TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ARI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/14829)
Karar Tarihi: 28/1/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Mahmut ALTIN
Başvurucular
:
1. Ahmet ARI
2. Aycan YURT
3. Beşir ARI
4. Burhan ARI
5. Emine AKTAŞ
6. Güler ARSLAN
7. Mehmet ARI
8. Mehmet Emin ARI
9. Menfiya DEMİR
10. Nurettin ARI
11. Şefik ARI
Vekili
:
Av. Ömer TUNÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirilmesinegerek olmadığını beyan etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Çeltikbaşı köyünde bulunan vebaşvuruculara ait olan 503 parsel sayılı taşınmazın 191.000 m²lik bölümühakkında Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesince (Mahkeme) 20/12/2012 tarihindeacele el koyma kararı alınmış ve 766.101 TL acele kamulaştırma bedelininödenmesine hükmedilmiştir.
9. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafındanbaşvurucular aleyhine 29/3/2013 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti vetescil davası açılmıştır.
10. Mahkemece 5/12/2013 tarihinde yapılan keşif sonrasıdüzenlenen 27/1/2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, kapitalizasyon faizoranı başlıklı kısımda taşınmazın ve bölgenin somut özellikleri belirtilerek kapitalizasyon faiz oranının %6 üzerindenhesaplanacağı belirtilmiştir. Taşınmazın değeri net gelir yöntemine görehesaplanmıştır. Taşınmazın sulu tarla olduğu ve ilk yıl buğday ve silajlıkmısır, ikinci yıl pamuk, üçüncü yıl mercimek ve bostan, dördüncü yıl ise danemısır ekildiği esas alınarak kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
11. Mahkemece 31/3/2015 tarihinde davanın kabulüne, 2.674.000 TLolarak belirlenen kamulaştırma bedelinden acele kamulaştırma dosyasındayatırılan 766.101 TL'nin mahsubu ile 1.907.899 TL kamulaştırma bedelininödenmesine karar verilmiştir.
12. Taraflarca temyiz edilen karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince(Daire) 18/2/2016 tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talebi deaynı Daire tarafından 26/12/2016 tarihinde reddedilmiştir.
13. Nihai karar 17/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucular, 16/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Mevzuat Hükümleri
15. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazmalın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder vetaşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline kararverilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malınmalikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye detebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrasıiçin de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişilermarifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit içinmahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmazmalın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler.Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacakduruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Buduruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir vebilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni birbilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veyaraporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun birkamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmazmal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece,kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazıhalinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırmabedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine veparanın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup taraflarınbedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.
…”
16. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacakbilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yeremahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinlediktensonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü,
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarcayapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılmasıhalinde getireceği net gelirini,
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları veyapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektifölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
…. ”
2. Yargıtay İçtihadı
17. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 4/4/2007 tarihli veE.2007/160, K.2007/189 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“...Dava, kamulaştırma bedelinin artırılmasıistemine ilişkindir.
Davacı vekili; tapuda müvekkili adına kayıtlıbulunan Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, Kapcağız köyü 48 parsel sayılıtaşınmazın davalı idarece kısmen kamulaştırılması sonucu Kıymet TakdirKomisyonunca düşük bedel takdir edildiğini, Gaziantep-Kilis karayolu üzerindebulunan birinci sınıf tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın, her iki ilmerkezine de yakın konumda bulunması ve diğer özellikleri nedeniyle daha yüksekdeğerde olduğunu ileri sürerek, 17.715.000.000 TL kamulaştırma bedel farkınınferağ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idaredentahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Kıymet Takdir Komisyonutarafından dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelingünün ekonomikkoşullarına, emsal ve rayiçlere uygun olduğunu savunarak, davanın reddine kararverilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.
