TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET BORAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/16263)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Ahmet BORAN
Vekili
:
Av. Halil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davadausule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/10/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirilmeyeceğini ifadeetmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. 25/5/2010 tarihinde askere sevk edilen başvurucunun, zorunluaskerlik hizmetini yaptığı sırada hastalanması üzerine 19/5/2011 tarihindetedavisine başlanmış, 26/8/2011 tarihli raporla verilen iki aylık hava değişimisüresi sonunda Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinin (GATA) 27/10/2011 tarihlisağlık kurulu raporu ile başvurucu hakkında "1-Tüberkülozperiferik lenfadenopati(TÜBERKÜLOZ LENFADENİT) 2-Spastik Parapleji (SPASTİKPARAPAREZİ) 3-Polinöropati, tanımlanmamış" tanısı konulmuş ve "Askerliğe elverişli değildir" kararıverilmiştir.
8. Afyonkarahisar Devlet Hastanesince düzenlenen 8/4/2014tarihli sağlık kurulu raporunda, başvurucunun zorlukla ayağa kalktığı ve ayaktadurma pozisyonu elde ettiği, yardım olmaksızın yürüyemediği bulgularına yerverilmiş, paraparezi(geçirilmiş tüberküloz) teşhisi ile engel oranının % 60 olduğubelirtilmiştir.
9. Başvurucu, yaşadığı sağlık sorununun askerlik görevinin sebepve tesiriyle meydana geldiğini belirterek vazife malulü sayılması ve aylıkbağlanması talebinde bulunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Vazife MalullüğüTespit Kurulunun 22/9/2014 tarihli kararıyla başvurucunun talebi, hastalığıngörevi nedeniyle ve etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
10. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işlemininiptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.Başvurucu dilekçesinde; askere gitmeden önce Afyonkarahisar İl Sağlık MüdürlüğüVerem Savaş Dispanseri tarafından yapılan taramada tüberküloz olmadığınıntespit edildiğini, bunun üzerine askere sevk edildiğini, acemi birliğinde ikenkomando seçimi amacıyla sevk edildiği Kayseri Asker Hastanesince yapılanmuayene sonucunda askerliğe elverişli olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.Başvurucu askerlik hizmetine devam ederken başlayan öksürük, ateş, hâlsizlik vegece terlemesi şikâyetlerinin artması üzerine sevk edildiği Elazığ AskerHastanesi tarafından 25/8/2011 tarihli raporla tüberküloz teşhisi konulduğunu,usta birliğine katıldıktan sonra izin kullanmadığını, birlik dışına dahiçıkmadığını, idarenin gerekli hijyen ve sağlık tedbirlerini almaması sonucuhastalandığını, hastalığın oluşmasında hiçbir kusur ve kastının bulunmadığınıifade etmiştir.
11. AYİM Üçüncü Dairesince yapılan yargılama dosyasına sunulanSavcılık görüşünde başvurucunun sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olanmaluliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediğihususunda yetkili bir sağlık kuruluşundan rapor alınması gerektiğibildirilmiştir.
12. Anılan Dairenin 19/3/2015 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir.Kararın gerekçesinde AYİM İkinci Dairesinin 21/112012 tarihli ve E.2012/17,K.2012/1077 sayılı kararında yer verilen GATA Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalıöğretim üyelerinin hazırladığı Tıbbi Kanaat Raporuna atıf yapılmıştır. Karardaözetlendiği şekliyle raporda; çocukluk çağında vücuda alınan tüberkülozbasillerinin bağışıklık sistemi tarafından kontrol altında tutulabildiği veuzun süre vücudun çeşitli yerlerinde hastalık oluşturmadan kaldığı, daha sonrahenüz kesin olarak bilinemeyen nedenlerle özellikle bağışıklık sistemininbaskılandığı durumlarda bu basillerin aktif hâle geçerek hastalık yaptığı,Türkiye'de hastanın da dâhil olduğu yaş grubunu kapsayan erişkin tip akciğertüberkülozunun çoğu zaman bu şekilde ortaya çıktığı, ayrıca yaşamın herhangibir döneminde hasta kişilerle uzun süreli ve yakın temas sonucu basilinalınması ile tüberküloz hastalığının oluşabildiği görüşlerine yer verilmiştir.
