TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET YÜKSEL VE MEHMET YÜKSEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/4338)
Karar Tarihi: 12/11/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucular
:
1. Ahmet YÜKSEL
2. Mehmet YÜKSEL
Vekili
:
Av. Mustafa ÖZTOK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptaledilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, verilen kararın hukuka aykırı olmasınedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesinedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmuştur.
7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
9. Antalya'nın merkez ilçesi zabıt defterinin Zeytinköy Nisan 1325 tarihli ve 71-80 sıra numaralı tapukayıtlarına göre 2.000 dönümlük (1.838.000 m²) olan paylı mülkiyete konutaşınmaza ilişkin olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesindeortaklığın giderilmesi davası açılmıştır. Mahkemece 11/1/1940 tarihli kararlataşınmazın yüz ölçümü artırılarak tapu kayıtlarının kapsadığı alan 22.201.202m² olarak belirlenmiş ve hisseleri oranında sahipleri adına tescili ileortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
10. Bu taşınmaz, Antalya Satış Memurluğunca açık arttırmasuretiyle 13/4/1944 tarihinde tapu kaydına yapılan tescile göre K.K. ve H.Ü.yesatılmıştır.
11. Bu arada K.K. ve H.Ü. 1965 yılında taşınmazı ifraz ettirerekmuhtelif kişilere satmışlardır. Taşınmazın 4.000 m²lik bölümü de 21/3/1974tarihinde fundalık olarak tapuda başvurucuya satılmıştır.
12. Köyün bağlı olduğu ilçe ile adı Aksu ilçesi Çamköy olarak değişmiş olup 1980 yılında bu köyde kadastroçalışmalarına başlanmıştır. Yapılan kadastro çalışmaları sırasında 229 parselolarak sınırlandırılan bir taşınmaz makilik olarak Maliye Hazinesi (Hazine)adına tespit edilmiştir. Bu tespite yapılan itirazlar, Tapulama Komisyonunca2/6/1981 tarihinde reddedilmiştir.
13. Diğer taraftan kadastro çalışmaları sırasında başvurucunundayandığı kök tapu kaydı Koyunlar köyü 364-444, 673-677, 743-754, 757-768, 230,234, 235, 242, 243, 244, 207, 245, 356-363; Varsak köyü 2454-2459, 2475-2603,2611- 2790, 2797-2820, 2863-2873 ve 3078-3082 parsel sayılı taşınmazlarauygulanmıştır. Bu taşınmazların toplam yüz ölçümü 3.931.926 m2'dir.
B. Kadastro Tespitineİtiraz Süreci
14. Başvurucular ve diğer 390 davacı, Hazine aleyhine 6/12/1982tarihinde Antalya merkez Çamköyde kain 229 no.luparselin kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescili istemiyle AntalyaKadastro Mahkemesine dava açmışlardır.
15. Mahkemenin verdiği ilk karar Yargıtay tarafından bozulmuş,bozma sonrası Mahkeme 25/4/2005 tarihli 2004/1 Esas ve 2005/5 sayılı kararı ilebaşvurucuların davasının reddine, taşınmazın Hazine adına tesciline kararvermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 3/11/2006 tarihli2006/2115 Esas ve 2006/3955 sayılı kararı ile Mahkeme kararını onamış ve karardüzeltme talebinin reddi üzerine karar 1/7/2008 tarihinde kesinleşmiştir.
16. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucular Ahmet Yüksel veMehmet Yüksel davada taraf değillerdir. Ancak Ulusal Yargı Ağı ve BilişimSistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede başvurucuların davada davacısıfatıyla yer aldıkları anlaşılmıştır.
C. AİHM'e Başvuru Süreci
17. Başvurucular 19/2/2009 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) önünde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesine dayanarak adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğindenbahisle şikâyetçi olmuşlardır.
18. AİHM tarafından 18/9/2014 ve 2/10/2014 tarihlerinde yapılantek yargıçlı oturumda başvurucuların, Sözleşme'nin 6/1 maddesi kapsamındayargılamanın uzunluğuna dair şikâyetleri yönünden 9/1/2013 tarihli ve 6384sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların TazminatÖdenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı İnsanHakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğine,bunun dışındaki diğer şikâyet konuları yönünden ise kabul edilebilirlikkoşullarının bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir.
