TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET TOMAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/74138)
Karar Tarihi: 12/11/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Ahmet TOMAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru ceza soruşturması sırasında mal varlığına el konulmasınedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Başvuru Tarihine KadarYaşanan Gelişmeler
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesinekarar verilmiştir. OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe teşebbüsüneilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkindetaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin AydınYavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20,47-66) kararında yer almaktadır.
11. Başvurucu Körfez İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuruolarak görev yapmakta iken 18/7/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığınca açığaalınmıştır.
12. Başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunuişlediği şüphesiyle Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/7/2016 tarihindegözaltına alınmış olup evinde yapılan aramada başvurucunun cep telefonuna vetablet bilgisayarına el konulmuştur. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde Körfez SulhCeza Hâkimliğince yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbiriuygulanmak suretiyle serbest bırakılmıştır.
13. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde yeniden gözaltına alınmış ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanması talebiyle sorguya sevk edilmiştir. Yapılan sorgu neticesindeKocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun isnat edilen suçtantutuklanmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucu 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaKamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (672sayılı KHK) ile meslekten çıkarılmıştır.
15. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2/9/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma ile cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs suçlarından haklarında soruşturma yürütülenbaşvurucu dâhil bazı şüphelilerin mal varlığı hakkında elkoymatedbiri uygulanmasını talep etmiştir.
16. Talebi kabul eden Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/9/2016tarihinde; başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ilevadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarınason aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere oay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda,4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi ile27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ileBazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin (668 sayılı KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendidayanak olarak gösterilmiştir. Hâkimlik ayrıca şüphelilerin maaş hesabınınolmaması veya maaş ödemesinin sona ermiş olması hâlinde kendisi ve ailesininyaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için varsa bir veya birden fazla bankahesabından aylık toplam tutarı 3.500 TL'yi aşmamak kaydıyla ödeme yapılmasınaizin vermiştir.
17. Kararın gerekçesinde, terörle mücadelenin etkin bir biçimdesürdürülebilmesi için bazı ivedi tedbirlerin alınmasının zorunluluğuna işaretedilmiştir. Bu bağlamda Fetullahçı Terör Örgütüve/veya Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yurtiçinde ve yurt dışında finans kaynağı ve büyük bir mali güce sahip olduğubelirtilerek bu mal varlığıyla terör örgütünün finanse edildiği vurgulanmıştır.Kararda, taşınmaz ve ulaşım araçları yönünden elkoymatedbirinin uygulanması için 17/9/2016 tarihli 29804 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 671 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin (671 sayılı KHK) 31. maddesine göre kuvvetli suç şüphesininaranmadığını, diğer mal varlığı yönünden ise şüpheliler tarafından atılı suçunişlendiğine ve suçtan elde edilmiş olduklarına dair kuvvetli suç şüphesininmevcut olduğunu gösterir bazı somut delillere rastlanılmış olduğubelirtilmiştir. Hâkimliğe göre örgütün daha çözülemeyen karmaşık yapısı,organizasyon beceri ve yapısı dikkate alındığında uygulanan tedbir ölçülülükilkesine de aykırı değildir.
18. Başvurucu 31/10/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, aynıHâkimlik 14/11/2016 tarihinde aynı gerekçelerle itirazı reddetmiştir.
19. Bu karar başvurucuya 22/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 1/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
21. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 19/1/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarıncacezalandırılması kamu adına iddia ve talep olunmuştur. İddianamede,başvurucunun Bylockkullanmak suretiyle örgütün gizli, kriptolu iletişim ağına dâhil olduğu ve buörgütle üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutirtibatı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldığı belirtilmiştir. Başvurucununevinde yapılan aramada ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, bununlabirlikte elde edilen dijital materyallerin kolluk görevlilerince incelenmekteolduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde şüphelinin, FETÖ/PDY'nin kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerinibenimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dâhil olmayı tercih ettiği vebu şekilde örgütle bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulunduğubelirtilmiştir.
22. İddianame dosyanın tevzi edildiği Kocaeli 4. Ağır CezaMahkemesince kabul edilerek kovuşturmaya başlanmıştır. Mahkeme 30/3/2017tarihinde başvurucunun atılı suçtan serbest bırakılmasına karar vermiştir.
