TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET SİL BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/20969)
Karar Tarihi: 28/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucu
:
Ahmet SİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklunun ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığıgörüşmelerinin sınırlandırılması, kayda alınması ve görüşmelerin infaz korumamemurlarının nezaretinde gerçekleşmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2017/21130, 2017/20969 numaralı bireysel başvuru dosyalarınınaralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle 2017/20969 numaralı bireysel başvurudosyası ile birleştirilmesine; incelemenin 2017/20969 başvuru numaralı bireyselbaşvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu, hâkim olarak görev yapmaktayken 15 Temmuz 2016tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü sonrasında anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme suçundan Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/7/2016 tarihlikararıyla tutuklanmış olup bireysel başvuruda bulunduğu tarihte Osmaniye 1No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutukludur.
11. Sonrasında Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuİdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (Kurul) 27/7/2016 tarihli kararıyla23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname'nin (KHK) 6. maddesinin (d) bendi uyarınca tutuklularınavukatlarıyla görüşmelerinin -Kurumda herhangi bir güvenlik zaafiyetinemeydan verilmemesi amacıyla- bir infaz koruma memuru gözetiminde hafta içimesai saatleri içinde yaptırılması, görüşmelerin sürekli takip altındatutulması ve tutuklular ile avukatları arasında örgütün talimatını içerenherhangi bir pusula veya evrak alışverişi yapıldığının ya da örgütüntalimatlarının avukatlarca tutuklulara sözlü olarak iletildiğinin görülmesiveya duyulması hâlinde görüşmeye derhâl son verilmesi karar altına alınmıştır.
12. Anılan Kurul kararının Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının4/8/2016 tarihli oluruyla onaylanmasını müteakip karar tutuklulara tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu, Kurulun kararına itiraz ederek avukatıyla yaptığıgörüşmenin kamera kaydına alınması uygulamasının kaldırılmasını talep etmiştir.
14. Bu sırada 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan 676 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ileyapılan değişiklikle belli bazı suçlardan tutuklu bulunanların avukatlarıylayaptıkları görüşmelerin sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi, tutuklu veavukatının yaptığı görüşmede bir görevlinin hazır bulundurulması, savunma amacıdışında toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi,terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir vetalimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlariletilmesi amacının güdülmesi hususunda yapılacak tespite binaen tutuklununavukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge ve belge örnekleri, dosyalar vearalarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulması, bu amaçlayapılan görüşmenin derhâl sonlandırılması, belirlenen suçlardan tutukluolanların avukatlarıyla hafta içi mesai saatleri içinde görüşmeleri şeklindekitedbirlere Sulh Ceza Hâkimlerince karar verilebileceği düzenlemesigetirilmiştir.
15. Bunun üzerine Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/1/2017tarihinde Osmaniye 2. Sulh Ceza Hâkimliğinden (Hâkimlik) 3 ay süreyle 676sayılı KHK ile getirilen yukarıda değinilen tedbirlere karar verilmesi talepedilmiştir.
16. Hâkimliğin 6/1/2017 tarihli kararıyla 676 sayılı KHK ileyapılan değişiklik uyarınca belli bazı suçlardan tutuklu bulunanlarınavukatlarıyla yaptıkları görüşmelerin sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesine,tutuklu ve avukatının yaptığı görüşmede bir görevlinin hazır bulunmasına,tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge ve belge örnekleridosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulmasına, belirlenen suçlardan tutuklu olanların avukatlarıyla hafta içimesai saatleri içerisinde görüşmelerine karar verilmiştir.
