TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET KARAKAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/6293)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Ahmet KARAKAŞ
Vekili
:
Av. Hüseyin Taha AKGÜL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan gözaltına alma ile tutuklama tedbirinin hukuki olmamasıve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının; lisans ve yüksek lisans eğitimine devam edememe nedeniyle de eğitimhakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 1/3/2017 ve 16/6/2017tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2017/27055numaralı bireysel başvurunun 2017/6293 numaralı bireysel başvuru ilebirleştirilmesine, incelemenin 2017/6293 numaralı bireysel başvuru dosyasıüzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet Başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
9. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda spiker olarak görevyapmakta olan başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 7/8/2016 tarihindeAnkara İl Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde ifadesi alınmak üzere AnkaraCumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. Başvurucu; ifadesi alındıktansonra FETÖ/PDY üyesi olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahteciliksuçlarından tutuklanması istemiyle Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevkedilmiştir.
11. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"... Üzerime isnat edilen FETÖ/PDY terörörgütüyle hiç bir bağım yoktur. Devletine, milletine, hükümetine bağlı birinsanım. 15 Temmuz darbe girişimini özellikle kınıyorum. Hakkımda isnat edilenözellikle kopya çekme suçunu, yada soruları bir şekilde ele geçirme suçunukabul etmiyorum. Başarılı bir öğrenciydim, lise hayatımda ve üniversitehayatımda. Bu sene girdiğim LYS'de eşit ağırlıktanTürkiye 7000.si oldum. Gazi Hukuk Fakültesine yerleştim. Türkiye'de dereceyapmış bir öğrenciyim. 2008 yılında girdiğim eğitim bilimleri sınavının, KPSS'deki eğitim bilimleri testinin düşük olmasının sebebisınav heyecanından. Ben o sınava hiç hazırlanmadan gittim. Genel kültür vegenel yetenekte 84 puan aldım. Eğitim bilimleri sınavına öğleden sonrakioturumunda da yarısında çıkmak zorunda kaldım, yani sağlık sorunlarındandolayı. Soruların yarısından fazlasını okumadan işaretledim. Onun için 50 netdüşük bir rakam gibi gözüküyor orada. Hiç bir sınavda şaibeye bulaşmadım. 2010yılı mayıs ayı, 20 haziran da ben PTT'ye memur olarak atanmıştım. Yani bir kamukuruluşunda Ankara'daki evimin dibinde memurdum. Yani böyle bir şeye tenezzüledecek böyle bir şeyin içine girecek hiç bir ihtiyacım yoktu... 2010 KPSS'ye girmemin sebebi yaklaşık 1,5 senemi verdiğim için,emeklerim boşa gitmesin diye kendimi test ettim. Yani kendim girdim. 2009sınavında da bilmeden girdiğim o dershanenin, dershanede çalıştığım içinhazırlanamadım. Sırfsınav stresini yaşamak içingirdim ben 2009 sınavına... Hazırlanamadığım için eğitim bilimleri sınavına2009 yılında başvurmamıştım... 2002'den 2004,2006,2008 KSS puanlarımabakarsanız, dosyada yer almıyor onlar, çünkü ön lisans olarak geçiyorlar,sadece lisansları koymuşlar dosyaya. Hepsi 85 ve üstüdür. Bu sınavlara da,lisede de hiç bir dershaneye gitmeden, hiç bir çalışma yapmadan sadece lisedeokurken girip aldığım puanlardır. Dosyada belirtilen Ö.Ç. benim KPSS'den kurs arkadaşımdır. Orada ifadem alınırken yanlış birbir ifade kullandım. Evlerde kafelerde falanbuluşurduk gibi bir ifade kullandım. Ö.Ç. ile kurs arkadaşlığımdan başka birilişkim yoktur. Kendisi hatırladığım kadarıyla sadece Kocatepe'nin oralarda birtek başına kaldığı bir bekar eviydi. Sağlık Bakanlığına atandığını çoksonraları birileri aracılığıyla duydum. Yani onun görüştüğü kişileri kesinlikleve kesinlikle, HTS kaydına girmemdeki sebep olan o kişileri ömrü hayatımda hiçgörmedim. Ö.Ç. ile olan HTS birleşmemde gayet makuldür ki zaten haftanın üç dörtgünü KPSS kursunda beraberdik onunla... İki yaşında bir oğlum var, sağ böbreğikum üretiyor, iki ayda bir düzenli doktora götürüyorum, onun bakımı için hem deGazi Üniversitesindeki eğitimime devam edebilmek için tutuksuz yargılanmayıtalep ediyorum."
12. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince 29/8/2016 tarihinde "... üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üyeolma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin dosya kapsamında mevcutolduğu, ayrıca ... atılı suçun yasanın 100/3. maddesinde düzenlenen katalogsulardan olduğu, bu nedenle tutuklama nedeninin yasal koşullarının oluştuğu,öte yandan yine ... atılı suçun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları,kaçma ihtimallerinin bulunması nazara alındığında adli kontrolün yetersizkalacağı, tutuklamanın ölçülü bir tedbir olacağı" gerekçesiylebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/2016 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma, niteliklidolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.İddianamede, başvurucu dışında doksan şüpheli hakkında da aynı suçlardancezalandırma talebinde bulunulmuştur. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programınailişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede diğer sanıklarla birliktebaşvurucu yönünden de girdiği KPSS'yle ilgili olarakteknik bilirkişi değerlendirmesi, HTS kayıtlarının incelenmesi, Mali SuçlarıAraştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan analiz çalışması ve ByLock programına ilişkin değerlendirmeler yeralmıştır. Başvurucu hakkında ByLock programına ilişkin yapılan değerlendirmeşöyledir:
"... BYLOCK adlı programı mobil cihazayükleyen ve kullandıkları değerlendirilen şahıslar arasında olduğu, tespitedilmiştir..."
14. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 28/11/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2016/181 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
15. Başvurucu 25/4//2017 tarihli duruşmada tahliyesini talepetmiş, Mahkemece aynı tarihte "atılısuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre, atılısuçlar için yasada öngörülen ceza miktarları, bilirkişi raporu, tanık beyanı,müşteki beyanları, HTS ve baz kayıtları ile MASAK raporlarına göre kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunması, atılı suçlardan terörörgütüne üye olma suçu CMK 100/3-a maddesinde belirtilen katalog suçlardan olupbu hususlar dikkate alındığında; adli kontrol kararının yetersiz kalacağı,tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu" gerekçesiylebaşvurucunun talebi reddedilmiştir.
16. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Ankara 3. Ağır CezaMahkemesinin 23/5/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
17. Başvurucuya karar 2/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 16/6/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Mahkeme 26/10/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı yükümlülüğü uygulanmak suretiyle adlikontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu bunun üzerine serbestbırakılmıştır.
20. Mahkemece 26/10/2017 tarihli duruşmada, iddianamede ByLockprogramını kullandığı iddia edilen sanıklar hakkında yeniden araştırmayapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca müzekkere yazılmasına kararverilmiştir.
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/2/2018 tarihli ve2017/112349 sayılı soruşturma dosyası ekinde gönderilen, başvurucunun ByLock programıkullanıcısı olduğuna ilişkin tespit değerlendirme tutanağı 7/4/2018 tarihliduruşmada okunarak dosyaya eklenmiştir.
22. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
27. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
28. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasındayazılı suçlar, terör suçlarıdır."
29. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçlarıişleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veyaadlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
30. 23/7/2016 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin (KHK) ve 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri"kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı veYedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından,olağanüstü halin devamı süresince;
a) Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerineen yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalamaanından itibaren otuz günü geçemez."
31. 23/1/2017 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 2/1/2017 tarihli ve 684 sayılı KHK'nın 10. ve 11.maddeleri ile geçici 1. maddesi şöyledir:
"MADDE 10 – 18/10/2016 tarihli ve 6749sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 6 ncımaddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'a) Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerineen yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalamaanından itibaren yedi günü geçemez. Delillerin toplanmasındaki güçlük veyaşüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedigün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.'
MADDE 11 – 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum veKuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde yer alan 'otuz günü geçemez' ibaresi 'şüphelininyakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu sürehariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemez' şeklinde değiştirilmiş,aynı bende aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı fıkranın (m) bendi yürürlüktenkaldırılmıştır.
'Delillerin toplanmasındaki güçlük veyaşüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedigün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.'
GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanun HükmündeKararnamenin yayımı tarihinden önce, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve YedinciBölümlerinde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar nedeniylegözaltına alınan kişiler hakkında gözaltı süresi en çok otuz gün olarakuygulanır."
32.13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun'un "Öğretimdenyararlanma" kenar başlıklı 76. maddesi şöyledir:
"(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocukeğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infazkurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır."
33. Adalet Bakanlığının 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç veYetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve DiğerHükümlere İlişkin Genelgesi’nin ilgili kısmı şöyledir:
"E- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezive Millî Eğitim Bakanlığı Tarafından Yapılan Sınavlar
(1)Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ve Millî Eğitim Bakanlığıtarafından düzenlenen ÖSS, YDS, KPSS ve benzerîsınavlar, sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarında yapılacaktır.