Mahkemenin; dava konusu taşınmaza %5kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle net gelire göre değer biçen ve%50 objektif değer artışı kabul eden ilk bilirkişi kurulu raporunu esas alarak'davanın kısmen kabulüne, 13.953.097.517 TL kamulaştırma bedel farkının davatarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline' dair verdiğikarar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş; Yerel Mahkemece'taşınmazın mücavir alan sınırları dışında ve il merkezine yakın olup ulaşımsorununun bulunmadığı, daha önce görülüp, onanarak kesinleşen Gaziantep Asliye4. Hukuk Mahkemesi’nin 01.06.2004 gün ve E:2004/22 K:2004/277 sayılı kararındada %50 objektif değer artışının kabul edildiğinin anlaşıldığı' gerekçesiyleönceki kararda direnilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelenuyuşmazlık; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, objektif değerartışına esas alınan unsurların, aynı zamanda kapitalizasyon faizininbelirlenmesinde esas alınan unsurlar olup olmadığı; dolayısıyla net gelire görebelirlenen bedele, objektif değer artırıcı unsur ilave edilmesinin gerekipgerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, araziniteliğindeki taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarınınaçıklanmasında yarar vardır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun11.maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca; tarım arazisi niteliğindekitaşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halindeekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacakharcamalar gözönünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolladeğerinin bulunması, bedel tespitinde etkisi olan diğer objektif ölçülerdedikkate alınarak maddenin (i) bendi uyarınca her unsurun gerekçeleri ve değerekatkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırmakarşılığının tespit edilmesi gerekir.
Bu noktada; arazi niteliğindeki taşınmazın netgelirine göre değerlendirilmesi, kapitalizasyon faizinin uygulanmasınıgerektirir.
Arazinin rantı (net geliri) ile satış değeri(çıplak değeri) arasındaki oran olarak tanımlanan kapitalizasyon faizi, bellibir bölgede, aynı yıl içerisinde aynı tür tarımsal üretimin yapıldığı aynıvasıf ve karakterdeki arazinin gerçek satış bedeli ile net geliribelirlendikten sonra oranlanarak bulunur.
Bir yıl içinde bölgede satışı yapılan tümarazilerin tespit edilen ortalama dekar fiyatının, aynı arazilerin ortalama netgeliri saptadıktan sonra her iki ortalama rakamın birbirine olan oranı, yüzdeile ifade edilen kapitalizasyon faizidir. Bulunan bu oran, aynı yıl içinde obölgede cari ortalama kapitalizasyon faiz oranını ifade eder.
Bu oran, o bölgedeki araziler için bir bazolarak hareket noktasını oluşturur. Bu ortalama oranın, kıymeti takdir edilenaraziye uydurulması gerekir.
Şu açıklamalardan anlaşıldığı üzere; genişkapsamlı araştırma ve belgelendirilen anketlere dayalı olarak saptanan obölgeye ait ortalama faiz oranı, belli bir arazinin kıymetinin takdirindehareket noktası alınmak üzere kullanılır.
Kıymeti takdir edilecek arazinin bedelininbelirlenmesinde uygulanacak kapitalizasyon faiz oranı ise; bölgede geçerliortalama orandan hareketle, arazinin özel nitelikleri, eş deyişle sulu veyakuru oluşu, toprağın yapısı, ekilebilecek ürünler, verimi, yüzölçümü, taşınmaztoprağının kompozisyonu, meyil oranı, önemli yerleşim birimlerine yakınlığı,tarımsal amaçlı alt yapı olanakları gibi nitelikleri dikkate alınarakbelirlenmektedir. Araziye uygulanacak faiz oranı, saptanan bu niteliklere göreazalıp çoğalacaktır.
Ancak Ülkemizde, bölgelere özgü kapitalizasyonfaiz oranı belirlenmemiş olup; Yerleşmiş uygulama ve Yargıtay içtihatlarınagöre bu oranın Türkiye’nin coğrafi konumu, iklim koşulları, toprak yapısı veverimliliğe etkili olan diğer unsurlar dikkate alınarak % 3 ila % 15 arasındaolabileceği kabul edilmiştir.
Hemen ifade edilmelidir ki; kararları ileuygulamada birliği sağlamakla da görevli bulunan Yargıtay’ın, belli bölgelerdebaz alınacak cari ortalama faiz oranları konusunda bir birikime sahip olduğu vediğer hukuki unsurlar yanında uygulama birliği yönünden de yargısal denetimyapmak durumunda bulunduğu kuşkusuzdur.
Nitekim, YargıtayHukuk Genel Kurulu’nun 31.10.1990 gün, E: 1990/5-508 K:1990/540 ve 28.06.1995gün, E:1995/18 K:1995/687 sayılı kararlarında da, az yukarıda değinilen görüşve ilkeler benimsenmiştir.