13. AYİM kararının gerekçesinde, benzer uyuşmazlıklarda GaziÜniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerine yaptırılan bilirkişiincelemelerine de atıf yapılmıştır. Kararda özetlendiği şekliyle söz konusubilirkişi raporlarında; tüberkülozlu hastalarda hastalığın ne şekilde ortayaçıktığının Türkiye’de ve dünyada günümüz koşullarında ayırt edilemediği,hastanın tüberküloz basilini çok önceki yıllarda örneğin çocukluğunda almışolabileceği gibi tüberküloz hastası olan bir koğuştan da almış olabileceği,hastalığın oluşumunda bir dış etken olarak askerliğin sorumlu tutulmamasıgerektiği, davacının diğer askerlerle aynı koşullarda askerlik yaptığı dabilindiğine göre tüberküloz hastalığından askerlik hizmetinin sorumlututulmaması gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
14. AYİM ayrıca, kararına dayanak aldığı tıbbi kanaat vebilirkişi raporlarından hareketle hastalığın belirli bir zaman dilimindeoluştuğunu, davacının maluliyetine neden olan rahatsızlığın oluşumunda somutbir olayın gerçekleşmediğini, aynı koşuldaki her askerin aynı şekildeetkilenmesi hâli dışında kişinin bünyesinin zayıf olması nedeniyle meydanaçıkabilecek rahatsızlıkların vazifeden kaynaklanmış olduğunun kabulünün8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nunöngördüğü esaslara uygun olmadığını belirtmiştir. Kararda sonuç olarakdavacının askerlik hizmeti sırasında malul olduğu anlaşılmakla birliktemaluliyetinin oluşumunda görevin neden ve etkisinin ortaya konulamamasınedeniyle tesis edilen işlemin hukuka uyarlı olduğu, dava dosyasında hastalığınbizzat askerlik vazifesinin sebep ve tesiriyle oluştuğuna dair herhangi birbilgi ve bulguya rastlanılmadığından, durumun ayrıca bilirkişi marifetiyletespitine gerek görülmediği ifade edilmiştir.
15. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/9/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
16. Nihai karar 7/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 14/10/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 5434 sayılı Kanun'un "Vazifemalullüğü aylığı" kenar başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silahaltında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil)sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerekokuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademetutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hakaylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece vekademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosundakarşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylıkbağlanır."
19. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun "Vazife malûllüğü" kenar başlıklı 47. maddesişöyledir:
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındasigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğühükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük;sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışındaidarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleriyaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir işyaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşüsırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlüdenir."
20. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:
"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.''
21. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, askerlik öncesinde tüberküloz hastası olmadığını,sevk işlemleri öncesinde ve acemilik birliğinde yapılan sağlık muayenesindeaskerliğe elverişli olmadığına dair herhangi bir tanı konulmadığınıbelirtmiştir. Sağlık raporlarını gözardı eden AYİM'in somut bilgi ve belge bulunmadığına dair kanaatininyerinde olmadığını ileri süren başvurucu, sağlam olarak askere gittiğine vehastalığının oluşmasında başkaca etken de bulunmadığına vurgu yaparak askerlikhizmetinin sebep ve tesiriyle hastalığa yakalandığının kabulü gerektiğini, dolayısıylamaluliyetine yol açan olayın askerlik hizmetiyle ilişkilendirilmemesinin hukukaaykırı olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu bu çerçevede adil yargılanma hakkıile kanun önünde eşitlik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkelerinin ihlaledildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun şikâyeti,uyuşmazlığın esasına dair ileri sürülen iddianın etkin bir şekilde incelenmemesineilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkıkapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
27. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunmave adil yargılanma hakkınasahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,20/9/2017, § 37).
28. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adilyargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olmasımümkün değildir (Mehmet Fidan, §38).
29. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafınada savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
30. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,§ 19).
31. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delilide dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânlarıntanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanınbütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklereilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tümaşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adilyargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B.No: 2013/7727, 4/2/2016, § § 50,51, 52).
32. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davadabilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin, tarafların öne sürdüğü veesasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenipincelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinindiğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetlemegörevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz,B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
33. Somut olayda başvurucu, 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesiuyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle idareye yaptığıbaşvurunun reddi üzerine idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. 5434 sayılıKanun'un 56. maddesinde; erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp veterhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında vazife malulü olmalarıhalinde kendilerine belli bir miktar aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.AYİM’in yorumuna göre sözü edilen kural, vazifemalullüğü aylığının bağlanmasını, silah altında iken veya celp ve terhisnedeniyle sevk sırasında vazife malulü olma şartına bağlamıştır. AYİM buhükümden hareketle, askerlik sırasında ortaya çıkmış olsa bile hastalığınaskerlik öncesinde mevcut olan bir etkenden kaynaklanması durumunu vazifemalulü sayılmaya engel görmüştür. Maluliyet aylığı öngören kuralların yorumu vebu çerçevede maluliyet aylığının bağlanma koşullarının tespiti derece mahkemeleriningörevindedir. Bu açıdan, AYİM’in askerlik öncesindemevcut olan bir etkenden kaynaklanan rahatsızlıkların askerlik döneminde ortayaçıkması durumunda maluliyet aylığına hak kazanılmayacağı yolundaki kabulündenayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı vurgulanmalıdır.
34. Bununla birlikte başvurucunun askerlik görevi öncesindesağlam olduğunu raporla belgelediği görülmektedir. İdarenin de aksi yönde birtespitte bulunmadığı dikkate alındığında başvurucunun hastalık nedeniyle malulhâle gelmesinin askerlik görevinden kaynaklandığı yolundaki iddiasının temelsizolduğu söylenemez. Başvurucunun iddiasının temelsiz olmaması ispatlandığıanlamına gelmemektedir. Dolayısıyla bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edicikanıtların varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak başvurucununrahatsızlığının oluşmasının askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıylaispatlamasının güçlüğü de gözönündebulundurulmalıdır.
35. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerinbilirkişi görüşüne başvurması, takdiri bir husus olup bu değerlendirme kuralolarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır. Bununla birlikte davanınesasına müteallik iddiaların uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması adına yeterliölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamda taraflardan birinin diğerinenazaran dezavantajlı bir konuma getirilip getirilmediği denetime açıkhususlardır (Yılmaz Özcan, B. No:2015/12914, 15/11/2018, § 38).
36. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığı üzerine inşa ettiğitemel iddia, daha önce herhangi bir rahatsızlığı bulunmadığı hâlde askerealınmasının ardından askerlik görevinin koşulları nedeniyle rahatsızlandığı ve%60 oranında fonksiyon kaybı yaşadığıdır. Tüberkülozun, yaşam koşullarıylayakından ilintili bir hastalık olduğu dikkate alındığında başvurucununhastalığının teknik ve özel bilgi gerektiren tıbbi bir inceleme çerçevesindedeğerlendirilmesi ve başvurucunun içinde bulunduğu özel askerlik koşullarınınanılan hastalığa yol açıp açmayacağının incelenmesi gerektiği açıktır. Nitekimyargılama sırasında AYİM Başsavcılığı da sağlık kuruluşundan rapor aldırılmasıgerektiği düşüncesinde olduğunu bildirmiştir. Başvurucunun, rahatsızlığınınaskerlik görevinden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın ispatlamasımümkün değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığa askerlik görevikoşullarının neden olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonucavarılması davalı idareye nazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesisonucunu doğurmuştur.
37. Buna göre 1602 sayılı Kanun'un tanıdığı imkânlar dâhilindesağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'inbaşvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelik yeterli araştırma yapmadan,genel kabule dayalı olarak ve maddi olayın koşullarını tam olarak ortaya koymadanuyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf birkonuma düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucunavarılmıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarakbakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan hakkaniyete uygunyargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
40. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
41. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
42. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
43. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.
44. AYİM'in usule ilişkin imkânlarbakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve budurumun silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
45. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireyselbaşvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılmasıgereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadankaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren,ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkınıngüvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) altbendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (karar AYİM ÜçüncüDairesinin 19/3/2015 tarihli ve E.2014/1485, K.2015/428 sayılı kararına aitdava dosyası ile ilgilidir),
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.