23. Mahkeme 30/3/2017 tarihinde başvurucunun üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesininbirinci fıkrası uyarınca cezasının takdiren 1/2oranında artırım yapmış, bu defa 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesine görebaşvurucunun sabıkasız oluşu ve duruşmadaki iyi hâli nedeniyle 1/6 oranındaindirim yapmış, sonuç olarak başvurucunun 6 yıl 3 ay hapis cezası ilemahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme yurt dışına çıkış yasağı koymuş vebaşvurucunun atılı suçtan serbest bırakılmasına karar vermiştir.
24. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Sanık Ahmet TOMAK' ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ve yöneticilerininkendi aralarındaki gizli yazışmaları yapmak adına kullandıkları bylock isimli programı 0505 ... numaralı hat üzerindenkullandığı iddiasıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkındasoruşturma yapılmışolduğu, sanığın üzerine atılı suçukabul etmeyerek,505 ... nolu telefon hattını 13yıldır kullandığını belirtmiş ise de; dosyada yer alan ve sonuncusu 14.02.2017tarihinde yapılan bylock sorgulama raporlarındangörüldüğü üzere sanığınkullandığını beyan ettiği 0505... nolu hat üzerinden, .... imeinumaralı cihaz üzerinden bylock adlı iletişim proğramını kullanarak örgüt içi iletişime dahil olduğu, herne kadar sanığa ait dijital materyallere el konulduğu ve incelemeye alındığıbelirtilmişse dedosyada yer alan bylocksorgulama raporlarına göre bylock kullanıldığı tespitedilen cihazın... imei nolucihaz olduğu, söz konusu imei nolucihazın ele geçirilemediği dikkate alındığında Siber Suçlarla Mücadele ŞubeMüdürlüğünce yapılan inceleme sonucu düzenlenecek raporun yargılamanın esasınaetkili olmadığı dosyanın bu hali ile hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatinevarılmış; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığınsavunmalarının soyut nitelikte olduğu ve inandırıcı olmadığı kanaatinevarılarak kriptolu haberleşme proğramı olan BYLOCKuygulamasının münhasıran FETÖ/PDY mensuplarınca kullanıldığı da göz önünealındığında, sanığın FETÖ/PDYsilahlı terör örgütününhiyerarşik yapısına dahil olduğu ve sözü edilen terör örgütü ile arasındaorganik bağ bulunduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı bulunan suçuişlediğinin sabit olduğu ve cezalandırılması gerektiği [kanaatinevarılmıştır.]..."
25. Başvurucu karara karşı istinaf talebinde bulunmuş olupistinaf incelemesi hâlen devam etmektedir.
26. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığı yönündenuygulanan tedbirin devam edip etmediği sorulmuş, Mahkeme 25/7/2018 tarihli biryazı ile tedbirin devam ettiğini bildirmiştir.
27. Başvurucu 1/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir. "
29. 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerdeyazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapiscezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Busuretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için,gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak,müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişolması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadecebu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanınüçte ikisinden az olamaz. "
30. 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesi şöyledir:
“Soruşturmaveya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dairsomut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veyasanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hertürlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklıkpaylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak,alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişininzilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemiyapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bumadde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi içinilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye PiyasasıKurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi,Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkinrapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlukıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.
(2)Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanunundatanımlanan;
…
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3)Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerhverilmek suretiyle icra edilir.
(4)Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoymakararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icraolunur.
(5)Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulmasıkararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâlbildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kurumaayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktansonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemlergeçersizdir.
...
(7) Hakve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veyatüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Sözkonusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.
...”
31. 5271 sayılı Kanun'un 267. maddesi şöyledir:
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiğihâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
32. 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesi şöyledir:
"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşıitiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göreilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı verenmercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibinebeyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayımahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü maddehükmü saklıdır.
(2)Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararınıdüzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkiliolan mercie gönderir.
(3)İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazlarınincelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde,numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için birnumaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh cezahâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesininbulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğuyerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesininbulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
..."
33. 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin 1 numaralı fıkrasınınilgili kısımları şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
(ı)5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya,maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğincekarar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur.Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içindeaçıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
..."