17. Osmaniye İnfaz Hâkimliğince 9/3/2017 tarihli kararlaOsmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 6/1/2017 tarihli kararına da değinilerekbaşvurucunun itirazı reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:
"... Soruşturma aşamasında FETÖ silahlıterör örgütüne üye olma iddiası ile tutuklu bulunanların avukatları ileyaptıkları görüşmelerin kamera kaydına alınması yetkisi anılan KHK düzenlemesinedayanılarak Cumhuriyet Başsavcılığına ve Ceza İnfaz Kurumları İdare ve GözlemKuruluna bırakılmıştır. Görüşmelerin kamera kaydına alınması İdare ve GözlemKurulunun önerisi ile Cumhuriyet Başsavcılığınca onaylanarak uygulamayakonulmuş olup, soruşturmanın selameti ve tutukluların ceza infaz kurumundagüvenliklerinin sağlanması, FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmak iddiasıile tutuklu bulunanların diğer örgüt üyeleri ile haberleşmesinin ve irtibatınınengellenmesi için alınan tedbirler kapsamında yapılan uygulamanın genel vesoyut olarak bu suç grubundaki tüm tutuklulara istisnasız uygulandığı, yapılanişlemin usul ve yasaya uygun olduğu, takdir hakkının aşılması suretiyle kötüyekullanıldığına dair uygulama yapıldığına ilişkin herhangi bir delil ve emarebulunmadığı, kişilere özel yapılacak bir uygulamanın kurumun düzen veişlerliğini bozacağı anlaşılmıştır.
...
Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfazKurum Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 27/7/2016 tarihli,2016/2070 sayılı Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca onaylanan kararının23/7/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK'nın 6/d maddesi düzenlemesine ve usuleuygun olduğu anlaşılmakla birlikte, mahkememizce verilecek karar tarihindeşikayetçi tutuklu hakkında verilen kısıtlama kararının dayanağının Osmaniye 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 6/1/2017 tarih 2017/85 D.İşsayılı kararı olduğu, bu karara ve yukarıda bahsedilen kararlara ilişkin olarakyapılan uygulamaların itirazın temelini teşkil ettiği anlaşılmıştır. ...İtirazın konusu Ceza İnfaz Kurumunun tutuklu/hükümlülerin avukatlarıylagörüşmelerinde yaptığı uygulama ve işlemdir. İtiraz konusu işleminHakimliğimizin görev ve yetki alanında olduğu İnfaz Hakimliği Kanununun 5.maddesinin 1. fıkrası gereğince anlaşılmıştır. Ceza İnfaz Kurumunun itirazkonusu uygulamalarında ilgili KHK hükümleri ve Sulh Ceza Hakimliğininkararındaki esaslar yönünden herhangi bir yanlış uygulama ve hukuka aykırı yönbulunmadığı anlaşılmış[tır]."
18. Anılan karara karşı yapılan itiraz Osmaniye 2. Ağır CezaMahkemesinin 23/3/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
19. Karar, başvurucuya 17/4/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 18/4/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. Bireysel başvuru sonrasında Gaziantep CumhuriyetBaşsavcılığının 30/6/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlıterör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açılmış, anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme suçundan ise ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir.
22. Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen yetkisizlikkararı üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2017/360 esasınakaydedilen yargılamanın 16/1/2018 tarihli celsesinde başvurucunun yargılamaaşamasında müdafi yardımından faydalandığı, kendisi ve müdafiinesas hakkında savunma sundukları anlaşılmıştır.
23. Mahkeme 16/1/2018 tarihli kararla başvurucunun müsnet suçtan neticeten 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıylacezalandırılmasına karar vermiştir.
24. Karara karşı başvurucu tarafından 15/2/2018 tarihindeistinaf yoluna başvurulmuş olup istinaf başvurusunun inceleme aşamasında olduğutespit edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. 667 sayılı KHK'nın “Soruşturmave kovuşturma işlemleri” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
d) Tutuklu olanların avukatları ilegörüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeyedüşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlaraemir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyetsavcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarakkaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıylagörevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluyaverdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalarailişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veyagörüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir. Tutuklunun yaptığıgörüşmenin, belirtilen amaçla yapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeyederhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşmebaşlamadan önce, taraflar bu hususta uyarılır. ..."
26. 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un “Soruşturma ve kovuşturma işlemleri” kenarbaşlıklı 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
d) Tutuklu olanların avukatları ilegörüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeyedüşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlaraemir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyetsavcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarakkaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıylagörevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluyaverdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalarailişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veyagörüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir. Tutuklunun yaptığıgörüşmenin, belirtilen amaçla yapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeyederhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşmebaşlamadan önce, taraflar bu hususta uyarılır.
..."
