TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET KARADAVUT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/67813)
Karar Tarihi: 18/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Ahmet KARADAVUT
Vekili
:
Av. Gökhan GÜNAYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalarkapsamındaki gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması,tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh cezahâkimliklerince karara bağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluk ve itiraz incelemelerinin duruşmalı incelenip karara bağlanmamasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yetkili olmayan soruşturmamercileri tarafından verilen kararlar uyarınca konutta ve işyerinde aramayapılması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının;meslekten çıkarılma ve el koyma kararları nedeniyle mülkiyet hakkının, isnatedilen suçlara ilişkin somut olguların gösterilmemesinedeniyle adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllardaFetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Başvurucu 10/1/2010 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca(HSK) Yargıtay üyeliğine seçilmiş, 6. ve 13. Ceza Dairelerindegörevlendirilmiştir. Soruşturma sürecinde ise başvurucunun meslektençıkarılmasına karar verilmiştir.
12. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016tarihli yazılı talimatıyla "Türkiyegenelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmeksuçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasının sağlanması amacıyla yakalanmasına,gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama yapılmasına kararverilmiştir.
13. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucununkonutu, işyeri ve aracında arama yapılmış ve suç delili olabileceğideğerlendirilen bazı dijital materyallere (laptop, haricî hard disk, disket, flash disk, CD ve bilgisayar kasası gibi) el konulmuş;başvurucu 21/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu 22/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. İfade alma işlemi sırasındabaşvurucuya FETÖ/PDY ile bağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya yöneliksorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY'ye aitevlerde, yurtlarda kalıp kalmadığı, himmet verip vermediği, Bank Asya'ya parayatırıp yatırmadığı, yurt dışı gezilerine katılıp katılmadığı, Adalet Akademisisınav komisyonlarında ve soru hazırlayan komisyonlarda görev alıp almadığı,darbe girişimi sonrasında görev alıp almadığı sorulmuştur. Başvurucu susmahakkını kullanmak istediğini beyan ederek sorulara cevap vermemiştir.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu 22/7/2016tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayaveya değiştirmeye teşebbüs ve FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmaksuç[ların]danmevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza MuhakemesiKanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklamanedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonrakaçtıkları tespit edilmiş olup [başvurucunun da aralarında olduğu] mevcutlu şüphelilerin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması, AİHM'nin [Avrupa İnsanHakları Mahkemesi] birden çok vermiş olduğukararlarında belirtildiği üzere şüphelilerin salıverilmeleri halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin veya başka suçlarişleme tehlikesinin bulunması nedenlerine göre" tutuklanmasınakarar verilmesi istenmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynıgün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde özetlesoruşturmanın 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na göreyürütülmesi gerektiğini, ortada suçüstü hâli ve suç bulunmadığını, silahlıterör örgütüne üyelik suçlamasını kabul etmediğini belirtmiştir.
17. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"Şüpheli(nin)... üzerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinedair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somutdelillerin bulunması, şüphelinin kaçma ve delilleri karaıtmaihtimali bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağından şüphelinin hakimliğimizin yetkisiz ve görevsiz olduğuna dairtalebinin şüpheliye isnat edilen suçların ağır cezayı gerektiren suç üstühallerinden olması nedeniyle CMK'nun 2/l-j, 2797Sayılı Yargıtay Kanunu'nun 46/1-son cümlesi gereği CMK'nun100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklamaşartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamındaşüphelinin CMK.nun 101 maddeleri uyarıncaTUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]"
18. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 1. SulhCeza Hâkimliği 5/8/2016 tarihinde -Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin- anılantutuklama kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazıkesin olarak reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ankara 9.Sulh Ceza Hakimliği'nin 22/7/2016tarih ve 2016/35 Sorgu sayılı tutuklama kararı, şüpheli Ahmet Karadavut'un sorgusu sırasında kayda alınan Segbis görüntüleri ve bu karara dayanak dosya kapsamınınincelenmesinde, Ankara 9.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/35 Sorgu sayılı kararındaherhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine ...[karar verildi]."
19. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 5/12/2016 tarihinde bir kısım şüphelilerinve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine yaptığı inceleme sonundabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir.
"...
