mi olduğunun anlaşılamadığı, dolasıyısıyla dava dilekçesinin usule uygun olarakdüzenlenmediği ifade edilen bozma kararında; yeniden düzenlenmek üzeredilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken konusu açıklığa kavuşturulmadandavanın süre yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir.
26. 1. İdare Mahkemesi bozma kararındaki gerekçeler doğrutsunda 10/10/2014 tarihli kararıyla dava dilekçesinireddetmiştir (E.2014/1054 sayılı dava dosyası).
27. Dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlenen 10/11/2014tarihli dava dilekçesinde başvurucuların tamamı M. Apartmanı'nın kat malikleriolarak davacı sıfatıyla yer almış ve taşınmazda meydana gelen değer kaybınıntazminini talep etmişlerdir.
28. Yenilenen dava 1. İdare Mahkemesinin 28/11/2014 tarihlikararıyla süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir (E.2014/1236 sayılı davadosyası). Kararın gerekçesinde öncelikle davanın 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca idari işlemdendoğan zararın tazmini istemiyle doğrudan açılan tam yargı davası niteliğindeolduğu tespitine yer verilmiştir. Kararda, İ. Apartmanı'na verilen 8/8/2008tarihli yapı ruhsatının yargı kararıyla iptal edildiği görülmekle birlikte adıgeçen apartman için iptal kararı sonrasında 9/4/2010 tarihinde yapı ruhsatı ve28/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiğinin anlaşıldığıifade edilmiştir. Yapı kullanma izin belgesi verilen bir binanın inşaatınıntamamlandığı ve fiilen kullanılacak duruma geldiğinin açık olduğuna dikkat çekilenkararda; uğranılan zararın bu tarih itibarıyla oluştuğu, davacıların bukullanımı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı belirtilmiştir.Buna göre 28/12/2010 tarihinden itibaren altmış gün geçtikten sonra 23/12/2013tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı tespitinde bulunulmuştur.
29. Başvurucuların karara karşı yaptığı itiraz Bölge İdareMahkemesinin 6/7/2015 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar onanmıştır.Başvurucuların karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesinin5/11/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
30. Nihai karar 17/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
31. Başvurucular 15/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. 2577 sayılı Kanun'un "İptalve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
"İlgililer haklarınıihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya veidare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal vetam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarakbu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarınabaşvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrasısebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içindetam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarıncaidareye başvurma hakları saklıdır."
33. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Yapı kullanma izni" kenar başlıklı30. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarınınkullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...)bürolarından; 27 nci maddeyegöre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi içinise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibininmüracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasındafen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir."
34. 3194 sayılı Kanun'un "Kullanmaizni alınmamış yapılar" kenar başlıklı 31. maddesi şöyledir:
"İnşaatın bitme günü, kullanma iznininverildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izinalınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerindenfaydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler bu hizmetlerdenistifade ettirilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
36. Başvurucular taşınmazlarının değer kaybetmesine neden olanbinanın daha önceki imar ve ruhsat işlemlerinin iptaline ilişkin çok sayıdayargı kararı bulunduğu hâlde idarenin bu kararları uygulamayarak imarmevzuatına ve şehircilik ilkelerine aykırı nitelikteki binanın bitmesine vemaddi zarara uğramalarına sebep olduğunu belirtmektedir. İdareyi yargıkararlarına uyması konusunda zorlamak amacıyla yaptıkları başvuru üzerine sözkonusu binaya yeniden ruhsat verildiğinden haberdar olduklarını ve süresiiçinde tam yargı davası açtıklarını ifade eden başvurucular, derece mahkemesininhatalı değerlendirmeye istinaden davayı süre aşımından reddetmesi nedeniylemaddi zararlarının karşılanmadığından şikâyet etmekte; eşitlik ilkesinin veadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
37. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bireysel başvurunun taşınmazda meydana gelendeğer kaybının tazmini (maddi tazminat) istemiyle açılan tam yargı davasıüzerine yapıldığı dikkate alındığında başvurucuların şikâyetlerinin özünün sözkonusu davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasınınincelenememesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucuların ihlaliddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişimhakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
40. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adilyargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adilyargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsarHakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınmahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B.No:2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
41. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
42. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
43. Somut olayda tam yargı davasının süre aşımından reddedilerekesasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkınayönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
b.Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
44. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
45. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
46. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
47. Başvurucuların taşınmazlarında meydana gelen değer kaybınıntazmini istemiyle açtığı tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiylereddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinedayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucuların mahkemeyeerişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğuanlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
48. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının neolduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafındanmüteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlemya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genelifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin birgereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğunaişaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,§§ 54, 55; Fatma Altuner,B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48,49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii veTicaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).
iii.Ölçülülük
(1)Genel İlkeler
49. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkemekararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemliölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).
50. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularkenyargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilciliktenkaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadankalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukukaaçıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanmasınedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarınıkullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., §38).