Diğer taraftan; 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 11.maddesinin (f) bendi uyarınca arazinin değerinin mevkii veşartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esasalınarak belirleneceği hükme bağlandıktan sonra; aynı maddenin (i) bendinde,bedelin tespitinde etkili olacak diğer 'objektif ölçülerin' esas alınacağıhükmü getirilmiştir.
Görüldüğü üzere; tarım arazisinin asıl değerbelirleme ölçütleri 11. maddenin (f) bendinde yer almakta olup, (i) bendindeöngörülen 'bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüler' taliartırım unsurlarını içermektedir.
Şu hale göre; objektif ölçüler, ürününpazarlanması kolaylıkları, nakliye maliyetinin düşük olması, Büyükşehir veanayollara yakınlık gibi tarımsal faaliyet ve gereklerine uygun unsurlar olup;net gelire göre hesaplanan bedelin objektif ölçüler dikkate alınarak makul biroranda artırılmasına, yasa olanak vermektedir.
Burada önemle vurgulanmalıdır ki; bilimselmetodla bulunan değer, 'objektif ölçüler' nedeni ile arttırılırken mutlakaobjektif nedenlere dayanılmalı, taşınmazın (f) bendine göre değerlendirilmesindeya da kapitalizasyon faiz oranının seçilmesinde dikkate alınmamış olmalıdır.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz Gaziantepil merkezine yakın, % 3-4 oranında meyilli, buğday ve mercimek ekilen kurutarım arazisi vasfında olup; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda,belirtilen bu unsurların yanı sıra, taşınmazın geometrik şeklinin düzgün olmasıve ulaşım kolaylığı da dikkate alınarak, kapitalizasyon faiz oranı %5 oranındauygulanmıştır.
Ne var ki bilirkişi kurulu raporunda,taşınmazın il merkezine yakın olduğu ve ulaşım faktörünün kolaylıklar getirdiğigerekçesiyle %50 objektif değer artışı kabul edilmiş ise de; bu unsurlarkapitalizasyon faiz oranının seçilmesinde de dikkate alındığından; belirtilenunsurlar, az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, objektif artırım sebebiolamaz.
Direnme kararında sözü edilen ve Gaziantep iliŞahinbey ilçesi Yöreli köyü 351, 330 parsel sayılı taşınmazlarınkamulaştırılması nedeniyle açılan kamulaştırma bedelinin artırılması davasında;Mahkemece %50 objektif değer artırıcı unsur ilave eden bilirkişi kurulu raporuesas alınarak verilen karar, Özel Dairece onanarak kesinleşmiştir. Görüldüğügibi, Yerel Mahkemenin direnme hükmünde dayandığı o davanın konusu olantaşınmaz Töreli köyünde olup, dava konusu taşınmaz Kapcağız köyündebulunmaktadır. Dolayısıyla, yukarıda değinilen karara konu taşınmazlar ile,eldeki davaya konu taşınmazın bütün ayırıcı nitelikleri, eş söyleyişle özelnitelikleri farklı olduğundan ve “objektif ölçüler” nedeni ile artırımın mutlakaobjektif nedenlere dayanılarak yapılması gerektiğinden; objektif değer artışıyönünden paralel bir uygulama yapılması zorunluluğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, Hukuk GenelKurulu’nca da benimsenen ve belirlenen bedele objektif değer artırıcı unsurilave edilmemesi gereğine değinen Özel Daire bozma kararına uyularak, bilirkişikurulunca net gelire göre tespit edilen kamulaştırma bedel farkına hükmedilmesigerekirken; %50 objektif değer artışı uygulanmak suretiyle kamulaştırma bedelininfazla artırılması ve yanılgılı gerekçeyle bu yönde direnme kararı verilmesidoğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır..."
18. Yargıtay HGK'nın 9/11/2016 tarihli ve E.2016/18-1988,K.2016/1051 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“...Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göretarım arazisinde değer, taşınmazın yıllık tarımsal gelirinin kapitalizasyonfaizine oranlanması suretiyle bulunmaktadır. Kapitalizasyon faizi ise %3-%15arasında değişmekte olup, bu aynı zamanda arazinin rantı ile satış değeriarasındaki oranı belirlediğinden, uygulanacak kapitalizasyon faiz oranısaptanırken arazinin verimine etkili olan (sulu, taban arazisi, toprağınterkibi, ekilebilecek ürünler) faktörler yanında, satış değerine etkiliolabilecek faktörler de (önemli yerleşim birimlerine yakınlığı, tarımsal amaçlıalt yapı olanakları, pazarlama ve ulaşım probleminin olmaması, yerleşimmerkezine yakınlığı vs.) dikkate alınır..."