Şüphelilerin dosya içeriğine göre silahlıterör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduklarına dair deliller bulunduğu, suçlarınniteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutolguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu gösteren somutolguların bulunması, şüphelilerin işlediği iddia edilen suçun henüztamamlanmadığı ve tamamlama yönünde ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmakiçin faaliyetlerin devam ettiği şüphesi bulunduğu, bu terör örgütünün TürkiyeCumhuriyet tarihinde görülen en tehlikeli terör örgütü olup, diğer terörörgütlerini de yönlendirdiğinin değerlendirildiği, AİHM'nin Wemhoff/Almanyakararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesi halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesinin varlığı tutuklamanedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etme gizleme değiştirmeihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen suçunniteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesindeöngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbirniteliğini taşıması dikkate alınarak CMK 108. maddesi uyarınca tutuklulukhallerinin devamına ... [karar verildi.]"
20. Başvurucu, anılan kararı 5/12/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
21. Başvurucu 30/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
22. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun silahlı terörörgütünü yönetme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarınıişlediğinden bahisle hakkında kamu davasının açılması için Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15/7/2016tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensupoldukları, yapılanmanın emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiklerideğerlendirilen yargı mensupları hakkında adli soruşturma yapıldığınadeğinilmiştir. Savcılık, darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekerek ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlininmevcut olduğu sonucuna varmıştır. Fezlekede, bu durum dikkate alınarakbaşvurucu hakkında genel hükümlere istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca16/7/2016 tarihinde soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir.
23. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3/1/2018 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derecemahkemesi sıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'yeve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel bilgilerin yer aldığı iddianamedebaşvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının fezlekesindeki olgulara dayanılmıştır.
24. İddianamede, başvurucununFETÖ/PDY'nin yargıdaki yapılanmasında bilerek veisteyerek yer aldığına ilişkin olgulara dayanılmıştır. İddianamede genelhükümlere göre soruşturma başlatıldığı, başvurucuya isnat edilen suçun mütemadisuç olması nedeniyle yakalanma tarihi itibarıyla suçüstü hâlinin oluştuğubelirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamanın dayandığı olgularözetle şöyledir:
i. Eski Danıştay üyesi olan A.H. şüpheli sıfatıyla verdiğiifadesinde özetle başvurucunun Fetullah Gülen cemaatimensubu olduğunu belirtmiştir.
ii. Eski Yargıtay üyesi olan İ.D. şüpheli sıfatıyla verdiğiifadesinde özetle başvurucuyu Ankara'ya geldikten sonra tanıdığını vekendisinin bu yapıya müzahir olduğunu belirtmiştir.
iii. B.E. (Eski Adalet Bakanlığı müsteşarı) başvurucuyu buyapıya mensup olanlar arasında saymışlardır.
iv. Ö.K. verdiği ifadesinde özetle başvurucunun cemaat mensubuolduğunun söylendiğini ancak kendisiyle bire bir temasının olmadığınıbelirtmiştir.
v. Eski HSK üyesi olan İ.O. şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesindeözetle cemaat mensuplarının içinde yer aldığını düşünerek 2013 yılında Yargıtaydaki cemaat mensubu olmayan kişilerle yaptıklarıyemekli toplantıya başvurucuyu çağırmadıklarını belirtmiştir.
vi. Telefon sinyal bilgilerinin incelenmesi sonucunda yapılananalize göre başvurucu ile örgütün sivil imamları ve ayrıca ByLock kullanıcıları olduklarıiddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan birçok kişiyle birden çok kez bazhareketliliği içinde bulunduklarının tespit edildiği belirtilmiştir.
25. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...
Şüpheli Ahmet Karadavut'untanık beyanları, Hts kayıtları ile tüm dosyakapsamından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığı, örgütün etkiliisimlerinden HSK eski Genel Sekreteri A.H. ile HSK eski üyesi ve AdaletBakanlığı eski müsteşarı B.E.nin ifadelerindeşüphelinin örgüt üyesi olduğunun açıkça belirtildiği, yine Yargıtay eski üyesi İ.D.nin ifadesinde şüphelinin yapıya milzahiroldugunun açıklandığı, daha önceki Kurul tarafindan Yargıtay üyesi seçilen şüphelinin, 2010 yılındansonra seçilen yapıya mensup Yargıtay üyeleriyle birlikte hareket ettiği,örgütün sivil ve yargı kanadında yer almaktan hakkında soruşturma ve yargılamadevam eden mensupları ile irtibatlı olup birlikte hareket ettiği, bu kapsamda361682 ID nolu ByLockkullanıcısı" Abdullah II kod adlı sivil imam Y.D., 57254 ID nolu ByLock kullanıcısı"Arda' kod adlı sivil imam C.S., ...FETÖ/PDY üyesi eski yüksek yargımensupları ile 2014-2016 yılları arasında, değişik yer, tarih ve saatlerde bazçakışması oluşacak şekilde, yakın zamarıaralıklarında aynı yerde bulunduğu, ayrıca 363824 ID noluByLock kullanıcısı sivil imam İ.Ö. ile 2014 yılındaAvanos, 38776 - 183547 ID nolu ByLockkullanıcısı sivil imam E.Y. ile 2016 yılında Sakarya ilinde baz hareketliliğiolduğunun belirlendiği, örgüte ait iltisaklı kurumlarla bağlantısınınbulunduğu, gizliliğe riayet ederek örgütün amaçlan doğrultusunda süreklilik veçeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt ile organik bağiçerisine girdiği anlaşılmıştır."
26. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 9/1/2018 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2018/14 sayılı dosya üzerinden kovuşturmabaşlamıştır.
27. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 16/1/2018 tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesisırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da -duruşma yapmaksızın-değerlendirmiş ve "... silahlı terörörgütüne üye olma suçuna ilişkin tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcut delildurumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinigösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliği suçununfaili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dair delillerin toplanmayadevam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma, saklanma vedelilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnet suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamadahükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutuklanmasındansonra sanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik de bulunmadığı ..." gerekçesiyle tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir. Ayrıca başvurucu hakkındaki davanın ilkduruşmasının "dosya sayısı ve işyoğunluğu da dikkate alınarak" 12/4/2018 tarihinde yapılmasıkararlaştırılmıştır.
28. Mahkeme 12/4/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucununsavunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle görevi nedeniyle ve/veyagörevi esnasında işlediği iddia olunan bir suç olması nedeniyle dosyanın-görevsizlik kararı verilerek- yargılamaya yetkili ve görevli Yargıtay CezaGenel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, ayrıca suçüstü hâlinin şartlarınınoluşmadığını, bu nedenle özel soruşturma usullerine uyulması gerektiğini, tanıkbeyanlarının zanna dayalı olduğunu, kendisine sorulan ve sivil imam olduğubelirtilen kişilerle bir araya gelmediğini, baz istasyonlarının kapsamaalanının çok geniş olduğunu, cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyalalması durumunda hiçbir zaman bir araya gelmediği kişilerle sanki aynı yerdebulunmuş gibi yanlış bir değerlendirmeye neden olabileceğini, dolayısıyla HTSkayıtlarının analizi sonucunda bir kısım örgüt üyeleriyle görüştüğü sonucunavarılmasının doğru bir çıkarım olmadığını, örgüt lehine hiçbir karara imzaatmadığını, kendisine yöneltilen terör örgütüne üye olma suçunun oluşmadığınıve suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir.
29. Mahkeme, anılan duruşma sonunda başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"... silahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması, suçun vasıf ve mahiyeti ilekanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedenleriyle tahliyeyeilişkin taleplerin reddi tutukluluk halinin devamına ... [kararverildi.]"
30. Mahkeme 8/8/2018 tarihinde yaptığı ikinci duruşmadabaşvurucunun tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar vermiştir. Devam edenyargılama sırasında 29/4/2019 tarihli duruşma başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgikısmı şöyledir:
" ...
Dosyaya intikal etmiş bulunan ve CMK' nın 217. madde çerçevesinde celselerde tartışılan tanıkbeyanları ve dosya içeriğine göre, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütününyüksek yargıdaki yapılanması içinde bulunduğu, örgüt liderinin Devlet içerisinesızma talimatı uyarınca hiyerarşik yapı içerisinde hareket ettiği, mahrem tavırsergilediği, örgüt toplantılarına katıldığı ve himmet verdiği, bir hukukçuolarak sonuçlarını öngörmesine rağmen örgütsel direktif ve aidiyet duygusu ilehareket tarzını sürdürdüğü dikkate alınarak TCK 314/2 madde kapsamında terörörgütü üyeliği suçunun sübut bulduğunun kabulü ile cezalandırılmasına kararverilmesi yolunda tam bir vicdani kanaat oluşmuştur. "
31. Başvurucu verilen hükmü aynı tarihte temyiz etmiştir. Dava,bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtaydaderdesttir.
