TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ÖLKER VE SÜLEYMAN ÖLKER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3195)
Karar Tarihi: 15/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Ahmet ÖLKER
2. Süleyman ÖLKER
Vekili
:
Av. Veysel VESEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir kişinin kamu görevlilerince kaçırılıpöldürülmesi ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesinedeniyle yaşam hakkının; olayın faillerinin yargılanmaması nedeniyle bukişilerden yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek tehdit, belirsizlik ve endişesebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetleşöyledir:
8. Şırnak ili İdil ilçesi Ortaköy köyü muhtarı olan Ş.Ş.17/4/1994 tarihinde, İdil Jandarma Komutanlığını telefonla arayarakCizre-Nusaybin kara yolu üzerindeki bir dinlenme tesisi yakınında bir cesetbulunduğunu söylemiştir.
9. Cesedin bulunduğu yere giden kolluk görevlileri olay yerinive cesedi inceleyip cesedin kime ait olduğunu araştırmıştır. Kollukgörevlilerince düzenlenen söz konusu işlemlere ait tutanakta; olay yerinde sırtüstü yatar vaziyette duran ve sol şakağında bir kurşun deliği bulunan bir cesetgörüldüğü, ölü morlukları ile ölü katılığının oluştuğu, cesedin yakınlarındakanlı ve düğümlü bir bez parçası, siyah bir deri cüzdan, kahverengi bir tarak veplastik bir kimlik cüzdanı bulunduğu, cüzdanlarda kartvizitler, üzerinde isimve telefon numaraları yazılı kâğıt parçaları ile ölü olarak bulunan kişininfotoğrafının olduğu bir sınav giriş belgesi bulunduğu, sınav giriş belgesinegöre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, deri cüzdan üzerindeki kanınkuruduğu, ceset üzerindeki kandan başka çevrede kan izi bulunmadığı, bu nedenlekişinin muhtemelen başka bir yerde öldürüldüğü, olay yerinde bulunan Ş.Ş. ileçevrede oturanların ölen kişiyi tanımadığı, olay yerinde boş kovan bulunmadığı,başka iz ve delil tespit edilemediği belirtilmiştir.
10. Bir kolluk görevlisince olay yerinin basit bir krokisiçizilmiştir.
11. Kolluk görevlileri, Ş.Ş.nin olayhakkında ifadesini almıştır. Ş.Ş. ifadesinde, saat 11.30 sıralarında köyedönerken yol kenarındaki cesedi gördüğünü, aracından inip cesede baktığını veköye gidip telefonla karakolu aradığını söylemiştir.
12. İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerinin bildirmesi üzerineolaydan haberdar olan İdil Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı)derhâl soruşturma başlatılmış ve cesedin bulunduğu gün olay yerinde, Cumhuriyetsavcısının huzurunda bir hekim tarafından ölü muayenesi yapılmıştır.
13. Bahse konu işleme ilişkin tutanakta; üzerinden çıkan belgeyegöre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, cesedin sol gözünün altında 0,5x1cm ebatında bir mermi giriş deliği, cesedin kafasınınarka kısmında ise büyükçe bir mermi çıkış deliği bulunduğu, beynin mermi çıkışdeliğinden dışarı taştığı ve kesin ölüm nedeninin de kafanın arkasınınparçalanarak beynin akması olduğu belirtilmiştir. Ölüm nedeni tespit edildiğiiçin klasik otopsi işlemine gerek görülmemiştir.
14. Faillerin gizli ve sıkı bir şekilde aranması için 10/5/1994tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazan Cumhuriyet Başsavcılığı19/7/1994 tarihinde, faillerin dava zamanaşımı süresinin sonu olan 17/4/2014tarihine kadar aranması amacıyla daimî arama kararı vermiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığı, civardaki Cumhuriyetbaşsavcılıklarına yazdığı 3/10/1997 tarihli müzekkereler sonucunda Ö.Ö.nün açık kimlik bilgilerinitespit etmiştir.
16. Cumhuriyet Başsavcılığı 6/11/1997 tarihinde, istinabeyoluyla başvurucu Süleyman Ölker'in ifadesinialmıştır. Başvurucu Süleyman Ölker ifadesinde; PTT'degeçici işçi olarak çalışan ağabeyi Ö.Ö.nün1994 yılı Nisan ayında kaybolduğunu, bir gün sonra da cesedinin bulunduğunu, Ö.Ö.yü kimin öldürdüğünü bilmediğini ve teşhis etmeleriüzerine cesedin kendilerine verildiğini söylemiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/1997 tarihinde istinabeyoluyla dinlediği D.A., Ö.Ö.nünkardeşi olduğunu, 1994 yılında cesedi bulunan Ö.Ö.yüöldüren kişi hakkında bir şey duymadıklarını ve kardeşinin cesedini otarihlerde teslim aldıklarını beyan etmiştir.
18. Ö.Ö. hakkındaki Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) ÖlümTutanağı, Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1997 tarihinde düzenlenmiştir.
