TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET MERİÇ ŞENYÜZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/11228)
Karar Tarihi: 9/10/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 12/11/2019-30946
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Hilmi Can TURAN
Başvurucu
:
Ahmet Meriç ŞENYÜZ
Vekili
:
Av. Şerif Özgür URFA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucunun bir gazetede yayımlanan köşe yazısındakullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmesinedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Suriye'de 2011 yılında iç savaş başlamış, iç savaş boyuncabirbiriyle mücadele eden birçok farklı grup ortaya çıkmıştır. Suriye'deki içsavaş, başladığı günden itibaren Türkiye kamuoyunca yakından takip edilmiş; bubağlamda Suriye iç savaşı ve tarafları hakkında basın ve yayın organlarındahemen hemen her gün yüzlerce haber, analiz ve yorum yapılmıştır.
9. Olayların geçtiği tarihte ulusal bir gazetede dış politikayazarı olan, iki ulusal televizyon kanalında dış politika üzerine programlaryapan gazeteci A.A. 18/12/2012 günü bir ulusal TV kanalında yayımlanan haber veyorum programına davet edilmiştir. Ünlü bir akademisyen ile bir gazetecinin moderatörlüğünü yaptığı ve ABD'nin Orta Doğu politikası ilebölgeye etkilerinin tartışıldığı programda güncel bir konu olan Suriye'dekigelişmeler işlenmiş ve A.A. olaylar hakkındaki düşüncelerini açıklamıştır. A.A.Suriye'de meydana gelen olayları devrim,rejime karşı örgütleri de devrimcilerolarak nitelendirmiştir.
10. Başvurucu, gazeteci olup olayların meydana geldiği tarihteYurt gazetesinde (gazete) çalışmaktadır. Gazetenin 20/12/2012 tarihlinüshasında başvurucu tarafından kaleme alınan "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü" başlıklı bir haberyayımlanmıştır. Başvurucunun köşe yazısının temelini A.A.nın ilgili televizyonda yayımlanan programdakiifadelerine cevap ve eleştiri oluşturmuştur.
11. Başvurucu yapmış olduğu haberde şu ifadeleri kullanmıştır:
"A.A. cihatcıları'devrimci' ilan etti. Büyük basının en Amerikancı kalemlerinden A.A.,Suriye'deki cihatçı katilleri devrimci ilan etti. Önceki akşam NTV'deyayınlanan Dünyanın Merkezi programına katılan A.A. Prof. H. K'nın Suriye'deki gerçekleri anlattığı konuşmasına,'Suriye'deki devrim hakkında sadece Türkiye solunda böyle bir algı var.Gerçekte burada bir devrim oluyor. Devrim illa üretim araçlarının eldeğiştirmesi değildir, orada 35 kişiyi öldüren zalim bir rejime karşı insanlarayaklanmıştır. Suriye devrimcilerini tanımanızı isterim' diye yanıtverdi".
'... A.A. Hanım NiyeGörmüyor. Peki, geçekler bu kadar açıkken, Suriye muhalefetinin 'en muteber'temsilcileri bile 'Alevilerin, gayri müslimlerinkökünü kurutacağız' açıklamaları yaparken, A.A.'nınşeriatçı isyancıları devrimci ilan etme kaygısının nedeni ne? Y.K., Y.C. için'Milliyet'in Washington temsilcisi değil, Washington'ın Milliyet temsilcisidir'diye yazmıştı. Y.C.'nin Milliyet'ten ayrılıp Taraf'a geçmesinin ardından Milliyet'te yıldızı parlamayabaşlayan A.A., anlaşılan o ki bir süredir 'Washington'ın yeni Milliyettemsilcisi' oldu. E, bu da sorumuzun yanıtını veriyor sanırız."
12. Haberin gazetede yayımlanması üzerine, A.A. ilgili yazıdakendisine hakaret edildiği gerekçesiyle Savcılığa şikâyette bulunmuş venihayetinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucunun sanıkolduğu ceza davası görülmüştür.
13. Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda 28/11/2013 tarihindebaşvurucunun hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme, karar gerekçesinde"Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülümü" başlıklı köşe yazısının başlık ve içerik bakımından farklıolduğunu, EL KAİDE'nin tüm dünyaca terör örgütüolarak kabul edildiğini, CIA'in yabancı bir ülkeninistihbarat örgütü olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme başvurucunun ilgili başlıktamüşteki ile EL KAİDE ve CIA'in aralarında bir bağolduğu algısını doğurduğunu belirterek ilgili ifadelerin muhatap kişinin şerefve saygınlığına zarar verdiğini belirtmiştir.
14. Başvurucu, Mahkemenin kararına 4/12/2013 tarihinde itirazetmiş; İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun yapmış olduğu itirazınreddine karar vermiştir.
15. Başvurucunun başka bir suçtan dolayı ceza alması sebebiyleİstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınailişkin kararı kaldırılarak başvurucu hakkındaki 1.740 TL adli para cezasıhükmünün açıklanmasına karar verilmiştir. İlgili karar hakaret suçu yönündenkesin karar olup başvuru yolu bulunmamaktadır.