32. Öte yandan başvurucu kendisiyle ilgili olmayan AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının bir kararına atıfla kötü muamele yasağına ilişkinbaşvuru yolunun bulunmadığını belirtmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
33. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu; yeterli havalandırma bulunmayan bir ortamda çok sayıdakişiyle birlikte gözaltında tutulduğunu, bu sürede yeterli beslenme imkânınınkendisine verilmediğini, ters kelepçe takılarak adliyeye getirildiğini ve uzunbir süre adliyede bu şekilde bekletildiğini, ceza infaz kurumu girişinde üstaraması yapılırken hakarete maruz kaldığını belirterek gözaltı sürecindeki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ve masumiyet karinesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı vedevamında bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğineilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17.maddesi çerçevesinde kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
39. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
40. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
41. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere iletmeden,hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini, çözümekavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunduğu anlaşılmaktadır.
42. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bir kararınaatıfla (5/10/2016 tarihli ve 2016/134826 Sor. sayılıkarar) şikâyetleri yönünden bir iç hukuk yolunun bulunmadığını ileri sürmüş isede söz konusu kararda "iddiaların genelve soyut nitelikte olması ve ciddi bulgu ve belgelere dayanmaması"gerekçeleriyle şikâyetin işleme konulmadığı belirtilmiştir. Dolayısıylabaşvurucunun ileri sürdüğü şikâyetleri üzerine verilmiş bir kararbulunmamaktadır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalarailişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerinaçıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunmayapma imkânının kısıtlandığını, gözaltına alındığı andan itibaren kendiavukatını seçmesine ve istediği avukat ile savunma yapmasına izinverilmediğini, müdafii ile görüşmesinin teknik kaydaalınmasıyla savunma yapma imkânının elinden aldığını, böylece silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
46. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındatemyiz aşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleribeklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerininbaşvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata Saygı veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu -Yargıtay üyesi olarak- hakkında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturma yürütülmesinin mümkün olmadığını, bu itibarlagörevsiz mercilerce verilmiş arama kararına dayanılarak konutunda ve işyerindearama yapıldığını belirterek özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
50. Somut olayda soruşturma mercii tarafından verilmiş aramakararına dayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır.Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, suçdelillerini elde etme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
51. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmakta olup başvurucuya da itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmakbakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
52. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
53. Başvurunun özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun bulunması gerektiğideğerlendirilmiştir.
D. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; haksız olarak meslekten çıkarılması, görevli veyetkili olmayan merci tarafından yapılan elkoymaişlemleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
56. 27/1/2017 tarihli 29957 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu KurulmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname'de (KHK), 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarınakarar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilkderece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabileceklerive bu kişilerden daha önce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdestolan veya karar verilen dosyalarının Danıştayagönderileceği hükme bağlanmıştır (bkz § 33).Böylelikle 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi kapsamında meslekten çıkarılan yargımensuplarının bu karara karşı Danıştayda davaaçabilecekleri açıkça belirtilmiş ve anılan uyuşmazlıkların çözümünde idariyargıda hangi yargı yerinin görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanantereddütler giderilmiştir. Daha önce açılan davalar yönünden de geçiş hükümleriihdas edilmiştir (Murat Hikmet Çakmakçı,B. No: 2016/35094, 15/2/2017, § 27; HacıOsman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017, § 28).
57. Buna göre 685 sayılı KHK ile belirginleştirilen dava yolununbaşvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargı yoluolduğu ve bu başvuru yolu tüketilmeden başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Hikmet Çakmakçı, § 28; Hacı Osman Kaya, § 29). Ayrıca başvuruformu ve ekleri incelendiğinde somut olayda başvurucunun mal varlığına haksızolarak tedbir konulmasına dair iddialarını ileri sürebileceği itiraz olağan kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Gözaltına AlmanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın görevli ve yetkili olmayansavcılık tarafından gözaltına alınması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
61. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
62. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
63. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
64. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasındauygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de busürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan(2), §§ 84-93).
65. Başvurucu, ayrıca görevli ve yetkili olmayan savcılıktarafından yakalama işlemi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiş ise de hakkında herhangi bir şekilde yakalama işlemiuygulanmamıştır.
66. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılansonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
68. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamayaneden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini, tutuklamakararının gerekçesiz olduğunu ve tutuklama kararında adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının açıklanmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
69. Başvurucu ayrıca darbe teşebbüsüyle veya örgütle birilgisinin bulunmadığını, olayda kendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcut olmadığını,bu nedenle yapılacak bir soruşturmanın 2797 sayılı Kanun'a göre YargıtayBirinci Başkanlık Kurulunca yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
70. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
71. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
72. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
73. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
74. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
75. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
76. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, §§ 99-104.