27. 676 sayılı KHK'nın 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59 uncu maddesinin dördüncüfıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmeküzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsülettirilmiştir.
(4) Görüşme sırasında; hükümlünün avukatınaveya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar vearalarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlarincelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kaydaalınamaz.
(5) Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûmolanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunungüvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirildiğine, bu örgütlere emir ve tâlimatverildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletildiğineilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyetbaşsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç ay süreyle; görüşmelerteknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatınyaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir,hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belgeörnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatlerisınırlandırılabilir.
(6) İnfaz hakimliği hükümlünün; kurallarauyumunu, toplum veya ceza infaz kurumu bakımından arz ettiği tehlikeyi verehabilitasyon çalışmalarındaki gelişimini değerlendirerek, kararda belirttiğisüreyi üç aydan fazla olmamak üzere müteaddit defa uzatabileceği gibikısaltılmasına veya sonlandırılmasına da karar verebilir.
(7) Beşinci fıkra kapsamına giren hükümlününyaptığı görüşmenin, aynı fıkrada belirtilen amaca yönelik yapıldığınınanlaşılması hâlinde,görüşmeyederhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşmebaşlamadan önce taraflar bu hususta uyarılır.
...
(9)İnfaz hâkimi tarafından bu madde uyarınca verilen kararlara karşı 4675 sayılıKanuna göre itiraz edilebilir."
28. 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanun'un 6. maddesininilgili kısımları şöyledir:
"13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59 uncu maddesinin dördüncüfıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmeküzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsülettirilmiştir.
(4) Görüşme sırasında; hükümlünün avukatınaveya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar vearalarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlarincelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kaydaalınamaz.
(5) Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde veİkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerindetanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunukapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerinde,toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terörörgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu örgütlere emir ve tâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya daşifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesihâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç aysüreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir,hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmedehazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiğibelge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkintuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmeleringün ve saatleri sınırlandırılabilir.
(6) İnfaz hakimliği hükümlünün; kurallarauyumunu, toplum veya ceza infaz kurumu bakımından arz ettiği tehlikeyi verehabilitasyon çalışmalarındaki gelişimini değerlendirerek, kararda belirttiğisüreyi üç aydan fazla olmamak üzere müteaddit defa uzatabileceği gibikısaltılmasına veya sonlandırılmasına da karar verebilir.
(7) Beşinci fıkra kapsamına giren hükümlününyaptığı görüşmenin, aynı fıkrada belirtilen amaca yönelik yapıldığınınanlaşılması hâlinde,görüşmeyederhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşmebaşlamadan önce taraflar bu hususta uyarılır.
...
(9)İnfaz hâkimi tarafından bu madde uyarınca verilen kararlara karşı 4675 sayılıKanuna göre itiraz edilebilir."
29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın müdafi seçimi"kenar başlıklı 149. maddesi şöyledir:
"(1) Şüpheli veya sanık, soruşturma vekovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiinyardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığamüdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çoküç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.)Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülenkovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin heraşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgusüresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez,kısıtlanamaz."
30. 5271 sayılı Kanunu'nun "Müdafi ile görüşme" kenarbaşlıklı 154. maddesinın (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Şüpheli veya sanık, vekâletnamearanmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanlarıbaşkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
32. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Müdafi YardımındanYararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası ve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucu; ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu süredemüdafisiyle görüşmelerine sayı ve zaman sınırı koyulduğunu, görüşmelerini ikiadet infaz koruma görevlisi nezaretinde ve kamera kaydına alınarakgerçekleştirebildiğini belirterek çeşitli anayasal haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
34. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında yapılan yargılamanınistinaf incelemesi aşamasında derdest olduğu, dolayısıyla olağan kanun yollarıtüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
35. Anayasa’nın 36. maddesinin(1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkının güvencelerinden olan müdafi yardımından faydalanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
37. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevinihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari veyargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bumakamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
38. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağankanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
39. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederkenAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinceinceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki davanın istinafincelemesi devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılamasüreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme veileri sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır.Bu çerçevede başvurucu tarafından istinaf/temyiz süreçlerinin sonuçlanması beklenmedenileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinbireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.