19. Başvurucular Tazminat Komisyonuna vekilleri aracılığıyla4/11/2015 tarihinde başvuruda bulunmuşlar, davalarının makûlsürede sonuçlandırılmadığından ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğindenşikâyet etmişlerdir.
20. Tazminat Komisyonunun 28/9/2015 tarihli kararında,başvurucuların davada taraf sıfatları bulunmadığı ifade edilmiş ve taleplerinin6384 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
21. Başvurucular 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilen söz konusuTazminat Komisyonu kararına karşı 13/11/2015 tarihinde Ankara Bölge İdareMahkemesine itirazda bulunmuşlardır. Başvurucular itiraz dilekçesinde; TazminatKomisyonunca başvurucuların davada taraf sıfatlarının bulunmadığı ilerisürülmüş ise de dava dosyasında Antalya Kadastro Mahkemesince verilenE.1988/302, K.1994/2476 sayılı kararın ibraz edilen 18 ve 19. sayfalarında dagörüleceği üzere isimlerinin bulunduğunu ve dolayısıyla davada tarafolduklarının görüldüğünü, söz konusu davada başlangıçta 550'nin üzerinde tarafmevcut iken bunun daha sonra 1150 civarına çıktığını, kararda sadece 350kişinin adının yazılmasının usulsüz olduğunu, son kararlar dâhil verilen tümkararların ve bu kararlara ilişkin tebligatların hatalı olduğunu, hatta budavanın yeniden görülmesi gerektiğini ileri sürerek itirazlarının kabulüne vekendilerine tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
22. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu (Mahkeme) 24/12/2015tarihli kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde;yerel mahkemece verilen en son nihai kararda başvurucuların isimlerine yerverilmediği, bu ve bundan önceki yerel mahkeme kararlarının hatalı ve usulsüzolduğunun ileri sürülmesine karşın söz konusu hatalı ve usulsüz işlemleritemyiz edilmesine veya yanlışlığın düzeltilmesine konu edilmediği, kararın buşekilde kesinleşmiş olduğunun anlaşıldığı, tazminat talebinin reddinde hukukaaykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.
23. Nihai karar, başvurucular vekiline 3/2/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
24. Başvurucular 23/2/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
D. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
25. Başvurucu vekili 14/12/2016 tarihinde Adalet Bakanlığınasunduğu dilekçeyle Antalya Kadastro Mahkemesinin (E.2004/1, K.2005/5 sayılı)kararının hatalı olduğunu belirterek kanun yararına bozma talebindebulunmuştur. Antalya Kadastro Mahkemesine ulaşan dilekçe 2016/4 temyiznumarasına kaydedilmiş ve bu dilekçeye ilişkin 19/2/2017 tarihinde ek kararverilmiştir. Anılan kararda Mahkeme temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasınakarar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"... Mahkememiz 2004/1E-2005/5 K (bozmaöncesi 1988/302E-1994/2476K) sayılı dava dosyası incelendiğinde talepte bulunanAhmet ve Mehmet Yüksel'in kararda müdahil davacı olarak adlarının geçtiğihaklarında (1988/302-7994/2476 E-K sayılı dosyada) hüküm de kurulduğu ancakkarar başlığında isimlerinin bulunmadığı ve kendilerine karar tebliğiyapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacılar vekilinin kararı öğrenmetarihi itibariyle temyiz talepli dilekçesi süresinde kabul edilmiş,ancak15/12/2016 tarihindetemyiz karar harcının(maktu)yatırıldığı diğer gider avansı ve eksik harçların yatırılmadığı anlaşılmakla,28/12/2016 tarihindetemyiz harç ve masraflarınıntamamlattırılması için muhtıra yazıldığı ve muhtıranın davacılar vekili AvMustafa Öztok'a 11/1/2017 tarihinde usulüne uyguntebliğedildiği ancak süresi içinde belirtilen giderlerin yatırılmadığı, davacılarvekilinin 11/1/2017 hakim havale tarihli dilekçesinde, daha önceki dilekçe vetaleplerinin yazılı emir yoluyla dosyanın bozulması için Adalet Bakanlığı'nagönderilmesi gerektiğini yinelediği anlaşılmıştır.
