TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET KAYGISIZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/5740)
Karar Tarihi: 10/3/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucular
:
1. Ahmet KAYGISIZ
2. Hüseyin GÜRSOY
3. Kenan KAYGISIZ
Vekili
:
Av. Mehmet Erol ALSAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurularKomisyonlara sunulmuştur.
3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaralarıbelirtilen başvuru dosyalarının 2017/5740 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.Başvurucular, bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle İdareye (Belediye veyaBakanlık) başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememişlerdir.
9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmetialanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle İdare aleyhinetam yargı davası açmışlardır.
10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında kararverilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda, 20/8/2016 tarihli ve 6745sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihlive 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiğivurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmîkurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllıksürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararıkesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
11. Kararlar istinaf veya temyiz aşamalarında derdesttir.
12. Başvurucular 6/2/2017 ve 9/6/2017 tarihlerinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat Hükümleri
13. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılıkhali" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
"Belediyeler; imar planlarının yürürlüğegirmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imarprogramlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasındailgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzereMeclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabuledildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarınatahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imarprogramları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsisedilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içindekamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllıkbütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılanyerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkullerkamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceyekadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devameder."
14. 3194 sayılı Kanun'un“İmarplanlarında umumi hizmetlere ayrılan yerler" kenar başlıklı 13.maddesi şöyledir:
"(Birinci fıkra iptal: Ana.Mah.nin29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
İmar programına alınan alanlarda kamulaştırmayapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesi durdurulur. Kamulaştırmanın yapılmasıhalinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olanemlak vergisi, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenir. Birinci fıkradayazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ilekamulaştırmayı gerektirmeyen bir maksada ayrılması halinde ise durdurmatarihinden itibaren geçen sürenin emlak vergisini mal sahibi öder.
(Üçüncü fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)
Onaylanmış imar planlarında, birinci fıkradayazılı yerlerdeki arsa ve arazilerin, bu Kanunda öngörülen düzenleme ortaklıkpayı oranı üzerindeki miktarlarının mal sahiplerince ilgili idarelere bedelsizolarak terk edilmesi halinde bu terk işlemlerinden ayrıca emlak alım ve satımvergisi alınmaz."
15. 2942 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'un 33. maddesi ileeklenen ek 1. madde şöyledir:
"Uygulama imar planlarında umumihizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özünedokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulamaimar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imarprogramları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkınıkullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planıdeğişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerinyapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumluidare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlindetaşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindekideğeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesiyapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen elkonulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir vetaşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkındaaçılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü,yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyendavalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlarhakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkrahükümleri uygulanır.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizincifıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dörtolarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıranbu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacaködemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarakayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda vegeçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır."
16. 2942 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesi ileeklenen geçici 11. madde şöyledir:
"Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birincifıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten öncetasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre,bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasıhükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkındada uygulanır."
B. Yargı Kararları
17. Anayasa Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun'un geçici 11.maddesinin iptaline ilişkin 28/3/2018 tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılıkararının ilgili kısımları şöyledir:
"21. İtiraz konusu kuralla mülkiyethakkına yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığı da incelenmelidir. Bubağlamda imar uygulamalarında kamulaştırma yapılmadan da ilgili kamu yararıamacının gerçekleştirilmesi için kişilerin ve kamunun taşınmazlarının bedelsizolarak devrine ilişkin hükümlerin varlığı dikkate alınmalıdır. Dolayısıylaöncelikle kanun koyucu tarafından belirlenen araçları dikkate alarak kamuhizmeti alanına ayrılan yerlerin belirleneceği, ancak bu alanların yeterliolmaması durumunda ise bazı taşınmazların temininin ancak kamulaştırma yoluylasağlanabileceği anlaşılmaktadır. Özel mülkiyette bulunan taşınmazların imaruygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmaklabirlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.