16. Başvurucu 13/6/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesişöyledir:
"(1) Bir kimseye onur,şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olguisnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınasaldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilinen az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılıveya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilencezaya hükmolunur.
..."
B. Uluslararası Hukuk
18. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifade vebasın özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasındaki ilişkiyle ilgiliuluslararası hukuk kaynakları için bkz. Haci Boğatekin (B. No: 2014/18101,26/10/2017, §§ 16-20) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, gazetede yayımlanan köşe yazısında hakaret ettiğigerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmasının ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu ilgili köşe yazısınınsadece eleştiri içerdiğini, bir hakarette bulunmadığını, yazıda Suriye içsavaşı ve politikası ile ilgili kendi değerlendirmelerinin yer aldığınıbelirtmiştir. Ayrıca başvurucu, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasınınertelenmesine itirazın reddi kararının Mahkeme tarafından sadece şeklî yöndenincelemeye tabi tutulduğunu ifade etmiştir. Başvurucu "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü"ve "Washington'ın yeni Milliyettemsilcisi" ibarelerini kendisinin kullanmadığını savunmuştur.Başvurucu son olarak itirazını sadece şeklen inceleyerek Mahkemenin görev veyetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçındığını, bu sebeple adil yargılanma hakkıkapsamındaki hak arama özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının ifade ve basınhürriyeti kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
22. Anayasa'nın ifade ve basın özgürlüklerinin korunduğu 26. ve28. maddeleri iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacaktır. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
23. Anayasa’nın "Basınhürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Basınhürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
25. Gazetenin 20/12/2012 tarihli nüshasında ve internetsitesinde yayımlamış olduğu köşe yazısı nedeniyle hakaret suçundan adli paracezasına hükmedilmesi ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelikbir müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
26. Başvuru konusu müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
27. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
28. Başvurucu hakkında uygulanan müdahalenin dayanağı olan 5237sayılı Kanun'un "Hakaret"kenar başlıklı 125. maddesinin kanunlasınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
29. Başvurucu hakkında, müştekiye hakaret ettiği kabul edilerekadli para cezasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyete ilişkin söz konusu kararın başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığısonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatleri dolayısıyla kınanamaması, bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifade edilebilmesine bağlıdır. Bu itibarladüşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsalönemdedir (Bekir Coşkun [GK], B.No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, §§ 35-38).
31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amacaulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek enhafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarlabirlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51;Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık isebireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarınınhaklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil birdengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).
32. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veyahaklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevibütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birincifıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44).Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncükişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, §41; Adnan Oktar (3), B. No:2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun,§ 45; Haci Boğatekin,§ 42)
33. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda,başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarındabaşvurucunun ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıarasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,§ 27; İlhan Cihaner(2), § 39).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
34. Somut olaya konu köşe yazısı, gazeteci olan A.A.nın bir televizyon programındaSuriye iç savaşı ile ilgili yapmış olduğu yorum ve açıklamalar üzerine kalemealınmıştır.
35. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından söylenensözlerin içeriği konusunda bir ihtilaf söz konusudur. Başvurucu "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü"ve "Washington'ın yeni Milliyettemsilcisi" ibarelerini kendisinin kullanmadığını iddiaetmiştir. Buna karşılık Mahkemenin bu iddiaya yönelik bir değerlendirmeyapmadığı görülmüştür. Mahkemenin mahkûmiyet sonucuna ulaşırken söz konusuifadelere ağırlık verdiği gözetildiğinde başvurucunun bu iddiasınınkarşılanmaya değer olduğu açıktır. Dolayısıyla Mahkemenin sözü edilenifadelerin başvurucuya ait olup olmadığını araştırmamış olmasının usulgüvencelerini etkisiz kalması potansiyelini haiz olduğu vurgulanmalıdır.Bununla birlikte aşağıda ulaşılan sonuç dikkate alınarak bu mesele üzerindedaha fazla durulmasına gerek görülmemiştir.
36. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunca tanınan kişilerin gördükleriişlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını vebunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu daha öncekikararlarında da vurgulamıştır (İlhan Cihaner (2), § 82; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 58; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 40; Kemal Kılıçdaroğlu,B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 55). Müdahaleye neden olan köşe yazısı da birbasın mensubuna yönelik eleştirel bir yazıdır. Köşe yazısında eleştirilen basınmensubu, ulusal bir kanalda TV programcısı ve ulusal bir gazetede köşe yazarıolup kamuoyunca tanınan bir kişidir. Bu nedenle ilgili basın mensubununkendisine yönelik eleştirilere diğer vatandaşlara göre daha fazla hoşgörügöstermesi gerekir.
37. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayınbütün şartlarını gözeterek ve başvuru konusu sözlerin söylendiği bağlamıdikkate alarak verecek; bu çerçevede ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleninizlenen meşru amaçlarla orantılı olup olmadığını, derece mahkemeleriningerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını belirleyecektir(Bayram Akın, B. No: 2015/19278, 7/3/2019,§ 41).
38. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucununcezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucununifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adilbir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,§ 27; İlhan Cihaner(2), § 39).
39. Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp Anayasa Mahkemesibaşvurucunun kullandığı ifadelerin türünün kamusal tartışmalara katkı sunmakapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin ve kamuoyuile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları haklarınağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran,§ 41; Ergün Poyraz (2), § 56).Yine ilgili kişinin önceki davranışı, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları ilehaber veya makalenin yayımlanma şartlarının söz konusu haberde yer alanolayların geçtiği dönemde ülkede meydana gelen olaylar ışığındadeğerlendirilmesi gerekliliği de dikkate alınması gereken unsurlardır (İlhan Cihaner (2),§§67-73; Haci Boğatekin, §43). Öte yandan derece mahkemelerinin kabul ettiği gibi başvurucunun sözleriile davacıyı hedef aldığı kabul edilse bile başvurucunun ifadelerininkonuşmaların bütünlüğü ile birlikte ve söylendikleri bağlamdan koparılmaksızındeğerlendirilmesi gerekir (Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018, §65).
40. Başvuruya konu olan köşe yazısı Suriye'deki iç savaşınikinci yılında kaleme alınmıştır. Suriye iç savaşı ile ilgili savaşın başladığıandan itibaren kamuoyuna yansıyan bir çok tartışmaolmuştur ve bu tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Başvuruya konu köşeyazısının yayımlandığı dönem basında konu ile alakalı çok sayıda haber ve yorumyayımlanmıştır. Bu sebeple ilgili köşe yazısının tartışmaların güncel olduğubir dönemde kaleme alındığı ve yazının bütünü ele alındığında da kamusaltartışmalara katkı sunma potansiyelinin olduğu görülmektedir. Yazı bütün olarakincelediğinde ise başlık ve içeriğin tamamen aynı olmadığı görülmektedir. Yazıiçeriğinde başlıkta kullanılan ifadelerin aksine ilgili kişinin CIA ve EL KAİDEüyesi olduğu iddiası yer almamaktadır. Söz konusu yazıda yer alan ifadelerbağlamından kopartılmadan incelendiğinde başvurucunun A.A.nın düşüncelerinin CIA ve EL KAİDE'nindüşünceleri ile paralellik taşıdığını, A.A.nın budüşünceleri dile getirerek CIA ve EL KAİDE'ninmenfaatlerine hizmet ettiğini ileri sürmektedir.
41. Basın özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hattakışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği hatırlanmalıdır (Ali Kıdık, B.No: 2014/5552, 26/10/2017, § 77). Başvuruya konu köşe yazısı ele alındığında"Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülümü" diye yer alan köşeyazısı başlığının abartılı ve çarpıcı olduğu görülmektedir. İlk derecemahkemesi, karar gerekçesinde başlığında geçen ifadeler dolayısıylabaşvurucunun köşe yazısının muhatap kişinin şeref ve saygınlığına zararverdiğini belirtmiş ve hareket suçunun işlendiğine karar vermiştir. Köşeyazısının başlığının abartılı ve tahrik edici olduğu açık olup bütün olarakdeğerlendirildiğinde köşe yazısının basın özgürlüğünün sınırları içinde kalemealındığı görülmektedir.
42. Bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması caydırıcı etki doğurarak toplumdaki vekamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılmakorkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergun Poyraz (2), § 79). Devamlı olarakgünlük program yapan, köşe yazısı yazan, haber sunan basın mensupları basınözgürlüğünü kullanırken mütemadiyen eleştiri haklarını da kullanmaktadırlar.Bir basın mensubunun sert ve çarpıcı eleştirel ifadeleri nedeniyle adli paracezasıyla ya da bir adli ceza müeyyidesi ile karşı karşıya kalması, ilgilibasın mensubunun mesleğini icra ederken sürekli baskı altında kalma hissiyatınıdoğuracak ve cezalandırılma endişesi duymasına neden olacaktır.
43. Son olarak başvurucunun mahkûmiyetine hükmedilen kararda,başvuru konusu yazıda yer alan ifadelerin ilgili TV programcısının onur veşerefini zedeleyici nitelikte kabul edildiği konusunda ikna edici bir gerekçeyeyer verilmediği de dikkate alınarak başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılanmüdahalenin başkalarının şöhret ve haklarının korunması için demokratik toplumdüzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kanaatine varılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerindegüvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkinolarak kabul edilen ilkeler için bkz. MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararı.
47. Başvurucu, yeniden yargılamaya karar verilmemesi durumunda3.550 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebi olduğunu belirtmiştir.
48. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğive ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alanbenzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılamasürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açanmahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
49. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi, ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesindeihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için şeref ve itibarhakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılamasuretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net9.150 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ile 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlükleri ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.