34. 671 sayılı KHK'nın 31. maddesiyle 3713 sayılı Kanun'a 20.maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 20/A maddesi şöyledir:
"Türk Ceza Kanununun İkinci KitapDördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanansuçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişilerile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla,soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi,kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara aittaşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikiniveya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamakiçin şerh düşülmesine karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapukütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçlarınkayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yerolmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihtenitibaren bir yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmişihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerhkendiliğinden terkin edilir."
B. Uluslararası Hukuk
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün "Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suç isnadına bağlıolarak yapılan elkoyma işlemlerini Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındadeğerlendirmektedir. AİHM'e göre kamu makamlarıncakişilerin mülküne el konulması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.AİHM, bu suretle yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanılmasının kontrolüneilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği görüşündedir (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 27;Andrews/Birleşik Krallık (k.k.),B. No: 49584/99, 26/9/2002; Adamczyk/Polonya (k.k.),B. No: 28551/04, 7/11/2006; JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Litvanya, B. No: 3330/12,5/11/2013, § 117). Buna göre elkoyma işlemiylebaşvurucu, mülkünden tamamıyla yoksun bırakılmamakta; başvurucunun mülkündenyararlanması veya tasarrufta bulunması geçici olarak sınırlandırılmaktadır.AİHM ayrıca elkoyma işleminin -kimi durumlarda-muhtemel bir müsadere kararının uygulanmasını güvence altına almaya yönelikolarak geçici bir tedbir şeklinde uygulandığına da dikkat çekmektedir (Rafig Aliyev/Azerbaycan, B. No: 45875/06,6/12/2011, § 118).
37. AİHM, elkoyma yoluyla yapılanmüdahalenin öncelikle iç hukukta yeterli bir temelinin olması ve kamu yararınadayalı meşru bir amacı içermesi gerektiğini kabul etmektedir (Ali Esen/Türkiye, B. No: 74522/01,24/7/2007, § 32). Nitekim Viktor Konovalov/Rusya (B.No: 43626/02, 24/5/2007) kararında, iç hukukta bu konuda bir düzenlemebulunmadığı hâlde el konulan aracın nihai karar beklenmeden satılması suretiylemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Sözleşme'ye ek 1No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında hukuka dayalı olma gerekliliğinikarşılamadığı sonucuna varılmıştır (Viktor Konovalov/Rusya, §§ 38-47).Bununla birlikte AİHM, elkoyma yönünden kamumakamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Džinić/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016,§ 68). AİHM ayrıca, muhtemel bir müsadere için elkoymatedbirinin uygulanmasının kamu yararına dayalı olup meşru bir amacı daiçerdiğini sıklıkla içtihatlarında belirtmektedir (Borzhonov/Rusya, B. No: 18274/04, 22/1/2009, § 58; East West AllianceLimited/Ukrayna, B. No: 19336/04, 23/1/2014, § 187).
38. AİHM'e göre mülkün kamu yararınakullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletleringeniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin tanınması, kişilerinmülkünden geçici süreyle de olsa yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yolaçmaktadır.Bu nedenlebaşvurucunun mülkiyet hakkına elkoyma suretiyleyapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için usule ilişkin bazıgüvenceler öngörülmelidir. AİHM, özellikle elkoyma vemüsadere yoluyla yapılan müdahaleler yönünden verdiği kararlarında keyfîmüdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden buönlemlerin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığınailişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimdeortaya koyabilme olanağının kişilere tanınması güvencesinin sağlanmasıgerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününebakılarak yapılmalıdır (AGOSI/BirleşikKrallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccoccia/Avusturya, B. No: 69917/01, 18/12/2008,§89; elkoyma ile ilgili kararlar için bkz. Džinić/Hırvatistan, § 68; Borzhonov/Rusya, §§ 60, 61).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
40.Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacakgeliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu mal varlığı hakkında kanuna aykırı olarak elkoyma tedbiri uygulandığından yakınmaktadır. BaşvurucuAnayasa'nın öngördüğü güvencelere uyulmadan mal varlığı hakkında elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verildiğini belirtereközel hayata saygı, etkili başvuru ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
43. Bakanlık görüşünde 5271 sayılı Kanun'un 141. ve devamımaddelerinde öngörülen başvuru yolunun tüketilip tüketilmediği ve başvurununkabul edilebilirliği yönünden inceleme yapılıp yapılmamasının AnayasaMahkemesinin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
C. Değerlendirme
44. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu aynı iddialarla özel hayata saygıve etkili başvuru hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucununmal varlığı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanmasınailişkin şikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden,başvurucunun söz konusu ihlal iddialarının mülkiyet hakkı bağlamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
1. UygulanabilirlikYönünden
46. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 187-191) kararında,olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkinbireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temelhak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir.Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sırabireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirinolağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesiuyarınca yapılacaktır.
47. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonraCumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 21/7/2016 tarihinde OHALilan edilmesine karar vermiş, daha sonra da OHAL birçok kez uzatılmıştır. OHALilanı nedenlerinin başında darbe teşebbüsü gelmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 224, 226).OHAL ilanı ile darbe teşebbüsünden kaynaklanan tehlikenin yanı sıra buteşebbüsün arkasında olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY'denkaynaklanan tehdit ve tehlikenin de bertaraf edilmesinin amaçlandığıgörülmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 48, 229). Nitekim darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmanın FETÖ/PDYolduğuna ilişkin kamu makamlarınca ve soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmeler olgusal temellere dayanmaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 216).
48. Başvurucunun mal varlığı hakkında elkoymatedbirinin uygulandığı tarihte Türkiye'de OHAL yönetim usulü yürürlüktedir. Elkoyma kararında, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu ileri sürülmüştür (bkz. § 15). Dolayısıyla başvurucunun şikâyet ettiği tedbire dayanak olansuçlamanın OHAL ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu görülmektedir.
49. Bu itibarla OHAL ilanına sebebiyet veren olaylar kapsamındabir suç isnadına bağlı olarak uygulanan elkoymatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle söz konusu tedbirinbaşta Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
51. Başvuruya konu tedbir kararının uygulandığı mal varlığıdeğerleri yönünden mülkün mevcutolduğunda kuşku bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
52. Malikin, mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma vemülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması,mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). AnayasaMahkemesi daha önce bir suç isnadına bağlı olarak uygulanan elkoymatedbirinin, mülkten geçici süreyle de olsa yoksun bırakma sonucuna yolaçmasından dolayı mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir (Hanife Ensaroğlu,B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Somut olayda başvurucunun mal varlığıdeğerleri yönünden bir ceza soruşturması sürecinde suçtan elde edildiğişüphesiyle ve muhtemel bir müsadereyi güvence altına almak için el konulmuştur.Bu durumda müdahalenin belirtilen amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamuyararına kullanımının düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesindeincelenmesi gerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroğlu,§ 52; Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd.Şti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52; Yeter Deri Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., B. No: 2015/8867,21/2/2019, § 55).
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
53. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
54. Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmasıgerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
55. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
56. Somut olayda başvurucunun mal varlığına ilişkin olarak 5271sayılı Kanun'un 128. maddesi ve 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ı) bendi hükümlerine göre elkoyma tedbiriuygulanmıştır. Bununla birlikte başvurucunun cezalandırılması talebiyle açılandavada yapılan yargılama neticesinde Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyeteilişkin kararda el konulan mal varlığı değerleri ile ilgili herhangi bir hükmeyer verilmemiştir. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi tedbirin devam ettiğinibildirmiştir. Diğer taraftan başvurucunun elkoymakararına karşı yaptığı itirazının ise yine elkoymakararını veren mercii tarafından incelenerek reddedildiği görülmektedir.Anayasa Mahkemesi tedbirin konulması ile ilgili kanuni bir dayanağın mevcutolduğunu tespit etmekle birlikte tedbirin devamı ve tedbire itiraz sürecineilişkin belirtilen meseleleri müdahalenin ölçülülüğü bağlamında inceleyereksonuca varacaktır.
ii. Meşru Amaç
57. Elkoyma tedbirinin uygulanmasının,suçla mücadele çerçevesinde yeni suçların işlenmesinin önlenmesi,caydırıcılığın sağlanması ve muhtemel bir müsaderenin güvence altına alınmasıgibi kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıktır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Yeter DeriTekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., § 61).
iii. Ölçülülük
58. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
59. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirinuygulanmasının Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için butedbirin öngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması ve butedbirin uygulanması dışında aynı amacı gerçekleştirmeye yarar daha elverişlibaşka bir aracın da bulunmaması gerekmektedir. Suçla mücadele alanında hangitedbirlerin gerekli olup olmadığının değerlendirilmesi öncelikli olarak ilgilikamu makamlarının yetkisindedir. Bu alanda ne gibi tedbirlerin alınmasıgerektiği hakkında sorumlu ve yetkili merciler daha isabetli karar verebilecekkonumdadır. Bu nedenle hangi tedbirin uygulanacağının belirlenmesi hususundaidarelerin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracıngerekliliğine ilişkin olarak idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi sınırsızdeğildir. Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran barizbir biçimde ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekliolmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamdayapacağı denetim, seçilen aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak veözgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. HamdiAkın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu,§ 67).
60. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Anayasa Mahkemesi müdahalenin orantılılığını değerlendirirken birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
61. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvencedensöz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunabilmesi bakımından bu madde Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında daifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya damakul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlumakamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmasıgüvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününebakılarak yapılmalıdır (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin birsavunma hakkı tanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık aynı koşulun yargılamasürecinde sağlanamaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar içinbkz. Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017,13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven,§§ 57-72).
62. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan tedbirlerinkeyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi takdirdemülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple kamumakamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık arasındabağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu bağlamda elkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyethakkına yapılan müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasındaolması gereken adil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanınmalikinin davranışı ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağınınolması ve iyi niyetli eşyamalikine eşyasını -tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme olanağınıntanınması veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesigerekmektedir (Bekir Yazıcı,[GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 31-80; HanifeEnsaroğlu, § 66; Hamdi Akın İpek,B. No: 2015/17763, 24/5/2018,§ 115).
63. Bunun yanında söz konusu tedbir gerek kapsamı gerekse desüresi itibarıyla orantılı olarak uygulanmalıdır. Kamu yararı amacıdoğrultusunda mülkle ilgili olarak bu ve benzeri tedbirlerin uygulanmasınınzarara yol açması ise kaçınılmazdır. Ancak bu zararın kaçınılmaz olandan ağırveya aşırı sonuçlara da yol açmaması ya da oluşması durumunda böyle bir zararınkamu makamlarınca makul bir sürede, uygun yöntem ve vasıtalarla gideriminin sağlanması gerekmektedir. Buna göre kamumakamlarının kanuna dayalı olarak ve ilgili kamu yararı amacı doğrultusundamülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirler uygulaması ve bu tedbirlerinbelirli bir süre devam etmesi ancak bireyin mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerine uyulduğu takdirde ölçülü görülebilir (Hanife Ensaroğlu,§ 67).
64. Suçla mücadele bağlamında ihtiyaç duyulan tedbirlerinalınması ve bu tedbirler kapsamında somut olayda olduğu gibi araçlar üzerindebelirli bir süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılmasıbakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi mevcut ise de butedbirlerin uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz olandan aşırı bir külfet deyüklememesi gerekmektedir. Bu doğrultuda mülkiyet hakkına yönelik olarakuygulanan tedbir süreçlerinde kamu makamlarının makul derecede ivedilik ve özenkoşullarına uygun hareket etmeleri beklenir. Diğer bir deyişle tedbiriuygulayan kamu makamlarının söz konusu tedbirin başvurucunun mülkiyet hakkınaetkilerini de gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye yol açmaması gerekmektedir (Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.,§ 66).
65. Somut olayda öncelikle mülkiyet hakkının korunmasınıngerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı belirlenmelidir.
66. Başvurucunun mal varlığına Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğinceelkoyma tedbiri uygulanmış, başvurucunun karara karşıyaptığı itiraz ise yine aynı Hâkimlikçe değerlendirilerek reddedilmiştir.Hâlbuki 5271 sayılı Kanun'un 267. ve 268. maddelerine göre kararına itirazedilen Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazı yerinde görmemesi durumunda en çok üç güniçinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie göndereceği hüküm altınaalınmıştır. İtiraz mercii ise 263. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre o yerdebirden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisiniizleyen Hâkimlik olarak düzenlenmiştir. Buna karşın somut olayda isebaşvurucunun elkoyma tedbirine karşı yaptığıitirazının incelenmek kanunda öngörülen merciine gönderilmediği görülmektedir.Böylelikle başvurucuya kanun ile tanınan bir hukuk yolu önünde söz konusu elkoyma kararının keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ilerisürebilme imkânından yoksun bırakıldığı açıktır.
