TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ŞAPULU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17204)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Ahmet ŞAPULU
Vekili
:
Av. Osman YAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk SilahlıKuvvetleri sosyal tesislerine girişin yasaklanması işlemi tesis edilmesinedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, aleyhe vekâlet ücretine ve karardüzeltme para cezasına hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Hava Kuvvetleri Komutanlığıemrinde muvazzaf astsubay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında gönderilenihbar mahiyetindeki e-postada bulunan birtakım görüntü ve yazılara dayanılarakidari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikat kapsamında 8/11/2013 tarihindebaşvurucunun ifadesi alınmıştır.
9. Başvurucu 2014 yılının Şubat ayındaemekliye ayrılmıştır.
10. Tahkikat neticesinde Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeoluşturulan Kurul tarafından 12/5/2014 tarihinden geçerli olmak üzerebaşvurucunun TSK sosyal tesislerine girişinin süresiz yasaklanmasına kararverilmiştir. Karara dayanak olarak başvurucunun askerlik haysiyet ve şerefinedokunan fiilleri gerçekleştirmesi gösterilmiştir.
11. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde (AYİM) 20/8/2014 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesindebaşvurucu, herhangi hukuki bir sebebe dayanılmadan genel geçer ifadelerlesosyal tesislere girişinin süresiz şekilde yasaklandığını belirtmiştir.Başvurucu, söz konusu Kurul kararının kendisine tebliğ edilmediğini ve savunmahakkı tanınmadığını, evrensel hukuk ilkeleri dikkate alınmadan işlem tesisedildiğini ifade etmiştir. Başarılı bir mesleki geçmişinin bulunduğunu dilegetiren başvurucu, hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın emekliolduğu tarihten sonra tesis edilen işlemin haksız olduğunu ileri sürmüştür.
12. AYİM Başsavcılığının işlemin iptaline karar verilmesigerektiği yönünde hazırladığı 31/12/2014 tarihli düşünce yazısında, başvurucuhakkında isnat edilen ve askerlik haysiyetine ve şerefine dokunan fiillerolarak nitelendirilen cinsel yaşama ilişkin eylemlerin bizatihi sosyaltesislerde işlenmesinin mevzuat gereğince zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.Görüşte, başvurucunun meslek hayatı boyunca değişik tarihlerde gerçekleştirdiğiiddia edilen eylemlerinin emekliye ayrılmadan önceki döneme ait olduğu vesosyal tesislere giriş yasağı uygulanmasının ölçülü bir işlem olmadığı ifadeedilmiştir.
13. AYİM Üçüncü Dairesinin 16/4/2015 tarihli kararıyla davanınreddine ve 3.000 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareyeverilmesine hükmedilmiştir. Kararda, başvurucunun askerlik haysiyet ve şerefinedokunan fiillerinin somut bulgularla sübuta erdiği ve tedbir mahiyetinde tesisedilen işlemin ölçülü olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/9/2015 tarihlikararıyla reddedilmiş ve 248 TL para cezasının başvurucudan alınmasınahükmedilmiştir.
15. Nihai karar 8/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 6/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. AnayasaMahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev yapan askerî personel hakkındaahlaki nedenlerle disiplin işlemleri tesis edilmesine dayanak oluşturanmevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer vermiştir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,§§ 23-30; Tevfik Türkmen [GK], B.No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 23-39; YaşarTürkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No: 2014/5121, 16/2/2017,§§ 19-27).
18.4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu'nun 98. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Türk Silahlı Kuvvetleri personelininsosyal ve moral ihtiyaçlarını karşılamak, dayanışmayı artırmak, mesleki, sosyalgelişmelerini mümkün kılacak imkânları hazırlamak maksadıyla ve GenelkurmayBaşkanlığının izni ile;
a) Orduevi ve bağlısı şubeler,
b) Askerî gazinolar, kışla gazinoları vevardiya yatakhaneleri, kurulabilir..."
19.211 sayılı Kanun'un 99. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Belirli zamanlarda özel askerîeğitimlerin yapılması, personelin moral ve motivasyonuna katkı sağlanmasımaksadıyla Genelkurmay Başkanlığının izni ile özel, yerel veya kış eğitimmerkezleri kurulabilir ..."
20.211 sayılı Kanun'un 100. maddesi şöyledir:
"Ordu evleri, askeri gazinoları ve kışlagazinoları askeri bina olup askeri mahal vasıf ve mahiyetini haizdir."
21. 6/9/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin "2- Ordu evleri ve askeri gazinolar:"kenar başlıklı 664. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Bunlar askerî binalar olup askerî mahalvasıf ve mahiyetini haizdir.
...
4 - Subaylar, askeri memurlar ve astsubaylar ile bunların emeklileriorduevlerinin ve askeri gazinoların tabii üyeleridirler.