1086 sayılı HUMK'nun434/3 maddesi ( HMK.nun344/1)uyarınca temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamıödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlükkesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağıhususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç vegiderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasınakarar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Bu doğrultuda yapılan açıklamalı tebligatarağmen söz konusu eksik harcın yatırılmaması nedeniyle, temyiz başvurusununyapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ..."
E. Antalya 1. AsliyeHukuk Mahkemesinde Görülen Dava Süreci
26. Başvurucular, tapu siciline güvenerek aldıkları taşınmazınHazine adına tescil edilmesi sebebiyle zarara uğradıklarını belirtmek suretiyle22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayanarak 8/1/2013 tarihinde Antalya 1. AsliyeHukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmışlardır.
27. Mahkeme 6/6/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.Mahkeme; Antalya Sulh hukuk Mahkemesinin kararına göre tapuda infazyapıldığını, daha sonra 229 parselin kadastro tespitine itiraz davalarınınreddedilip taşınmazın tapu kaydının Hazine adına kesinleştiğini, bu nedenletapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğini, eski tapu maliklerinin köktapunun miktarından daha fazla yer aldıklarının anlaşıldığını belirterek 4721sayılı Kanun'un 1007. maddesinde belirtilen tazminatşartlarının oluşmadığını ifade etmiştir.
28. Başvurucular vekili tarafından 6/8/2018 tarihinde istinaftalebinde bulunulmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi25/2/2019 tarihinde ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanınhukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
29. UYAP üzerinden yapılan incelemede davanın temyiz aşamasındaderdest olduğu anlaşılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. 6384 sayılı Kanun'un "Amaç"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dairesas ve usullerin belirlenmesidir."
31. 6384 sayılı Kanun'un "Kapsam"kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"Bu Kanun;
a) (...) idare hukuku kapsamındakiyargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,
(...)
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar."
32. 6384 sayılı Kanun'un "Müracaatınreddi" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
"(1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsanHakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındakidiğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamınagirmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder."
33. 6384 sayılı Kanun'un "Müracaathakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı 7. maddesinin(2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
"Komisyon, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusundagerekçeli olarak karar verir.
Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihindenitibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesineitiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerlebirlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerdensayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararıyerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilenkararlar kesindir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucular kendilerine ait taşınmazın tapu kaydının iptaledilmesine rağmen tazminat ödenmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
38. Somut olayda başvuruculara Antalya Kadastro Mahkemesincetemyiz talebinin incelenebilmesi için olanak tanındığı, Mahkemenin 19/1/2017tarihinde eksik harcın yatırılmaması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamışsayılmasına karar verdiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan başvuruculartarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinedayanarak tazminat davası açıldığı ve bu davanındatemyiz aşamasında derdest olduğu hususları gözönündebulundurulduğunda başvurucuların hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucular, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinedayanarak açılan tazminat davasına ilişkin yargılama esnasında ilgili kamuidaresince Mahkemeye sunulan cevaplar gözönünealındığında kendilerine tazminat ödenmesi gerektiğini, verilen kararın hukukaaykırı olduğunu belirterek hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
41. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
42. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
43. Somut olayda başvurucular tarafından 4721 sayılı Kanun'un1007. maddesine dayanarak tazminat davası açıldığı vebu davanında temyiz aşamasında derdest olduğu hususu gözönünde bulundurulduğunda başvurucuların hukuk sistemindemevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucunaulaşılmaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tazminat DavasıYönünden
a. Başvurucularınİddiaları
45. Başvurucular 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinedayanarak açılan tazminat davasına ilişkin yargılamanın uzun sürmesi nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadankaldırılması ve tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.
46. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
47. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır.
48. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurununikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
49. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Kadastro Tespitineİtiraz Davası Yönünden
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
51. Başvurucular, Tazminat Komisyonu tarafından şikâyetlerinekonu davanın tarafı olmalarınarağmen gerekçeli kararda isimlerinin yer almaması nedeniyle tazminattaleplerinin reddedildiğini, bu süreçte verilen kararların hatalı olduğunu,Mahkemenin usul hatası nedeniyle hak kaybı yaşadıklarını belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
52. Bakanlık görüşünde, iç hukuk yollarının tüketilmediğiyönünde görüş bildirmiştir.
53. Başvurucular ise cevap dilekçesinde Bakanlık görüşündegerçeklerin gizlenmeye çalışıldığını belirtmişlerdir.
b. Değerlendirme
54. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
55. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların makul süredeyargılanma haklarının ihlali iddiasına konu davanın tarafı oldukları hâldesadece şekli bir inceleme yapılarak karar başlığında isimleri gösterilmemesinedeniyle tazminat talepleri reddedilmiş, böylece makul sürede yargılanmahaklarının ihlali iddiası incelenmemiştir. Bu nedenle başvurucularıniddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkıyönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
i. Kabul EdilebilirlikYönünden
56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
(a). Genel İlkeler
57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 50-52).