19. Daimî arama kararının verildiği tarihten 11/6/2014 tarihinekadar geçen sürede, kolluk görevlilerince düzenli olmayan aralıklarla tutulan,faillerin tespit edilemediğine ve araştırmanın devam ettiğine dair tutanaklarCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/6/2014 tarihinde -kasten öldürme suçu için- olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'ndayazılı dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle olay ve fail hakkındakovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
21. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla 8/12/2014 tarihindesoruşturma evrakının bir örneğini almışlardır.
22. Başvurucular; yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanınetkin yapılmadığını, daimî arama kararı nedeniyle düzenlenen, faillerin tespitedilemediğine dair tutanaklar dışında 26/11/1997 tarihinden sonra herhangi birsoruşturma işlemi yapılmadığını, soruşturma evrakının bir örneğini almalarıüzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberdar olduklarını, Ö.Ö.nün Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM)mensuplarınca öldürüldüğünü düşündüklerini, söz konusu birimin bazı mensuplarıhakkında başka eylemler nedeniyle dava açıldığı için dava zamanaşımı süresininkesildiğini ve esasen yakınlarına karşı işlenen suçun insanlığa karşı işlenensuçlardan olması nedeniyle olayda dava zamanaşımı süresinin bulunmadığınıbelirtip, soruşturmanın etkisiz yürütüldüğüne ilişkin örnekler de vererekkovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir.
23. Bu itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 6/1/2015tarihli kararıyla reddedilmiştir.
24. Hâkimliğin kararı 22/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve20/2/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
25. Başvurucuların ölenle yakınlıklarına ilişkin resmî bir belgebireysel başvuru dosyasında bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular, Ö.Ö.nün başvurucu Süleyman Ölker'in kardeşi, diğer başvurucu Ahmet Ölker'innüfus kaydına göre amcası, gerçekte ise babası olduğunu öne sürmektedirler.
IV. İLGİLİ HUKUK
26. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuka ilişkinbilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B.No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusuhakkındaverdiği kararda yer almaktadır. Bununla birlikte konuyla ilgisi olmadığı içinsöz konusu kararda yer almayan birkaç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararına burada yer verilmesi gerekmektedir.
27. AİHM, her hâlükârda kabul edilemez bulduğu bazı başvurulardaher bir kabul edilemezlik kriteri yönünden ayrı bir inceleme yapmamış ve sadecebulduğu kabul edilemezlik nedeni yönünden değerlendirme yapmıştır (açıkçadayanaktan yoksun bulunan başvuruda iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkinitirazın incelenmediği kararlar için bkz. Kyriacou Tsiakkourmas ve diğerleri /Türkiye, B.No: 13320/02, 2/6/2015, § 277; EylemKaya/Türkiye, B. No: 26623/07, 13/12/2016, § 55).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
29. Başvurucular; ölüm şekline göre yakınlarının JİTEMgörevlilerince öldürüldüğünü ve ölümün büyük ihtimalle yakınlarının kamugörevlilerinden korunmaması şeklinde gerçekleştiğini ileri sürerek yaşam hakkınınihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
30. Öte yandan başvurucular, yakınlarının ölümü ile ilgilisoruşturmada daimî arama kararı nedeniyle düzenlenen, faillerin tespitedilemediğine dair tutanaklar dışında 26/11/1997 tarihinden sonra herhangi birsoruşturma işlemi yapılmadığından, soruşturma kapsamında müşteki sıfatıylaifadelerinin dahi alınmadığından, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardansoruşturma evrakının bir örneğini almaları üzerine haberdar olduklarından,yakınlarına karşı işlenen suçun insanlığa karşı işlenen suçlardan olmasınedeniyle olayda dava zamanaşımı süresinin bulunmadığından ve sonuç olarakbaşvuruya konu ölüm olayıyla ilgili soruşturmanın etkisiz bir biçimdeyürütüldüğünden yakınarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini önesürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
a. Hukuki Vasıflandırmave İncelemenin Kapsamı Yönünden
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
32. Başvurucuların iddialarının özü, yakınlarının kamu görevlisiolduğunu ileri sürdükleri kişilerce kaçırılıp öldürüldüğüne ve bu olayla ilgilietkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenlebaşvurucuların kendileri yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edildiğineilişkin iddiaları da yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
33. Diğer taraftan Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altınaalınan yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda birdeğerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte -makul şüphenin ötesinde-kanıt, Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Olayın gerçekleştiğikoşullar, başka bir ifadeyle ölenin hangi nedenle ve kimler tarafındanöldürüldüğü, bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte tespitedilememiştir. Dolayısıyla inceleme, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüneilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak yapılmıştır.
34. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama...hakkına sahiptir."
35. Anayasa’nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, … kişilerinve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
36. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik birbaşvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41).
37. Bireysel başvuru dosyasında, Ö.Ö. ile başvurucularınyakınlıklarının tespitine imkân verecek resmî bir belge bulunmamaktadır.Bununla birlikte başvuru aşağıda açıklanan nedenlerle kabul edilemezbulunduğundan başvurucuların mağdur sıfatı ve bu bağlamda kişi bakımındanyetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriteri yönünden ayrıca bir değerlendirmeyapılmasına gerek görülmemiştir.