19. Dairenin 12/6/2017 tarihli ve E.2016/22420, K.2017/15805sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Sulu tarla niteliğindeki Çeltikbaşı köyü 644parsel numaralı taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde yöntemitibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacı idare vekilinin temyizitirazları yerinde değildir.
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminegelince,
1- Sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazındeğeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre % 4 oranındakapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 olarak kabulü ile azbedel tespiti
...
Doğru görülmemiştir..."
20. Dairenin 19/4/2017 tarihli ve E.2016/13220, K.2017/11314sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Sulu tarım arazisi niteliğindekiÇeltikbaşıKöyü,164 parsel sayılı taşınmazıngelir metodu esas alınarak değer biçilmesindeyöntemitibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarıyerinde olmadığından temyiz isteminin reddine karar verildikten sonra;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarıyönündenyapılan incelemede,
Sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazındeğeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre %5 oranındakapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın %6 olarak kabulü ileeksikbedel tespiti...
Doğru görülmemiştir...."
21. Dairenin 19/4/2017 tarihli ve E.2013/299, K.2017/11306sayılı; 19/4/2017 tarihli ve E.2016/13222, K.2017/11305 sayılı; 19/4/2017tarihli ve E.2013/309, K.2017/11304 sayılı kararları da benzer yöndedir.
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazınınbir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesisedilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafındankamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişigörüşüne başvurmuş ve bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerjinakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığınıkabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarındakamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğününtaşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçegösterilerek zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğu sonucunaulaşılmıştır. Mahkeme, bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki tespiterağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemi yönünden davayıreddetmiş ve söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
24. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı taşınmazıngerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde yerel mahkemenin Yargıtayiçtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ilesınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesininaçıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayın farklı durumların gözönündebulundurulmasını dışlayan katı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmazdeğerinin %7'sine tekabül eden zararlarının karşılanamadığını belirtmiş vebunun da kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifadeederek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).
25. Kutlu vediğerleri/Türkiye (B. No: 51861/11, 13/12/2016) kararında da,kamulaştırılan bir taşınmazın bilirkişi raporunda objektif değer artışının %40oranında belirtilmesine rağmen derece mahkemelerince %25 olarak belirlenmesimülkiyet hakkı bağlamında incelenmiştir. AİHM; derece mahkemelerinin bilirkişiraporundaki sonuçların gözardı edilmesinin nedenlerini somut ve yeterli gerekçelerleaçıklaması gerektiğini, somut olayda ise göz önünde bulundurulacak ölçütlerinbasit bir anlatımının, mahkemece değer düşüklüğü oranının %25 ilesınırlandırılmasına neden olan kriterlerin neden ve nasıl dikkate alındığıbelirtilmediği için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğinibelirtmiştir. AİHM; sonuç olarak, tazminat miktarının belirlenme şeklinin, sözkonusu miktarın maruz kalınan zarara makul bir şekilde uygun olduğunubelirtmeye imkân vermediği gerekçesiyle ölçülülük yönünden mülkiyet hakkınınihlal edildiğine karar vermiştir (Kutlu vediğerleri/Türkiye, §§ 62-76).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular, taşınmazın bulunduğu Çeltikbaşı köyündekidiğer taşınmazlara ilişkin benzer davalarda Yargıtayın yerleşik içtihadıdoğrultusunda kamulaştırma bedelinin hesabında kapitalizasyon faizinin %5olarak kabul edilmesine rağmen başvuru konusu dosyada %6 kabul edilmesindenyakınarak, ödenen tutarın kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedeliniyansıtmaktan uzak olduğunu belirtmiş ve adil yargılanma ile mülkiyet haklarınınve eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
28. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Kamulaştırma"kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudandoğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular mülkiyet hakkı ile birlikteadil yargılanma hakkı ve eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin de ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak başvurucuların şikâyetlerinin özününkamulaştırma bedelinin miktarına ilişkin olduğu gözetildiğinde şikâyetlerintümünün mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkinşikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığına ve başka bir kabul edilemezliknedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı ileMüdahalenin Varlığı ve Türü
32. Somut olayda başvurucuların taşınmazı kısmenkamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alanmülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.Başvurucuların taşınmazının mülkiyetinin kamulaştırma yoluyla Hazineye geçmişolmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesininçok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılmasımülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §32; AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
33. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
34. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 62).