Tabii üyeler ile orduevleri, askeri gazino veöteki askeri sosyal tesislerden yararlanma hakkına sahip diğer kişilerin (…);
b) Söz atma, sarkıntılık, ırz ve iffetetecavüz, askerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiilleri işlemeleri veyaorduevleri, askerî gazino ve öteki askerî sosyal tesislerde uyulması öngörülenkurallara uymamakta ısrar etmeleri halinde bunlar hakkında gerektiğinde yasalişlem yaptırılmakla birlikte bu tesislere girişleri Genelkurmay Başkanlığıncayasaklanabilir. Yapılan yasal işlem sonucunda bu fiilleri işlemediklerianlaşılanlar hakkında, daha önce alınmış olan yasaklama kararı GenelkurmayBaşkanlığınca kaldırılır. ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, geçmişte gerçekleştirdiği bir eylemden yolaçıkılarak mevcut aile yaşantısı ve yaşam tarzı araştırılmadan soyut birgerekçeyle sosyal tesislere girişinin süresiz şekilde yasaklanmasının ölçülüolmadığını belirtmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen söz konusu işlemhakkında kendisine bilgi verilmediğini ve savunmasının alınmadığını dilegetirerek masumiyet karinesinin ve savunma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ...saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğinedokunulamaz."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve eklerine göre, başvurucununtemel iddiasının dayanağını özel hayat alanına ilişkin olan ve hukuka aykırıyöntemler kullanılarak elde edilen birtakım bilgilere dayanılarak TSK sosyaltesislerine girişinin yasaklanması işlemi oluşturmaktadır. Bu nedenlebaşvurunun yukarıda belirtilen iddialara ilişkin kısmının özel hayatıngizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
27. Özel hayata ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek askerlikhaysiyet ve şerefine dokunan fiiller sebebiyle başvurucunun TSK sosyaltesislerine girişinin yasaklanması işlemi tesis edilmesinin özel hayatınıngizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., § 43).
28. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamaölçütlerine uygun olması gerekir.
29. Başvuruya konu işleme dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygunolduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesininsağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığıanlaşılmaktadır.
30. Tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin hukukauygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel hayatlarınailişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki etkilerininaçıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindekietkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardakideğerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıcatesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumlarıdikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G., § 60).
31. Somut olayda, başvurucunun TSK sosyal tesislerine girişininsüresiz şekildeyasaklanması işleminin gerekçesinintemelinde, internet üzerinden gönderilen ancak nasıl ve kimler tarafından eldeedildiği belirsiz olan ve özel hayata ilişkin detayların yer aldığı birtakımkayıtlar bulunmaktadır. Kişilerin her türlü teknik araçlarla gözetlenmesi,izlenmesi, ses ve görüntülerinin kayıt altına alınması özel hayatın gizliliğineyönelik ağır bir müdahale oluşturur. Ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 133. ve 134. maddeleri uyarınca kişiler arasındaki aleniolmayan konuşmaların taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletledinlenmesi ve/veya kaydedilmesi suç olarak düzenlenmiştir (Onur Gökdağ, B.No: 2015/3236, 20/9/2017, § 32).
32. Somut olayda, AYİM kararında da belirtildiği üzere başvurucununmahremiyetine ilişkin hususların isimsiz bir e-postayla TSK'ya gönderildiği vebu suretle kamusal makamlar tarafından öğrenildiği anlaşılmaktadır.
33. Söz konusu ihbarda belirtilen özel hayata ilişkin eylem vedavranışların idari veya yargısal süreçlerle hukuka uygun şekildeispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla gerçekliği şüpheli olan ve özelhayat alanı kapsamında kaldığı anlaşılan birtakım isnatlara dayanılarakbaşvurucunun sosyal tesislere girişinin yasaklanmasının demokratik toplum düzeniningereklerine aykırılık oluşturduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan söz konusuisnatlar dışında sicili olumlu olan başvurucu hakkında tesis edilen süresizolarak sosyal tesislere girişin yasaklanması şeklindeki işlemin ölçülü olmadığıve anılan idari yaptırımın gerekçelerinin idari ve yargısal makamlar tarafındanilgili ve yeterli şekilde açıklanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiası Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, aleyhine 3.000 TL vekâlet ücretine ve 248 TL paracezasına hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
36. Başvurucunun, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altınaalınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarakuyuşmazlık hakkında yeniden yargılama yapılmak üzere karar örneğinin ilgiliyargı mercine gönderilmesine karar verilmişolduğundan (bkz. § 44) başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddiasının kabul edilebilirlik ve esas açısından ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
37.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
38. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
39. Mehmet Doğankararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
40. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin, tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
41. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesinceyapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin, usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudanmümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalinsonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (MehmetDoğan, § 60).
42. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanınyenilenmesine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
43. Somut başvuruda özel hayatın gizliliği hakkı yönündenulaşılan ihlal sonucunun AYİM tarafından verilen ret kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
44. Bu durumda başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkınayönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
45. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebindebulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİİDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (karar, Askeri Yüksek İdare MahkemesiÜçüncü DairesininE.2014/1183, K.2015/622 sayılı dosyasıyla ilgilidir),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.