(2)Hükümlü ve tutukluların sınav başvuruları yakınları tarafından yapılabilir, yapılamamasıhâlinde, başvuru ceza infaz kurumlarının bulunduğu mahalde yapılabiliyorsakurum tarafından görevlendirilen bir personel tarafından gerçekleştirilir.Sadece il merkezlerinde başvuru yapılıyorsa, öğrencinin bulunduğu kurumtarafından sınav merkezi olan kuruma bilgi verilerek, gerekli belgelerigönderecek ve başvuru işlemi il merkezlerindeki sınavmerkezi olan ceza infaz kurumlarından yapılacak müracaatlarla birlikte, sınavmerkezi olan kurum idaresince görevlendirilecek bir personel tarafındangerçekleştirilecektir.
(3) Sınavlarınbaşvuru tarihi kurum öğretmeni, yokluğunda ise eğitimden sorumlu personeltarafından takip edilecektir.
(4)Sınavlar, belirlenen sınav merkezlerindeki ceza infaz kurumlarına gelen sınavkomisyonları tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle, sınavlara katılacaklarailişkin T.C. kimlik numarası, adı soyadı, baba adı, doğum yeri ve tarihineilişkin bilgileri içeren liste sınavdan en az 20 gün önce Genel Müdürlükteolacak şekilde gönderilecektir. Kuruma yeni gelen hükümlü ve tutuklu olduğutakdirde sınavdan önceki son iş gününe kadar bildirim yapılabilecektir.
..."
34. 6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul EdilmesineDair Kanun'un "Sınavlara ilişkintedbirler" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"(1) Terör örgütü üyeliği veya buörgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlüolarak ceza infaz kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumdabarındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ileörgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum vekuruluşları tarafından ceza infaz kurumu içinde veya dışında yapılan ya dayaptırılan sınavlara giremezler."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltının HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
36. Başvurucu; makul şüphe olmadan gözaltına alınmasının hukukaaykırı olduğunu, keyfî olarak uzun bir süre gözaltında bekletildiğini, gözaltısüresinin makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
39. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
40. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
41. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl ilanısonrasında uygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleriyönünden de bu sürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§84-93).
42. Somut olayda yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukukiolmadığına ve gözaltı süresinin uzun olduğuna ilişkin iddialarla ilgili olarakanılan kararlarda başvurucu yönünden varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu; suç işlediğine dair herhangi bir delil olmamasınarağmen tutuklanmasına karar verilerek keyfî bir şekilde özgürlüğünden mahrumbırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisinin bulunmadığını, masumiyetkarinesi yok sayılarak hukuka aykırı ve yetersiz gerekçelerle tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
45. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
46. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder(Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. AnayasaMahkemesinin bu bağlamdaki incelemesi, başvurucu hakkında soruşturma vekovuşturma yapılması ile yargılamanın muhtemel sonuçlarından bağımsız olaraktutuklamanın hukukiliğinin değerlendirilmesiyle sınırlı olacaktır.
i. UygulanabilirlikYönünden
48. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
49. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
50. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
51. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanmasıancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangibirinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (MuratNarman, B. No:2012/1137, 2/7/2013, § 42).
52. Ayrıca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik birmüdahale, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerinbelirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığımüddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeplesınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirininniteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgilimaddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir(Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
53. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek, inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgularınniteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 72).
54. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinde de tutuklama nedenleri sayılmıştır. Buna göre şüpheli veya sanığınkaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgularınbulunması; şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizlemeveya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerindetutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetlişüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkinbir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
55. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tutuklamayızorunlu kılan ibaresiyle de tutuklamanın ölçülü olması gerektiğineişaret edilmektedir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri, tutuklamatedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığıkarşısında ölçülü olmasıdır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde; işinöneminin verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmamasıhâlinde tutuklama kararı verilemeyeceği ifade edilmiştir (Halas Aslan, § 72).
56. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2), § 123).
57. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardakitakdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; tutuklamaya ilişkin kararlardakuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklamatedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
58. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
59. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığının ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
60. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve Mahkemece yapılanaraştırma sonucu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen cevap yazısında, başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 13, 21).
61. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74; Neslihan Aksakal, § 57).
62. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
63. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
64. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 26-28) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardanbiridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereğitutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2), § 148).
65. Somut olayda Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üyeolma suçunun niteliğine, suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına,kaçma şüphesinin varlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 12).
66. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 8. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelentutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
67. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
68. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'ylebağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
69. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 12) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
71. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
72. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun bir süredirhürriyetinden yoksun bırakıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
73. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin tutukluluğun makulsüreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve bu şikâyetler Anayasa'nın19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
74. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
75. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
76. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/10/2017tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Eğitim Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
78. Başvurucu; Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsündeyüksek lisans öğrencisi olduğunu, tutukluluk nedeniyle tezini tamamlayıpveremediğini ve bu nedenle öğrencilikten çıkarılarak mağduriyetinindoğabileceğini, aynı zamanda 2016 yılında girdiği sınav sonucunda GaziÜniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencilik hakkı kazandığını ve yine tutukluluksebebiyle eğitim göremediğini belirterek eğitim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
79. Anayasa'nın 42. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkındanyoksun bırakılamaz."
80. Anayasa Mahkemesi; önceki kararlarında eğitim hakkınınyükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013,§ 28; İhsan Asutay, B. No:2012/606, 20/2/2014, § 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarınaetkili bir biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No:2013/583, 10/12/2014, § 68), kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenimalmasını engellememe şeklinde bir negatif ödev yüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527,22/11/2017,§ 44; Yüksel Baran, B.No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.
81. Anayasa’nın 42. maddesi; devlete ceza infaz kurumlarındatutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı sağlanması yönünde pozitif biryükümlülük yüklememiş olmamasına karşın 5275 sayılı Kanun’da, Tüzük'te ve Adalet Bakanlığı Genelgesi'nde yer verilendüzenlemeler çerçevesinde devlet; mahkûmların ceza infaz kurumunun olanaklarıçerçevesinde uzaktan eğitime devam edebilmesine imkân tanınabilmesiniöngörmüştür (Mehmet Reşit Arslan vediğerleri, § 72). Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında tutuklu vehükümlülerin uzaktan eğitime erişimlerine yönelik müdahalelerin Anayasa'nın 42.maddesi çerçevesinde belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişiminsağlanması ve kamu otoritelerinin bireyin eğitim ve öğrenim almasınıengellememe şeklindeki negatif ödevi bakımından Anayasa’nın 13. maddesindekiölçütlere uygunluğu değerlendirilmelidir (MehmetAli Eneze, B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 28).
82. Başvurucunun devam eden lisans ve lisansüstü öğrenimineilişkin sınavlara girmesine izin verilmemesi eğitim hakkına yönelik birmüdahaledir.
83. Başvurucunun eğitim hakkına yönelik müdahale 7083 sayılıKanun'la kabul edilerek yasalaşan 677 sayılı KHK'nın 4. maddesindekiyasaklayıcı hükme dayanmaktadır. Bu kapsamda 7083 sayılı Kanun'un 4.maddesindeki hükmün kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
84. Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim hakkınınsınırlandırılmasına ilişkin açık bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikteAnayasa’nın 42. maddesinde “Öğrenim hakkınınkapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” ifadesi ile yasamaorganına bir takdir alanı yaratılmıştır. Bu nedenle eğitim hakkı bakımındanyapılacak düzenlemelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen genel ilkelerçerçevesinde meşru amaçların ne olabileceği hususunda devletin geniş bir takdiralanı bulunmaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 75). Bu kapsamda ceza infaz kurumunda disiplininve güvenliğin sağlanması amacıyla terör suçlarından hükümlü bulunanbaşvurucunun olağanüstü hâl süresince ve ceza infaz kurumlarında barındırıldığısüre zarfında uzaktan eğitim sınavlarına girişinin engellenmesinin meşru biramaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
85. Başvuru konusu olayda sınavlara girme bakımından başvurucuyasuç temelinde bir kısıtlama yapılmıştır. Eğitimin organizasyonu karmaşık vesürdürülmesi maliyetli bir faaliyet olduğu, darbe teşebbüsü sonrasında terörsuçları kapsamında çok sayıda kişinin tutuklandığı ve mahkûm olduğu, tutuklularile hükümlülerin güvenliğini ve muhafazasını sağlamakla görevli kamugörevlilerinin sayısının da önemli ölçüde azalmış olduğu hususları dikkatealındığında başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığısöylenemez. Tüm bu hususlar gözönüne alındığında cezainfaz kurumunda güvenlik ve disiplinin sağlanması amacıyla yapıldığı anlaşılanuzaktan eğitim imkânına yönelik kısıtlamada kamu makamları tarafından güdülenmeşru amaç ile başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengeninkurulduğu, demokratik toplumda gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenenamaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır (MehmetAli Eneze, §§ 48, 49).
86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.