i. Kanunilik
35. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'dadüzenlenmiştir. Somut olayda, başvurucuların taşınmazının Ilısu Barajı veHidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla idare kararıyla kamulaştırıldığıve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığıgörülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağınınbulunduğu anlaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
36. Somut olayda başvurucuların taşınmazı Ilısu Barajı veHidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Baraj vehidroelektrik santrali yapılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
37. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahaleninulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amacadaha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149,K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2016/16, K.2016/37,5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
38. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki müdahalelerde,hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gerekenadil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer birifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleylemalike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkınınsona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat taşınmazın gerçekbedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği durumlarda somutolayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucunaulaşılabilir (Cevat Aydın, B. No:2014/13886, 4/10/2017, § 59).
39. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konuolan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında birtaşınmazın herkes için geçerli, tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir birfiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır. Anayasa'nın koruması altındabulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan, kamulaştırılan veya üzerindeirtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin 2942 sayılı Kanun'a görebelirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydana gelen değer düşüklüğükarşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi ve ulaşılmak istenen kamuyararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 48).
40. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sonaerdirildiği hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılıkilkesinin gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektirenbir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzmanmahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki vegörevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibimülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda bedel veya değerdüşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de bulunmamaktadır. AnayasaMahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile ödenen bedel arasındakiilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, B. No:2014/1964, 23/2/2017, § 52).
41. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişilerarasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücüolduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının sözkonusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda sağlandığındansöz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu ile ilgili veyeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunlulukdavacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birliktemülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddiave itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerekkarşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz veGmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2015/12563,24/5/2018, § 53).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
42. Somut olayda taşınmazları kamulaştırılan başvurucularaödenmesi gereken tazminat miktarının tespitine yönelik olarak açılan davadaMahkemece taşınmazın gerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesiyaptırılmıştır. Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27/1/2014 tarihliraporda taşınmazın sulu tarla olduğu ve ilk yıl buğday ve silajlık mısır,ikinci yıl pamuk, üçüncü yıl mercimek ve bostan, dördüncü yıl ise dane mısırekildiği kabul edilmiş ve net gelir yöntemine göre kapitalizasyon faizi %6,objektif değer artış oranı ise %20 kabul edilerek kamulaştırma bedeli 2.970.050TL olarak tespit edilmiştir. Ancak Mahkemece acele kamulaştırma dosyasındayapılan 28/5/2012 tarihli keşifte fidan olmaması, 6/12/2013 tarihinde asıldosyada yapılan keşifte fidan olması ve bu tarihler arasında 4 yıl yerine 18 aybulunması sebebiyle bilirkişilerden alınan ek rapor da dikkate alınarakkamulaştırma bedeli 2.674.000 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece bu bedelehükmedilmiştir.
43. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırma değerini etkileyenkapitalizasyon faizi oranının %6 olarak dikkate alınmasından yakınmışlardır.
44. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f)bendinde araziler için kamulaştırma bedelinin taşınmazın kamulaştırmatarihindeki mevkii ile şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlindegetireceği net getiri esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Net geliryönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarım ürünlerinin ortalama verimmiktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptan kilogram satış fiyatlarıesas alınarak arazinin değerlendirme yılında bir dekarından elde edilecekgayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalama masraflar çıkarılarak netgelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllık ortalama fiyatları değil hasatdönemindeki fiyatları esas alınır (CevatAydın, § 57).
45. Taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar da değerinbelirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak sayılmasımümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve işkapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlıbölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilir (Cevat Aydın, § 59).