51.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an damahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önemtaşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihtebaşlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derecemahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açmasüresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesininbir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgiliderece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somutolayın koşulları ışığında incelemektir (AhmetYıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açmasüresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkınındoğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğununkabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması davahakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir(Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. YaşarÇoban, § 66).
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
52. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcında yapıkullanma izin belgesinin düzenlendiği 28/12/2010 tarihinin esas alınmasınınmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
53. Bilindiği gibi idari işlem nedeniyle uğranılan zararıntazmini istemiyle açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlütutulabilmesi için ortada idari işlem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idariişlem arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Buna göre bireyin idari işleme ilişkintam yargı davası açma hakkını, idari işlem nedeniyle bir zarara uğramışolduğunu ve uğradığı zararın hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığınıgerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmesi gerekir (Benzer yöndeki birdeğerlendirme için bkz. Ayhan Kılıçoğlu,B. No: 2014/14426, 24/1/2018, §§ 54, 56).
54. Bireysel başvuruya dayanak davada derece mahkemesininöncelikle dava açılmasının sebebini, bir başka ifadeyle uyuşmazlık konusuolgunun ne olduğunu irdelediği ve bu olguyu bitişik taşınmaz üzerinde inşaedilen bina nedeniyle başvuruculara ait taşınmazda değer kaybı meydana gelmesiolarak ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan derece mahkemesinin buolgunun bir idari işlemin (bina için inşaat ruhsatı düzenlenmesi) sonucu olarakortaya çıktığı -temelinde bir idari işlem olduğu- değerlendirmesiyle davayı,idari işlemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan bir tam yargı davasıolarak nitelediği ve olayda uygulanacak dava açma sürelerine ilişkin kurallarıda buna göre belirlediği görülmektedir.
55. Somut olayda başvurucuların taşınmazına bitişik taşınmazüzerinde inşaatı tamamlanmış bir binanın mevcut olduğu, dolayısıyla bu binadandolayı başvurucuların zarara uğradıklarını bildikleri hususunda bir tartışmabulunmamaktadır. İhtilaf, derece mahkemesinin dava açma süresinin başlangıcınaesas aldığı tarih itibarıyla başvurucuların binanın tamamlanmasına izin verenve dolayısıyla bu zararı doğuran idari işlemi (inşaat ruhsatı) bilip bilmediğiya da bilmesi gerekip gerekmediği hususunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
56. Bu noktada zararı doğuran idari işlemin -bina içindüzenlenen inşaat ruhsatının- başvuruculara tebliğ edilmesi gereken niteliktebir işlem olmadığı özellikle not edilmelidir. Hâl böyle olunca derecemahkemesinin dava açma süresini hesaplarken başvurucuların bu işlemden haberdarolduğu ya da olması gerektiği tarihi tespit etmek için birtakım verilerdenhareket ettiği görülmektedir. Bu bağlamda derece mahkemesinin mevcut yargıkararlarına rağmen süreç içerisinde binanın inşaatının tamamlanmış ve fiilenkullanılır duruma gelmiş olmasına önem atfetttiği,yapı kullanma izin belgesinin varlığını ise -söz konusu belgenin düzenlenmekoşulları ve hukuki mahiyeti gereği- bu durumun gerçekleştiğinin bir göstergesiolarak kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle derece mahkemesininbitişik taşınmaz üzerinde gerçekleşen ve hayatın olağan akışı içindegözlemlenmesi mümkün olan bu maddi vakıanın başvuruculara uyuşmazlık konusutaşınmazın güncel imar durumuyla ilgili araştırma yükümlülüğü getirdiği yönündebir yaklaşım benimsediği görülmektedir.
57. Başvurucuların taşınmazlarında meydana gelen değer kaybınıntespiti içinSulh Hukuk Mahkemesine hitaben yazdıklarıdilekçede geçen -yargı kararlarına rağmenbelediye tarafından inşaatın bitirilmesine göz yumulduğu, binanın katmülkiyetine geçişine izin verildiği, taşınmazın tapu kaydının değiştirilerekmesken tapularının verildiği- ifadelerinden (bkz. §15) uyuşmazlıkkonusu binanın tapu bilgilerine dahi vâkıf oldukları dikkate alındığında derecemahkemesinin söz konusu yaklaşımının somut olayın özel koşullarındabaşvuruculara ağır bir külfet yükleyen, katı ve öngörülemez bir nitelik arzetmediği gibi keyfîlik de içermediği sonucunavarılmıştır.
58. Bu tespitler çerçevesinde somut olayda derece mahkemesinindava açma süresinin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucularınidare aleyhine tam yargı davası açılması için gerekli olan koşulların tümününoluştuğundan haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığısöylenemez. Bu itibarla derece mahkemesinin dava açma süresinin başlatılacağıtarihi belirlemesiyle ilgili yorumununbaşvurucularındava açmasını aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı sonucunavarılmıştır.
59. Buna göre başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelikmüdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeyeerişim hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceyebağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermek gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.