38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
40. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
41. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanunyollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlalleriniönlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 20).
42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
43. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkilibaşvuruyollarıdır. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarakuygulanabilir bir kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somutbaşvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuksisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil aynı zamanda bunlarınuygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimdeele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarınıtüketmeleri noktasında kendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getiripgetirmediklerinin başvurunun özelliklerinin dikkate alınarak incelenmesigerekir (S.S.A., B. No:2013/2355, 7/11/2013, § 28).
44. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespitiyapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolununbulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralının uygulanması mümkünolmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlaliöğrendikleri tarihten itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalarıgerekmektedir.
45. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek, etkili birbaşvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğübulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zirazaman geçtikçe delillerin kaybolma veyabozulmaihtimali artmakta ve gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,B. No: 2014/15732, 24/1/2018, § 84).
46. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsızveya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu herbaşvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca değerlendirilmelidir-mevcutsabaşvurucularınözen yükümlülüğünün ancak bahse konudurumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 85).
47. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olupolmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamumakamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi bireysel başvuru ilegetirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
48. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaatetmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâlalmışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetleriniçok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır (Yasin Ağca, § 121). O hâlde anılan ihlaliddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir. Böyle birdurumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıklarıveya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvurudabulunmalıdır. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturmayürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği, her davanın şartlarınabağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §87).
49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahisoruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkınavardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 88).
50. Somut olayda resen soruşturma başlatılmış, ölü muayenesiişlemi yapılmış, olay yerinin bir krokisi çizilmiş, olay yerinin incelenmesineilişkin bir tutanak düzenlenmiş ve cesedi ilk gören Ş.Ş. ile başvurucu SüleymanÖlker ve D.A.nınifadeleri alınmıştır. Ancak D.A.nınifadesinin alındığı 26/11/1997 tarihinden sonra -başvurucuların da belirttiğigibi- olayın aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelik herhangi birsoruşturma işlemi yapılmamış, yalnızca faillerin tespitine çalışıldığı yönündekolluk görevlilerince zaman zaman tutulan ve giderek sıradan hâle gelentutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.
51. Yakınlarının öldürülmesi ile ilgili şikâyetlerini yetkilimakamlara iletmede veyasoruşturmanınetkisizliğiyleilgilibireyselbaşvuruyapmadagüçlükçektikleriyönünde herhangibir iddiaları bulunmayan başvurucular, olayla ilgili şikâyetlerini yetkilimakamlara iletmemiş ve yetkili makamlardan soruşturmayla ilgili herhangi bir taleptebulunmamışlardır. Soruşturmada ilerlemesağlanacağına dair umut verici bir gelişme yaşanmamış ve soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı bir tedbir de alınmamıştır. Buna rağmenetkilibir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dairkarara itiraz ederek soruşturmanın etkisizliğinin farkında olduklarını ortayakoyan başvurucular, bireysel başvuru yapmak için kovuşturmaya yer olmadığınadair karar verilmesini ve bu karara yaptıkları itirazın sonuçlanmasınıbeklemişlerdir.
52. 26/11/1997 tarihinden sonra soruşturmanın etkililiğinisağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi yapılmaması nedeniyle bireyselbaşvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediğidikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığıtarih ile başvuru tarihi arasındaki sürenin makul kabul edilmeyecek ölçüde uzunolduğu ve 20/2/2015 tarihinde yapılan başvurunun süresinde yapılmış bir başvuruolarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
53. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
54. Başvurucular, yakınlarının hangi sebeple kaçırılıpöldürüldüğünü bilmeden yaşadıklarından ve yakınlarının ölümünden sorumlu olankişilerin yargı önünde hesap vermemeleri nedeniyle olayın faillerindenkendilerine yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek bir tehdit, belirsizlik veendişeden söz ederek kötü muameleme yasağının ihlal edildiği iddia etmişlerdir.
2. Değerlendirme
55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."
56. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
57.6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."
58.Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu türşikâyetleri incelediği başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aileüyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri içinkaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişilerbakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını veaile bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklıbir boyut kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlıolduğunu ifade etmiştir (Engin Gök vediğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§ 49-54).
59. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesiiçin başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlaldendoğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veyamağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarlamağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterlideğildir (Ayşe Hülya Potur, B.No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).
60. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımındanmağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmazolarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No:2014/1982, 9/11/2017, § 121).
61. Somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri sürülenşikâyetler dikkate alındığında yakınlarının hangi koşullarda öldüğüne herhangibir şekilde tanıklık etmeyen başvurucuların -yakınlarının ölümünden dolayıduydukları üzüntü haricinde- bu üzüntüye farklı bir boyut kazandırabilecek ve kendileriyleilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını savunabilecekleribir durum tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvurucuların kötü muamele yasağıbakımından mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.
62. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.