22. Diğer taraftan imar uygulamalarının genişalanları kapsaması nedeniyle ve bütçeye yeterli ödeneğin konulması amacıylakanun koyucu kamulaştırma sürecinin beş yıllık süre içinde tamamlanmasınıöngörmüştür. Mülkiyetin kamu yararına kontrolüne ilişkin söz konusu müdahalelerbakımından kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisiçerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönündenbelirtilen fiilî ve hukuki engeller sebebiyle malikin makul ve belirli bir süreboyunca bu kısıtlamalara katlanması beklenebilir. Ancak bu sürenin uzamasıhâlinde söz konusu kısıtlamalar, taşınmaz malikine yüklenen külfetiağırlaştıracağı gibi kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak malikinzararını karşılayabilecek herhangi bir giderim imkânının getirilmemesi demalike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olacaktır.
23. İtiraz konusu kuralda, imar uygulamasıylagetirilen kısıtlılık yönünden öngörülen beş yıllık sürenin maddenin yürürlüktarihinden itibaren yeniden başlaması hüküm altına alınmaktadır. Başka birifadeyle mülkiyet hakkından dilediği gibi tasarruf edebilmesi veyararlanabilmesi kısıtlanan malikin kamulaştırma bedeline kavuşabilmesi veyasöz konusu kısıtlılık halinin kaldırılarak mülkiyet hakkından yararlanabilmesiiçin geçmesi gereken beş yıllık sürenin yeniden başlaması söz konusuolmaktadır. Kanun koyucu bu süre nedeniyle malikin uğradığı zararları telafietmeye veya gidermeye yönelik herhangi bir düzenleme ise getirmemiştir. Üstelikbu kısıtlılık nedeniyle açılacak davalarda taşınmazı kullanamamaktan doğanzararların istenebileceği yönünde bir düzenleme mevcut olmadığı gibi itirazkonusu kural, yürürlük tarihinden önceki kısıtlılık sürelerinin de dikkatealınmamasına yol açmaktadır. Bu durum ise malike aşırı bir külfet yüklemekte vekamu yararı ile malikin mülkiyetin hakkı arasında gözetilmesi gereken adildengeyi malik aleyhine bozmaktadır.
24. Dolayısıyla imar uygulaması sonucutaşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi suretiyle getirilen kısıtlamalarınKanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden başlamasına yol açanitiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahale orantılı değildir.
25. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13.ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın2., 5., 9. ve 36. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
...
28. 2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddeninbirinci fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle itiraz konusu ikinci fıkranınuygulanma olanağı kalmamıştır. Bu nedenle itiraz konusu kural 6216 sayılıKanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş veAnayasa'ya uygunluk denetimi yapılmasına gerekgörülmemiştir."
18. Danıştay Altıncı Dairesinin 10/4/2014 tarihli veE.2011/5403, K.2014/3033 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...Kamu yararının gerekleri ile mülkiyethakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin bozulduğundan ve mülkiyethakkının kullanımının belirsizliğe itildiğinden sözedilebilmesi için, imarplanının onaylanmasından sonra kamulaştırmanın ne kadar zaman içinde yapılmasıgerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir.
Bugün itibarıyla, mevzuatta bu konuyudüzenleyen açık bir düzenleme yer almamaktadır.
3194 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin, AnayasaMahkemesinin 29.12.1999 tarihli, K:1999/51 sayılı kararıyla iptal edilen 3.fıkrasında, imar planının onaylanmasından itibaren, beş yıl sonra müracaatedildiğinde, umumi hizmetlere ayrılan alanlarda, hizmet ile ilgili yapılarınyapımından vazgeçildiğine dair görüş alınması şartıyla, taşınmaz maliklerinebazı haklar tanınmıştır.
Diğer yandan, 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun 23. maddesinde, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihindenitibaren beş yıl içinde,kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaması veyakamu yararına yönelik bir ihiyaca tahsis edilmeyerektaşınmaz malın olduğu gibibırakılması şartıyla malike taşınmazını geri alma hakkı öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere, yasa koyucu, mülkiyet hakkınıilgilendiren konularda, idarenin beş yıl boyuncahareketsiz kalmasını, maliklerlehine bazı haklar doğması bakımından yeterli görmüştür.