46. Olayda bilirkişi raporunda, kapitalizasyon faiz oranınıntespitinde, bölgede arazi satışlarındaki gerçek fiyatlar, arazi yatırımınınfaiz hadleri ortalaması, devlet tahvilleri faiz hadleri, Ziraat Bankasınınarazi için kabul etmiş olduğu ipotek faiz oranları, enflasyon ve paradeğerlerindeki dalgalanmalar, bölgenin iklim ve ekolojik koşullarının durumu,sosyo-ekonomik gelişmişlik derecesi gibi etkenlerin rol oynadığı açıklanmıştır.Ayrıca ülkemizde taşınmazların en büyük güvence olarak görüldüğü, küçük işletmesahiplerindeki toprak sevgisi ve bölgenin gelişmişlik durumu, tarımsalkredilerde uygulanan faiz oranları gibi unsurlar dikkate alınarak taşınmazınbulunduğu bölgede kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak tespit edildiğibelirtilmiştir.
47. Bilirkişi; uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukukibilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak,bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzmankişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişiraporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdiri bir delildenibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, rapordaaçıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olgularıgözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirirve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz veçelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Budurum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal birsonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hükümbilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamınagelir (Saadet Esin, B. No: 2014/18103,26/10/2017, § 46).
48. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlıkgerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığımeselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişiraporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir.Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamazbulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yöndeetkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiğidavalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değerkaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).
49. Taşınmazın değerini etkileyen kapitalizasyon faiz oranının hersomut taşınmaz yönünden yukarıdaki alıntılanan Yargıtay HGK kararlarıdoğrultusunda ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca Yargıtay HGK'nınbelirlemiş olduğu bu kriterler doğrultusunda her bölgenin somut özelliklerinegöre de kapitalizasyon faiz oranı değişebilmektedir. Nitekim başvuru konusutaşınmazın bulunduğu Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Çeltikbaşı köyündeki sulutarım arazileriyle ilgili yukarıda belirtilen Daire kararları ve başvuru formuekinde sunulan birçok Daire kararı birlikte değerlendirdiğinde kapitalizasyonfaiz oranının %5, hatta en son 12/6/2017 tarihli kararda %4 olarak uygulandığıanlaşılmaktadır (§§ 19-21).
50. Derece mahkemeleri, somut taşınmazla ilgili birdeğerlendirme yapmadan Dairenin yerleşik içtihadının aksine kapitalizasyon faizoranını %6 kabul ederek yapılan bilirkişi hesaplamasını hükme esas almıştır.Ancak derece mahkemelerinin kararlarında ve bu kararların dayandığı bilirkişiraporunda, aynı köydeki diğer taşınmazlar yönünden uygulanan %5 oranındaki kapitalizasyonfaizinin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden neden uygulanmadığını açıklayanherhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan taşınmazın gerçekdeğerinin ödenmesi bağlamında değerlendirildiğinde olayda belirtilen bedel ileyerleşik içtihada göre belirlenen faiz oranı esas alınarak belirlenecek bedelarasındaki farkın ciddi bir miktar olduğuna dikkat çekmek gerekir.Kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesinin Anayasa'nın 13., 35. ve46. maddelerinin gereği olduğu dikkate alınarak niçin önceki içtihattanayrılmak gerektiğinin somut bir biçimde açıklanması gerekir. Nitekim aynı köyleilgili olarak kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin çeşitli davalardaverilen kararlarda tespit edilen faiz oranından farklı bir oranın niçinbelirlenmiş olduğu da ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilmemiştir.
51. Sonuç olarak derece mahkemelerince anılan taşınmazınbulunduğu köye/bölgeye ilişkin Dairenin yerleşik içtihadının aksine tespitleriçeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına rağmen yerleşik içtihattanayrılmayı gerektiren somut bir gerekçe gösterilmemiştir. Bu nedenlekamulaştırma işlemi sonucu mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle malike yüklenenkülfet ile kamu yararı arasında makul bir dengenin kurulamadığı vebaşvuruculara yüklenen külfetin aşırı ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
54. Başvurucular, manevi tazminat ödenmesi ve yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
55. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasaldüzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlaliortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireyselbaşvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle AnayasaMahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararıverildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir. (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66-67).
58. Kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin kararda yeterligerekçe gösterilmemesi nedeniyle başvurucuların mülkiyet hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır (§§ 51-52). Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
59. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
60. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2013/485) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 5. Hukuk DairesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.