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
77. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağınınolup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
78.Diğer taraftan başvurucu, Yargıtay üyeleri ile ilgili öngörülen usule ilişkingüvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin görevli ve yetkili olmayan mahkemecetutuklandığını iddia etmektedir.
79. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez kararında; Yargıtay üyesi olan bir başvurucunun benzerşikâyetini değerlendirmiş ve bir kısım Yargıtay içtihatlarına da atıf yaparakbaşvurucu açısından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu gerekçesiyletutuklamanın ilgili mevzuata uygun olduğu ve kanuni dayanağının var olduğusonucuna varmıştır (Salih Sönmez,§§ 107-121). Somut olay incelendiğinde Anayasa Mahkemenin Salih Sönmez kararı, bu kararda atıfyapılan Yargıtay içtihatları ile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan veertesi gün de devam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması akabinde gözaltınaalınıp darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olmasuçundan tutuklanması birlikte dikkate alındığında başvurucuya isnat edilensilahlı terör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin suçüstü hâlinin bulunduğuyönünde soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukukitemelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (aynı yöndekideğerlendirme için bkz. Alparslan Altan[GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 128; ErdalTercan [GK], B. No:2016/15637, 12/4/2018, § 145; Adem Türkel,B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 53-59).
80. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun Yargıtayüyesi olması nedeniyle 2797 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
81. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
82. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensilahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir(bkz. § 17). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da tutuklama kararıveren hâkimlik kararına atıfyapılarak başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilensuçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 19).
83. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucununisnat edilen suçu işlediğine dair delil olarak tanık beyanlarına ve kullandığıtelefonun HTS kayıtlarına göre silahlı terör örgütü sivil imamları olduğudeğerlendirilerek hakkında soruşturma başlatılan ve ByLock kullanıcısı olduklarıbelirtilen kişilerle oluşan baz hareketliliğine değinilmiştir (bkz. § 25).
84. Soruşturmada, FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan A.H., İ.D.,Ö.K., İ.O. ve B.E.nin tanık olarak verdikleriifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmayamensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 24). Buitibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerinbulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlananbazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
85. Soruşturma mercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının ve ByLockuygulaması kullanıcısı ve aynı zamanda sivil imam oldukları değerlendirilenkişilerle baz hareketliliği bulunmasının somut olayın koşullarına göre suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfîolduğu söylenemez.
86. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
87. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı edilmemelidir.
88. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen ve suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili olmasa daFETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir, § 78; AlparslanAltan, § 140).
89. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi,ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79). Ayrıca Yargıtay üyesi olanbaşvurucunun -konumu itibarıyla- deliller üzerinde etkide bulunmasının diğerkişilere göre daha kolay olacağı yadsınamaz.
90. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 33) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 34; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
91. Somut olayda Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken kaçma ve delilleri karartma ihtimalininbulunmasına, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacak olmasına ve isnatedilen suça göre tutuklamanın orantılı bir tedbir olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 17). Ankara1. Sulh Ceza Hâkimliği de aynı gerekçelerle başvurucunun tutuklamaya yönelikitirazını reddetmiştir (bkz. § 18).
92. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 9., 5.ve 6. Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AlparslanAltan, § 144; Erdal Tercan; § 162).
93. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
94. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi özellikleri de dikkate alındığında busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
95. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucunavarılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
96. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 9., 1. ve 8. Sulh Ceza Hâkimliklerinin isnat edilen suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
97. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
98. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
99. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun bir süredirhürriyetinden yoksun bırakıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
100. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin tutukluluğun makulsüreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve bu şikâyetler Anayasa'nın19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
101. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
102. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
103. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 8/8/2018tarihinde tahliyesine ve 29/4/2019 tarihinde mahkûmiyetine karar verilenbaşvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
104. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
105. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
106. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
107. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
108. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
109.Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
110. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
111. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili birbaşvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
112. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
113. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
114. Başvurucu, ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkiliolmayan merci tarafından makul süre incelemesi aşılarak reddedildiğini iddiaetmiştir. Ancak buna ilişkin herhangi bir tarih ve mahkeme ismi zikretmemiş,dolayısıyla bu şikâyetin soyut olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
115. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
116. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin gözdengeçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
117. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
118. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
119. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
120. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
121. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/4/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu,başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludurve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesibireysel başvurunun ikincillik niteliği ilebağdaşmamaktadır.
122. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gözaltının hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
6. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
7. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarakkullanılamamasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.