Yasa koyucunun bu eğiliminin, uyuşmazlıkkonusu olayda da kıyasen uygulanması hukuka ve hakkaniyete uygun olacağından,imar planlarının onaylanmasından itibaren beş yıl geçmesine karşın, ilgiliidarelerce kamunun kullanımına ayrılan taşınmazların kamulaştırılmamasıdurumunda, mülkiyet hakkının kullanımının belirsizliğe itildiğini, dolayısıyla,kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adildengenin bozulduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Bu kapsamda uyuşmazlık konusu olayda dadavacıların taşınmazlarının 2008 yılından itibaren imar planlarındaağaçlandırılacak alan olarak ayrıldığı dikkate alındığında, söz konusu beşyıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacıların başvurusu üzerine3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle malikioldukları taşınmazın davalı belediyece imar programına alınması, bu programdahilinde geciktirilmeksizin kamulaştırılması gerektiğinden, davacılarınkamulaştırma istemlerinin reddedilmesi yolunda tesis edilen işlemde hukukauyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..."
19. Danıştay Altıncı Dairesinin 6/12/2018 tarihli veE.2017/2384, K.2018/10135 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...Bu Kanunun ek 1 inci maddesininüçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava vetakipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almış, anılan maddeAnayasaMahkemesinin 28/03/2018 tarihli, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla iptaledilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davanın reddi yolundakiilk mahkeme kararının, Dairemizin anılan kararıyla, davacıya ait taşınmazın15/02/1993 tarihli, 8 sayılı revizyon imar planında park alanında kaldığı,planın yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen davalı idarecetaşınmazın imar programına alınmadığı ve bunun sonucu olarakkamulaştırılmadığı, taşınmazın imar programına henüz alınmaması nedeniyle,davacının mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlandığı,mülkiyet hakkının özünü zedeleyen uygulamaların İmar Kanununun 10. maddesineaçıkça aykırı olduğu hususu gözönüne alındığında, davacının 16.07.2007 günündedavalı idareye başvurusu üzerine İmar Kanununun 10. maddesi hükmü uygulanmaksuretiyle söz konusu taşınmazın imar programına alınması gerektiği gerekçesiylebozulduğu, bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince, Geçici 11. madde uyarıncakarar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkeme kararının gerekçesinioluşturan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesitarafından iptal edilmiş olması karşısında, Dairemizin bozma kararında yer alangerekçeler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte taraftan, davacıya ait taşınmazı kapsayanuygulama ve nazım imar planlarının yargı kararıyla iptal edildiği görülmekteolup taşınmazın bulunduğu alanın plansız kalıp kalmadığı, yeni plan yapılmışise taşınmaz üzerindeki kısıtlılık halinin devam edip etmediği hususunun dadeğerlendirilmesi gerekmektedir...."
20. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin10/5/2019 tarihli ve E.2019/840, K.2019/755 sayılı kararının ilgili kısımlarışöyledir:
"...Öte yandan Ankara Bölge İdareMahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 13/02/2018 gün ve E:2017/3585, K:2018/247sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın 'Küçük Sanayi Alanı' ve 'ResmiKurum' alanı kullanımında kaldığı anlaşıldığından Yenimahalle BelediyeBaşkanlığı da husumete alınarak dosyanın tekemmülü sağlanmak suretiyle yenidenbir karar verilmesi gerekmektedir.'' gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararıkaldırılıp, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesinegönderilmesine karar verildiği, Ankara 1. İdare Mahkemesi 20/11/2018 günlü,E:2018/1273, K:2018/2573 sayılı kararıyla kaldırma kararının gerekçesinigözetmeden sadece Yenimahalle Belediye Başkanlığını da davalı konuma alarak,aynı kararı verdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 45. maddesinde Bölge İdare Mahkemesi kararlarının kesin olduğu vekaldırma kararı doğrultusunda karar verileceğinin öngörülmesine ve İdareMahkemesince karar verildiği tarihten önce Anayasa Mahkemesi'nin 28/03/2018günlü, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanununa 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 34. maddesiyleeklenen geçici 11. maddenin iptal edilmesine rağmen İdare Mahkemesince AnkaraBölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin kaldırma kararına uyulmayarak vegeçici 11. maddenin iptal edildiği gözetilmeyerek yeniden aynı gerekçeyleverilen kararda hukuki isabet görülmemiştir..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucular; taşınmazlarının imar planında kamu hizmetialanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahalesebebiyle taşınmazlarını diledikleri gibi kullanamadıklarını belirtmişlerdir.Başvurucular, taşınmazlarının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlalineyol açtığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecindeyapılan yasal değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanmahakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
23. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adilyargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün de ihlal edildiğiniileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yolaçabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafındantemellendirilmemiştir.
25. Diğer taraftan başvurucunun asıl şikâyetinin imaruygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduğutaşınmazdan dilediği gibi yararlanamadığına, taşınmazı kullanamadığına ve onutasarruf edemediğine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun belirtilenşikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir.
27. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçtedava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
28. Başvuruculara ait taşınmazlar muhtelif tarihlerde imarplanlarında yapılan değişikliklerle kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.Başvurucular, imar kısıtlılığı nedeniyle uzun yıllar taşınmazlarınıkullanamadıklarından ve buna rağmen kamulaştırma talebinin İdare tarafındankabul edilmediğinden yakınmaktadır. Gerçekten de başvurucuların kamulaştırmatalebi İdare tarafından reddedilmiş, başvurucuların İdare aleyhine açtığı tamyargı davaları da sonuçsuz kalmıştır. Derece mahkemeleri 2942 sayılı Kanun'aeklenen geçici 11. madde gereğince ek 1. madde kapsamında kalan ve bu Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar hakkındada idareye tanınan beş yıllık sürenin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren başlayacağını belirterek davanın esası hakkında karar verilmesine yerolmadığına karar vermiştir.
29. Bilindiği üzere 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 2942sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinde, ek 1. madde kapsamında kalan ve bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanantaşınmazlar bakımından da söz konusu beş yıllık sürenin bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Ancak bu madde hükmü,malike aşırı bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile malikin mülkiyetin hakkıarasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozduğu gerekçesiyleAnayasa Mahkemesince bireysel başvurunun devamı sırasında 28/3/2018 tarihindeiptal edilmiştir.
30. 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddenin yürürlüğegirmesinden önceki yerleşik Danıştay içtihadında, imar planlarınınonaylanmasından itibaren beş yıllık süre geçmesine rağmen ilgili idarelerceimar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların kamulaştırılmamasınınmülkiyet hakkının kullanımında belirsizliğe yol açtığı kabul edilmiştir.Danıştayın bu içtihadını anılan Kanun maddesinin iptaline ilişkin AnayasaMahkemesinin 28/3/2018 tarihli kararından sonra da sürdürdüğü anlaşılmaktadır.Gerek Danıştayın gerekse de İstinaf Mahkemelerinin 2942 sayılı Kanun'un geçici11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasını gözeterekilk derece mahkemelerince verilen kararları esas incelemesi yapılmak üzerebozdukları görülmektedir (bkz. §§ 18-20).
31. Somut olayda ise başvurucular ilk derece mahkemelerinceverilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararların istinaf ve temyizaşamasında onandığını ve bu nedenle etkin hukuki koruma sağlamadığınıbelirterek bireysel başvuru konusu yargılamalar devam ederken başvurudabulunmuşlardır.
32. Ancak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara dayanakolan Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve bu hususunDanıştay ve istinaf mahkemelerince gözetilerek hüküm tesis edildiği dikkatealınmalıdır. Buna göre başvurucular iddialarını dile getirdikleri istinaf veyatemyiz kanun yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
35. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir.
36. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi yada icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
37. Ferat Yüksel(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararındaAnayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargıkararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarakTazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 27-36).
38. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.