58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
(b). İlkelerin OlayaUygulanması
59. Somut olayda başvurucular kadastro tespitine itiraz davasınayönelik olarak makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiasıylaTazminat Komisyonuna başvurmuşlar ancak söz konusu davanın tarafı olduklarıhâlde Tazminat Komisyonunca bu hususun göz ardı edildiğinden yakınmışlardır.
60. Uyuşmazlığa konu süreçte Tazminat Komisyonu, başvurucularınşikâyetçi oldukları yerel mahkeme dosyasında verilen gerekçeli kararda tarafsıfatları bulunmadığı tespitini yapmış, bu tespit itiraz aşamasında Bölge İdareMahkemesince de kabul görmüştür. Derece mahkemeleri bu tespiti yaparlarkenyalnızca yerel mahkeme kararlarında isimleri bulunan başvurucuların mağdurolduklarını iddia edebilecekleri kabulünden yola çıkarak gerekçeli karardaisimlerin bulunup bulunmadığı yönünde yapılan şekli bir inceleme sonucundatalebin reddine karar vermişlerdir. Oysa ki Tazminat Komisyonunun 28/9/2015tarihli kararının altıncı paragrafında bozma öncesi kararın hüküm fıkrasındabaşvurucuların adlarına paylı olarak taşınmaz tesciline karar verildiğitespitine de yer verilmiştir. Buna rağmen derece mahkemelerinin başvurucularıntaraf sıfatı bulunup bulmadığı hususuna ilişkin incelemeleri sadece kararbaşlığında başvurucuların taraf gösterilip gösterilmemesi ile sınırlıkalmıştır.
61. Hâlbuki Antalya Kadastro Mahkemesinin 19/1/2017 tarihli ek kararıylaMahkemenin E.2004/1, K.2005/5 sayılı kararında; başvurucuların müdahil davacıolarak isimlerinin geçtiği, haklarında hüküm kurulduğu, karar başlığındaisimlerinin bulunmadığı, bu nedenle de kararın tebliğ edilemediği tespitlerindebulunmuştur.
62. Tazminat Komisyonu ve Antalya Kadastro Mahkemesince verilenkararlardaki tespitler gözönüne alındığındabaşvurucuların şikâyetçi oldukları yerel mahkeme dosyasında davanın tarafıoldukları açıkça bellidir.
63. Bu durumda başvurucuların şikâyetlerine konu kadastrotespitine itiraz davasında taraf oldukları hâlde makul sürede yargılanmahaklarının ihlali iddialarının Tazminat Komisyonunca incelenmediğianlaşılmaktadır. Yukarıda anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında ise somut olayda 6/12/1982tarihinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının 1/7/2008 tarihinde sonaerdiği, buna göre yaklaşık 25 yıl 7 ay süren yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varılmıştır.
64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
65. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
66. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
67. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
68. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
69. Başvurucular, ihlalin giderilmesi ve tazminata karar verilmesitalebinde bulunmuşlardır.
70. Anayasa Mahkemesi başvurucuların makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Somut olayda bu ihlalinsonuçlarının giderimi bakımından Tazminat Komisyonuna müracaat yolu mevcut olupbaşvurucular da bu yolu tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunmuşlardır.Ancak başvurucuların bu talepleri reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesi debaşvurucuların itiraz taleplerini reddetmiştir. Dolayısıyla makul süredeyargılanma haklarının ihlalinin sonuçları giderilememiştir.
71. Bu durumda makul sürede yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
72. Makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tazminat davası yönünden makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kadastro tespitine itiraz davası yönünden makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nıngeçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince-yetkili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE (Karar, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.Kurulu'nun 24/12/2015 tarihli ve K.2015/1209 sayılı kararıyla ilgilidir.),
D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.