67. Diğer taraftan silahlı terör örgütüne üye olma suçundanyürütülen bir ceza soruşturmasında muhtemel bir müsaderenin güvence altınaalınması çerçevesinde elkoyma tedbirinin kanunadayalı olarak uygulanması kamu makamlarının takdirindedir. Bununla birlikteolayda başvurucunun atılı suçtan cezalandırılmasına karar veren Ağır CezaMahkemesi el konulan mal varlığı değerlerinin müsaderesi yönünde bir hükümtesis etmemiştir. Mahkeme böyle bir hüküm tesis etmediği gibi söz konusu malvarlığı değerlerine yönelik tedbirin devamı veya sona erdiği yönünde de birkarar vermemiş olup Anayasa Mahkemesinin konu hakkındaki yazısı üzerine tedbirindevam ettiğini bildirmiştir.
68. Dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma sürecine bir bütünolarak bakıldığında müsadere yönünde bir hüküm verilmediği hâlde elkoyma tedbirinin devamına niçin gerek duyulduğuanlaşılamamaktadır. Mahkeme tedbirin devamının gerekçesini ve kanuni dayanağınıda göstermemiştir.
69. Bu bağlamda 671 sayılı KHK'nın 31. maddesindeki düzenlemeyede dikkati çekmek gerekir. Bu madde ile başvurucunun üzerine atılı suç gibibazı suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum vekuruluşlarının uğradığı zararların tazmini için elkoymatedbirinin uygulanabileceği, ancak şerhin konulduğu tarihten itibaren bir yıliçinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veyaihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkinedileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkeme bu hükmün olayda uygulanabilir olupolmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.
70. Sonuç olarak başvurucunun hakkında yürütülen cezasoruşturmasında mal varlığı değerleri yönünden uygulanan tedbire ilişkin olarakkanunda öngörülen itiraz sürecinin işletilmemesi, müsadere kararı verilmediğihâlde tedbirin fiilen devam ettirildiği, tedbirin devamı ile ilgili olarak birkarar verilmediği gibi konu ile ilgili ve yeterli bir gerekçenin degösterilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekildeuygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin birbiçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmadığı ve mülkiyet hakkınıngerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Budurumda elkoyma suretiyle yapılan müdahalenin kamuyararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının gereklilikleriarasındaki adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur. Başvurucunun mülkiyethakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
4. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden
72. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür.Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetkitanımamaktadır. Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırıtedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak veözgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırıbulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa MahkemesinceAnayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlıolacaktır. Mahkeme bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 192-211,344).
73. Mülkiyet hakkı; savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve OHAL gibiyönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikincifıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında değildir.Dolayısıyla bu özgürlükler yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa'dakigüvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür.
74. Bu kapsamda elkoyma tedbirinekarşı başvurucuya etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının tanınmadığıtespit edilerek müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır. Olağanüstüdönemde söz konusu tedbire yönelik itiraz süreçlerini düzenleyen ilgili kanunhükümlerini kaldıran veya değiştiren herhangi bir düzenleme yapılmadığıanlaşıldığından müdahalenin durumungerektirdiği ölçüde olduğu söylenemez.
75. Bu itibarla OHALdöneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını vesınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesinin, başvurucununmülkiyet hakkına yönelik Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerinde belirtilengüvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir.
76. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
77. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'ninKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
78. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
79. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
80. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
81. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
82. Başvurucu, ihlalin tespiti ile manevi tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
83. Anayasa Mahkemesi başvurucunun mülkiyet hakkınınkorunmasının gerektirdiği usule ilişkin güvencelerin yargı organlarıncasağlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
84. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gereken iş, ihlalkararındaki tespitleri dikkate alarak tedbirin devamı veya sona erdirilmesiyönünde konu ile ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karar vermekten ibarettir. Busebeple kararın bir örneğinin yapılması gerekenlere hükmedilmesi kapsamında Kocaeli4. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/237) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
85. Diğer taraftan özellikle itiraz sürecinin usulüne uygunişletilmemesi nedeniyle yol açılan ihlalin bütün sonuçlarının giderilebilmesiiçin eski hâle iade kuralı gereğincebaşvurucuya uğradığı manevi zararları karşılığında net 5.500 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucunun adli yardım talebi kabuledilmiş olup başvuru lehine sonuçlandığından yargılama giderleriyle ilgili birkarar verilmesine gerek görülmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2017/237) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.